Çalışma Alanı
Şirketler Hukuku
Bir şirkette hukuki sorunlar çoğu zaman uyuşmazlık ortaya çıktığında değil; ortaklık yapısı kurulurken, yetkiler belirlenirken veya önemli kararlar alınırken başlar. Şirket sözleşmesindeki belirsiz bir hüküm, usulüne uygun alınmayan bir genel kurul kararı ya da yeterince düzenlenmemiş bir pay devri, yıllar sonra şirket yönetimini ve ticari faaliyetleri doğrudan etkileyen bir uyuşmazlığa dönüşebilir.
Günser + Partners olarak şirketlerin kuruluşundan günlük işleyişine, yatırım ve yeniden yapılandırma işlemlerinden ortaklar arasındaki uyuşmazlıklara kadar şirketler hukukunun farklı aşamalarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunuyoruz. Çalışmamız yalnızca gerekli belgelerin hazırlanmasına dayanmaz. İşlemin şirket, ortaklar, yöneticiler ve üçüncü kişiler bakımından doğurabileceği sonuçları birlikte değerlendirir; karar, sözleşme ve ticaret sicili süreçlerini bu değerlendirmeye göre yürütürüz.
Şirketin Hukuki Yapısı Ticari İhtiyaca Göre Kurulmalıdır
Şirket kuruluşunda yalnızca anonim veya limited şirket seçeneklerinden birinin belirlenmesi yeterli değildir. Sermaye yapısı, yönetim modeli, temsil yetkileri, payların devri, kâr dağıtımı, yatırım ihtimali ve ortakların şirketten ayrılma koşulları başlangıçta birlikte ele alınmalıdır.
Özellikle birden fazla ortakla kurulan şirketlerde, tarafların kuruluş aşamasındaki uyumu ileride aynı şekilde devam etmeyebilir. Şirketin büyümesi, yeni yatırım alınması, bir ortağın aktif çalışmayı bırakması veya finansman yükünün ortaklar arasında farklılaşması, başlangıçta öngörülmeyen sorunlar doğurabilir. Bu nedenle şirket sözleşmesinin standart kuruluş metni olarak görülmemesi gerekir.
Anonim şirketlerde "esas sözleşme", limited şirketlerde ise "şirket sözleşmesi" hazırlanırken kanunun emredici hükümleri kadar işletmenin gerçek çalışma düzeni de dikkate alınmalıdır. Yönetim ve temsil yetkisinin kimde bulunacağı, önemli kararların hangi çoğunlukla alınacağı, pay devrinin hangi şartlara bağlanacağı ve ortakların şirkete karşı yükümlülükleri açık biçimde düzenlenmelidir.
Şirketlerin kuruluş, değişiklik ve terkin işlemleri MERSİS üzerinden elektronik ortamda yürütülmekte; tescil ve ilan edilmesi gereken bilgiler ticaret sicili sistemi içerisinde işlenmektedir. Ancak sistem üzerinden bir başvurunun tamamlanabilmesi, işlemin hukuki açıdan şirketin menfaatlerine uygun olduğu anlamına gelmez. Tescilden önce kararın içeriği, yetki düzeni ve ileride doğurabileceği sorumluluk ayrıca incelenmelidir.
Şirketler Hukuku Kapsamında Sunduğumuz Destek
Çalışmalarımız başta 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu olmak üzere Türk Borçlar Kanunu, ticaret sicili mevzuatı ve şirketin faaliyet alanına uygulanabilecek özel düzenlemeler çerçevesinde yürütülür.
Şirketler hukuku alanındaki başlıca çalışma konularımız şunlardır:
- Anonim ve limited şirket kuruluşlarının planlanması ve yürütülmesi
- Esas sözleşme ve şirket sözleşmelerinin hazırlanması veya değiştirilmesi
- Ortaklık ve pay sahipleri sözleşmelerinin düzenlenmesi
- Sermaye artırımı, sermaye azaltımı ve sermaye kaybına ilişkin işlemler
- Pay ve hisse devri süreçlerinin hukuki yönden incelenmesi
- Genel kurul, yönetim kurulu ve müdürler kurulu kararlarının hazırlanması
- Temsil, ilzam ve imza yetkilerinin düzenlenmesi
- Ticaret sicili tescil, değişiklik ve ilan işlemlerinin takibi
- Birleşme, bölünme, tür değiştirme ve yeniden yapılandırma işlemleri
- Yatırım, iştirak ve ortak girişim sözleşmelerinin hazırlanması
- Pay sahiplerinin bilgi alma, inceleme ve kâr payı haklarına ilişkin süreçler
- Azınlık haklarının korunması
- Yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerinin sorumluluğu
- Genel kurul kararlarının iptali veya hükümsüzlüğüne ilişkin davalar
- Ortaklıktan çıkma, çıkarılma ve haklı sebeple fesih uyuşmazlıkları
- Tasfiye, ek tasfiye ve ticaret sicilinden terkin süreçleri
Hizmet kapsamı şirketin türüne, ortaklık yapısına, faaliyet alanına ve yapılmak istenen işlemin niteliğine göre belirlenir. Aynı işlem farklı şirketlerde farklı karar, onay ve tescil aşamalarını gerektirebilir.
Ortaklar Arasındaki İlişki Yalnızca Şirket Sözleşmesine Bırakılmamalıdır
Şirket sözleşmeleri her zaman ortaklar arasındaki ticari ilişkinin bütün ayrıntılarını düzenlemeye elverişli değildir. Bu nedenle ortakların yönetimdeki rolü, finansman yükümlülükleri, rekabet yasağı, gizlilik, pay devri, yeni yatırımcı kabulü, kâr dağıtımı ve ortaklıktan ayrılma koşulları için ayrıca ortaklar veya pay sahipleri sözleşmesi hazırlanması gerekebilir.
Bu sözleşmelerde özellikle şu soruların cevaplandırılması önem taşır:
- Ortaklardan biri sermaye veya finansman yükümlülüğünü yerine getirmezse ne olacaktır?
- Şirketin satılması veya yatırım alması için hangi çoğunluk aranacaktır?
- Payını devretmek isteyen ortağın öncelikle diğer ortaklara teklif vermesi gerekecek midir?
- Ortaklardan birinin ölümü, boşanması, iflası veya şirketten ayrılması hâlinde payların durumu ne olacaktır?
- Şirket yönetiminde kilitlenme yaşanırsa karar nasıl alınacaktır?
- Ortaklar şirketle rekabet edebilecek veya şirket çalışanlarını kendi işlerine yönlendirebilecek midir?
- Pay bedeli ve şirket değerlemesi hangi yöntemle belirlenecektir?
Ortaklar sözleşmesinin şirket sözleşmesinden ayrı hazırlanması, her hükmün kendiliğinden şirket organlarını bağlayacağı anlamına gelmez. Bu nedenle sözleşmesel düzenlemeler ile şirketin esas veya şirket sözleşmesi, organ kararları ve sicil kayıtları arasında uyum kurulmalıdır.
Pay Devri İşlemleri Yalnızca Bir Devir Belgesinden İbaret Değildir
Pay devrinde uygulanacak şekil ve onay koşulları şirket türüne, payın niteliğine ve şirket sözleşmesindeki sınırlamalara göre değişir. Devir işleminden önce pay üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı veya sözleşmesel kısıtlama bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Pay devri sözleşmesinde yalnızca satış bedelinin yazılması çoğu zaman yeterli değildir. Şirketin mevcut borçları, vergi ve SGK yükümlülükleri, devam eden davaları, üçüncü kişilere verilen teminatlar, ilişkili şirket işlemleri, şirket hesaplarından yapılan ödemeler ve devir öncesi döneme ilişkin sorumluluklar da değerlendirilmelidir.
Devir sonrasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltmak için tarafların beyan ve taahhütleri, bedel ödeme yöntemi, kapanış şartları, tazmin yükümlülükleri ve belgelerin teslimi açık biçimde düzenlenmelidir. Gerektiğinde hukuki inceleme, finansal ve vergisel incelemeyle birlikte yürütülmelidir.
Genel Kurul ve Yönetim Kararlarında Usul Hatası Şirketi Kilitleyebilir
Bir kararın ortakların çoğunluğu tarafından desteklenmesi, kararın her durumda geçerli olduğu anlamına gelmez. Toplantıya çağrı, gündem, katılım, temsil, toplantı ve karar yeter sayıları, oy hakkı, tutanakların hazırlanması ve gerekli hâllerde Bakanlık temsilcisinin bulunması gibi usul kuralları ayrıca dikkate alınmalıdır.
Çağrının yanlış kişiye yapılması, gündemde bulunmayan bir konuda karar alınması, oy hakkının hukuka aykırı biçimde kullandırılmaması veya gerekli çoğunluğun sağlanmaması kararın geçerliliğini tartışmalı hâle getirebilir.
Günser + Partners olarak toplantı öncesinde çağrı ve gündem belgelerini hazırlar, karar taslaklarını inceler ve toplantı sürecindeki hukuki riskleri belirleriz. Uyuşmazlık çıkmışsa kararın kanuna, şirket sözleşmesine ve dürüstlük kuralına uygunluğunu; davacı sıfatını, süreleri ve kararın uygulanmasını önlemek için geçici hukuki koruma gerekip gerekmediğini değerlendiririz.
Şirket Yönetimi Yetkiyle Birlikte Sorumluluk da Doğurur
Yönetim kurulu üyeleri ve limited şirket müdürleri, şirket adına karar alırken kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklere uygun hareket etmek zorundadır. Şirket malvarlığının kişisel amaçlarla kullanılması, şirket adına ölçüsüz teminat verilmesi, ilişkili kişilere piyasa koşullarından farklı işlemler yapılması, tahsil edilebilir alacakların takip edilmemesi veya mali durumdaki bozulmaya rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması sorumluluk iddialarına neden olabilir.
Yönetici sorumluluğu değerlendirilirken yalnızca meydana gelen zarara bakılmaz. Kararın hangi bilgi ve belgelerle alındığı, yetki sınırları, görev dağılımı, yöneticinin karar sürecindeki tutumu ve zarar ile eylem arasındaki bağlantı ayrıca incelenir.
Bu nedenle yönetim kararlarının sonradan hazırlanması yerine, karar alınmadan önce riskin belirlenmesi ve karar gerekçesinin mevcut belgelerle desteklenmesi daha güvenli bir yöntemdir.
Ortaklık Uyuşmazlıklarında İlk Amaç Şirketin Kontrolünü Kaybetmemektir
Ortaklar arasındaki anlaşmazlık kısa sürede şirketin banka hesaplarına, ticari kayıtlarına, personeline ve müşteri ilişkilerine yansıyabilir. İmza yetkisinin kötüye kullanılması, şirket belgelerine erişimin engellenmesi, genel kurulun toplantıya çağrılmaması, kâr dağıtılmaması veya şirket kaynaklarının belirli ortaklar lehine kullanılması, uyuşmazlığın yalnızca kişiler arasında kalmadığını gösterir.
Bu durumda öncelikle şirketin faaliyetini ve malvarlığını koruyacak adımlar belirlenmelidir. Ticaret sicili kayıtları, pay defteri, genel kurul ve yönetim kurulu kararları, banka hareketleri, şirket muhasebesi, taraflar arasındaki yazışmalar ve ortaklık sözleşmeleri birlikte incelenir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre toplantıya çağrı, bilgi alma ve inceleme talebi, özel denetim, kararın iptali, sorumluluk davası, ortaklıktan çıkma veya çıkarılma, haklı sebeple fesih ya da ihtiyati tedbir yolları değerlendirilebilir. Dava açmanın şirketin ticari faaliyetlerine etkisi de gözetilerek, mümkün olan durumlarda müzakere ve yapılandırılmış çözüm seçenekleri üzerinde çalışılır.
Konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Ancak her şirketler hukuku uyuşmazlığı aynı kapsamda değildir. Başvurulacak yol, ileri sürülecek talebin hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.
Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirmede Bütün Sonuçlar Birlikte Değerlendirilmelidir
Şirket birleşmesi, bölünmesi veya tür değiştirmesi yalnızca ticaret sicilinde tamamlanan bir işlem değildir. Pay sahiplerinin konumu, şirket malvarlığı, çalışanlar, sözleşmeler, teminatlar, devam eden davalar, ruhsat ve izinler ile vergi sonuçları birlikte ele alınmalıdır.
İşlem öncesinde şirket kayıtlarının incelenmesi, yapı değişikliğinin amacıyla uyumlu bir model kurulması ve gerekli kararların doğru sırayla alınması gerekir.
Yeniden yapılandırma sürecinde şirketin yalnızca bugünkü durumu değil, işlem sonrasında ortaya çıkabilecek yönetim, sorumluluk ve ortaklık riskleri de dikkate alınır.
Sık Yapılan Hatalar
Şirketler hukukunda uyuşmazlığa dönüşen işlemlerde benzer hatalarla karşılaşılmaktadır:
Standart şirket sözleşmesini yeterli görmek: Ortakların gerçek çalışma düzeni ve çıkış ihtimalleri düzenlenmediğinde, şirket büyüdükçe belirsizlik artar.
Kararları işlemden sonra hazırlamak: Fiilen yapılan bir işlemi sonradan alınmış kararla düzeltmeye çalışmak, yetki ve sorumluluk sorunlarını her zaman ortadan kaldırmaz.
Şirket malvarlığı ile ortakların malvarlığını ayırmamak: Şirket hesaplarının kişisel harcamalarda kullanılması hem şirket içi sorumluluk hem de mali ve cezai risk doğurabilir.
Pay devrini yalnızca bedel üzerinden değerlendirmek: Şirket borçları, teminatlar ve geçmiş dönem işlemleri incelenmeden yapılan devir, tarafları öngörmedikleri yükümlülüklerle karşı karşıya bırakabilir.
Ortaklar sözleşmesini şirket kayıtlarına yansıtmamak: Taraflar arasında kararlaştırılan yönetim veya devir hükümleri, gerekli kurumsal işlemler yapılmadığında beklenen korumayı sağlamayabilir.
Uyuşmazlık başladıktan sonra belgeleri değiştirmek: Karar defterleri, pay defteri ve şirket kayıtları üzerindeki sonradan yapılan işlemler, mevcut uyuşmazlığı ağırlaştırabilir ve ayrıca sorumluluk doğurabilir.
Şirketler Hukuku Sürecini Nasıl Yürütüyoruz?
Çalışma, şirketin ticari hedefi ile hukuki durumunun birlikte anlaşılmasıyla başlar. Öncelikle esas veya şirket sözleşmesi, ticaret sicili kayıtları, pay defteri, karar defterleri, imza ve temsil belgeleri, ortaklar arasındaki sözleşmeler ile uyuşmazlık varsa yazışma ve mali kayıtlar incelenir.
Ardından yapılmak istenen işlemin geçerlilik şartları, alınması gereken organ kararları, tescil gereklilikleri ve olası sorumluluklar belirlenir. İşlem için gerekli sözleşme, karar ve başvuru belgeleri birbirleriyle uyumlu biçimde hazırlanır.
Uyuşmazlık bulunan dosyalarda ise önce şirketin faaliyetini ve delilleri korumak için gecikmeden yapılması gereken işlemler tespit edilir. Müzakere, arabuluculuk, ihtiyati tedbir veya dava seçeneklerinin her biri; süresi, maliyeti ve şirket üzerindeki etkisiyle birlikte değerlendirilir.
Günser + Partners, Ankara merkezli olmakla birlikte Türkiye genelinde yürütülen şirket işlemleri ve uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır. Çalışma anlayışımız; belgelerin doğrudan incelenmesine, olası sonuçların açıkça anlatılmasına ve müvekkilin karar verebilmesi için uygulanabilir bir yol haritası oluşturulmasına dayanır.
İşlem Yapılmadan Önce Hukuki Çerçevenin Belirlenmesi
Şirket kuruluşu, pay devri, yatırım alınması, yönetim yetkisinin değiştirilmesi veya ortaklık uyuşmazlığı gibi konularda atılacak adımın sonucu yalnızca hazırlanan belgeye bağlı değildir. İşlemin şirket kayıtları, sözleşmeler ve mevcut yetki yapısıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Elinizde bulunan şirket sözleşmesi, ticaret sicili kayıtları, kararlar ve ilgili yazışmalar incelenerek işlemin geçerlilik şartları, tamamlanması gereken eksiklikler ve izlenebilecek hukuki yollar belirlenebilir.
Okumak İsteyebilirsiniz
Şirketler Hukuku alanında yazdığımız blog yazıları.
İlgili Çalışma Alanları
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu içerik yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. İçeriğin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz.
Bu konuda görüşmek ister misiniz?
Meselenizi avukatlarımıza doğrudan iletebilir, bir randevu talep edebilirsiniz.