İçeriğe geç

Blog / İcra ve İflas Hukuku

İcra Takibinde Yetki İtirazı Nasıl Yapılır? Yetkili İcra Dairesi Nasıl Belirlenir?

· ≈5 dk okuma · İcra ve İflas Hukuku

İcra dairesinin yetkisinin belirlenmesi, yetki itirazının süresi ve usulü, esasa itirazla birlikte yapılma zorunluluğu ve yetki itirazının sonuçları.

İcra takibinin hangi yer icra dairesinde başlatılabileceği, borçlu açısından hem masraf hem de savunma kolaylığı bakımından önemlidir. Alacaklının kendi bulunduğu şehirde takip başlatması, borçluyu yüzlerce kilometre uzaktaki bir dosyayı takip etmek zorunda bırakabilir. Yetki itirazı, bu durumu düzeltmeye yarayan bir savunma aracıdır.

i. İcra Dairesinin Yetkisi Nasıl Belirlenir?

İcra ve İflas Kanunu m. 50, icra dairesinin yetkisi bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağını öngörür. Buna göre yetkili icra daireleri şunlardır:

  • Borçlunun yerleşim yeri icra dairesi. HMK m. 6'daki genel yetki kuralı burada da geçerlidir ve her takipte kullanılabilir.
  • Sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi. Sözleşmeden doğan alacaklarda HMK m. 10 uyarınca ifa yeri icra dairesi de yetkilidir. Para borçlarında ifa yeri kural olarak alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeridir; bu nedenle para alacaklarında alacaklının bulunduğu yer çoğu zaman yetkili olur.
  • Haksız fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer icra dairesi.
  • Şubenin bulunduğu yer. Bir şubenin işlemlerinden doğan alacaklarda şubenin bulunduğu yer icra dairesinde de takip yapılabilir.
  • Yetki sözleşmesiyle belirlenen yer. HMK m. 17 uyarınca yalnız tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında geçerli bir yetki sözleşmesi yapılabilir.

Birden fazla yetkili icra dairesi varsa seçim hakkı alacaklıya aittir. Ancak alacaklının seçtiği yerin gerçekten yetkili olduğunu gösteren bir dayanağının bulunması gerekir.

ii. Kesin Yetki Hâlleri

Bazı uyuşmazlıklarda yetki kuralı kesindir ve taraf iradesiyle değiştirilemez. Tüketici işlemlerinden doğan alacaklarda tüketicinin yerleşim yeri lehine getirilen koruyucu kurallar, iş ilişkisinden doğan alacaklarda işçiyi koruyan yetki düzenlemeleri ve taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer kuralı bu niteliktedir.

Kesin yetki hâllerinde borçlu lehine getirilen kurala aykırı bir yetki sözleşmesi geçersizdir. Bu tür bir takipte yetki itirazı ileri sürüldüğünde icra mahkemesi, sözleşmeye rağmen kanuni yetki kuralını uygular.

iii. Yetki İtirazı Nasıl ve Ne Zaman Yapılır?

Yetki itirazı, ödeme emrine itirazın bir türüdür ve aynı süreye tabidir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine başvurarak yetki itirazında bulunmalıdır.

Yetki itirazının üç önemli özelliği vardır:

  1. Açıkça belirtilmelidir. Genel bir "borca itiraz ediyorum" ifadesi yetki itirazını kapsamaz. Dilekçede yetkiye itiraz edildiği ayrıca yazılmalıdır.
  2. Esasa itirazla birlikte yapılmalıdır. Yalnız yetkiye itiraz edip borca itiraz edilmezse, yetki itirazı kabul edilse bile borç yönünden takip kesinleşmiş olur. Bu nedenle uygulamada yetki itirazı ile birlikte borca ve faize itiraz da mutlaka yazılır.
  3. Yetkili icra dairesi gösterilmelidir. Borçlu, hangi icra dairesinin yetkili olduğunu itiraz dilekçesinde belirtmelidir. Yetkili merciin gösterilmemesi, yetki itirazının reddine yol açabilir.

Yetki itirazı da harca tabi değildir ve icra dairesine yazılı ya da sözlü olarak yapılabilir.

iv. Yetki İtirazının Sonucu

Süresinde yapılan yetki itirazı, esasa ilişkin itirazla birlikte takibi durdurur. Alacaklı, takibe devam edebilmek için itirazın kaldırılmasını icra mahkemesinden istemek zorundadır.

Burada önemli bir usul kuralı vardır: Yetki itirazı, itirazın kaldırılması talebi çerçevesinde icra mahkemesince incelenir. İcra mahkemesi, önce yetki itirazını değerlendirir.

  • Yetki itirazı yerinde görülürse, mahkeme takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğuna karar verir. Bu karar üzerine takip, o icra dairesinde devam edemez. Alacaklının yetkili icra dairesinde yeni bir takip başlatması gerekir.
  • Yetki itirazı reddedilirse, mahkeme esasa ilişkin itirazı incelemeye geçer ve şartları varsa itirazın kaldırılmasına karar verir.

Alacaklı, itirazın iptali davası yolunu seçmişse yetki itirazı bu kez genel mahkemede incelenir. Mahkeme, icra dairesinin yetkili olup olmadığını değerlendirdikten sonra alacağın varlığına ilişkin uyuşmazlığı esastan çözer.

v. Yetki İtirazı Yapılmazsa Ne Olur?

İcra dairesinin yetkisi, kesin yetki hâlleri dışında kamu düzeninden sayılmaz. Bu nedenle borçlu süresinde yetki itirazında bulunmazsa, yetkisiz icra dairesi yetkili hâle gelir ve takip orada devam eder.

İcra müdürünün yetki konusunu kendiliğinden incelemesi de beklenmez. İcra müdürü, takip talebinin şeklî unsurlarını denetler; yetkinin doğru seçilip seçilmediğini araştırmak ona ait bir görev değildir.

vi. Sıkça Karşılaşılan Özel Durumlar

Kambiyo senedine dayalı takipte yetki

Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte de yetki itirazı mümkündür; ancak itiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır ve süresi daha kısadır. Bono ve çekte ödeme yerinin senette gösterilmiş olması, yetki bakımından belirleyici olabilir.

Kredi ve genel işlem koşulu içeren sözleşmeler

Bankacılık sözleşmelerinde sıkça yer alan yetki kayıtları, taraflardan biri tacir değilse geçerli sayılmaz. Tüketici sıfatını taşıyan borçlu, sözleşmedeki yetki kaydına rağmen kendi yerleşim yeri lehine yetki itirazında bulunabilir.

Birden fazla borçlu bulunması

Müteselsil borçlulardan birinin yerleşim yeri icra dairesinde takip başlatılması hâlinde, diğer borçlular bakımından yetki tartışması doğabilir. Her borçlu kendi yönünden yetki itirazında bulunabilir ve itiraz yalnız kendisi bakımından sonuç doğurur.

Şirketlerde yerleşim yeri

Tüzel kişilerde yerleşim yeri, ticaret siciline tescilli merkez adresidir. Fiilen faaliyet gösterilen adres ile sicil adresinin farklı olması hâlinde, yetki bakımından kural olarak sicil adresi esas alınır.

vii. Yetkisizlik Kararı Sonrası Ne Yapılmalı?

İcra takibinde yetkisizlik kararı verilmesi, davadaki yetkisizlik kararından farklı sonuç doğurur. Davada dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi istenebilirken, icra takibinde takibin yetkili icra dairesine gönderilmesi kural olarak mümkün değildir. Alacaklının yetkili icra dairesinde yeni bir takip başlatması gerekir.

Bu, alacaklı bakımından yeniden harç ve masraf anlamına gelir. Ayrıca zamanaşımı bakımından da dikkat edilmelidir; ilk takiple kesilen zamanaşımının durumu, somut olaya göre değerlendirilmelidir. Bu nedenle takip başlatılmadan önce yetkinin doğru belirlenmesi, sonradan yapılacak düzeltmelerden çok daha ekonomiktir.

viii. Sık Yapılan Hatalar

  • Yetki itirazını borca itirazla birlikte yapmamak,
  • itiraz dilekçesinde hangi icra dairesinin yetkili olduğunu göstermemek,
  • yetki itirazını icra mahkemesine göndermek (genel haciz yolunda itiraz icra dairesine yapılır),
  • yedi günlük süreyi kaçırmak,
  • sözleşmedeki yetki kaydını, taraflar tacir olmadığı hâlde geçerli saymak,
  • para borçlarında ifa yerinin alacaklının yerleşim yeri olduğu kuralını göz ardı ederek yetkisiz sanılan bir takibe gereksiz itiraz etmek,
  • şirket adreslerinde sicil kaydını kontrol etmemek,
  • yetkisizlik kararından sonra yeni takip başlatmayı geciktirmek.

ix. Hukuki Değerlendirme

Yetki itirazı, tek başına borcu ortadan kaldıran bir savunma değildir; takibin nerede yürütüleceğini belirler. Ancak yanlış kullanıldığında borçlu için ağır sonuçlar doğurur. Yalnız yetkiye itiraz eden borçlu, yetki itirazı kabul edilse dahi borç yönünden kesinleşmiş bir takiple karşı karşıya kalabilir.

Alacaklı bakımından ise doğru yetki tercihi, sürecin hızını doğrudan etkiler. Özellikle para alacaklarında ifa yeri kuralının sağladığı imkân ile tüketici ve işçi lehine getirilen koruyucu kuralların sınırı iyi bilinmelidir. Takibinizde yetki itirazı hazırlanması veya karşı tarafın yetki itirazına yanıt verilmesi konusunda Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.