İçeriğe geçİçeriğe geç

Gayrimenkul Hukuku · · ≈15 dk okuma

Acele Kamulaştırma Kararı Nedir? İtiraz ve İptal Davası

Acele kamulaştırma kararının şartları, dava süresi, görevli mahkeme, yürütmenin durdurulması ve kamulaştırma bedeli süreci açıklanmaktadır.

Acele kamulaştırma, idarenin olağan kamulaştırma süreci tamamlanmadan önce taşınmaza el koyabilmesine imkân veren istisnai bir usuldür. Bu yöntem, yalnızca kamu yararının bulunmasıyla uygulanamaz; olağan kamulaştırma yolundan ayrılmayı zorunlu kılan somut, gerçek ve denetlenebilir bir acelelik hâlinin de ortaya konulması gerekir. Kararın hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa idari yargıda iptal davası ve şartları varsa yürütmenin durdurulması talebi gündeme gelir. Kamulaştırma bedelinin belirlenmesi ise adli yargının görev alanındadır.

Acele Kamulaştırma Nedir?

Acele kamulaştırma, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesinde düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırmada idare; kamu yararı kararını alır, taşınmaz ve malik bilgilerini tespit eder, satın alma usulünü dener ve anlaşma sağlanamazsa taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açar. Taşınmazın mülkiyeti kural olarak tescil kararıyla idareye geçer.

Acele kamulaştırmada ise kıymet takdiri dışındaki bazı işlemler daha sonra tamamlanmak üzere, idarenin başvurusu üzerine asliye hukuk mahkemesince taşınmazın geçici değeri belirlenir. Belirlenen tutarın malik adına bankaya yatırılmasıyla taşınmaza el konulabilir. Bu aşamada tapu mülkiyeti kendiliğinden idareye geçmez. El koyma kararı idareye taşınmazı kullanma imkânı verir; mülkiyetin devri için olağan kamulaştırma sürecinin kalan aşamalarının tamamlanması ve gerektiğinde Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine göre bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekir.

Kanunun 27. maddesine 2018 yılında eklenen hüküm uyarınca el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir; taşınmazın devir, ferağ veya temlik edilemeyeceğine ilişkin şerh tapu kütüğüne işlenir ve taşınmaz Kanun'un 20. maddesi çerçevesinde boşaltılabilir. Bu sonuçlar, acele kamulaştırmanın mülkiyet hakkına ağır ve erken bir müdahale oluşturduğunu göstermektedir.

Olağan Kamulaştırma ile Acele Kamulaştırma Arasındaki Fark

Acele kamulaştırma ayrı bir kamulaştırma türünden çok, idarenin taşınmaza olağan süreç tamamlanmadan el koymasına yarayan istisnai bir usuldür. Temel fark zamanlama ve müdahalenin ağırlığıdır.

Olağan kamulaştırmada idare, taşınmaz üzerinde fiilen tasarruf edebilmek için kural olarak tescil aşamasını bekler. Acele kamulaştırmada ise geçici bedelin depo edilmesi ve mahkemenin el koyma kararıyla taşınmaz erken aşamada idarenin kullanımına bırakılabilir. Buna karşılık satın alma usulü, nihai bedelin belirlenmesi ve mülkiyetin idareye geçirilmesi gibi işlemler ortadan kalkmaz; sonradan tamamlanır.

Bu nedenle acele kamulaştırma kararı, yalnızca bir projenin kamu yararına görülmesiyle haklı hâle gelmez. İdarenin ayrıca neden olağan kamulaştırma süresini bekleyemediğini, gecikmenin hangi somut kamu zararına yol açacağını ve taşınmaza derhâl ihtiyaç duyulduğunu açıklaması gerekir.

Acele Kamulaştırma Hangi Hâllerde Uygulanabilir?

Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi üç hâl öngörmektedir:

  1. 3634 sayılı Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacının doğması,
  2. Aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen hâller,
  3. Özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlar.

Bu üç başlıktan birine şeklen dayanılması tek başına yeterli değildir. Danıştay, acele kamulaştırmayı olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak değerlendirmekte; taşınmaza hemen el koymayı zorunlu kılan nedenlerin somutlaştırılmasını aramaktadır.

Kamu Yararı ile Acelelik Aynı Şey Değildir

Kamulaştırma için kamu yararı bulunması zorunludur. Ancak her kamu yararı, acele kamulaştırmayı haklı kılmaz. Yol, enerji, maden, kentsel dönüşüm, sanayi veya altyapı projesinin kamu hizmetine yönelik olması olağan kamulaştırma için dayanak oluşturabilir; fakat acele usule geçilebilmesi için gecikmenin yaratacağı ağır ve yakın sakıncanın ayrıca gösterilmesi gerekir.

"Kamulaştırma davalarının uzun sürmesi", "parsellerin çok hisseli olması", "maliklerle anlaşma sağlanamaması" veya "projenin kısa sürede tamamlanmak istenmesi" gibi genel ifadeler, somut olayın özellikleriyle desteklenmedikçe tek başına yeterli acelelik gerekçesi sayılmaz.

Taşınmazların ve Projenin Belirli Olması Gerekir

Acele kamulaştırma kararı; proje, güzergâh, taşınmazlar ve kamulaştırmayı yapacak idare bakımından belirli olmalıdır. Karar eki liste veya haritalarda ada ve parsel bilgilerinin açıkça gösterilmesi, taşınmazın hangi kamu hizmeti için kullanılacağının anlaşılması ve işlemin dayandığı plan, proje, kamu yararı kararı ile gerekli sektörel izinlerin mevcut olması önem taşır.

İşlem tarihinde bulunması gereken bir izin veya planlama kararının sonradan alınması, başlangıçta hukuka aykırı tesis edilen acele kamulaştırma kararını her durumda geçmişe etkili biçimde hukuka uygun hâle getirmez.

Acele Kamulaştırma Süreci Nasıl İşler?

Uygulamada süreç çoğunlukla şu sırayla ilerler:

  1. İlgili idare kamu hizmeti veya proje için gerekli taşınmazları belirler.
  2. Kamu yararı veya kamulaştırma kararına ilişkin idari hazırlıklar tamamlanır.
  3. Kanuni şartları varsa Cumhurbaşkanı tarafından acelelik kararı alınır ve Resmî Gazete'de yayımlanır.
  4. İdare, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine başvurarak 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca bedel tespiti ve el koyma kararı ister.
  5. Mahkeme, Kanun'un 10, 11 ve 15. maddelerindeki esaslar çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırır ve geçici bedeli tespit eder.
  6. Bedelin malik adına bankaya yatırılması üzerine el koyma kararı uygulanır ve tapuya devir yasağı şerhi işlenir.
  7. İdare daha sonra satın alma usulünü ve diğer işlemleri tamamlar; anlaşma olmazsa Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesine göre nihai bedel tespiti ve tescil davası açar.

Acele el koyma dosyasında belirlenen tutar nihai kamulaştırma bedeli değildir. Nihai bedel, bedel tespiti ve tescil davasında taşınmazın niteliği, imar durumu, emsal satışlar, tarımsal gelir, yapı ve muhdesat değerleri ile diğer yasal ölçütler incelenerek belirlenir.

Acele Kamulaştırma Kararına İtiraz Edilebilir mi?

Uygulamada "itiraz" ifadesi sık kullanılsa da Cumhurbaşkanı tarafından alınan acele kamulaştırma kararına karşı temel hukuki yol idari yargıda iptal davasıdır. Dava dilekçesinde işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılığı ileri sürülebilir.

İptal davasında özellikle şu noktalar incelenir:

  • Olağan kamulaştırma yolundan ayrılmayı zorunlu kılan gerçek bir acelelik bulunup bulunmadığı,
  • Gecikme hâlinde doğacağı ileri sürülen kamu zararının somutlaştırılıp somutlaştırılmadığı,
  • Taşınmazın proje için gerekli olup olmadığı,
  • Alternatif güzergâh veya alanların değerlendirilip değerlendirilmediği,
  • Kamu yararı kararı, plan, proje, çevresel izin, tarım dışı kullanım izni ve diğer ön koşulların işlem tarihinde mevcut olup olmadığı,
  • Müdahalenin ölçülü olup olmadığı,
  • Kararın belirli taşınmazlara ve somut bir projeye dayanıp dayanmadığı.

İdareye yapılacak sıradan bir başvuru, acele kamulaştırma işlemine karşı dava açma süresini güvenli biçimde durdurmaz. İvedi yargılama usulünde İYUK'un 11. maddesi uygulanmadığından, dava açmak yerine idari başvuruyla vakit kaybedilmesi ciddi hak kaybına yol açabilir.

Acele Kamulaştırma İptal Davasında Süre

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca acele kamulaştırma işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulü uygulanır ve dava açma süresi kural olarak 30 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelikte değerlendirilir ve mahkemece kendiliğinden incelenir.

Kamulaştırma Kanunu'nun 14. maddesi de, Kanun'un 10. maddesine göre asliye hukuk mahkemesince gönderilen meşruhatlı tebligat veya ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılabileceğini düzenlemektedir.

Danıştayın güncel yaklaşımında, belirli taşınmazları hedefleyen acele kamulaştırma kararının Resmî Gazete'de yayımlanması her durumda malike kişisel tebligat sayılmamaktadır. Başvuru mercii ve süresi gösterilerek usulüne uygun yazılı bildirim yapılmışsa 30 günlük özel süre uygulanır. Usulüne uygun bildirim bulunmayan bazı uyuşmazlıklarda öğrenme tarihinden itibaren 60 günlük genel sürenin uygulanabildiği kararlar vardır.

Bununla birlikte yalnızca 60 günlük süreye güvenmek doğru değildir. En güvenli yaklaşım, Resmî Gazete yayımı, acele el koyma kararı, tapu şerhi, keşif, banka bildirimi veya başka bir yolla işlemin öğrenildiği en erken tarihten itibaren 30 gün içinde dava açılmasıdır. Sürenin başlangıcı somut olayın tebligat ve öğrenme belgelerine göre ayrıca incelenmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Acele kamulaştırmada aynı olayla ilgili idari ve adli yargıda farklı davalar görülebilir. Hangi işleme karşı başvurulduğu doğru belirlenmeden dava açılması, görev ve süre sorununa neden olur.

Cumhurbaşkanı Kararına Karşı Görevli Mahkeme

2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal davalarında Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevlidir. Bu nedenle Cumhurbaşkanının belirli taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin kararının iptali doğrudan Danıştaydan istenir.

Kamu Yararı ve Kamulaştırma İşlemine Karşı Görevli Mahkeme

Cumhurbaşkanının acelelik kararından ayrı olarak idarece alınan kamu yararı kararı, kamulaştırma kararı veya taşınmaza özgü uygulama işlemlerine karşı açılacak davalarda görev çoğunlukla idare mahkemesine aittir. İYUK'un 34. maddesi gereğince yetkili mahkeme kural olarak taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir.

Acelelik kararı ile kamu yararı veya kamulaştırma kararı aynı işlem değildir. Dava konusu ve talep sonucu hazırlanırken her işlemin tarihi, sayısı, tesis eden makamı ve malike etkisi ayrı ayrı gösterilmelidir.

Bedel Tespiti ve Tescil Davasında Görevli Mahkeme

Acele el koyma, geçici bedel tespiti, nihai kamulaştırma bedeli ve tescil konuları adli yargıda, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bedelin düşük olduğu iddiası, yapı ve muhdesatın hesaba katılmaması, taşınmaz niteliğinin yanlış belirlenmesi veya maddi hatalar idari iptal davasından farklıdır.

Yargıtayın yerleşik yaklaşımında, 27. madde uyarınca verilen acele el koyma kararı uyuşmazlığı nihai olarak çözen bir hüküm değil, delil tespiti niteliğinde görülmekte ve bu nedenle tek başına istinaf veya temyiz incelemesine elverişli kabul edilmemektedir. Bu durum, malikin idari yargıda acele kamulaştırma kararının iptalini istemesine veya sonraki bedel tespiti ve tescil davasında bedele ilişkin itirazlarını ileri sürmesine engel değildir.

Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?

Acele kamulaştırma kararına karşı açılan iptal davasında yürütmenin durdurulması talep edilebilir. İYUK'un 27. maddesine göre yürütmenin durdurulması için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Taşınmaz üzerinde yıkım, kazı, yol, enerji hattı, maden işletmesi veya kalıcı inşaat çalışmasına başlanacak olması telafisi güç zarar değerlendirmesinde önem taşır. Ancak yürütmenin durdurulması otomatik olarak verilmez; acelelik gerekçesinin yetersizliği, eksik izinler, proje ve parsel ilişkisindeki belirsizlik, ölçüsüzlük ve alternatif alanların incelenmemesi somut belgelerle ortaya konulmalıdır.

İYUK'un 20/A maddesi gereğince ivedi yargılama usulünde yürütmenin durdurulması talebi hakkında verilen karara itiraz edilemez. Nihai karara karşı ise tebliğden itibaren 15 gün içinde doğrudan temyiz yoluna başvurulur; istinaf aşaması uygulanmaz.

İptal Davasının Adli Yargıdaki Bedel ve Tescil Davasına Etkisi

Acele kamulaştırma uyuşmazlıklarının en önemli sorunlarından biri, idari yargıda acelelik veya kamulaştırma işlemi incelenirken adli yargıda bedel tespiti ve tescil sürecinin ilerlemesidir. Geçmiş uygulamada adli mahkemenin idari davayı bekletici mesele yapması, çoğunlukla idari yargıda ayrıca yürütmenin durdurulması kararı alınmasına bağlanıyordu.

Anayasa Mahkemesi, 25.12.2024 tarihli E.2024/101, K.2024/232 sayılı kararıyla Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesindeki bu sınırlı düzenlemeyi iptal etmiştir. Mahkeme, idari yargıda iptal kararı verildiği hâlde adli yargıdaki tescil kararının daha önce kesinleşebilmesi riskinin etkili yargısal korumayı zayıflattığını ve mülkiyet hakkı bakımından yeterli güvence sağlamadığını kabul etmiştir.

Bu değişiklikten sonra idari iptal davasının açıldığı, yürütmenin durdurulması talebinin durumu ve işlemin hukuki geçerliliği adli yargı dosyasına gecikmeden bildirilmelidir. Bekletici mesele değerlendirmesi yapılırken güncel Anayasa Mahkemesi kararları dikkate alınmalıdır. İdari ve adli yargıdaki dosyaların birbirinden bağımsız yürüdüğü varsayımıyla hareket edilmesi, iptal kararının fiilen etkisiz kalmasına yol açabilir.

Güncel Yargı Kararlarında Acele Kamulaştırma

Danıştay 6. Daire, E.2024/4094, K.2025/4287

Karar, enerji iletim hattı projesi kapsamında sulu tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasına ilişkindir. Danıştay, işlem tarihinde bulunması gereken tarım dışı kullanım izninin daha sonra alınmasının başlangıçtaki hukuka aykırılığı gidermeyeceğini değerlendirmiş ve Cumhurbaşkanı kararını davacı taşınmazları yönünden iptal etmiştir. Karar, acelelik değerlendirmesinden önce projenin tabi olduğu zorunlu izinlerin işlem tarihinde tamamlanmış olması gerektiğini göstermektedir.

Danıştay 6. Daire, E.2022/6893, K.2023/7846

Kentsel dönüşüm amacıyla alınan acele kamulaştırma kararında, çok hisselilik, anlaşma sağlanamaması ve yargı süreçlerinin uzunluğu gibi gerekçeler ileri sürülmüştür. Danıştay, taşınmaza hemen el konulmasını zorunlu kılan somut durumun ortaya konulamadığı ve olağan kamulaştırmadan ayrılmayı gerektiren acelelik hâlinin kanıtlanmadığı sonucuna varmıştır. Karar, kentsel dönüşüm kararının tek başına acele kamulaştırma için yeterli olmadığını ortaya koymaktadır.

Danıştay 6. Daire, E.2023/1826, K.2023/7764

Yenileme alanında kalan taşınmaza ilişkin uyuşmazlıkta Danıştay, alanın yenileme veya kentsel dönüşüm kapsamına alınmasının otomatik olarak acele kamulaştırma sonucu doğurmayacağını; anlaşma yolunun, projenin gerekliliğinin ve taşınmaza derhâl ihtiyaç duyulmasının somutlaştırılması gerektiğini vurgulamıştır.

Anayasa Mahkemesi, Ali Kömürcü ve Diğerleri, B. No: 2019/2890, 25.10.2023

Başvuruda acele kamulaştırma işlemi idari yargıda iptal edilmiş, fakat uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlar daha önce idare adına tescil edilmişti. Anayasa Mahkemesi, iptal kararının somut ve etkili bir sonuç doğurmamasını mülkiyet hakkı yönünden ihlal olarak değerlendirdi. Bu karar, acele kamulaştırma işlemlerinin hukuki denetiminin yalnızca yapılmış olmasının yeterli olmadığını; denetimin zamanında ve etkili sonuç doğuracak biçimde yürütülmesi gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2021/14305, K.2022/10841, 14.06.2022

Yargıtay, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesine göre verilen acele el koyma kararını delil tespiti niteliğinde ve uyuşmazlığı nihai olarak çözmeyen bir karar olarak değerlendirmiş; bu nedenle temyiz incelemesine elverişli olmadığına karar vermiştir. Malikin bedel ve mülkiyet hakkına ilişkin esaslı itirazları, sonraki bedel tespiti ve tescil davası ile idari iptal davasında ileri sürülmelidir.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Öğretide baskın yaklaşım, acele kamulaştırmanın olağan bir idari kolaylık olarak değil, dar yorumlanması gereken istisnai bir yetki olarak uygulanması gerektiği yönündedir. Bunun temel nedeni, idarenin mülkiyet devri gerçekleşmeden taşınmaza fiilen el koyabilmesi ve taşınmaz üzerinde geri dönüşü güç değişiklikler yapabilmesidir.

Tartışmanın merkezinde üç sorun bulunmaktadır. Birincisi, "kamu yararı" ile "acelelik" kavramlarının uygulamada birbirine karıştırılmasıdır. Bir projenin kamu yararına olması, taşınmaza hemen el konulmasını kendiliğinden haklı kılmaz. İkincisi, acelelik kararının genel ve soyut gerekçelerle alınmasıdır. Üçüncüsü ise idari ve adli yargıda eş zamanlı ilerleyen davaların birbiriyle uyumsuz sonuçlar doğurabilmesidir.

Güncel akademik çalışmalarda özellikle afet sonrası yeniden yapılaşma, kentsel dönüşüm ve büyük ölçekli yatırım projelerinde istisnai usullerin süreklileşmesinin mülkiyet hakkı bakımından doğurduğu risklere dikkat çekilmektedir. Yargısal denetimde yalnızca projenin kamu yararı değil; zorunluluk, ölçülülük, alternatif alan veya güzergâh, gerekli izinler ve kararın bireyselleştirilmesi birlikte incelenmelidir.

İspat ve Delil Sorunları

İptal davasında ispat faaliyeti, idarenin işlem dosyasındaki belgeler ile davacının sunduğu teknik ve hukuki deliller üzerinden yürür. Aşağıdaki belgeler çoğu uyuşmazlıkta belirleyicidir:

  • Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ve ekli parsel listeleri,
  • Tapu kayıtları, çap, aplikasyon krokisi ve kadastro belgeleri,
  • Kamu yararı ve kamulaştırma kararları,
  • Onaylı imar planı, proje, güzergâh ve alternatif alan çalışmaları,
  • ÇED süreci, tarım dışı kullanım izni, orman, mera, kültür ve tabiat varlığı izinleri,
  • İdarenin aceleliği açıklayan yazışmaları ve karar gerekçeleri,
  • Taşınmazın mevcut kullanımı, yapı ve muhdesatları gösteren fotoğraf, video ve tespitler,
  • Acele el koyma dosyasındaki bilirkişi raporu, keşif tutanağı ve banka depo belgeleri,
  • Bedel tespiti yönünden emsal satışlar, belediye ve tapu verileri, tarımsal gelir ve ürün maliyetleri.

İdari yargıda mahkeme işlem dosyasını idareden ister. Buna rağmen davacının yalnızca "acelelik yoktur" şeklinde soyut bir iddiada bulunması yeterli değildir. Projenin takvimi, izin tarihleri, alternatif güzergâhlar, taşınmazın proje için zorunlu olup olmadığı ve gecikme iddiasındaki çelişkiler somutlaştırılmalıdır.

Somut Olaylarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Acele kamulaştırma dosyasında ilk yapılması gereken, dava konusu edilecek işlemleri birbirinden ayırmaktır. Cumhurbaşkanı kararı, kamu yararı kararı, kamulaştırma kararı, acele el koyma kararı ve bedel tespiti işlemi farklı hukuki niteliklere sahiptir. Bunların tamamına karşı aynı mahkemede ve aynı gerekçelerle başvurulamaz.

Ayrıca şu kontroller gecikmeden yapılmalıdır:

  • Kararın ve ekli listenin taşınmazı gerçekten kapsayıp kapsamadığı,
  • Ada, parsel, yüzölçümü ve malik bilgilerinde maddi hata bulunup bulunmadığı,
  • İşlemin ne zaman ve hangi belgeyle öğrenildiği,
  • 30 günlük sürenin başlayıp başlamadığı,
  • Taşınmaza fiilen girilip girilmediği veya tapuya şerh işlenip işlenmediği,
  • Projenin gerekli izinlerinin karar tarihinde mevcut olup olmadığı,
  • İdari iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması istenip istenmeyeceği,
  • Adli yargıdaki acele el koyma veya bedel tespiti dosyasına idari davanın bildirilip bildirilmediği,
  • Bilirkişi raporunda taşınmazın niteliği, yapı ve muhdesatların doğru değerlendirilip değerlendirilmediği.

Sık Yapılan Hatalar

En sık görülen hata, Resmî Gazete yayımını veya acele el koyma tebligatını önemsemeyerek dava süresini kaçırmaktır. İkinci önemli hata, Cumhurbaşkanı kararına karşı taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde dava açmak veya idarenin kamulaştırma kararına karşı doğrudan Danıştaya başvurmaktır. Görevli yargı yeri, dava konusu işlemi tesis eden makama göre belirlenmelidir.

Diğer yaygın hatalar şunlardır:

  • Dava açmak yerine idareye dilekçe vererek sürenin durduğu varsayımına dayanmak,
  • Acelelik kararının iptali ile bedel artırımını aynı talep gibi değerlendirmek,
  • Yürütmenin durdurulması talebini belgesiz ve soyut bırakmak,
  • Acele el koyma dosyasındaki geçici bedeli nihai kamulaştırma bedeli sanmak,
  • İdari dava açıldığını adli yargı dosyasına bildirmemek,
  • Gerekli plan ve sektörel izinlerin tarihlerini araştırmamak,
  • Taşınmazın yapı, ağaç, ürün ve diğer muhdesatını zamanında tespit ettirmemek.

Hukuki Değerlendirme

Acele kamulaştırma, idarenin yatırım programını hızlandıran sıradan bir yöntem değildir. Kanun bu yetkiyi, olağan kamulaştırma sürecinin beklenmesinin üstün kamu yararı bakımından kabul edilemez sonuç doğuracağı istisnai durumlar için tanımıştır. Bu nedenle yargısal denetim yalnızca projenin kamu yararına olup olmadığıyla sınırlı tutulamaz. Taşınmaza derhâl ihtiyaç duyulup duyulmadığı, gecikme zararının somutluğu, projenin hukuken hazır olup olmadığı, gerekli izinlerin işlem tarihinde bulunup bulunmadığı ve müdahalenin ölçülülüğü birlikte incelenmelidir.

Acele kamulaştırma uyuşmazlığında idari ve adli yargı süreçleri eş zamanlı yürüyebilir. Cumhurbaşkanı kararının iptali, kamu yararı veya kamulaştırma kararının iptali, acele el koyma, geçici bedel ve nihai bedel tespiti aynı hukuki mesele değildir. Etkili bir başvuru için doğru işlem, doğru mahkeme, doğru süre ve doğru talep sonucu birlikte belirlenmelidir.

Sonuç

Acele kamulaştırma kararı, taşınmaz malikinin mülkiyet ve tasarruf yetkisini çok kısa sürede ağır biçimde sınırlayabilir. Dava süresinin yanlış hesaplanması, Cumhurbaşkanı kararı ile idarenin kamulaştırma işleminin birbirine karıştırılması, yürütmenin durdurulması talebinin somut delillerle desteklenmemesi veya adli yargıdaki bedel dosyasının takip edilmemesi telafisi güç hak kayıplarına neden olabilir.

Her taşınmazın hukuki durumu, kararın dayandığı proje, gerekli izinler, tebligat şekli ve devam eden adli süreç farklıdır. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Doğrulamada Kullanılan Başlıca Kaynaklar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 13, 35, 40, 46 ve 125.
  • 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m. 10, 11, 14, 15, 20 ve 27.
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 20/A, 27 ve 34.
  • 2575 sayılı Danıştay Kanunu m. 24.
  • Danıştay 6. Daire, E.2024/4094, K.2025/4287.
  • Danıştay 6. Daire, E.2022/6893, K.2023/7846.
  • Danıştay 6. Daire, E.2023/1826, K.2023/7764.
  • Danıştay 6. Daire, E.2023/850, K.2023/7796.
  • Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E.2014/5590, K.2015/891, 25.03.2015.
  • Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, E.2021/2, K.2022/1, 15.03.2022.
  • Anayasa Mahkemesi, Ali Ekber Akyol ve Diğerleri, B. No: 2015/17451, 16.02.2017.
  • Anayasa Mahkemesi, Ali Kömürcü ve Diğerleri, B. No: 2019/2890, 25.10.2023.
  • Anayasa Mahkemesi, E.2024/101, K.2024/232, 25.12.2024.
  • Anayasa Mahkemesi, E.2025/161, K.2026/12, 15.01.2026.
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2021/14305, K.2022/10841, 14.06.2022.
  • Ilgın Özkaya Özlüer, “7452 Sayılı Kanun ile Acele Kamulaştırmanın Yeni Paradigması: Şehircilik Hukukunda Olağanüstü Halin Süreklileşmesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 74, S. 1, 2025, s. 363-411.
  • Onur Kaplan, “Danıştay Kararları Işığında Acele Kamulaştırmalarda ‘Aceleliğine Karar Verilen Haller’ Bakımından Bir Değerlendirme”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2018, s. 176-196.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Acele el koyma kararı idareye taşınmazı kullanma imkânı verir, ancak tapu mülkiyeti kendiliğinden idareye geçmez. Mülkiyetin devri için satın alma veya bedel tespiti ve tescil sürecinin tamamlanması gerekir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.