İçeriğe geç

Çalışma Alanları / Yabancılar ve Vatandaşlık / xxiv. Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku

Türkiye'de bulunmak, çalışmak, yatırım yapmak veya Türk vatandaşlığına başvurmak isteyen yabancılar bakımından yalnızca doğru belgenin hazırlanması yeterli değildir. Başvurunun hangi hukuki statüye dayandığı, ne zaman yapıldığı, önceki giriş ve çıkışların nasıl gerçekleştiği ve farklı kurumlara sunulan bilgilerin birbiriyle uyumlu olup olmadığı birlikte değerlendirilir.

Geçerli bir vize Türkiye'ye girişin her durumda kabul edileceği anlamına gelmediği gibi ikamet izni de kendiliğinden çalışma hakkı sağlamaz. Benzer şekilde taşınmaz satın alınması, ikamet izni veya vatandaşlık başvurusunun mutlaka kabul edileceği yönünde bir güvence oluşturmaz.

Günser + Partners; yabancı gerçek kişilere, Türk vatandaşı aile bireylerine, yabancı personel çalıştıran işverenlere, yatırımcılara ve yabancı ortaklı şirketlere danışmanlık, idari başvuru ve dava hizmeti sunar. Dosya değerlendirilirken pasaport ve kimlik kayıtları, giriş-çıkış hareketleri, mevcut ikamet veya çalışma statüsü, aile ilişkileri, önceki başvurular, tebligatlar ve idari kararlar birlikte incelenir.

Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku Kapsamındaki Çalışmalarımız

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında ele aldığımız başlıca konular şunlardır:

  • Kısa dönem, aile, öğrenci, uzun dönem ve insanî ikamet izinleri
  • İkamet izni başvurularının reddi, iptali veya uzatılmaması
  • Çalışma izni, çalışma izni muafiyeti ve süre uzatma başvuruları
  • Bağımsız çalışma izni ve Turkuaz Kart işlemleri
  • Sınır dışı etme kararlarına karşı iptal davaları
  • İdari gözetim kararlarına ve alternatif yükümlülüklere karşı başvurular
  • Türkiye'ye giriş yasağı ve tahdit kodlarının incelenmesi
  • Uluslararası koruma ve geçici koruma süreçleri
  • Türk vatandaşlığının genel veya evlenme yoluyla kazanılması
  • Yatırım bağlantılı istisnai vatandaşlık işlemleri
  • Vatandaşlık başvurusunun reddine karşı hukuki yollar
  • Türk vatandaşlığının yeniden kazanılması, kaybı ve çıkma izni
  • Mavi Kart ve vatandaşlık durumunun tespiti işlemleri
  • Yabancıların taşınmaz edinmesi, şirket kurması ve ortaklık işlemleri
  • Yabancı mahkeme kararlarının tanınması, tenfizi veya nüfusa tescili
  • Yabancılık unsuru taşıyan aile, miras ve malvarlığı uyuşmazlıkları

Vize, Türkiye'ye Giriş ve Giriş Yasağı

Vize veya vize muafiyeti, yabancıya belirli bir süreyle Türkiye'ye gelme imkânı sağlar. Bununla birlikte pasaportun geçerlilik süresi, geliş amacı, önceki kalış ihlalleri, kamu düzeni değerlendirmesi ve sınır kapısında ibraz edilmesi gereken belgeler ayrıca incelenebilir. Vize veya muafiyet kapsamında kalış süresi de kural olarak her yüz seksen günlük dönemde doksan günü aşamaz.

Aile ziyareti, ticari görüşme, eğitim, tedavi veya başka bir amaçla yapılan vize başvurusunda davet yazısı ile finansman, konaklama ve seyahat belgelerinin başvuru amacıyla uyumlu olması gerekir. Gerçeğe aykırı, eksik veya birbirini tutmayan bilgiler yalnızca mevcut vize başvurusunu değil, daha sonra yapılabilecek ikamet ve vatandaşlık işlemlerini de etkileyebilir.

Türkiye'ye giriş yasağı veya tahdit kaydı bulunması hâlinde kaydın dayanağı, süresi, konulma nedeni ve kaldırılma koşulları araştırılır. İdari başvuru yapılmasının veya dava açılmasının giriş yasağını her durumda kendiliğinden etkisiz hâle getirmeyeceği dikkate alınarak gerekli yargısal koruma talepleri ayrıca değerlendirilir.

İkamet İzni Başvuruları

Türkiye'de vize veya vize muafiyetinin sağladığı süreden daha uzun kalmak isteyen yabancının, durumuna uygun ikamet izni türüne başvurması gerekir. Turizm, taşınmaz sahipliği, eğitim, aile ilişkisi, bilimsel araştırma veya ticari bağlantı gibi farklı gerekçeler aynı koşullara tabi değildir.

Başvuru öncesinde kalış amacının doğru belirlenmesi önemlidir. Pasaport süresi, adres kaydı, sağlık sigortası, gelir veya finansman belgeleri ve başvurunun dayanağı arasında uyumsuzluk bulunması ret veya eksiklik bildirimiyle karşılaşılmasına neden olabilir. İkamet izni türleri ve her bir statünün koşulları 6458 sayılı Kanun kapsamında ayrı ayrı düzenlenmiştir.

İkamet izni başvurusu yabancı tarafından yapılabileceği gibi yasal temsilci veya avukat aracılığıyla da yürütülebilir. Ancak idare gerekli gördüğünde yabancının bizzat hazır bulunmasını isteyebilir.

Günser + Partners; uygun ikamet türünün belirlenmesi, başvuru belgelerinin kontrolü, yabancı ülkede düzenlenen belgelerin tasdik ve tercüme işlemleri, eksiklik yazılarına cevap verilmesi ve ret kararlarına karşı hukuki yolun belirlenmesi aşamalarında destek sağlar.

### Aile İkamet İzni

Türk vatandaşının veya Türkiye'de belirli bir yasal statüyle bulunan yabancının eşi ve çocukları bakımından aile ikamet izni gündeme gelebilir. Ancak evlilik belgesinin sunulması tek başına yeterli değildir. Destekleyicinin statüsü, gelir durumu, adresi, sağlık sigortası ve aile bağının gerçekliği incelenebilir.

Yabancı ülkede düzenlenen evlenme, doğum, boşanma veya velayet belgelerinin Türkiye'de kullanılabilmesi için apostil, konsolosluk tasdiki, noter onaylı tercüme, nüfusa tescil ya da tanıma ve tenfiz işlemleri gerekebilir.

Boşanma, eşlerin ayrı yaşamaya başlaması veya destekleyicinin statüsünü kaybetmesi durumunda yabancının Türkiye'de kalış hakkının devam edip etmeyeceği; evlilik süresi, çocukların durumu, şiddet iddiası ve başka bir ikamet nedeninin bulunup bulunmadığı üzerinden değerlendirilir.

### Öğrenci İkamet İzni

Öğrenci ikamet izni; eğitim kurumuna kayıt, öğrencilik durumunun devamı, adres, sigorta ve finansman belgeleri üzerinden yürütülür. Okul değişikliği, kayıt dondurma, mezuniyet veya ilişik kesme gibi gelişmeler ikamet statüsünü etkileyebilir.

Öğrenci ikamet izni, yabancıya sınırsız veya izinsiz çalışma hakkı vermez. Yapılacak işin niteliğine ve öğrencinin eğitim düzeyine göre çalışma izni gerekliliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Çalışma İzni ve Yabancı Personel İstihdamı

Yabancının Türkiye'de bağımlı veya bağımsız çalışabilmesi için kural olarak çalışma izni ya da geçerli bir çalışma izni muafiyeti bulunmalıdır. İşverenin faaliyet alanı, sermaye ve istihdam yapısı ile yabancının mesleği, eğitimi, görevi ve ücret düzeyi başvurunun değerlendirilmesinde önem taşır.

Yurt içinden ve yurt dışından yapılacak başvuruların prosedürleri farklıdır. İş sözleşmesi, şirket kayıtları, diploma, mesleki yeterlilik belgeleri ve yabancının mevcut statüsü başvuru öncesinde kontrol edilmelidir. Bazı mesleklerin yabancılar tarafından icrası yasaklanmış veya özel kurum iznine bağlanmış olabilir.

Çalışma izninin sona ermesi yalnızca iş ilişkisini değil, yabancının Türkiye'deki yasal kalış durumunu da etkileyebilir. Bu nedenle işten ayrılış, işveren değişikliği ve yeni başvuru tarihleri birlikte planlanmalıdır.

İzinsiz yabancı çalıştırılması, yabancı ve işveren açısından idari yaptırım doğurabilir; yabancı hakkında sınır dışı sürecinin başlatılması da gündeme gelebilir.

### Çalışma İzni Başvurusunun Reddi

Çalışma izni verilmemesi, sürenin uzatılmaması, iznin iptal edilmesi veya sonlandırılması hâlinde kararın tebliğ tarihi gecikmeden belirlenmelidir. Bakanlık kararlarına karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebilir. Ret gerekçesindeki eksiklik giderilebiliyorsa yeni başvuru yapılması da mümkündür.

Dosyada maddi hata, eksik belge veya görev tanımıyla şirket faaliyetinin uyuşmaması bulunuyorsa yeniden başvuru daha etkili olabilir. İşlem hukuka aykırıysa idari itirazın ardından iptal davası değerlendirilir. İdari başvurunun dava açma süresine etkisi ayrıca kontrol edilmeden yalnızca itiraz sonucunun beklenmesi hak kaybına yol açabilir.

Yabancı çalışan ile işveren arasındaki ücret, fazla çalışma, fesih, ayrımcılık, mobbing, iş kazası ve sosyal güvenlik uyuşmazlıkları ise iş hukuku hükümleri çerçevesinde ayrıca ele alınır.

Sınır Dışı Etme Kararına Karşı Dava

Sınır dışı etme kararı, yabancının Türkiye'den çıkarılmasının yanında belirli süreyle giriş yasağı uygulanmasına da neden olabilir. Kararın dayanağı kadar yabancının aile bağları, sağlık durumu, çocukları, Türkiye'deki yerleşik hayatı ve geri gönderileceği ülkede karşılaşabileceği riskler de incelenmelidir.

Sınır dışı etme kararına karşı yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı tarafından kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Bu süre kısa olduğundan tebligatın alındığı tarih, karar örneği ve geri gönderme merkezindeki belgeler derhâl temin edilmelidir.

Kural olarak dava açma süresi içinde ve süresinde dava açılması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. Bununla birlikte kararın niteliği, yabancının rızası, tebligat işlemleri ve dosyadaki diğer idari kararlar ayrıca kontrol edilmelidir.

İdari Gözetim ve Geri Gönderme Merkezi İşlemleri

İdari gözetim kararı, sınır dışı etme kararından ayrı bir işlemdir. Yabancının geri gönderme merkezinde tutulmasına ilişkin kararın hukuka uygunluğu; kaçma riski, kimlik ve belge durumu, kamu düzeni gerekçesi, sağlık koşulları ve daha hafif tedbirlerin yeterli olup olmayacağı yönünden değerlendirilir.

İdari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Gözetim şartlarının sonradan değişmesi veya ortadan kalkması hâlinde yeniden başvuru yapılması da mümkündür.

Yabancının serbest bırakılması, hakkında verilmiş sınır dışı etme veya giriş yasağı kararının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bildirimde bulunma, belirli adreste ikamet etme veya elektronik izleme gibi idari gözetime alternatif yükümlülükler de ayrıca incelenmelidir.

Uluslararası Koruma ve İnsanî Durumlar

Ülkesinde zulüm, çatışma, işkence veya ciddi zarar riski bulunduğunu belirten yabancıların uluslararası koruma başvuruları kişisel anlatım ve mevcut deliller üzerinden değerlendirilir. Genel ülke koşullarının açıklanması tek başına yeterli olmayabilir; iddia edilen riskin başvuru sahibiyle bağlantısının ortaya konulması gerekir.

Uluslararası koruma başvurusu kural olarak kişinin kendisi tarafından yapılır. Avukat; başvuru öncesi hazırlık, mülakat, belge sunumu, ret veya kabul edilemez başvuru kararlarına karşı hukuki yollar ve geri gönderme riski bakımından destek sağlayabilir.

Sağlık durumu, çocukların üstün yararı, aile birliği, insan ticareti veya şiddet mağduriyeti gibi hassas koşullar dosyada güvenli ve ölçülü biçimde belgelenmelidir. Uluslararası koruma, geçici koruma ve insanî ikamet izni birbirinden farklı statülerdir; birine ilişkin şartların bulunması diğerinin otomatik olarak uygulanacağı anlamına gelmez.

Türk Vatandaşlığının Genel Yolla Kazanılması

Genel yolla vatandaşlık başvurusunda Türkiye'de kanunda öngörülen süreyle ikamet, yerleşme niyeti, Türkçe yeterliliği, gelir veya meslek, genel sağlık ve kamu düzeni gibi koşullar değerlendirilir.

Kanuni şartların yerine getirilmiş olması başvurunun kendiliğinden kabul edilmesini sağlamaz. Vatandaşlığın yetkili makam kararıyla kazanılması, idarenin güvenlik ve kamu düzeni incelemesini de içeren ayrı bir değerlendirmeye tabidir.

Başvuru öncesinde giriş-çıkış hareketleri, ikamet kayıtları, isim ve doğum tarihi farklılıkları, medeni hâl bilgileri ve yabancı ülke belgeleri kontrol edilmelidir. Vatandaşlık başvurusunun yapılması, mevcut ikamet veya çalışma izninin yerine geçmez; başvuru sonuçlanıncaya kadar yasal statünün ayrıca korunması gerekir.

Evlenme Yoluyla Türk Vatandaşlığı

Türk vatandaşıyla evlenmek, yabancı eşe evlilik tarihinde otomatik olarak Türk vatandaşlığı kazandırmaz. En az üç yıldır bir Türk vatandaşıyla evli olan ve evliliği devam eden yabancı başvuruda bulunabilir. Başvuruda aile birliği içinde yaşama, evlilik birliğiyle bağdaşmayacak faaliyette bulunmama ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir durumun bulunmaması değerlendirilir.

Ortak adres, aile hayatı, önceki evlilik ve boşanma kayıtları, çocuklar ve yabancı makamlarca düzenlenen belgeler birlikte incelenir. Mülakat veya araştırma sırasında verilen çelişkili bilgiler ret kararı doğurabilir.

Ayrılık, boşanma veya aile içi şiddet iddiasının devam eden başvuruya etkisi olayın tarihine ve somut koşullarına göre belirlenir.

Yatırım Yoluyla İstisnai Vatandaşlık

Taşınmaz edinimi, sermaye yatırımı, banka mevduatı, yatırım fonu, devlet borçlanma araçları veya istihdam gibi mevzuatta gösterilen yatırım türleri istisnai vatandaşlık başvurusuna dayanak olabilir. Yatırım tutarları ve teknik koşullar düzenleyici işlemlerle değişebildiğinden, satış veya para transferi yapılmadan önce yürürlükteki resmî şartlar kontrol edilmelidir.

Taşınmaz yoluyla başvuruda tapu kaydı, takyidatlar, imar durumu, satış bedelinin transfer şekli, uygunluk belgesi ve tapuya işlenecek satmama taahhüdü önem taşır. Vatandaşlık amacıyla yapılan işlemlerde yatırım tutarının ilgili resmî belgeyle teyit edilmesi gerekir.

Günser + Partners; yatırım yönteminin hukuki değerlendirilmesi, taşınmaz veya şirket incelemesi, sözleşmelerin hazırlanması, para transferinin belgelendirilmesi, uygunluk işlemleri ve vatandaşlık dosyasının oluşturulması aşamalarında destek sağlar.

Satıcı, emlak danışmanı veya aracının vatandaşlık konusunda sonuç garantisi vermesi idarenin inceleme ve karar yetkisini ortadan kaldırmaz. Ödeme yapılmadan önce yatırımın gerçekten vatandaşlık başvurusuna elverişli olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır.

Vatandaşlığın Yeniden Kazanılması, Kaybı ve Mavi Kart

Daha önce Türk vatandaşı olan kişilerin yeniden vatandaşlık kazanması, Türk vatandaşlığından çıkma izni, kaybettirme işlemleri ve tarihî nüfus kayıtlarından kaynaklanan vatandaşlık sorunları ayrı değerlendirme gerektirir.

Doğumla Türk vatandaşı olup çıkma izniyle vatandaşlığını kaybeden kişiler ile kanunda belirtilen altsoyları bakımından Mavi Kart işlemleri gündeme gelebilir. Mavi Kart sahiplerinin hakları Türk vatandaşlarının haklarıyla tamamen aynı değildir. Seçme ve seçilme, kamu görevine girme ve bazı özel haklar bakımından sınırlamalar bulunabilir.

İsim, soyadı, doğum tarihi, anne-baba bilgileri veya aile bağları bakımından Türkiye'deki nüfus kayıtlarıyla yabancı ülke kayıtları arasında farklılık varsa vatandaşlık başvurusu öncesinde kayıtların düzeltilmesi ya da farklılığın hukuken açıklanması gerekebilir.

Yabancıların Taşınmaz, Şirket ve Yatırım İşlemleri

Yabancılar, kanuni sınırlamalar içinde Türkiye'de taşınmaz edinebilir, şirket kurabilir veya mevcut şirketlere ortak olabilir. Ancak yabancının vatandaşlığı, taşınmazın bulunduğu yer, yüzölçümü, kullanım amacı ve özel güvenlik bölgeleri gibi hususlar işlemin yapılabilirliğini etkileyebilir.

Taşınmaz satın alınmadan önce tapu kaydı, ipotek ve hacizler, imar durumu, yapı kayıtları, fiilî kullanım, kira ilişkileri ve vergi yükümlülükleri incelenmelidir. Satış bedelinin yalnızca emlak ilanına veya satıcının beyanına dayanılarak ödenmesi, sonradan giderilmesi güç kayıplara neden olabilir.

Şirket kuruluşu ve pay devrinde ise ortaklık yapısı, yönetim yetkisi, temsil, sermaye taahhüdü, gerçek faydalanıcı bilgileri ve yabancı ortağın çalışma izni ihtiyacı birlikte değerlendirilir.

Yurt dışında düzenlenen vekâletnamelerin Türkiye'de kullanılabilmesi için belgenin içeriği, temsil yetkisinin kapsamı, tasdik ve tercüme koşulları kontrol edilmelidir.

Yabancılık Unsuru Taşıyan Aile ve Miras İşlemleri

Taraflardan birinin yabancı olması veya evlilik, boşanma, doğum ya da ölüm olayının yurt dışında gerçekleşmesi uygulanacak hukukun ve yetkili mahkemenin ayrıca belirlenmesini gerektirebilir.

Yabancı mahkeme tarafından verilen boşanma, velayet, nafaka veya diğer aile hukuku kararlarının Türkiye'de hüküm ve icra etkisi doğurması için kararın niteliğine göre tanıma, tenfiz veya nüfusa idari tescil işlemi gerekebilir.

Yabancı mirasçının Türkiye'deki taşınmaz, banka hesabı veya şirket payı üzerinde işlem yapabilmesi için mirasçılık belgesi, yabancı resmî belgelerin tasdiki, veraset ve intikal vergisi ile devir işlemleri birlikte yürütülür.

Ret Kararlarında İzlenecek Yol

İkamet, çalışma izni, vatandaşlık, giriş yasağı ve uluslararası koruma işlemlerindeki ret kararları aynı süreye ve başvuru yoluna tabi değildir. Bu nedenle kararın tebliğ tarihi, gerekçesi ve belgede gösterilen kanun yolu ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

Eksik belge veya maddi hata yeni başvuruyla giderilebiliyorsa dava açmak yerine daha hızlı bir idari çözüm mümkün olabilir. Buna karşılık idari başvurunun dava açma süresini durdurmadığı durumlarda yalnızca idarenin cevabını beklemek hak kaybına neden olabilir.

Günser + Partners tarafından yapılan ilk incelemede:

  • Yabancının mevcut yasal statüsü ve kalış süresi belirlenir.
  • Pasaport, giriş-çıkış kayıtları ve önceki başvurular karşılaştırılır.
  • Tebligat tarihi ve kalan başvuru süresi kontrol edilir.
  • Ret gerekçesiyle dosyadaki belgelerin uyumu incelenir.
  • Yeni başvuru, idari itiraz veya iptal davası seçenekleri karşılaştırılır.
  • Aile, çalışma, eğitim veya yatırım ilişkilerinin karara etkisi değerlendirilir.
  • Gerekli hâllerde geçici yargısal koruma ve kararın uygulanması takip edilir.

Ankara Çankaya'daki ofisimizden, Türkiye genelindeki yabancılar ve vatandaşlık hukuku işlemlerinde hukuki destek sağlıyoruz.

Başvuru veya Karar Belgelerinin İncelenmesi

İkamet veya çalışma izni reddi, sınır dışı etme, idari gözetim, giriş yasağı, vatandaşlık başvurusu ya da yabancı yatırım işlemlerinde izlenecek yol, dosyadaki belgeler görülmeden sağlıklı biçimde belirlenemez.

Pasaport, tebligat, ret veya sınır dışı kararı, ikamet kartı, çalışma izni belgesi, evlilik ve nüfus kayıtları, tapu veya yatırım belgeleri ilk görüşmeden önce incelendiğinde başvuru süresi ve mevcut seçenekler daha doğru değerlendirilebilir.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Taşınmaz sahipliği kısa dönem ikamet izni başvurusuna dayanak oluşturabilir; ancak taşınmazın niteliği, bulunduğu bölge, kullanım amacı ve yabancının diğer başvuru koşulları ayrıca değerlendirilir. Taşınmaz satın alınması tek başına ikamet izninin verileceği veya uzatılacağı anlamına gelmez.

Okumak İsteyebilirsiniz

Tüm Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku yazıları (20) →

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu içerik yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. İçeriğin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.