Arabuluculuk · · ≈16 dk okuma
Arabuluculuk Nedir? Zorunlu ve İhtiyari Arabuluculuk
Arabuluculuk nedir, hangi uyuşmazlıklarda zorunludur? İş, ticaret, tüketici, kira ve taşınmaz uyuşmazlıklarında güncel başvuru usulü.
Arabuluculuk, özel hukuk uyuşmazlıklarının tarafsız bir üçüncü kişinin yardımıyla, tarafların kendi iradeleri doğrultusunda çözümlenmesini amaçlayan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Arabulucu hâkim veya hakem değildir; taraflar adına karar veremez, uyuşmazlığın kimin lehine sonuçlanacağını belirleyemez ve bağlayıcı bir hüküm kuramaz. Anlaşma sağlanıp sağlanmayacağına ve anlaşmanın koşullarına yalnızca taraflar karar verir.
Bazı uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulması tarafların tercihine bırakılmıştır. İşçilik alacakları, belirli ticari talepler, tüketici uyuşmazlıkları, kira ilişkileri ve ortaklığın giderilmesi gibi bazı alanlarda ise dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur. Zorunluluk, tarafları anlaşmaya değil, arabuluculuk sürecini usulüne uygun şekilde başlatmaya ve yürütmeye yöneliktir.
Arabuluculuğun Hukuki Niteliği
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na göre arabuluculuk; sistematik teknikler uygulayan, tarafları bir araya getirerek görüşmelerini kolaylaştıran ve gerektiğinde çözüm önerisinde bulunabilen tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Arabulucunun çözüm önerisinde bulunabilmesi, uyuşmazlık hakkında karar verme yetkisine sahip olduğu anlamına gelmez. Arabulucu:
- Taraflardan biri lehine hüküm kuramaz.
- Tanık dinleyemez.
- Keşif yapamaz.
- Bilirkişi incelemesi yaptıramaz.
- Tarafları belirli bir anlaşmayı kabul etmeye zorlayamaz.
- Uyuşmazlığın esasına ilişkin bağlayıcı karar veremez.
Arabuluculuk hâkimlik veya hakemlik faaliyeti değildir. Arabulucunun temel görevi, tarafların uyuşmazlığı sağlıklı biçimde değerlendirmelerine ve üzerinde uzlaşabilecekleri seçenekleri müzakere etmelerine yardımcı olmaktır.
İhtiyari Arabuluculuk Nedir?
İhtiyari arabuluculuk, tarafların kanunen arabulucuya başvurmak zorunda olmadıkları hâlde uyuşmazlıklarını müzakere yoluyla çözmek amacıyla arabuluculuk sürecini tercih etmeleridir.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildikleri özel hukuk uyuşmazlıkları kural olarak ihtiyari arabuluculuğa elverişlidir. Örneğin:
- Sözleşmeden doğan alacak ve tazminat talepleri,
- Maddi ve manevi tazminat uyuşmazlıkları,
- Ticari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar,
- Sigorta tazminatı talepleri,
- Mirasçıların serbestçe tasarruf edebileceği mal paylaşımı uyuşmazlıkları,
- Boşanma sonrasında doğan bazı mal rejimi ve tazminat talepleri,
- İş kazası veya meslek hastalığından doğan tazminat talepleri,
- Tapu, inşaat ve taşınmaz sözleşmelerinden kaynaklanan bazı özel hukuk uyuşmazlıkları
ihtiyari arabuluculuk yoluyla ele alınabilir.
Ancak arabuluculuğa elverişlilik her talep bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Tarafların anlaşmasıyla değiştirilemeyecek kişisel durum, kamu düzeni veya üçüncü kişilerin haklarını doğrudan etkileyen konular arabuluculukla kesin olarak çözülemez.
Zorunlu Arabuluculuk Nedir?
Zorunlu arabuluculuk, kanunda belirtilen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak kabul edilmesidir.
Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki bir uyuşmazlıkta hiç başvuru yapılmadan dava açılırsa mahkeme, davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddeder. Arabuluculuğa başvurulmuş ancak son tutanak dava dilekçesine eklenmemişse mahkeme, tutanağın sunulması için davacıya bir haftalık kesin süre verir. Bu sürede tutanak sunulmazsa dava usulden reddedilir.
Zorunlu arabuluculukta tarafların anlaşması mecburi değildir. Taraflardan biri anlaşmayı kabul etmiyorsa süreç anlaşamama tutanağıyla sona erer ve kanuni koşullar çerçevesinde dava açılabilir.
Hangi Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Zorunludur?
İş Hukuku Uyuşmazlıkları
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvuru dava şartıdır.
Başlıca zorunlu arabuluculuk konuları şunlardır:
- Kıdem tazminatı,
- İhbar tazminatı,
- Ücret ve maaş alacağı,
- Fazla çalışma ücreti,
- Hafta tatili ücreti,
- Ulusal bayram ve genel tatil ücreti,
- Yıllık izin ücreti,
- Prim ve ikramiye alacağı,
- İş sözleşmesinden doğan cezai şart,
- İş ilişkisinden kaynaklanan maddi veya manevi tazminat,
- İşe iade talebi,
- İşçi veya işveren alacağına ilişkin itirazın iptali,
- Menfi tespit ve istirdat davaları.
İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk uygulanmaz. Taraflar isterlerse, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri tazminat talepleri bakımından ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.
İşe İade Talebinde Süreler
İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasındaysa fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmalıdır.
Arabuluculuk sonunda anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.
İşe başlatma konusunda anlaşılması hâlinde anlaşma belgesinde en azından:
- İşe başlatma tarihi,
- İşçinin çalıştırılmadığı süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının parasal miktarı,
- İşe başlatılmama hâlinde ödenecek tazminatın parasal miktarı
açık biçimde belirlenmelidir. Bu unsurlar belirlenmezse işe iade konusunda anlaşmaya varılmış sayılmaz.
Asıl İşveren ve Alt İşveren Bakımından Güncel Durum
Önceki düzenlemede, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu işe iade uyuşmazlıklarında anlaşma sağlanabilmesi için her iki işverenin görüşmelere birlikte katılması ve iradelerinin birbirine uygun olması aranıyordu.
Anayasa Mahkemesi, 3 Haziran 2025 tarihli, E.2024/157 ve K.2025/121 sayılı kararıyla bu kuralı iptal etmiştir. Karar 17 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Bu nedenle eski kural, güncel hukuk bakımından yürürlükteymiş gibi uygulanmamalıdır. Somut uyuşmazlıkta husumet, işe iadenin sonuçları ve işverenler arasındaki ilişkinin niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Ticari Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk
Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan;
- Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri,
- İtirazın iptali,
- Menfi tespit,
- İstirdat talepleri
hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Arabulucu, ticari uyuşmazlığı görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde bu süre en fazla iki hafta uzatılabilir.
Ticari nitelikteki her dava otomatik olarak zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Talebin konusu ve hukuki niteliği incelenmelidir. Örneğin yalnızca şirket genel kurul kararının iptali, fikrî hakkın tespiti veya bir müdahalenin önlenmesi gibi doğrudan para ödenmesine yönelik olmayan talepler bakımından farklı değerlendirme yapılabilir.
Bir davada para alacağıyla birlikte aralarında sıkı bağlantı bulunan tespit veya müdahalenin önlenmesi taleplerinin ileri sürülmesi hâlinde de uyuşmazlığın bütün olarak arabuluculuğa tabi olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 4 Kasım 2020 tarihli, E.2019/3611 ve K.2020/4734 sayılı kararında; eser sahipliğinin tespiti ve tecavüzün önlenmesi talepleriyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin birlikte ileri sürüldüğü uyuşmazlığı bir bütün olarak değerlendirmiş ve davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu karar, her talep yığılması bakımından otomatik olarak aynı sonucun doğacağı anlamına gelmez; talepler arasındaki hukuki ve fiilî bağlantı somut olay özelinde incelenmelidir.
Tüketici Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/A maddesi uyarınca, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda kural olarak dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.
Bununla birlikte aşağıdaki uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulanmaz:
- Tüketici hakem heyetinin görev alanında kalan uyuşmazlıklar,
- Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar,
- Kanunda belirtilen topluluk davaları ve Bakanlık, tüketici örgütleri veya ilgili kurumlar tarafından açılabilecek bazı davalar,
- Tüketici işlemi niteliğindeki taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar.
2026 yılı için değeri 186.000 TL'nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu tutar her yıl yeniden değerleme oranına göre değiştiğinden, başvuru tarihindeki parasal sınır ayrıca kontrol edilmelidir.
Taşınmazın aynından doğan tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuk istisnasının kapsamı dikkatle belirlenmelidir. Tapu iptali ve tescil gibi ayni hakka doğrudan etki eden talepler ile yalnızca bedel iadesi veya tazminata yönelik talepler aynı hukuki nitelikte değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022 yılında verdiği kararlarda, tüketici işlemi niteliğindeki taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıkların dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında bulunduğu kabul edilmiştir. Talebin gerçekten ayni hakka mı, yoksa şahsi alacağa mı ilişkin olduğu dava dilekçesi hazırlanırken açık biçimde belirlenmelidir.
Kira ve Taşınmaz Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren aşağıdaki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur:
- Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar,
- Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi,
- Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıklar,
- Komşu hakkından doğan uyuşmazlıklar.
Kira bedelinin tespiti, kira bedelinin uyarlanması, ihtiyaç nedeniyle tahliye, kira alacağı, depozito ve kiralanandaki ayıplar gibi talepler kural olarak dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. Buna karşılık kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan ilamsız tahliye takibi, kanunda belirtilen istisna kapsamında değerlendirilir.
Taşınmazın Devri ve Sınırlı Ayni Haklar
Taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar ihtiyari arabuluculuğa elverişlidir.
Tarafların yazılı olarak kararlaştırması ve arabulucunun bunu tutanak altına alması hâlinde, arabuluculuk süreciyle sınırlı olmak üzere tapu siciline tasarruf yetkisinin kısıtlandığına ilişkin şerh verilebilir. Şerhin süresi üç ayı geçemez.
Bu tür anlaşmaların icra edilebilmesi için taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir. Taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin anlaşma, özel şekil ve tescil koşulları gözetilmeden sıradan bir borç ödeme anlaşması gibi düzenlenemez. Tarım arazileri bakımından 5403 ve 3083 sayılı kanunlardaki bölünme, devir ve edinim sınırlamaları da ayrıca incelenmelidir.
Arabuluculuğa Elverişli Olmayan Uyuşmazlıklar
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği konular arabuluculuk yoluyla kesin olarak çözülemez. Başlıca örnekler şunlardır:
- İdari işlemlerin iptali davaları,
- Vergi cezalarının veya vergi tarhiyatının iptali,
- Nüfus kaydının düzeltilmesi,
- Soybağına ilişkin davalar,
- Boşanma kararının verilmesi,
- Velayetin belirlenmesi,
- Evlenmenin butlanı,
- Sosyal güvenlik hizmet tespiti,
- Ceza sorumluluğunun belirlenmesi,
- Aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar.
Boşanma, velayet veya soybağı gibi kişisel durum uyuşmazlıkları yalnızca tarafların anlaşmasıyla hukuken sonuçlandırılamaz. Buna karşılık boşanmanın mali sonuçları, mal rejimi alacakları veya tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği bazı özel hukuk talepleri, somut olayın özelliklerine göre arabuluculuğa elverişli olabilir.
Türkiye'de boşanma ve velayet uyuşmazlıklarında genel ve zorunlu bir aile arabuluculuğu sistemi 27 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe girmiş değildir. Bu alanda kanun teklifleri ve yargı reformu çalışmaları bulunmakla birlikte, henüz kanunlaşmamış bir düzenleme yürürlükteymiş gibi gösterilemez.
Bir fiilin aynı zamanda suç oluşturması, o fiilden doğan her özel hukuk talebini kendiliğinden arabuluculuğa kapatmaz. Örneğin suç teşkil ettiği ileri sürülen bir fiilden doğan maddi veya manevi tazminat talebi, tarafların üzerinde tasarruf edebildiği ölçüde arabuluculuk konusu olabilir. Ceza soruşturması, kovuşturması ve Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamındaki uzlaştırma ise ayrı bir hukuki süreçtir.
Arabuluculuk Başvurusu Nereye Yapılır?
Genel olarak dava şartı arabuluculuk başvurusu, uyuşmazlık hakkında yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğü bu görevi yerine getirir.
İş uyuşmazlıklarında başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılabilir.
Başvuru sırasında:
- Tarafların kimlik ve iletişim bilgileri,
- Uyuşmazlığın konusu,
- Talep edilen alacak veya tazminat kalemleri,
- Varsa temel sözleşme ve belge bilgileri
doğru ve eksiksiz belirtilmelidir.
Yetkisiz büroya başvuru yapılması başvuruyu her durumda kendiliğinden geçersiz kılmaz. Karşı taraf, en geç ilk toplantıda yetki itirazında bulunabilir. Yetki itirazı sulh hukuk mahkemesi tarafından dosya üzerinden ve kesin olarak karara bağlanır.
Arabuluculuk Ne Kadar Sürer?
Arabuluculuğun tamamlanma süresi uyuşmazlığın türüne göre değişir.
İş uyuşmazlıklarında arabulucu, dosyayı görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde süre en fazla bir hafta uzatılabilir.
Ticari uyuşmazlıklarda süre altı haftadır. Zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir.
Diğer dava şartı uyuşmazlıklarda kural olarak üç haftalık süre ve en fazla bir haftalık uzatma uygulanır.
Bu süreler arabulucunun dosyayı sonuçlandırması bakımından öngörülmüştür. Taraflar kısa sürede anlaşabileceği gibi, görüşme yapılamaması veya anlaşmanın mümkün olmadığının anlaşılması hâlinde dosya daha erken de kapatılabilir.
Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Dava şartı arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
İhtiyari arabuluculukta da arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen sürenin zamanaşımı ve hak düşürücü süreler üzerindeki etkisi kanunda ayrıca düzenlenmiştir.
Ancak son tutanağın düzenlenmesiyle birlikte süreler yeniden işlemeye başlar. Özellikle işe iade, tüketici hakem heyeti kararına itiraz, kira ve ticari alacak davalarında son tutanaktan sonra uygulanacak özel dava süreleri ayrıca kontrol edilmelidir. Arabuluculuğa başvurulmuş olması, son tutanaktan sonra süresiz biçimde dava açılabileceği anlamına gelmez.
Arabuluculuk Görüşmelerine Kimler Katılabilir?
Taraflar görüşmelere bizzat, kanuni temsilcileri aracılığıyla veya avukatları aracılığıyla katılabilir.
İşveren, yazılı olarak yetkilendirdiği bir çalışanı aracılığıyla da görüşmelerde temsil edilebilir. Temsil yetkisinin anlaşma yapmak, feragat etmek, borç kabul etmek ve tutanak imzalamak gibi işlemleri kapsayıp kapsamadığı açıkça belirlenmelidir.
Arabuluculuk görüşmelerinde avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte özellikle yüksek tutarlı alacaklarda, taşınmaz devrinde, şirket uyuşmazlıklarında, işçilik alacaklarında ve kapsamlı feragat hükümleri içeren anlaşmalarda hukuki yardım alınmadan imza atılması ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
İlk Toplantıya Katılmamanın Sonuçları
Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi hâlinde, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir.
Eski düzenlemede, katılmayan taraf davada haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutuluyor ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmiyordu. Anayasa Mahkemesi bu ağır yaptırımı iptal etmiştir. 14 Kasım 2024 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik sonrasında katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi karşı tarafın ödediği yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin yarısına hak kazanır.
Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması hâlinde tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Tüketici uyuşmazlıklarında tüketici aleyhine uygulanabilecek yaptırımlar bakımından 6502 sayılı Kanun'daki özel koruyucu hüküm ayrıca gözetilmelidir.
Gizlilik İlkesi
Arabuluculuk süreci kural olarak gizlidir. Arabulucu, taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler, süreç nedeniyle öğrendikleri bilgi ve belgeleri açıklayamaz.
Arabuluculuk görüşmelerinde:
- Tarafların ileri sürdüğü teklifler,
- Sulh önerileri,
- Kabul veya taviz açıklamaları,
- Yalnızca arabuluculuk amacıyla hazırlanan belgeler
sonraki dava veya tahkim sürecinde delil olarak kullanılamaz.
Bununla birlikte daha önceden mevcut olan ve arabuluculuk dışında da elde edilebilen bir belge, yalnızca arabuluculukta sunulduğu için delil niteliğini kaybetmez.
Gizliliğin ihlal edilmesi ve bu nedenle bir kişinin hukuken korunan menfaatinin zarar görmesi hâlinde, şikâyet üzerine altı aya kadar hapis cezası gündeme gelebilir. Gizliliğin ihlal edildiği her durumda otomatik olarak ceza verileceği söylenemez; suçun kanuni unsurlarının oluşması gerekir.
Arabuluculuk Anlaşma Belgesi
Tarafların anlaşması hâlinde üzerinde uzlaşılan hususlar açık ve uygulanabilir biçimde anlaşma belgesine yazılmalıdır.
Anlaşma belgesinde özellikle:
- Tarafların tam kimlik ve unvan bilgileri,
- Uyuşmazlığın konusu,
- Ödenecek tutar,
- Ödeme tarihi ve yöntemi,
- Taksit varsa vade tarihleri,
- Faiz uygulanıp uygulanmayacağı,
- Teminatlar,
- Feragat veya ibra hükümlerinin kapsamı,
- Masraf ve arabuluculuk ücretinin paylaşımı,
- İhlal hâlinde uygulanacak sonuçlar
tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmelidir.
Belirsiz, hangi alacağı kapsadığı anlaşılmayan veya "tarafların birbirinden hiçbir hak ve alacağı kalmamıştır" şeklinde ölçüsüz genel ifadeler içeren anlaşmalar daha sonra yeni uyuşmazlıklara yol açabilir.
İcra Edilebilirlik Şerhi
Taraflar, avukatları ve arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi kural olarak icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgeleri bakımından da kanundaki özel düzenleme uygulanır.
Kanunun icra edilebilirlik şerhini zorunlu tuttuğu hâllerde yetkili mahkemeye başvurulmalıdır. Dava açılmadan önce yürütülen arabuluculukta şerh, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden; dava devam ederken yapılan arabuluculukta ise davanın görüldüğü mahkemeden istenir.
Mahkemenin incelemesi, anlaşmanın arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığıyla sınırlıdır. Aile hukukuna ilişkin arabuluculuğa elverişli uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı yapılır. Taşınmaz devri ve sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşmalarda ise taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden şerh alınması zorunludur.
Arabuluculuk Anlaşmasında İbra ve Feragat Sorunu
Özellikle iş hukukunda arabuluculuk anlaşmasının gerçek bir uyuşmazlığı çözmek amacıyla düzenlenmesi gerekir. İş sözleşmesinin sona erdiği gün veya hemen sonrasında, işçiyle gerçek bir müzakere yapılmadan yalnızca geçmiş alacakları ortadan kaldırmak amacıyla hazırlanan belgeler hukuki uyuşmazlık konusu olabilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 8 Aralık 2016 tarihli, E.2016/25300 ve K.2016/21744 sayılı kararında; iş sözleşmesinin sona ermesinden hemen sonra düzenlenen, başvuru ve müzakere süreci yeterince anlaşılamayan, geniş ibra hükümleri içeren anlaşma belgesinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olmadığı kabul edilmiştir. Kararda Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesindeki emredici ibra koşulları da dikkate alınmıştır.
Bu karar, her arabuluculuk anlaşmasına doğrudan Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesinin uygulanacağı anlamına gelmez. Belgenin gerçek bir arabuluculuk anlaşması mı, yoksa arabuluculuk görüntüsü altında düzenlenmiş bir ibraname mi olduğu somut koşullara göre belirlenir.
Arabuluculuk anlaşmasının irade sakatlığı, sahtelik, yetkisizlik, emredici hukuk kurallarına aykırılık veya arabuluculuğa elverişsizlik nedeniyle geçersiz olduğu iddiasının hangi dava veya usulle ileri sürüleceği konusunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararlarında yaklaşım farklılıkları görülmektedir. Bazı kararlarda geçersizliğin alacak davasında ön sorun olarak incelenebileceği, bazı karar ve karşı oylarda ise ayrı bir iptal davası açılması gerektiği savunulmaktadır. Bu nedenle dava stratejisi anlaşmanın tarihi, imza biçimi ve iddia edilen geçersizlik sebebi dikkate alınarak belirlenmelidir.
Arabuluculuk Ücreti Nasıl Belirlenir?
Arabulucu, faaliyeti karşılığında ücrete hak kazanır. Ücret, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir.
Taraflar aksini kararlaştırmamışsa arabuluculuk ücreti eşit olarak karşılanır.
Dava şartı arabuluculukta:
- Anlaşma sağlanırsa ücret, tarifeye göre taraflarca ödenir.
- Anlaşma sağlanamaz ve görüşmeler iki saate kadar sürerse ücretin bu kısmı Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
- İki saati aşan anlaşamama görüşmelerinde, aşan kısım kural olarak taraflarca eşit ödenir.
- Bakanlık bütçesinden ödenen tutar, daha sonra açılan davada yargılama giderleri kapsamında değerlendirilebilir.
2026 yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi 26 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Ücret oranları ve saatlik tutarlar her yıl değişebildiğinden, eski yıllara ait sabit oranların güncelmiş gibi kullanılması doğru değildir.
Arabuluculukta İspat ve Delil Sorunları
Arabuluculuk bir yargılama olmadığı için arabulucu delil değerlendirmesi yaparak hüküm kurmaz. Buna rağmen tarafların müzakere gücünü belirleyen en önemli unsurlardan biri, iddia ve savunmalarının sonradan açılabilecek davada hangi delillerle ispatlanabileceğidir.
Uyuşmazlığın niteliğine göre şu belgeler önem taşıyabilir:
- İş sözleşmesi ve bordrolar,
- Banka kayıtları,
- Puantaj ve giriş-çıkış kayıtları,
- Ticari defterler,
- Faturalar ve irsaliyeler,
- Kira sözleşmesi,
- Tapu ve kadastro kayıtları,
- Noter ihtarnameleri,
- Elektronik posta ve mesaj kayıtları,
- Teslim tutanakları,
- Ekspertiz ve teknik raporlar,
- Sigorta poliçeleri,
- İcra takip dosyaları.
Belge sunulurken gizli ticari bilgiler, kişisel veriler ve üçüncü kişilere ait kayıtlar bakımından ölçülülük gözetilmelidir. Arabuluculukta sunulan belgenin daha sonra davada kullanılıp kullanılamayacağı, belgenin yalnızca süreç için üretilip üretilmediğine göre değişebilir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Talep Kalemlerinin Eksik Yazılması
Başvuruda yalnızca "işçilik alacakları" veya "ticari uyuşmazlık" gibi genel ifadeler kullanılması, sonradan açılacak davada bazı talepler yönünden dava şartının yerine getirilmediği itirazına yol açabilir. Kıdem, ihbar, fazla çalışma, yıllık izin, ücret veya tazminat gibi her talep ayrı ayrı belirtilmelidir.
Yanlış Arabuluculuk Bürosuna Başvurulması
Yetki itirazının ilk toplantıda ileri sürülmesi mümkündür. Bununla birlikte yanlış yerde yapılan başvuru süreci uzatabilir ve özellikle hak düşürücü süre bulunan uyuşmazlıklarda risk doğurabilir.
Son Tutanaktan Sonra Dava Süresinin Kaçırılması
Arabuluculuk süresince duran veya işlemeyen süreler, son tutanakla birlikte yeniden işlemeye başlayabilir. İşe iade gibi bazı davalarda son tutanaktan itibaren ayrıca kısa dava süresi bulunmaktadır.
Anlaşma Metninin Belirsiz Düzenlenmesi
Ödeme tarihi, tutarı, para birimi, faiz, taksitler ve feragatin kapsamı açık değilse anlaşmanın icrası güçleşebilir.
Yetkisiz Kişinin İmza Atması
Şirketler ve tüzel kişiler adına görüşmeye katılan kişinin anlaşma ve feragat yetkisi bulunmalıdır. Yalnızca toplantıya katılma yetkisi, her zaman borç kabulü veya sulh yetkisini kapsamaz.
İbra ile Arabuluculuk Anlaşmasının Karıştırılması
Gerçek bir uyuşmazlık ve müzakere bulunmadan, yalnızca geçmiş hakları ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenen belgeler geçerlilik tartışmasına konu olabilir.
Arabulucuyu Hâkim Gibi Görmek
Arabulucunun hukuki görüş açıklaması veya çözüm önerisi, mahkeme kararı değildir. Taraflar anlaşmanın ekonomik ve hukuki sonuçlarını kendi avukatlarıyla değerlendirmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Arabuluculukta anlaşmak zorunlu mudur?
Hayır. Zorunlu olan, kanunda belirtilen uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmaktır. Taraflar herhangi bir anlaşmayı kabul etmeye zorlanamaz.
Karşı taraf arabuluculuk toplantısına gelmezse dava açılabilir mi?
Evet. Karşı tarafın toplantıya katılmaması hâlinde arabulucu son tutanağı düzenler. Başvuran taraf, varsa özel dava süresine uyarak mahkemeye başvurabilir.
Arabuluculukta avukat zorunlu mudur?
Hayır. Taraflar görüşmelere bizzat katılabilir. Ancak kapsamlı feragat, taşınmaz devri, işçilik alacağı veya yüksek tutarlı ticari anlaşmalarda avukat desteği alınması hak kaybı riskini azaltır.
Arabuluculuk anlaşmasından sonra dava açılabilir mi?
Taraflar, arabuluculuk sonunda anlaştıkları hususlar hakkında kural olarak dava açamaz. Bununla birlikte anlaşmanın geçersizliği, irade sakatlığı, yetkisiz temsil veya emredici hukuk kurallarına aykırılık iddiaları ayrı bir hukuki incelemeyi gerektirebilir.
Arabuluculuk başvurusu ücretli midir?
Dava şartı arabuluculuk bürosuna başvuru sırasında harç alınmaz. Sürecin sonunda doğacak arabuluculuk ücreti, anlaşma sağlanıp sağlanmamasına ve görüşme süresine göre belirlenir.
Arabuluculuk anlaşması doğrudan icraya konulabilir mi?
Belgenin kimler tarafından imzalandığına ve uyuşmazlığın türüne göre değişir. Kanunun aradığı imzaları taşıyan bazı anlaşma belgeleri doğrudan ilam niteliğindedir. Taşınmaz devri gibi bazı konularda ise mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınması zorunludur.
Arabuluculukta yapılan teklif daha sonra mahkemede delil olur mu?
Kural olarak hayır. Yalnızca arabuluculuk sürecinde ileri sürülen sulh teklifleri, tavizler ve süreç için hazırlanan belgeler sonraki davada delil olarak kullanılamaz.
Hukuki Değerlendirme
Arabuluculuk yalnızca dava açılmadan önce tamamlanması gereken biçimsel bir işlem değildir. Doğru yürütüldüğünde tarafların zaman, maliyet ve ticari ilişki bakımından daha kontrollü bir çözüme ulaşmasını sağlayabilir. Yanlış yürütüldüğünde ise eksik başvuru, belirsiz anlaşma, yetkisiz temsil veya kaçırılan süreler nedeniyle yeni uyuşmazlıklara neden olabilir.
Her arabuluculuk dosyasında öncelikle şu hususlar belirlenmelidir:
- Uyuşmazlık arabuluculuğa elverişli midir?
- Arabuluculuk ihtiyari mi, dava şartı mı?
- Hangi büro yetkilidir?
- Talep kalemleri eksiksiz yazılmış mıdır?
- Zamanaşımı veya hak düşürücü süre var mıdır?
- Tarafları temsil eden kişilerin yetkisi yeterli midir?
- Önerilen anlaşma, dava yoluyla elde edilebilecek sonuçlarla karşılaştırılmış mıdır?
- Anlaşma hükümleri icra edilebilir ve yeterince belirli midir?
- Feragat veya ibra hükümlerinin kapsamı anlaşılır mıdır?
- İcra edilebilirlik şerhi gerekli midir?
Bu inceleme yapılmadan yalnızca süreci kapatmak amacıyla imzalanan anlaşmalar, kısa vadede uyuşmazlığı sona erdirmiş görünse bile uzun vadede ciddi hak kayıpları doğurabilir.
Arabuluculuk Sürecinde Hukuki Destek
Arabuluculukta tarafların kendi çözümlerini belirlemesi esastır. Bununla birlikte anlaşmanın hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi, alacakların hesaplanması, zamanaşımı ve dava sürelerinin kontrolü, temsil yetkisinin incelenmesi ve anlaşma metninin icra edilebilir şekilde hazırlanması uzmanlık gerektirir.
Bu tür uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması, taleplerin eksik belirtilmesi veya anlaşma hükümlerinin yeterince açık yazılmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi ve arabuluculuk sürecinde hukuki destek alınması için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.