AİHM ve Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru · · ≈14 dk okuma
AİHM Başvuru Formu Nasıl Doldurulur? 2026 Güncel Rehber
AİHM başvuru formunun doldurulması, dört aylık süre, ek belgeler, imza, posta ve kabul edilebilirlik şartları hakkında güncel rehber.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru, ulusal mahkemelerde verilen her olumsuz kararın yeniden incelendiği bir üst temyiz yolu değildir. Başvurunun incelenebilmesi için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiğinin ortaya konulması, etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi, dört aylık sürenin korunması ve güncel AİHM başvuru formunun eksiksiz biçimde hazırlanması gerekir.
AİHM başvurusunda esas kadar usul de belirleyicidir. Şikâyetin haklı görülmesi ihtimali bulunsa dahi formun eksik doldurulması, gerekli kararların eklenmemesi, ihlal iddialarının yeterince açıklanmaması veya başvurunun süresinde gönderilmemesi dosyanın incelenmeden sonuçlanmasına neden olabilir.
AİHM Bireysel Başvuru Formu Nedir?
AİHM bireysel başvuru formu, Mahkemeye yapılacak başvurunun resmî ve zorunlu aracıdır. Uygulamada “AİHM başvuru dilekçesi” ifadesi kullanılsa da sıradan bir dava dilekçesi hazırlanarak Mahkemeye gönderilmesi yeterli değildir.
Başvuru, AİHM İçtüzüğü’nün 47. maddesine uygun biçimde güncel resmî form üzerinden yapılmalıdır. Başvurucunun kimliği, temsilci bilgileri, olaylar, ihlal edildiği ileri sürülen haklar, iç hukuk yolları ve ek belgeler formun ilgili bölümlerinde gösterilmelidir. Form, başka bir metne başvurulmasına gerek kalmadan şikâyetin konusunu ve kapsamını ortaya koyabilecek açıklıkta olmalıdır.
Ayrı bir dilekçe veya açıklama metni, başvuru formunun yerine geçmez. Ek açıklama sunulması mümkün olmakla birlikte olaylar, ihlal iddiaları ve kabul edilebilirlik koşullarının özü mutlaka formun kendi bölümlerine yazılmalıdır.
AİHM Başvurusunun Hukuki Dayanağı
Bireysel başvuru hakkının temel dayanağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesidir. Buna göre bir kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi topluluğu, Sözleşme ve ek protokollerde güvence altına alınan haklardan birinin taraf devlet tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek AİHM’e başvurabilir.
Sözleşme’nin 35. maddesi ise temel kabul edilebilirlik şartlarını düzenlemektedir. Başvurucunun kural olarak etkili iç hukuk yollarını tüketmesi ve kesinleşen nihai iç hukuk kararından itibaren dört ay içinde AİHM’e başvurması gerekir. Anonim başvurular, daha önce Mahkemece incelenmiş uyuşmazlıklar, başka bir uluslararası inceleme merciine sunulmuş aynı nitelikteki başvurular, açıkça dayanaktan yoksun şikâyetler ve başvuru hakkının kötüye kullanılması niteliğindeki başvurular kabul edilemez bulunabilir.
Başvurunun doğrudan bir özel kişi veya şirkete karşı yöneltilmesi mümkün değildir. Şikâyetin, taraf devletin bir işlemine, ihmaline, yargısal kararına veya pozitif yükümlülüklerini yerine getirmemesine dayanması gerekir.
Türkiye’den AİHM’e Başvurmadan Önce Anayasa Mahkemesine Başvurmak Zorunlu mudur?
Türkiye bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, AİHM tarafından kural olarak tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu kabul edilmektedir.
AİHM, Hasan Uzun/Türkiye kararında, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen kararlar bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun erişilebilir ve ilke olarak etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle AİHM’e taşınacak temel hak ihlali iddialarının önce Anayasa Mahkemesi önünde ileri sürülmesi gerekir.
Bununla birlikte “her durumda mutlaka Anayasa Mahkemesine başvurulmalıdır” şeklinde mutlak bir sonuç kurulamaz. Başvuru yolunun somut uyuşmazlık bakımından erişilebilir, etkili ve ihlali gidermeye elverişli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Etkisiz olduğu açık olan veya tamamen takdire bağlı olağanüstü kanun yollarının tüketilmesi genel olarak aranmaz. Ancak bir hukuk yolunun etkisiz olduğu iddiası soyut biçimde ileri sürülemez; başvurucu bu iddiasını hukuki ve fiilî gerekçeleriyle açıklamalıdır.
Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruda AİHM’e taşınması düşünülen hakkın özü açıkça ileri sürülmelidir. Bir iddianın ilk kez Strasbourg aşamasında ortaya konulması, iç hukuk yollarının usulüne uygun tüketilmediği sonucuna yol açabilir.
AİHM Başvurusunun Temel Şartları
Bir başvurunun incelenebilmesi için başlıca şu koşulların birlikte değerlendirilmesi gerekir:
- Şikâyet, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya Türkiye’nin taraf olduğu ek protokoller kapsamındaki bir hakka dayanmalıdır.
- İhlal iddiası, Sözleşmeye taraf bir devlete yöneltilmelidir.
- Başvurucu, ihlalden kişisel ve doğrudan biçimde etkilendiğini göstermelidir.
- Etkili ve erişilebilir iç hukuk yolları usulüne uygun şekilde tüketilmelidir.
- İhlal iddiasının özü ulusal merciler önünde ileri sürülmelidir.
- Başvuru, dört aylık süre içinde yapılmalıdır.
- Güncel başvuru formu eksiksiz doldurulmalı, imzalanmalı ve gerekli belgelerle birlikte posta yoluyla gönderilmelidir.
- Başvuru, AİHM’i ulusal mahkemelerin yerine geçecek bir temyiz mercii gibi kullanma amacı taşımamalıdır.
AİHM, ulusal mahkemelerin maddi olayları veya iç hukuk kurallarını hatalı değerlendirdiği yönündeki her iddiayı incelemez. Mahkemenin görevi, yargılama veya işlem sonucunda Sözleşme ile korunan bir hakkın ihlal edilip edilmediğini belirlemektir.
Güncel AİHM Başvuru Formu Nereden Alınmalıdır?
Başvuru formu, gönderim yapılacağı tarihte AİHM’in resmî internet sitesinden indirilmelidir. Daha önce bilgisayara kaydedilmiş, başka bir internet sitesinden alınmış veya geçmiş yıllara ait bir formun kullanılması ciddi risk taşır.
Mahkeme, başvurucuların yalnızca resmî internet sitesinde yayımlanan güncel formu kullanmalarını istemektedir. Formun bilgisayara indirilmesi, doldurulması, yazdırılması, gerekli kişiler tarafından ıslak imzayla imzalanması ve posta yoluyla gönderilmesi gerekir.
Formun teknik yapısı veya içeriği zaman içinde değişebileceğinden, başvuru hazırlığı daha önce başlamış olsa bile gönderimden hemen önce güncel sürümün kontrol edilmesi gerekir.
AİHM Başvuru Formu Nasıl Doldurulur?
1. Başvurucunun Kimlik Bilgileri
Gerçek kişi başvurucunun adı, soyadı, doğum tarihi, uyruğu, adresi, telefon ve e-posta bilgileri eksiksiz yazılmalıdır. Tüzel kişi başvurularında ticaret unvanı, kuruluş tarihi, sicil bilgileri, adres ve tüzel kişiyi temsil etmeye yetkili kişinin bilgileri gösterilmelidir.
Kimlik bilgilerinin eklenen belgelerle uyumlu olması gerekir. İsim değişikliği, farklı yazım biçimleri veya adres değişikliği varsa bu durum açıklanmalı ve gerektiğinde belgeye bağlanmalıdır.
Başvurucunun adresinin güncel tutulması önemlidir. Mahkeme yazışmalarına cevap verilmemesi dosyanın işlemden kaldırılmasına veya başvurunun sonuçlandırılmasına yol açabilir.
2. Temsilci ve Avukat Bilgileri
Başvurunun ilk aşamasında avukatla temsil zorunlu değildir. Başvurucu formu kendisi hazırlayıp gönderebilir. Dosyanın ilgili devlete bildirilmesi sonrasında ise Mahkeme, kural olarak hukuki temsil talep edebilir. Gerekli şartların bulunması hâlinde ilerleyen aşamalarda adli yardım imkânı da gündeme gelebilir.
Başvurucu avukatla temsil ediliyorsa formun yetkilendirme bölümünün hem başvurucu hem de avukat tarafından ıslak imzayla imzalanması gerekir. İmzaların taranmış, kopyalanmış veya dijital olarak eklenmiş olması yeterli kabul edilmeyebilir.
İlk başvuru sırasında yalnızca ayrı bir vekâlet veya yetki formu göndermek, başvuru formundaki imza eksikliğini gidermeyebilir. Güncel formun ilgili temsil bölümü usulüne uygun şekilde tamamlanmalıdır.
3. Şikâyet Edilen Devlet
Başvurunun hangi devlete karşı yapıldığı form üzerinde açıkça işaretlenmelidir. Türkiye’deki bir işlem veya yargı kararı şikâyet ediliyorsa sorumlu devlet olarak Türkiye gösterilir.
Birden fazla devlete karşı şikâyet bulunması hâlinde her devlet bakımından yetki ve sorumluluk bağlantısı ayrıca açıklanmalıdır.
4. Olayların Açıklanması
Olaylar kronolojik, kısa ve anlaşılır biçimde anlatılmalıdır. Başvurucunun hayat hikâyesi, uyuşmazlıkla ilgisiz bilgiler veya ulusal dosyadaki bütün iddiaların tekrarı forma yazılmamalıdır.
Olay anlatımında özellikle şu bilgiler yer almalıdır:
- İşlem veya olayın tarihi,
- İşlemi yapan kamu makamı,
- Açılan davalar ve yapılan başvurular,
- Mahkemelerin verdiği kararlar,
- Kararların tebliğ veya öğrenilme tarihleri,
- Başvurucunun hangi işlemden nasıl etkilendiği,
- İhlalin devam edip etmediği.
AİHM, dosyanın olay örgüsünü başvurucu adına kurmaz. Formdaki eksik veya dağınık anlatım, şikâyetin kapsamının anlaşılamamasına neden olabilir.
5. İhlal Edildiği İleri Sürülen Hakların Açıklanması
Yalnızca “adil yargılanma hakkım ihlal edildi” veya “mülkiyet hakkım ihlal edildi” denilmesi yeterli değildir. Her şikâyet ayrı ayrı ele alınmalı ve olay ile Sözleşme hükmü arasındaki bağlantı açıklanmalıdır.
Örneğin adil yargılanma hakkı şikâyetinde;
- Silahların eşitliği ilkesinin nasıl bozulduğu,
- Hangi delilin değerlendirilmediği,
- Kararın neden gerekçesiz olduğu,
- Mahkemeye erişimin hangi işlemle engellendiği,
- Yargılamanın tarafsızlığına ilişkin somut sorunun ne olduğu
açıklanmalıdır.
Başvurucunun dayandığı maddeyi yanlış numaralandırması her durumda başvuruyu tek başına geçersiz hâle getirmeyebilir. Bununla birlikte Mahkemenin şikâyeti başvurucu adına araştırması beklenmemelidir. İhlal iddiası hem hukuki hem de olgusal bakımdan belirgin olmalıdır.
6. İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi
Formun kabul edilebilirlik bölümünde her şikâyet bakımından kullanılan iç hukuk yolları ayrı ayrı gösterilmelidir. İlk derece, istinaf, temyiz ve Anayasa Mahkemesi kararlarının tarihleri, dosya numaraları ve tebliğ veya öğrenme tarihleri yazılmalıdır.
İhlal iddiasının ulusal merciler önünde ileri sürüldüğünü gösteren dilekçeler de eklenmelidir. Sadece nihai kararın dosyaya konulması her zaman yeterli değildir. Başvurucu, Sözleşme kapsamındaki şikâyetin özünü iç hukukta dile getirdiğini gösterebilmelidir.
Kullanılmayan bir hukuk yolu varsa bunun neden etkili, erişilebilir veya gerekli olmadığı açıklanmalıdır. Bu değerlendirme genel ifadelerle değil, somut uyuşmazlığın özellikleriyle yapılmalıdır.
7. Diğer Uluslararası Başvurular
Aynı uyuşmazlık başka bir uluslararası inceleme veya çözüm merciine sunulmuşsa bu bilgi gizlenmemelidir. Başvurunun hangi kuruma, hangi tarihte ve hangi sonuçla yapıldığı açıklanmalıdır.
Aynı başvurunun daha önce AİHM tarafından veya başka bir uluslararası makam tarafından incelenmiş olması kabul edilebilirlik bakımından önem taşır.
8. Ek Belgeler Listesi
Belgeler tarih sırasına göre listelenmeli ve sayfalar kesintisiz şekilde numaralandırılmalıdır. Her belgenin adı, tarihi ve sayfa aralığı ekler listesinde gösterilmelidir.
Mahkemeye gönderilebilecek belgeler arasında şunlar bulunabilir:
- İlk derece mahkemesi kararı,
- İstinaf ve temyiz kararları,
- Anayasa Mahkemesi kararı,
- Karar tebliğ veya teslim belgeleri,
- Ulusal mahkemelere sunulan başvuru ve kanun yolu dilekçeleri,
- İhlali gösteren tutanak, yazışma, rapor veya resmî belgeler,
- Tüzel kişiler yönünden temsil yetkisini gösteren belgeler.
Belgelerin asılları gönderilmemelidir. Okunaklı kopyalar yeterlidir. Belgelerin zımbalanmaması, yapıştırılmaması ve düzenli biçimde sunulması istenmektedir.
9. Tarih ve İmza
Formun son bölümü tarihlenmeli ve başvurucu veya yetkili temsilci tarafından ıslak imzayla imzalanmalıdır.
Birden fazla başvurucu bulunması hâlinde temsil ve imza düzeni ayrıca kontrol edilmelidir. On kişiden fazla başvurucunun bulunduğu toplu başvurularda Mahkemenin yayımladığı ek tablo kullanılmalıdır.
İmzasız veya yetkisiz kişi tarafından imzalanmış form, AİHM İçtüzüğü’nün 47. maddesi bakımından ciddi eksiklik oluşturur.
Ek Açıklama Kaç Sayfa Olabilir?
Başvuru formundaki olaylar, ihlaller ve kabul edilebilirlik açıklamaları gerektiğinde ayrı bir metinle desteklenebilir. Ancak bu ek açıklama kural olarak en fazla 20 sayfa olmalıdır.
Yirmi sayfalık sınırlama, mahkeme kararları ve delil niteliğindeki bütün belge eklerinin toplamına ilişkin değildir. Sınırlama, formdaki olay ve hukuki açıklamaları tamamlayan ek beyan metni bakımındandır.
Ek açıklamanın;
- A4 boyutunda,
- Okunaklı,
- Sayfa ve paragrafları numaralandırılmış,
- Yeterli kenar boşlukları bırakılmış,
- Formdaki şikâyetlerin sırasını takip eden
bir düzen içinde hazırlanması gerekir. Ek metin, formda hiç belirtilmemiş yeni bir şikâyeti sonradan başvuru kapsamına sokmak amacıyla kullanılamaz.
AİHM’e Başvuru Süresi Kaç Aydır?
AİHM’e bireysel başvuru süresi dört aydır.
Süre, kural olarak etkili iç hukuk yollarının tüketildiği nihai kararın verildiği veya başvurucuya ya da temsilcisine usulüne uygun şekilde bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut olayda kullanılabilecek etkili bir iç hukuk yolu bulunmuyorsa süre, şikâyete konu işlem, olay veya karar tarihinden itibaren başlayabilir.
Sürenin başlangıcı her dosyada aynı şekilde belirlenmez. Kararın tebliğe tabi olup olmadığı, başvurucunun kararı ne zaman öğrendiği, kararın erişilebilir hâle geldiği tarih ve kullanılan hukuk yolunun etkili olup olmadığı birlikte incelenmelidir.
Dört Aylık Süreyi Hangi İşlem Durdurur?
Dört aylık süreyi koruyan işlem, AİHM İçtüzüğü’nün 47. maddesine uygun, eksiksiz doldurulmuş ve imzalanmış başvuru formunun posta yoluyla gönderilmesidir.
Mahkemeye gönderilen kısa bir mektup, faks, e-posta veya eksik başvuru formu sürenin kesilmesini sağlamayabilir. Gönderim tarihi bakımından posta damgası esas alınır; ancak bu sonuç yalnızca usulüne uygun ve tamamlanmış bir başvuru formu için geçerlidir.
Son günün pazar veya resmî tatil gününe rastlaması sürenin kendiliğinden uzadığı anlamına gelmez. Başvurunun en geç dört aylık sürenin son gününde postaya verilmesi gerekir.
Sürenin hesaplanmasında tereddüt varsa son gün beklenmemelidir. Yanlış süre hesabı sonradan telafi edilemeyebilir.
AİHM Başvurusu Nereye ve Nasıl Gönderilir?
İlk bireysel başvuru elektronik posta veya çevrim içi sistem üzerinden yapılamaz. Islak imzalı başvuru formu ve ekleri posta yoluyla Strasbourg’daki AİHM Yazı İşleri Müdürlüğüne gönderilmelidir.
Gönderim adresi şöyledir:
The Registrar European Court of Human Rights Council of Europe 1 avenue de l’Europe 67075 Strasbourg Cedex FRANCE
Başvurunun iadeli taahhütlü, takip edilebilir veya uluslararası gönderi kaydı sağlayan bir posta yöntemiyle gönderilmesi ispat bakımından yararlıdır. Ancak hukuken belirleyici olan, gönderinin usulüne uygun tamamlanmış olması ve süresi içinde postaya verilmesidir.
Başvurucunun Strasbourg’a bizzat gitmesi gerekmez. Formun faksla gönderilmesi de tek başına yeterli değildir; imzalı aslın posta yoluyla ulaştırılması gerekir. Mahkemenin elektronik iletişim sistemi, kural olarak başvurunun ilgili devlete bildirilmesinden sonraki aşamalarda kullanılır.
Gönderilen formun, eklerin ve posta belgesinin tam bir kopyası başvurucuda saklanmalıdır.
Başvuru Hangi Dilde Yapılabilir?
Başvurunun ilk aşamasında, Avrupa Konseyi üyesi devletlerin resmî dillerinden biri kullanılabilir. Bu nedenle Türkiye’den yapılan ilk başvurunun Türkçe hazırlanması mümkündür.
Dosyanın ilgili devlete bildirilmesi ve yargılamanın ilerlemesi hâlinde Mahkeme, yazışmaların İngilizce veya Fransızca yürütülmesini isteyebilir.
Türkçe başvuru yapılabilmesi, hukuki kavramların belirsiz veya günlük dille ifade edilebileceği anlamına gelmez. Olaylar ve ihlal iddiaları açık, ölçülü ve hukuken anlaşılır biçimde yazılmalıdır.
AİHM Başvurusu Ücretli midir?
AİHM’e bireysel başvuru yapılması için Mahkemeye harç veya başvuru ücreti ödenmez.
Bununla birlikte posta, tercüme, belge temini ve avukatlık hizmeti gibi giderler başvurucuya ait olabilir. Mahkemenin ilerleyen aşamalarda sağladığı adli yardım, başvurunun ilk hazırlanması sırasında yapılan bütün masrafları otomatik olarak karşılayan bir sistem değildir.
Delil ve İspat Bakımından Dikkat Edilmesi Gerekenler
AİHM, başvurucunun iddialarını kendiliğinden araştıran bir merci değildir. Başvurucu;
- İhlale konu olayın gerçekleştiğini,
- Kamu makamlarının olaydaki rolünü,
- İç hukuk yollarının tüketildiğini,
- Şikâyetin ulusal merciler önünde ileri sürüldüğünü,
- Dört aylık süreye uyulduğunu
uygun belgelerle ortaya koymalıdır.
Özellikle nihai kararın tebliğ tarihi tartışmalıysa tebliğ mazbatası, elektronik tebligat kaydı, UYAP teslim bilgisi veya kararın öğrenildiğini gösteren başka bir belge eklenmelidir.
Delillerin çokluğu değil, ihlal iddiasıyla bağlantısı önemlidir. Binlerce sayfalık ulusal dosyanın hiçbir açıklama yapılmadan gönderilmesi, başvuruyu güçlendirmek yerine anlaşılmasını zorlaştırabilir.
AİHM Uygulamasında Başvuru Formunun Önemi
Hasan Uzun/Türkiye Kararı
AİHM, Hasan Uzun/Türkiye kararında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunu Türkiye bakımından kural olarak tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olarak değerlendirmiştir. Bu karar, AİHM başvurusundan önce anayasal şikâyet yolunun kullanılmasının temel dayanaklarından biridir.
Hoxha/Arnavutluk Kararı
AİHM, Hoxha/Arnavutluk kararında başvuru formunda usulüne uygun biçimde ileri sürülmeyen ve daha sonra ek yazışmalarla ortaya konulan yeni şikâyetleri başvurunun kapsamı dışında değerlendirmiştir.
Bu yaklaşım, “ayrıntıları daha sonra gönderirim” düşüncesinin güvenli olmadığını göstermektedir. Başvurunun temel olayları ve ihlal iddiaları ilk formda açıkça yer almalıdır.
Bolshakov ve Gilani/Rusya Kararı
Bolshakov ve Gilani/Rusya kararında Mahkeme, usulüne uygun doldurulmuş formun postaya verildiği tarihi ve posta damgasının doğruluğunu değerlendirmiştir. Gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgi sunulması başvuru hakkının kötüye kullanılması sonucunu doğurabilir.
Başvuru tarihi, tebligat tarihi veya posta belgesi üzerinde gerçeğe aykırı bir açıklama yapılması yalnızca şekli eksiklik değildir. Dosyanın güvenilirliğini bütünüyle ortadan kaldırabilecek ciddi bir sorundur.
AİHM Başvurusunda Sık Yapılan Hatalar
Eski başvuru formunun kullanılması
Geçmiş yıllarda indirilmiş formun yeniden kullanılması, güncel zorunlu bölümlerin eksik kalmasına neden olabilir.
Ayrı bir dilekçenin yeterli olduğunun düşünülmesi
Uzun bir dilekçe hazırlanmış olsa bile resmî formun ilgili bölümleri doldurulmamışsa başvuru İçtüzük’ün 47. maddesine uygun sayılmayabilir.
Dört aylık sürenin karar tarihinden yanlış hesaplanması
Sürenin başlangıcı; kesin karar, tebliğ, öğrenme ve etkili hukuk yolunun niteliğine göre değişebilir. Her dosyada ayrı hesaplama yapılmalıdır.
Anayasa Mahkemesinde ileri sürülmeyen şikâyetin AİHM’e taşınması
İhlal iddiasının özü iç hukukta dile getirilmemişse iç hukuk yollarının tüketilmediği kabul edilebilir.
AİHM’in yeniden temyiz incelemesi yapacağının sanılması
Ulusal mahkemenin delil değerlendirmesini beğenmemek tek başına Sözleşme ihlali oluşturmaz. Şikâyetin Sözleşme ile korunan somut bir hakla bağlantısı kurulmalıdır.
Belgelerin eksik veya düzensiz sunulması
Nihai kararın, alt derece kararlarının, tebliğ belgesinin veya ilgili dilekçelerin eklenmemesi başvurunun incelenmesini engelleyebilir.
Formda “ekli dilekçeye bakınız” denilmesi
Form, şikâyetin temel kapsamını kendi içinde göstermelidir. Ek metin formun yerine geçemez.
Islak imzanın unutulması
İmzasız form veya yalnızca taranmış imza kullanılması, başvurunun İçtüzük şartlarını karşılamamasına neden olabilir.
E-posta veya faksla başvuru yapıldığının düşünülmesi
İlk başvuru, orijinal imzalı formun posta yoluyla gönderilmesiyle yapılır.
Belgelerin aslının gönderilmesi
Mahkeme belgeleri iade etmek zorunda değildir. Bu nedenle asıllar değil, okunaklı kopyalar gönderilmelidir.
Başvuru kapsamının gereksiz biçimde genişletilmesi
Her olumsuz işlem veya kararın ayrı bir insan hakkı ihlali gibi sunulması başvurunun odağını kaybettirir. Yalnızca hukuken savunulabilir şikâyetlere yer verilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
AİHM başvuru formunu avukat doldurmak zorunda mıdır?
Hayır. İlk başvuru aşamasında avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak kabul edilebilirlik şartları, süre hesabı ve ihlal iddialarının doğru kurulması teknik hukuki değerlendirme gerektirir.
AİHM’e internet üzerinden başvuru yapılabilir mi?
İlk başvuru bakımından hayır. Güncel form doldurulmalı, yazdırılmalı, ıslak imzayla imzalanmalı ve posta yoluyla gönderilmelidir.
AİHM başvuru süresi 6 ay mıdır?
Hayır. Güncel süre dört aydır. Eski kaynaklarda yer alan altı aylık süreye güvenilmemelidir.
Dört aylık süre Anayasa Mahkemesi kararından mı başlar?
Kural olarak Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararının başvurucuya veya avukatına bildirildiği tarihten itibaren başlar. Ancak somut dosyadaki bildirim şekli ve nihai kararın niteliği ayrıca incelenmelidir.
Başvuru formuna bütün dava dosyası eklenmeli midir?
Hayır. İhlal iddiası, iç hukuk yolları ve süre bakımından gerekli belgeler seçilerek sunulmalıdır. Gereksiz belge yığını, dosyanın anlaşılmasını zorlaştırabilir.
AİHM kararları tercüme edilmeli midir?
Başvuruda dayanılan AİHM kararlarının tam metninin eklenmesi kural olarak gerekli değildir. Kararın doğru adı, başvuru numarası, tarihi ve ilgili hukuki ilkesi gösterilebilir. Türkçe başvuru yapılması mümkündür.
AİHM’e başvuru yapılması ulusal kararın uygulanmasını durdurur mu?
Hayır. Bireysel başvuru, ulusal kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.
Acil durumlarda AİHM’den geçici tedbir istenebilir mi?
AİHM İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca geçici tedbir, telafisi mümkün olmayan yakın ve ciddi zarar riski bulunan istisnai durumlarda gündeme gelebilir. Bu yol, olağan başvurunun yerine geçen genel bir yürütmeyi durdurma veya temyiz mekanizması değildir.
Eksik form sonradan tamamlanabilir mi?
Mahkeme, İçtüzük’ün 47. maddesine uymayan başvuru bakımından dosya açmayabilir ve belgeleri saklamayabilir. Yeni ve eksiksiz bir form gönderilmesi mümkün olsa bile bu sırada dört aylık süre dolmuş olabilir.
AİHM’e başvuru yapmak davanın kazanılacağı anlamına gelir mi?
Hayır. Formun eksiksiz olması yalnızca şekli şartların yerine getirilmesine hizmet eder. Mahkeme ayrıca yetki, kabul edilebilirlik ve esas yönünden inceleme yapar.
Hukuki Değerlendirme
AİHM başvurularında en sık karşılaşılan sorun, başvurucunun haksızlığa uğradığına ilişkin güçlü kanaati ile Sözleşme anlamında incelenebilir bir hak ihlalinin aynı şey olduğunun düşünülmesidir.
Bir ulusal mahkeme kararının yanlış, ağır veya adaletsiz bulunduğunun söylenmesi tek başına yeterli değildir. Şikâyetin;
- Sözleşme’de güvence altına alınmış bir hakla bağlantısı,
- Devletin eylemi veya ihmali,
- İç hukukta ileri sürülme biçimi,
- Kullanılan hukuk yolları,
- Dört aylık süre,
- İhlali destekleyen belgeler
üzerinden kurulması gerekir.
AİHM İçtüzüğü’nün 47. maddesi, yalnızca biçimsel bir bürokrasi kuralı değildir. Mahkemenin başvurunun kapsamını, olaylarını, ihlal iddialarını ve kabul edilebilirlik şartlarını ilk incelemede belirleyebilmesini sağlamaktadır. Bu nedenle formun hazırlanması, ulusal dava dosyasının özetlenmesinden ibaret değildir; dosyanın Sözleşme hukuku bakımından yeniden hukuki nitelendirmeye tabi tutulmasını gerektirir.
Günser + Partners ile İletişim
AİHM başvurusunda sürelerin yanlış hesaplanması, ihlal iddialarının Anayasa Mahkemesi önünde usulüne uygun ileri sürülmemesi, güncel olmayan form kullanılması veya gerekli belgelerin sunulmaması geri alınması mümkün olmayan hak kayıplarına neden olabilir.
Her başvuru; uyuşmazlığın konusu, iç hukukta izlenen yollar, nihai karar tarihi, tebligat süreci ve ileri sürülebilecek Sözleşme ihlalleri bakımından ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayınızın güncel AİHM İçtüzüğü ve Mahkeme uygulaması çerçevesinde incelenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.