İçeriğe geç

Blog / Fikrî ve Sınaî Mülkiyet Hukuku

Ticaret Unvanı ile Marka Çatışması: Hangi Hak Önce Gelir?

· ≈6 dk okuma · Fikrî ve Sınaî Mülkiyet Hukuku

Ticaret sicilinde tescilli bir unvan ile tescilli veya tescilsiz bir markanın çakışması hâlinde önceliğin nasıl belirlendiği ve haksız rekabet hükümlerinin nasıl uygulandığı açıklanmaktadır.

Ticaret hayatında bir işletmenin ticaret unvanı ile piyasada kullandığı marka çoğu zaman aynı veya benzer kelimeden oluşur. Uygulamada sıkça karşılaşılan bir yanılgı, ticaret sicilinde unvanın tescilli olmasının kendiliğinden marka koruması sağladığı düşüncesidir. Oysa ticaret unvanı ile marka, farklı sicillerde tutulan, farklı işlevlere sahip ve farklı kanunlarla düzenlenen iki ayrı haktır.

Bu iki hakkın çakışması, özellikle aynı sektörde faaliyet gösteren iki işletmenin benzer isimler kullanması, bir tarafın unvanını marka olarak tescil ettirmesi veya bir markanın başka bir kişi tarafından unvan olarak kullanılması durumlarında ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir.

i. Ticaret Unvanı ile Marka Arasındaki Temel Farklar

Ticaret unvanı, tacirin ticari faaliyetini yürütürken kullandığı, ticaret siciline tescille kazanılan ve tacirin kimliğini belirten addır. Marka ise bir işletmenin mal veya hizmetlerini başka işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işarettir ve Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilir.

Temel farklar şöyle özetlenebilir:

  • ticaret unvanı işletmeyi, marka ise mal veya hizmeti tanıtır,
  • unvan ticaret sicilinde, marka TÜRKPATENT sicilinde tescil edilir,
  • unvanın korunması TTK hükümlerine, markanın korunması SMK hükümlerine dayanır,
  • unvan işletme il sınırları esas alınarak korunurken markanın koruması ülke geneline yayılır,
  • unvan işletmenin devri veya nevi değişikliğiyle değişebilirken marka bağımsız olarak devredilebilir.

ii. Ticaret Unvanının Tescili Marka Hakkı Doğurur mu?

Hayır. Ticaret siciline unvan olarak tescil edilmiş bir ibare, kendiliğinden marka koruması sağlamaz. Bir işletme, unvanını yıllardır kullanıyor olsa bile, bu ibareyi ayrıca marka olarak tescil ettirmediği sürece SMK’nın sağladığı münhasır marka hakkından yararlanamaz.

Bu durum uygulamada sıkça sürprizlere yol açar: yıllardır aynı unvanla faaliyet gösteren bir işletme, aynı ibareyi başka bir kişinin marka olarak tescil ettirdiğini ve kendisine karşı marka hakkına tecavüz iddiasında bulunulduğunu fark edebilir.

iii. Önceki Ticaret Unvanı Sonraki Marka Başvurusuna Engel Olabilir mi?

Ticaret unvanının kullanımı, belirli koşullarla sonraki bir marka başvurusuna itiraz veya hükümsüzlük davasında dayanak oluşturabilir. Bunun için unvanın; markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle ilgili faaliyette fiilen ve ciddi biçimde kullanılmış olması, sonraki başvurudan önce bu kullanımın gerçekleşmiş olması ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğurması gerekir.

Yalnızca ticaret siciline unvan olarak kayıtlı olmak, fiilen kullanılmayan veya sınırlı bir bölgede faaliyet gösteren bir unvanın her marka başvurusuna karşı ileri sürülebileceği anlamına gelmez. Somut kullanımın kapsamı, süresi ve coğrafi alanı ayrıca incelenmelidir.

iv. Marka Sahibi, Benzer Ticaret Unvanına Karşı Ne Yapabilir?

Tescilli marka sahibi, kendi markasıyla karıştırılabilecek bir ibarenin başkası tarafından ticaret unvanı olarak kullanılmasını, belirli koşullarla engelleyebilir. SMK m. 7 uyarınca marka sahibi, izni olmaksızın işaretin ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılmasını önleme yetkisine sahip olabilir; ancak bu yetkinin kapsamı, unvanın kullanım biçimine ve karıştırılma ihtimaline göre değerlendirilir.

Bu durumda marka sahibi hem SMK’ya dayalı tecavüz iddiasını hem de haksız rekabet hükümlerine dayalı talebini birlikte ileri sürebilir.

v. Haksız Rekabet Hükümlerinin Rolü

Ticaret unvanı ile marka çatışması, çoğu zaman yalnızca marka hukuku çerçevesinde değil, aynı zamanda TTK’daki haksız rekabet hükümleri çerçevesinde de değerlendirilir. TTK m. 54 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı, yanıltıcı veya başkalarının emeğinden haksız yararlanma niteliğindeki davranışlar haksız rekabet sayılır. TTK m. 52 ise ticaret unvanına tecavüz hâlinde açılabilecek dava türlerini düzenler.

Bir işletmenin bilerek başkasının bilinen unvanına veya markasına yakın bir isim seçmesi, hem marka hukuku hem de haksız rekabet hükümleri bakımından ayrı ayrı değerlendirilebilir; taraflar aynı olaya dayanarak her iki hukuki dayanağı birlikte ileri sürebilir.

vi. Aynı Sektörde Benzer İsimli İki İşletme Varsa Ne Olur?

Uygulamada farklı şehirlerde, birbirinden habersiz kurulmuş ve benzer isim taşıyan işletmelere sıkça rastlanır. Bu durumda öncelik değerlendirmesi şu unsurlara göre yapılır:

  • hangi tarafın işareti önce ve fiilen ticari hayatta kullanmaya başladığı,
  • hangi tarafın markasını önce tescil ettirdiği,
  • iki tarafın faaliyet alanı ve coğrafi kapsamının örtüşüp örtüşmediği,
  • tüketici nezdinde fiilen karıştırılma yaşanıp yaşanmadığı.

Bu tür uyuşmazlıklarda çoğu zaman taraflardan biri unvanını değiştirmek zorunda kalmadan, yalnızca marka olarak kullanımını sınırlandırmak veya ek ayırt edici unsur eklemek yoluyla çözüme ulaşılabilir.

vii. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Marka hakkına dayalı tecavüz ve hükümsüzlük davaları fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemelerinde; salt ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabete dayalı davalar ise asliye ticaret mahkemelerinde görülür. Aynı olaydan doğan talepler birlikte ileri sürülüyorsa, görev ve yetki kuralları dava dilekçesindeki talep ve dayanaklara göre ayrıca değerlendirilmelidir.

viii. Zamanaşımı

Marka hakkına tecavüze dayalı tazminat talepleri, haksız fiil zamanaşımı kurallarına tabi olabilir. Haksız rekabete dayalı taleplerde ise TTK’daki özel zamanaşımı süreleri dikkate alınır. Sürenin başlangıcı, ihlalin öğrenildiği veya gerçekleştiği tarihe göre belirlenir; bu nedenle somut olayda hangi sürenin uygulanacağı ayrıca incelenmelidir.

ix. Ticaret Unvanının Değiştirilmesi Sürecinde Dikkat Edilecekler

Mahkeme, somut olayda marka hakkına tecavüz veya haksız rekabetin varlığına karar verirse, ticaret unvanının kullanımının sınırlandırılmasına ya da unvanın değiştirilmesine hükmedebilir. Bu durumda işletme, yalnızca tabelasını değiştirmekle kalmaz; ticaret siciline yeni unvanın tescili, faturalarda, sözleşmelerde, internet sitesinde ve tüm ticari evrakta unvan değişikliğinin yansıtılması, vergi dairesi ve ilgili kurumlara bildirim yapılması gibi idari süreçleri de yürütmek zorunda kalabilir. Bu maliyet ve operasyonel yük, uyuşmazlığın erken aşamada, dava açılmadan önce çözülmesinin önemini artırır.

x. Franchise ve Bayilik Ağlarında Unvan-Marka Uyumu

Franchise sistemleri ve bayilik ağlarında, her bayinin kendi ticaret unvanını farklı biçimde tescil ettirmesi, marka ile unvan arasında uyumsuzluğa yol açabilir. Franchise veren şirketin, bayilerinin ticaret unvanlarında kendi markasını belirli bir formatta kullanmasını sözleşmeyle düzenlemesi; bayilik ilişkisi sona erdiğinde unvanın ve tabelanın nasıl değiştirileceğini önceden kararlaştırması önerilir. Bu tür bir düzenleme yapılmadığında, ilişki sona erdikten sonra eski bayinin markayı andıran bir unvanla faaliyetine devam etmesi, marka sahibi için ayrı bir dava konusu hâline gelebilir.

xi. Ek Ayırt Edici Unsur Ekleyerek Uzlaşma Yolu

Uygulamada birçok unvan-marka uyuşmazlığı, tarafların işaretlerine ek ayırt edici unsurlar (bölge adı, kurucu ismi, farklı bir logo veya renk kombinasyonu gibi) ekleyerek bir arada var olmayı kabul etmesiyle mahkeme dışı çözülür. Bu tür bir uzlaşma, her iki tarafın da yıllardır oluşturduğu ticari itibarı korumasına imkân tanırken, uzun ve maliyetli bir yargılama sürecinden kaçınılmasını sağlar. Uzlaşma sağlanamadığı durumlarda dahi mahkeme, taraflardan birinin unvanını tamamen değiştirmesi yerine, kullanımını belirli bir bölge, sektör veya ek unsurla sınırlandırma gibi orantılı çözümlere de hükmedebilir.

xii. Sık Yapılan Hatalar

  • Ticaret unvanının tescilinin otomatik olarak marka koruması sağladığını düşünmek,
  • unvanı fiilen kullanmadan yalnızca sicile kayıtlı olmanın yeterli olduğunu varsaymak,
  • yeni bir işletme kurarken benzer isimlerin marka sicilinde araştırmasını yapmamak,
  • unvan ile marka arasındaki uyuşmazlıkta yalnızca bir hukuki dayanağa yönelip diğerini gözden kaçırmak,
  • karıştırılma ihtimalini somut delillerle değil varsayımla ispatlamaya çalışmak.

xiii. Hukuki Değerlendirme

Ticaret unvanı ile marka arasındaki ilişki, birçok işletme sahibinin gözden kaçırdığı ama ciddi hukuki ve ticari sonuçlar doğurabilen bir alandır. Yeni bir işletme adı veya marka belirlenirken yalnızca ticaret sicilinde değil, marka sicilinde de araştırma yapılması; mevcut kullanımın kapsamının ve tescil durumunun düzenli olarak gözden geçirilmesi önerilir.

Ticaret unvanı ile marka çatışmasından doğan bir uyuşmazlığın değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Faaliyetin kapsamına göre değerlendirilmesi gereken stratejik bir tercihtir. Yalnızca unvan tescili, marka hukukunun sağladığı münhasır korumayı sağlamaz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

6102 sayılı TTK m. 52 · 6102 sayılı TTK m. 54 · 6769 sayılı SMK m. 7