İçeriğe geç

Blog / Şirketler Hukuku

Anonim Şirkette Sermaye Artırımı ve Rüçhan Hakkı Nasıl Kullanılır?

· ≈7 dk okuma · Şirketler Hukuku

Anonim şirkette sermaye artırımı türleri, esas ve kayıtlı sermaye sistemi, rüçhan hakkının kapsamı, sınırlandırılması, bedelsiz pay alma hakkı ve sulandırmaya karşı korunma.

Sermaye artırımı, anonim şirketin esas sermayesinin yükseltilmesi işlemidir. Şirketler; yeni yatırım yapmak, öz kaynak yapısını güçlendirmek, borca batıklığı gidermek, yeni ortak almak veya yasal sermaye eşiklerini karşılamak için sermaye artırımına gider.

Sermaye artırımı aynı zamanda ortaklık yapısını değiştiren bir işlemdir. Artırıma katılmayan pay sahibinin şirketteki oranı düşer. Bu nedenle kanun, mevcut pay sahiplerini koruyan güçlü bir mekanizma öngörmüştür: rüçhan hakkı, yani yeni payları öncelikle alma hakkı.

i. Sermaye Artırımı Türleri

Anonim şirkette sermaye artırımı üç şekilde yapılabilir:

  1. Sermaye taahhüdü yoluyla artırım (dış kaynaklardan): Pay sahipleri veya üçüncü kişiler yeni pay taahhüt eder ve bedelini şirkete öder. Şirkete taze kaynak girer.
  2. İç kaynaklardan artırım: Şirketin bilançosunda yer alan ve sermayeye eklenmesi mevzuatça mümkün olan fonlar ile yedek akçeler sermayeye dönüştürülür. Şirkete yeni para girmez; öz kaynağın niteliği değişir. Pay sahipleri bedelsiz pay alır.
  3. Şarta bağlı sermaye artırımı: Alacaklılara veya çalışanlara tanınan değiştirme ya da alım haklarının kullanılmasıyla sermayenin kendiliğinden artması esasına dayanır.

Bu türler bir arada da uygulanabilir. Uygulamada sıkça görülen bir yöntem, önce iç kaynakların sermayeye eklenmesi, ardından dış kaynaklardan artırıma gidilmesidir.

Önemli bir sınır vardır: Bilançoda sermayeye eklenmeye elverişli fon bulunduğu takdirde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Bu kural, mevcut pay sahiplerinin haksız biçimde sulandırılmasını önler.

Ayrıca sermayenin artırılmasına rağmen taahhüt edilen payların karşılıkları tamamen ödenmediği sürece yeniden sermaye artırımına gidilemez.

ii. Esas Sermaye ve Kayıtlı Sermaye Sistemi

  • Esas sermaye sisteminde sermaye artırımı genel kurul kararıyla yapılır. Karar, esas sözleşme değişikliği niteliğindedir ve ağırlaştırılmış nisaplara tabidir.
  • Kayıtlı sermaye sisteminde ise esas sözleşmeyle yönetim kuruluna, belirlenen tavana kadar sermayeyi artırma yetkisi verilir. Bu yetki en çok beş yıl için tanınabilir ve süre sonunda genel kurul kararıyla yenilenebilir.

Halka açık olmayan anonim şirketler, Ticaret Bakanlığından izin almak kaydıyla kayıtlı sermaye sistemini kabul edebilir. Halka açık şirketlerde sermaye piyasası mevzuatı ayrıca uygulanır.

Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunun sermaye artırımına ilişkin kararları, kanunda öngörülen özel bir denetime tabidir ve pay sahiplerinin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye taşınabilir.

iii. Sermaye Artırımının Aşamaları

Esas sermaye sisteminde tipik bir dış kaynaklı sermaye artırımı şu adımları izler:

  1. Yönetim kurulu kararı ve beyanı: Yönetim kurulu, artırımın gerekçesini, tutarını ve türünü belirleyen kararı alır. Ayrıca kanunun aradığı sermaye artırımı beyanını düzenler. Bu beyanda; nakdî sermayenin durumu, ayni sermaye konuluyorsa değerleme sonucu, iç kaynakların varlığı ve artırımın gerekçesi açıklanır.
  2. Esas sözleşme tadil tasarısı: Sermayeye ilişkin madde için eski ve yeni metin hazırlanır. Bakanlık izni gereken hâllerde izin alınır.
  3. Genel kurul kararı: Çağrı usulüne uyularak toplanan genel kurul, ağırlaştırılmış nisaplarla karar alır.
  4. Rüçhan hakkının kullandırılması: Yönetim kurulu, hakkın kullanım esaslarını belirleyen kararı alır ve ilan eder.
  5. Pay taahhüdü ve ödeme: İştirak taahhütnameleri yazılı olarak düzenlenir; nakdî payların kanunda öngörülen kısmı tescilden önce bankaya yatırılır.
  6. Tescil ve ilan: Artırım ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Tescil, artırımın hüküm doğurduğu andır.

Ayni sermaye konulması hâlinde değerleme, mahkemece atanan bilirkişi tarafından yapılır ve üzerinde sınırlı ayni hak, haciz veya tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen malvarlığı unsurları ayni sermaye olabilir.

iv. Rüçhan Hakkı Nedir?

TTK m. 461 uyarınca her pay sahibi, yeni çıkarılan payları, mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkını haizdir. Buna rüçhan hakkı veya yeni pay alma hakkı denir.

Rüçhan hakkının işlevi çok yönlüdür:

  • Pay sahibinin şirketteki oransal payının korunmasını sağlar.
  • Oy gücünün ve azınlık haklarının erimesini önler.
  • Kâr payı ve tasfiye payı üzerindeki oranın korunmasına hizmet eder.
  • Payların gerçek değerinin altında çıkarılması hâlinde doğacak ekonomik kaybı engeller.

Rüçhan hakkı, mevcut pay sahipliğinden doğan bir haktır ve kural olarak devredilebilir niteliktedir. Pay sahibi hakkını kullanmak istemezse, hak süresi içinde kullanılmadığında ilgili paylar diğer usullerle satılabilir.

v. Rüçhan Hakkı Nasıl Kullanılır?

Yönetim kurulu, rüçhan hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir kararla belirler ve bu kararda pay sahiplerine en az on beş gün süre verir. Karar tescil ve ilan olunur.

Kararda yer alması gereken hususlar:

  • hakkın kullanılabileceği sürenin başlangıcı ve bitişi,
  • kullanım oranı ve pay bedeli,
  • ödeme yeri, hesap bilgileri ve ödeme şekli,
  • kullanılmayan payların ne olacağı,
  • başvuru için gerekli belgeler.

Sürenin kısa tutulması, bildirimlerin usulsüz yapılması veya kullanım koşullarının fiilen imkânsız hâle getirilmesi, hakkın dolaylı olarak ortadan kaldırılması sonucunu doğurur. Bu tür uygulamalar genel kurul kararının iptali sebebi olabilir.

vi. Rüçhan Hakkı Sınırlandırılabilir mi?

Evet, ancak sıkı şartlarla. Genel kurulun sermayenin artırımına ilişkin kararıyla pay sahibinin rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde ve en az esas sermayenin yüzde altmışının olumlu oyu ile sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir.

Kanun, haklı sebebe örnek olarak halka arzı, işletmelerin devralınmasını ve işçilerin şirkete katılmalarını gösterir. Buna göre haklı sebep değerlendirmesinde şu ölçütler öne çıkar:

  • şirketin somut ve meşru bir ihtiyacının bulunması,
  • sınırlamanın bu ihtiyaçla orantılı olması,
  • pay sahipleri arasında eşit işlem ilkesinin gözetilmesi,
  • daha az müdahaleci bir yolun bulunmaması.

Kanun ayrıca açık bir yasak koyar: Hiç kimse, rüçhan hakkının sınırlandırılması yoluyla haklı görülmeyecek şekilde yararlandırılamaz. Bu hüküm, hâkim pay sahibinin kendisine veya yakınlarına pay tahsis ederek azınlığı sulandırmasını engellemeye yöneliktir.

Rüçhan hakkının sınırlandırılması kararı, genel kurul kararının iptali davasının en sık konularından biridir. Sınırlamanın gerekçesi kararda açıkça yazılmalı ve yönetim kurulu beyanında somutlaştırılmalıdır.

vii. Bedelsiz Pay Alma Hakkı Kaldırılabilir mi?

Hayır. İç kaynaklardan yapılan sermaye artırımında pay sahipleri, mevcut payları oranında bedelsiz paylara kendiliğinden hak kazanır. Bu hak kaldırılamaz, sınırlandırılamaz ve bu haktan vazgeçilemez.

Bu, rüçhan hakkından farklı ve daha güçlü bir korumadır. Çünkü iç kaynaklardan artırımda şirkete yeni bir kaynak girmez; yalnızca mevcut öz kaynak sermayeye dönüşür. Bu nedenle pay sahibinin oranının değişmesi için hiçbir meşru gerekçe bulunmaz.

Sermayeye eklenebilecek iç kaynaklara örnek olarak; esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler, kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar gösterilebilir.

viii. Sermaye Artırımıyla Azınlığın Sulandırılması

Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık, şirketin gerçek bir sermaye ihtiyacı bulunmadığı hâlde azınlığın payını eritmek amacıyla artırıma gidilmesidir. Böyle bir kararın iptali istenebilir.

İptal talebinde şu unsurlar ileri sürülür:

  • şirketin sermaye ihtiyacının bulunmadığı, öz kaynakların yeterli olduğu,
  • artırımın finansmanı için borçlanma gibi daha ölçülü yolların değerlendirilmediği,
  • pay bedelinin payın gerçek değerinin çok altında belirlendiği,
  • rüçhan hakkının kullanılmasının fiilen imkânsız hâle getirildiği,
  • artırımın zamanlamasının azınlığın ödeme güçlüğü içinde olduğu bir döneme denk getirildiği,
  • bilançoda sermayeye eklenebilecek fonlar varken bunların kullanılmadığı.

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, çoğunluğun oy gücünü şirket menfaati yerine azınlığı zarara uğratmak için kullanması dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur ve genel kurul kararının iptalini gerektirir.

Azınlık pay sahibi bakımından kritik nokta, genel kurulda muhalefet şerhini tutanağa geçirtmek ve üç aylık hak düşürücü süre içinde dava açmaktır. Ayrıca tescilin durdurulması için ihtiyati tedbir ve kararın yürütülmesinin geri bırakılması talep edilmelidir.

ix. Sermaye Artırımı Borca Batıklığı Giderir mi?

Sermaye kaybı veya borca batıklık hâlinde, sermaye artırımı başvurulan çözümlerden biridir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken noktalar vardır:

  • Artırımın gerçek bir kaynak girişi sağlaması gerekir; kâğıt üzerinde yapılan işlemler borca batıklığı gidermez.
  • Sermaye azaltımıyla birlikte yapılan eş zamanlı artırım, kanunun aradığı usule uygun yürütülmelidir.
  • Ortakların şirketten olan alacaklarının sermayeye eklenmesi mümkündür; ancak alacağın varlığı ve tutarı belgelendirilmeli, gerekli değerleme yapılmalıdır.
  • Yönetim kurulunun sermaye kaybı ve borca batıklık hâlinde öngörülen tedbirleri alma yükümlülüğü, artırım süreci boyunca da devam eder.

x. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Sermaye artırımından doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Genel kurul kararının iptali veya butlanının tespiti talepleri bakımından şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

İptal davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir talep içermediğinden dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Buna karşılık sermaye taahhüdünün ödenmemesinden doğan alacak davaları ve sulandırma nedeniyle istenen tazminat talepleri bakımından arabuluculuk şartı ayrıca değerlendirilir.

xi. Sık Yapılan Hatalar

  • Yönetim kurulu sermaye artırımı beyanını hiç düzenlememek veya matbu ifadelerle geçiştirmek,
  • rüçhan hakkının kullanımı için kanunda öngörülen asgari süreyi vermemek,
  • rüçhan hakkı kararını tescil ve ilan ettirmemek,
  • rüçhan hakkının sınırlandırılmasında haklı sebebi kararda somutlaştırmamak,
  • yüzde altmışlık özel nisabı gözden kaçırmak,
  • bilançoda sermayeye eklenebilecek fon varken doğrudan taahhüt yoluyla artırıma gitmek,
  • iç kaynaklardan artırımda bedelsiz pay alma hakkını sınırlamaya çalışmak,
  • ayni sermayede mahkemece atanan bilirkişi değerlemesini yaptırmamak,
  • önceki artırımın bedelleri tamamen ödenmeden yeni artırıma gitmek,
  • azınlık olarak muhalefet şerhi koymadan toplantıdan ayrılmak.

xii. Hukuki Değerlendirme

Sermaye artırımı, şirketin finansal ihtiyacını karşılayan meşru bir araçtır; ancak aynı zamanda ortaklık yapısını kalıcı biçimde değiştiren bir işlemdir. Bu nedenle kanun, artırımın hem şekil hem içerik bakımından denetlenmesini sağlayan bir düzen kurmuştur.

Şirket yönetimi bakımından anahtar, artırımın gerekçesinin belgelenmesi ve rüçhan hakkı sürecinin kusursuz yürütülmesidir. Azınlık pay sahibi bakımından ise genel kuruldaki muhalefet şerhi, üç aylık süre ve tescilin durdurulmasına yönelik geçici hukuki koruma talepleri belirleyicidir. Sermaye artırımı sürecinin planlanması, rüçhan hakkının korunması veya sulandırmaya karşı dava yolları için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

TTK m. 456 · TTK m. 457 · TTK m. 460 · TTK m. 461 · TTK m. 462