Blog / Borçlar Hukuku
Adi Ortaklık Sözleşmesi Nedir? Ortakların Hak ve Borçları
· ≈6 dk okuma · Borçlar Hukuku
Tüzel kişiliği olmayan adi ortaklıkta ortakların katılım payı, yönetim yetkisi, üçüncü kişilere karşı sorumluluk ve tasfiye süreci.
İki veya daha fazla kişinin, ayrı bir şirket kurmadan, ortak bir amaç etrafında emek ve/veya malını birleştirmesi hâlinde adi ortaklık ilişkisi doğar. Ortak bir iş için bir araya gelen serbest meslek sahipleri, geçici bir proje için güçlerini birleştiren girişimciler veya belirli bir işi birlikte yürüten esnaf, çoğu zaman farkında olmadan adi ortaklık kurar.
TBK m. 620 uyarınca adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve/veya mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Adi ortaklık, ticaret şirketlerinden farklı olarak tüzel kişilik kazanmaz; bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş şirket türlerinin ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa adi ortaklık hükümlerine tabi olur. Bu yazıda adi ortaklığın unsurları, ortakların hak ve borçları ile sona erme süreci ele alınmaktadır.
i. Adi Ortaklığın Unsurları Nelerdir?
Adi ortaklığın kurulabilmesi için üç unsur bir arada bulunmalıdır:
- Birden fazla ortak: En az iki kişinin bir araya gelmesi,
- Ortak amaç: Ortakların, kâr elde etmek gibi ekonomik veya başka bir ortak hedefe yönelmesi,
- Katılım payı: Her ortağın emek, para, mal veya bilgi gibi bir katkıyı ortaklığa taahhüt etmesi.
Adi ortaklık, tüzel kişiliği olmadığından kendi adına malvarlığı edinemez; ortaklık malvarlığı, ortakların elbirliği (iştirak) mülkiyeti altındaki ortak malvarlığı olarak nitelendirilir.
ii. Adi Ortaklık Hangi Şekilde Kurulur?
Adi ortaklık sözleşmesi kural olarak herhangi bir şekle tabi değildir; sözlü anlaşmayla, hatta ortakların fiilen birlikte hareket etmesiyle (zımnen) dahi kurulabilir. Ancak yazılı bir sözleşme bulunmaması, uygulamada en sık karşılaşılan sorunu doğurur: katkı payının miktarı, kâr/zarar paylaşım oranı ve yönetim yetkisi belirsiz kalır.
Bu nedenle, özellikle ticari nitelikte adi ortaklıklarda:
- katkı paylarının (emek, sermaye, malvarlığı) açıkça belirlenmesi,
- kâr ve zarar paylaşım oranının yazılı olarak kararlaştırılması,
- yönetim yetkisinin kimde olacağının netleştirilmesi,
- ortaklığın süresi ve sona erme koşullarının belirlenmesi
büyük önem taşır.
iii. Ortakların Katılım Payı Yükümlülüğü Nedir?
Her ortak, sözleşmede kararlaştırılan katkıyı (para, mal, emek, bilgi, itibar) ortaklığa getirmekle yükümlüdür. Katkı payının niteliği ve miktarı belirsizse, ortakların eşit katkıda bulunmuş sayılıp sayılmayacağı sözleşmenin yorumuna göre belirlenir. Katkı payını yerine getirmeyen ortak, diğer ortaklara karşı sorumlu tutulabilir.
iv. Kâr ve Zarara Katılım Nasıl Belirlenir?
Taraflar, kâr ve zarara katılım oranını serbestçe kararlaştırabilir. Sözleşmede bir düzenleme yoksa, kural olarak her ortağın katkısının değeri ve niteliğine bakılmaksızın kâr ve zarara eşit oranda katılacağı kabul edilir; ancak emek katkısı sağlayan ortağın zarara katılıp katılmayacağı somut sözleşme hükümlerine göre ayrıca değerlendirilebilir.
Bir ortağın kârdan tamamen mahrum bırakılması geçerli bir düzenleme olmayabilir; ortaklığın amacına aykırı, ortaklardan birini tamamen dışlayan kayıtlar iyi niyet ve dürüstlük kuralı çerçevesinde denetlenir.
v. Yönetim Yetkisi Kimdedir?
Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, adi ortaklığın yönetimi tüm ortaklara birlikte aittir; önemli kararlar oy birliğiyle alınır. Ancak taraflar, yönetimi bir veya birkaç ortağa bırakabilir. Yönetici ortak, diğer ortakların menfaatlerini gözeterek hareket etmekle yükümlüdür; yetkisini aşan veya kötüye kullanan yönetici ortak, doğan zarardan sorumlu tutulabilir.
vi. Ortaklar Üçüncü Kişilere Karşı Nasıl Sorumludur?
Adi ortaklık tüzel kişiliğe sahip olmadığından, ortaklık adına yapılan işlemlerden kural olarak işlemi yapan ortak sorumlu olur; ancak diğer ortaklar adına da yetkiyle hareket edilmişse, o ortaklar da bu işlemden sorumlu tutulabilir. Uygulamada üçüncü kişilerle yapılan sözleşmelerde ortakların müteselsilen sorumlu tutulup tutulmayacağı, sözleşmenin kuruluş şekline ve temsile ilişkin düzenlemelere göre değerlendirilir.
Bu belirsizlik, adi ortaklıkla iş yapan üçüncü kişiler için de risk oluşturur; bu nedenle sözleşme yapılırken hangi ortağın veya ortakların ortaklık adına yetkili olduğunun açıkça belirlenmesi önemlidir.
vii. Bir Ortağın Ayrılması veya Değişmesi Ne Sonuç Doğurur?
Adi ortaklık, kural olarak kurulduğu ortak kadroya bağlı, kişisel nitelikli bir ilişkidir. Bir ortağın ölümü, iflası veya ortaklıktan haklı sebeple çıkarılması gibi durumlar, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça ortaklığın sona ermesine yol açabilir. Taraflar, sözleşmede bu tür durumlarda ortaklığın kalan ortaklarla devam edeceğini kararlaştırabilir.
viii. Adi Ortaklık Ne Zaman ve Nasıl Sona Erer?
Adi ortaklık;
- kararlaştırılan amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,
- kararlaştırılan sürenin dolmasıyla,
- ortakların oy birliğiyle sona erdirme kararı almasıyla,
- bir ortağın haklı sebeple fesih bildiriminde bulunmasıyla,
- ortaklardan birinin ölümü, iflası veya kısıtlanmasıyla (sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça)
sona erebilir. Sona erme üzerine tasfiye süreci başlar: Ortaklık borçları ödenir, ortakların katkı payları iade edilir ve kalan tutar kâr/zarar paylaşım oranına göre ortaklar arasında paylaştırılır.
ix. Zamanaşımı Süresi Nedir?
Ortaklar arası hesaplaşma ve tasfiyeden doğan alacaklar için kanunda özel bir kısa süre öngörülmediği ölçüde genel zamanaşımı kuralları uygulanır. Sürenin başlangıcı, tasfiyenin tamamlandığı veya alacağın muaccel hâle geldiği tarihtir.
x. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Adi ortaklıktan doğan uyuşmazlıklarda görev, ortaklığın faaliyet konusuna göre belirlenir. Ortaklığın yürüttüğü faaliyet ticari iş niteliğindeyse asliye ticaret mahkemesi, bunun dışında kalan hâllerde asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.
xi. İspat Yükü ve Deliller
Ortaklığın varlığını ileri süren taraf, ortak amacın ve katkı paylarının varlığını ispatlamalıdır. Başlıca deliller:
- yazılı ortaklık sözleşmesi (varsa),
- katkı paylarını gösteren banka kayıtları, faturalar,
- ortaklar arası yazışmalar,
- üçüncü kişilerle yapılan sözleşmeler ve bunlardaki imzalar,
- ortaklık hesaplarına ilişkin defter ve kayıtlar,
- tanık beyanları (özellikle sözlü kurulan ortaklıklarda).
xii. Adi Ortaklık ile Ticaret Şirketleri Arasındaki Temel Farklar
Adi ortaklık, anonim veya limited şirket gibi ticaret şirketlerinden köklü biçimde ayrılır. Ticaret şirketleri tüzel kişilik kazanır, kendi adına malvarlığı edinebilir ve ortaklarından bağımsız bir hukuki varlık olarak işlem yapabilir; ortakların sorumluluğu da genellikle sermaye payıyla sınırlıdır. Adi ortaklıkta ise böyle bir ayrım yoktur; ortaklık malvarlığı ortakların elbirliği mülkiyetindedir ve ortakların sorumluluğu çoğu zaman şahsi malvarlığına kadar uzanabilir. Bu nedenle, önemli ölçekli veya uzun süreli iş birliklerinde tarafların, adi ortaklık yerine bir ticaret şirketi kurmayı değerlendirmesi tavsiye edilir.
xiii. Vergi ve Muhasebe Boyutu
Adi ortaklık, tüzel kişiliği bulunmasa da vergi mevzuatı bakımından belirli yükümlülüklere tabi olabilir; ortaklığın faaliyetinden doğan kazanç, ortakların hisselerine göre kendilerine dağıtılmış sayılır ve her ortak kendi payı üzerinden vergilendirilir. Ortaklığın defter tutma, fatura düzenleme ve beyanname verme yükümlülükleri, yürütülen faaliyetin niteliğine göre değişir. Bu yükümlülüklerin ortaklık sözleşmesinde kimin tarafından yerine getirileceğinin baştan netleştirilmesi, ortaklar arası uyuşmazlıkları azaltır.
xiv. Sık Yapılan Hatalar
- Ortaklık sözleşmesini yazılı yapmadan iş birliğine başlamak,
- Katkı payı ve kâr/zarar paylaşım oranını belirsiz bırakmak,
- Yönetim yetkisinin kimde olduğunu netleştirmemek,
- Ortaklığın tüzel kişiliği olmadığını unutup ortaklık adına açılan hesap veya yapılan işlemlerde sorumluluğun kimde olduğunu belirsiz bırakmak,
- Bir ortağın ayrılması hâlinde ortaklığın akıbetini sözleşmede düzenlememek.
xv. Hukuki Değerlendirme
Adi ortaklık, esnek ve şekle bağlı olmayan bir iş birliği modeli sunmakla birlikte, tüzel kişiliğin bulunmaması nedeniyle sorumluluk ve tasfiye konularında ciddi belirsizlikler doğurabilir. Katkı payı, yönetim yetkisi ve sona erme koşullarının yazılı sözleşmeyle önceden netleştirilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları büyük ölçüde önler. Adi ortaklık sözleşmelerinin hazırlanması veya tasfiyesi konusunda Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Evet, adi ortaklık şekle tabi değildir; ortak amaç ve katkı payı unsurları fiilen gerçekleşiyorsa adi ortaklık kurulmuş sayılabilir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
İlgili mevzuat
TBK m. 620
Bu yazı Borçlar Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
Borçlar Hukuku — İlgili Yazılar
- Simsarlık (Tellallık) Sözleşmesi Nedir? Ücret Hakkı
- Bağlanma Parası ve Cayma Parası Arasındaki Farklar
- Vedia (Saklama) Sözleşmesi Nedir? Saklayanın Sorumluluğu
- Ariyet (Kullanım Ödüncü) Sözleşmesi Nedir? Tarafların Yükümlülükleri
- Yenileme (Tecdit) Sözleşmesi Nedir? Eski Borcun Sona Ermesi
- Ön Sözleşme (Sözleşme Yapma Vaadi) Nedir? Bağlayıcılığı