İçeriğe geç

Blog / İcra ve İflas Hukuku

Ödeme Emrine İtiraz Nasıl Yapılır? Süresi, Şekli ve Sonuçları

· ≈5 dk okuma · İcra ve İflas Hukuku

İlamsız icra takibinde ödeme emrine itirazın yedi günlük süresi, itiraz sebepleri, kısmî itiraz, imzaya itiraz ve itirazın takibi durdurma sonucu.

Ödeme emrine itiraz, ilamsız icra takibinde borçluya tanınan en güçlü savunma aracıdır. Basit bir dilekçe ile yapılan bu işlem, takibi kendiliğinden durdurur ve alacaklıyı haklılığını mahkeme önünde ispat etmek zorunda bırakır.

İtiraz, bir dava değildir. Borçlu, itiraz ederken alacağın neden borçlu olmadığını ispat etmek zorunda değildir. Yeterli olan, süresi içinde ve usulüne uygun biçimde itiraz iradesini ortaya koymaktır.

i. İtiraz Süresi Ne Kadardır?

İİK m. 62 uyarınca borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Süre, tebliğ tarihini izleyen günden başlar ve son günün mesai bitiminde sona erer. Son gün resmî tatile veya hafta sonuna gelirse süre, izleyen ilk iş günü mesai bitiminde biter.

Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Süresinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve borçlunun borcun esasına ilişkin savunmaları artık dinlenmez. Elde olmayan bir engel nedeniyle süre kaçırılmışsa, kanunun aradığı koşullar varlığında gecikmiş itiraz yoluna başvurulabilir.

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte itiraz süresi farklıdır ve daha kısadır. Kiralanan taşınmazın tahliyesi istemli takiplerde de özel süreler uygulanır. Bu nedenle ödeme emrinin başlığındaki takip yolu mutlaka kontrol edilmelidir.

ii. İtiraz Nereye ve Nasıl Yapılır?

İtiraz, takibin yapıldığı icra dairesine verilir. Mahkemeye yapılan itiraz sonuç doğurmaz. Borçlu başka bir yerde bulunuyorsa, bulunduğu yer icra dairesi aracılığıyla da itirazını gönderebilir.

İtiraz yazılı olabileceği gibi sözlü de yapılabilir; sözlü itiraz tutanağa geçirilir. Uygulamada tercih edilen yöntem yazılı dilekçedir; çünkü itirazın kapsamı ve gerekçesi böylece tartışmasız biçimde belgelenir.

İtiraz dilekçesinde şunlar açıkça yer almalıdır:

  • icra dairesi adı ve takip dosyası numarası,
  • borçlunun kimlik ve adres bilgileri,
  • ödeme emrinin tebliğ tarihi,
  • itirazın neye yöneldiği: borcun tamamına mı, bir kısmına mı, faize mi, yetkiye mi, imzaya mı,
  • kısmî itiraz varsa kabul edilen tutarın açıkça gösterilmesi,
  • tarih ve imza.

İtiraz için harç ödenmesi gerekmez. Bu, borçlu açısından itirazı son derece erişilebilir bir yol hâline getirir.

iii. İtiraz Sebepleri Nelerdir?

Borçlu, ödeme emrine karşı çok geniş bir savunma yelpazesine sahiptir. Başlıca itiraz sebepleri şunlardır:

  • borcun hiç doğmadığı,
  • borcun ödendiği veya takas edildiği,
  • borcun ertelendiği ya da vadesinin gelmediği,
  • alacağın zamanaşımına uğradığı,
  • sözleşmenin geçersiz olduğu veya feshedildiği,
  • alacaklının alacaklı sıfatının bulunmadığı,
  • talep edilen faiz oranının veya faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu,
  • icra dairesinin yetkisiz olduğu,
  • takip dayanağı senetteki imzanın borçluya ait olmadığı.

İtirazda sebep gösterme zorunluluğu bakımından önemli bir ayrım vardır. Borçlu, borcun tamamına gerekçe göstermeden itiraz edebilir. Buna karşılık yetki itirazı, imzaya itiraz ve kısmî itiraz açıkça ve ayrıca belirtilmelidir. Örneğin borçlu yalnız imzaya itiraz ettiğini yazmışsa borca itiraz etmiş sayılmaz; sadece borca itiraz etmişse imzayı kabul etmiş sayılır.

iv. İtiraz Sebepleri Sonradan Değiştirilebilir mi?

İİK m. 63, borçlunun itiraz sırasında bildirmediği sebepleri sonradan ileri sürmesini önemli ölçüde sınırlar. Borçlu, itirazında bildirdiği sebeplerle bağlıdır ve itirazın kaldırılması aşamasında bunları genişletemez. Ancak borcun sonradan ödendiği veya ertelendiği gibi, itirazdan sonra doğan olguları ileri sürmek mümkündür.

Bu kural, borçlunun itiraz dilekçesini özensiz hazırlamasının ne kadar riskli olduğunu gösterir. Özellikle zamanaşımı savunması, itiraz aşamasında yazılmazsa sonraki aşamada dinlenmeme riski taşır.

v. Kısmî İtiraz Nasıl Yapılır?

Borçlu, alacağın yalnız bir bölümüne itiraz edebilir. Bu durumda kabul ettiği tutarı açıkça ve rakamla göstermek zorundadır. Kabul edilen kısım için takip kesinleşir ve alacaklı bu kısım bakımından haciz isteyebilir; itiraz edilen kısım için ise takip durur.

Kısmî itirazda kabul edilen miktarın açıkça belirtilmemesi, itirazın hiç yapılmamış sayılması sonucunu doğurabilir. Bu nedenle "borcun bir kısmına itiraz ediyorum" gibi belirsiz ifadelerden kaçınılmalıdır.

vi. Faize ve Ferîlere İtiraz

Alacaklının talep ettiği faiz oranı, faizin türü veya işlemeye başladığı tarih hatalı olabilir. Borçlu, asıl alacağı kabul edip yalnız faize itiraz edebilir. Bu durumda faize ilişkin kısım için takip durur.

Faize itiraz edilmemesi hâlinde, talep edilen faiz sözleşmeye veya kanuna aykırı olsa dahi takip bu yönüyle kesinleşir. Ticari işlerde uygulanan avans faizi ile genel temerrüt faizi arasındaki fark, çoğu zaman gözden kaçan bir itiraz sebebidir.

vii. İmzaya İtirazın Özelliği

Takip, borçlunun imzasını taşıyan adi bir senede dayanıyorsa ve borçlu imzayı kendisine ait görmüyorsa, imzaya itirazını ayrıca ve açıkça bildirmelidir. İmzaya itiraz edilmemesi, senetteki imzanın borçlu tarafından kabul edildiği anlamına gelir ve bu, alacaklıya itirazın kesin kaldırılması yolunu açar.

Adi senetlerde imza inkârı hâlinde, sonraki aşamada bilirkişi incelemesiyle imza incelemesi yapılır. İmzanın borçluya ait olduğunun anlaşılması hâlinde borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesi gündeme gelir.

viii. İtirazın Sonucu: Takip Durur

İİK m. 66 uyarınca süresinde yapılan itiraz, takibi olduğu yerde durdurur. İcra dairesi başka bir işlem yapamaz; haciz konulamaz, satış yapılamaz. İtiraz, icra dairesince alacaklıya bildirilir.

Bu andan itibaren yük alacaklıya geçer. Takibin devam edebilmesi için alacaklının, borçlunun itirazını hükümden düşürmesi gerekir. Bunun iki yolu vardır:

  1. İtirazın iptali davası: İİK m. 67 uyarınca genel mahkemede açılır. İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık süreye tabidir. Elde belge bulunmasa bile her türlü delille ispat mümkündür.
  2. İtirazın kaldırılması: İİK m. 68 ve devamı uyarınca icra mahkemesinden istenir. Ancak yalnız kanunda sayılan nitelikteki belgelere dayanılabilir. Süresi, itirazın tebliğinden itibaren altı aydır.

Alacaklı bu yollardan birine hiç başvurmazsa takip düşer ve alacaklının aynı alacak için yeniden takip başlatması gerekir.

ix. İtirazın Geri Alınması

Borçlu, yaptığı itirazı sonradan geri alabilir. İtirazın geri alınması hâlinde takip kaldığı yerden devam eder ve kesinleşir. Uygulamada bu yol, borçlunun alacaklı ile anlaşarak taksitlendirmeye gitmesi hâlinde kullanılır. Geri almanın icra dosyasına açık biçimde bildirilmesi gerekir.

x. Haksız İtirazın Sonuçları

İtiraz etmek harçsız ve kolay olsa da sonuçsuz değildir. Alacaklının açtığı itirazın iptali davası kabul edilirse, borçlu aleyhine reddedilen kısım üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. Bu tazminat, alacağın likit olması ve borçlunun itirazının haksız bulunması koşullarına bağlıdır.

Aynı şekilde itirazın kaldırılması talebinin kabulü hâlinde de borçlu aleyhine tazminat gündeme gelir. Bu nedenle gerçekten ödenmiş ya da tartışmalı olmayan bir borca sırf zaman kazanmak için itiraz etmek, borçlu bakımından ek maliyet doğurur.

xi. Sık Yapılan Hatalar

  • İtirazı icra dairesi yerine mahkemeye vermek,
  • yedi günlük süreyi tebliğ tarihinden değil ödeme emrinin düzenlenme tarihinden hesaplamak,
  • kısmî itirazda kabul edilen tutarı rakamla göstermemek,
  • yetki itirazını esasa ilişkin itirazla birlikte yapmamak,
  • imzaya itirazı ayrıca belirtmeyi unutmak,
  • zamanaşımı savunmasını itiraz dilekçesine yazmamak,
  • itiraz ettikten sonra dosyayı takip etmemek ve açılan itirazın iptali davasından haberdar olmamak,
  • ödeme yapılmış olmasına rağmen ödeme belgelerini saklamamak.

xii. Hukuki Değerlendirme

Ödeme emrine itiraz, doğru kullanıldığında borçluyu haksız takipten koruyan güçlü bir araçtır. Ancak itirazın kapsamı ve gerekçesi, sonraki tüm aşamaları belirler. Eksik ya da belirsiz bir itiraz dilekçesi, borçlunun gerçekte var olan savunmalarını kullanamamasına yol açabilir.

Alacaklı bakımından ise itirazla karşılaşmak sürecin sonu değildir. Elde bulunan belgenin niteliğine göre itirazın iptali ya da itirazın kaldırılması yollarından hangisinin daha hızlı sonuç vereceği baştan değerlendirilmelidir. Somut takibinizde itiraz dilekçesinin hazırlanması veya itiraza karşı izlenecek yolun belirlenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

İİK m. 62 · İİK m. 63 · İİK m. 66 · İİK m. 67 · İİK m. 68