Blog / Şirketler Hukuku
Limited Şirkette Müdürlerin Sorumluluğu Nedir? Hukuki, Cezai ve Kamu Borcu Boyutu
· ≈6 dk okuma · Şirketler Hukuku
Limited şirket müdürünün devredilemez görevleri, özen ve bağlılık yükümlülüğü, sorumluluk davası, ibra, zamanaşımı, kamu borçlarından ve SGK primlerinden kanuni temsilci sorumluluğu.
Limited şirkette yönetim ve temsil, müdür veya müdürler kurulu tarafından yürütülür. Müdür sıfatı, şirketin günlük işlerini yürütme yetkisi yanında ağır bir sorumluluk düzeni de doğurur. Uygulamada şirket borçlarını ödeyemez hâle geldiğinde, alacaklıların ve idarenin ilk yöneldiği kişi çoğu zaman müdürdür.
Müdürün sorumluluğu üç ayrı hatta ilerler: şirkete, ortaklara ve alacaklılara karşı hukuki sorumluluk; kamu alacakları ve sigorta primleri bakımından kanuni temsilci sorumluluğu; belirli fiiller yönünden cezai sorumluluk. Bu üç hattın şartları ve sonuçları birbirinden farklıdır.
i. Limited Şirkette Müdür Kimdir?
TTK m. 623 uyarınca şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesiyle düzenlenir. Ortaklardan en az birinin şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması zorunludur. Müdür ortaklar arasından seçilebileceği gibi dışarıdan da atanabilir. Tüzel kişi müdür olarak atanabilir; bu hâlde tüzel kişi adına hareket edecek gerçek kişi belirlenip tescil edilir.
Müdür sıfatının kazanılması tescile bağlı değildir; tescil açıklayıcıdır. Fiilen yönetim yetkisini kullanan kişilerin de somut olayda sorumluluğu gündeme gelebilir. Buna karşılık sadece ortak olup yönetimde hiçbir rolü bulunmayan kişi, müdür sorumluluğu hükümlerine kural olarak tabi değildir.
ii. Müdürün Devredilemez Görevleri Nelerdir?
TTK m. 625 uyarınca müdürler, devredilemez ve vazgeçilemez biçimde şu görevleri yerine getirir:
- Şirketi üst düzeyde yönetmek ve talimat vermek,
- Şirket yönetim teşkilatını, kanun ve şirket sözleşmesi çerçevesinde belirlemek,
- Muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın gerektirdiği düzeni kurmak,
- Şirket sözleşmesinde öngörülmüşse ortaklara gerekli ödemeleri yapmak,
- Genel kurul toplantısını hazırlamak, genel kurul kararlarını yürütmek,
- Şirketin finansal durumunun bozulması hâlinde kanunun öngördüğü tedbirleri almak ve gereken bildirimlerde bulunmak.
Bu görevler bir müdürün "ben o işle ilgilenmiyordum" savunmasını büyük ölçüde etkisiz kılar. Özellikle muhasebe düzeninin kurulmaması ve sermaye kaybı ile borca batıklık belirtilerinin izlenmemesi, sorumluluk davalarında en sık dayanılan kusur başlıklarıdır.
iii. Özen ve Bağlılık Yükümlülüğü
TTK m. 626 uyarınca müdürler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek zorundadır. Aynı madde müdürler için kanuni bir rekabet yasağı öngörür: müdürler, ortakların onayı olmaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamaz, başka bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla katılamaz.
Özen ölçütü, kişisel bilgi ve tecrübeye göre değil, o işi yürüten tedbirli bir yöneticinin göstereceği objektif özene göre belirlenir. Müdürün ortak olmaması, sigortalı çalışan olması veya ücretsiz görev yapması özen ölçüsünü düşürmez.
Eşit işlem ilkesi de müdürleri bağlar. Aynı durumdaki ortaklara farklı davranılması, kâr dağıtımında veya bilgi verilmesinde ayrım yapılması sorumluluk sebebidir.
iv. Müdürlere Karşı Sorumluluk Davası
Limited şirket müdürlerinin hukuki sorumluluğunda, kanunun yollamasıyla anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyasen uygulanır. TTK m. 553 uyarınca müdürler, kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, bundan doğan zarardan sorumludur.
Sorumluluk için aranan unsurlar şunlardır:
- Kanuna veya şirket sözleşmesine aykırı bir yükümlülük ihlâli,
- Müdürün kusuru,
- Zarar,
- İhlâl ile zarar arasında uygun illiyet bağı.
Dava açabilecek kişiler ise şunlardır:
- Şirket: Doğrudan uğradığı zararın tazminini ister.
- Ortaklar: Şirketin zararının şirkete ödenmesini talep edebilir. Ortağın doğrudan kendi malvarlığında oluşan bir zarar varsa bunu kendisi için isteyebilir.
- Şirket alacaklıları: Şirketin iflâsı hâlinde, şirketin uğradığı zararın şirkete ödenmesini isteyebilirler. İflâs idaresinin dava açmaması hâlinde alacaklıların dava hakkı doğar.
Birden fazla müdürün aynı zarardan sorumlu olduğu hâllerde farklılaştırılmış teselsül ilkesi uygulanır: her müdür, kusuruna ve durumun gereklerine göre zararın kendisine yükletilebildiği ölçüde birlikte sorumlu olur. Bu ilke, yönetimde fiilen rol almamış müdürlerin sorumluluk sınırını belirlerken önem taşır.
v. İbra Kararının Etkisi
Genel kurulun müdürleri ibra etmesi, ibranın kapsadığı ve genel kurula açıklanmış olan maddi vakıalar bakımından şirketin dava hakkını düşürür. İbraya olumlu oy veren ortaklar ile ibra kararını bilerek payı devralan kişiler de bu vakıalar bakımından dava açamaz.
Buna karşılık:
- İbra, genel kurula açıklanmamış veya gizlenmiş işlemleri kapsamaz,
- İbraya olumsuz oy vermiş veya toplantıya katılmamış ortakların dava hakkı belirli bir süre saklı kalır,
- İbra, şirket alacaklılarının iflâs hâlindeki dava hakkını ortadan kaldırmaz,
- İbra, kamu alacaklarından doğan kanuni temsilci sorumluluğunu etkilemez.
Uygulamada müdürler, ibra kararını yeterli koruma sanarak devir öncesinde belge düzenini ihmal eder. Oysa ibra, yalnız açıklanan bilgiler kadar korur.
vi. Zamanaşımı
Müdürlerin sorumluluğuna ilişkin tazminat istemleri, TTK m. 560 uyarınca davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fiil aynı zamanda daha uzun zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa, ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
Zamanaşımının başlangıcında "öğrenme" anı çoğu kez tartışmalıdır. Şirketin öğrenmesi, dava açma yetkisine sahip organın öğrenmesi ile gerçekleşir; kusurlu müdürün kendi bilgisi şirketin öğrenmesi sayılmaz.
vii. Kamu Borçlarından Kanuni Temsilci Sorumluluğu
Müdür, şirketin kanuni temsilcisidir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 10 ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun mükerrer m. 35 uyarınca, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen kamu alacakları kanuni temsilcilerin kişisel malvarlığından tahsil edilebilir.
Bu sorumluluğun temel özellikleri şunlardır:
- Sorumluluk, ortaklıktan değil temsil yetkisinden doğar; ortak olmayan müdür de sorumludur.
- Sorumluluk kural olarak alacağın tamamına yöneliktir, sermaye payıyla sınırlı değildir.
- Önce şirket hakkında takip yapılması ve alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulması gerekir.
- Ödeme emrine karşı vergi mahkemesinde dava açılabilir; müdürlük sıfatının hangi dönemde bulunduğu, borcun vade tarihi ve temsil yetkisinin kapsamı incelenir.
- Ödeme yapan müdür, asıl borçlu şirkete rücu edebilir.
5510 sayılı Kanun m. 88 uyarınca sigorta primleri ve Kurum alacakları bakımından da üst düzey yönetici ve kanuni temsilcilerin müteselsil sorumluluğu söz konusudur.
Görev süresi boyunca doğan borçlar bakımından sorumluluğun sınırı, müdürlüğün başlangıç ve bitiş tarihleridir. Bu nedenle istifanın usulüne uygun biçimde genel kurula sunulması ve ticaret siciline tescil ettirilmesi hayati önemdedir. Sicilde müdür görünmeye devam eden kişi, fiilen görevden ayrılmış olsa dahi ciddi ispat yüküyle karşılaşır.
viii. Cezai Sorumluluk
Müdürün cezai sorumluluğu, kural olarak kendi fiilinden doğar. Uygulamada en sık karşılaşılan başlıklar şunlardır:
- Sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma,
- Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi ya da gizlenmesi,
- Karşılıksız çek keşide edilmesine ilişkin yaptırımlar,
- Ticari defterlerin usulüne aykırı tutulması veya saklanmaması,
- Şirket malvarlığının şahsi menfaate kullanılması hâlinde güveni kötüye kullanma,
- İcra takiplerinde mal beyanında bulunmama ve benzeri İcra ve İflâs Kanunu kabahatleri.
Tüzel kişi olan şirkete hapis cezası verilemez; ancak güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar uygulanabilir.
ix. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Müdürlere karşı açılacak sorumluluk davası ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. HMK m. 14/2 uyarınca şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Talep konusu bir miktar paranın ödenmesi olduğundan, TTK m. 5/A uyarınca dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır. Kamu alacaklarına ilişkin ödeme emirlerine karşı açılacak davalar ise idari yargıda, vergi mahkemelerinde görülür.
x. Sık Yapılan Hatalar
- İstifayı yalnız sözlü bildirip genel kurul kararı aldırmamak ve tescil ettirmemek,
- Müdürlük sıfatı devam ederken şirketin vergi ve prim borçlarını takip etmemek,
- Temsil yetkisinin sınırlarını sicilde göstermeyip tüm işlemlerden sorumlu duruma gelmek,
- Ortaklar arası güvene dayanarak belgesiz para hareketleri yapmak,
- Sermaye kaybı ve borca batıklık belirtileri ortaya çıktığında genel kurulu toplantıya çağırmamak,
- İbra kararının her şeyi kapsadığını varsayarak devir öncesi hesap dökümü hazırlamamak,
- Sorumluluk davasında iki yıllık öğrenme süresini kaçırmak,
- Şirketten ayrılırken devir tutanağı, mizan ve banka bakiyesi tespiti yapmamak.
xi. Hukuki Değerlendirme
Limited şirket müdürlüğü, çoğu zaman aile içi bir görev paylaşımı gibi görülür. Oysa müdür sıfatı, şirketin ödeyemediği vergi ve prim borçları ile ortakların uğradığı zararlar bakımından kişisel malvarlığını doğrudan risk altına sokar. Bu riski yönetmenin yolu, yetki sınırlarının sicilde açıkça gösterilmesi, karar defterinin düzenli tutulması, muhasebe ve finansal izleme düzeninin fiilen kurulması ve görevden ayrılışın belgelendirilmesidir.
Aleyhinize sorumluluk davası açıldığında veya kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri tebliğ edildiğinde, süreler kısa ve ispat yükü ağırdır. Somut durumunuzun değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Evet. Hukuki sorumluluk ve kanuni temsilci sorumluluğu, ortaklık sıfatına değil yönetim ve temsil yetkisine bağlıdır.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
TTK m. 623 · TTK m. 625 · TTK m. 626 · TTK m. 553 · TTK m. 560
Bu yazı Şirketler Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
Şirketler Hukuku — İlgili Yazılar
- Anonim Şirkette Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu Nedir?
- Limited Şirkette Müdür Nasıl Azledilir? Yetkinin Sınırlandırılması ve Mahkeme Yolu
- Sermaye Kaybı ve Borca Batıklık Nedir? TTK m. 376 Kapsamında Alınacak Önlemler
- Tarımsal Kooperatiflerde Yönetici Sorumluluğu: Süreler, Deliller ve Hukuki Yollar
- Şirketler Topluluğu ve Hâkimiyet Nedir? Hâkim Şirketin Sorumluluğu Nasıl Doğar?
- Şirketlerde Tür Değiştirme Nedir? Limitedden Anonime Geçiş Nasıl Yapılır?