İcra ve İflas Hukuku · · ≈8 dk okuma
İtirazın İptali Davasına Cevap Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
İtirazın iptali davasına cevap süresi, görevli mahkeme, ispat yükü, icra inkâr tazminatı ve etkili savunma başlıkları açıklanmaktadır.
İtirazın iptali davasında savunma, yalnızca “borcum yoktur” cümlesinden ibaret kurulamaz. Takip dosyasındaki talep, ödeme emri, borca itirazın kapsamı, davacının dava dilekçesi ve dayandığı temel hukuki ilişki birlikte incelenmelidir. Görev, dava şartı arabuluculuk, hak düşürücü süre, zamanaşımı, ödeme, takas, ayıp, eksik ifa ve ispat yükü gibi savunmaların hangisinin somut olayda kullanılabileceği dosyanın niteliğine göre belirlenir.
İtirazın İptali Davası Nedir?
İlamsız icra takibinde borçlunun süresinde itiraz etmesi takibi durdurur. Alacaklı, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca genel görevli mahkemede alacağın varlığını ispat ederek itirazın iptalini ve takibin devamını isteyebilir.
Bu dava, bağımsız bir alacak davası olmakla birlikte icra takibiyle sıkı bağlantı içindedir. Davacı, takipte istediği alacağın varlığını ve miktarını ispatlamak zorundadır. Takipte hiç ileri sürülmemiş başka bir alacak kaleminin veya farklı bir borç sebebinin sonradan aynı dava içinde takibin konusu hâline getirilmesi kural olarak mümkün değildir. Buna karşılık, itirazın iptali davasının genel hükümlere tabi olması nedeniyle davacı yalnızca icra dosyasına eklediği belgelerle sınırlı değildir; takipteki alacağın hukuki sebebini değiştirmemek kaydıyla yargılama sırasında usulüne uygun delil sunabilir.
Cevap Dilekçesi Hazırlanmadan Önce Hangi Belgeler İncelenmelidir?
Savunmaya başlamadan önce en az şu belgeler birlikte değerlendirilmelidir:
- İcra takip talebi ve ödeme emri,
- Takip dayanağı belge veya belgeler,
- Borçlunun itiraz dilekçesi ve itiraz tarihi,
- İtirazın alacaklıya tebliğine ilişkin tebligat evrakı,
- Dava dilekçesi ve ekleri,
- Arabuluculuk son tutanağı,
- Sözleşme, fatura, irsaliye, teslim belgesi, banka dekontu ve hesap hareketleri,
- Taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler,
- Ticari uyuşmazlıklarda ticari defter ve kayıtlar,
- Ödeme, iade, takas veya mahsup iddiasını destekleyen belgeler.
İcra dosyası görülmeden hazırlanan cevap dilekçesi eksik kalır. Takibin hangi miktar ve hangi hukuki sebebe dayandığı, borçlunun itirazının ne ölçüde olduğu ve davanın takip sınırlarını aşıp aşmadığı ancak takip dosyasından anlaşılabilir.
İtirazın İptali Davasına Cevap Süresi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre yazılı yargılama usulünde cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Süresi içinde başvurulması ve durumun gerektirmesi hâlinde mahkeme, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak üzere bir defaya mahsus ek süre verebilir.
Cevap süresi geçirilirse davalı davayı kabul etmiş sayılmaz; ancak savunmanın genişletilmesi yasağı, delillerin sunulması ve ilk itirazlar bakımından ciddi hak kayıpları doğabilir. Yetki itirazı gibi ilk itirazların cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Zamanaşımı def’i de süresinde ve açık biçimde ileri sürülmelidir.
Davacının Bir Yıllık Dava Açma Süresi
İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
Ancak süre incelemesi yalnızca dosyadaki klasik tebligat parçasına bakılarak yapılmamalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2019 tarihli, 2018/602 E. ve 2019/218 K. sayılı kararında çoğunluk; alacaklının daha önce aynı itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmuş olmasını, somut olayın özellikleri içinde itirazın tüm hukuki sonuçlarıyla öğrenildiği ve belgelendiği tarih olarak kabul etmiştir. Bu nedenle “itiraz resmen tebliğ edilmediği sürece süre hiçbir şekilde başlamaz” şeklindeki mutlak savunma güvenli değildir. Takip ve dava geçmişi ayrıntılı incelenmelidir.
Bir yıllık süre geçirilmişse takip üzerinden itirazın iptali istenemez. Bununla birlikte alacaklı, temel alacak zamanaşımına uğramamışsa genel hükümlere göre ayrı bir alacak davası açabilir. Bu dava eski takibin devamını sağlamaz ve icra inkâr tazminatı sonucu doğurmaz.
Dava Şartı Arabuluculuk Kontrolü
İtirazın iptali davalarında arabuluculuk, davanın dayandığı hukuki ilişkiye göre değerlendirilir. Her itirazın iptali davası kendiliğinden zorunlu arabuluculuğa tabi değildir.
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda Türk Ticaret Kanunu m.5/A; işçi veya işveren alacağına dayanan uyuşmazlıklarda İş Mahkemeleri Kanunu; tüketici uyuşmazlıklarında Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uygulanabilir. Ayrıca 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin özel hükümler hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabidir.
Arabuluculuk yapılmış olsa dahi son tutanakta yer alan taraflar ve uyuşmazlık konusu kontrol edilmelidir. Takip konusu ile arabuluculuk konusu arasında esaslı uyumsuzluk varsa dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılabilir.
Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Görevli mahkeme, icra takibinin açıldığı daireye göre değil, alacağın doğduğu temel hukuki ilişkiye göre belirlenir.
- Kira alacağından doğan uyuşmazlıkta kural olarak sulh hukuk mahkemesi,
- Tüketici işleminden doğan uyuşmazlıkta tüketici mahkemesi,
- İş ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta iş mahkemesi,
- Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi ticari davada veya kanunen mutlak ticari sayılan uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi,
- Özel görev kuralı bulunmayan diğer uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.
Taraflardan birinin şirket olması tek başına asliye ticaret mahkemesini görevli kılmaz. Uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesiyle ilgisi veya kanunda ticari dava sayılan özel bir konu bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Tüketici işlemi mevcutsa taraflardan birinin tacir olması uyuşmazlığı ticari dava hâline getirmez.
Yetkili Mahkeme
Yetki bakımından HMK’nın genel ve özel yetki kuralları uygulanır. Davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkilidir. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. Tüketici, iş ve kira uyuşmazlıklarında özel yetki kuralları ayrıca dikkate alınmalıdır.
İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması ile mahkemenin yetkisine itiraz aynı şey değildir. Borçlu, takip aşamasında icra dairesinin yetkisine itiraz etmişse davacı bu itirazın da iptalini istemeli; mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisini değerlendirmelidir. Mahkemenin yetkisine ilişkin ilk itiraz ise cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
Esasa İlişkin Başlıca Savunmalar
Borcun Hiç Doğmadığı Savunması
Davacı sözleşmenin kurulduğunu, malın teslim edildiğini veya hizmetin verildiğini ispatlayamıyorsa alacak doğmamış olabilir. Fatura düzenlenmesi tek başına mal teslimini veya hizmet ifasını kesin olarak ispatlamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2018 tarihli, 2017/915 E. ve 2018/1338 K. sayılı kararında; yalnızca faturanın ticari defterde kayıtlı olması ve faturaya süresinde itiraz edilmemesi, sözleşme ilişkisinin ve teslimin ispatı için yeterli görülmemiştir. Davacı, faturanın dayandığı sözleşmesel ilişkiyi ve edimini yerine getirdiğini ispatlamalıdır.
Ödeme Savunması
Alacağın doğduğunu kabul eden fakat ödendiğini ileri süren davalı, kural olarak ödemeyi ispatlamalıdır. Banka dekontundaki açıklama, ödeme tarihi, tutar ve taraf hesapları önem taşır. Açıklamasız para transferlerinin hangi borca mahsup edildiği, taraflar arasındaki devamlı ilişki ve hesap kayıtlarıyla birlikte değerlendirilir.
Takas ve Mahsup Savunması
Davalının davacıdan muaccel bir karşı alacağı varsa takas def’i gündeme gelebilir. Takas savunması, karşı alacağın kaynağı, miktarı ve muacceliyeti açıklanarak ileri sürülmelidir. Soyut biçimde “benim de alacağım var” denilmesi yeterli değildir.
Ayıp, Eksik İfa ve Sözleşmeye Aykırılık
Eser, satış ve hizmet ilişkilerinde teslim edilen işin ayıplı veya eksik olduğu savunulabilir. Ancak ayıp ihbarı, muayene yükümlülüğü, teslim tutanakları, teknik raporlar, fotoğraflar ve yazışmalar önemlidir. Ticari satışlarda TTK hükümleri ile TBK’nın ayıba karşı tekeffül hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Zamanaşımı
Takibe konu alacağın niteliğine göre TBK, TTK veya özel kanunlardaki zamanaşımı süresi uygulanır. Kira bedeli, faiz ve dönemsel edimler için beş yıllık; genel sözleşme alacakları için kural olarak on yıllık süre gündeme gelebilir. Bono ve diğer kambiyo senetlerinde ise özel zamanaşımı hükümleri vardır. Süre, her alacak kalemi bakımından ayrı hesaplanmalıdır.
İspat Yükü ve Deliller
Davacı, takip konusu alacağın doğduğunu ve miktarını ispatlamak zorundadır. Davalı ise ödeme, ibra, takas, zamanaşımı kesilmesi sonrasındaki ifa veya borcu sona erdiren başka bir olguya dayanıyorsa bu olguyu ispatlamalıdır.
Kullanılabilecek deliller uyuşmazlığa göre şunlardır:
- Yazılı sözleşme ve ek protokoller,
- Banka dekontları ve hesap ekstreleri,
- Fatura, irsaliye, teslim ve servis formları,
- Ticari defterler ve dayanak belgeleri,
- Elektronik posta, mesaj ve kurumsal yazışmalar,
- İhtarname ve cevapları,
- Tanık, bilirkişi ve keşif,
- Yemin ve isticvap,
- Kamu kurumları ile üçüncü kişilerden getirilecek kayıtlar.
Elektronik yazışmaların kim tarafından gönderildiği ve bütünlüğü tartışmalıysa yalnızca ekran görüntüsüne dayanmak yerine cihaz incelemesi, operatör veya hizmet sağlayıcı kayıtları ve noter tespiti gibi destekleyici araçlar düşünülmelidir.
İcra İnkâr Tazminatı ve Kötü Niyet Tazminatı
İİK m.67 uyarınca borçlunun itirazının haksız bulunması hâlinde, davacının talebi üzerine ve şartları varsa hükmolunan alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilebilir.
Her kabul kararı otomatik olarak icra inkâr tazminatı doğurmaz. Alacağın likit, yani borçlu tarafından belirlenebilir ve hesaplanabilir olması önemlidir. Alacağın varlığı veya miktarı kapsamlı bilirkişi incelemesi, hâkim takdiri ya da tartışmalı teknik değerlendirme sonucunda belirleniyorsa tazminat koşulları ayrıca tartışılır.
Davanın reddi hâlinde davalı lehine kötü niyet tazminatı verilebilmesi için alacaklının takipte yalnızca haksız değil, kötü niyetli olduğunun da ortaya konulması gerekir. Alacaklının davasını ispatlayamaması tek başına kötü niyet sayılmaz.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
- İcra dosyasını incelemeden yalnızca dava dilekçesine cevap verilmesi.
- Görev, yetki ve arabuluculuk itirazlarının temel ilişki incelenmeden ileri sürülmesi.
- Fatura kaydının tek başına borcu kesinleştirdiğinin kabul edilmesi.
- Ödeme dekontlarının hangi borca ilişkin olduğunun açıklanmaması.
- Zamanaşımının her alacak kalemi bakımından ayrı hesaplanmaması.
- İlk itirazların cevap dilekçesinde ileri sürülmemesi.
- İcra inkâr veya kötü niyet tazminatı talebinin somut şartları açıklanmadan istenmesi.
- Delillerin yalnızca isim olarak yazılması, hangi vakıayı ispatlayacağının belirtilmemesi.
- Takipteki borç sebebiyle dava dilekçesindeki borç sebebi arasındaki farklılığın gözden kaçırılması.
- “İcra dosyasına eklenmeyen hiçbir belge davada kullanılamaz” şeklindeki hatalı genelleme.
Hukuki Değerlendirme
İtirazın iptali davasına cevap, hazır dilekçe örneğindeki boşlukların doldurulmasıyla hazırlanamaz. Aynı dava türü kira, satış, eser, hizmet, tüketici, iş, ortaklık veya ödünç ilişkisinden doğabilir ve her birinde görev, dava şartı, zamanaşımı ve ispat kuralları değişir.
Etkili savunma; takip ile dava arasındaki bağlantıyı, alacağın doğumunu, borcu sona erdiren olayları ve usule ilişkin itirazları tek bir kurgu içinde açıklamalıdır. Özellikle cevap süresi, delillerin sunulması ve tazminat talepleri bakımından dosyanın erken aşamada incelenmesi gerekir.
Günser + Partners ile İletişim
Bu tür uyuşmazlıklarda sürenin kaçırılması, yanlış görev veya yetki itirazı ileri sürülmesi ya da ödeme ve teslim belgelerinin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın icra dosyası, temel sözleşme ve güncel yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Kaynak ve Güncellik Notu
Metin; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.67, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili özel kanunlar dikkate alınarak 30.07.2026 tarihi itibarıyla hazırlanmıştır. Karar künyeleri yönünden Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2019 tarihli 2018/602 E., 2019/218 K. ve 19.09.2018 tarihli 2017/915 E., 2018/1338 K. sayılı kararları esas alınmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Dava otomatik olarak kabul edilmez. Ancak davalı, dava dilekçesindeki vakıaları inkâr etmiş sayılır ve süresinde ileri sürülmesi gereken ilk itirazlar ile deliller bakımından hak kaybı yaşayabilir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.