Blog / İcra ve İflas Hukuku
Menfi Tespit ve İstirdat Davası: Şartları, Süresi ve Sonuçları
· ≈13 dk okuma · İcra ve İflas Hukuku
İİK m. 72 kapsamında menfi tespit ve istirdat davası; ihtiyati tedbir, ispat yükü, dava şartı arabuluculuk, görevli mahkeme, süreler ve sonuçlar.
Menfi tespit davası, bir kişinin kendisine yöneltilen borç iddiası karşısında gerçekte borçlu olmadığının mahkeme kararıyla tespitini istediği davadır. İstirdat davası ise borçlu olmadığı bir parayı kesinleşen icra takibi ve cebri icra baskısı altında ödeyen kişinin bu paranın geri verilmesini talep ettiği eda davasıdır.
Her iki dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenir. Menfi tespit davası borç ödenmeden önce hukuki koruma sağlarken, istirdat davası ödeme gerçekleştikten sonra geri alma amacına yönelir. Menfi tespit davası devam ederken takip konusu para ödenirse, dava kanun gereği istirdat davasına dönüşür.
Bu davalarda sonucun yalnız icra dosyasına bakılarak belirlenmesi mümkün değildir. Takibin dayandığı sözleşme, senet, fatura, cari hesap, kefalet, tüketici işlemi, kira ilişkisi veya iş ilişkisi gibi maddi hukuk ilişkisi esas alınır.
i. Hukuki Dayanak
Menfi tespit ve istirdat davalarının temel dayanağı İİK m.72’dir. Usul ve ispat bakımından ayrıca:
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tespit davası, ispat yükü ve senetle ispat hükümleri,
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6,
- Uyuşmazlığın ticari olması hâlinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu,
- İş uyuşmazlıklarında 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu,
- Tüketici uyuşmazlıklarında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun,
- Kira uyuşmazlıklarında Türk Borçlar Kanunu ve arabuluculuk hükümleri uygulanabilir.
Menfi tespit davası, HMK m.106’daki genel tespit davasının icra hukukuna özgü özel görünümüdür. Davacının yalnız teorik bir açıklama istemesi yeterli değildir; korunmaya değer güncel bir hukuki yarar bulunmalıdır.
ii. Menfi Tespit Davası Hangi Durumlarda Açılır?
Menfi tespit davası başlıca şu hâllerde gündeme gelir:
- Gerçekte hiç doğmamış bir borç için icra tehdidi bulunması,
- Borcun ödeme, ibra, takas veya yenileme ile sona ermiş olması,
- İmzanın sahte olması veya senedin yetkisiz kişi tarafından düzenlenmesi,
- Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve riskin sona erdiğinin ileri sürülmesi,
- Kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına aykırı olması,
- Sözleşmenin geçersizliği, iptali veya hükümsüzlüğü,
- Borcun zamanaşımına uğradığı iddiası,
- Borç miktarının takipte fazla gösterilmesi,
- Takibin yanlış kişiye yöneltilmesi,
- Tüketici, kira, iş veya ticari ilişkiden doğan borç iddiasının bulunmaması.
Dava, icra takibinden önce veya takip sırasında açılabilir. Borç tamamen ödendikten sonra artık yalnız borçlu olmadığının tespitinde kural olarak hukuki yarar kalmaz; bu aşamada istirdat talebi gündeme gelir.
iii. İcra Takibinden Önce Menfi Tespit Davası
Henüz icra takibi başlamamış olsa bile alacaklının ciddi, yakın ve somut bir takip tehdidi varsa menfi tespit davası açılabilir. Soyut bir ihtimal veya taraflar arasında geçmişte yaşanmış uyuşmazlık tek başına yeterli değildir.
Takipten önce açılan davada mahkeme, davacının talebi üzerine ve takip konusu olduğu ileri sürülen alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İhtiyati tedbir kendiliğinden uygulanmaz. Davacının açık talebi, hukuki yararı ve yaklaşık ispatı bulunmalıdır. Mahkeme teminat miktarını kanuni alt sınırın üzerinde belirleyebilir.
iv. İcra Takibinden Sonra Menfi Tespit Davası
İcra takibi başladıktan sonra menfi tespit davası açılması takibi kendiliğinden durdurmaz. İİK m.72, takipten sonra açılan davada ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına izin vermez.
Buna karşılık borçlu, gecikmeden doğabilecek zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat göstermek suretiyle icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.
Bu ayrım uygulamada belirleyicidir:
| Dava zamanı | Takibin durması | Mümkün olan tedbir |
|---|---|---|
| Takipten önce | Mahkeme kararıyla mümkün | En az %15 teminatla takibin durdurulması |
| Takipten sonra | Kural olarak mümkün değil | En az %15 teminatla veznedeki paranın alacaklıya ödenmemesi |
Borçlu yalnız dava açıldığı için haciz ve satış işlemlerinin duracağını varsaymamalıdır. Tedbir talebinin kapsamı doğru kurulmazsa, dava devam ederken satış ve ödeme gerçekleşebilir.
v. Menfi Tespit Davasında Hukuki Yarar
Takip başlamışsa hukuki yarar çoğu durumda açıktır. Takipten önce ise davacı, alacaklının ciddi biçimde takip hazırlığında bulunduğunu, ödeme talebi gönderdiğini, senedi işleme koyduğunu veya borç iddiasını somutlaştırdığını göstermelidir.
Takipte kullanılabilecek belgeyi alacaklıya teslim eden kişinin hukuki yararı, somut risk gerçekleşmeden de doğabilir. Buna karşılık yalnız gelecekte uyuşmazlık çıkabileceği düşüncesiyle açılan dava dinlenmez.
Borç ödendikten sonra menfi tespit talebinin tek başına sürdürülmesi mümkün değildir. Ödeme dava sırasında yapılmışsa mahkeme davaya istirdat davası olarak devam eder.
vi. Menfi Tespit Davası İstirdat Davasına Nasıl Dönüşür?
Menfi tespit davası devam ederken ihtiyati tedbir alınamamış, tedbir kaldırılmış veya takip başka şekilde ilerlemiş ve borç alacaklıya ödenmiş olabilir. İİK m.72/6 uyarınca bu durumda dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür.
Davacının ayrıca ıslah yapması veya yeni bir dava açması gerekmez. Mahkeme, ödeme olgusunu tespit ederek borçlu olunmadığının belirlenmesi yanında ödenen paranın geri verilmesi hakkında hüküm kurar.
Dönüşüm için ödemenin takip konusu borca ilişkin olması gerekir. Haricen ödeme, mahsup, kısmi ödeme ve birden fazla icra dosyasının bulunması hâlinde hangi tutarın dava konusu olduğu açıkça belirlenmelidir.
vii. Doğrudan İstirdat Davası
Borçlu menfi tespit davası açmamış; ödeme emrine itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olduğu için borçlu olmadığı parayı cebri icra tehdidi altında ödemişse doğrudan istirdat davası açabilir.
İstirdat davasında davacı şu unsurları ortaya koymalıdır:
- Bir icra takibinin bulunması,
- Takibin kesinleşmesi nedeniyle ödeme zorunluluğunun doğması,
- Ödemenin cebri icra tehdidi altında yapılması,
- Ödenen borcun gerçekte mevcut olmaması,
- Davanın kanuni süre içinde açılması.
Tamamen serbest iradeyle ve herhangi bir takip baskısı bulunmadan yapılan ödeme, İİK m.72 anlamında istirdat davası yerine sebepsiz zenginleşme veya başka maddi hukuk hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.
viii. İstirdat Davasında Bir Yıllık Süre
İİK m.72/7 uyarınca doğrudan istirdat davası, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
Bir yıllık süre, icra takibinin başlangıcından, ödeme emrinin tebliğinden veya haciz tarihinden değil; geri alınması istenen paranın ödendiği tarihten başlar. Birden fazla tarihte ödeme yapılmışsa her ödeme yönünden süre ayrıca tartışılabilir.
Menfi tespit davası devam ederken ödeme yapılması ve davanın istirdada dönüşmesi hâlinde ayrıca yeni bir yıllık dava açma şartı aranmaz. Çünkü mevcut dava zaten süresinde açılmıştır.
ix. Menfi Tespit Davasında Zamanaşımı
Menfi tespit davası için İİK m.72’de ayrıca genel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bununla birlikte davanın dayandığı maddi hukuk ilişkisinin zamanaşımı rejimi ve hukuki yararın devam edip etmediği ayrıca incelenir.
Takip derdest olduğu sürece borçlunun borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararı devam edebilir. Ancak zamanaşımı def’inin takip veya ilgili dava aşamasında ileri sürülmemiş olmasının sonradan menfi tespit davasına etkisi, takibin türüne ve savunmanın niteliğine göre değişir.
Zamanaşımı itirazı ile borcun hiç doğmadığı veya sona erdiği iddiası aynı değildir. Dilekçede hukuki sebep açık biçimde ayrılmalıdır.
x. Dava Şartı Arabuluculuk
Menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuk zorunluluğu, davanın adından değil, dayandığı hukuki ilişkinin niteliğinden belirlenir.
Ticari uyuşmazlıklar
7445 sayılı Kanunla Türk Ticaret Kanunu m.5/A değiştirilmiştir. 1 Eylül 2023 tarihinde ve sonrasında açılan, konusu bir miktar para olan ticari menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Bu nedenle eski Yargıtay kararlarında veya eski makalelerde yer alan “ticari menfi tespit davası arabuluculuğa tabi değildir” açıklaması güncel hukuk bakımından geçerliliğini yitirmiştir.
İş uyuşmazlıkları
İşçi ve işveren arasındaki alacak, tazminat, menfi tespit, istirdat ve itirazın iptali davalarında İş Mahkemeleri Kanunu kapsamındaki dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanabilir.
Tüketici uyuşmazlıkları
Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklar, 6502 sayılı Kanun m.73/A’daki istisnalar saklı kalmak üzere dava şartı arabuluculuğa tabi olabilir. Tüketici hakem heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda ise önce görev sınırı incelenmelidir.
Kira uyuşmazlıkları
Kira ilişkisinden doğan menfi tespit veya istirdat davası, 6325 sayılı Kanun m.18/B kapsamındaki dava şartı arabuluculuğa tabi olabilir.
Arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret sonucunu doğurabilir. Uyuşmazlığın niteliği yanlış belirlenirse yanlış arabuluculuk bürosuna veya eksik tarafla başvuru yapılması da sorun yaratabilir.
xi. Görevli Mahkeme
Menfi tespit ve istirdat davalarında görevli mahkeme, takip yoluna veya takip miktarına göre değil, borcun dayandığı maddi hukuk ilişkisine göre belirlenir.
- Ticari işten doğan uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi,
- Tüketici işleminde tüketici mahkemesi,
- İş ilişkisinde iş mahkemesi,
- Kira ilişkisinde sulh hukuk mahkemesi,
- Özel görevli mahkeme bulunmayan genel borç ilişkisinde asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.
İcra takibinin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılmış olması, uyuşmazlığı kendiliğinden ticari dava hâline getirmez. Tarafların sıfatı ve temel ilişki incelenmelidir.
Görev kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
xii. Yetkili Mahkeme
İİK m.72’ye göre menfi tespit ve istirdat davası, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Bunun yanında tüketici, iş, sigorta veya başka özel kanunlardan doğan yetki kuralları somut olayda etkili olabilir. Yetki sözleşmesi ancak kanundaki şartları taşıyorsa geçerlidir.
Davanın yanlış yerde açılması, davalının süresinde yetki itirazında bulunması hâlinde dosyanın başka mahkemeye gönderilmesine ve zaman kaybına yol açabilir.
xiii. Menfi Tespit Davasında İspat Yükü
İspat yükü, davacının hangi vakıaya dayandığına göre değişir. “Menfi tespit davasında ispat yükü her zaman alacaklıdadır” veya “her zaman borçludadır” şeklindeki genellemeler doğru değildir.
Borcun hiç doğmadığı ileri sürülüyorsa
Davacı yalnız davalının iddia ettiği temel hukuki ilişkinin hiç kurulmadığını veya alacağın doğmadığını savunuyorsa, kural olarak alacağın varlığını iddia eden davalı alacaklı bu ilişkiyi ispatlamalıdır.
Borcun sonradan sona erdiği ileri sürülüyorsa
Davacı borcun ödeme, ibra, takas, yenileme veya başka bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa bu sona erme olgusunu ispat yükü davacıya aittir.
Senet ve kambiyo senedi bulunuyorsa
Takip bir bono, çek, poliçe veya adi yazılı senede dayanıyorsa ispat rejimi değişir. Senedin metni, bedel kaydı, teminat kaydı, tarafların temel ilişkiye dair beyanları ve senedin “talil” edilip edilmediği önem taşır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18 Ocak 2023 tarihli, 2022/617 Esas ve 2023/107 Karar sayılı kararında; senette yazılı düzenleme nedeninin aksini ileri süren tarafın bu iddiasını ispatlaması gerektiği, senet metnindeki sebebe aykırı açıklamanın ispat yükünü etkilediği vurgulanmıştır. Bu ilke her dosyada otomatik uygulanmaz; tarafların beyanları ve senet metni birlikte değerlendirilir.
Senede karşı senetle ispat kuralı
HMK m.200 ve 201 uyarınca, senede bağlı bir hukuki işlemin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıran veya azaltan hukuki işlemler kural olarak tanıkla ispat edilemez. Ödeme, ibra veya teminat anlaşması gibi iddialar yazılı delil gerektirebilir.
HMK m.203’te aile içi işlemler, irade bozukluğu, aşırı yararlanma, üçüncü kişinin muvazaa iddiası ve senet alınmasında imkânsızlık gibi istisnalar düzenlenmiştir. Somut olayın istisnalardan birine girmesi hâlinde tanık delili kullanılabilir.
xiv. Kullanılabilecek Deliller
Davanın dayanağına göre şu deliller önem taşıyabilir:
- İcra takip dosyası ve ödeme emri,
- Sözleşme, ek protokol ve senetler,
- Banka dekontları ve hesap hareketleri,
- Cari hesap kayıtları ve mutabakatlar,
- Fatura, teslim belgesi, sevk irsaliyesi,
- İhtarname ve yazışmalar,
- Elektronik posta ve mesaj kayıtları,
- Ticari defterler,
- Bilirkişi incelemesi,
- İmza incelemesi,
- Tanık, yemin ve isticvap,
- Arabuluculuk son tutanağı.
Elektronik kayıtların hukuka uygun elde edilmesi ve bütünlüğünün korunması gerekir. Kesilmiş veya bağlamından koparılmış ekran görüntüleri tek başına yeterli olmayabilir.
xv. Kötüniyet Tazminatı
Borçlu lehine tazminat
Menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanır ve alacaklının takibi haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedilebilir.
Takibin yalnız haksız çıkması yeterli değildir. Alacaklının alacağın bulunmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde takip başlatması gibi kötüniyet olguları ispatlanmalıdır. Tazminat ayrıca talep edilmelidir.
Alacaklı lehine tazminat
Menfi tespit davası alacaklı lehine sonuçlanırsa ve ihtiyati tedbir nedeniyle alacağın tahsili gecikmişse, alacaklının bu gecikmeden doğan zararları teminattan karşılanabilir. Kanundaki şartlar oluştuğunda zarar takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az takdir edilemez.
Tazminatın dayanağı, talep şartı ve kusur değerlendirmesi borçlu veya alacaklı lehine istenmesine göre farklıdır.
xvi. Davanın Kabulünün İcra Takibine Etkisi
Menfi tespit davası borçlu lehine hükme bağlandığında takip derhal durur. Kararın kesinleşmesi üzerine, hükmün kapsamına göre icra tamamen veya kısmen eski hâle getirilir.
Borçlu hiç borçlu değilse takip bütünüyle; yalnız belirli kısım yönünden borçlu değilse o kısım bakımından hükümsüz kalır. Hacizlerin kaldırılması, ödenen paranın geri alınması ve icra dosyasındaki kayıtların düzeltilmesi kararın kesinleşmesi sonrasında icra müdürlüğünden talep edilir.
Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü durumda, icranın eski hâle getirilmesi ve ödenen paranın geri alınması için kararın kesinleşmesi önem taşır.
Doğrudan açılan istirdat davasında verilen para alacağı hükmünün icrası ise genel ilamlı icra kurallarına tabidir. Kararın kesinleşme şartı, hükmün niteliğine ve içinde yer alan taleplere göre ayrıca değerlendirilmelidir.
xvii. Menfi Tespit Davasının Reddinin Sonuçları
Davanın reddi, davacının takip konusu borç bakımından ileri sürdüğü olumsuz tespit iddiasının kabul edilmediği anlamına gelir. Varsa ihtiyati tedbir kalkar ve takip devam eder.
Alacaklının tedbir nedeniyle uğradığı zarar, kanundaki koşullarla davacının yatırdığı teminattan karşılanabilir. Ret kararının icra dosyasındaki etkisi, takip daha önce durdurulmuş veya veznedeki para bloke edilmişse daha belirgin olur.
xviii. İcra Mahkemesi Şikâyeti ile Menfi Tespit Davası Arasındaki Fark
İcra mahkemesi çoğunlukla takip hukukuna ilişkin sınırlı inceleme yapar. Menfi tespit davasında ise borcun maddi hukuk bakımından var olup olmadığı genel hükümlere göre incelenir.
Ödeme emrine itiraz, imzaya itiraz, borca itiraz, kambiyo takibinde şikâyet ve menfi tespit davası birbirinin yerine geçen yollar değildir. Süreleri ve sonuçları farklıdır.
Örneğin kambiyo takibinde beş günlük şikâyet veya borca itiraz süresinin kaçırılması, maddi hukuk bakımından menfi tespit davasını her durumda ortadan kaldırmaz; ancak takip işlemlerinin durdurulması imkânını ciddi biçimde sınırlar.
xix. Doktrindeki ve Uygulamadaki Tartışmalar
Menfi tespit davasında en çok tartışılan konular şunlardır:
- Takipten önce hukuki yararın hangi aşamada doğduğu,
- Teminat senedi iddiasında ispat yükünün kimde olduğu,
- Senedin talili ve çift taraflı talilin sonuçları,
- Takipten sonra genel ihtiyati tedbir hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı,
- Dava sırasında yapılan kısmi ödemenin talep sonucuna etkisi,
- Doğrudan istirdat ile menfi tespitten dönüşen istirdat kararlarının infaz farkı,
- Zorunlu arabuluculuğun temel ilişkiye göre belirlenmesi.
Arabuluculuk bakımından eski içtihatlarla güncel kanun arasında özellikle dikkatli olunmalıdır. 7445 sayılı Kanun değişikliği öncesindeki kararlar, 1 Eylül 2023 sonrası açılan ticari menfi tespit ve istirdat davaları için doğrudan esas alınamaz.
xx. Sık Yapılan Hatalar
- Dava açılınca icra takibinin kendiliğinden duracağını sanmak,
- Takipten sonra takibin tamamen durdurulmasını ihtiyati tedbirle istemek,
- En az yüzde on beş teminat şartını göz ardı etmek,
- Arabuluculuk zorunluluğunu davanın temel ilişkisine göre incelememek,
- İspat yükünü yanlış tarafa yükleyen dilekçe hazırlamak,
- Senede karşı tanık deliline dayanırken HMK m.201 ve 203’ü değerlendirmemek,
- Doğrudan istirdat davasındaki bir yıllık hak düşürücü süreyi kaçırmak,
- Kötüniyet tazminatını açıkça talep etmemek,
- Görevli mahkemeyi takip türüne göre belirlemek,
- Menfi tespit davası ile icra mahkemesi itiraz ve şikâyet yollarını birbirine karıştırmak.
xxi. Hukuki Değerlendirme
Menfi tespit ve istirdat davalarında en kritik karar, davanın hangi aşamada ve hangi hukuki sebebe dayanılarak açılacağıdır. Takipten önce ve sonra alınabilecek tedbirler farklıdır. Ödeme gerçekleştikten sonra talebin niteliği değişir. Görevli mahkeme ile arabuluculuk şartı ise icra takibinin türüne değil, temel borç ilişkisinin niteliğine bağlıdır.
Özellikle kambiyo senetlerine dayalı takiplerde senet metni, teminat iddiası, bedel kaydı ve tarafların önceki yazışmaları birlikte değerlendirilmeden dava açılması ciddi ispat sorunları doğurabilir. Bir yıllık istirdat süresinin veya icra hukukundaki kısa itiraz sürelerinin kaçırılması da telafisi güç sonuçlara yol açar.
Bu tür uyuşmazlıklarda yanlış dava türünün seçilmesi, ihtiyati tedbirin hatalı kurulması, dava şartı arabuluculuğun atlanması veya delillerin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
xxii. Hukuki Kaynaklar ve Güncellik Notu
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.72.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.106, m.190, m.200, m.201 ve m.203.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A.
- 7445 sayılı Kanun ve 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren arabuluculuk değişiklikleri.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A ve m.18/B.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 18.01.2023, 2022/617 E., 2023/107 K.; senedin talili ve ispat yükü yönünden.
İcra ve İflas Kanunu: https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.2004.pdf
Hukuk Muhakemeleri Kanunu: https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6100.pdf
Türk Ticaret Kanunu: https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6102.pdf
7445 sayılı Kanun: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/04/20230405-3.htm
Yargıtay Karar Arama: https://karararama.yargitay.gov.tr/
Sık Sorulan Sorular
Kendiliğinden durdurmaz. Takipten önce açılmışsa en az yüzde on beş teminatla takibin durdurulması istenebilir. Takipten sonra açılmışsa takip durdurulamaz; yalnız icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi talep edilebilir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
İİK m. 72 · HMK m. 200 · HMK m. 203 · TTK m. 5/A · HUAK m. 18/B
Bu yazı İcra ve İflas Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
İcra ve İflas Hukuku — İlgili Yazılar
- Kambiyo Senedinde Bedelsizlik İddiası ve Menfi Tespit Davası
- Menfi Tespit Davasında Hukuki Yarar Koşulu ve İİK Madde 72 Uygulaması
- İtirazın İptali Davası Nedir? Süresi, Şartları ve İcra İnkâr Tazminatı
- Menfi Tespit ve Tasarrufun İptali Davalarında Zorunlu Arabuluculuk
- Borçtan Kurtulma Davası Nedir? Şartları, Süresi ve Sonuçları
- İtirazın İptali Davasına Cevap Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?