Blog / İcra ve İflas Hukuku
Borçtan Kurtulma Davası Nedir? Şartları, Süresi ve Sonuçları
· ≈5 dk okuma · İcra ve İflas Hukuku
İtirazın geçici olarak kaldırılması kararı üzerine borçlunun açabileceği borçtan kurtulma davasının yedi günlük süresi, teminat şartı, ispat yükü ve tazminat sonuçları.
Borçtan kurtulma davası, itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verilen borçlunun, borçlu olmadığını genel mahkemede ispat etmek için açtığı özel bir davadır. İcra ve İflas Kanunu m. 69'da düzenlenen bu dava, icra mahkemesinin sınırlı incelemesiyle verilen bir kararın kesin sonuç doğurmasını engeller.
Davanın anlaşılması için önce itirazın geçici kaldırılması kurumunun bilinmesi gerekir. Alacaklı, adi bir senede dayanarak takip başlatmış ve borçlu senetteki imzayı inkâr etmişse, alacaklı icra mahkemesinden itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Mahkeme imza incelemesi yaptırır ve imzanın borçluya ait olduğu sonucuna varırsa itirazı geçici olarak kaldırır. Bu karar kesin hüküm niteliğinde değildir; borçluya, uyuşmazlığı esastan tartışma imkânı tanınır. İşte bu imkân, borçtan kurtulma davasıdır.
i. Kesin Kaldırma ile Geçici Kaldırma Arasındaki Fark
İtirazın kaldırılması iki farklı biçimde gerçekleşir:
- Kesin kaldırma: Alacak, İİK m. 68'de sayılan nitelikli belgelerden birine, örneğin imzası ikrar edilmiş adi senede, noterlikçe onaylı belgeye veya resmî dairelerin yetkileri dâhilinde düzenlediği belgelere dayanıyorsa itiraz kesin olarak kaldırılır. Bu hâlde borçtan kurtulma davası açılamaz; borçlunun yolu menfi tespit veya istirdat davasıdır.
- Geçici kaldırma: Alacak, borçlunun imzasını inkâr ettiği adi bir senede dayanıyorsa ve imzanın borçluya ait olduğu tespit edilirse itiraz geçici olarak kaldırılır. Borçtan kurtulma davası yalnız bu hâlde gündeme gelir.
Bu ayrım, borçlunun hangi hukuki yola başvuracağını doğrudan belirler. Karar metninde "geçici" ibaresinin bulunup bulunmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.
ii. Borçtan Kurtulma Davasının Şartları
Geçici kaldırma kararı bulunmalıdır
Dava, yalnız itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verilmiş olması hâlinde açılabilir. Kesin kaldırma kararı ya da doğrudan kesinleşmiş bir takip söz konusuysa bu yola başvurulamaz.
Yedi günlük süreye uyulmalıdır
Borçlu, geçici kaldırma kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde davayı açmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür. Süre kaçırıldığında geçici kaldırma kararı kesinleşir ve takip kesinleşmiş sayılır.
Kararın duruşmada yüze karşı okunması hâlinde süre tefhim tarihinden, borçlunun yokluğunda karar verilmişse tebliğ tarihinden başlar. Bu ayrım uygulamada süre kaybının en sık nedenidir.
Teminat gösterilmelidir
Borçtan kurtulma davası açan borçlu, dava konusu alacağın yüzde on beşi oranında teminat göstermek zorundadır. Teminat gösterilmemesi hâlinde dava usulden reddedilir. Teminatın türü ve yatırılma usulü mahkemece belirlenir; nakit veya banka teminat mektubu şeklinde olabilir.
Bu şart, borçlunun yalnız takibi geciktirmek amacıyla dava açmasını engellemeyi amaçlar.
iii. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Borçtan kurtulma davası, icra mahkemesinde değil genel mahkemede açılır. Görevli mahkeme, alacağın kaynağına göre belirlenir:
- ticari ilişkiden doğan alacaklarda asliye ticaret mahkemesi,
- tüketici işleminden doğan alacaklarda tüketici mahkemesi,
- iş ilişkisinden doğan alacaklarda iş mahkemesi,
- özel görev kuralı bulunmayan uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemesi.
Yetkili mahkeme ise takibin yapıldığı yer veya davalı alacaklının yerleşim yeri mahkemesidir. Alacaklı, davada davalı sıfatını taşır; borçlu davacıdır.
iv. Dava Şartı Arabuluculuk
Borçtan kurtulma davasının konusu, borçlu olunmadığının tespitidir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için öngörülen dava şartı arabuluculuk kuralının, tespit niteliğindeki bu davada uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır. Uygulamada mahkemeler, alacağın niteliğine ve talebin içeriğine göre değerlendirme yapmaktadır.
Yedi günlük hak düşürücü sürenin kısalığı karşısında en güvenli yol, süre içinde davayı açmak ve gerekiyorsa arabuluculuk şartını mahkemenin vereceği kesin süre içinde tamamlamaktır. Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda ihtiyaten arabuluculuk başvurusu yapılması da tercih edilebilir.
v. İspat Yükü Kimdedir?
Borçtan kurtulma davasında ispat yükü konusunda önemli bir özellik vardır. Davacı borçlu olmasına rağmen, alacağın varlığını ispat yükü kural olarak alacaklıya aittir. Çünkü uyuşmazlığın esası, alacaklının iddia ettiği alacağın gerçekten doğup doğmadığıdır.
Borçlu ise borcun sona erdiğine ilişkin savunmalarını, yani ödeme, takas, ibra veya zamanaşımı gibi olguları ispatla yükümlüdür. Yargılama genel hükümlere göre yürütülür; tanık, bilirkişi, ticari defterler ve her türlü delil kullanılabilir.
Bu yönüyle borçtan kurtulma davası, icra mahkemesindeki sınırlı ve belge üzerinden yapılan incelemeden tamamen ayrılır. Borçlu, icra mahkemesinde ileri süremediği maddi hukuka ilişkin tüm savunmalarını burada ortaya koyabilir.
vi. Dava Takibi Durdurur mu?
Borçtan kurtulma davasının açılması takibi kendiliğinden durdurmaz. Geçici kaldırma kararı üzerine alacaklı, dava sonuçlanıncaya kadar geçici haciz isteyebilir. Geçici haciz, malın satılmasına imkân vermez; yalnız borçlunun malvarlığını dava sonuna kadar güvence altına alır.
Borçlu, takibin durdurulmasını istiyorsa mahkemeden ayrıca ihtiyati tedbir talep etmelidir. Talep, teminat karşılığında ve somut gerekçelerle desteklenmelidir.
vii. Davanın Sonuçları
Dava kabul edilirse
Borçlunun borçlu olmadığı tespit edilir. İcra takibi iptal edilir, geçici haciz kalkar ve gösterilen teminat iade edilir. Ayrıca borçlunun talebi hâlinde, alacaklı aleyhine haksız takipten doğan zararı karşılamak üzere alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedilebilir. Bunun için alacaklının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ortaya konulması aranır.
Dava reddedilirse
Geçici kaldırma kararı kesinleşir ve takip kesin olarak devam eder. Geçici haciz kesin hacze dönüşür. Bu durumda borçlu aleyhine, alacaklının talebiyle alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. Ayrıca yargılama giderleri ve vekâlet ücreti borçluya yüklenir.
Bu iki sonuç, davanın ciddi bir maliyet riski taşıdığını gösterir. Yalnız süre kazanmak amacıyla açılan borçtan kurtulma davaları, borçlunun yükünü ağırlaştırmaktadır.
viii. Menfi Tespit Davasından Farkı
Borçtan kurtulma davası ile menfi tespit davası birbirine benzese de farklıdırlar:
| Karşılaştırma | Borçtan kurtulma davası | Menfi tespit davası |
|---|---|---|
| Dayanak | İtirazın geçici kaldırılması kararı | Genel hükümler ve İİK m. 72 |
| Süre | Kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün | Takipten önce veya sonra, kural olarak süreye bağlı değil |
| Teminat | Kanunen zorunlu | Takibin durdurulması isteniyorsa mahkemenin takdiriyle |
| Uygulama alanı | Yalnız geçici kaldırma hâlinde | Her türlü takipte ve takip öncesinde |
Yedi günlük süre kaçırılmışsa borçtan kurtulma davası açılamaz; ancak koşulları varsa menfi tespit ya da ödeme yapılmışsa istirdat davası yoluna gidilebilir.
ix. Sık Yapılan Hatalar
- Kesin kaldırma kararı üzerine borçtan kurtulma davası açmaya çalışmak,
- yedi günlük süreyi tefhim yerine tebliğ tarihinden hesaplamak,
- teminat yatırmadan dava açmak ve davanın usulden reddine yol açmak,
- davayı icra mahkemesinde açmak,
- alacağın niteliğine göre görevli mahkemeyi yanlış belirlemek,
- takibin durdurulması için ayrıca tedbir talep etmemek,
- geçici haczin satışa imkân vermediğini bilmeden gereksiz endişeye kapılmak,
- yalnız gecikme sağlamak amacıyla dava açıp tazminat riskini göze almak.
x. Hukuki Değerlendirme
Borçtan kurtulma davası, imza incelemesiyle sınırlı bir kararın borçlu aleyhine kesin sonuç doğurmasını önleyen dengeleyici bir kurumdur. Ancak yedi günlük hak düşürücü süre ve teminat şartı, bu yolun titiz bir hazırlık gerektirdiğini gösterir.
Karar tefhim edildiği anda süre işlemeye başladığından, duruşmada geçici kaldırma kararı verilen borçlunun aynı gün harekete geçmesi gerekir. Elinizde geçici kaldırma kararı varsa veya alacaklı olarak böyle bir dava ile karşılaştıysanız, süreler ve teminat konusunda Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
İİK m. 68 · İİK m. 68/a · İİK m. 69 · İİK m. 72
Bu yazı İcra ve İflas Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
İcra ve İflas Hukuku — İlgili Yazılar
- İtirazın Kaldırılması Nedir? İİK 68 ve 68/a Uygulaması
- Kambiyo Senedinde Bedelsizlik İddiası ve Menfi Tespit Davası
- Ödeme Emrine İtiraz Nasıl Yapılır? Süresi, Şekli ve Sonuçları
- Menfi Tespit Davasında Hukuki Yarar Koşulu ve İİK Madde 72 Uygulaması
- Senet ve Bono Nedir? Geçerlilik, Takip ve Zamanaşımı
- Açık Senet Nedir? Açık Bononun Geçerliliği ve Riskleri