İçeriğe geç

Çalışma Alanları / Aile ve Miras / xiv. Miras Hukuku

Miras Hukuku

Miras uyuşmazlığı yalnızca mal paylaşımından ibaret değildir. Taşınmazlar, hesaplar, araçlar ve şirket paylarıyla birlikte borçlar, kefaletler, vergi yükümlülükleri ve icra takipleri de terekeye dâhil olabilir. Miras bırakanın sağlığında yaptığı devirler, vasiyetnameler ve önceki kazandırmalar da paylaşımın sonucunu değiştirebilir.

İlk adım çoğu zaman dava açmak değil; terekenin kapsamını, mirasçı sıfatını, süreleri ve delilleri birlikte değerlendirmektir. Günser + Partners, yanlış dava türü veya eksik ispat nedeniyle doğabilecek kayıpları önlemeye odaklanır.

Miras Hukuku Kapsamında Ele Aldığımız Konular

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde başlıca çalışma konularımız şunlardır:

  • Mirasçılık belgesi, terekenin tespiti ve korunması
  • Mirasın reddi, hükmen ret, resmî defter ve tasfiye
  • Vasiyetname, miras sözleşmesi ve mirastan feragat
  • Saklı pay, tenkis, denkleştirme ve terekeye iade
  • Muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil
  • Miras paylaşımı, ortaklığın giderilmesi ve ecrimisil
  • Yurt dışı miras ve veraset vergisi işlemleri

Terekenin Tespiti ve Mirasçılık İşlemleri

Mirasçılık belgesi, mirasçıları ve pay oranlarını gösterir; terekenin hangi mal ve borçlardan oluştuğunu kendiliğinden ortaya çıkarmaz. Tapu kayıtları, banka hesapları, araçlar, şirket ortaklıkları, vergi borçları, icra dosyaları ve alacaklar ayrıca araştırılmalıdır.

İlk incelemede nüfus, tapu, araç, banka ve şirket kayıtlarıyla sözleşmeler, vekâletnameler ve önceki devirler ele alınır. Ticari faaliyet varsa şahsi kefaletler ve devam eden takipler de araştırılır.

Mirasın Reddi ve Borca Batık Tereke

Miras, malvarlığı değerleriyle birlikte borçları da kapsar. Ticari borç, kredi, kefalet veya icra takibi bulunan terekelerde, mirasçıların malvarlığı üzerinde işlem yapmadan önce hukuki durumlarını belirlemesi gerekir.

Mirasın reddi kural olarak üç aylık süreye tabidir. Sürenin başlangıcı ile mirasçının terekeye yönelik davranışlarının ret hakkına etkisi somut olaya göre incelenir. Malları sahiplenmek veya olağan yönetim sınırını aşan tasarruflarda bulunmak sonucu değiştirebilir. Terekenin ölüm tarihinde açıkça borca batık olması hâlinde hükmen ret gündeme gelebilir; ancak aktif ve pasiflerin belgeyle ortaya konulması gerekir.

Ret, yalnızca bir dilekçe işlemi değildir. Resmî defter, tasfiye, mirasın altsoya geçmesi ve alacaklıların talepleri de değerlendirilmelidir.

Vasiyetname, Miras Sözleşmesi ve Saklı Pay

Vasiyetnamenin bulunması, belgenin her durumda geçerli olduğu veya kanuni mirasçıların bütün haklarını kaybettiği anlamına gelmez. Düzenleme biçimi, miras bırakanın ehliyeti, iradesi, belgenin içeriği ve saklı paylara etkisi ayrı ayrı incelenir.

Vasiyetnamenin açılması ve tebliğinden sonra iptal, tenkis veya yerine getirme talepleri gündeme gelebilir. Bu taleplerin sebepleri ve süreleri farklıdır. Sağlık kayıtları, noterlik belgeleri, tanıklar ve önceki işlemler bu nedenle önem taşır.

Miras sözleşmesi, mirastan feragat veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi hazırlanırken şekil şartının yanında mal rejimi, saklı pay ve bakım borcunun ifası da hesaba katılmalıdır.

Muris Muvazaası, Tenkis ve Denkleştirme

Miras bırakanın sağlığında yaptığı her devir geçersiz değildir. Buna karşılık görünürde satış olarak gösterilen ancak gerçekte bağış amacı taşıdığı ileri sürülen işlemler, koşulları varsa muris muvazaası iddiasına konu olabilir. Tapu bedeli, ödemenin yapılıp yapılmadığı, tarafların mali gücü, satış ihtiyacı ve miras bırakanın gerçek amacı birlikte değerlendirilir.

Saklı payı zedeleyen kazandırmalarda tenkis; bazı mirasçılara yapılan karşılıksız kazandırmalarda ise denkleştirme gündeme gelebilir. Hesap yalnızca bir taşınmazın bugünkü değerine göre yapılmaz. Terekenin aktif ve pasifleri, ölüm tarihi ve kazandırmanın hukuki niteliği de dikkate alınır.

Yanlış hukuki sebep, hatalı taraf sıfatı veya eksik belgeler, talebin usul ya da ispat yönünden reddedilmesine yol açabilir.

Miras Paylaşımı ve Ortaklığın Giderilmesi

Mirasın geçmesiyle birlikte mirasçılar arasında tereke üzerinde elbirliği hâlinde mülkiyet doğabilir. Bir mirasçının taşınmazı tek başına kullanması, kira gelirini toplaması veya diğer mirasçıların bilgiye erişimini engellemesi sık karşılaşılan uyuşmazlıklardandır.

Mirasçılar anlaşabiliyorsa gerekli şekil şartlarına uygun paylaşma sözleşmesiyle dava açmadan çözüm sağlanabilir. Anlaşma yoksa aynen paylaşma, satış yoluyla ortaklığın giderilmesi, kullanım tazminatı veya tereke alacağı seçenekleri incelenir. Satışın ekonomik sonucu ve fiilî kullanım durumu baştan değerlendirilmelidir.

Ortaklığın giderilmesi ve paylaştırma uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Başvuru yolunun doğru belirlenmesi gerekir.

Yurt Dışı Malvarlığı, Vergi ve Süreler

Yabancı ülkede malvarlığı veya birden fazla vatandaşlık bağlantısı varsa uygulanacak hukuk, yetki ve yabancı belgelerin kullanımı ayrıca incelenir. Türkiye'de alınan mirasçılık belgesinin başka bir ülkede kendiliğinden sonuç doğuracağı varsayılmamalıdır.

Veraset ve intikal vergisinde beyan, değerleme ve ödeme yükümlülükleri terekeye göre ele alınır. Tutarlar dönemsel olarak değişebildiğinden işlem tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemeler esas alınmalıdır.

Mirasın reddi, vasiyetnamenin iptali, tenkis ve bazı alacak talepleri süreye tabidir. Ölüm tarihi, vasiyetnamenin tebliği, işlemin öğrenilmesi ve hak ihlalinin fark edilmesi her talepte ayrı değerlendirilir. Banka kayıtları, tapu belgeleri, sağlık kayıtları, yazışmalar ve tanıklar ispat gücünü doğrudan etkiler.

Günser + Partners, Ankara merkezli ofisinden Türkiye genelindeki miras dosyalarını tereke, borçlar, süreler ve deliller üzerinden değerlendirir. Amaç, seçenekleri ve izlenecek yolu açık biçimde ortaya koymaktır.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Belge mirasçıları ve pay oranlarını gösterir. Malvarlığı değerleri ve borçlar ayrıca araştırılmalıdır.

Okumak İsteyebilirsiniz

Tüm Miras Hukuku yazıları (54) →

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu içerik yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. İçeriğin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.