İçeriğe geç

AİHM ve Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru · · ≈24 dk okuma

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru: Şartlar, Süre ve Usul

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru şartları, 30 günlük süre, UYAP başvurusu, 2026 harcı, kabul edilebilirlik ve ihlal kararı sonuçları açıklandı.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kamu gücü kullanılarak Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanındaki bir temel hakkın ihlal edildiği iddiasıyla başvurulan olağanüstü ve ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bu başvuru, kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı yeni bir istinaf veya temyiz incelemesi değildir. Başvurunun kabul edilebilmesi; ihlalin anayasal bir hakla bağlantılı kurulmasına, etkili başvuru yollarının tüketilmesine, 30 günlük sürenin korunmasına ve iddiaların belgeye dayalı biçimde temellendirilmesine bağlıdır.

2026 yılı bireysel başvuru harcı: 6.024,10 TL. Harç tutarı her yıl değiştiğinden başvuru tarihinde yürürlükte olan tarife ayrıca kontrol edilmelidir.

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Nedir?

Bireysel başvuru, kişilerin kamu gücü işlemi, eylemi veya ihmali nedeniyle temel haklarının ihlal edildiği iddiasını Anayasa Mahkemesi önüne taşımasına imkân verir. Başvurunun konusu kural olarak kanunun soyut biçimde anayasaya aykırılığı değil, bir kamu gücü müdahalesinin başvurucunun güncel ve kişisel hakkı üzerinde doğurduğu sonuçtur.

Bir hakkın yalnızca Anayasa'da düzenlenmiş olması bireysel başvuru için her zaman yeterli değildir. İleri sürülen hakkın, Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanında bulunması gerekir. Bu nedenle her hukuka aykırılık iddiası, kendiliğinden bireysel başvuru konusu oluşturmaz.

Bireysel başvurunun iki temel işlevi vardır:

  1. Somut olayda meydana gelen temel hak ihlalini ve sonuçlarını gidermek,
  2. Benzer ihlallerin tekrarını önleyecek anayasal standartların oluşmasını sağlamak.

Anayasa Mahkemesi bu incelemede derece mahkemelerinin yerine geçerek delilleri baştan değerlendirmez. Ancak açık keyfîlik, bariz takdir hatası, gerekçesizlik, çelişmeli yargılama veya silahların eşitliği ilkesinin ihlali gibi anayasal güvenceyi doğrudan etkileyen sorunları inceler.

Bireysel Başvurunun Hukuki Dayanakları

Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun başlıca hukuki dayanakları şunlardır:

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 148. maddesi,
  • 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45 ila 51. maddeleri,
  • Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün bireysel başvuruya ilişkin 59 ila 84. maddeleri,
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye bakımından yürürlükte olan ek protokoller,
  • İhlal iddiasının doğduğu yargılama veya idari süreç bakımından ilgili usul kanunları.

Anayasa Mahkemesi, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar yönünden bireysel başvuruları incelemektedir. Bununla birlikte zaman bakımından yetki değerlendirmesi, yalnızca karar tarihine bakılarak yapılmaz; ihlalin niteliği, devam edip etmediği ve nihai işlemin tarihi birlikte değerlendirilir.

6216 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri

MaddeDüzenlenen konuUygulamadaki önemi
45Bireysel başvuru hakkı ve tüketilmesi gereken yollarOrtak koruma alanı ile idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmesi şartını belirler.
46Başvuru hakkına sahip olanlarGüncel ve kişisel hak ihlali, tüzel kişiler ve yabancılar bakımından başvuru ehliyetini düzenler.
47Başvuru usulüBaşvuru yollarını, form ve ekleri, 30 günlük süreyi, mazeret hâlindeki 15 günlük süreyi ve eksikliklerin tamamlanmasını düzenler.
48Kabul edilebilirlikAçıkça dayanaktan yoksunluk ile anayasal ve kişisel önem ölçütleri dâhil kabul edilebilirlik incelemesinin çerçevesini belirler.
49Esas incelemesiBölümlerin inceleme yetkisini, bilgi ve belge toplanmasını ve tedbir imkânını düzenler.
50Kararlar ve giderimİhlalin tespiti, yeniden yargılama, tazminat ve diğer giderim yollarını düzenler.
51Başvuru hakkının kötüye kullanılmasıDürüstlük kuralına aykırı ve kötüye kullanılan başvurular bakımından yaptırım öngörür.

Kimler Bireysel Başvuru Yapabilir?

Gerçek kişiler

Kamu gücü nedeniyle güncel, kişisel ve doğrudan bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren gerçek kişiler bireysel başvuru yapabilir. Başvurucu, yalnızca genel bir hukuka aykırılıktan veya başkasına ait bir mağduriyetten hareketle başvuru yapamaz. Kural olarak mağdur sıfatının başvuru tarihinde ve inceleme sürecinde devam etmesi gerekir.

Yabancılar da ortak koruma alanındaki hakları bakımından başvuru yapabilir. Ancak yalnızca Türk vatandaşlarına tanınmış haklar için yabancılar bireysel başvuruda bulunamaz.

Özel hukuk tüzel kişileri

Şirketler, dernekler, vakıflar ve diğer özel hukuk tüzel kişileri, yalnızca tüzel kişiliğe ait hakların ihlal edildiği iddiasıyla başvuru yapabilir. Örneğin bir şirket; mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı veya haberleşmenin gizliliği gibi kendi hukuki alanını etkileyen ihlalleri ileri sürebilir.

Tüzel kişi ortakları veya yöneticileri, sırf şirkete ait bir hakkın ihlal edildiği gerekçesiyle kendi adlarına başvuru yapamaz. Başvurucunun kim olacağı, ihlalden doğrudan etkilenen hak sahibine göre belirlenmelidir.

Kamu tüzel kişileri

Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru yapamaz. Belediyeler, kamu kurumları ve kamu kurumu niteliğindeki tüzel kişilerin bu yola başvurması mümkün değildir.

Hangi Hakların İhlali İleri Sürülebilir?

Bireysel başvuruda en sık ileri sürülen hak ve güvenceler şunlardır:

  • Yaşam hakkı,
  • İşkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı,
  • Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı,
  • Adil yargılanma hakkı,
  • Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi,
  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı,
  • Konut dokunulmazlığı,
  • Haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği,
  • Din ve vicdan özgürlüğü,
  • Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü,
  • Basın özgürlüğü,
  • Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı,
  • Örgütlenme özgürlüğü,
  • Mülkiyet hakkı,
  • Eğitim hakkı,
  • Serbest seçim hakkı,
  • Etkili başvuru hakkı,
  • Eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı.

Bu hakların adı başvuru formunda yazılmış olsa bile ihlal iddiasının somut olayla bağlantısı açıklanmamışsa başvuru kabul edilebilir bulunmaz. “Adil yargılanma hakkım ihlal edildi” şeklindeki soyut bir cümle yeterli değildir. Hangi işlem veya kararın, hangi anayasal güvenceyi, ne şekilde ihlal ettiği ayrı ayrı gösterilmelidir.

Anayasa Mahkemesi Kanun Yolu Denetimi Yapar mı?

Anayasa Mahkemesi bir temyiz mahkemesi değildir. Delillerin yeniden değerlendirilmesi, maddi olayın baştan kurulması veya derece mahkemesinin uyguladığı kanun hükmünün her yönüyle denetlenmesi bireysel başvurunun amacı değildir.

Bununla birlikte “kanun yolu şikâyeti” nitelemesi, anayasal denetimin tamamen dışlandığı anlamına gelmez. Derece mahkemesi kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunması, esaslı bir iddianın karşılanmaması, yargılamanın bütünü itibarıyla hakkaniyetin zedelenmesi ya da temel haklar arasındaki dengenin anayasal ölçütlere aykırı kurulması hâlinde Anayasa Mahkemesi inceleme yapabilir.

Uygulamada temel ayrım şudur: Başvurucu yalnızca kararın yanlış olduğunu mu ileri sürmektedir, yoksa kararın ortaya çıkış biçiminin veya gerekçesinin belirli bir anayasal güvenceyi ihlal ettiğini mi göstermektedir? Başvurunun kaderini çoğu zaman bu ayrım belirler.

Bireysel Başvurunun Kabul Edilebilirlik Şartları

Anayasa Mahkemesi, başvurunun esasına geçmeden önce kabul edilebilirlik şartlarını inceler. Uygulamada başvuruların önemli bir bölümü hak ihlali bulunmadığı için değil, kabul edilebilirlik koşulları yerine getirilmediği için sonuçsuz kalmaktadır.

Kamu gücü müdahalesi bulunmalıdır

İhlalin bir kamu gücü işlemi, eylemi veya ihmaliyle bağlantılı olması gerekir. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar doğrudan Anayasa Mahkemesine taşınamaz. Bununla birlikte devletin özel kişiler arasındaki ilişkilerde temel hakkı koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği ileri sürülebilir. Böyle bir başvuruda devletin pozitif yükümlülüğünün kapsamı ve olağan makamların gerekli korumayı sağlayıp sağlamadığı açıklanmalıdır.

Güncel, kişisel ve doğrudan mağduriyet bulunmalıdır

Başvurucu, ihlalden bizzat etkilenmiş olmalıdır. Varsayımsal, gelecekte doğması muhtemel veya yalnızca kamu yararına dayanan şikâyetler kural olarak incelenmez. Başvurucunun mağduriyetini gideren yeterli ve uygun bir telafi sağlanmışsa mağdur sıfatının devam edip etmediği ayrıca değerlendirilir.

Ortak koruma alanındaki bir hak ileri sürülmelidir

Anayasa'da yer almakla birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına girmeyen haklar, tek başına bireysel başvuru konusu yapılamaz. Başvuru hazırlanırken hakkın yalnızca madde numarası değil, somut olaydaki anayasal güvencesi de belirlenmelidir.

Etkili başvuru yolları tüketilmelidir

Bireysel başvuru ikincil niteliktedir. İhlal iddiasının öncelikle idari ve yargısal merciler önünde ileri sürülmesi, mevcut ve etkili olağan başvuru yollarının usulüne uygun biçimde tüketilmesi gerekir.

Bu koşul yalnızca istinaf veya temyiz dilekçesi verilmesi anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi önünde ileri sürülecek temel hak şikâyeti, özü itibarıyla derece mahkemelerine de sunulmalıdır. İlgili itirazın ilk kez bireysel başvuru formunda ileri sürülmesi, başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna yol açabilir.

Etkisiz, yalnızca teorik veya başvurucuya makul bir başarı imkânı sunmayan yolların tüketilmesi zorunlu değildir. Ancak bir yolun etkisiz olduğu yönündeki kanaat varsayıma dayandırılamaz. Bu iddia, mevzuat ve yerleşik uygulama ışığında somutlaştırılmalıdır.

Başvuru 30 günlük sürede yapılmalıdır

Başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılmalıdır.

Sürenin başlangıcında yalnızca kararın resmî tebliğ tarihi esas alınmaz. Başvurucunun veya vekilinin kararı daha önce fiilen öğrendiği UYAP evrak görüntüleme kaydı, dosya inceleme tutanağı, duruşma beyanı veya başka bir belgeyle belirlenebiliyorsa 30 günlük süre bu tarihten başlayabilir.

Bu nedenle “karar henüz tebliğ edilmedi” düşüncesiyle beklemek ciddi hak kaybı doğurabilir. Özellikle ceza yargılamalarında Yargıtay veya bölge adliye mahkemesi kararının UYAP üzerinden açıldığı tarih dikkatle kontrol edilmelidir.

İddialar açıkça temellendirilmelidir

Başvurucu, olayları kronolojik sırayla açıklamalı; her bir ihlal iddiasını ilgili anayasal hakla ilişkilendirmeli; müdahalenin kanuni dayanağı, meşru amacı, gerekliliği ve ölçülülüğü yönünden neden hukuka aykırı olduğunu ortaya koymalıdır.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun hukuki nitelendirmesiyle mutlak biçimde bağlı değildir. Buna karşılık Mahkeme, başvurucunun yerine geçerek dosyadan yeni ihlal iddiaları üretmez. Olayların, şikâyetlerin ve dayanak belgelerin başvurucu tarafından yeterli açıklıkta sunulması gerekir.

Başvuru anayasal ve kişisel önem taşımalıdır

6216 sayılı Kanun uyarınca Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsam ve sınırlarının belirlenmesi bakımından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular kabul edilemez bulunabilir. Ayrıca açıkça dayanaktan yoksun başvurular da esasa girilmeden reddedilir.

Bu ölçüt, küçük miktarlı her uyuşmazlığın otomatik olarak reddedileceği anlamına gelmez. İhlalin niteliği, başvurucunun maruz kaldığı sonuç ve anayasal ilkenin önemi birlikte değerlendirilir.

Başvuru hakkı kötüye kullanılmamalıdır

Yanıltıcı bilgi verilmesi, önemli bir olgunun gizlenmesi, aynı konuda mükerrer ve dürüstlük kuralına aykırı başvuru yapılması veya başvuru hakkının amacı dışında kullanılması yaptırıma yol açabilir. Başvurucu ve vekili, dosyanın geçmişini ve daha önce yapılmış başvuruları eksiksiz açıklamalıdır.

Olağan Başvuru Yollarının Tüketilmesi Nasıl Değerlendirilir?

Hukuk yargılamalarında

İlk derece kararına karşı açık olan istinaf ve gerektiğinde temyiz yolları kullanılmalıdır. İhlal iddiası; yargılama sırasında, istinaf dilekçesinde ve temyiz mümkünse temyiz dilekçesinde özü itibarıyla ileri sürülmelidir.

Örneğin gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği, hukuki dinlenilme hakkı veya mahkemeye erişim hakkına ilişkin bir sorun varsa bu husus yalnızca bireysel başvuruya bırakılmamalıdır. Usule ilişkin itirazların zamanında yapılmaması, hem olağan yargılamada hem bireysel başvuruda aleyhe sonuç doğurabilir.

Ceza yargılamalarında

Mahkûmiyet hükmüne ilişkin şikâyetlerde istinaf ve temyiz yolları tüketilmelidir. Tutuklama, yakalama, arama, elkoyma veya iletişimin denetlenmesi gibi koruma tedbirlerinde ise her tedbirin kendi itiraz ve tazminat sistemi ayrıca değerlendirilir.

Tutukluluğun hukuka aykırılığına ilişkin bireysel başvuru ile mahkûmiyet hükmünün adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiası aynı süre ve tüketim kurallarına tabi olmayabilir. Başvurunun konusu doğru ayrıştırılmalıdır.

İdari yargıda

İdari başvuru, iptal davası, tam yargı davası, istinaf ve temyiz yollarından hangilerinin etkili ve gerekli olduğu somut işleme göre belirlenir. Düzenleyici idari işleme karşı soyut biçimde doğrudan bireysel başvuru yapılamaz. Düzenleyici işlemin başvurucu hakkında uygulanması ve kişisel bir ihlal doğurması hâlinde, etkili idari ve yargısal yollar tüketildikten sonra başvuru gündeme gelebilir.

Uzun yargılama şikâyetlerinde Tazminat Komisyonu

Ceza soruşturması veya kovuşturması ile özel hukuk ve idari yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiaları bakımından 6384 sayılı Kanun kapsamındaki Tazminat Komisyonu yolu dikkate alınmalıdır. 2024 yılında yapılan düzenlemeler sonrasında bu yol kalıcı bir iç hukuk mekanizması hâline gelmiştir.

Makul sürede yargılanma hakkı şikâyetiyle doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulması, Tazminat Komisyonu ve devamındaki yargısal denetim yolu tüketilmemişse kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanabilir. Başvurunun yapıldığı tarihteki güncel görev ve usul kuralları ayrıca kontrol edilmelidir.

Yargıtay, Danıştay, Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemesi Kararlarının Rolü

Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine Anayasa Mahkemesi karar verir. Yargıtay, Danıştay, bölge adliye mahkemesi ve bölge idare mahkemesi kararları ise iki nedenle önem taşır:

Birincisi, bu merciler somut uyuşmazlıkta tüketilmesi gereken olağan kanun yolu olabilir. İkincisi, temel hak ihlalinin kaynağı veya ihlali giderme imkânına sahip son yargı mercii olabilir.

Bu nedenle başvuruda ilgisiz Yargıtay veya Danıştay kararlarının sıralanması doğru değildir. Somut dosyada hangi kanun yolunun açık olduğu, kararın kesin olup olmadığı, başvurucunun hangi iddiaları hangi mercide ileri sürdüğü ve nihai kararın ne zaman öğrenildiği ayrı ayrı belirlenmelidir.

Bireysel Başvuru Süresi Nasıl Hesaplanır?

Genel kural: 30 gün

Başvuru süresi 30 gündür. Süre, son etkili başvuru yoluna ilişkin nihai kararın başvurucu veya vekili tarafından öğrenildiği tarihin ertesi günü işlemeye başlar. Sürenin son günü resmî tatile rastlarsa takip eden ilk iş gününde sona erer.

Başvurunun yetkili mahkemeye, Anayasa Mahkemesine, yurt dışı temsilciliğine veya UYAP üzerinden usulüne uygun biçimde gönderildiği tarih başvuru tarihi sayılır.

Tebliğ ile fiilî öğrenme arasındaki fark

Kararın tebliğ edilmesi öğrenmenin en açık yollarından biridir; fakat tek yol değildir. Başvurucu veya vekil kararı UYAP'ta açmış, dosyada incelemiş, başka bir dilekçede karardan söz etmiş veya kararın içeriğini bildiğini gösteren bir işlem yapmışsa süre daha erken başlayabilir.

Anayasa Mahkemesi uygulamasında, UYAP evrak işlem kütüğündeki açma ve okuma kayıtları öğrenme tarihinin tespitinde kullanılmaktadır. Bu nedenle dosya ekranına girilen tarih ile belgenin ilk kez görüntülendiği tarih kayıt altına alınmalıdır.

Mazeret nedeniyle sürenin kaçırılması

Haklı bir mazereti nedeniyle süresinde başvuramayan kişi, mazeretin ortadan kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde başvuru yapabilir. Başvuru formuna, sürenin kaçırılmasına neden olan mazereti ve mazeretin sona erdiği tarihi kanıtlayan belgeler eklenmelidir.

Ağır hastalık, doğal afet veya başvurucunun iradesi dışında gelişen benzeri engeller mazeret olarak ileri sürülebilir. Her mazeret otomatik olarak kabul edilmez; engelin başvuru yapmayı fiilen imkânsız kıldığı somut biçimde gösterilmelidir.

Görevli ve Yetkili Merci

Bireysel başvuruyu incelemek ve karara bağlamakla görevli tek merci Anayasa Mahkemesidir. Başvurunun bir adliye, ceza infaz kurumu veya yurt dışı temsilciliği aracılığıyla gönderilmesi, bu mercilere inceleme yetkisi vermez; bunlar başvuru evrakını Anayasa Mahkemesine ileten başvuru kanallarıdır.

Bireysel başvuru bakımından coğrafi yetki ayrımı bulunmaz. Başvurucunun Türkiye'nin hangi ilinde bulunduğu veya uyuşmazlığın hangi yerde görüldüğü sonucu değiştirmez. Buna karşılık bireysel başvurudan önce tüketilmesi gereken dava, itiraz veya kanun yolu bakımından görev ve yetki, ilgili usul kanununa göre ayrıca belirlenir. Yanlış mercie başvuru, olağan yolun süresinde tüketilmemesine ve dolayısıyla bireysel başvurunun kabul edilemez bulunmasına neden olabilir.

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Nasıl Yapılır?

Başvuru formu

Bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesinin resmî başvuru formu kullanılarak yapılır. Formda en az şu bilgiler bulunmalıdır:

  • Başvurucunun kimlik ve iletişim bilgileri,
  • Varsa kanuni temsilci veya vekil bilgileri,
  • Kamu gücü işlemi, eylemi veya ihmalinin kronolojik özeti,
  • Olağan başvuru yolları ve bunların sonuçlanma tarihleri,
  • Nihai kararın tebliğ veya öğrenilme tarihi,
  • İhlal edildiği ileri sürülen her hak ve ihlalin gerekçesi,
  • Başvurucunun uğradığı zarar,
  • Talep edilen giderim,
  • Varsa tedbir talebi ve dayanakları,
  • Başvurucunun veya yetkili temsilcisinin imzası.

Başvuru formu, dava dilekçesinin veya istinaf dilekçesinin aynen tekrarı değildir. Uyuşmazlığın maddi hukuk yönü kadar, anayasal ihlalin nasıl meydana geldiği de açıklanmalıdır.

Zorunlu ekler

Somut olaya göre değişmekle birlikte başvuruya şu belgeler eklenmelidir:

  • Kimlik belgesi örneği,
  • Vekâletname veya temsil yetkisini gösteren belge,
  • Harç makbuzu veya adli yardım talebi,
  • Nihai karar ve önceki aşamalardaki ilgili kararlar,
  • Tebliğ veya öğrenme tarihini gösteren belge,
  • Başvuru yollarının tüketildiğini gösteren dilekçe ve kararlar,
  • İhlal iddiasını destekleyen tutanak, rapor, yazışma, görüntü veya diğer deliller,
  • Tazminat isteniyorsa zarar ve miktar hesabını destekleyen belgeler,
  • Mazeret ileri sürülüyorsa mazeret belgeleri.

Ekler numaralandırılmalı ve başvuru formundaki anlatımla eşleştirilmelidir. Çok sayıda ilgisiz belgenin dosyaya eklenmesi, başvuruyu güçlendirmez; aksine incelemeyi zorlaştırır.

Başvurunun yapılabileceği yerler

Başvuru şu yollardan biriyle yapılabilir:

  • Anayasa Mahkemesine doğrudan teslim,
  • Mahkemeler aracılığıyla gönderim,
  • Yurt dışındaki Türk dış temsilcilikleri aracılığıyla gönderim,
  • Tutuklu ve hükümlüler bakımından ceza infaz kurumu aracılığıyla gönderim,
  • Avukatlar bakımından UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik başvuru.

Anayasa Mahkemesi, 1 Ekim 2025 tarihinden itibaren avukatların UYAP Avukat Portalı üzerinden bireysel başvuru yapabilmesine imkân tanımıştır. Elektronik başvuruda form, ekler, vekâletname, harç ve elektronik imza işlemleri portalın teknik kurallarına uygun yürütülmelidir.

Adi posta, e-posta veya mevzuatta öngörülmeyen başka bir gönderim yöntemi yerine resmî başvuru yolları kullanılmalıdır.

Avukatla başvuru zorunlu mudur?

Hayır. Bireysel başvuru bizzat başvurucu, kanuni temsilcisi veya avukatı tarafından yapılabilir. Avukatla temsil zorunlu değildir.

Bununla birlikte bireysel başvurunun teknik kabul edilebilirlik şartları, süre hesabı, iç hukuk yollarının belirlenmesi ve anayasal temellendirme bakımından ciddi uzmanlık gerektirdiği göz ardı edilmemelidir.

Başvuru Harcı ve Adli Yardım

Bireysel başvuru harca tabidir. 2026 yılı için bireysel başvuru harcı 6.024,10 TL'dir. Harç tutarı yıllık olarak değiştiğinden ödeme öncesinde güncel tarife kontrol edilmelidir.

Maddi durumu harcı ve başvuru giderlerini karşılamaya elverişli olmayan kişiler adli yardım talebinde bulunabilir. Adli yardım talebi açıkça yazılmalı; gelir, mal varlığı, bakmakla yükümlü olunan kişiler ve ekonomik durum belgelerle gösterilmelidir. Ceza infaz kurumunda bulunmak, tek başına her başvuruda adli yardımın otomatik kabul edileceği anlamına gelmez.

Harç makbuzunun veya adli yardım talebinin başvuru dosyasında bulunmaması şekli eksiklik olarak değerlendirilebilir. Eksiklik bildirimi yapılmışsa verilen süre içinde tamamlanmalıdır.

Başvurudaki Şekli Eksiklikler Tamamlanabilir mi?

Başvuru formu veya eklerinde tamamlanabilir nitelikte bir eksiklik bulunursa Anayasa Mahkemesi eksikliğin giderilmesi için başvurucuya veya vekiline kural olarak 15 günü geçmeyen bir süre verebilir.

Bu imkân, 30 günlük başvuru süresinin geçirilebileceği anlamına gelmez. Süresinde yapılmamış bir başvuru, sonradan belge tamamlanarak süresinde hâle getirilemez. Aynı şekilde ihlal iddialarının özünü hiç açıklamayan bir başvurunun bütün eksiklikleri idari tamamlama yazısıyla giderilemeyebilir.

Bireysel Başvuru Yapılması Kararın İcrasını Durdurur mu?

Bireysel başvuru yapılması, kesinleşen mahkeme kararının veya idari işlemin icrasını kendiliğinden durdurmaz. Başvuru, yürütmenin durdurulması, ihtiyati tedbir, tutuklamaya itiraz veya infazın ertelenmesi yerine geçen genel bir koruma yolu değildir.

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 73. maddesi uyarınca başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunun anlaşılması hâlinde tedbir kararı verilebilir. Bu istisna dar uygulanır. Tedbir talebinin formda açıkça belirtilmesi, ciddi ve yakın tehlikenin somut belgelerle gösterilmesi gerekir.

Bireysel Başvuruda Tedbir Kararı

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun temel haklarına yönelik ciddi bir tehlikenin bulunduğu hâllerde, özellikle yaşamı veya maddi ve manevi bütünlüğü bakımından ağır ve telafisi imkânsız bir risk ortaya çıkmışsa tedbir kararı verebilir.

Tedbir, sıradan bir yürütmenin durdurulması veya ihtiyati tedbir mekanizması değildir. Başvurucu;

  • tehlikenin güncel olduğunu,
  • ağır ve geri döndürülemez sonuç doğuracağını,
  • olağan makamların koruma sağlayamadığını,
  • talep edilen önlemin neden zorunlu olduğunu

somut belge ve açıklamalarla göstermelidir.

Tedbir talebi başvuru formunda açıkça belirtilmelidir. Anayasa Mahkemesi gerekli görürse başvurucunun talebi olmadan da tedbir kararı verebilir. Güncel İçtüzük uyarınca tedbir kararı verilen başvurunun esası hakkında altı ay içinde karar verilmesi öngörülmektedir.

Anayasa Mahkemesinin İnceleme Usulü

Bireysel başvurular önce idari yönden incelenir. Şekli eksiklik bulunmayan veya eksikliği tamamlanan dosya, kabul edilebilirlik ve esas incelemesine alınır.

Anayasa Mahkemesi;

  • kamu kurumlarından bilgi ve belge isteyebilir,
  • başvurunun bir örneğini Adalet Bakanlığına göndererek görüş alabilir,
  • gerekli gördüğünde duruşma yapabilir,
  • birden fazla başvuruyu birleştirebilir,
  • açıkça dayanaktan yoksun veya kabul edilemez başvuruları esasa geçmeden sonuçlandırabilir.

İnceleme kural olarak dosya üzerinden yapılır. Bireysel başvuruda ayrıca tanık dinlenmesi veya delillerin baştan toplanması olağan bir yöntem değildir. Bu nedenle delillerin derece mahkemeleri önünde zamanında sunulması önem taşır.

Anayasa Mahkemesi Hangi Kararları Verebilir?

Kabul edilemezlik kararı

Başvuru yollarının tüketilmemesi, sürenin geçirilmesi, mağdur sıfatının bulunmaması, konu bakımından yetkisizlik, açık dayanaksızlık veya diğer kabul edilebilirlik şartlarının yerine getirilmemesi hâlinde kabul edilemezlik kararı verilir.

İhlal bulunmadığı kararı

Mahkeme müdahalenin kanuni dayanağını, meşru amacını, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu ve ölçülülüğünü değerlendirerek ihlal bulunmadığına karar verebilir.

İhlal kararı

İhlalin tespiti hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenler belirlenir. İhlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilebilir.

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına bağlı yeniden yargılama, klasik usul kanunlarındaki yargılamanın yenilenmesinden farklı, anayasal nitelikte özel bir giderim yoludur. İlgili mahkeme, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılama yapmak zorundadır.

Yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmadığı veya ihlalin bu yolla giderilemediği hâllerde tazminata hükmedilebilir. Tazminat talep ediliyorsa zarar kalemleri ve istenen miktar başvuru formunda açıklanmalı, mümkünse belgeyle desteklenmelidir.

Anayasa Mahkemesi yerindelik denetimi yapmaz; idari makam veya derece mahkemesi yerine geçerek yeni bir karar kurmaz. Giderim kararı, tespit edilen ihlalin kaynağına ve sonuçlarına göre belirlenir.

Güncel Anayasa Mahkemesi Uygulamasından Örnekler

Etkili başvuru yollarının tüketilmesi: M.Y. kararı

Anayasa Mahkemesi, M.Y. başvurusunda etkili olduğu değerlendirilen tazminat yoluna başvurulmadan yapılan bireysel başvuruyu, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Karar, başvurucunun bir hukuk yolunu sonuç vermeyeceği düşüncesiyle kendiliğinden devre dışı bırakamayacağını göstermektedir.

  • Karar: M.Y.
  • Başvuru No: 2014/7296
  • Karar tarihi: 29 Eylül 2016
  • İlke: Mevcut ve etkili bir giderim yolu tüketilmeden bireysel başvuru yapılamaz.

UYAP kaydının öğrenme tarihi sayılması: Hüseyin Aşkan kararı

Anayasa Mahkemesi, nihai kararın vekil tarafından UYAP üzerinden açıldığını gösteren kaydı öğrenme tarihi bakımından dikkate almıştır. Bu yaklaşım sonraki kararlarda da sürdürülmektedir.

  • Karar: Hüseyin Aşkan
  • Başvuru No: 2017/15649
  • Karar tarihi: 21 Temmuz 2020
  • İlke: Kararın UYAP üzerinden fiilen öğrenildiği tarih, 30 günlük sürenin başlangıcında esas alınabilir.

Anayasa Mahkemesinin 5 Kasım 2025 tarihli ve 2021/48255 başvuru numaralı kararında da öğrenme tarihinin somut kayıtlar üzerinden belirleneceği yaklaşımı teyit edilmiştir.

Makul sürede yargılanma ve Tazminat Komisyonu

Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonunun etkili başvuru yolu hâline gelmesinden sonra, bu yol tüketilmeden yapılan makul sürede yargılanma hakkı şikâyetlerini kabul edilemez bulmaktadır.

  • Karar: Ahmet Kartalkuş
  • Başvuru No: 2019/39635
  • Karar tarihi: 19 Mart 2024
  • İlke: Kanunla oluşturulan etkili tazminat yolu tüketilmeden doğrudan bireysel başvuru yapılamaz.

Mahkemenin 23 Aralık 2025 tarihli ve 2022/54605 başvuru numaralı kararında da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır.

İhlalin giderilmesi ve yeniden yargılama: Mehmet Doğan kararı

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Mehmet Doğan kararında ihlal kararının sonuçlarının nasıl giderileceğine ilişkin temel ilkeleri açıklamıştır.

  • Karar: Mehmet Doğan [Genel Kurul]
  • Başvuru No: 2014/8875
  • Karar tarihi: 7 Haziran 2018
  • İlke: Yeniden yargılama kararı verilmişse ilgili mahkeme, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak işlemleri yapmakla yükümlüdür.

Bu yaklaşım Aligül Alkaya ve diğerleri (2) ile Kadri Enis Berberoğlu (3) kararlarında geliştirilmiştir. Yeniden yargılamanın amacı, eski kararın biçimsel olarak tekrar edilmesi değil, Anayasa Mahkemesince belirlenen ihlalin sonuçlarının gerçek ve etkili biçimde giderilmesidir.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Bireysel başvurunun ikincil niteliği, öğretide çoğunlukla “dördüncü derece olmama” veya “süper temyiz mercii olmama” yaklaşımıyla açıklanmaktadır. Bu yaklaşım, Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerinin her maddi hukuk veya delil değerlendirmesi hatasını incelemeyeceğini ifade eder.

Bununla birlikte bu doktrin, derece mahkemelerinin açık keyfîlik içeren, temel bir usul güvencesini ortadan kaldıran veya anayasal hakkın özünü etkileyen kararlarının denetim dışında olduğu anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi, kanun yolu şikâyeti ile gerçek bir anayasal hak şikâyeti arasındaki ayrımı somut olayın niteliğine göre yapar.

Özgür Duman'ın “Dördüncü Derece Olmama Doktrini” başlıklı çalışması, kanun yolu denetimi ile anayasal denetim arasındaki sınırı ayrıntılı biçimde ele almaktadır. Necdet Umut Orcan'ın 2026 tarihli “Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda İkincillik İlkesi ve ‘Süper Temyiz’ Söylemi: Kavramsal Bir Eleştiri” başlıklı çalışması ise ikincillik ilkesinin aşırı geniş yorumlanmasının temel hak denetimini daraltabileceğine dikkat çekmektedir.

Uygulamadaki temel tartışma, bir iddianın yalnızca kararın sonucuna yönelik kanun yolu şikâyeti mi yoksa kararın oluşum sürecindeki anayasal bir güvenceye ilişkin gerçek bir ihlal iddiası mı olduğunun belirlenmesidir. Başvuru dilekçesinde bu ayrım açıkça kurulmalıdır.

Somut Olaylarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

İhlal iddiası olağan yargılama sırasında kayda geçirilmelidir

Duruşmada sözlü olarak ileri sürülen önemli bir itirazın tutanağa geçirilmesi istenmeli; yazılı dilekçe verilmişse dosyaya işlendiği kontrol edilmelidir. Sonradan bireysel başvuru yapılması ihtimali, ihlalin olağan merciler önünde hiç ileri sürülmemesini telafi etmez.

Nihai karar ve öğrenme tarihi birlikte belgelenmelidir

Kararın tebliğ mazbatası, UYAP açma kaydı, dosya inceleme tutanağı ve vekile yapılan bildirimler saklanmalıdır. Aynı dosyada birden fazla nihai karar bulunuyorsa hangi şikâyet bakımından hangi kararın son etkili yol olduğu ayrı ayrı belirlenmelidir.

Her ihlal iddiası ayrı başlık altında kurulmalıdır

Adil yargılanma, mülkiyet, özel hayat veya ifade özgürlüğü şikâyetleri tek paragrafta birbirine karıştırılmamalıdır. Her hak bakımından müdahalenin kaynağı, derece mahkemelerinin yaklaşımı, anayasal sorun ve talep edilen giderim açıklanmalıdır.

Tazminat talebi somutlaştırılmalıdır

Maddi tazminat isteniyorsa zarar ile ihlal arasındaki illiyet bağı ve hesap yöntemi gösterilmelidir. Manevi tazminat talebinde ihlalin başvurucu üzerindeki etkisi açıklanmalıdır. Sadece yüksek bir rakam yazılması, tazminat talebini yeterli hâle getirmez.

Tedbir talebi esas başvurudan ayrı bir ciddiyetle hazırlanmalıdır

Tedbir isteniyorsa yakın ve ağır tehlike, güncel sağlık raporu, sınır dışı tarihi, cezaevi koşulları, koruma talebine verilen cevap veya benzeri belgelerle desteklenmelidir. Soyut risk anlatımı tedbir için yeterli değildir.

İspat, Delil ve Usul Sorunları

Bireysel başvuruda iddiaları temellendirme yükü başvurucuya aittir. Başvurucu, devletin erişimindeki bir belgeyi sunamıyorsa belgenin hangi kurumda bulunduğunu ve neden elde edilemediğini açıklamalıdır.

Delil olarak şu belgeler kullanılabilir:

  • Mahkeme kararları ve duruşma tutanakları,
  • İdari işlem ve tebligatlar,
  • UYAP evrak işlem kayıtları,
  • Sağlık raporları ve adli raporlar,
  • Kamera kaydı, fotoğraf ve ses kayıtları,
  • Ceza infaz kurumu kayıtları,
  • Kolluk tutanakları,
  • Yazışmalar ve elektronik ileti kayıtları,
  • Bilirkişi raporları,
  • Mülkiyet ve ödeme belgeleri,
  • İhlalin sonuçlarını gösteren diğer belgeler.

Delilin hukuka uygun elde edilmiş olması ve somut iddiayla ilgisinin açıklanması gerekir. Anayasa Mahkemesine yüzlerce sayfalık dosyanın hiçbir açıklama yapılmadan sunulması, iddianın temellendirildiği anlamına gelmez.

Sık Yapılan Hatalar

  1. Anayasa Mahkemesini yeni bir temyiz mercii gibi kullanmak: Derece mahkemesinin maddi hukuk yorumuna katılmamak tek başına ihlal oluşturmaz.
  2. 30 günlük süreyi yalnızca tebliğ tarihine göre hesaplamak: UYAP'taki fiilî öğrenme kaydı daha erken bir başlangıç oluşturabilir.
  3. İhlal iddiasını olağan merciler önünde ileri sürmemek: Şikâyetin özü derece mahkemelerine taşınmamışsa tüketim şartı sağlanmayabilir.
  4. Etkili başvuru yolunu sonuç vermeyeceği düşüncesiyle kullanmamak: Yolun etkisizliği varsayımla değil, somut hukuk ve uygulamayla gösterilmelidir.
  5. Resmî formu eksik doldurmak: Olay, hak, gerekçe, öğrenme tarihi ve talep bölümleri açık olmalıdır.
  6. Ekleri numaralandırmamak veya ilgisiz belge yığmak: Her belge, formdaki belirli bir iddiayla ilişkilendirilmelidir.
  7. Tazminat talebini ve zarar hesabını açıklamamak: İhlal tespiti ile tazminat birbirinden farklı giderim biçimleridir.
  8. Makul süre şikâyetinde Tazminat Komisyonu yolunu atlamak: Güncel iç hukuk yolu tüketilmeden doğrudan başvuru kabul edilemez bulunabilir.
  9. Tedbir talebini sıradan bir dava tedbiri gibi kurmak: Anayasa Mahkemesi tedbiri, ağır ve telafisi imkânsız riskler için istisnai olarak uygulanır.
  10. Avukatla başvurunun zorunlu olduğunu sanmak: Avukat zorunlu değildir; ancak usul hataları başvurunun esasına girilmeden reddine yol açabilir.

Sık Sorulan Sorular

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresi kaç gündür?

Genel süre 30 gündür. Süre, son etkili başvuru yolunun sonucunun öğrenildiği tarihten; başvuru yolu yoksa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanır.

Karar tebliğ edilmeden süre başlayabilir mi?

Evet. Başvurucu veya vekil kararı UYAP üzerinden açmış, dosyada incelemiş veya kararın içeriğini bildiğini gösteren başka bir işlem yapmışsa fiilî öğrenme tarihi esas alınabilir.

Bireysel başvuru için avukat zorunlu mudur?

Hayır. Başvurucu bizzat, kanuni temsilcisi veya avukatı aracılığıyla başvuru yapabilir.

Başvuru internet üzerinden yapılabilir mi?

Avukatlar 1 Ekim 2025 tarihinden itibaren UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik bireysel başvuru yapabilmektedir. Diğer resmî başvuru yolları da yürürlüktedir.

2026 yılı bireysel başvuru harcı ne kadardır?

2026 yılı harcı 6.024,10 TL'dir. Harç her yıl değiştiği için başvuru tarihinde güncel tutar kontrol edilmelidir.

Harcı ödeyemeyen kişi başvuru yapabilir mi?

Maddi durumu yetersiz olan kişi, ekonomik durumunu gösteren belgelerle adli yardım talep edebilir. Talep otomatik kabul edilmez; somut belgelerle değerlendirilir.

Anayasa Mahkemesi mahkeme kararını bozar mı?

Anayasa Mahkemesi klasik anlamda istinaf veya temyiz gibi bozma kararı vermez. İhlali ve giderim yolunu belirler. İhlal mahkeme kararından kaynaklanıyorsa yeniden yargılama yapılmasına karar verebilir.

Bireysel başvuru icrayı veya kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurur mu?

Hayır. Başvuru yapılması tek başına kararın uygulanmasını durdurmaz. Ağır ve telafisi imkânsız bir risk bulunuyorsa ayrıca tedbir talep edilmelidir; tedbir istisnai niteliktedir.

Kamu tüzel kişileri başvuru yapabilir mi?

Hayır. Özel hukuk tüzel kişileri ise yalnızca tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği iddiasıyla başvuru yapabilir.

Anayasa Mahkemesine başvurmadan AİHM'e gidilebilir mi?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kapsamına giren şikâyetler bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından kural olarak tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edilmektedir. Ancak AİHM başvurusunun süre, konu, mağdur sıfatı ve diğer kabul edilebilirlik şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Şekli eksiklik varsa başvuru hemen reddedilir mi?

Tamamlanabilir bir şekli eksiklik için başvurucuya 15 günü geçmeyen bir tamamlama süresi verilebilir. Buna karşılık başvuru süresinin kaçırılması veya iddianın hiç temellendirilmemesi her zaman düzeltilebilir nitelikte değildir.

Karar düzeltme veya kanun yararına bozma başvurusu süreyi uzatır mı?

Kural olarak etkili olmayan olağanüstü kanun yolları bireysel başvuru süresini uzatmaz ve yeniden başlatmaz. Somut olayda başvurulan yolun etkili ve tüketilmesi zorunlu olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Anayasa Mahkemesi tazminata karar verebilir mi?

Evet. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yeterli değilse veya yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmuyorsa somut olayın şartlarına göre maddi veya manevi tazminata hükmedilebilir. Maddi tazminat talebinin belge ve illiyet bağıyla desteklenmesi gerekir.

Her kesinleşmiş mahkeme kararı için bireysel başvuru yapılabilir mi?

Hayır. Kesinleşme tek başına yeterli değildir. Ortak koruma alanında bulunan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği, başvurucunun bundan güncel ve kişisel olarak doğrudan etkilendiği ve diğer kabul edilebilirlik şartlarının yerine getirildiği gösterilmelidir.

Hukuki Değerlendirme

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda başarının önündeki en büyük engel, çoğu zaman ihlalin bulunmaması değil; başvurunun yanlış zamanda, yanlış hukuki çerçevede veya eksik belgelerle yapılmasıdır. Bireysel başvuru dilekçesi, derece mahkemesi kararına yöneltilmiş genel bir itiraz metni olmamalıdır. Başvurunun konusu, ihlal edilen anayasal güvence, olağan mercilerin bu güvenceyi neden koruyamadığı ve hangi giderimin gerekli olduğu açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Süre hesabı, özellikle UYAP üzerinden öğrenme tarihleri nedeniyle teknik bir değerlendirme gerektirir. Başvuru yollarının tüketilmesi de yalnızca kararların kesinleşmesine indirgenemez. Temel hak iddiasının olağan yargılama sırasında özü itibarıyla ileri sürülmesi ve somut uyuşmazlığa göre etkili olan özel giderim yollarının kullanılması gerekir.

Bireysel başvuru, her hukuka aykırılığı düzelten sınırsız bir denetim yolu değildir. Buna karşılık kamu gücünün açık keyfîliği, temel usul güvencelerinin yok sayılması veya ölçüsüz müdahale nedeniyle doğan gerçek anayasal ihlaller bakımından etkili bir giderim mekanizmasıdır. Başvurunun hukuki değeri, olayın gereksiz ayrıntılarla uzatılmasından değil; doğru hakkın, doğru süre ve doğru delille ortaya konulmasından doğar.

Günser + Partners ile İletişim

Anayasa Mahkemesine bireysel başvurularda 30 günlük sürenin kaçırılması, etkili bir başvuru yolunun tüketilmemesi, ihlal iddiasının olağan yargılama sırasında ileri sürülmemesi veya eklerin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına yol açabilir. Başvurunun hangi nihai işleme karşı yapılacağı, sürenin hangi tarihte başladığı ve ileri sürülebilecek anayasal güvenceler somut dosyaya göre değerlendirilmelidir.

Somut olayınızın güncel mevzuat, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve ilgili yargılama dosyası çerçevesinde incelenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Doğrulanan Hukuki Kaynaklar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 148.
  • 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 45-51.
  • Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü, m. 59-84; 5 Ağustos 2025 tarihli değişiklikler dâhil.
  • 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun.
  • 2026 yılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 98).
  • Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru resmî bilgi ve sık sorulan sorular sayfaları.
  • Anayasa Mahkemesi, UYAP Avukat Portalı üzerinden bireysel başvuru duyurusu, 1 Ekim 2025.
  • AYM, M.Y., B. No: 2014/7296, 29.09.2016.
  • AYM, Hüseyin Aşkan, B. No: 2017/15649, 21.07.2020.
  • AYM, B. No: 2021/48255, 05.11.2025.
  • AYM, Ahmet Kartalkuş, B. No: 2019/39635, 19.03.2024.
  • AYM, B. No: 2022/54605, 23.12.2025.
  • AYM, Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 07.06.2018.
  • AYM, Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 07.11.2019.
  • AYM, Kadri Enis Berberoğlu (3), B. No: 2020/32949, 21.01.2021.
  • Özgür Duman, “Dördüncü Derece Olmama Doktrini”, Anayasa Yargısı, C. 39, S. 1, 2022.
  • Necdet Umut Orcan, “Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda İkincillik İlkesi ve ‘Süper Temyiz’ Söylemi: Kavramsal Bir Eleştiri”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 23, S. 2, 2026, s. 861-905.
  • AYM, Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26.03.2013.
  • AYM, Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 09.01.2014.
  • AYM, Ramazan Özlü, B. No: 2013/4187, 30.06.2014.
  • AYM, Ümran Özkan, B. No: 2019/13338, 08.03.2023.
  • AYM, Vildan Eraslanoğlu, B. No: 2022/29916, 17.02.2026.
  • Servet Alyanak, “AYM’ye Yapılan Bireysel Başvuruda İhlalin Varlığıyla Kabul Edilebilirlik Arasında Gri Alan Olarak ‘Açıkça Dayanaktan Yoksunluk’ Kriterinin AİHM İçtihadı Çerçevesinde Analizi”, Ankara Barosu Dergisi, C. 82, S. 1, 2024.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.