İçeriğe geç

Blog / İcra ve İflas Hukuku

Gecikmiş İtiraz Nedir? Süresi Kaçırılan Ödeme Emrine Karşı Ne Yapılabilir?

· ≈5 dk okuma · İcra ve İflas Hukuku

Kusuru olmaksızın yedi günlük itiraz süresini kaçıran borçlunun başvurabileceği gecikmiş itiraz yolunun şartları, süresi, usulü ve sonuçları.

Gecikmiş itiraz, ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz süresini kendi kusuru olmaksızın kaçıran borçluya tanınan istisnaî bir hukuki yoldur. İcra ve İflas Kanunu m. 65'te düzenlenen bu kurum, katı süre kuralının adaletsiz sonuçlar doğurmasını engellemeyi amaçlar.

Kural olarak ödeme emrine itiraz, tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yapılır. Bu süre geçtiğinde takip kesinleşir ve borçlunun borcun esasına ilişkin savunmaları dinlenmez. Gecikmiş itiraz, bu ağır sonucun tek istisnasıdır; ancak dar yorumlanan ve sıkı koşullara bağlanan bir istisnadır.

i. Gecikmiş İtirazın Şartları Nelerdir?

Gecikmiş itirazın kabul edilebilmesi için üç koşulun bir arada bulunması gerekir.

Bir engelin varlığı

Borçlunun süresinde itiraz edememesine yol açan bir engel bulunmalıdır. Kanun bu engeli, borçlunun elinde olmayan bir sebep olarak tanımlar. Uygulamada kabul gören engel örnekleri şunlardır:

  • ağır hastalık, kaza veya hastanede yatarak tedavi görülmesi,
  • tutukluluk veya cezaevinde bulunma,
  • doğal afet nedeniyle bölgeye ulaşımın kesilmesi,
  • uzun süreli ve belgelenebilir yurt dışında bulunma hâli,
  • yakın bir aile üyesinin ölümü gibi olağanüstü kişisel durumlar.

Buna karşılık iş yoğunluğu, tatilde olmak, dosyayı unutmak, avukatla görüşememek, adres değişikliğini bildirmemiş olmak gibi durumlar kural olarak geçerli engel sayılmaz.

Engelin borçlunun kusurundan kaynaklanmaması

Engelin borçlunun kendi ihmalinden doğmamış olması gerekir. Örneğin borçlu, tebligata elverişli adresini güncellememişse ya da gelen tebligatı okumadan bir kenara koymuşsa kusursuzluktan söz edilemez.

Süresinde başvuru

Gecikmiş itiraz, engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren üç gün içinde yapılmalıdır. Bu süre son derece kısadır ve uygulamada en çok kaçırılan süredir. Engelin sona erdiği an; hastaneden taburcu olma, tahliye, yurda dönüş gibi somut ve belgelenebilir bir tarihe dayandırılmalıdır.

Ayrıca gecikmiş itiraz, satış yapılıp paranın paylaştırılmasına kadar ileri sürülebilir. Takip tamamen sonuçlandıktan sonra bu yola başvurulamaz.

ii. Gecikmiş İtiraz Nereye Yapılır?

Süresinde yapılan olağan itirazdan farklı olarak gecikmiş itiraz, icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır. Bu ayrım kritiktir; icra dairesine verilen bir gecikmiş itiraz dilekçesi hedefine ulaşmaz.

Dilekçede şunlar bulunmalıdır:

  • takip dosyasının bilgileri ve alacaklının kimliği,
  • ödeme emrinin tebliğ tarihi,
  • itiraz süresinin hangi engel nedeniyle kaçırıldığı,
  • engelin başlangıç ve bitiş tarihleri,
  • borca yönelik itirazın kendisi ve gerekçesi,
  • mazereti ispatlayan belgeler.

Borçlu, mazeretini gösteren delilleri dilekçeyle birlikte sunmalıdır. Hastane kayıtları, epikriz raporu, ceza infaz kurumu yazısı, pasaport giriş çıkış kayıtları, resmî afet belgeleri en sık kullanılan delillerdir. Yalnız beyanla yetinilmesi, talebin reddine yol açar.

Önemli bir nokta, borçlunun aynı dilekçede hem mazeretini hem de borca ilişkin itirazını birlikte bildirmesi gerektiğidir. Sadece mazeret bildirip itirazın içeriğini yazmamak eksikliktir.

iii. İcra Mahkemesi İncelemeyi Nasıl Yapar?

İcra mahkemesi, gecikmiş itiraz talebini iki aşamalı olarak inceler. Önce mazeretin haklı olup olmadığını değerlendirir. Mazeret kabul edilmezse talep reddedilir ve takip kesinleşmiş olarak devam eder.

Mazeret kabul edilirse, itiraz süresinde yapılmış gibi sonuç doğurur ve takip durur. Bu andan itibaren süreç, olağan itirazdakiyle aynı biçimde ilerler: Alacaklı, takibin devamını sağlamak için itirazın iptali davası açmalı ya da itirazın kaldırılmasını istemelidir.

İnceleme, kural olarak duruşmalı yapılır ve taraflar dinlenir. Mahkeme, mazeretin niteliğine göre gerekli gördüğü kurumlardan bilgi ve belge isteyebilir.

iv. Gecikmiş İtiraz İcrayı Kendiliğinden Durdurur mu?

Hayır. Gecikmiş itiraz başvurusu, tek başına takibi durdurmaz. Takibin durması için icra mahkemesinin ayrıca tedbir niteliğinde bir karar vermesi gerekir. Bu nedenle dilekçede, icranın geri bırakılmasına ya da takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesi ayrıca ve açıkça talep edilmelidir.

Aksi hâlde borçlu mazeretinin kabulünü beklerken haciz uygulanabilir, hatta satış aşamasına geçilebilir. Uygulamada mahkemeler, mazeret ilk bakışta güçlü görünüyorsa tedbir kararı verme eğilimindedir.

v. Usulsüz Tebligat ile Karıştırılmamalıdır

Gecikmiş itiraz ile usulsüz tebligat şikâyeti sıklıkla birbirine karıştırılır. Aralarındaki fark şudur:

  • Gecikmiş itirazda tebligat usulüne uygundur; borçlu ödeme emrinden haberdar olmuştur fakat bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiştir.
  • Usulsüz tebligatta ise tebligatın kendisi kanuna aykırıdır. Bu durumda borçlu, tebliğ işleminin usulsüzlüğünü şikâyet yoluyla ileri sürer; tebliğ tarihi, borçlunun öğrenme tarihi olarak düzeltilir ve itiraz süresi bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.

Adrese hiç gidilmemesi, komşuya yapılan tebligatta gerekli araştırmanın yapılmaması, muhtara bırakılan tebligatta haber kâğıdının kapıya yapıştırılmaması gibi durumlar usulsüz tebligat iddiasını gündeme getirir. Bu iddia, gecikmiş itirazdan bağımsız olarak ve öğrenme tarihinden itibaren işleyen süre içinde ileri sürülmelidir.

Somut olayda hangi yolun izleneceği, tebligat parçasının ve tebliğ mazbatasının incelenmesiyle belirlenir. Borçlunun her iki iddiayı da kademeli olarak ileri sürmesi mümkündür.

vi. Kambiyo Takibinde ve İlamlı Takipte Durum

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte itiraz süresi daha kısadır ve itiraz icra mahkemesine yapılır. Bu takip türünde de gecikmiş itiraz hükümlerinin uygulanması mümkündür; ancak süre hesabı ve usul, o takip yoluna özgü kurallara göre yapılır.

İlamlı takipte ise ödeme emri değil icra emri tebliğ edilir ve borçlunun itiraz hakkı bulunmaz. Bir mahkeme kararına dayanan takipte borçlu, ancak borcun ödendiğini, ertelendiğini veya zamanaşımına uğradığını belgeyle ileri sürerek icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Bu nedenle ilamlı takipte gecikmiş itiraz kurumu uygulanmaz.

vii. Talebin Reddi Hâlinde Ne Yapılabilir?

İcra mahkemesinin gecikmiş itirazın reddine ilişkin kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bununla birlikte borçlunun elinde başka imkânlar da bulunabilir:

  • borcun gerçekte var olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açmak,
  • borç ödenmişse ödemeye dayalı olarak icranın geri bırakılmasını istemek,
  • takipten sonra yapılan bir ödeme veya erteleme varsa takibin iptalini ya da ertelenmesini talep etmek,
  • ödeme yapıldıktan sonra borçlu olunmadığının tespiti ile istirdat davası açmak.

Bu yolların hangisinin uygun olduğu, borcun niteliğine ve elde bulunan belgelere göre belirlenir.

viii. Sık Yapılan Hatalar

  • Gecikmiş itirazı icra dairesine vermek,
  • engelin kalktığı tarihten itibaren üç günlük süreyi kaçırmak,
  • mazereti belgelendirmeden yalnız beyanla yetinmek,
  • dilekçede borca ilişkin itirazın içeriğini yazmamak,
  • takibin durdurulmasını ayrıca talep etmemek,
  • usulsüz tebligat iddiası ile gecikmiş itirazı karıştırmak,
  • iş yoğunluğu veya tatil gibi kabul görmeyen sebepleri mazeret olarak sunmak,
  • satış ve paylaştırma tamamlandıktan sonra başvuruda bulunmak.

ix. Hukuki Değerlendirme

Gecikmiş itiraz, kaçırılmış bir süreyi telafi eden nadir hukuki yollardan biridir; fakat kendisi de son derece kısa bir süreye bağlıdır. Bu nedenle borçlunun, engelin ortadan kalktığı gün harekete geçmesi gerekir.

Uygulamada başarı, büyük ölçüde mazeretin belgeyle ortaya konulmasına bağlıdır. Hastane kayıtları, resmî yazılar ve giriş çıkış kayıtları gibi tarafsız belgelerin zamanında toplanması, talebin kabulünde belirleyici olmaktadır. Ödeme emrinden geç haberdar olduğunuz bir takiple karşılaştıysanız, izlenecek yolun tespiti için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

İİK m. 62 · İİK m. 65 · İİK m. 33