İçeriğe geç

İcra ve İflas Hukuku · · ≈14 dk okuma

İtirazın Kaldırılması Nedir? İİK 68 ve 68/a Uygulaması

İtirazın kesin ve geçici kaldırılması, altı aylık süre, gerekli belgeler, imza incelemesi, borçtan kurtulma davası ve icra tazminatı açıklanmıştır.

Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlunun süresinde yaptığı itiraz, takibi durdurur. Alacaklı, takibe devam edebilmek için itirazı hükümden düşürmelidir. Elinde İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesinde sayılan nitelikte belge bulunan alacaklı, icra hukuk mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını; borçlu adi senetteki imzayı açıkça reddetmişse itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. Bu yol hızlıdır fakat mahkemenin inceleme alanı sınırlıdır. Her alacak ve her belge itirazın kaldırılmasına elverişli değildir.

İlgili Mevzuat Hükümleri

İtirazın kesin kaldırılması İİK m. 68'de, geçici kaldırılması İİK m. 68/a'da, geçici kaldırmanın sonuçları ve borçtan kurtulma davası İİK m. 69'da düzenlenmiştir. İtirazın iptali davası için İİK m. 67; ödeme emrine itiraz ve takibin durması için İİK m. 62 ve 66; kira takiplerinde İİK m. 269 ve devamı uygulanır. Yargılama usulünde İİK'nın özel hükümleri yanında HMK'nın basit yargılama ve imza incelemesine ilişkin hükümleri dikkate alınır.

İtirazın Kaldırılması Dava mıdır?

Uygulamada “itirazın kaldırılması davası” ifadesi kullanılsa da itirazın kaldırılması, maddi hukuk anlamında klasik bir alacak davası değildir. İcra hukuk mahkemesine yapılan, takip hukukuna özgü bir başvurudur. Mahkeme alacağın bütün yönlerini genel mahkeme gibi incelemez; İİK m. 68 ve 68/a'da öngörülen belgeler ve savunmalar üzerinden sınırlı inceleme yapar.

Bu nedenle itirazın kaldırılması kararı, alacağın varlığı hakkında kural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Tarafların genel mahkemede alacak, menfi tespit veya istirdat davası açma imkânı somut olayın koşullarına göre devam eder.

Borçlunun İtirazı Takibi Nasıl Durdurur?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Süresinde yapılan geçerli itirazla takip İİK m. 66 gereğince durur.

İtirazın yalnızca bir kısma ilişkin olması hâlinde, açıkça itiraz edilmeyen kısım yönünden takip devam eder. Borçlu itirazında imzayı ayrıca ve açıkça reddetmezse adi senet altındaki imzayı kabul etmiş sayılır. Bu ayrım, alacaklının kesin kaldırma mı geçici kaldırma mı isteyeceğini belirler.

Takibin durması borcu ortadan kaldırmaz. Yalnızca alacaklının haciz aşamasına geçmesini engeller. Alacaklı, kanuni süre içinde itirazın iptali veya kaldırılması yoluna başvurabilir.

İtirazın Kaldırılması ile İtirazın İptali Arasındaki Fark

Alacaklı, borçlunun itirazını hükümden düşürmek için iki temel yoldan birini kullanabilir:

  • İcra hukuk mahkemesinde itirazın kaldırılması,
  • Görevli genel mahkemede itirazın iptali davası.
Ölçütİtirazın kaldırılmasıİtirazın iptali
Hukuki dayanakİİK m. 68 ve 68/aİİK m. 67
Merciİcra hukuk mahkemesiUyuşmazlığa göre genel, ticaret, tüketici, iş veya diğer görevli mahkeme
Başvuru süresiİtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı ayİtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl
Delil sistemiKanunda sayılan belgelerle sınırlıHMK'nın genel ispat ve delil kuralları
İncelemeBasit ve sınırlı takip hukuku incelemesiAlacağın esasına ilişkin tam yargılama
Kararın etkisiTakibin devamını sağlar; kural olarak maddi kesin hüküm oluşturmazAlacağın esası hakkında maddi kesin hüküm oluşturur
TazminatİİK m. 68'deki şartlarla en az yüzde yirmiİİK m. 67'deki şartlarla en az yüzde yirmi

Alacaklının elinde İİK m. 68 anlamında belge bulunması, itirazın iptali davası açmasına engel değildir. Alacaklı seçim yapabilir. Ancak aynı itirazı hükümden düşürmek amacıyla iki yolu eş zamanlı ve çelişkili biçimde yürütmek derdestlik ve hukuki yarar sorunlarına yol açabilir.

İtirazın Kesin Kaldırılması Nedir?

İtirazın kesin kaldırılması, borçlunun borca veya imzası kabul edilmiş belgenin içeriğine yönelik itirazının İİK m. 68'deki belgeler üzerinden kaldırılmasıdır.

Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra hukuk mahkemesine başvurmalıdır. Mahkeme talebi kabul ederse duran takip kesin haciz yoluyla devam eder.

İtirazın Kesin Kaldırılmasında Geçerli Belgeler

İİK m. 68, itirazın kesin kaldırılmasına dayanak olabilecek belgeleri sınırlı biçimde düzenler.

İmzası borçlu tarafından ikrar edilmiş adi senet

Belge, borçlunun belirli bir para borcunu kayıtsız ve şartsız kabul ettiğini göstermelidir. Borçlu ödeme emrine itiraz ederken senet altındaki imzayı açıkça reddetmemişse takip hukuku bakımından imzayı kabul etmiş sayılabilir.

Sözleşmenin varlığı tek başına yeterli değildir. Belgeden takip konusu borcun miktarı veya hesaplanma yöntemi anlaşılmalıdır. Karşılıklı edimler içeren ve alacaklının kendi edimini yerine getirip getirmediğinin geniş yargılama gerektirdiği sözleşmeler her zaman İİK m. 68 belgesi sayılmaz.

İmzası noterlikçe onaylanmış borç ikrarı

Noterlikçe imzası onaylanan ve belirli bir para borcunu kayıtsız şartsız kabul eden senet itirazın kesin kaldırılmasına dayanak olabilir. Belgenin noterlikçe düzenleme şeklinde veya yalnızca imza onaylı olmasının sonuçları, ilam niteliğinde belge hükümleriyle karıştırılmamalıdır.

Resmî daire veya yetkili makam belgesi

Resmî dairelerin veya yetkili makamların görevleri kapsamında usulüne uygun düzenlediği makbuz ve belgeler de borçlunun belirli bir para borcunu kayıtsız şartsız ödemek zorunda olduğunu gösteriyorsa İİK m. 68 kapsamında değerlendirilebilir.

Her kamu kurumu yazısı veya tek taraflı hesap dökümü yeterli değildir. Belgenin düzenleyen makamın yetkisi içinde olması ve borcu açıkça göstermesi gerekir.

Hangi Belgeler Tek Başına Yeterli Değildir?

Somut içeriğe göre değişmekle birlikte şu belgeler çoğu zaman tek başına itirazın kesin kaldırılmasını sağlamaz:

  • Alacaklının tek taraflı düzenlediği fatura,
  • Borçlu tarafından kabul edilmemiş cari hesap ekstresi,
  • Teslim veya ifa ispatı bulunmayan karşılıklı sözleşme,
  • Sadece alacaklının kayıtlarını içeren tablo,
  • İmzasız sipariş veya teklif formu,
  • Borç ikrarı içermeyen banka dekontu,
  • Borçluya tebliğ edilmemiş hesap bildirimi,
  • Şarta bağlı veya miktarı belirsiz taahhüt.

Fatura, e-posta, teslim belgesi ve ticari defterler genel mahkemede güçlü delil oluşturabilir; fakat bu durum onların otomatik olarak İİK m. 68 belgesi olduğu anlamına gelmez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2022 Tarihli Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2022 tarihli, E. 2019/463, K. 2022/420 sayılı kararında itirazın kaldırılması yolunun amacı ve sınırlı belge sistemi ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

Karara göre ilamsız icranın hızlı ve basit işleyebilmesi için güçlü belgeye dayanan alacaklıya itirazı icra mahkemesinde kaldırma imkânı tanınmıştır. Buna karşılık borçlunun savunma hakkını korumak amacıyla bu yol yalnızca İİK m. 68 ve 68/a'daki belgelerle sınırlandırılmıştır. Geniş inceleme ve karşılıklı edim değerlendirmesi gerektiren hukuki ilişkilerde alacaklı genel mahkemede itirazın iptali veya alacak davası açmalıdır.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

İcra hukuku öğretisinde itirazın kaldırılması, maddi hukuk davası değil, duran takibe devam edilmesini sağlayan takip hukukuna özgü bir talep olarak kabul edilir. Bu nedenle icra hukuk mahkemesi kararının alacağın esası bakımından maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaması, sistemin temel özelliğidir.

Öğretide belge listesinin dar yorumlanması gerektiği vurgulanır. Bunun nedeni, icra hukuk mahkemesinin tanık, geniş bilirkişi incelemesi ve karşılıklı edim araştırmasıyla tam bir alacak yargılaması yapmamasıdır. Belgenin kayıtsız şartsız borç ikrarı içerip içermediği açık değilse hızlı takip yararı yerine borçlunun savunma hakkı üstün tutulur ve uyuşmazlık genel mahkemeye bırakılır.

Uygulamadaki en önemli tartışmalardan biri, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerin ne zaman İİK m. 68 belgesi sayılacağıdır. Alacaklının kendi edimini yerine getirdiği belge üzerinden tartışmasız biçimde anlaşılıyorsa kaldırma mümkün olabilir. Teslim, ayıp, fesih veya hesaplaşma gibi geniş inceleme gerekiyorsa sözleşmenin imzalı olması tek başına yeterli değildir.

İtirazın Geçici Kaldırılması Nedir?

Takibin dayandığı adi senetteki imza, borçlu tarafından itiraz sırasında açıkça reddedilmişse alacaklı İİK m. 68/a uyarınca itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir.

Geçici kaldırmanın konusu borcun bütün esasını kesin biçimde çözmek değil, inkâr edilen imzanın borçluya ait olup olmadığını takip hukuku bakımından belirlemektir. İmzanın borçluya ait olduğu kanaatine varılırsa itiraz geçici olarak kaldırılır ve alacaklı geçici haciz isteyebilir.

İmza İtirazı Nasıl Yapılmalıdır?

Borçlu, adi senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ödeme emrine itiraz ederken açık ve kesin biçimde bildirmelidir. “Borca ve tüm ferilerine itiraz ediyorum” şeklindeki genel ifade, imzanın reddi sayılmaz.

İmza açıkça reddedilmezse borçlu takip hukuku bakımından imzayı ikrar etmiş sayılır. Bu durumda alacaklı, belgenin diğer koşulları da varsa itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir.

İtirazın Geçici Kaldırılmasında İmza İncelemesi

İcra hukuk mahkemesi tarafların açıklamalarını alır ve karşılaştırmaya elverişli imzaları inceler. İmza incelemesinde öncelikle tarafın inkâr etmediği, resmî makamlar önünde attığı veya aidiyeti kesinleşmiş mukayese imzaları getirtilir.

Gerekirse bilirkişi incelemesi yapılır. İnceleme, HMK m. 211 ve İİK m. 68/a'nın özel hükümlerine uygun yürütülmelidir. Yalnızca fotokopi üzerinden veya karşılaştırmaya elverişsiz örneklerle hazırlanan rapor hükme esas alınmayabilir.

İmzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, senede dayanarak takibi yapan alacaklıdadır. Borçlunun imza örneği vermekten kaçınması tek başına her durumda alacaklı lehine sonuç doğurmaz; mahkeme kanundaki usulü izlemelidir.

Borçlunun Duruşmaya Katılma Zorunluluğu

İİK m. 68/a, imzayı reddeden borçlunun belirli koşullarda duruşmada bizzat bulunmasını öngörür. Borçlu, haklı mazeretini önceden bildirip belgelendirmez ve meşruhatlı davete rağmen duruşmaya gelmezse kanunda belirtilen sonuçlarla karşılaşabilir.

Tüzel kişi borçluda imzanın hangi tarihte yetkili olan temsilciye ait olduğu araştırılmalıdır. Ticaret sicili kayıtları, imza sirküleri ve yetki tarihleri celbedilmeden yalnızca mevcut imza örneğiyle karar verilmesi hatalı olabilir.

Geçici Kaldırma Kararından Sonra Borçtan Kurtulma Davası

İtirazın geçici kaldırılmasına karar verilmiş ve ödeme süresi geçmişse alacaklının talebi üzerine borçlunun mallarına geçici haciz konulabilir.

Borçlu, geçici kaldırma kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

Dava, takibin yapıldığı yer veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Davanın dinlenebilmesi için borçlunun dava konusu alacağın yüzde on beşini ilk duruşma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo etmesi veya kanunun kabul ettiği değerde teminat göstermesi gerekir. Teminat gösterilmezse dava reddedilir.

Yedi günlük süre içinde dava açılmaz veya dava reddedilirse geçici kaldırma kararı ve varsa geçici haciz kesinleşir. Borçtan kurtulma davası, genel menfi tespit davasından süre, yetki ve yüzde on beş teminat şartı yönünden ayrılır.

İtirazın Kaldırılması Süresi Ne Zaman Başlar?

İtirazın kesin veya geçici kaldırılması talebi, borçlunun itirazının alacaklıya veya vekiline tebliğinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.

Alacaklının itirazı UYAP'tan veya dosya incelemesiyle öğrenmesi, kural olarak usulüne uygun tebligatın yerini tutmaz. Buna rağmen alacaklı tebligatı beklemeden itirazın kaldırılmasını isteyebilir; başvuru erken sayılmaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2019 tarihli, E. 2018/602, K. 2019/218 sayılı kararında, alacaklının daha önce itirazın kaldırılması başvurusu yapmış olmasının itirazın tüm hukuki sonuçlarını öğrendiğini gösterdiği ve somut olayda itirazın iptali için öngörülen bir yıllık sürenin başlangıcında dikkate alınabileceği kabul edilmiştir. Kararın somut koşulları nedeniyle, resmî tebligat yapılmadığı gerekçesiyle sürenin hiçbir durumda başlamayacağı varsayımına güvenilmemelidir.

Altı Aylık Süre Kaçırılırsa Ne Olur?

Alacaklı altı aylık sürede itirazın kaldırılmasını istemezse İİK m. 68 uyarınca aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapamaz. Ancak maddi hukuk alacağı zamanaşımına uğramamışsa genel mahkemede alacak davası açabilir.

İtirazın iptali için öngörülen bir yıllık süre devam ediyorsa bu dava da değerlendirilebilir. Bir yıllık süre de geçmişse genel alacak davası açılması mümkündür; kabul kararı sonrasında ilamlı icra yoluna başvurulur. Bu davada İİK m. 67'ye özgü icra inkâr tazminatı talep edilip edilemeyeceği, bir yıllık sürenin geçirilmiş olmasına göre değişir.

İtirazın Kaldırılmasında Borçlunun Savunması

Borçlu, itirazını kanıtlayan İİK m. 68 anlamında belge sunabilir. Ödeme, ibra, takas, erteleme veya borcun sona erdiğine ilişkin savunmanın niteliğine göre belgenin resmî veya imzası alacaklı tarafından kabul edilmiş olması gerekebilir.

Borçlu geniş tanık delili veya temel ilişkiye ilişkin ayrıntılı hesap incelemesiyle itirazın kaldırılması talebini her zaman bertaraf edemez. İcra hukuk mahkemesinin sınırlı incelemesi dışında kalan savunmalar genel mahkemede menfi tespit davasında ileri sürülebilir.

Alacaklı belgesini sunmuş olsa dahi şu hususlar incelenmelidir:

  • Belgedeki borç ikrarının kayıtsız ve şartsız olup olmadığı,
  • Takip konusu alacakla belgenin aynı olup olmadığı,
  • Alacağın muaccel olup olmadığı,
  • Borçlunun imzayı kabul edip etmediği,
  • Yetki ve taraf sıfatı,
  • Kısmi ödeme veya ibra belgesi,
  • Zamanaşımı savunması,
  • Belgenin aslının sunulup sunulmadığı.

İcra Tazminatı

İİK m. 68'in son fıkrası uyarınca itirazın kaldırılması talebi esasa ilişkin nedenlerle kabul edilirse borçlu; aynı nedenlerle reddedilirse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilebilir.

Tazminat için talep gerekir. Mahkeme kendiliğinden tazminata hükmedemez. Tarafın kötüniyetli olması kanunda ayrıca şart olarak düzenlenmemiştir.

Talebin, takip dayanağının İİK m. 68'de sayılan belgelerden olmaması gibi esasa ilişkin olmayan bir nedenle reddedilmesi hâlinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedilemez. Mahkemenin ret gerekçesi bu nedenle önemlidir.

Borçlu menfi tespit veya istirdat davası, alacaklı ise genel mahkemede dava açarsa hükmedilen tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir; genel dava lehine sonuçlanan taraf bakımından daha önceki tazminat ortadan kalkar.

Kira Alacaklarında İtirazın Kaldırılması

Kira alacağı ve tahliye taleplerinde İİK m. 269 ve devamı uygulanır. Borçlu kira sözleşmesindeki imzayı açıkça reddetmez, yalnızca ödeme, takas, kira bedeli veya tahliye gibi nedenlerle itiraz ederse kira sözleşmesini takip hukuku bakımından kabul etmiş sayılır.

Bu durumda kiraya veren icra hukuk mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve koşulları oluşmuşsa tahliyeyi isteyebilir. İtirazın kaldırılması ile tahliye her durumda aynı anda talep edilmek zorunda değildir; ancak her iki talebin süresi ve ödeme ihtarının dolması ayrı ayrı takip edilmelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2017/1848, K. 2021/1423 sayılı kararında, kiraya verenin önce yalnızca itirazın kaldırılmasını, daha sonra yine kanuni süre içinde tahliyeyi istemesinin mümkün olduğu; dosyaların birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı, genel mahkemede açılacak kira davaları bakımından önemlidir. İcra hukuk mahkemesindeki itirazın kaldırılması ve tahliye başvurusunun dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı, başvurunun takip hukukuna özgü niteliği gözetilerek ayrı değerlendirilmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İtirazın kaldırılması talebinde görevli merci icra hukuk mahkemesidir. Başvuru kural olarak takibin yürütüldüğü icra dairesinin bağlı bulunduğu icra hukuk mahkemesine yapılır.

İcra hukuk mahkemesinin görev alanı sınırlıdır. Alacağın esasının genel yargılama ile incelenmesi gerekiyorsa mahkeme itirazın kaldırılması talebini reddeder; dosyayı kendiliğinden görevli hukuk mahkemesine göndererek itirazın iptali davasına dönüştürmez.

Dilekçede yanlışlıkla “itirazın iptali” ifadesinin kullanılması tek başına belirleyici değildir. Hâkim maddi vakıaları ve talebi hukuken nitelendirir. Ancak yanlış merciye başvurulması veya talep sonucunun çelişkili kurulması, süre geçtikten sonra düzeltilemeyen sorunlara yol açabilir.

Yargılama Usulü ve Deliller

İcra hukuk mahkemesinde basit yargılama usulü uygulanır. İnceleme çoğunlukla duruşmalı yapılır; tarafların delillerini başvuru ve cevap aşamasında eksiksiz sunması gerekir.

Başlıca belgeler şunlardır:

  • İcra takip dosyası,
  • Takip talebi ve ödeme emri,
  • Borçlunun itiraz dilekçesi,
  • İtirazın alacaklıya tebliğ belgesi,
  • Borç ikrarını içeren senedin aslı,
  • Noter onaylı belge veya resmî makam belgesi,
  • Ödeme, ibra, takas veya erteleme belgeleri,
  • İmza incelemesine esas resmî belgeler,
  • Yetki ve temsil belgeleri,
  • Kira takiplerinde kira sözleşmesi ve ihtar sürelerini gösteren kayıtlar.

Fotokopi belgenin yeterli olup olmadığı, aslının karşı tarafta veya resmî kurumda bulunması ve imza itirazının varlığına göre değişir. İmza incelemesi gereken hâllerde belge aslının dosyaya getirtilmesi büyük önem taşır.

Kanun Yolu

İcra hukuk mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu, İİK m. 363 ve ilgili parasal sınırlar çerçevesinde açıktır. Parasal sınırlar her yıl değiştiği ve 25 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla sınırların uygulanmasında başvuru veya dava tarihinin esas alınacağı açıkça düzenlendiği için, kanun yolu değerlendirmesi dosyanın açıldığı tarihe göre yapılmalıdır.

İstinaf başvurusu icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. Takibin durması veya icranın geri bırakılması için uygulanabilir özel hükümler ve teminat şartları ayrıca incelenmelidir.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

İİK m. 68 belgesi bulunmadan icra mahkemesine başvurmak

Alacak güçlü görünse bile belge kanundaki nitelikleri taşımıyorsa itirazın kaldırılması reddedilir. Doğru yol itirazın iptali veya alacak davasıdır.

Altı aylık süreyi takip etmemek

Süre itirazın alacaklıya tebliğiyle başlar. Tebligatın dosyada yapılmasını sağlamak ve tarihini kaydetmek alacaklının sorumluluğundadır.

İmza itirazını genel borca itiraz sanmak

Borçlu imzayı açıkça reddetmişse geçici kaldırma; imzayı kabul edip borca itiraz etmişse kesin kaldırma gündeme gelir.

Belgenin aslını sunmamak

Özellikle imza incelemesinde fotokopi çoğu zaman yeterli değildir. Senet aslının nerede olduğu dava açılmadan belirlenmelidir.

İcra tazminatını talep etmemek

Tazminat kendiliğinden verilmez. Dilekçede açık talep bulunmalıdır.

İtirazın kaldırılması kararını kesin alacak hükmü sanmak

Karar takip hukukuna ilişkindir. Taraflar genel mahkemede maddi hukuk davası açabilir.

Geçici kaldırma sonrası yedi günlük süreyi kaçırmak

Borçtan kurtulma davası için süre kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yalnızca yedi gündür. İlk duruşmaya kadar yüzde on beş teminat şartı da unutulmamalıdır.

Kambiyo takibiyle genel haciz yolunu karıştırmak

İİK m. 68 ve 68/a, genel haciz yoluyla takipte borçlunun icra dairesine yaptığı itirazın kaldırılmasına ilişkindir. Kambiyo senetlerine mahsus takipte borç ve imza itirazları İİK m. 168, 169, 169/a ve 170 hükümlerine tabidir.

Hukuki Değerlendirme

İtirazın kaldırılması, elinde güçlü ve kanunda açıkça tanınmış belge bulunan alacaklı için hızlı bir takip hukuku yoludur. Ancak hızın karşılığı, delil sisteminin dar olmasıdır. Alacağın varlığı kapsamlı bilirkişi incelemesi, tanık anlatımı veya karşılıklı edimlerin değerlendirilmesini gerektiriyorsa icra hukuk mahkemesi doğru merci olmayabilir.

Dava açmadan önce borçlunun itirazının imzaya mı borca mı yönelik olduğu, belgenin İİK m. 68 niteliği, altı aylık sürenin başlangıcı ve talep edilecek tazminat belirlenmelidir. Borçlu yönünden ise ödeme veya ibra belgelerinin niteliği, imza incelemesine katılım ve geçici kaldırma sonrası yedi günlük borçtan kurtulma süresi kritik önemdedir.

Günser + Partners ile Hukuki Destek

İtirazın kaldırılması başvurusunda yanlış belgeye dayanılması, altı aylık sürenin geçirilmesi veya geçici ve kesin kaldırmanın karıştırılması, alacaklının takip imkânını ciddi biçimde geciktirebilir. Borçlu bakımından ise imzanın açıkça reddedilmemesi, ödeme belgesinin süresinde sunulmaması veya borçtan kurtulma davasının yedi günlük süresinin kaçırılması haciz sonucunu doğurabilir.

Takip dosyasının, itiraz dilekçesinin ve dayanak belgelerin incelenmesi; itirazın kaldırılması, itirazın iptali, menfi tespit veya alacak davası seçeneklerinden doğru olanın belirlenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz. Her dosyada belgenin içeriği ve tebligat tarihleri ayrı değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Borçlunun itirazının alacaklıya veya vekiline tebliğinden itibaren altı aydır. Süre hak düşürücüdür.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.