Çalışma Alanları / Teknoloji, Veri ve Fikrî Mülkiyet / xx. Fikrî ve Sınaî Mülkiyet Hukuku
Fikrî ve Sınaî Mülkiyet Hukuku
Bir marka yıllardır kullanılıyor, yazılım çalışıyor veya ürün piyasada satılıyor olabilir. Ancak bu durum, hakkın kime ait olduğunu ya da hangi kapsamda korunduğunu her zaman tek başına göstermez. Tescilin yanlış kişi adına yapılması, sözleşmede hak devrinin açık kurulmaması veya ihlale ilişkin delillerin zamanında korunmaması, ekonomik değeri yüksek bir hakkın kullanılmasını güçleştirebilir.
Fikrî ve sınaî mülkiyet dosyalarında yalnızca ortaya çıkan ürün değil; ürünü kimin geliştirdiği, hangi tarihte kamuya sunulduğu, tescilin hangi sınıf ve kapsamda yapıldığı, kullanımın nasıl ispatlanabileceği ve taraflar arasındaki sözleşmeler birlikte incelenmelidir.
Günser + Partners; markalar, tasarımlar, buluşlar, yazılımlar, dijital içerikler, eserler, ticari sırlar ve diğer fikrî değerler bakımından koruma stratejisinin oluşturulması, sözleşmelerin hazırlanması ve hak ihlallerinden doğan uyuşmazlıkların yürütülmesi konularında hukuki destek sağlar.
Çalışma Alanımızın Kapsamı
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu başta olmak üzere ele aldığımız konular şunlardır:
- Marka başvuruları, yayıma itirazlar ve karşı görüş süreçleri
- Marka hükümsüzlüğü ve iptal talepleri
- Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davaları
- Tasarım tescili ve tescilsiz tasarım koruması
- Patent, faydalı model ve buluş sahipliği uyuşmazlıkları
- Telif hakkı, eser sahipliği, mali ve manevi haklar
- Yazılım, veri tabanı ve dijital içeriklerin korunması
- Lisans, devir, franchise ve teknoloji transferi sözleşmeleri
- Ticari sır, know-how ve gizlilik sözleşmeleri
- Çalışan buluşları ve hizmet buluşları
- Alan adı ve sosyal medya hesabı uyuşmazlıkları
- İhtiyati tedbir, delil tespiti ve ürünlerin toplatılması talepleri
- Fikrî ve sınaî haklardan kaynaklanan tazminat ve ceza süreçleri
Marka Başvurusu Yalnızca Bir Form İşlemi Değildir
Marka seçiminde, daha önce tescil edilmiş işaretlerle benzerlik kadar markanın ayırt edici olup olmadığı ve hangi mal veya hizmetlerde kullanılacağı da önemlidir. Başvurunun gereğinden dar tutulması, işletmenin yeni faaliyet alanlarına girmesi hâlinde koruma boşluğu doğurabilir. Gereğinden geniş ve kullanılmayacak sınıfları kapsayan bir başvuru ise ileride kullanmama savunmasıyla karşılaşabilir.
Başvuru öncesinde marka araştırmasının hukuki açıdan yorumlanması, mal ve hizmet listesinin gerçek faaliyet planına göre hazırlanması, şirket unvanı ve alan adı kullanımlarının kontrol edilmesi gerekir.
Benzer bir başvurunun yayımlanması hâlinde itiraz süresi içinde önceki hakları, kullanım geçmişini ve karıştırılma ihtimalini ortaya koyan belgelerin sunulması önem taşır. TÜRKPATENT nezdindeki itirazlarda yalnızca marka görsellerinin yan yana getirilmesi yeterli olmayabilir; tüketici kitlesi, mal ve hizmetlerin yakınlığı, markaların bütünsel izlenimi ve önceki kullanım delilleri birlikte değerlendirilir.
Marka İhlali, İptal ve Hükümsüzlük Süreçleri
Aynı veya benzer işaretin ürünlerde, ambalajlarda, reklam metinlerinde, internet sitelerinde, pazar yerlerinde ya da sosyal medya hesaplarında kullanılması marka hakkına tecavüz oluşturabilir. Bununla birlikte her benzer kullanım otomatik olarak ihlal anlamına gelmez.
Tescilin kapsamı, kullanılan işaretin niteliği, mal ve hizmetler arasındaki ilişki, karıştırılma ihtimali, önceki kullanım, tükenme ilkesi ve tanımlayıcı kullanım gibi savunmalar incelenmelidir.
İhlalin devam ettiği durumlarda kullanımın durdurulması, ihtiyati tedbir, delil tespiti, ürünlerin toplatılması, maddi ve manevi tazminat ile gerektiğinde ceza şikâyeti seçenekleri değerlendirilir. Haksız bir ihlal iddiasıyla karşılaşan taraf bakımından ise tescilin geçerliliği, kullanım biçimi ve hak sahibinin taleplerinin koruma kapsamını aşıp aşmadığı araştırılır.
Markanın kullanılmaması ve Sınai Mülkiyet Kanunu'nda düzenlenen diğer iptal nedenlerine dayanan talepler ile markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davalar aynı hukuki yol değildir. İptal talebinin TÜRKPATENT'e mi, hükümsüzlük talebinin mahkemeye mi yöneltileceği uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmelidir.
Tasarım, Patent ve Faydalı Model Koruması
Bir ürünün dış görünümü tasarım; teknik bir sorunu çözen yenilikçi yapısı ise patent veya faydalı model korumasına konu olabilir. Aynı ürün üzerinde tasarım, patent, marka ve telif korumasının birlikte bulunması mümkündür.
Ürün kamuya sunulmadan önce koruma türünün belirlenmemesi, yenilik değerlendirmesini ve başvuru stratejisini etkileyebilir. Bu nedenle ürünün fuarda sergilenmesi, internet sitesinde yayımlanması, yatırımcıya sunulması veya satışa çıkarılması öncesinde hukuki ve teknik koruma seçenekleri değerlendirilmelidir.
Tasarım uyuşmazlıklarında ürünlerin yalnızca ayrıntıları değil, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktıkları genel izlenim incelenir. Patent ve faydalı model dosyalarında ise istemlerin kapsamı, teknik özellikler ve önceki teknik değerlendirmesi belirleyicidir.
Günser + Partners; tasarım hakkına tecavüz, hükümsüzlük, buluş üzerindeki hak sahipliği, ortak geliştirme projeleri, çalışan buluşları ve teknik bilgi gizliliği konularında hukuki süreci yürütür. Teknik başvuru ve tarifname hazırlığı gerektiren işlemlerde yetkili patent vekilleriyle koordinasyon sağlanabilir.
Telif Hakları ve Dijital İçerikler
Metinler, fotoğraflar, videolar, müzik eserleri, grafik tasarımlar, mimari projeler, yazılımlar ve özgün veri tabanları gerekli koşulları taşımaları hâlinde eser korumasından yararlanabilir. İnternette erişilebilir olması, bir içeriğin serbestçe çoğaltılabileceği veya ticari amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez.
Bununla birlikte her fikir, yöntem, konu başlığı veya kısa ifade tek başına telif koruması sağlamaz. Korumanın varlığı değerlendirilirken üretimin eser sahibinin hususiyetini taşıyıp taşımadığı ve kanunda belirtilen eser gruplarından birine girip girmediği incelenir. Bilgisayar programları da kanunda ilim ve edebiyat eserleri arasında düzenlenmiştir.
Eser sahipliği, mali hakların devri, lisanslama, yayın, çeviri, uyarlama, yapım ve dijital kullanım sözleşmelerinde hakkın kapsamı açıkça belirlenmelidir. Bir tasarımcıya, ajansa veya yazılımcıya ücret ödenmiş olması bütün mali hakların kendiliğinden ve sınırsız olarak devredildiği anlamına gelmeyebilir.
Devrin hangi hakları kapsadığı, kullanım süresi, ülke, mecra, değişiklik yapma yetkisi ve üçüncü kişilere lisans verilip verilemeyeceği sözleşmede ayrı ayrı düzenlenmelidir.
Yazılım ve Teknoloji Sözleşmeleri
Yazılım projelerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, teslim edilen ürünün kime ait olduğu ile müşterinin hangi kullanım haklarına sahip olduğunun birbirine karıştırılmasıdır.
Kaynak kodun teslimi, kullanım lisansı, üçüncü taraf bileşenler, açık kaynak lisansları, bakım yükümlülüğü, güncelleme sorumluluğu ve proje sona erdiğinde verilere erişim baştan belirlenmelidir. "Tüm haklar müşteriye aittir" biçimindeki genel bir hüküm, yazılımın teknik ve hukuki bileşenleri bakımından çoğu zaman yeterli açıklık sağlamaz.
Yazılım geliştirme, SaaS, API kullanımı, bakım, entegrasyon, mobil uygulama, oyun ve veri tabanı sözleşmelerinde özellikle şu konular düzenlenir:
- Teslim takvimi ve kabul testleri
- Kullanım ve çoğaltma yetkisinin kapsamı
- Kaynak kodun teslimi veya emaneti
- Açık kaynak ve üçüncü taraf bileşenler
- Hizmet seviyesi ve hata sınıfları
- Bilgi güvenliği ve kişisel veri sorumlulukları
- Fikrî hak ihlali iddialarında tarafların yükümlülükleri
- Projenin sona ermesi hâlinde veri ve sistemlerin devri
Eski çalışan tarafından kaynak kodun veya müşteri bilgilerinin götürülmesi, lisans sınırlarının aşılması ya da ortak geliştirilen ürün üzerinde hak iddiasında bulunulması hâlinde dijital delillerin değiştirilmeden korunması ve teknik incelemenin doğru sorularla yürütülmesi gerekir.
Lisans, Devir ve Ticarileştirme
Bir markanın, tasarımın, patentin veya telif hakkının ticari değere dönüştürülmesi, lisans ve devir sözleşmesinin kapsamına bağlıdır. Tarafların yalnızca lisans bedelinde anlaşması yeterli değildir.
Sözleşmede;
- Lisansın münhasır olup olmadığı,
- Kullanım bölgesi ve süresi,
- Ürün ve hizmet kapsamı,
- Alt lisans yetkisi,
- Kalite denetimi,
- Asgari satış veya kullanım yükümlülüğü,
- Tescil ve yenileme masrafları,
- İhlal iddialarında savunmayı kimin üstleneceği,
- Sözleşme sona erdiğinde stokların ve dijital içeriklerin durumu
açıkça belirlenmelidir.
Günser + Partners; lisans, devir, franchise, ortak marka kullanımı, ortak ürün geliştirme, gizlilik ve teknoloji iş birliği sözleşmelerini ticari modelle birlikte değerlendirir. İmzalanmış sözleşmenin ihlali hâlinde ihtar, fesih, kullanımın durdurulması, hesap verme ve tazminat seçenekleri incelenir.
Alan Adı, Sosyal Medya ve Çevrim İçi İhlaller
Markanın üçüncü kişi tarafından alan adı veya sosyal medya kullanıcı adı olarak alınması, sahte hesap açılması, taklit internet sitesi kurulması ya da rakip ürünlerin reklamında kullanılması birden fazla hukuki koruma yolunu gündeme getirebilir.
Bu tür dosyalarda marka hakkının yanında ticaret unvanı, kişilik hakkı ve haksız rekabet hükümleri de dikkate alınır. Alan adının devri, hesabın kapatılması, içeriğin kaldırılması, erişimin engellenmesi, platform bildirimi veya dava yolu olayın özelliklerine göre belirlenir.
Çevrim içi içerik kısa sürede değiştirilebildiğinden yalnızca ekran görüntüsü alınması her zaman yeterli değildir. URL bilgileri, tarih, hesap sahibi, satış bağlantıları, reklam kayıtları, ürün görselleri ve ödeme kanalları usulüne uygun biçimde korunmalıdır.
İhlal Ortaya Çıktığında İlk Olarak Ne Yapılmalı?
Fikrî hak ihlallerinde hızlı hareket etmek önemlidir; ancak dayanağı incelenmeden gönderilen ihtar veya gereğinden geniş bir tedbir talebi karşı tarafın zarar iddiasına neden olabilir.
Öncelikle tescil belgeleri, sözleşmeler, kullanım kayıtları, ürün örnekleri, faturalar, tasarım ve yazılım dosyalarının oluşturulma tarihleri ile çevrim içi kayıtlar incelenir. Ardından ihlalin gerçekten koruma kapsamına girip girmediği ve hangi talebin ölçülü olacağı belirlenir.
Dava öncesinde ürün örneği satın alınması, noter veya uzman tespiti yaptırılması, internet kayıtlarının korunması, pazar yerlerine bildirimde bulunulması ve satış kanallarının belirlenmesi gerekebilir. Tazminat talebinde ise hak sahibinin zararı, ihlal edenin elde ettiği kazanç veya varsayımsal lisans bedeli gibi hesap yöntemleri somut dosyaya göre değerlendirilir.
Günser + Partners Dosyayı Nasıl Değerlendirir?
İlk değerlendirmede yalnızca tescil belgesine veya ihlal olduğu ileri sürülen görsele bakılmaz. Hakkın doğumu, gerçek hak sahipliği, tescilin kapsamı, kullanım geçmişi, sözleşmeler, deliller ve karşı tarafın muhtemel savunmaları birlikte incelenir.
Dosyanın niteliğine göre:
1. Korunmak istenen fikrî değerin hukuki niteliği belirlenir. 2. Tescil ve kullanım kayıtları araştırılır. 3. Hak sahipliği ve sözleşme zinciri kontrol edilir. 4. İhlal delilleri ve delillerin korunma yöntemi belirlenir. 5. İhtar, idari başvuru, müzakere, tedbir veya dava seçenekleri karşılaştırılır. 6. Teknik uzmanlık gerektiren konularda marka veya patent vekilleri ve ilgili uzmanlarla koordinasyon kurulur.
Ankara merkezli büromuzdan, Türkiye genelinde yürütülen fikrî ve sınaî mülkiyet uyuşmazlıklarına ilişkin danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunuyoruz.
Fikrî Değerlerin Korunması İçin İlk Değerlendirme
Bir marka başvurusu, yeni ürün, yazılım projesi, lisans sözleşmesi veya hak ihlali söz konusuysa ilk aşamada tescil belgelerinin, kullanım kayıtlarının, sözleşmelerin ve mevcut delillerin birlikte incelenmesi gerekir.
Günser + Partners ile yapılacak ilk görüşmede hakkın kapsamı, kritik süreler, korunması gereken deliller ve izlenebilecek hukuki yollar belirlenebilir. Böylece dava veya başvuru yapılmadan önce sürecin hukuki ve ticari sonuçları daha açık biçimde görülebilir.
Sık Sorulan Sorular
Bazı durumlarda mümkündür. Önceki kullanım, ticaret unvanı, eser hakkı, kişilik hakkı veya haksız rekabet hükümleri koruma sağlayabilir. Ancak tescilsiz hak iddiasında kullanımın başlangıcı, kapsamı, bilinirliği ve karşı tarafın kötü niyeti gibi hususların delillerle gösterilmesi gerekir.
Okumak İsteyebilirsiniz
Marka Tescil Başvurusu ve Yayıma İtiraz: Süreler, Deliller ve Hukuki Yollar
Marka Tescil Başvurusu ve Yayıma İtiraz hakkında uygulanacak mevzuat, süreler, görevli merci, deliller, yargısal yaklaşım ve başvuru yolları açıklanmaktadır.
Marka Hakkına Tecavüz ve Hükümsüzlük Davası: Süreler, Deliller ve Hukuki Yollar
Marka Hakkına Tecavüz ve Hükümsüzlük Davası hakkında uygulanacak mevzuat, süreler, görevli merci, deliller, yargısal yaklaşım ve başvuru yolları.
Patent, Faydalı Model ve Tasarım Haklarının Korunması: Süreler, Deliller ve Hukuki Yollar
Patent, Faydalı Model ve Tasarım Haklarının Korunması hakkında uygulanacak mevzuat, süreler, görevli merci, deliller, yargısal yaklaşım ve başvuru yolları.
Telif Hakkı İhlali ve İnternetten İçerik Kaldırma: Süreler, Deliller ve Hukuki Yollar
Telif Hakkı İhlali ve İnternetten İçerik Kaldırma hakkında uygulanacak mevzuat, süreler, görevli merci, deliller, yargısal yaklaşım ve başvuru yolları.
Fikrî Hak Lisans ve Devir Sözleşmeleri: Süreler, Deliller ve Hukuki Yollar
Fikrî Hak Lisans ve Devir Sözleşmeleri hakkında uygulanacak mevzuat, süreler, görevli merci, deliller, yargısal yaklaşım ve başvuru yolları açıklanmaktadır.
Ticari Sır ve Know-How İhlali Hâlinde Hangi Haklar Kullanılabilir?
Üretim yöntemi, müşteri listesi veya iş sırrı niteliğindeki bilgilerin izinsiz kullanılması hâlinde haksız rekabet, ceza hukuku ve tazminat yolları ile gizlilik sözleşmelerinin rolü anlatılmaktadır.
Marka Devri ve Marka Üzerinde Rehin Tesisi: Sicile Tescilin Şartları Nelerdir?
Marka hakkının devri, rehin edilmesi ve haczi ile bunların TÜRKPATENT siciline tescilinin geçerlilik ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik açısından önemi ele alınmaktadır.
Patent Hakkına Tecavüz Hâlinde Hangi Davalar Açılabilir?
Patentli bir buluşun izinsiz üretilmesi, satılması veya kullanılması hâlinde patent sahibinin başvurabileceği men, ref ve tazminat davaları ile ispat sorunları açıklanmaktadır.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu içerik yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. İçeriğin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.