Tüketici ve Sigorta Hukuku · · ≈18 dk okuma
Trafik Kazasında Olay Yerini Terk Nedeniyle Sigorta Şirketinin Rücu Hakkı
Trafik kazasında olay yerini terk nedeniyle sigortacının rücu hakkı; 2026 değişikliği, ispat, zamanaşımı, görev ve yetki yönünden incelenmiştir.
Trafik kazasından sonra olay yerinden ayrılan sürücü bakımından mesele yalnızca idari veya cezai sorumluluktan ibaret değildir. Zorunlu trafik sigortacısı, zarar gören üçüncü kişiye ödediği tazminatı belirli koşullarda kendi sigortalısından geri isteyebilir. Ancak her ayrılma rücu sebebi oluşturmaz; poliçenin düzenlenme tarihi, kazanın niteliği, ayrılmanın zorunlu olup olmadığı, gerekli belgelerin düzenlenip düzenlenmediği ve davanın doğru kişiye yöneltilip yöneltilmediği ayrı ayrı incelenmelidir.
Güncellik notu: Bu metin 30 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat dikkate alınarak hazırlanmıştır. Zorunlu trafik sigortası genel şartlarında 12 Haziran 2026 tarihinde yapılan ve 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik, olay yerini terk nedeniyle rücu davalarında poliçe tarihine bağlı yeni bir dönem başlatmıştır.
Sigorta Şirketinin Rücu Hakkı Ne Anlama Gelir?
Zorunlu mali sorumluluk sigortasının temel amacı, trafik kazasında zarar gören üçüncü kişiyi korumaktır. Sigortacı, sigortalı ile arasındaki sözleşmeden doğan bazı savunmaları zarar görene karşı ileri süremez. Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesi uyarınca zarar görene ödeme yapılır; daha sonra sigortacı, sözleşme ve kanun hükümlerine göre sigorta ettirene veya sigortalıya dönebilir.
Bu nedenle olay yerini terk nedeniyle açılan dava, zarar görenin sigortacıya karşı açtığı tazminat davasından farklıdır. Burada sigortacı, üçüncü kişiye yaptığı ödemenin tamamını veya hukuken rücu edebileceği kısmını kendi sözleşme ilişkisi içindeki kişiden talep eder. Uygulamada bu dava “iç rücu” veya “sigortacının sigortalıya rücu davası” olarak adlandırılır.
Rücu hakkı kendiliğinden ve sınırsız doğmaz. Sigortacı;
- geçerli bir poliçenin bulunduğunu,
- zarar görene hukuken gerekli bir ödeme yaptığını,
- genel şartlarda düzenlenen rücu nedeninin gerçekleştiğini,
- talep ettiği tutarın gerçek zarar, kusur oranı ve ödeme miktarıyla uyumlu olduğunu,
- davayı doğru kişiye yönelttiğini
ispatlamak zorundadır.
Olay Yerini Terk Konusunda 2026 Değişikliği
Zorunlu trafik sigortası genel şartlarının olay yerini terk etmeye ilişkin hükmü, 1 Temmuz 2026 itibarıyla değişmiştir. Önceki metin “bedeni hasara neden olan trafik kazalarında” ifadesiyle başlıyor, devamında olay yerini terk etme veya kaza tutanağı, alkol raporu ve benzeri belgelerin düzenlenmesine aykırılığı rücu sebebi sayıyordu. Bu ifade, yalnız maddi hasarlı kazalarda rücu hakkının bulunup bulunmadığı konusunda uzun süre tartışma yaratmıştır.
12 Haziran 2026 tarihli değişiklikle hüküm “trafik kazalarında” ifadesiyle yeniden kaleme alınmıştır. Böylece yeni poliçeler bakımından düzenleme, bedensel zarar ile sınırlı olmaksızın maddi hasarlı kazaları da açıkça kapsar hale gelmiştir. Can güvenliği nedeniyle uzaklaşma ile bedensel hasarlı kazalarda tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitme gibi zorunlu haller ise istisna olarak korunmuştur.
Değişiklik bütün mevcut poliçelere geriye yürütülmez. Genel şartların C.11 maddesine göre değişiklikler, yürürlük tarihinden sonra akdedilen sözleşmelere uygulanır. Bu sebeple bir rücu dosyasında yalnız kaza tarihine bakmak yeterli değildir; poliçenin kurulduğu veya yenilendiği tarih belirleyicidir.
Poliçe Tarihine Göre Uygulanacak Hukuk
| Poliçenin düzenlenme tarihi | Uygulanacak yaklaşım | Olay yerini terk bakımından temel sonuç |
|---|---|---|
| 1 Haziran 2015’ten önce | Eski genel şartlar | Olay yerini terk, tek başına açık bir rücu sebebi olarak düzenlenmemiştir. Sigortacı yalnız bu nedene dayanarak rücu edemez. Başka bir rücu nedeni varsa ayrıca incelenir. |
| 1 Haziran 2015 - 30 Haziran 2026 | 2015 tarihli B.4/f bendi | Metin tartışmalı olmakla birlikte Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, salt maddi hasarlı kazalarda da olay yerini terkin rücu sebebi olduğuna karar vermiştir. |
| 1 Temmuz 2026 ve sonrası | 2026 yılında değiştirilen B.4/f bendi | “Trafik kazalarında” ifadesi nedeniyle maddi veya bedensel zarar ayrımı yapılmaksızın olay yerini terk kuralı uygulanır. Zorunlu ayrılma halleri saklıdır. |
Bu ayrım yapılmadan hazırlanan dava veya savunma, daha başlangıçta yanlış hukuki rejime dayanabilir. Özellikle eski poliçelerde 2026 metninin uygulanması ya da 2015 öncesi poliçeye sonradan getirilen rücu sebebinin taşınması mümkün değildir.
Her Olay Yerinden Ayrılma Rücu Sebebi Sayılır mı?
Hayır. Hukuken önemli olan, sürücünün olay yerinden ayrılmış olması değil, olayın koşulları içinde bu ayrılmanın haklı ve zorunlu bir nedene dayanıp dayanmadığıdır.
Can Güvenliği Nedeniyle Uzaklaşma
Sürücüye veya araçtaki kişilere yönelik somut ve yakın bir saldırı tehlikesi varsa olay yerinden uzaklaşma zorunlu kabul edilebilir. Ancak soyut bir korku, panik hali veya kazaya karışan kişilerin tepki gösterebileceği yönündeki varsayım çoğu zaman yeterli değildir. Tehlikenin gerçekliği; kolluk çağrı kayıtları, kamera görüntüleri, tanık anlatımları, sağlık kayıtları, mesajlar veya olaydan hemen sonra yapılan başvurularla ortaya konulmalıdır.
Olay yerinden ayrılan kişinin en yakın güvenli noktaya veya kolluk birimine gitmesi, durumu gecikmeden bildirmesi ve sonradan delillerin toplanmasına yardımcı olması savunmayı güçlendirir. Saatler sonra yapılan genel nitelikli bir açıklama, tek başına zorunluluğu kanıtlamaz.
Tedavi veya Yardım Amacıyla Sağlık Kuruluşuna Gitme
Bedensel zarar meydana gelen kazalarda sürücünün kendisi, araçtaki kişiler veya yaralılar için acil sağlık yardımına yönelmesi haklı bir neden oluşturabilir. Bunun için ayrılmanın gerçekten tedavi veya yardım amacı taşıması, zaman ve yer bakımından olayla uyumlu olması gerekir.
Hastane giriş kaydı, ambulans çağrısı, sağlık raporu ve olaydan hemen sonra kolluğa yapılan bildirim bu konuda önem taşır. Yaralıya yardım edildiği ileri sürülmesine rağmen sağlık kuruluşuna gidilmemiş veya herhangi bir kayıt oluşmamışsa savunmanın kabulü zorlaşır.
Maddi Hasarlı Kazada Tutanak Düzenleyip Ayrılma
Yalnız maddi hasarla sonuçlanan ve tarafların kazanın oluş şekli konusunda anlaşabildiği kazalarda, sürücüler olay yerinde yazılı veya elektronik kaza tespit tutanağı düzenleyerek ayrılabilir. Bu durum, gerekli belgelerin usulüne uygun biçimde düzenlenmesi şartıyla hukuka aykırı “kaçma” olarak değerlendirilemez.
Buna karşılık taraflardan birinin tutanak düzenlenmeden, kimlik ve sigorta bilgilerini vermeden veya alkol tespiti yapılmasını engelleyecek biçimde ayrılması rücu riskini doğurur. Araçların trafik güvenliği için kısa mesafede uygun bir yere çekilmesi ile sürücünün kimliğini gizleyerek olay yerinden uzaklaşması aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Kolluk İzni ve Zorunluluk Halleri
Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda sürücünün olay yerinde kalması, yaralılara yardım etmesi ve kolluk işlemlerini beklemesi esastır. Zorunlu bir neden olmadan ve kolluğun izni alınmadan ayrılmak, sigorta hukuku bakımından rücu sebebi olabileceği gibi Karayolları Trafik Kanunu bakımından ayrıca idari ve cezai sonuç doğurabilir.
Rücu Davasının Şartları
1. Zarar Görene Gerçek ve Hukuken Gerekli Bir Ödeme Yapılmış Olmalıdır
Sigortacının iç rücu talebi, zarar görene yapılan ödemeye dayanır. Ödeme yapılmadan kural olarak muaccel bir rücu alacağından söz edilemez. Sigortacı ödeme dekontunu, tazminat hesabını, hasar dosyasını ve ödeme yapılan kişinin hak sahipliğini dosyaya sunmalıdır.
Sigortacının yaptığı her ödeme sigortalıya yüklenemez. Ödemenin poliçe teminatı kapsamında ve hukuken gerekli olması gerekir. Gerçek zararı aşan, kusur oranını dikkate almayan veya ödeme tarihinde zamanaşımına uğramış bir üçüncü kişi talebini gönüllü olarak karşılayan sigortacı, bu tutarın tamamını iç rücu yoluyla sigortalıya aktaramaz.
2. Olay Yerini Terk veya Belge Düzenleme Yükümlülüğüne Aykırılık Bulunmalıdır
Rücu sebebi, salt tutanakta “olay yerini terk etti” yazılmasıyla kesinleşmez. Mahkeme;
- sürücünün ne zaman ve nasıl ayrıldığını,
- olay yerine dönüp dönmediğini,
- kolluğa veya sağlık birimine bildirim yapıp yapmadığını,
- tutanak ve alkol raporu gibi belgelerin düzenlenmesini engelleyip engellemediğini,
- ayrılmanın zorunlu bir nedene dayanıp dayanmadığını
somut deliller üzerinden değerlendirmelidir.
3. Rücu Talebi Kusur ve Gerçek Zararla Sınırlıdır
Olay yerini terk edilmiş olması, sigortalıyı kazanın bütün sonuçlarından otomatik olarak sorumlu hale getirmez. Sigortacının isteyebileceği tutar;
- zarar görene yaptığı ödeme,
- zarar görenin gerçek zararı,
- sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı,
- poliçe limiti ve uygulanabilir rücu kapsamı
ile sınırlıdır. Bu tutarlardan hangisi daha düşükse hesap o sınır üzerinden yapılır. Kusur oranı tartışmalıysa trafik uzmanı bilirkişiden; bedensel zarar veya değer kaybı tartışmalıysa ilgili uzmanlık alanından rapor alınması gerekir.
4. Dava Doğru Kişiye Yöneltilmelidir
İç rücu hakkının kaynağı sigorta sözleşmesidir. Bu nedenle davalı sıfatı, poliçede sigorta ettiren veya uygulanabilir genel şartlar bakımından sigortalı sayılan kişi üzerinden belirlenmelidir. Kazayı yapan sürücünün, sırf aracı kullanmış olması nedeniyle her durumda sözleşmesel rücu borçlusu sayılması doğru değildir.
Araç işleteni, malik, sigorta ettiren ve sürücü aynı kişi olabilir; fakat her dosyada böyle değildir. Şirket aracı, kiralık araç, uzun süreli kiralama, filo poliçesi, mülkiyeti muhafaza kaydı veya aracın fiilen başkası tarafından işletilmesi gibi durumlarda taraf sıfatı poliçe ve somut hukuki ilişki üzerinden ayrıca kurulmalıdır.
İspat Yükü Kimdedir?
Genel kural olarak sigortacı, dayandığı rücu sebebinin gerçekleştiğini ispatlar. Olay yerinin terk edildiği; kolluk tutanağı, kamera kaydı, tanık, araç takip verisi, telefon konumu, alkol ölçümünün yapılamamış olması ve diğer olay kayıtlarıyla ortaya konulabilir.
Olay yerini terk olgusu ispatlandıktan sonra, ayrılmanın genel şartlarda kabul edilen zorunlu bir nedene dayandığını ileri süren sigortalı bu istisnayı kanıtlamalıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararlarında da bu ayrım benimsenmektedir.
İspat yükünün sigortalıya geçmesi, sigortacının rücu davasının diğer unsurlarını ispatlama yükünü ortadan kaldırmaz. Sigortacı yine de poliçe ilişkisini, yaptığı ödemeyi, gerçek zarar miktarını, kusuru ve davalı sıfatını ortaya koymalıdır.
Kullanılabilecek Başlıca Deliller
- Trafik kazası tespit tutanağı ve kolluk evrakı
- MOBESE, işyeri, site ve araç kamerası görüntüleri
- 112 Acil Çağrı Merkezi, polis ve jandarma ihbar kayıtları
- Hastane girişleri, ambulans kayıtları ve sağlık raporları
- Alkol veya uyuşturucu tespit belgeleri
- Telefon konum verileri ve araç takip sistemi kayıtları
- Tanık anlatımları
- Hasar fotoğrafları, ekspertiz raporu ve servis kayıtları
- Sigorta hasar dosyası, ödeme dekontu ve tazminat hesabı
- Ceza veya kabahat dosyasındaki tutanak ve bilirkişi raporları
Kamera kayıtları ve elektronik veriler kısa sürede silinebildiğinden, delil tespiti veya ilgili kurumlara erken başvuru önem taşır. Bir kaydın sonradan bulunabileceği varsayımıyla hareket edilmesi, ispat imkanının kaybedilmesine yol açabilir.
Yargıtay Uygulaması
Maddi Hasarlı Kazalarda da Rücu Kabul Edildi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13 Şubat 2025 tarihli, 2024/11202 Esas ve 2025/2473 Karar sayılı kararında; 1 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartların B.4/f bendi değerlendirilmiştir. Daire, metindeki anlatım bozukluğuna rağmen olay yerini terk nedeniyle rücu hakkının yalnız bedensel hasarlı kazalarla sınırlı olmadığı, salt maddi hasarlı kazalarda da uygulanabileceği sonucuna varmıştır.
Karar, bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uygulama farklılığının giderilmesi istemi üzerine verilmiştir. Daireye göre olay yerinin terk edilmesi, kaza tutanağı ve alkol raporu gibi kazanın oluş koşullarını ortaya koyan belgelerin düzenlenmesini engelleyebilir. Zorunlu ayrılma nedenini ispat yükü ise sigortalıya aittir.
1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik, bu tartışmayı yeni poliçeler yönünden açık metinle sona erdirmiştir. Bununla birlikte 1 Haziran 2015 ile 30 Haziran 2026 arasında düzenlenen poliçeler bakımından 2025 tarihli karar önemini korumaktadır.
2015 Öncesi Poliçelerde Salt Terk Yeterli Değildir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30 Kasım 2023 tarihli, 2023/11866 Esas ve 2023/12935 Karar sayılı kararında, poliçenin düzenlenme tarihi esas alınmıştır. Daire; 1 Haziran 2015’ten önceki genel şartlarda olay yerinden ayrılmanın rücu nedenleri arasında açıkça bulunmadığını, bu nedenle sigortacının yalnız bu olguya dayanarak sigortalısına dönemeyeceğini belirtmiştir.
Bu karar, sonradan yürürlüğe giren bir rücu sebebinin eski poliçeye uygulanamayacağını açıkça gösterir. Dosyada alkollü araç kullanma, ehliyetsizlik, kast veya başka bir rücu nedeni bulunuyorsa bunların koşulları ayrıca incelenir.
Soyut Korku Savunması Yeterli Görülmedi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 7 Mayıs 2024 tarihli, 2022/1838 Esas ve 2024/4274 Karar sayılı kararına konu olayda sürücü, yaralanmalı kazadan sonra zarar görenin yakınlarının kendisine zarar verebileceğinden korktuğunu ileri sürmüştür. Bu iddiayı destekleyen somut bir delil sunulmadığı ve olayın niteliği karşısında korkup kaçmanın tek başına haklı neden sayılamayacağı kabul edilmiştir.
Kararın önemi, “can güvenliği” istisnasının soyut bir beyanla uygulanamayacağını göstermesidir. Tehlikenin somutlaştırılması ve olaydan hemen sonraki davranışların bu savunmayla uyumlu olması gerekir.
Rücu Davasında Yetki Ayrı Değerlendirilir
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13 Temmuz 2023 tarihli, 2022/9939 Esas ve 2023/8867 Karar sayılı kararında, Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesindeki özel yetki kuralının sigortacının kendi sigortalısına açtığı sözleşmesel iç rücu davasına uygulanmayacağı belirtilmiştir. Sigortacının merkez veya şubesinin bulunduğu yer de tek başına yetkili mahkeme yaratmaz.
Bu nedenle yetki, davalının yerleşim yeri başta olmak üzere HMK’nın genel ve somut olaya uygun özel yetki kuralları ile tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde belirlenmelidir.
Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışma
Öğretide olay yerini terk hükmünün amacı, yalnız sürücünün kazadan sonra cezalandırılması şeklinde açıklanmamaktadır. Düzenleme aynı zamanda sigortacının kazanın oluş biçimini, sürücünün alkol veya uyuşturucu etkisi altında olup olmadığını ve başka bir rücu sebebinin bulunup bulunmadığını araştırabilmesini korur.
Sinan Misili’nin zorunlu trafik sigortasında sigortacının sigorta ettirene rücu davasını inceleyen çalışmasında da, sürücünün olay yerinden ayrılmasının özellikle alkol raporu gibi delillerin elde edilmesini engelleyebileceğine dikkat çekilmektedir. Bununla birlikte bu amaç, her ayrılmanın otomatik rücu nedeni sayılmasını haklı kılmaz. Zorunlu ayrılma halleri, belgenin başka yolla düzenlenmiş olması ve sigortacının gerçekten hangi delilden mahrum kaldığı somut olayda değerlendirilmelidir.
2015 tarihli hükmün “bedeni hasara neden olan trafik kazalarında” ifadesiyle başlaması, maddi hasarlı kazalarda rücu hakkı bakımından farklı görüşlere yol açmıştı. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararı geniş uygulamayı benimsedi; 2026 değişikliği de yeni poliçeler bakımından bu yaklaşımı açık hükme dönüştürdü.
Olay Yerini Terk Etmenin İdari ve Cezai Sonuçları
Sigorta rücu davası özel hukuk uyuşmazlığıdır. Bunun yanında Karayolları Trafik Kanunu’nun 81. maddesi, kazaya karışan sürücülere durma, trafik güvenliği için gerekli tedbirleri alma, kimlik ve sigorta bilgilerini verme, yaralılara yardım etme ve yetkili makamlara bildirimde bulunma yükümlülükleri getirir.
27 Şubat 2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanunla 81. maddeye eklenen düzenleme uyarınca, tarafların anlaşarak tutanak düzenleyebildiği haller dışında, zorunluluk bulunmadan ve kolluğun izni alınmadan olay yerinden ayrılmak idari yaptırıma bağlanmıştır. Kanun metninde 2026 yılı için 46.000 TL idari para cezası öngörülmüştür. Ölümlü veya yaralanmalı kazalarda aynı davranış ayrıca bir yıldan üç yıla kadar hapis ve sürücü belgesinin iki yıl geri alınması sonucunu doğurabilir.
Ceza soruşturması veya idari yaptırım kararı bulunmaması, sigortacının rücu talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde ceza dosyasındaki mahkumiyet de rücu davasındaki bütün unsurları otomatik olarak ispatlamaz. Her iki süreçteki tutanaklar ve maddi olgular birbirine delil olabilir; fakat hukuki nitelendirme ve ispat ölçüsü farklıdır.
Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?
Sigortacının kendi sigortalısına yönelttiği iç rücu talebi sigorta sözleşmesine dayanır. Yargıtay uygulamasında Türk Ticaret Kanunu’nun 1420. maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresi esas alınmakta ve süre sigortacının zarar görene ödeme yaptığı tarihten başlatılmaktadır.
Ödeme birden fazla tarihte yapılmışsa her ödeme yönünden başlangıç tarihi ayrıca değerlendirilmelidir. Sigorta şirketinin hasar dosyasını açması, sigortalıya tek taraflı bildirim göndermesi veya şirket içi hesap kaydı oluşturması zamanaşımı başlangıcını değiştirmez.
İcra takibi, dava veya zamanaşımını kesen başka bir hukuki işlem bulunup bulunmadığı dosya üzerinden incelenmelidir. İki yıllık sürenin geçirilmesi halinde sigortalı zamanaşımı def’ini süresinde ileri sürmelidir; mahkeme bu def’i kural olarak kendiliğinden dikkate almaz.
Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Görevli mahkeme, aracın türünden çok sigorta sözleşmesinin hangi amaçla yapıldığı ve tarafların hukuki statüsüne göre belirlenir.
Tüketici Mahkemesi
Sigorta ettiren poliçeyi ticari veya mesleki olmayan amaçla yaptırmışsa sigorta sözleşmesi tüketici işlemi niteliğindedir. Bu durumda rücu davası tüketici mahkemesinde görülür. Tüketici mahkemesi bulunmayan yerde, asliye hukuk mahkemesi tüketici mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Asliye Ticaret Mahkemesi
Poliçe ticari işletmeyle ilgiliyse ve uyuşmazlık ticari dava niteliği taşıyorsa asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Şirket adına kayıtlı, ticari faaliyette kullanılan bir araç bakımından çoğu kez bu sonuç ortaya çıkar; ancak yalnız ruhsatta şirket adının bulunmasıyla yetinilmemeli, sözleşmenin ve kullanımın niteliği incelenmelidir.
Asliye Hukuk Mahkemesi
Uyuşmazlık ne tüketici işlemi ne de ticari dava niteliğindeyse genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Özellikle ticari veya mesleki amaçla hareket eden ancak tacir sıfatı bulunmayan kişiler yönünden görev ayrıca değerlendirilmelidir.
Görev kamu düzenine ilişkindir. Yanlış mahkemede dava açılması, dosyanın görev yönünden usulden sonuçlanmasına ve ciddi zaman kaybına yol açabilir.
Yetkili Mahkeme Hangisidir?
İç rücu davasında, zarar görenin sigortacıya açacağı trafik tazminatı davasına özgü yetki kuralları doğrudan uygulanmaz. Güvenli başlangıç noktası davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmenin ifa yeri, şube ilişkisi veya tüketici işlemlerine özgü seçimlik yetki kuralları ancak somut koşulları varsa uygulanabilir.
Sigorta şirketinin merkezinin veya hasar dosyasını yürüten şubesinin bulunduğu yerde dava açılması, tek başına yetki sağlamaz. Yetki itirazı ilk itiraz niteliğinde olduğundan, davalı tarafından cevap dilekçesinde ve yetkili mahkeme açıkça gösterilerek ileri sürülmelidir.
Dava Şartı Arabuluculuk Gerekir mi?
Rücu talebi bir miktar paranın ödenmesine ilişkindir. Görevli mahkemenin niteliğine göre dava açılmadan önce arabuluculuk zorunlu olabilir:
- Ticari dava niteliğindeki para alacaklarında Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi,
- Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesi
çerçevesinde dava şartı arabuluculuk değerlendirilmelidir. Uyuşmazlık asliye hukuk mahkemesinin görev alanında kalıyorsa genel dava şartı arabuluculuk hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı da talebin niteliğine göre kontrol edilmelidir.
Arabuluculuk son tutanağı alınmadan dava açılması, tamamlanabilir bir eksiklik olarak görülmeyen hallerde davanın usulden reddine neden olabilir. Başvuru yapılırken tarafın poliçedeki unvanı, vergi veya kimlik numarası ve talep kalemleri doğru gösterilmelidir.
İhtiyati Tedbir veya İhtiyati Haciz İstenebilir mi?
Rücu davası kural olarak para alacağına ilişkindir. Alacağın tahsilinin tehlikeye girdiği somut delillerle gösterilebiliyorsa İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesindeki şartlar çerçevesinde ihtiyati haciz gündeme gelebilir.
İhtiyati tedbir ise HMK’nın 389. maddesindeki koşullara ve uyuşmazlık konusu hakka bağlıdır. Sırf para alacağını güvence altına almak amacıyla davalının bütün malvarlığına veya araç kaydına genel nitelikli tedbir konulması doğru hukuki araç olmayabilir. Talebin türü, yaklaşık ispat, teminat ve ölçülülük ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
İstinaf ve Temyiz Yolu
Rücu davasında verilen nihai karara karşı, karar tarihinde yürürlükte bulunan parasal sınırlar ve HMK hükümleri çerçevesinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararının temyize açık olup olmadığı da yine karar tarihindeki temyiz sınırı ve uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir.
Parasal sınırlar her yıl değişebildiğinden sabit bir rakam üzerinden hareket edilmemelidir. Kanun yoluna başvuru süresi, kararın usulüne uygun tebliğiyle başlar; görevli mahkeme ve yargılama usulüne göre tebliğ ve süre hesabı dosya üzerinden yapılmalıdır.
Somut Olaylarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Bir rücu dosyasının sağlıklı değerlendirilebilmesi için en az şu belgeler birlikte incelenmelidir:
- Poliçenin tam metni, başlangıç ve bitiş tarihleri
- Kazanın tarihi ve olay tutanakları
- Sürücünün olay yerinden ne zaman ve hangi nedenle ayrıldığı
- Kaza tespit tutanağı ile alkol veya uyuşturucu ölçüm kayıtları
- Zarar görenin gerçek zarar hesabı
- Kusur raporu ve varsa ceza dosyası
- Sigortacının ödeme tarihi, tutarı ve ödeme dayanağı
- Sigorta ettiren, işleten, malik ve sürücü arasındaki hukuki ilişki
- Zamanaşımını kesen veya durduran işlemler
- Arabuluculuk başvurusu ve son tutanak
Sadece kaza tutanağına veya sigorta şirketinin tek taraflı hasar raporuna bakılarak kesin sonuca varılması doğru değildir. Poliçe tarihi özellikle 2015 ve 2026 değişiklikleri nedeniyle davanın kaderini doğrudan etkileyebilir.
Sık Yapılan Hatalar
Poliçe Tarihi Yerine Yalnız Kaza Tarihine Bakmak
Genel şart değişiklikleri mevcut bütün sözleşmelere otomatik olarak uygulanmaz. Hangi hükmün geçerli olduğu poliçenin akdedildiği tarihe göre belirlenmelidir.
Olay Yerinden Her Ayrılmayı Kaçma Saymak
Sağlık yardımı, can güvenliği veya başka bir zorunluluk nedeniyle kısa süreli ve kayıtlı ayrılma ile kimlik ve delilleri gizleyerek olay yerini terk etme aynı değildir.
Sürücüyü Otomatik Olarak Davalı Göstermek
İç rücu sözleşmesel niteliktedir. Sürücünün poliçe tarafı veya uygulanabilir genel şartlar bakımından sigortalı olup olmadığı incelenmeden dava açılması taraf sıfatı sorununa yol açar.
Ödenen Tutarı Doğrudan Rücu Alacağı Kabul Etmek
Ödeme miktarı; gerçek zarar, kusur oranı, poliçe limiti ve ödemenin hukuki zorunluluğu yönünden denetlenmelidir. Sigortacının kendi ödeme hatası sigortalıya aktarılamaz.
Soyut Korku veya Panik Beyanıyla Yetinmek
Can güvenliği savunması somut delil ister. Olaydan hemen sonra kolluğa, hastaneye veya güvenli bir yere başvurulmaması savunmanın inandırıcılığını zayıflatır.
Yanlış Görevli veya Yetkili Mahkemede Dava Açmak
Tüketici, ticari veya genel hukuk uyuşmazlığı ayrımı yapılmadan açılan dava usulden sonuçlanabilir. İç rücu davasında KTK’nın zarar görene tanıdığı özel yetki kuralının doğrudan uygulanacağı varsayılmamalıdır.
İki Yıllık Zamanaşımını Gözden Kaçırmak
Sigortacı bakımından ödeme tarihi, sigortalı bakımından ise her bir ödemenin tarihi dikkatle kontrol edilmelidir. Zamanaşımı def’i cevap dilekçesinde süresinde ileri sürülmelidir.
Hukuki Değerlendirme
Olay yerini terk nedeniyle rücu davalarında tek cümlelik bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. Poliçe tarihi yanlış belirlenirse uygulanacak genel şart değişir; sürücünün ayrılma nedeni araştırılmazsa zorunluluk istisnası gözden kaçar; gerçek zarar ve kusur hesabı yapılmazsa sigortacının ödediği tutar hatalı biçimde rücu alacağına dönüşür.
1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik, yeni poliçelerde maddi ve bedensel zarar ayrımını ortadan kaldırmıştır. Buna rağmen sigortacının rücu hakkı otomatik değildir. Olay yerini terk olgusu, ayrılmanın zorunlu olup olmadığı, ödeme ile zarar arasındaki bağ, kusur, doğru davalı, zamanaşımı, görev ve yetki halen somut dosyanın temel inceleme alanlarıdır.
Bu tür uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması veya delillerin zamanında korunmaması hak kaybına neden olabilir. Sigorta şirketinin rücu talebinin ya da sigortalının savunmasının güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Kaynak ve Güncellik Notu
Bu içerikte başlıca aşağıdaki düzenleme ve kararlar esas alınmıştır:
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.81 ve m.95
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A ve m.1420
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73 ve m.73/A
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun görev, yetki, ispat ve geçici hukuki korumaya ilişkin hükümleri
- Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4/f ve C.11
- 12 Haziran 2026 tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları değişikliği; yürürlük tarihi 1 Temmuz 2026
- 7574 sayılı Kanunla Karayolları Trafik Kanunu’nun 81. maddesinde yapılan ve 27 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan değişiklik
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 13.02.2025, 2024/11202 E., 2025/2473 K.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 30.11.2023, 2023/11866 E., 2023/12935 K.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 07.05.2024, 2022/1838 E., 2024/4274 K.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 13.07.2023, 2022/9939 E., 2023/8867 K.
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 09.02.2017, 2016/18808 E., 2017/1276 K.
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 03.02.2020, 2019/2833 E., 2020/362 K.
- Sinan Misili, “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Uyarınca Sigortacının Sigorta Ettirene Rücu Davası”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2017, sayı 133, s.577-648.
Mevzuat değişiklikleri ve her yıl güncellenen kanun yolu sınırları nedeniyle, somut işlem öncesinde güncel metin ayrıca kontrol edilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Poliçe 1 Haziran 2015’ten sonra düzenlenmişse, Yargıtay uygulaması maddi hasarlı kazalarda da rücuyu kabul etmektedir. 1 Temmuz 2026’dan sonra kurulan poliçelerde yeni genel şart metni bu sonucu açıkça düzenler. 1 Haziran 2015’ten önceki poliçelerde ise salt olay yerini terk, tek başına rücu nedeni değildir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.