İçeriğe geç

AİHM ve Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru · · ≈13 dk okuma

AİHM ve AYM Kararları Sonrası Yeniden Yargılama

AİHM ve AYM ihlal kararlarından sonra yeniden yargılama şartları, süreler, görevli mahkeme, infazın durdurulması ve başvuru usulü.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi veya Anayasa Mahkemesi tarafından hak ihlali kararı verilmesi, kesinleşmiş bir mahkeme hükmünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılması, tazminata hükmedilmesi veya başka bir giderim yoluna başvurulması gerekebilir. Özellikle ceza mahkûmiyetlerinde yeniden yargılama talebi; hükmün infazı, tahliye, delillerin yeniden değerlendirilmesi ve kesin hükmün hukuki varlığı bakımından ciddi sonuçlar doğurur.

Bu alandaki temel sorun, AİHM kararına dayalı yargılamanın yenilenmesi ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucunda verdiği yeniden yargılama kararının aynı hukuki kurum zannedilmesidir. Oysa başvuru şartları, süreler ve derece mahkemesinin yetkisi bakımından iki mekanizma birbirinden ayrılır.

AİHM Kararı ile AYM Kararına Dayalı Yeniden Yargılama Arasındaki Fark

AİHM kararına dayanılarak yapılan başvuru, uyuşmazlığın türüne göre Ceza Muhakemesi Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenen olağanüstü kanun yoluna dayanır. İlgili kişi veya müdafiinin süresi içinde talepte bulunması gerekir. Mahkeme önce talebin kanunda belirtilen şartları taşıyıp taşımadığını inceler.

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucunda verdiği yeniden yargılama kararı ise 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesine dayanır. Bu yol, CMK, HMK veya İYUK’ta düzenlenen klasik yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden farklı, ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik özel bir giderim mekanizmasıdır. AYM kararının ilgili mahkemeye ulaşması üzerine mahkemenin yeniden yargılamayı başlatması için ayrıca kabul edilebilirlik incelemesi yapması veya başvurucunun yeni bir dava açması gerekmez.

AİHM Kararı Sonrasında Ceza Yargılamasının Yenilenmesi

CMK 311/1-f Hükmü

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre kesinleşmiş bir ceza hükmü;

  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin veya ek protokollerinin ihlal edilmesi suretiyle verilmişse,
  • Hükmün tespit edilen aykırılığa dayandığı AİHM’in kesinleşmiş kararıyla belirlenmişse,
  • AİHM başvurusu dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararıyla sonuçlanmışsa,

hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi istenebilir.

Bu başvurunun, AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde yapılması gerekir. Dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon sonucunda verilen düşme kararları da 31 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle madde kapsamına alınmıştır.

Her AİHM İhlal Kararı Yeniden Yargılama Nedeni midir?

AİHM’in ihlal kararı vermesi, her durumda ulusal mahkemenin hükmü kaldırmasını veya beraat kararı vermesini gerektirmez. Yeniden yargılamanın gerekli olup olmadığı değerlendirilirken;

  • İhlalin mahkûmiyet hükmüyle bağlantısı,
  • İhlalin yeniden yargılama dışında giderilip giderilemeyeceği,
  • AİHM kararının gerekçesi,
  • Tespit edilen usul eksikliğinin hükmün oluşumuna etkisi,
  • Başvurucunun ihlal nedeniyle devam eden ağır sonuçlara maruz kalıp kalmadığı

incelenir.

AİHM de ihlal kararlarının icrasında yeniden yargılamanın bazı dosyalarda en uygun giderim yolu olabileceğini kabul etmekle birlikte, her ihlal kararının otomatik olarak yeniden yargılama sonucunu doğurmadığını belirtmektedir. Somut giderim yöntemi, ihlalin niteliğine ve ulusal hukukta mevcut araçlara göre belirlenir.

AYM İhlal Kararı Sonrasında Yeniden Yargılama

6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneği ilgili mahkemeye gönderilir.

Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan durumlarda AYM;

  • Başvurucu lehine tazminata hükmedebilir,
  • Zararın giderilmesi amacıyla genel mahkemelerde dava açılması yolunu gösterebilir.

AYM’nin yeniden yargılama kararı vermesi hâlinde derece mahkemesinin görevi, eski kararın doğru olup olmadığını yeniden tartışmakla sınırlı değildir. Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin tespit ettiği ihlali ve ihlalin sonuçlarını gerçekten ortadan kaldıracak işlemleri yapmak ve yeni bir karar vermek zorundadır.

Derece Mahkemesinin Takdir Yetkisi Var mıdır?

AYM kararında yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmişse derece mahkemesi;

  • Yeniden yargılamaya gerek bulunmadığına,
  • Eski kararın zaten doğru olduğuna,
  • AYM’nin ihlal değerlendirmesine katılmadığına

dayanarak yeniden yargılama yapılmasını reddedemez.

Mahkemenin, AYM kararının gereğini yerine getirip getirmeme konusunda takdir yetkisi bulunmaz. Takdir yetkisi, ihlalin nasıl giderileceği ve somut dosyada hangi usul işlemlerinin yapılacağı noktasında söz konusu olabilir. Ancak seçilen yöntemin ihlali ve devam eden sonuçlarını etkili biçimde ortadan kaldırması gerekir.

AYM kararının şeklen uygulanması, eski gerekçenin aynen tekrar edilmesi veya ihlalin sonuçları giderilmeden önceki hükümde ısrar edilmesi, yeni ya da devam eden bir hak ihlaline yol açabilir.

Başvurucunun Ayrıca Dilekçe Vermesi Gerekir mi?

AYM tarafından yeniden yargılama kararı verildiğinde ilgili mahkemenin, karar kendisine ulaştıktan sonra yeniden yargılama işlemlerini kendiliğinden başlatması gerekir. Başvurucunun ayrıca CMK 311 veya diğer muhakeme kanunları kapsamında yeni bir yargılamanın yenilenmesi talebi sunması zorunlu değildir.

Bununla birlikte uygulamada dosyanın takibi, AYM kararının mahkemeye ulaşıp ulaşmadığının kontrol edilmesi, devam eden ihlal sonuçlarının açıklanması ve gerekli tedbirlerin açıkça talep edilmesi önem taşır. Bu nedenle başvurucu veya avukatının gerekçeli bir dilekçeyle dosyaya beyanda bulunması çoğu durumda yararlıdır.

AYM Kararı Yeniden Yargılama Sonucunu Belirler mi?

AYM’nin yeniden yargılama kararı vermesi;

  • Sanığın mutlaka beraat edeceği,
  • Davanın mutlaka kabul veya reddedileceği,
  • Tutuklu veya hükümlü kişinin kendiliğinden tahliye edileceği,
  • Önceki hükmün bütün sonuçlarının otomatik olarak ortadan kalkacağı

anlamına gelmez.

AYM, kural olarak uyuşmazlığın esasını derece mahkemesi yerine çözmez. İhlalin kaynağını ve giderilmesi için yapılması gereken temel işlemleri gösterir. Derece mahkemesi, ihlal ortadan kaldırıldıktan sonra delilleri ve uygulanacak hukuk kurallarını yeniden değerlendirerek yeni bir karar verir.

Yeni karar önceki hükümle aynı sonuca ulaşabilir. Ancak bunun için ihlalin gerçekten giderilmiş, gerekli usul işlemlerinin yapılmış ve sonucun hukuken yeterli yeni bir gerekçeyle açıklanmış olması gerekir. AYM kararını etkisiz bırakacak biçimde eski hükmün aynen tekrar edilmesi mümkün değildir.

Ceza Hükmünün İnfazı Kendiliğinden Durur mu?

CMK’nın 312. maddesine göre yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulması, hükmün infazını kendiliğinden ertelemez. Mahkeme, olayın özelliklerine göre infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.

Bu nedenle yeniden yargılama talebinde bulunan hükümlünün;

  • İnfazın devam edip etmediğini,
  • Ceza infaz kurumunda bulunup bulunmadığını,
  • Tespit edilen ihlalin mahkûmiyete etkisini,
  • İnfazın sürmesi hâlinde ortaya çıkacak sonuçları,
  • AİHM veya AYM kararındaki giderim gerekçesini

açıklayarak infazın durdurulmasını ayrıca talep etmesi gerekir.

İnfazın durdurulması ile tahliye aynı işlem değildir. Hükümlünün ceza infaz kurumunda bulunması hâlinde infazın durdurulması kararının fiilî sonucu tahliye olabilir. Bununla birlikte her yeniden yargılama kararı tahliye sonucunu doğurmaz. Mahkemenin, dosyanın hukuki durumu ve uygulanabilecek koruma tedbirleri hakkında ayrıca karar vermesi gerekir.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve Askerî Hâkim Sorunu

AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetlerinde askerî hâkim bulunmasını, belirli koşullarda bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı bakımından ihlal nedeni olarak değerlendirmiştir. Incal/Türkiye kararında, sivil bir kişinin askerî hâkimin de bulunduğu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanmasının mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda haklı kuşku doğurduğu kabul edilmiştir.

Bununla birlikte yalnızca dosyanın geçmişte Devlet Güvenlik Mahkemesinde görülmüş olması, günümüzde her hükümlü bakımından kendiliğinden yeniden yargılama hakkı doğurmaz. İlgili kişinin AİHM veya AYM kararı bulunup bulunmadığı, ihlal kararının kapsamı, önceki yargılama süreci ve mevcut kanun yolu koşulları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Abdullah Altun Kararı

Anayasa Mahkemesinin Abdullah Altun, B. No: 2014/2894, 17 Temmuz 2018 tarihli kararında başvurucu, AİHM’in askerî hâkim nedeniyle verdiği ihlal kararına dayanarak yargılamanın yenilenmesini talep etmiş; derece mahkemesi ise askerî hâkimin yargılamaya katılmasını usule ilişkin bir eksiklik olarak değerlendirerek talebi reddetmiştir.

AYM, ihlalin askerî hâkimin bulunmadığı bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yeniden yargılama yapılmasıyla giderilebileceğini, derece mahkemesinin AİHM kararını uygulamamasının bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirlemiştir. Yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilmiştir.

Bu karar, AİHM ihlal kararının derece mahkemesi tarafından dar veya etkisiz biçimde yorumlanamayacağını göstermektedir. Ancak kararın bütün Devlet Güvenlik Mahkemesi dosyalarına başvurusuz ve süresiz şekilde uygulanabilecek genel bir af veya otomatik yargılama yenileme düzenlemesi olarak değerlendirilmesi doğru değildir.

AYM Kararlarının İcrasına İlişkin Önemli İçtihatlar

Mehmet Doğan Kararı

AYM Genel Kurulunun Mehmet Doğan, B. No: 2014/8875, 7 Haziran 2018 tarihli kararında ihlalin giderilmesindeki temel amacın, mümkün olduğu ölçüde başvurucuyu ihlal gerçekleşmeden önceki duruma döndürmek olduğu belirtilmiştir.

Derece mahkemesi, yeniden yargılama kararını yalnızca şeklen yerine getiremez. İhlalin kaynağını ortadan kaldırmalı ve ihlal nedeniyle ortaya çıkan sonuçları gidermelidir.

Aligül Alkaya ve Diğerleri (2) Kararı

Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7 Kasım 2019 tarihli kararda AYM, daha önce verilen ihlal kararının gereği yerine getirilmeden eski sonuçta ısrar edilmesini incelemiştir.

Karar, AYM hükmünün uygulanmamasının önceki ihlalin devam etmesine veya yeni bir ihlalin doğmasına neden olabileceğini ortaya koymaktadır.

Kadri Enis Berberoğlu (3) Kararı

AYM Genel Kurulunun Kadri Enis Berberoğlu (3), B. No: 2020/32949, 21 Ocak 2021 tarihli kararında Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları ile idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı vurgulanmıştır.

Derece mahkemelerinin AYM kararlarının hukuki sonuçlarını ortadan kaldıracak veya kararları işlevsiz bırakacak bir yaklaşım benimsemesi mümkün değildir.

Hukuk Davalarında AİHM Kararıyla Yargılamanın İadesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 375. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca;

  • Kesinleşmiş mahkeme kararının AİHS veya ek protokollerinin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi,
  • AİHM başvurusunun dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşürülmesi

yargılamanın iadesi sebebidir.

HMK’nın 377. maddesine göre başvuru, AİHM’in kesinleşmiş kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılmalıdır.

Daha önce yargılamanın iadesi talepleri için öngörülen on yıllık üst süre, AİHM kararına dayanan talepler yönünden Anayasa Mahkemesinin 21 Haziran 2022 tarihli, E.2022/7, K.2022/79 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Üç aylık özel başvuru süresi ise yürürlüktedir.

Talep, kararı veren mahkemeye sunulur. Mahkeme önce yargılamanın iadesi şartlarını inceler; talebi kabul ederse önceki kararın kaldırılması veya değiştirilmesi konusunda yeniden hüküm kurar.

İdari Yargıda AİHM Kararıyla Yargılamanın Yenilenmesi

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesine göre, kesinleşmiş bir idari yargı kararının AİHS veya ek protokollerinin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi yargılamanın yenilenmesi sebebidir.

Başvuru, AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde esas kararı veren Danıştay dairesine, bölge idare mahkemesine, idare mahkemesine veya vergi mahkemesine yapılır.

İdari işlemin yürütülmesinin durdurulması veya önceki kararın icra sonuçlarının geçici olarak etkisiz bırakılması kendiliğinden gerçekleşmez. Somut olayın niteliğine göre ayrıca talepte bulunulması ve mahkemenin bu konuda karar vermesi gerekir.

Başvuru Süreleri

Uyuşmazlığın türüne göre temel süreler şöyledir:

  • Ceza yargılamasında AİHM kararına dayalı yenileme: AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl.
  • Hukuk yargılamasında AİHM kararına dayalı iade: Kesinleşmiş AİHM kararının tebliğinden itibaren üç ay.
  • İdari yargıda AİHM kararına dayalı yenileme: AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl.
  • Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru: Olağan ve etkili başvuru yollarının tüketildiği veya ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren kural olarak otuz gün.

AYM’nin yeniden yargılama kararı vermesinden sonra derece mahkemesinde yeni bir otuz günlük başvuru süresi başlamaz. Mahkemenin AYM kararını kendiliğinden icra etmesi gerekir. Ancak dosyanın hareketsiz bırakılması veya kararın gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde kullanılacak hukuki yollar, somut işlemin niteliğine göre ayrıca belirlenmelidir.

Görevli Mahkeme ve Başvuru Usulü

AİHM kararına dayalı başvurularda temel kural, yenileme talebinin esas hükmü veren mahkemeye yöneltilmesidir.

Ceza yargılamasında CMK’nın 318. maddesi uyarınca talep hükmü veren mahkemeye sunulur. Mahkeme önce başvurunun kabule değer olup olmadığını inceler. Talepte kanuni neden gösterilmemiş veya talebi doğrulayacak deliller açıklanmamışsa başvuru reddedilebilir.

Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilir bulunması, önceki hükmün ortadan kalktığı anlamına gelmez. Mahkeme gerekli delilleri topladıktan sonra duruşma açılmasına, önceki hükmün onaylanmasına veya hükmün kaldırılarak yeni bir karar verilmesine hükmedebilir.

Kapatılmış veya yargı çevresi değiştirilmiş mahkemelerden verilen hükümler bakımından başvurunun yöneltileceği mahkeme, güncel adli teşkilat ve dosyanın devredildiği merci dikkate alınarak belirlenmelidir.

Ret Kararına Karşı İtiraz

Ceza yargılamasında yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olmadığına veya esassız olduğuna ilişkin kararlara karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir.

CMK’nın 268. maddesinde 7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik sonrasında, 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren genel itiraz süresi kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Kararın verildiği tarih ve uygulanacak geçiş hükmü ayrıca kontrol edilmelidir.

İtiraz üzerine verilen nihai kararın da AİHS ve Anayasa ile güvence altına alınan hakları ihlal ettiği düşünülüyorsa, bireysel başvurunun diğer şartları bulunmak kaydıyla otuz günlük süre içinde Anayasa Mahkemesine başvuru gündeme gelebilir.

Başvuru Dilekçesinde Bulunması Gereken Unsurlar

Yeniden yargılama dilekçesinde genel ve soyut adaletsizlik iddiaları yeterli değildir. Dilekçede en azından şu hususlar açıkça gösterilmelidir:

  • Yenilenmesi talep edilen hükmün mahkemesi, esas ve karar numarası,
  • Hükmün kesinleşme tarihi,
  • AİHM veya AYM kararının başvuru numarası ve tarihi,
  • AİHM kararının kesinleşme veya tebliğ tarihi,
  • Tespit edilen ihlalin ulusal mahkeme hükmüyle bağlantısı,
  • İhlalin neden yeniden yargılama yapılmadan giderilemeyeceği,
  • Talep edilen usul işlemleri,
  • İnfaz sürüyorsa infazın durdurulması gerekçeleri,
  • AİHM veya AYM kararının tam örneği,
  • Kesinleşme, tebliğ ve öğrenme tarihlerini gösteren belgeler.

“Mahkeme beni dinlemedi”, “haksız yere ceza aldım” veya “suçsuzum” şeklindeki soyut ifadeler, kanunda belirtilen yenileme sebebini göstermediği sürece sonuç doğurmaz.

İspat ve Delil Sorunları

AİHM kararına dayalı yargılamanın yenilenmesinde asıl mesele, yeni bir maddi vakıanın ispatlanmasından çok, AİHM’in tespit ettiği ihlal ile kesinleşmiş ulusal hüküm arasındaki bağlantının ortaya konulmasıdır.

Başvurucu;

  • İhlalin hükmün oluşumunu nasıl etkilediğini,
  • İhlalin yalnızca tazminatla giderilemeyeceğini,
  • Yeniden yapılması gereken muhakeme işlemlerini,
  • İnfazın devamının doğurduğu güncel sonuçları

somutlaştırmalıdır.

AYM kararına dayalı yeniden yargılamada ise ihlalin varlığı yeniden ispatlanmaz. Derece mahkemesi AYM’nin ihlal tespitiyle bağlıdır. Tartışılması gereken husus, ihlalin sonuçlarının hangi işlemlerle ortadan kaldırılacağıdır.

Aynı Dosyada Yargılanan Diğer Sanıklar Karardan Yararlanabilir mi?

AYM bireysel başvuru incelemesi, kural olarak başvuruyu yapan kişinin temel hakları ve bireysel mağduriyeti üzerinden yürütülür. Bu nedenle bir sanık hakkında verilen ihlal ve yeniden yargılama kararı, aynı dosyada yargılanmış ancak bireysel başvuru yapmamış diğer kişiler bakımından kendiliğinden uygulanmaz.

Bununla birlikte tespit edilen ihlal, aynı yargılamanın tamamını veya ortak bir usul işlemini ilgilendiriyorsa diğer sanıkların hukuki durumu bakımından önem taşıyabilir. Bu kişiler, kendi durumlarına uygun mevcut kanun yollarını kullanarak ihlalin kendileri üzerindeki etkisini ileri sürebilirler.

Aynı dosyada yer almak veya hukuki durumların benzer olması tek başına yeterli değildir. Başvuru süresi, mağdur sıfatı, başvuru yollarının tüketilmesi ve ihlal ile kişi arasındaki bağlantı ayrıca değerlendirilir.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Öğretide ağırlıklı görüş, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesine dayalı yeniden yargılamanın klasik anlamda bir olağanüstü kanun yolu olmadığı yönündedir. Bu mekanizmanın amacı, kesin hükmün doğruluğunu genel olarak yeniden denetlemek değil, Anayasa Mahkemesinin tespit ettiği bireysel hak ihlalini ve devam eden sonuçlarını ortadan kaldırmaktır.

Tartışmanın önemli bir bölümü derece mahkemesinin yetkisinin sınırında yoğunlaşmaktadır. Mahkeme, uyuşmazlığın esası bakımından yargısal değerlendirme yapmaya devam eder; ancak AYM’nin ihlal tespitini yeniden tartışamaz ve ihlali gidermeyen bir yöntem seçemez.

Doktrinde ayrıca AYM kararlarının icra edilmemesi hâlinde yeni bir bireysel başvuru yapılması, önceki ihlalin devam ettiği iddiası ve Anayasa’nın 153. maddesindeki bağlayıcılığın sonuçları üzerinde durulmaktadır.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

En sık karşılaşılan hata, AYM kararına dayalı yeniden yargılama ile CMK 311 kapsamında yapılan yargılamanın yenilenmesi başvurusunun birbirine karıştırılmasıdır.

Diğer önemli hatalar şunlardır:

  • AİHM kararının kesinleşme tarihinin kontrol edilmemesi,
  • Sürenin karar tarihi ile kesinleşme veya tebliğ tarihinin karıştırılması,
  • Başvurunun yanlış mahkemeye yapılması,
  • İhlal kararı ile ulusal hüküm arasındaki bağlantının açıklanmaması,
  • İnfazın durdurulmasının ayrıca talep edilmemesi,
  • AYM kararının mutlaka beraat veya tahliye doğuracağının varsayılması,
  • Başka bir sanık hakkında verilen ihlal kararının otomatik olarak uygulanacağının düşünülmesi,
  • Kararın yalnızca basın duyurusuna dayanılarak değerlendirilmesi,
  • AİHM veya AYM kararının hüküm fıkrası ile gerekçesinin birlikte incelenmemesi,
  • Ret kararına karşı itiraz veya bireysel başvuru süresinin kaçırılması.

Sık Sorulan Sorular

AİHM ihlal kararı ulusal mahkeme hükmünü kendiliğinden kaldırır mı?

Hayır. AİHM kararı ulusal hükmü doğrudan iptal etmez. Kararın iç hukukta doğuracağı sonuçlar, uygulanacak muhakeme kanunu ve ihlalin giderilmesi için gerekli tedbirler çerçevesinde belirlenir.

Her AİHM ihlal kararından sonra yeniden yargılama yapılır mı?

Hayır. İhlalin ulusal hükümle bağlantısı ve yeniden yargılamanın ihlali gidermek için gerekli olup olmadığı incelenir. Bazı ihlaller tazminat veya başka tedbirlerle giderilebilir.

AYM yeniden yargılama kararı verdiğinde ayrıca başvuru gerekir mi?

Kural olarak hayır. İlgili mahkeme AYM kararı kendisine ulaştığında yeniden yargılamayı kendiliğinden başlatmalıdır. Buna rağmen dosyanın takibi ve gerekli taleplerin sunulması uygulamada önemlidir.

Yeniden yargılama talebi cezanın infazını durdurur mu?

Hayır. CMK 312 uyarınca talep, infazı kendiliğinden durdurmaz. İnfazın durdurulması ayrıca istenmeli ve mahkeme bu konuda karar vermelidir.

Yeniden yargılama kararı tahliye anlamına gelir mi?

Hayır. Tahliye veya infazın durdurulması, ihlalin niteliği ve dosyanın güncel durumu değerlendirilerek ayrıca kararlaştırılır.

AYM kararı sonrasında mahkeme aynı kararı verebilir mi?

İhlal gerçekten giderilmiş, gerekli işlemler yapılmış ve yeni karar yeterli bir gerekçeye dayandırılmışsa aynı sonuca ulaşılması teorik olarak mümkündür. Ancak eski hükmün aynen tekrarlanması veya AYM kararının etkisiz bırakılması hukuka uygun değildir.

AYM’ye bireysel başvuru süresi ne zaman başlar?

Kural olarak olağan ve etkili başvuru yollarının tüketildiği nihai kararın tebliğ veya öğrenilme tarihinden itibaren otuz gün içinde başvuru yapılmalıdır. Sürenin başlangıcı, somut olayda kullanılan kanun yolu ve kararın öğrenilme biçimine göre belirlenir.

Hukuki Değerlendirme

AİHM ve AYM kararlarından sonra yeniden yargılama, kesinleşmiş hükümlerin olağan biçimde yeniden incelenmesini sağlayan sınırsız bir başvuru yolu değildir. İhlal kararının kapsamı, ihlalin hüküm üzerindeki etkisi, uygulanacak muhakeme kanunu ve başvuru süresi birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle ceza yargılamasında ihlal kararının varlığı ile infazın durdurulması, tahliye ve beraat birbirinden farklı hukuki sonuçlardır. Bu sonuçların hiçbiri yalnızca “ihlal kararı verildiği” gerekçesiyle kendiliğinden ortaya çıkmaz.

Buna karşılık Anayasa Mahkemesinin açıkça yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği bir dosyada derece mahkemesinin kararı uygulamaması, ihlali gidermeyen biçimsel işlemlerle yetinmesi veya önceki kararında gerekçesiz şekilde ısrar etmesi de kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı, yeniden yargılamanın ihlali ortadan kaldıracak biçimde yürütülmesini gerektirir.

Profesyonel Hukuki Destek

AİHM veya Anayasa Mahkemesi kararından sonra izlenecek hukuki yol; uyuşmazlığın ceza, hukuk veya idari yargıya ilişkin olmasına, kararın içeriğine, kesinleşme tarihine ve devam eden sonuçlara göre değişir.

Bu tür uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması veya delillerin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.