İçeriğe geç

Blog / Şirketler Hukuku

Anonim Şirkette Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu Nedir?

· ≈7 dk okuma · Şirketler Hukuku

Yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğü, sorumluluk davasının şartları, farklılaştırılmış teselsül, kimlerin dava açabileceği, zamanaşımı ve görevli mahkeme.

Anonim şirket, tüzel kişiliğe sahiptir ve borçlarından yalnız malvarlığıyla sorumludur. Bu kural, şirketi yönetenlerin hiçbir sorumluluk taşımadığı anlamına gelmez. Yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiklerinde, bundan doğan zarardan kişisel malvarlıklarıyla sorumlu tutulabilirler.

Uygulamada bu sorumluluk çoğunlukla şirketin zarara uğraması, alacaklıların tahsil edememesi veya şirketin iflasıyla birlikte gündeme gelir. Yönetici sorumluluğu davaları teknik ve ispatı güç davalardır; hem davacı hem davalı bakımından titiz bir hazırlık gerektirir.

i. Sorumluluğun Hukuki Dayanağı

TTK m. 553 uyarınca kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları; kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur.

Bu sorumluluk kusura dayanır. Yönetim kurulu üyesi, yükümlülüğünü ihlal etmediğini veya ihlalde kusurunun bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Kanun ayrıca önemli bir sınır çizer: Kimse, kontrolü dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar ya da yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz. Bu kural, sırf yönetim kurulu üyesi olmanın otomatik sorumluluk doğurmasını engeller.

ii. Özen ve Bağlılık Yükümlülüğü

TTK m. 369, yönetim kurulu üyelerinin ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmesini ve şirket menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmesini öngörür.

Tedbirli yönetici ölçütü objektiftir. Üyenin kişisel bilgi düzeyi veya mesleki geçmişi, ölçütü kendiliğinden hafifletmez. Bu yükümlülük şu davranışları gerektirir:

  • karar alınmadan önce yeterli bilgi ve belgenin toplanması,
  • şirket menfaatiyle kişisel menfaatin çatıştığı konularda müzakereye katılmama,
  • şirketin mali durumunun sürekli izlenmesi,
  • yasal defter, kayıt ve bildirim yükümlülüklerinin yerine getirilmesi,
  • delege edilen işlerin üst gözetiminin sürdürülmesi,
  • şirket sırlarının korunması ve rekabet yasağına uyulması.

Şirket menfaatine uygun, yeterli bilgiye dayanan ve makul bir değerlendirmeyle alınan bir kararın sonradan zararla sonuçlanması tek başına sorumluluk doğurmaz. Ticari hayatta risk almak kaçınılmazdır; denetlenen, kararın sonucu değil alınış biçimidir.

iii. Sorumluluğun Şartları

Yönetici sorumluluğu davasında dört unsurun bir arada bulunması gerekir:

  1. Yükümlülüğün ihlali: Kanundan veya esas sözleşmeden doğan somut bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi.
  2. Zarar: Şirketin, pay sahibinin veya alacaklının malvarlığında ortaya çıkan azalma.
  3. İlliyet bağı: Zararın, ihlal edilen yükümlülükten kaynaklanması.
  4. Kusur: Kastın veya ihmalin bulunması.

Bu unsurlardan herhangi birinin ispat edilememesi davanın reddine yol açar. Özellikle illiyet bağı, piyasa koşullarından, üçüncü kişilerin davranışlarından veya öngörülemeyen olaylardan kaynaklanan zararlarda tartışma konusu olur.

iv. Uygulamada Sık Görülen Sorumluluk Hâlleri

  • Sermaye kaybı ve borca batıklık hâlinde kanunun öngördüğü tedbirlerin alınmaması, genel kurulun toplantıya çağrılmaması veya mahkemeye bildirimde bulunulmaması,
  • vergi ve sosyal güvenlik yükümlülüklerinin ihmal edilmesi sonucu şirketin ek yüklerle karşılaşması,
  • ticari defterlerin usulüne uygun tutulmaması, saklanmaması veya ibraz edilememesi,
  • şirket varlıklarının piyasa değerinin altında, ilişkili kişilere devredilmesi,
  • genel kurul izni olmaksızın şirketle işlem yapılması veya rekabet yasağının ihlali,
  • şirkete usulsüz borçlanma ve şirket kaynaklarının kişisel amaçla kullanılması,
  • yeterli inceleme yapılmadan yüksek riskli taahhütlerin altına girilmesi,
  • sigorta, izin, ruhsat ve mevzuata uyum yükümlülüklerinin ihmali,
  • pay sahiplerine eşit işlem ilkesinin ihlali,
  • kâr payının kanuna aykırı biçimde dağıtılması.

v. Şirketin Zararı ve Dolaylı Zarar Ayrımı

TTK m. 555 uyarınca şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Ancak pay sahipleri, tazminatın kendilerine değil şirkete ödenmesini isteyebilir. Bu düzenleme, şirket zararının doğrudan giderilmesini sağlar ve pay sahipleri arasında eşitliği korur.

Buradaki ayrım önemlidir:

  • Doğrudan zarar: Pay sahibinin veya alacaklının malvarlığında, şirketten bağımsız biçimde doğan zarardır. Örneğin pay sahibinin bilgi alma hakkının engellenmesi sonucu uğradığı özel zarar. Bu zararın tazmini doğrudan talep edilebilir.
  • Dolaylı zarar: Şirketin zarara uğraması nedeniyle payın değerinin düşmesidir. Bu zarar, ancak şirkete ödenmek üzere talep edilebilir.

Pay sahibinin, payının değer kaybını kendi adına ve kendisine ödenmek üzere istemesi kural olarak mümkün değildir.

vi. Kimler Dava Açabilir?

  • Şirket: Genel kurul kararı üzerine veya yönetim kurulu tarafından. Sorumlu tutulan kişilerin yönetimde bulunması hâlinde şirketin temsili sorun yaratabilir; bu durumda kayyım atanması istenebilir.
  • Pay sahipleri: Herhangi bir pay oranı aranmaz. Tek bir pay sahibi de dava açabilir; ancak şirket zararında tazminatın şirkete ödenmesini istemek zorundadır.
  • Şirket alacaklıları: Kural olarak şirketin iflası hâlinde ve iflas idaresinin dava açmaması durumunda alacaklılar dava açabilir. İflas dışında alacaklının dava hakkı, doğrudan zarara uğradığı hâllerle sınırlıdır.

Şirketin iflası hâlinde davayı öncelikle iflas idaresi açar. İflas idaresi dava açmazsa, her pay sahibi veya alacaklı davayı yürütebilir; elde edilen tazminat iflas masasına dâhil olur.

vii. Farklılaştırılmış Teselsül Nedir?

TTK m. 557, birden çok kişinin aynı zarardan sorumlu olması hâlini düzenler. Bu kişiler, kusurlarına ve durumun gereklerine göre zarar şahsen kendilerine yükletilebildiği ölçüde birlikte sorumlu olurlar. Buna farklılaştırılmış teselsül denir.

Bu ilke, eski dönemde uygulanan mutlak müteselsil sorumluluğu yumuşatır. Her yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu, kendi kusurunun ağırlığı ve zarara katkısı ölçüsünde belirlenir. Uygulamadaki sonuçları şunlardır:

  • Karara muhalefet şerhi koyan üyenin durumu, olumlu oy veren üyeden farklı değerlendirilir.
  • Yönetimin bir kısmının usulüne uygun biçimde devredilmiş olması hâlinde, devreden üyelerin sorumluluğu üst gözetim yükümlülüğüyle sınırlanabilir.
  • Göreve sonradan başlayan üye, kendisinden önceki dönem işlemlerinden kural olarak sorumlu tutulmaz.
  • Davacı, tazminatın tamamını her bir sorumludan isteyebilir; ancak mahkeme her sorumlunun payını ayrıca belirler.

Bu nedenle yönetim kurulu kararlarında muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi, üyeler bakımından hayati bir korunma aracıdır.

viii. İbra Sorumluluğu Ortadan Kaldırır mı?

İbra, sorumluluk davası bakımından güçlü ama sınırlı bir savunmadır. Genel kurulun ibra kararı; ibranın kapsadığı ve açıklanan maddi olaylar bakımından şirketin, ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olanların dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ise ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer.

İbranın etkisi, genel kurula açıklanmış olaylarla sınırlıdır. Gizlenen, bilançoda hiç veya gereği gibi gösterilmeyen işlemler bakımından ibra koruma sağlamaz. Ayrıca kuruluş ve sermaye artırımının sakatlığından doğan sorumluluklarda kanun, tescil tarihinden itibaren belirli bir süre geçmedikçe sulh ve ibrayı yasaklamıştır.

ix. Zamanaşımı Süresi

TTK m. 560 uyarınca sorumluluk davası; davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve Türk Ceza Kanunu daha uzun bir dava zamanaşımı öngörüyorsa, bu daha uzun süre tazminat davasında da uygulanır. Güveni kötüye kullanma veya nitelikli dolandırıcılık iddialarının bulunduğu dosyalarda bu kural sıkça gündeme gelir.

Zamanaşımının başlangıcı bakımından belirleyici olan, zararın ve sorumlunun birlikte öğrenilmesidir. Şirketin organlarının öğrenmesi ile pay sahibinin öğrenmesi farklı tarihlere denk gelebilir.

x. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Yönetici sorumluluğu davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın ticari dava sayılır.

Yetkili mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Bu kural, birden fazla yönetim kurulu üyesinin farklı yerlerde ikamet etmesi hâlinde davanın tek merkezde toplanmasını sağlar.

xi. Dava Şartı Arabuluculuk

Yönetici sorumluluğu davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talebi içerdiğinden ticari davalarda öngörülen dava şartı arabuluculuğa tabidir. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmalı; anlaşmama tutanağının aslı veya onaylı örneği dava dilekçesine eklenmelidir.

Arabuluculuk başvurusunda, sorumlu tutulan tüm kişilerin karşı taraf olarak gösterilmesi gerekir. Başvuruda yer almayan kişiye karşı sonradan dava açılması, o kişi bakımından dava şartı yokluğuna yol açar.

xii. İspat ve Deliller

Davacı; yükümlülük ihlalini, zararı ve illiyet bağını ispatlamakla yükümlüdür. Kusurun bulunmadığını ispat yükü ise kural olarak yönetim kurulu üyesindedir.

Başlıca deliller şunlardır:

  • yönetim kurulu karar defteri ve kararlara konulan muhalefet şerhleri,
  • genel kurul tutanakları ve ibra kararları,
  • ticari defterler, finansal tablolar ve denetim raporları,
  • banka kayıtları, sözleşmeler ve fatura akışı,
  • yazışmalar, elektronik posta kayıtları ve iç yönergeler,
  • ticaret sicili kayıtları ve imza sirküleri,
  • bilirkişi incelemesi ve tanık beyanları.

Zararın miktarı çoğunlukla bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Zararın tam olarak ispat edilemediği hâllerde hâkimin takdir yetkisi gündeme gelebilir.

xiii. Sık Yapılan Hatalar

  • Yönetim kurulu kararlarına muhalefet şerhi koymamak ve şerhi tutanağa geçirtmemek,
  • şirket zararını pay sahibinin kendisine ödenmesi talebiyle dava etmek,
  • iki yıllık öğrenme süresini kaçırmak,
  • arabuluculuk başvurusunda bazı yönetim kurulu üyelerini karşı taraf olarak göstermemek,
  • ibranın her türlü sorumluluğu kaldırdığını varsaymak,
  • yönetim devrini yazılı iç yönergeye dayandırmadan fiilen uygulamak,
  • istifa ettiği hâlde ticaret siciline tescil ettirmemek,
  • şirketin borca batık olduğunun anlaşıldığı anda gerekli adımları atmamak,
  • zararın miktarını somutlaştırmadan genel ifadelerle dava açmak.

xiv. Hukuki Değerlendirme

Yönetim kurulu üyeliği, imza yetkisi ve temsil gücü kadar sorumluluk da getiren bir görevdir. Sorumluluğun sınırlarını belirleyen en önemli unsur, kararların nasıl alındığıdır: Yeterli bilgiye dayanan, gerekçesi karar defterine yansıtılan, menfaat çatışması bulunan üyelerin katılmadığı ve muhalefet şerhlerinin usulüne uygun kaydedildiği bir karar süreci, hem şirketi hem üyeleri korur.

Pay sahipleri bakımından ise sorumluluk davası, şirket kaynaklarının kötü yönetimine karşı en etkili araçlardan biridir; ancak kısa zamanaşımı süreleri ve arabuluculuk şartı nedeniyle vakit kaybedilmemelidir. Yönetim kurulu sorumluluğunun değerlendirilmesi, savunma stratejisinin kurulması veya sorumluluk davası açılması için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.