İçeriğe geç

AİHM ve Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru · · ≈19 dk okuma

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Bireysel Başvuru: Şartlar, Süre ve Usul

AİHM bireysel başvuru şartları, dört aylık süre, iç hukuk yollarının tüketilmesi, başvuru formu, tedbir ve kabul edilebilirlik süreci.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru, ulusal mahkemelerde sonuç alınamayan her uyuşmazlığın yeniden incelendiği bir temyiz yolu değildir. Başvurunun incelenebilmesi için ihlal iddiasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya Türkiye bakımından yürürlükte bulunan ek protokollerle korunan bir hakka dayanması, etkili iç hukuk yollarının usulüne uygun tüketilmesi ve başvurunun dört aylık süre içinde eksiksiz biçimde yapılması gerekir.

Başvurunun yalnızca olay anlatımından ibaret bırakılması, ulusal yargılamada ileri sürülmeyen bir şikâyetin ilk defa Strasbourg’da dile getirilmesi veya güncel olmayan bir başvuru formunun kullanılması, dosyanın esasına girilmeden sonuçlanmasına neden olabilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Nedir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf devletlerin Sözleşme ve yürürlükteki ek protokollerden doğan yükümlülüklerine uyup uymadığını denetleyen uluslararası bir mahkemedir.

Mahkeme;

  • Ulusal mahkemelerin üzerinde olağan bir temyiz mercii değildir.
  • Türk mahkemelerinin kararlarını doğrudan bozmaz veya ortadan kaldırmaz.
  • Delilleri baştan toplayarak ulusal davayı yeniden görmez.
  • Bir kişinin başka bir kişiye veya özel şirkete karşı doğrudan açtığı davayı incelemez.
  • Yalnızca taraf devletlerin sorumluluğuna yol açabilecek hak ihlallerini değerlendirir.

Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da tamamen AİHM denetimi dışında değildir. Devletin kişileri birbirlerinin müdahalelerine karşı korumaması veya ulusal mahkemelerin çatışan haklar arasında adil denge kurmaması, devletin pozitif yükümlülükleri yönünden Sözleşme sorumluluğu doğurabilir.

AİHM, ulusal mahkeme kararını hukuken veya maddi yönden hatalı bulduğu için değil, uyuşmazlığın çözümünde Sözleşme ile güvence altına alınmış bir hakkın ihlal edilip edilmediğini belirlemek için inceleme yapar. Mahkemenin ulusal kararları iptal etme yetkisi bulunmamakla birlikte kesinleşen ihlal kararları ilgili devlet bakımından bağlayıcıdır ve kararların yerine getirilmesi Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir.

AİHM’e Kimler Bireysel Başvuru Yapabilir?

AİHS’nin 34. maddesine göre bir gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grubu, Sözleşme’de tanınan haklardan birinin taraf devlet tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek başvurabilir.

Başvurucu mağdur sıfatına sahip olmalıdır

Başvurucu, ileri sürdüğü ihlalden kişisel, güncel ve doğrudan biçimde etkilenmiş olmalıdır. Herhangi bir kişinin genel olarak hukuka aykırı bulduğu bir düzenlemeyi, kendisine uygulanmamış olsa bile soyut biçimde AİHM önüne taşıması kural olarak mümkün değildir.

Şirketler ve diğer özel hukuk tüzel kişileri başvurabilir

Şirketler, dernekler, vakıflar, sendikalar, siyasi partiler ve diğer hükümet dışı kuruluşlar, kendi tüzel kişiliklerinin uğradığını ileri sürdükleri ihlaller bakımından başvuru yapabilir. Buna karşılık bir şirket, yalnızca ortaklarının kişisel mağduriyetini kendi adına ileri süremez.

Kamu gücü kullanan veya merkezi idarenin bir parçası sayılan kamu tüzel kişilerinin bireysel başvuru hakkı bulunmaz.

Çocuklar ve temsil altında bulunan kişiler başvurabilir

Çocuklar, menfaatleriyle çatışmayan bir kanuni temsilci aracılığıyla başvuru yapabilir. Temsil yetkisinin ve başvurucunun üstün yararının somut olayda açık biçimde ortaya konulması gerekir.

Ölen kişinin yakınlarının başvuru hakkı her olayda aynı değildir

Ölmüş bir kişi adına soyut biçimde başvuru yapılamaz. Bununla birlikte özellikle yaşam hakkı, kötü muamele yasağı veya başvurucunun ölümüyle yakından bağlantılı bazı ihlallerde yakınların kendi mağduriyetleri ya da usulî hakları nedeniyle başvuru hakkı doğabilir.

Başvuru yapıldıktan sonra başvurucunun ölmesi hâlinde, mirasçıların veya yakınların davayı sürdürmekte meşru menfaatleri bulunduğunu belgelendirmeleri şartıyla başvuruya devam edilmesi mümkün olabilir. Mağdur sıfatı her dosyanın koşullarına göre ayrıca değerlendirilir.

AİHM Başvurusunda Uygulanan Temel Hükümler

Bireysel başvurunun hukuki çerçevesi başlıca şu düzenlemelerden oluşur:

  • AİHS’nin 34. maddesi: Bireysel başvuru hakkı
  • AİHS’nin 35. maddesi: Kabul edilebilirlik şartları
  • AİHS’nin 41. maddesi: Adil tazmin
  • AİHS’nin 46. maddesi: Kararların bağlayıcılığı ve yerine getirilmesi
  • AİHM İçtüzüğü’nün 39. maddesi: Geçici tedbir
  • AİHM İçtüzüğü’nün 47. maddesi: Başvuru formu ve başvurunun şekli

AİHM İçtüzüğü zaman zaman değiştirildiğinden, başvuru hazırlanırken Mahkemenin resmî internet sitesindeki güncel formun, açıklama notlarının ve usul kurallarının kullanılması gerekir. Güncel olmayan bir form üzerinden hazırlanan başvuru, yalnızca şekli eksiklik nedeniyle kayda alınmayabilir.

AİHM Tarafından Korunan Haklar Nelerdir?

AİHM başvurusu, Sözleşme veya ilgili devlet bakımından yürürlükte olan ek protokollerle güvence altına alınmış haklarla sınırlıdır. Başlıca koruma alanları şunlardır:

  • Yaşam hakkı
  • İşkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı
  • Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı
  • Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı
  • Adil yargılanma hakkı
  • Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi
  • Özel hayata, aile hayatına, konuta ve haberleşmeye saygı hakkı
  • Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü
  • İfade ve basın özgürlüğü
  • Toplantı ve örgütlenme özgürlüğü
  • Etkili başvuru hakkı
  • Ayrımcılık yasağı
  • Mülkiyet hakkı
  • Eğitim hakkı
  • Serbest seçim hakkı

Ek protokollerde yer alan her hak, bütün taraf devletlere karşı ileri sürülemez. İlgili protokolün, aleyhine başvuru yapılacak devlet tarafından onaylanmış ve yürürlüğe girmiş olması gerekir. Bu nedenle yalnızca protokol metnine bakılması yeterli değildir; Türkiye bakımından onay ve yürürlük durumu ayrıca kontrol edilmelidir.

AİHM Bireysel Başvuru Şartları

Bir başvurunun esas yönünden incelenebilmesi için AİHS’nin 34. ve 35. maddelerinde düzenlenen şartların birlikte bulunması gerekir.

İhlal taraf devlete isnat edilebilmelidir

Başvuru, AİHS’ye taraf bir devletin işlem, eylem veya ihmaliyle bağlantılı olmalıdır. Özel kişinin fiili tek başına başvurunun konusu yapılamaz. Ancak kamu makamlarının koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya mahkemelerin uyuşmazlığı Sözleşme’ye uygun biçimde değerlendirmemesi hâlinde devlet sorumluluğu gündeme gelebilir.

Başvurucu doğrudan ve kişisel mağdur olmalıdır

Başvurucunun yalnızca bir düzenlemeye karşı çıkması veya başkasının uğradığı ihlali eleştirmesi yeterli değildir. İhlalin başvurucuyu doğrudan etkilediği ve mağduriyetin devam ettiği ortaya konulmalıdır.

Devletin ihlali açıkça kabul ederek uygun ve yeterli giderim sağlaması durumunda başvurucunun mağdur sıfatı sona erebilir. Ancak yalnızca tazminat ödenmiş olması her olayda mağduriyetin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Etkili iç hukuk yolları tüketilmelidir

AİHM’e başvuru, ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. İhlali önleme veya sonuçlarını giderme imkânına sahip, ulaşılabilir ve etkili olağan başvuru yollarının önce ulusal makamlar önünde tüketilmesi gerekir.

Başvurucu;

  • İlgili davayı veya idari başvuruyu süresinde açmalı,
  • İtiraz, istinaf ve temyiz yollarını usulüne uygun kullanmalı,
  • İhlal şikâyetinin özünü ulusal makamlar önünde ileri sürmeli,
  • Usule ilişkin süre ve şekil şartlarına uymalıdır.

Ulusal başvurunun süre aşımı veya usul hatası nedeniyle reddedilmesi hâlinde, iç hukuk yolları usulüne uygun tüketilmiş sayılmayabilir.

Bir hukuk yolunun yalnızca başarı ihtimalinin düşük görülmesi, o yolun tüketilmemesini tek başına haklı kılmaz. Buna karşılık teorik olarak mevcut görünmesine rağmen uygulamada erişilemeyen, ihlali giderme yetkisi bulunmayan veya etkisiz olduğu yerleşik biçimde ortaya konulan yolların tüketilmesi gerekmez.

İhlal iddiası ulusal merciler önünde özü itibarıyla ileri sürülmelidir

Başvurucunun yalnızca ulusal kanunlara aykırılıktan söz etmesi her zaman yeterli değildir. AİHS maddesinin numarası açıkça yazılmasa bile, daha sonra AİHM önüne getirilecek şikâyetin özü, olayları ve temel hukuki gerekçesi ulusal mahkemelere sunulmuş olmalıdır.

Örneğin ifade özgürlüğü ihlali ileri sürülecekse açıklamanın kamusal niteliği, yaptırımın orantısızlığı ve müdahalenin caydırıcı etkisi derece mahkemeleri önünde tartışmaya açılmalıdır. Bu unsurların ilk defa AİHM formunda ileri sürülmesi, iç hukuk yollarının tüketilmemesi sonucunu doğurabilir.

Başvuru dört aylık süre içinde yapılmalıdır

AİHS’nin 35. maddesindeki süre, 15 No.lu Protokol ile altı aydan dört aya indirilmiştir. Dört aylık süre, 1 Şubat 2022 ve sonrasında verilen nihai iç hukuk kararları bakımından uygulanmaktadır. Günümüzde yapılacak yeni başvurularda esas alınması gereken genel süre dört aydır.

Başvuru açıkça dayanaktan yoksun olmamalıdır

Başvurucu, yalnızca bir hakkın ihlal edildiğini söylemekle yetinemez. Olaylar, belgeler ve hukuki gerekçeler arasında anlaşılır bir bağlantı kurulmalıdır.

AİHM, ulusal mahkemelerin delil değerlendirmesinin veya kanun yorumunun yanlış olduğu iddiasını tek başına incelemez. Şikâyetin Sözleşme’de korunan bir hakkın ihlaline işaret etmesi gerekir.

Başvuru başka bir uluslararası mercide incelenmiş olmamalıdır

Esas itibarıyla aynı olan bir şikâyetin daha önce AİHM tarafından veya başka bir uluslararası soruşturma ya da çözüm mercii tarafından incelenmiş olması, yeni başvurunun kabul edilemez bulunmasına yol açabilir.

Başvuru hakkı kötüye kullanılmamalıdır

Mahkemeye bilinçli biçimde gerçeğe aykırı bilgi verilmesi, önemli bir belgenin saklanması, sahte belge sunulması veya gizli dostane çözüm görüşmelerinin açıklanması başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.

Türkiye’den Yapılacak Başvurularda Anayasa Mahkemesi Yolu

Türkiye aleyhine yapılacak başvurularda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kural olarak tüketilmesi gereken etkili iç hukuk yollarından biridir.

AİHM, Hasan Uzun/Türkiye kabul edilemezlik kararında, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen ve Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisine giren ihlal iddiaları yönünden anayasal bireysel başvuruyu ilke olarak tüketilmesi gereken etkili bir yol kabul etmiştir.

Ancak her dosyada doğrudan AYM’ye başvurulamaz. Önce uyuşmazlığın niteliğine göre etkili olağan yolların tamamlanması gerekir:

  • Ceza uyuşmazlıklarında itiraz, istinaf ve gerektiğinde temyiz
  • Hukuk davalarında istinaf ve kanunen açıksa temyiz
  • İdari işlemlerde idari yargı ve kanun yolları
  • Tutuklama veya diğer koruma tedbirlerinde ilgili itiraz ve tazminat yolları
  • Makul sürede yargılanma şikâyetlerinde yürürlükteki özel giderim yolları
  • Mülkiyet, tazminat veya özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda etkili hukuk yolları

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesi uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu bulunmuyorsa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. Haklı mazeret nedeniyle sürenin kaçırılması hâlinde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde başvuru yapılması ve mazeretin belgelendirilmesi gerekir.

AYM süreci tamamlandıktan sonra AİHM’e başvuru düşünülüyorsa AİHM’in dört aylık süresi ayrıca hesaplanmalıdır.

AİHM’e Başvuru Süresi Ne Zaman Başlar?

Dört aylık süre kural olarak etkili iç hukuk yollarının tüketildiği nihai kararın verildiği ve başvurucunun bu karardan usulüne uygun biçimde haberdar olduğu tarihe göre hesaplanır.

Kararın açık duruşmada açıklanması, tebliğ edilmesi, elektronik sistem üzerinden öğrenilmesi veya başvurucuya karar örneğinin verilmesi, somut yargılama usulüne göre süre başlangıcında etkili olabilir. Sürenin başlangıcı yalnızca kararın kesinleşme şerhi aldığı tarihe bağlanamaz.

Şu hususlara özellikle dikkat edilmelidir:

  • Olağanüstü veya takdire bağlı başvuru yolları kural olarak dört aylık süreyi yeniden başlatmaz.
  • Etkisiz olduğu düşünülen bir yola başvurulması süreyi kendiliğinden durdurmaz.
  • Ulusal yargılamadaki süre uzatımları AİHM süresine otomatik olarak uygulanmaz.
  • Sürenin son gününün tatil gününe denk gelmesi bakımından AİHM süre hesabı ayrıca yapılmalıdır.
  • Eksik veya İçtüzük’ün 47. maddesine uygun olmayan bir formun gönderilmesi süreyi korumayabilir.

Mahkeme bakımından başvuru tarihi, kural olarak İçtüzük’ün 47. maddesine uygun şekilde hazırlanmış başvuru paketinin postaya verildiği ve posta damgasıyla sabit olan tarihtir. Yalnızca faks çekilmesi dört aylık süreyi kesmez.

Kaynak metinde yer alan “başvuru yapıldıktan sonra iç hukuk yolları AİHM karar verene kadar tamamlanabilir” şeklindeki genelleme güvenli değildir. Esas kural, etkili iç hukuk yollarının başvuru yapılmadan önce tüketilmesidir. AİHM’in bazı istisnai dosyalarda iç hukuk sürecinin başvurudan sonra tamamlanmasını dikkate almış olması, süresinden önce başvuru yapılabileceği anlamına gelmez.

AİHM Başvurusu Nasıl Yapılır?

Güncel resmî başvuru formu kullanılmalıdır

Başvuru, AİHM’in resmî internet sitesinde yayımlanan güncel bireysel başvuru formuyla yapılmalıdır. Form bilgisayara indirilerek doldurulmalı, yazdırılmalı ve gerekli kişiler tarafından asıl olarak imzalanmalıdır.

Mahkemeye yalnızca bir ihbar mektubu, dava dilekçesi veya ulusal mahkeme kararları gönderilmesi geçerli başvuru için yeterli değildir.

Formda hangi bilgiler bulunmalıdır?

İçtüzük’ün 47. maddesi uyarınca formda başlıca şu bilgiler yer almalıdır:

  1. Başvurucunun kimlik ve iletişim bilgileri
  2. Tüzel kişiler bakımından kuruluş ve temsil bilgileri
  3. Varsa avukat veya diğer temsilcinin bilgileri
  4. Aleyhine başvuru yapılan devlet
  5. Olayların kısa, kronolojik ve anlaşılır özeti
  6. İhlal edildiği ileri sürülen Sözleşme maddeleri
  7. Her ihlal iddiasına ilişkin somut hukuki gerekçe
  8. Tüketilen iç hukuk yolları
  9. Nihai karar ve dört aylık sürenin hesabı
  10. Aynı konuda başka uluslararası başvuru bulunup bulunmadığı
  11. Başvurucunun talepleri
  12. Eklenen belgelerin düzenli listesi

Başvuru formu, başka bir belgeye ihtiyaç duyulmadan şikâyetin temelini anlaşılır kılmalıdır. Forma ek açıklama sunulması gerekiyorsa bu açıklama kural olarak yirmi sayfayı aşmamalıdır. Ek açıklama, formdaki zorunlu bölümlerin boş bırakılmasını haklı göstermez.

Hangi belgeler eklenmelidir?

Başvuruya, ileri sürülen ihlali ve iç hukuk yollarının tüketildiğini gösteren belgelerin okunaklı örnekleri eklenmelidir. Özellikle:

  • İlk derece mahkemesi kararı
  • İstinaf veya temyiz kararları
  • Anayasa Mahkemesi kararı
  • Tebliğ veya öğrenme tarihini gösteren belgeler
  • Ulusal mercilere sunulan temel dilekçeler
  • İtiraz ve kanun yolu başvuruları
  • İhlale dayanak oluşturan idari işlemler
  • Tutuklama, disiplin veya yaptırım kararları
  • Sağlık raporları
  • Gözaltı ve cezaevi kayıtları
  • Mülkiyet ve ödeme belgeleri
  • Şirketler bakımından temsil yetkisini gösteren belgeler

Belgeler tarih sırasına göre düzenlenmeli, sayfalar birbirini takip edecek şekilde numaralandırılmalı ve formdaki belge listesiyle uyumlu olmalıdır.

Belgelerin asılları gönderilmemelidir. AİHM’e gönderilen belgeler kural olarak iade edilmez.

Form kim tarafından imzalanmalıdır?

Başvurucu formu bizzat imzalamalıdır. Avukatla temsil hâlinde temsil yetkisine ilişkin bölümün başvurucu ve avukat tarafından usulüne uygun imzalanması gerekir. Tüzel kişiler adına başvuru yapılması hâlinde, formu imzalayan kişinin tüzel kişiyi temsil yetkisi belgelenmelidir.

Elektronik imza, taranmış imza veya yalnızca vekâletname örneği, güncel formdaki asıl imza zorunluluğunu her durumda karşılamayabilir. Güncel form açıklamalarına uyulmalıdır.

AİHM Başvurusu Nereye Gönderilir?

Kural olarak başvuru formu ve ekleri posta yoluyla şu adrese gönderilir:

The Registrar European Court of Human Rights Council of Europe 1 avenue de l’Europe 67075 Strasbourg Cedex FRANCE

Başvurunun iadeli, takip edilebilir veya gönderim tarihini açıkça gösteren bir posta yöntemiyle gönderilmesi ispat kolaylığı sağlar.

Normal bireysel başvuru e-posta yoluyla yapılamaz. Faksla gönderilen belgeler de asıl formun posta yoluyla gönderilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz ve tek başına dört aylık süreyi kesmez.

Başvuru Türkçe Yapılabilir mi?

İlk başvuru aşamasında, Sözleşme’ye taraf devletlerden birinin resmî dili kullanılabilir. Türkiye’den yapılan ilk başvuru Türkçe hazırlanabilir.

Başvurunun ilgili hükümete bildirilmesinden sonra yazışmalar kural olarak AİHM’in resmî dilleri olan İngilizce veya Fransızca yürütülür. Daire Başkanının izniyle Türkçe kullanmaya devam edilmesi bazı dosyalarda mümkün olabilir.

Başlangıç aşamasında avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak başvuru hükümete bildirildikten sonra, kural olarak avukatla temsil ve İngilizce ya da Fransızca yazışma gerekliliği gündeme gelir.

AİHM Başvurusu Ücretli midir?

AİHM’e başvuru için Mahkeme tarafından alınan bir harç bulunmaz. Ancak posta, tercüme, belge hazırlama ve avukatlık giderleri başvurucuya aittir.

Mahkeme, belirli bir aşamadan sonra ve mali koşulların bulunması hâlinde adli yardım sağlayabilir. Adli yardım otomatik değildir ve başvurunun ilk hazırlanma giderlerini her durumda karşılamaz.

AİHM Başvurusunda İspat ve Delil Sorunları

AİHM ulusal yargılamanın delillerini baştan toplayan bir ilk derece mahkemesi değildir. Başvurucu, ileri sürdüğü olayları ve ihlali yeterli belgelerle ortaya koymalıdır.

İhlalin ulusal dosyadaki karşılığı gösterilmelidir

AİHM’e sunulan olay anlatımı, ulusal mahkeme kararları ve dosya belgeleriyle uyumlu olmalıdır. Ulusal merciler önünde ileri sürülmeyen veya dosyada dayanağı bulunmayan yeni bir olay anlatımı güvenilirlik sorunu doğurabilir.

Tebliğ ve öğrenme tarihi belgelenmelidir

Dört aylık sürenin hesabı bakımından nihai kararın ne zaman öğrenildiği açıkça gösterilmelidir. Tebligat belgesi, elektronik erişim kaydı, duruşma tutanağı veya kararın teslim edildiğine ilişkin kayıtlar dosyaya eklenmelidir.

Zarar ile ihlal arasındaki bağ açıklanmalıdır

Maddi zarar talep ediliyorsa zarar kalemleri, miktarı ve ihlalle nedensellik bağı belgelenmelidir. Manevi zarar talebi ise ihlalin başvurucunun yaşamı üzerindeki etkileriyle ilişkilendirilmelidir.

Belgesiz, soyut veya toplu miktar talepleri adil tazmin bakımından yeterli görülmeyebilir.

AİHM’den Geçici Tedbir Talep Edilebilir mi?

AİHM İçtüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca geçici tedbir, yalnızca istisnai ve acil durumlarda uygulanır.

Tedbir kararı için başvurucunun yakın, ciddi ve telafisi imkânsız bir zarar tehlikesi altında bulunması gerekir. Uygulamada özellikle şu durumlar öne çıkar:

  • Gönderilecek ülkede ölüm tehlikesi
  • İşkence veya kötü muamele riski
  • Ağır ve geri döndürülemez sağlık tehlikesi
  • Çok istisnai aile hayatı veya çocuk güvenliği vakaları

Geçici tedbir, sınır dışı kararına karşı olağan bir kanun yolu değildir. Riskin kişisel, güncel ve belgeli olması gerekir. Genel ülke koşullarına ilişkin açıklamalar tek başına yeterli olmayabilir.

Geçici tedbir talepleri için Mahkemenin güncel elektronik başvuru sistemi ve özel usul kuralları kullanılmalıdır. Normal bireysel başvuru formunun gönderilmesi, tek başına tedbir talebi yerine geçmez.

AİHM Başvurusu Nasıl İncelenir?

Ön inceleme

Öncelikle formun İçtüzük’ün 47. maddesine uygun olup olmadığı, başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı ve açık bir kabul edilemezlik nedeni bulunup bulunmadığı incelenir.

Eksik başvurular her zaman tamamlatılmaz. Zorunlu bilgileri veya belgeleri içermeyen bir form, dosya oluşturulmadan işlemden kaldırılabilir.

Tek hâkim incelemesi

Açıkça kabul edilemez başvurular tek hâkim tarafından reddedilebilir. Tek hâkim kararları kesindir.

Komite veya daire incelemesi

Yerleşik içtihatla çözülebilecek başvurular üç hâkimli komite tarafından; daha kapsamlı hukuki inceleme gerektiren dosyalar ise yedi hâkimli daire tarafından ele alınabilir.

Hükümete bildirim

Başvurunun ilk incelemeyi geçmesi hâlinde dosya ilgili devlet hükümetine bildirilebilir. Mahkeme taraflardan kabul edilebilirlik, ihlalin esası ve gerektiğinde adil tazmin hakkında yazılı görüş ister.

Bir başvurunun hükümete bildirilmesi, mutlaka ihlal kararı verileceği anlamına gelmez.

Dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon

Taraflar dostane çözüm görüşmeleri yürütebilir. Uygun bir çözüm sağlanırsa başvuru kayıttan düşürülebilir.

Bazı durumlarda devlet, ihlali kabul eden ve belirli bir giderim öneren tek taraflı deklarasyon sunabilir. Mahkeme, başvurucunun kabul etmemesine rağmen deklarasyonun yeterli olduğu kanaatine varırsa dosyanın kayıttan düşürülmesine karar verebilir.

Esas ve adil tazmin kararı

Mahkeme ihlal bulunduğuna karar verirse AİHS’nin 41. maddesi uyarınca maddi zarar, manevi zarar ve yargılama giderleri hakkında adil tazmine hükmedebilir. Tazminat otomatik değildir.

Başvurucu, Mahkemenin belirlediği süre içinde;

  • Talep ettiği miktarları ayrı ayrı göstermeli,
  • Maddi zarar kalemlerini hesaplamalı,
  • Avukatlık ve diğer giderleri belgelemeli,
  • Zarar ile ihlal arasındaki bağı açıklamalıdır.

Süresinde, açık ve belgeli talep sunulmaması hâlinde Mahkeme tazminat veya masraf talebini tamamen ya da kısmen reddedebilir. Başvuru formunda genel bir tazminat talebinde bulunulmuş olması, hükümet görüşlerinden sonraki özel talep aşamasının yerine geçmez.

AİHM Kararlarının Hukuki Sonuçları

AİHM kararı ulusal mahkeme kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İhlalin sonuçlarının giderilmesi, ilgili devletin hukuk düzeni içinde yerine getirilir.

Kararın gereğine göre;

  • Başvurucuya tazminat ödenmesi,
  • Yeniden yargılama yapılması,
  • İdari veya yargısal işlemin yeniden değerlendirilmesi,
  • Mevzuat değişikliği yapılması,
  • Yerleşik uygulamanın değiştirilmesi,
  • Benzer ihlallerin önlenmesi için genel tedbir alınması

gündeme gelebilir.

Kesinleşen AİHM kararlarının yerine getirilmesi AİHS’nin 46. maddesi uyarınca Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir. Ödeme süresi ve diğer bireysel tedbirler, her kararın hüküm kısmına ve icra sürecine göre belirlenir. Bu nedenle bütün tazminatların ayrıca dilekçe verilmesi üzerine değişmez biçimde üç ay içinde ödendiği yönünde genel bir kural kurulamaz.

Güncel AİHM İçtihadında Öne Çıkan İlkeler

Hasan Uzun/Türkiye

AİHM, Hasan Uzun/Türkiye, B. No: 10755/13, 30 Nisan 2013 tarihli kabul edilemezlik kararında, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun ilke olarak tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir.

Kararın sonucu, Türkiye’den Strasbourg’a yapılacak başvurularda AYM yolunun göz ardı edilememesidir. Ancak AYM’den önce tüketilmesi gereken olağan yolların bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Vučković ve Diğerleri/Sırbistan

Vučković ve Diğerleri/Sırbistan [Büyük Daire], B. No: 17153/11 ve diğer başvurular, 25 Mart 2014 kararında, iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının otomatik ve şekilci biçimde uygulanamayacağı; ancak başvurucuların erişilebilir, yeterli ve etkili yolları kullanmakla yükümlü olduğu açıklanmıştır.

Karar, yalnızca “bu yoldan sonuç çıkacağını düşünmüyordum” savunmasının çoğu zaman yeterli olmadığını göstermektedir.

Mamatkulov ve Askarov/Türkiye

Mamatkulov ve Askarov/Türkiye [Büyük Daire], B. No: 46827/99 ve 46951/99, 4 Şubat 2005 kararında, AİHM’in verdiği geçici tedbire uyulmamasının başvurucunun bireysel başvuru hakkının etkin kullanımını engelleyebileceği kabul edilmiştir.

Karar, İçtüzük’ün 39. maddesi kapsamında verilen tedbirlerin devletler bakımından taşıdığı hukuki önemi ortaya koymaktadır.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Öğretide baskın görüş, AİHM bireysel başvurusunun ikincillik ilkesine dayandığı yönündedir. Temel hak ihlalini önleme ve giderme görevi öncelikle ulusal makamlara aittir. AİHM’in müdahalesi, ulusal sistemin Sözleşme standardına uygun giderim sağlayamaması hâlinde gündeme gelir.

Bu yaklaşım, 15 No.lu Protokol ile Sözleşme’nin başlangıç bölümünde ikincillik ve devletlerin takdir alanına açıkça yer verilmesiyle daha da belirginleşmiştir.

Uygulamadaki temel tartışma, iç hukuk yolunun yalnızca teorik olarak mevcut olmasının yeterli olup olmadığıdır. Bir yolun tüketilmesi için somut ihlali önleme veya uygun giderim sağlama kapasitesine sahip olması gerekir. Buna karşılık başvurucunun başarı ihtimali konusundaki kişisel tereddüdü, etkili bir yolu kullanmamasını kural olarak haklı göstermez.

Diğer önemli sorun, AİHM’in “dördüncü derece mahkemesi” gibi kullanılmaya çalışılmasıdır. Ulusal mahkemenin delili yanlış değerlendirdiği, tanığa inanmadığı veya kanunu hatalı yorumladığı iddiası tek başına AİHS ihlali oluşturmaz. Esas mesele, yargılamanın bütününde keyfîlik, açık adaletsizlik veya Sözleşme ile korunan belirli bir hakka yönelik ölçüsüz müdahale bulunup bulunmadığıdır.

Somut Olaylarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

AİHM başvurusu düşünülüyorsa hazırlık son ulusal karar verildikten sonra başlamamalıdır. Sözleşme şikâyetinin temeli, mümkün olduğu ölçüde ilk derece ve kanun yolu aşamalarında kurulmalıdır.

Özellikle şu kayıtlar düzenli tutulmalıdır:

  • Bütün kararların tarihleri
  • Tebliğ ve öğrenme tarihleri
  • Ulusal mercilere verilen dilekçeler
  • İhlal iddialarının hangi aşamada ileri sürüldüğü
  • Delillerin hangi merciye sunulduğu
  • Başvurunun süresini etkileyebilecek gelişmeler
  • İhlalin devam eden sonuçları
  • Maddi zarar ve gider belgeleri

Her hak ihlalinin başvuru yolu aynı değildir. Tutuklama, sınır dışı, mülkiyet, kamulaştırma, uzun yargılama, ifade özgürlüğü, kamu görevinden çıkarma veya aile hayatına müdahale dosyalarında tüketilmesi gereken yollar birbirinden farklı olabilir.

Bu nedenle yalnızca AYM karar tarihine bakılarak veya başka bir dosyada izlenen yol kopyalanarak başvuru hazırlanması ciddi risk taşır.

AİHM Başvurularında Sık Yapılan Hatalar

  1. Altı aylık eski sürenin hâlen geçerli olduğunun düşünülmesi
  2. Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmadan doğrudan AİHM’e gidilmesi
  3. AYM’den önce tüketilmesi gereken olağan yolların atlanması
  4. İhlal şikâyetinin ulusal mahkemelerde ileri sürülmemesi
  5. Dört aylık sürenin kesinleşme şerhinden başlayacağının varsayılması
  6. Olağanüstü kanun yolunun süreyi yeniden başlatacağının düşünülmesi
  7. Güncel olmayan başvuru formunun kullanılması
  8. Formun zorunlu bölümlerinin boş bırakılması
  9. Yalnızca ek dilekçeye atıf yapılarak formun doldurulmaması
  10. Ulusal mahkeme kararlarının eksik gönderilmesi
  11. Tebliğ veya öğrenme tarihinin belgelendirilmemesi
  12. Belgelerin tarih sırasına ve sayfa numarasına göre düzenlenmemesi
  13. Temsil yetkisinin veya asıl imzaların eksik bırakılması
  14. Başvurunun yalnızca faks veya e-postayla yapılması
  15. AİHM’in ulusal mahkeme kararını bozacağının düşünülmesi
  16. Somut Sözleşme şikâyeti yerine ulusal kanun yorumunun tartışılması
  17. Tazminat ve giderlerin süresinde ve belgeli olarak talep edilmemesi
  18. Geçici tedbirin her sınır dışı veya tutuklama dosyasında uygulanabileceğinin varsayılması

Sık Sorulan Sorular

AİHM’e doğrudan başvuru yapılabilir mi?

Kural olarak hayır. Öncelikle somut olay bakımından etkili ve erişilebilir iç hukuk yolları usulüne uygun biçimde tüketilmelidir. Türkiye bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru da çoğu hak ihlali iddiasında tüketilmesi gereken yollardan biridir.

AİHM başvuru süresi altı ay mı, dört ay mı?

Güncel genel süre dört aydır. Dört aylık süre, 1 Şubat 2022 ve sonrasında verilen nihai iç hukuk kararları bakımından uygulanmaktadır.

Dört aylık süre AYM kararından itibaren mi başlar?

Çoğu Türkiye başvurusunda nihai etkili yol AYM olduğu için süre AYM sürecinin tamamlanmasıyla bağlantılıdır. Ancak başlangıç tarihi kararın verilme, yayımlanma, tebliğ veya öğrenilme biçimine ve somut dosyanın usulüne göre ayrıca hesaplanmalıdır.

AİHM’e internet üzerinden normal başvuru yapılabilir mi?

Normal bireysel başvuru kural olarak güncel formun doldurulup asıl imzalı şekilde posta yoluyla gönderilmesiyle yapılır. Geçici tedbir talepleri ve bazı özel dosya grupları için ayrı elektronik sistemler bulunabilir.

Başvuruyu avukatın yapması zorunlu mudur?

İlk başvuru aşamasında avukat zorunlu değildir. Dosyanın hükümete bildirilmesinden sonra kural olarak avukatla temsil gerekir. Başlangıçtaki şekil, süre ve tüketme hatalarının sonradan giderilememesi nedeniyle hukuki destek alınması önem taşır.

AİHM ulusal mahkemenin kararını bozar mı?

Hayır. AİHM bir temyiz mahkemesi değildir ve ulusal kararı doğrudan bozmaz. İhlal kararı bağlayıcıdır; ihlalin sonuçları ulusal hukukta yeniden yargılama, tazminat veya başka bireysel ve genel tedbirlerle giderilebilir.

AİHM’e başvuru yapılması ulusal kararın icrasını durdurur mu?

Hayır. Bireysel başvuru yapılması ulusal kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. Yakın ve telafisi imkânsız zarar tehlikesi bulunan istisnai olaylarda İçtüzük’ün 39. maddesi uyarınca geçici tedbir talep edilebilir.

AİHM’e başvurmak için tazminat miktarı yazılmalı mıdır?

İlk formda ihlalin tespiti ve uygun giderim talebi belirtilir. Dosya hükümete bildirildiğinde Mahkemenin verdiği süre içinde maddi ve manevi tazminat ile gider taleplerinin ayrı ayrı, miktarlı ve belgeli biçimde yeniden sunulması gerekir.

AİHM’in kabul edilemezlik kararına itiraz edilebilir mi?

Tek hâkim tarafından veya diğer yargısal oluşumlarca verilen kabul edilemezlik kararları kural olarak kesindir. Bu nedenle başvurunun ilk aşamada eksiksiz ve hukuken temellendirilmiş olması belirleyicidir.

Hukuki Değerlendirme

AİHM başvurusunda asıl güçlük, ihlal edildiği düşünülen hakkın adını yazmak değildir. Belirleyici olan; ihlalin ulusal süreçte özü itibarıyla ileri sürülmesi, etkili yolların doğru sırayla tüketilmesi, nihai karar ve süre başlangıcının doğru belirlenmesi ve olayların Sözleşme ölçütleriyle ilişkilendirilmesidir.

Başvuru formu bir dava dosyasının uzun özeti hâline getirilmemelidir. Olaylar kronolojik ve seçici biçimde aktarılmalı; her şikâyetin hangi kamu işlemi veya mahkeme kararıyla bağlantılı olduğu, hangi Sözleşme hakkının neden ihlal edildiği ve ulusal makamların bu iddiaya nasıl cevap verdiği açıklanmalıdır.

AİHM’in önüne gelen çok sayıda dosya, ihlal bulunmadığı için değil; iç hukuk yollarının tüketilmemesi, sürenin kaçırılması, başvuru formunun eksik olması veya şikâyetin yeterince temellendirilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmaktadır. Bu nedenle usule ilişkin hazırlık, ihlal iddiasının esasına ilişkin hukuki değerlendirme kadar önemlidir.

Günser + Partners ile İletişim

AİHM bireysel başvurularında yanlış hukuk yoluna başvurulması, şikâyetin ulusal mahkemelerde ileri sürülmemesi, nihai kararın öğrenilme tarihinin hatalı belirlenmesi veya dört aylık sürenin kaçırılması telafisi mümkün olmayan hak kayıplarına neden olabilir.

Somut olayın iç hukuk yolları, Anayasa Mahkemesi süreci, AİHS kapsamında ileri sürülebilecek ihlal iddiaları ve güncel AİHM usul kuralları birlikte değerlendirilmelidir. Dosyanızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde incelenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.