Blog / İcra ve İflas Hukuku
İtirazın İptali Davası Nedir? Süresi, Şartları ve İcra İnkâr Tazminatı
· ≈10 dk okuma · İcra ve İflas Hukuku
İtirazın iptali davasında bir yıllık süre, zorunlu arabuluculuk, görevli mahkeme, ispat, icra inkâr tazminatı ve takibin devamı incelenmiştir.
İlamsız icra takibine süresinde itiraz edilmesi takibi durdurur. Alacaklı, itirazı hükümden düşürmeden haciz aşamasına geçemez. İtirazın iptali davası, alacağın genel hükümlere göre incelenmesini ve haksız itirazın iptaliyle duran takibin devamını sağlayan temel yollardan biridir. Bu dava, sıradan bir alacak davası gibi görülse de icra takibine sıkı biçimde bağlıdır; takipteki taraf, alacak sebebi, miktar ve bir yıllık hak düşürücü süre dikkatle incelenmelidir.
i. İtirazın İptali Davasının Kanuni Dayanağı
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak alacağının varlığını genel hükümler çerçevesinde ispat edip itirazın iptalini isteyebilir.
Davanın kabulü hâlinde mahkeme yalnız alacağın varlığına karar vermez; borçlunun itirazını iptal eder ve takibin hükümde belirtilen miktar üzerinden devamına imkân verir. Alacaklı, kesinleşme ve icra hukuku koşullarına göre durmuş dosyada haciz işlemlerine devam edebilir.
İtirazın iptali davası maddi hukuk bakımından bir eda davasıdır. Verilen karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Dava reddedilirse alacaklı aynı taraflar arasında aynı alacak için yeniden alacak davası açamaz. Dava kabul edilirse borçlu da aynı borcun bulunmadığını ileri sürerek sonradan yeni bir menfi tespit davası açamaz.
ii. İtirazın İptali Davasının Şartları
Davanın görülebilmesi için temel olarak şu koşullar bulunmalıdır:
- Para veya teminat alacağına ilişkin geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olmalıdır.
- Ödeme emri borçluya usulüne uygun tebliğ edilmelidir.
- Borçlu süresi içinde geçerli bir itirazda bulunmalı ve takip bu nedenle durmuş olmalıdır.
- Davayı takip alacaklısı, takibe itiraz eden takip borçlusuna karşı açmalıdır.
- İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre geçirilmemelidir.
- Uyuşmazlığın niteliğine göre zorunlu arabuluculuk veya başka bir dava şartı tamamlanmalıdır.
- Davacının takip konusu alacağın varlığını ve miktarını ispatlayabilecek hukuki yararı bulunmalıdır.
Borçlu ödeme emrine hiç itiraz etmemişse takip kesinleşir ve itirazın iptali davasına gerek kalmaz. İtiraz süresinden sonra yapılmış ve hukuki sonuç doğurmamışsa yine itirazın iptali davasında hukuki yarar bulunmayabilir.
iii. Bir Yıllık Dava Açma Süresi Ne Zaman Başlar?
İİK m.67’deki bir yıllık süre hak düşürücü süredir. Süre, borçlunun itiraz ettiği gün değil, itiraz dilekçesinin takip alacaklısına veya vekiline usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği günün ertesi günü işlemeye başlar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli, 2017/19-1651 E. ve 2019/707 K. sayılı kararında; alacaklının icra dosyasında işlem yapmış olmasının, itiraz dilekçesinin tebliği yerine geçmeyeceği kabul edilmiştir. İtiraz usulüne uygun tebliğ edilmemişse bir yıllık süre başlamaz.
Hak düşürücü süre mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Taraf ileri sürmese dahi dosyadaki tebligat kayıtları incelenir. Sürenin geçirilmesi hâlinde itirazın iptali istemi dinlenmez.
iv. Bir Yıllık Süre Geçerse Alacak Tamamen Sona Erer mi?
Hayır. Bir yıllık sürenin geçirilmesi, itirazın iptali davası açma ve eski takibe devam etme imkânını ortadan kaldırır. Alacak maddi hukuk bakımından zamanaşımına uğramamışsa alacaklı genel hükümlere göre ayrı bir alacak davası açabilir.
Bu durumda alınacak ilamla eski ilamsız takibe devam edilemez. Alacaklı, hüküm kesinleşme veya icra edilebilirlik koşullarına göre yeni bir ilamlı takip başlatır. İİK m.67’ye bağlı icra inkâr tazminatı da sıradan alacak davasında talep edilemez.
Bir yıllık hak düşürücü süre ile alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi birbirinden farklıdır. Örneğin kira, eser, vekâlet, ticari satış veya haksız fiil alacağının zamanaşımı kendi maddi hukuk hükümlerine göre belirlenir.
v. Zorunlu Arabuluculuk İtirazın İptali Davasında Uygulanır mı?
İtirazın iptali davasında arabuluculuk zorunluluğu, takip konusu alacağın hukuki kaynağına ve görevli mahkemeye göre belirlenir. Her itirazın iptali davası için tek ve genel bir arabuluculuk kuralı yoktur.
Başlıca örnekler şunlardır:
- Ticari nitelikteki para alacağı, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında TTK m.5/A uyarınca arabuluculuk dava şartıdır.
- İşçi veya işveren alacağı ve tazminatına ilişkin itirazın iptali davalarında 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uygulanır.
- Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun m.73/A’daki istisnalar dışında arabuluculuk dava şartıdır.
- Kira ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali davalarında, İİK’ya göre ilamsız tahliye hükümlerine ilişkin istisna saklı olmak üzere 6325 sayılı Kanun m.18/B değerlendirilir.
Arabuluculuk başvurusu yapılması gereken bir dosyada dava doğrudan açılırsa dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilebilir. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Buna rağmen bir yıllık sürenin son günlerine bırakılan başvurular uygulamada ciddi risk taşır.
vi. İtirazın İptali Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Görevli mahkeme, takip konusu alacağın kaynağına göre belirlenir. İcra takibinin herhangi bir icra dairesinde yapılmış olması mahkemenin görevini belirlemez.
Örnek olarak:
- Adi borç ve haksız fiil alacaklarında asliye hukuk mahkemesi,
- Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ticari işlerde asliye ticaret mahkemesi,
- Kira ilişkisinden doğan alacaklarda sulh hukuk mahkemesi,
- İşçi-işveren uyuşmazlıklarında iş mahkemesi,
- Tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi görevli olabilir.
Görev kamu düzenindendir ve mahkemece kendiliğinden incelenir. Yanlış görevli mahkemede dava açılması zaman ve masraf kaybına yol açar; hak düşürücü süre bakımından görevsizlik sonrası yapılacak işlemler HMK hükümlerine uygun ve süresinde yürütülmelidir.
vii. Yetkili Mahkeme ve İcra Dairesi
Dava kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Sözleşmeden doğan davalarda ifa yeri mahkemesi de HMK m.10 uyarınca yetkili olabilir. Geçerli bir yetki sözleşmesi varsa HMK m.17-18 hükümleri uygulanır.
Borçlu icra dairesinin yetkisine de itiraz etmişse, itirazın iptali davasında öncelikle takibin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı incelenebilir. Yetkisiz icra dairesinde yapılan takip, itirazın iptali talebinin reddine veya usuli sorunlara yol açabilir. Bu nedenle takip açılmadan önce hem icra dairesi hem mahkeme yetkisi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
viii. Dava Takiple Neden Sıkı Sıkıya Bağlıdır?
İtirazın iptali davasının konusu, icra takibinde talep edilen ve borçlunun itiraz ettiği alacaktır. Davacı, takipte başka bir hukuki sebebe dayanıp davada tamamen farklı bir alacağı ileri süremez. Takip talebi, ödeme emri, eklenen belgeler ve itiraz dilekçesi birlikte incelenir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun uygulamasında takip konusu alacak ve borcun sebebiyle bağlılık esastır. Genel mahkemenin daha geniş delil incelemesi yapabilmesi, takipte bulunmayan başka bir alacağın aynı davada hüküm altına alınabileceği anlamına gelmez.
Takipte talep edilenden daha yüksek bir miktar, itirazın iptali kapsamında eski takipte devam ettirilemez. Koşulları varsa aşan kısım için ayrı alacak talebi veya ıslahın tahsil davası yönünden sonuçları tartışılabilir; ancak takip dışı miktar bakımından icra inkâr tazminatı ve takibin devamı sonucu doğmaz.
ix. Borçlu İcra İtirazında Belirtmediği Savunmaları Davada İleri Sürebilir mi?
Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken sebep bildirmek zorunda değildir. İtirazın iptali davasında, icra dosyasında ileri sürmediği ödeme, takas, zamanaşımı, ayıp, ifa edilmediği veya sözleşmenin geçersizliği gibi savunmaları cevap süresi içinde ileri sürebilir.
Ancak savunmanın genişletilmesi yasağı ve cevap süresi kuralları geçerlidir. Süresinde ileri sürülmeyen maddi vakıalar, karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah bulunmadıkça sonradan dinlenmeyebilir. Mahkemenin kendiliğinden gözetmek zorunda olduğu görev, kesin hüküm, dava şartı ve benzeri hususlar saklıdır.
x. İspat Yükü Kimdedir?
Kural olarak alacaklı, takip konusu alacağın doğduğunu, muaccel olduğunu ve miktarını ispatlamak zorundadır. Borçlu ise ödeme, ibra, takas, mahsup, zamanaşımı veya borcu sona erdiren başka bir vakıaya dayanıyorsa bu savunmasını ispatlamalıdır.
İspat yükü, “takibe itiraz eden her şeyi ispatlar” biçiminde borçluya yüklenemez. Davacı önce alacağın hukuki sebebini ve varlığını ortaya koymalıdır. Borç ikrar edilmiş fakat ödendiği savunulmuşsa ödeme ispatı borçluya geçebilir.
xi. Kullanılabilecek Deliller
Uyuşmazlığın niteliğine göre şu deliller kullanılabilir:
- Sözleşme, taahhütname ve protokoller,
- Fatura, sevk irsaliyesi ve teslim tutanakları,
- Banka dekontu ve hesap hareketleri,
- Ticari defterler ve cari hesap kayıtları,
- E-posta, KEP, elektronik ileti ve mesaj kayıtları,
- Noter ihtarnamesi,
- Kamu kurumu ve üçüncü kişi kayıtları,
- Bilirkişi incelemesi,
- Tanık, yemin, isticvap ve diğer HMK delilleri.
Fatura tek başına her zaman malın teslim edildiğini veya hizmetin ifa edildiğini ispatlamaz. Faturanın karşı tarafa ulaştığı, ticari defterlere işlendiği, itiraz edilip edilmediği ve teslim belgeleriyle desteklenip desteklenmediği birlikte incelenir.
Ticari defterlerin delil olabilmesi için usulüne uygun tutulmuş ve açılış-kapanış onaylarının bulunması gibi TTK ve HMK koşulları değerlendirilir. Bir tarafın kendi oluşturduğu tek yanlı kayıtlar otomatik olarak kesin delil sayılmaz.
xii. Takipten Sonra Yapılan Ödeme Davayı Nasıl Etkiler?
Borçlu itirazdan sonra fakat dava açılmadan önce borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı kalmayabilir. Kısmi ödeme yapılmışsa dava yalnız ödenmemiş kısım yönünden sürdürülebilir.
Dava açıldıktan sonra ödeme yapılması hâlinde, ödemenin asıl alacak, faiz, masraf ve vekâlet ücreti bakımından hangi kaleme mahsup edildiği incelenir. Mahkeme ödeme nedeniyle konusuz kalan kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kalan kısım yönünden ise esasa ilişkin karar verebilir. Yargılama giderleri ve tazminat bakımından dava açıldığı tarihteki haklılık durumu önem taşır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2022 tarihli, 2020/445 E. ve 2022/1077 K. sayılı kararı, itirazdan sonra yapılan ödemenin hukuki yarar ve icra inkâr tazminatı üzerindeki etkisini değerlendiren önemli kararlardandır.
xiii. İcra İnkâr Tazminatı Nedir?
İİK m.67/2 uyarınca borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, alacaklının talebi üzerine borçlu hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilebilir.
Tazminata hükmedilebilmesi için genel olarak:
- Geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalı,
- Borçlu süresinde itiraz etmiş olmalı,
- İtirazın iptali davası süresinde açılmalı,
- Davacı tazminat talep etmeli,
- Davacı davada tamamen veya kısmen haklı çıkmalı,
- Kabul edilen alacak likit veya borçlu tarafından belirlenebilir nitelikte olmalıdır.
Borçlunun ayrıca kötü niyetli olduğunun ispatı, icra inkâr tazminatı için genel bir koşul değildir. Ancak alacağın yargılama, kapsamlı bilirkişi incelemesi veya hâkimin takdiriyle belirlenebilmesi her dosyada tazminata engel değildir; asıl ölçüt, borçlunun takip tarihinde borç miktarını kendi bilgi ve kayıtlarıyla belirleyip belirleyememesidir.
Alacağın yalnızca yargılama sonunda ve karmaşık değerlendirmeyle belirlenebilmesi hâlinde likitlik şartı gerçekleşmeyebilir. Dava kısmen kabul edilirse, koşulları varsa kabul edilen likit kısım üzerinden tazminata hükmedilir.
xiv. Kötü Niyet Tazminatı
Takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine reddedilen miktarın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilebilir.
Davanın reddedilmesi tek başına alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez. Alacaklının alacağın bulunmadığını bildiği hâlde takip yaptığı veya borçluyu baskı altına almak amacıyla açıkça dayanaksız bir takip başlattığı ispatlanmalıdır.
İtiraz eden kişi veli, vasi veya mirasçı ise borçlu aleyhine tazminat hükmedilmesi, İİK m.67’deki özel düzenleme gereğince kötü niyetin ispatına bağlıdır.
xv. İtirazın Kaldırılması ile İtirazın İptali Arasındaki Fark
İtirazın kaldırılması, İİK m.68 ve devamında sayılan belirli belgelerle icra mahkemesinde yürütülen sınırlı incelemeli bir yoldur. Başvuru süresi itirazın tebliğinden itibaren altı aydır.
İtirazın iptali ise genel görevli mahkemede açılan, her türlü hukuki delilin incelenebildiği ve maddi anlamda kesin hüküm doğuran davadır. Süre bir yıldır.
Alacaklı İİK m.68 kapsamındaki belgeye sahipse iki yoldan birini seçebilir. Derdestlik ve hukuki yarar sorunları nedeniyle aynı anda veya peş peşe çelişkili yolların kullanılması doğru değildir.
xvi. İhtiyati Haciz ve Geçici Hukuki Koruma
İtirazın iptali davası açılması, alacaklıya kendiliğinden haciz yetkisi vermez. İİK m.257 ve devamındaki koşullar bulunuyorsa ihtiyati haciz talep edilebilir. Muaccel ve rehinle temin edilmemiş para alacağı, yaklaşık ispat ve teminat koşulları değerlendirilir.
Dava reddedilir ve ret kesinleşirse, aynı alacağa dayalı ihtiyati haczin hukuki dayanağı ortadan kalkabilir. Haksız ihtiyati haciz nedeniyle tazminat sorumluluğu doğabileceğinden başvuru ölçülü ve belgeli yapılmalıdır.
xvii. İstinaf ve Temyiz
İlk derece kararına karşı, karar tarihinde yürürlükte bulunan parasal sınır aşılıyorsa istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararının temyize açık olup olmadığı da yıllık parasal sınıra ve uyuşmazlığın niteliğine bağlıdır.
Parasal sınırlar her yıl değiştiğinden, dava değerine bakılarak karar tarihindeki güncel sınır ayrıca kontrol edilmelidir. Kanun yolu süresi, kararın usulüne uygun tebliğiyle başlar.
xviii. Sık Yapılan Hatalar
- İtiraz tarihini süre başlangıcı sanmak,
- İtiraz dilekçesinin tebliğ edilip edilmediğini kontrol etmemek,
- Bir yıllık hak düşürücü süre ile zamanaşımını karıştırmak,
- Zorunlu arabuluculuğu tamamlamadan dava açmak,
- Takipteki alacak sebebini davada değiştirmek,
- Yanlış görevli mahkemeye başvurmak,
- Yetkisiz icra dairesinde takip başlatmak,
- Takipte yer almayan miktar için eski takibin devamını istemek,
- Faturayı tek başına teslim veya ifa delili saymak,
- İcra inkâr tazminatını talep etmemek,
- Alacağın likit olup olmadığını somut dosyaya göre açıklamamak,
- Takipten veya itirazdan sonra yapılan ödemeleri hesaba katmamak.
xix. Hukuki Değerlendirme
İtirazın iptali davasında en ağır hatalar genellikle dava dilekçesinden önce yapılır. Yetkisiz icra dairesinde takip başlatılması, alacak sebebinin takip talebinde yanlış yazılması, itiraz tebliğinin izlenmemesi veya arabuluculuk sürecinin bir yıllık sürenin sonuna bırakılması davanın esasına girilmeden kaybedilmesine yol açabilir.
Dava açılmadan önce icra dosyası baştan sona incelenmeli; ödeme emri, tebligat, itiraz, durma kararı, taraf sıfatı, takip miktarı ve faiz talebi karşılaştırılmalıdır. Maddi alacak belgeleri ile icra dosyası arasında uyum yoksa, güçlü bir alacak iddiası dahi itirazın iptali sonucunu doğurmayabilir.
xx. Günser + Partners ile İletişim
İtirazın iptali davalarında bir yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılması, yanlış mahkemede dava açılması, zorunlu arabuluculuk eksikliği veya takipteki alacak sebebiyle bağlılığın gözden kaçırılması hak kaybına neden olabilir. İcra dosyanızın ve alacak belgelerinizin güncel mevzuat ile yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Süre gün olarak değil, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl olarak düzenlenmiştir. Bu süre hak düşürücüdür.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
İİK m. 67 · İİK m. 68 · İİK m. 257 · TTK m. 5/A · HUAK m. 18/B
Bu yazı İcra ve İflas Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
İcra ve İflas Hukuku — İlgili Yazılar
- İtirazın İptali Davasına Cevap Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
- Faturaya Dayalı İtirazın İptali Davası
- Ödeme Emrine İtiraz Nasıl Yapılır? Süresi, Şekli ve Sonuçları
- İtirazın Kaldırılması Nedir? İİK 68 ve 68/a Uygulaması
- Menfi Tespit ve İstirdat Davası: Şartları, Süresi ve Sonuçları
- Borçtan Kurtulma Davası Nedir? Şartları, Süresi ve Sonuçları