İçeriğe geç

AİHM ve Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru · · ≈11 dk okuma

Makul Sürede Yargılanma Hakkı İhlali ve Tazminat Başvurusu

Makul sürede yargılanma hakkı ihlalinde Tazminat Komisyonu başvurusu, bir aylık süre, itiraz ve Anayasa Mahkemesi yolu açıklanmıştır.

Bir davanın veya ceza soruşturmasının uzun sürmesi tek başına makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini göstermeyebilir. Yargılamanın niteliği, dosyanın karmaşıklığı, tarafların davranışları, mahkemelerin işlem temposu ve uyuşmazlığın kişi bakımından taşıdığı önem birlikte değerlendirilir. Bununla birlikte açıklanamayan uzun hareketsizlik dönemleri, tekrarlanan usul işlemleri ve kamu makamlarından kaynaklanan gecikmeler hak ihlaline ve manevi tazminat sorumluluğuna yol açabilir.

Makul Sürede Yargılanma Hakkı Nedir?

Makul sürede yargılanma hakkı, bir kişinin yıllarca belirsizlik altında bırakılmamasını ve hukuki uyuşmazlığının gereksiz gecikmeler olmadan sonuçlandırılmasını güvence altına alan adil yargılanma hakkı unsurudur.

Anayasa’nın 36. maddesi herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğunu belirtmektedir. Anayasa’nın 141. maddesinde ise davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu açıkça düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi de medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar ile suç isnatlarının makul süre içinde karara bağlanmasını güvence altına almaktadır.

Bu hak, davanın mutlaka belirli bir taraf lehine sonuçlanmasını garanti etmez. Korunan husus, yargılama sürecinin gereksiz gecikmelerden uzak, özenli ve etkin biçimde yürütülmesidir.

Makul Süre Hangi Yargılamalarda Uygulanır?

Makul sürede yargılanma hakkı başlıca şu süreçlerde gündeme gelebilir:

  • Ceza soruşturmaları ve kovuşturmaları,
  • Özel hukuk davaları,
  • İş, tüketici, ticaret, aile ve tazminat davaları,
  • İdari yargı ve vergi yargısı uyuşmazlıkları,
  • Yargı kararının etkili biçimde uygulanmasıyla bağlantılı icra süreçleri.

Ceza yargılamasında hak esas olarak hakkında suç isnadı bulunan şüpheli veya sanığı korur. Suçtan zarar gören ya da katılanın talepleri ise koşullarına göre medeni hak ve yükümlülük boyutunda değerlendirilebilir.

6384 sayılı Kanun uyarınca ceza soruşturması ve kovuşturması ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiaları Tazminat Komisyonunun görev alanındadır. İdari nitelikteki disiplin veya kurum içi soruşturmalar ise aynı Kanun’un açık hükmü gereğince bu kapsamda değildir.

Bir Davanın Kaç Yılda Bitmesi Gerekir?

Mevzuatta “iki yıl”, “üç yıl” veya “beş yıl” şeklinde bütün davalar için geçerli, kesin bir makul süre sınırı bulunmamaktadır.

Beş yıl süren her dava ihlal oluşturmadığı gibi daha kısa süren bir yargılamada da somut olayın özelliklerine göre ihlal kararı verilebilir. Örneğin velayet, işe iade, sağlık durumu, tutuklu yargılama veya kişinin geçimini doğrudan etkileyen uyuşmazlıklarda kamu makamlarından daha yüksek bir sürat ve özen beklenebilir.

Anayasa Mahkemesi, hiçbir değerlendirme ölçütünün tek başına belirleyici olmadığını; dosyadaki gecikme dönemlerinin ve gecikmenin kimden kaynaklandığının bir bütün olarak incelenmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Makul Süre Ne Zaman Başlar ve Ne Zaman Sona Erer?

Hukuk ve İdari Yargı Davalarında

Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin davalarda süre kural olarak davanın açıldığı tarihte başlar. Yargılama istinaf veya temyiz incelemesine taşınmışsa bu aşamalar da toplam süreye dâhil edilir.

Sürenin sona erdiği tarih çoğunlukla nihai kararın verildiği veya kararın kesinleştiği tarihtir. Uyuşmazlığın niteliğine göre mahkeme kararının uygulanmasına ilişkin icra aşaması da değerlendirmeye katılabilir.

Dava hâlen devam ediyorsa Tazminat Komisyonuna başvurmak için yargılamanın kesinleşmesini beklemek zorunlu değildir.

Ceza Soruşturması ve Kovuşturmasında

Ceza yargılamasında başlangıç tarihi her zaman iddianamenin düzenlendiği tarih değildir. Süre;

  • Kişinin suç isnadından resmen haberdar edilmesi,
  • Gözaltına alınması,
  • Arama veya elkoyma tedbirine maruz kalması,
  • İfadesinin şüpheli sıfatıyla alınması,
  • Suç şüphesi nedeniyle hukuki durumunun önemli ölçüde etkilenmesi

gibi tarihlerden itibaren başlayabilir.

Sürenin sonu ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. İstinaf ve temyiz aşamaları da toplam yargılama süresine dâhildir.

Makul Süre Değerlendirmesinde Hangi Ölçütler Kullanılır?

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uygulamasında dört temel ölçüt öne çıkmaktadır.

Yargılamanın Karmaşıklığı

Sanık, taraf veya mağdur sayısının fazlalığı; bilirkişi incelemeleri; uluslararası adli yardımlaşma; çok sayıda belgenin incelenmesi ve teknik uzmanlık gerektiren konular yargılama süresini uzatabilir.

Ancak dosyanın karmaşık olması, her gecikmeyi haklı hâle getirmez. Mahkeme veya savcılık, karmaşık dosyalarda da işlemleri düzenli biçimde yürütmek zorundadır.

Başvurucunun Davranışları

Tarafın sürekli mazeret bildirmesi, gereksiz süre taleplerinde bulunması, adres değişikliğini bildirmemesi veya delilleri zamanında sunmaması kendisinden kaynaklanan gecikme olarak değerlendirilebilir.

Buna karşılık kanunda tanınan itiraz, istinaf veya temyiz hakkının kullanılması kural olarak kişiye kusur olarak yüklenemez.

Yargı Makamlarının Tutumu

Uzun süre duruşma açılmaması, bilirkişi raporunun takip edilmemesi, dosyanın gereksiz yere yetkisiz merciler arasında dolaştırılması, bozma kararından sonra işlem yapılmaması veya kanun yolu incelemesinin açıklanamayan biçimde bekletilmesi kamu makamlarından kaynaklanan gecikmelerdir.

Yargı teşkilatındaki iş yoğunluğu veya personel eksikliği de devletin makul süre yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Uyuşmazlığın Başvurucu Açısından Önemi

Davanın kişinin özel veya mesleki yaşamı üzerindeki etkisi önemlidir. Tutuklu sanıkların yargılamaları, çocukların hukuki durumuna ilişkin davalar, işe dönüş talepleri ve ciddi sağlık sorunlarını ilgilendiren uyuşmazlıklar daha hızlı hareket edilmesini gerektirebilir.

Makul Süre İhlalinde Güncel Başvuru Yolu

Doğrudan Anayasa Mahkemesine Başvurulabilir mi?

12 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun sonrasında, yalnızca yargılamanın uzun sürmesinden şikâyet eden kişinin kural olarak doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurması mümkün değildir.

Öncelikle 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun kapsamında Tazminat Komisyonuna müracaat edilmelidir. Bu yol tüketilmeden yapılan Anayasa Mahkemesi başvuruları, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunabilir.

Tazminat Komisyonuna Başvuru Süresi

6384 sayılı Kanun’un 5/A maddesine göre başvuru:

  • Soruşturma, kovuşturma veya yargılama devam ederken her zaman,
  • Süreç kesin bir kararla sona ermişse, bu sonucun öğrenilmesinden itibaren en geç bir ay içinde

yapılmalıdır.

Haklı bir mazeret nedeniyle bir aylık süre kaçırılmışsa mazeretin ortadan kalkmasından itibaren on beş gün içinde, mazereti kanıtlayan belgelerle birlikte başvuru yapılabilir.

Buradaki “öğrenme” kavramı yalnızca tebligat tarihiyle sınırlı değildir. Kararın UYAP’tan görülmesi, dosyadan örnek alınması veya başka bir şekilde kesin olarak öğrenilmesi de süreyi başlatabilir. Bu nedenle kararın tebliğini beklemek her olayda güvenli bir yöntem değildir.

Başvuruda Hangi Bilgiler Bulunmalıdır?

Başvuru dilekçesinde en azından şu hususlar açıkça gösterilmelidir:

  • Başvurucunun kimlik ve adres bilgileri,
  • Soruşturma veya dava dosyasının numarası,
  • Yargılamanın başlangıç ve güncel durum tarihleri,
  • İstinaf ve temyiz aşamaları,
  • İşlem yapılmayan veya gecikmenin yaşandığı dönemler,
  • Gecikmenin başvurucuya etkileri,
  • Talep edilen manevi tazminat,
  • Başvuruyu destekleyen belgeler.

Bilgi ve belgelerin yetersiz olması hâlinde Komisyon eksikliklerin bir ay içinde tamamlanmasını isteyebilir. Eksikliğin verilen sürede giderilmemesi başvurunun reddine neden olabilir. Başvuru harca tabi değildir.

Maddi ve Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Güncel 6384 sayılı Kanun, makul sürede sonuçlandırılmayan yargılamalar bakımından Tazminat Komisyonuna yapılacak doğrudan başvuruyu açıkça manevi tazminat talebiyle sınırlandırmıştır.

Bu nedenle yargılamanın uzaması sonucunda meydana geldiği ileri sürülen gelir kaybı, değer kaybı, finansman gideri veya başka bir maddi zararın Tazminat Komisyonu tarafından karşılanacağı peşinen kabul edilemez.

Maddi zarar iddiasında:

  • Gerçek ve belirlenebilir bir zararın bulunması,
  • Zarar ile yargılamadaki gecikme arasında doğrudan nedensellik kurulması,
  • Talebin dayanabileceği ayrı bir hukuki sorumluluk sebebinin belirlenmesi

gerekir.

Öğretide, 6384 sayılı Kanun’un yalnızca manevi tazminata yer vermesinin maddi zararların giderilmesi bakımından boşluk oluşturduğu ve etkin giderim tartışmasını bütünüyle sona erdirmediği belirtilmektedir.

Tazminat Komisyonu Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

Komisyon kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde itiraz edilebilir.

İtiraz dilekçesi doğrudan Ankara Bölge İdare Mahkemesine değil, Tazminat Komisyonu aracılığıyla sunulur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi Komisyon kararını hukuka uygun bulmazsa işin esası hakkında karar verebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

“Kesin karar” ifadesi, kararın istinaf veya temyize tabi olmadığı anlamına gelir. Kararın temel hakları ihlal ettiği düşünülüyorsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu ayrıca değerlendirilebilir.

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Süresi

Tazminat Komisyonu ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi aşamaları tüketildikten sonra;

  • Tazminat verilmemesi,
  • Hükmedilen tazminatın açıkça yetersiz olması,
  • Başvuru süresinin öngörülemez biçimde yorumlanması,
  • Başvurunun bariz takdir hatasıyla reddedilmesi,
  • Etkili giderim sağlanmaması

gibi nedenlerle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.

Bireysel başvurunun, kesin nitelikteki kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonunun her kararını yeniden inceleyen bir temyiz mercii değildir. İnceleme, Komisyon ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarının anayasal haklara uygun olup olmadığıyla sınırlıdır.

Başvuru Süreleri ve Yetkili Merciler

Başvuru aşamasıYetkili merciSüre
İlk başvuruTazminat KomisyonuYargılama sırasında veya kesin sonucun öğrenilmesinden itibaren 1 ay
Haklı mazeretTazminat KomisyonuMazeretin kalkmasından itibaren 15 gün
Komisyon kararına itirazAnkara Bölge İdare Mahkemesi, Komisyon aracılığıylaTebliğden itibaren 15 gün
Bireysel başvuruAnayasa MahkemesiNihai kararın öğrenilmesinden itibaren 30 gün
AİHM başvurusuAvrupa İnsan Hakları MahkemesiNihai iç hukuk kararından itibaren kural olarak 4 ay

AİHM’e başvurulmadan önce etkili iç hukuk yollarının usulüne uygun biçimde tüketilmesi gerekir. Dört aylık süre 1 Şubat 2022 tarihinden itibaren uygulanmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin Makul Süre Kararları

Güher Ergun ve Diğerleri Kararı

Anayasa Mahkemesinin Güher Ergun ve diğerleri kararında, makul süre değerlendirmesinin her dosyanın koşullarına göre yapılacağı; davanın karmaşıklığı, yargılama dereceleri, tarafların ve makamların tutumu ile başvurucunun menfaatinin niteliğinin dikkate alınacağı kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013.

Nevriye Kuruç Pilot Kararı

Nevriye Kuruç kararında Anayasa Mahkemesi, makul süre şikâyetlerinin yapısal bir soruna dönüştüğünü ve bu şikâyetlerin doğrudan Anayasa Mahkemesi önüne getirilmesinden önce etkili bir başvuru yolunun oluşturulması gerektiğini belirlemiştir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Nevriye Kuruç, B. No: 2021/58970, 5/7/2022.

Besime Günal ve Diğerleri ile A.Ç. ve Diğerleri Kararları

Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonu yolunun teorik olarak bulunmasını tek başına yeterli görmemektedir. Başvuru yolunun uygulamada ulaşılabilir, öngörülebilir ve yeterli giderim sağlayabilecek nitelikte olması gerekir.

Anayasa Mahkemesi, Besime Günal ve diğerleri, B. No: 2020/24855, 23/10/2024.

Anayasa Mahkemesi, A.Ç. ve diğerleri, B. No: 2020/33426, 11/12/2024.

A.T. ve Diğerleri Kararı

Komisyonun süre kurallarını Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadıyla bağdaşmayacak, öngörülemez veya bariz hatalı biçimde uygulaması etkili başvuru hakkının ihlaline yol açabilir.

Anayasa Mahkemesi, A.T. ve diğerleri, B. No: 2020/26878, 24/5/2023.

Doktrindeki ve Uygulamadaki Tartışmalar

Makul süre ihlallerinde tazminat ödenmesi, geçmişte yaşanmış gecikmenin sonuçlarını belirli ölçüde giderebilir. Ancak yalnızca tazminata dayanan bir sistem, devam eden yargılamanın hızlandırılmasını her zaman sağlamaz.

Bu nedenle etkili başvuru yolunun iki yönünün bulunduğu kabul edilmektedir:

  1. Devam eden ihlalin mümkünse sona erdirilmesi,
  2. Meydana gelmiş zararın uygun bir tazminatla giderilmesi.

Tazminat Komisyonuna yargılama devam ederken başvurulabilmesi önemli bir imkândır. Bununla birlikte Komisyon başvurusu, esas mahkemesinin yerine geçerek davayı sonuçlandırmaz veya dava hakkında verilecek kararın içeriğini belirlemez. Bu yönüyle giderim mekanizmasının önleyici etkisi ile yalnızca tazmin edici etkisi arasındaki tartışma devam etmektedir.

İspat ve Delil Sorunları

Makul süre başvurularında yalnızca “dava çok uzun sürdü” şeklindeki genel açıklama yeterli değildir. Dosyanın kronolojisi somut olarak ortaya konulmalıdır.

Başvuruya özellikle şu belgelerin eklenmesi yararlıdır:

  • Dava veya soruşturma açılış belgesi,
  • İddianame, dava dilekçesi veya idari başvuru evrakı,
  • Duruşma tutanakları,
  • Ara kararlar,
  • Bilirkişi görevlendirme ve rapor tarihleri,
  • İstinaf ve temyiz başvuru tarihleri,
  • Dosyanın kanun yolu mercilerine giriş ve çıkış tarihleri,
  • Nihai karar ve tebliğ belgesi,
  • UYAP safahat kaydı,
  • Başvurucunun süreci hızlandırmak amacıyla sunduğu dilekçeler,
  • Gecikmenin kişisel veya mesleki etkisini gösteren belgeler.

Dosyada aylarca veya yıllarca işlem yapılmayan dönemlerin ayrı ayrı gösterilmesi, başvurunun soyut bir şikâyetten çıkarılarak denetlenebilir hâle gelmesini sağlar.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

Doğrudan Anayasa Mahkemesine Başvurmak

12 Mart 2024 sonrasında Tazminat Komisyonu yolu tüketilmeden yapılan başvuru kabul edilemez bulunabilir.

Yargılamanın Sona Ermesini Beklemek

Kanun, yargılama devam ederken de başvuru yapılmasına izin vermektedir. Sürecin kesinleşmesini beklemek zorunlu değildir.

Bir Aylık Süreyi Tebligattan Başlatmak

Kanun “öğrenme” tarihini esas almaktadır. Kararın daha önce öğrenildiği tespit edilirse süre tebligattan önce başlamış sayılabilir.

Sabit Yıl Hesabına Dayanmak

“Dava beş yılı geçtiği için otomatik olarak ihlal vardır” şeklindeki yaklaşım doğru değildir. Dosyanın bütün özellikleri incelenir.

Başvurucudan Kaynaklanan Gecikmeleri Açıklamamak

Mazeretler, süre talepleri ve yerine getirilmeyen ara kararlar başvurucudan kaynaklanıyorsa bunların etkisi ayrıca değerlendirilir.

Maddi ve Manevi Tazminatı Birbirine Karıştırmak

6384 sayılı Kanun kapsamındaki doğrudan makul süre başvurusu manevi tazminata ilişkindir. Maddi zarar iddiaları ayrı bir hukuki dayanak ve güçlü nedensellik açıklaması gerektirir.

Komisyon Kararına Doğrudan İdare Mahkemesinde Dava Açmak

Kanunda öngörülen yol, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilmesidir.

Sık Sorulan Sorular

Devam Eden Davam İçin Başvuru Yapabilir miyim?

Evet. Yargılamanın veya ceza soruşturmasının sona ermesi beklenmeden Tazminat Komisyonuna başvurulabilir.

Davam Beş Yıldır Sürüyor. Kesin Olarak Tazminat Alır mıyım?

Hayır. Beş yıllık sabit bir ihlal sınırı bulunmamaktadır. Dosyanın karmaşıklığı, yargı dereceleri, tarafların davranışları ve hareketsizlik dönemleri birlikte değerlendirilir.

Tazminat Komisyonuna Başvuru Davayı Hızlandırır mı?

Başvuru, mahkemeye talimat veren veya davayı doğrudan sonuçlandıran bir kanun yolu değildir. Bununla birlikte uzun yargılamayı resmî bir ihlal ve tazminat incelemesine taşır.

Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Yargılamanın toplam süresi, uyuşmazlığın önemi, gecikmenin ağırlığı, başvurucunun sürece katkısı ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM’in benzer dosyalardaki yaklaşımı dikkate alınır. Her yıl için kanunda belirlenmiş sabit bir tarife bulunmamaktadır.

Komisyon Kararına Karşı Temyiz Mümkün müdür?

Komisyon kararına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Bu mahkemenin kararı kesindir. Ancak anayasal bir hak ihlali bulunduğu düşünülüyorsa otuz günlük süre içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru değerlendirilebilir.

Avukatla Başvuru Zorunlu mudur?

Başvurunun avukat aracılığıyla yapılması zorunlu değildir. Buna karşılık süre hesabı, başvuru yolunun belirlenmesi ve dosya kronolojisinin hukuken doğru kurulması başvurunun sonucu bakımından önemlidir.

Hukuki Değerlendirme

Makul sürede yargılanma hakkı, yalnızca dosyanın kaç yıldır açık olduğuna bakılarak değerlendirilemez. İncelenmesi gereken asıl mesele, toplam sürenin dosyanın gerektirdiği işlemlerle açıklanıp açıklanamadığıdır.

Bir dosyada çok sayıda duruşma yapılmış olması yargılamanın etkin yürütüldüğünü tek başına göstermez. Duruşmalar arasında uzun ve gerekçesiz boşluklar bulunması, aynı bilirkişi işlemlerinin tekrarlanması, bozma sonrasında dosyanın hareketsiz bırakılması veya kanun yolu incelemesinin makul açıklaması olmadan uzaması ihlal değerlendirmesinde belirleyici olabilir.

Güncel hukukta en kritik konu başvuru sırasıdır. Önce Tazminat Komisyonu, ardından on beş günlük süre içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz ve gerekli şartların bulunması hâlinde otuz günlük sürede Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu izlenmelidir. Yanlış mercie başvurulması veya bir aylık ilk müracaat süresinin kaçırılması, esaslı bir hak ihlali iddiasının dahi incelenmeden reddedilmesine yol açabilir.

Günser + Partners ile İletişim

Makul sürede yargılanma hakkı başvurularında dosyanın yalnızca toplam süresi değil, bütün işlem tarihleri, gecikmenin kaynağı, kanun yolu aşamaları ve başvuru süreleri birlikte incelenmelidir.

Bu tür uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması veya delillerin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.