AİHM ve Anayasa Mahkemesi'ne Başvuru · · ≈13 dk okuma
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Süresi Ne Zaman Başlar?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda 30 günlük sürenin tebliğ, UYAP, e-tebligat ve öğrenme tarihine göre nasıl hesaplandığını inceleyin.
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda en sık karşılaşılan sorunlardan biri, otuz günlük başvuru süresinin hangi tarihte başladığının yanlış belirlenmesidir. Sürenin her durumda kararın tebliğinden itibaren başladığı düşüncesi doğru değildir. Nihai kararın UYAP üzerinden okunması, elektronik tebligatın açılması, dosyanın incelenmesi veya kararın başka bir şekilde öğrenilmesi, resmî tebliğ tarihi beklenmeden başvuru süresini başlatabilir.
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Süresi Kaç Gündür?
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin beşinci fıkrasına göre bireysel başvuru;
- Başvuru yollarının tüketildiği tarihten,
- Başvuru yolu bulunmayan hâllerde ise ihlalin öğrenildiği tarihten
itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır.
Bireysel başvurudan önce, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya karara karşı öngörülmüş olağan idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmesi gerekir. Otuz günlük süre, kural olarak bu yolların tüketilmesi sonucunda verilen nihai kararın öğrenilmesiyle işlemeye başlar.
Bu süre yalnızca şekli bir işlem süresi değildir. Başvurunun otuz günlük süreden sonra yapılması, ileri sürülen temel hak ihlalinin esasına girilmeden başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulunmasına yol açar.
Otuz Günlük Süre Tebliğ Tarihinde mi, Öğrenme Tarihinde mi Başlar?
Kanunda başvuru yollarının tüketildiği tarihten söz edilmekle birlikte Anayasa Mahkemesi uygulamasında belirleyici olan, başvurucunun veya vekilinin nihai kararın içeriğini ne zaman öğrendiğidir.
Karar usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve daha önce öğrenildiğini gösteren bir kayıt bulunmuyorsa süre tebliğ tarihine göre hesaplanır. Buna karşılık kararın tebliğden önce UYAP üzerinden açılması, dosyanın mahkeme kaleminde incelenmesi, gerekçeli karar örneğinin alınması veya başka bir yolla kararın içeriğine ulaşılması hâlinde öğrenme daha önce gerçekleşmiş olabilir.
Bu nedenle tebliğ tarihi, her dosyada kesin ve değişmez başlangıç tarihi olarak kabul edilmemelidir. Başvurucu veya vekil tarafından gerçekleştirilen daha önceki bir öğrenme işlemi varsa otuz günlük süre bu tarihten itibaren işlemeye başlayabilir.
UYAP Üzerinden Kararın Okunması Süreyi Başlatır mı?
Anayasa Mahkemesinin yerleşik yaklaşımına göre nihai kararın UYAP üzerinden açılıp okunması, kararın öğrenildiğini gösteren objektif bir kayıt niteliğindedir.
Hüseyin Aşkan kararında Mahkeme, UYAP evrak işlem kütüğündeki kayıtları esas alarak nihai kararın başvurucu veya vekili tarafından açılıp okunduğu tarihte öğrenmenin gerçekleştiğini kabul etmiştir. Bu tarihten sonra yapılan resmî tebligat, daha önce başlamış olan bireysel başvuru süresini yeniden başlatmaz. Hüseyin Aşkan [2. B.], B. No: 2017/15649, 21/7/2020.
Bu yaklaşım sonraki kararlarda da sürdürülmüştür. Anayasa Mahkemesi, 5 Kasım 2025 tarihli bir kararında nihai kararın UYAP üzerinden 27 Eylül 2021 tarihinde okunmasını öğrenme tarihi kabul etmiş ve otuz günlük sürenin 27 Ekim 2021 tarihinde sona erdiğini belirlemiştir. Daha sonraki tebliğ veya başvuru işlemleri süreyi canlandırmamıştır.
UYAP kayıtları bakımından özellikle şu tarihler kontrol edilmelidir:
- Evrakın ilk kez görüntülendiği tarih,
- Gerekçeli kararın açıldığı tarih,
- Dosya veya karar örneğinin indirildiği tarih,
- Vekil ya da başvurucu adına oluşturulan evrak işlem kayıtları.
Başvuru hazırlığına yalnızca tebligat mazbatası üzerinden başlanması, UYAP’ta daha eski bir öğrenme kaydı bulunması hâlinde ciddi hak kaybı doğurabilir.
Başvurucu ile Avukattan Hangisinin Öğrenme Tarihi Esas Alınır?
Başvurucunun avukatla temsil edilmesi, yalnızca vekilin öğrenme tarihinin dikkate alınacağı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi, başvurucu ile vekilden hangisi nihai kararı daha önce öğrenmişse süreyi o tarihten başlatabilmektedir.
Ümran Özkan kararında başvurucu, nihai kararı kişisel UYAP hesabından vekiline yapılan tebligattan önce öğrenmiştir. Genel Kurul, başvurucunun kendi öğrenme tarihini esas almış ve vekile daha sonra yapılan tebligatın yeni bir süre başlatmadığı sonucuna ulaşmıştır. Ümran Özkan [GK], B. No: 2019/13338, 8/3/2023.
Dolayısıyla yalnızca avukatın UYAP kayıtlarının kontrol edilmesi yeterli değildir. Başvurucunun kişisel UYAP hesabından yaptığı işlemler de ayrıca incelenmelidir.
Elektronik Tebligatta Beşinci Gün Kuralı Nasıl Uygulanır?
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesine göre elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Ancak bireysel başvuru süresi bakımından tebligatın daha önce açılıp okunması ayrıca önem taşır. Anayasa Mahkemesi, elektronik tebligatın beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılmasına rağmen muhatabın tebligatı daha önce açarak kararın içeriğini öğrenmesi hâlinde otuz günlük sürenin fiilî öğrenme tarihinde başlayabileceğini kabul etmektedir.
Mehmet Özcan kararında elektronik tebligatın açıldığı tarih öğrenme tarihi kabul edilmiştir. Bu nedenle beşinci günün sonundaki kanuni tebliğ tarihinin beklenmesi gerektiği yönündeki savunma kabul edilmemiştir. Mehmet Özcan [1. B.], B. No: 2019/6266, 15/1/2020.
Pratikte güvenli yaklaşım, elektronik tebligatın sisteme ulaştığı tarihi değil, açıldığı en erken tarihi esas alarak başvuru takvimini oluşturmaktır.
Kararın Tefhim Edilmesi Süreyi Başlatır mı?
Kararın tarafın veya vekilin yüzüne karşı açıklanması, özellikle kesin olarak verilen kararlarda öğrenme tarihi bakımından önem taşıyabilir. Ancak her tefhim işlemi bireysel başvuru süresini otomatik olarak başlatmaz.
Karar olağan kanun yoluna açıksa önce bu kanun yolunun tüketilmesi gerekir. İlk derece mahkemesinin istinaf veya temyize açık kararının tefhim edilmesi, kural olarak bireysel başvuru şartlarını tek başına oluşturmaz.
Kararın kesin olması ve gerekçesiyle birlikte yeterli biçimde öğrenilmiş bulunması hâlinde ise tefhim tarihi başlangıç tarihi olarak kabul edilebilir. Yalnızca kısa kararın veya hüküm sonucunun açıklanmış olması ile gerekçeli nihai kararın öğrenilmiş olması aynı şey değildir. Her dosyada kararın kesinliği, gerekçenin açıklanma biçimi ve başvurucunun karar içeriğine fiilen ulaşıp ulaşmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay Kararı Tebliğ Edilmemişse Süre Ne Zaman Başlar?
Ceza yargılamalarında Yargıtay kararlarının taraflara ayrıca tebliğ edilmemesi veya kararın ilk derece mahkemesine gönderildikten uzun süre sonra öğrenilmesi mümkündür.
Anayasa Mahkemesi, Yargıtay kararının ilk derece mahkemesine ulaşarak erişilebilir hâle gelmesinden sonra başvurucunun kararın sonucunu makul süre içinde takip etmesini beklemektedir. Kararın daha önce öğrenildiğini gösteren başka bir delil yoksa, başvurucunun nihai kararı ilk derece mahkemesine ulaştığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde öğrenmiş sayılabileceği; bireysel başvurunun da bu süreden sonraki otuz gün içinde yapılması gerektiği kabul edilmektedir.
Bu yaklaşım A.C. ve Diğerleri kararında ortaya konulmuştur. A.C. ve Diğerleri [GK], B. No: 2013/1827, 25/2/2016.
Buradaki “üç ay artı otuz gün” hesabı, başvurucuya her durumda tanınmış ek bir süre değildir. Yargıtay kararının daha önce UYAP’tan okunması, infaz işlemi nedeniyle öğrenilmesi, dosyadan örnek alınması veya başka bir yolla fiilen öğrenildiğinin ortaya çıkması hâlinde süre daha erken tarihte başlar.
Yakalama veya İnfaz İşlemi Kararın Öğrenildiğini Gösterir mi?
Kesinleşen mahkûmiyet kararının infazı amacıyla yakalama yapılması, çağrı kâğıdı gönderilmesi veya cezanın infazına başlanması, nihai kararın öğrenildiğini gösteren olgulardan biri olabilir.
Ancak öğrenme tarihi yalnızca yakalama tutanağının tarihine bakılarak belirlenmemelidir. Başvurucunun Yargıtay kararını veya kesinleşme sonucunu daha önce öğrenip öğrenmediği UYAP kayıtları, tebligat belgeleri, müdafi işlemleri ve infaz dosyasıyla birlikte incelenmelidir.
Tutuklama ve Tutukluluğun Devamı Kararlarında Süre
Tutuklama tedbirine ilişkin bireysel başvurularda başlangıç tarihi, esas dava sonunda verilen nihai karardan farklı şekilde belirlenebilir.
Tutukluluğun devamına veya tahliye talebinin reddine karşı itiraz edilmişse, ilgili şikâyet yönünden olağan başvuru yolunun tüketilmesi genellikle itirazın reddedildiğinin öğrenilmesiyle gerçekleşir. Başvurucu hükümden önce tahliye edilmişse, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin bazı şikâyetler bakımından sürenin tahliye tarihinden itibaren değerlendirilmesi gerekebilir.
Tutuklulukla ilgili başvurularda;
- İlk tutuklama kararı,
- Tutukluluğun devamı kararları,
- Tahliye talebinin reddi,
- İtirazın reddi,
- Tahliye tarihi,
- Hükümle birlikte tutukluluğun devamına karar verilmesi
aynı hukuki sonucu doğurmaz. Hangi karara karşı hangi şikâyetin ileri sürüldüğü açık biçimde belirlenmelidir.
Olağanüstü Kanun Yolları Süreyi Durdurur mu?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına CMK’nın 308. maddesi kapsamında itiraz yetkisinin kullanılması için başvurulması veya kanun yararına bozma talebinde bulunulması, kural olarak bireysel başvuru süresini durdurmaz ve yeniden başlatmaz.
Bu yollar tarafların doğrudan kullanabildiği olağan kanun yolları değildir. Yetkili makamın takdirine bağlı olağanüstü denetim yollarıdır. Bu nedenle yalnızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe verilmesi veya Adalet Bakanlığından kanun yararına bozma istenmesi, otuz günlük bireysel başvuru süresini korumaz.
Bununla birlikte yetkili makam olağanüstü kanun yolunu fiilen işletmiş, dosya yeniden incelemeye alınmış veya Yargıtay Ceza Genel Kurulu önünde etkili bir inceleme başlamışsa durum değişebilir. Anayasa Mahkemesi, subsidiarite ilkesi gereği iç hukukta sonuç doğurma ihtimali bulunan ve fiilen işletilmiş bir yolun tamamlanmasını somut olayın özelliklerine göre gerekli görebilmektedir.
Bu ayrım önemlidir:
Yalnızca olağanüstü kanun yolu talebinde bulunulması süreyi durdurmaz. Buna karşılık yetkili makamın talebi kabul ederek yolu fiilen işletmesi, tüketilmesi gereken yol ve başlangıç tarihi bakımından dosyaya özgü yeni bir değerlendirme gerektirir.
Makul Sürede Yargılanma Şikâyetlerinde Güncel Başvuru Yolu
Devam eden bir yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulabileceği yönündeki eski bilgiler güncelliğini kaybetmiştir.
12 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Kanun’a eklenen düzenlemeler uyarınca soruşturma, kovuşturma veya yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiaları bakımından Tazminat Komisyonuna başvuru yolu oluşturulmuştur. Devam eden yargılamalar bakımından başvuru yargılama sırasında; sonuçlanmış yargılamalar bakımından ise kesin sonucun öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılabilmektedir.
Anayasa Mahkemesi de Ahmet Kartalkuş kararından itibaren bu yolu ulaşılabilir ve giderim sağlayabilecek nitelikte kabul etmiş; ilgili başvuruları başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Ahmet Kartalkuş, B. No: 2019/39635, 19/3/2024.
Dolayısıyla makul süre şikâyetlerinde doğrudan bireysel başvuru yapılmadan önce 6384 sayılı Kanun kapsamındaki güncel başvuru yolu ayrıca incelenmelidir.
Süre Nasıl Hesaplanır?
Otuz günlük süre, nihai kararın öğrenildiği günü izleyen günden itibaren hesaplanır. Son günün resmî tatile rastlaması hâlinde süre, tatili izleyen ilk iş gününün sonunda sona erer.
Anayasa Mahkemesi Abdullah Öcalan kararında son günün resmî tatile rastlaması hâlinde usul kanunlarındaki genel süre hesaplama kurallarının uygulanacağını kabul etmiştir. Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014.
Buna karşılık adli tatil, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresini durdurmaz veya uzatmaz. Anayasa Mahkemesi adli tatil hükümlerine tabi değildir. Ağustos ayına rastlayan bir başvuru süresinin adli tatil sonuna kadar uzadığı düşüncesi yanlıştır.
İdari izin günleri de resmî tatil niteliği taşımıyorsa kendiliğinden süre uzatımı sağlamaz. Başvurunun son güne bırakılmaması en güvenli uygulamadır.
Mücbir Sebep veya Ağır Hastalık Nedeniyle Süre Kaçırılırsa Ne Olur?
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64. maddesi uyarınca mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazeret nedeniyle süresinde başvuru yapılamamışsa, mazeretin ortadan kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde başvuru yapılabilir.
Başvuruyla birlikte;
- Süresinde başvuru yapılamamasına neden olan olay,
- Mazeretin başlangıç ve bitiş tarihleri,
- Mazeret ile gecikme arasındaki bağlantı,
- Mazereti doğrulayan belgeler
sunulmalıdır.
Mazeret ileri sürülmesi otomatik olarak eski hâle getirme sonucu doğurmaz. Anayasa Mahkemesi, mazeretin başvuru yapılmasını gerçekten imkânsız hâle getirip getirmediğini ve başvurunun mazeretin sona ermesinden sonra on beş gün içinde yapılıp yapılmadığını inceler.
Bireysel Başvuru Nereye ve Nasıl Yapılır?
Bireysel başvurular doğrudan Anayasa Mahkemesine, mahkemeler aracılığıyla veya yurt dışında Türkiye’nin dış temsilcilikleri üzerinden yapılabilir. Başvurunun ilgili makama teslim edildiği tarih, başvuru tarihi olarak kabul edilir.
Avukatlar, 1 Ekim 2025 tarihinden itibaren bireysel başvurularını UYAP Avukat Portal üzerinden elektronik ortamda da gönderebilmektedir. Bu imkân, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 3 Haziran 2025 tarihli kararı doğrultusunda uygulamaya geçirilmiştir.
Başvuru formunun süresinde teslim edilmesi tek başına yeterli değildir. Formda başvuru yollarının tüketildiği tarih, nihai kararın öğrenilme biçimi ve başvurunun süresinde olduğunu gösteren belgeler açıkça belirtilmelidir.
Öğrenme Tarihi Nasıl İspatlanır?
Süre konusunda ispat yükü fiilen başvurucu üzerindedir. Başvurunun süresinde yapıldığını gösteren belgeler başvuru formuna eklenmelidir.
Başlıca deliller şunlardır:
- Tebligat mazbatası,
- Elektronik tebligat işlem kayıtları,
- UYAP evrak işlem kütüğü,
- Kararın görüntülenme veya indirilme kayıtları,
- Mahkeme kaleminden alınan karar örneği,
- Dosya inceleme tutanağı,
- İnfaz veya yakalama belgeleri,
- Başvurucuya ya da vekiline yapılan bildirimler,
- Mazeret ileri sürülüyorsa sağlık raporu ve benzeri resmî belgeler.
Başvurucu, yalnızca “kararı daha sonra öğrendim” şeklindeki açıklamayla yetinmemelidir. Öğrenme tarihinin somut ve denetlenebilir belgelerle ortaya konulması gerekir.
Konuya İlişkin Önemli Anayasa Mahkemesi Kararları
Hüseyin Aşkan Kararı
Hüseyin Aşkan [2. B.], B. No: 2017/15649, 21/7/2020.
Kararda, nihai kararın UYAP üzerinden açılıp okunması öğrenme tarihi kabul edilmiştir. Daha sonra yapılan tebliğin yeni bir süre başlatmayacağı belirtilmiştir.
Mehmet Özcan Kararı
Mehmet Özcan [1. B.], B. No: 2019/6266, 15/1/2020.
Elektronik tebligatın kanunen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmasına rağmen tebligatın daha önce açılması nedeniyle fiilî açılma tarihi esas alınmıştır.
Ümran Özkan Kararı
Ümran Özkan [GK], B. No: 2019/13338, 8/3/2023.
Başvurucunun nihai kararı kişisel UYAP hesabından vekiline yapılan tebligattan önce öğrenmesi nedeniyle süre başvurucunun öğrenme tarihinden başlatılmıştır.
A.C. ve Diğerleri Kararı
A.C. ve Diğerleri [GK], B. No: 2013/1827, 25/2/2016.
Tebliğ edilmeyen Yargıtay kararlarında başvurucunun dosyayı takip yükümlülüğü ele alınmış; kararın ilk derece mahkemesine gelmesinden itibaren üç aylık makul öğrenme süresi ölçütü geliştirilmiştir.
Abdullah Öcalan Kararı
Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014.
Başvuru süresinin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde sürenin tatili izleyen ilk iş gününe uzayacağı kabul edilmiştir.
Ahmet Kartalkuş Kararı
Ahmet Kartalkuş, B. No: 2019/39635, 19/3/2024.
Makul sürede yargılanma şikâyetleri bakımından Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır.
Doktrindeki Yaklaşım ve Uygulamadaki Tartışmalar
Öğretide bireysel başvuru süresi, anayasal adalete erişim hakkı ile hukuki güvenlik ve kesinlik ilkeleri arasında denge kuran bir usul şartı olarak ele alınmaktadır.
Ramazan Korkmaz’ın “Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuruda Uyulması Gereken Süreler” başlıklı çalışması, sürenin hukuki niteliği, başlangıcı ve mazeret hükümleri bakımından temel çerçeveyi incelemektedir. Bununla birlikte çalışma 2014 tarihli olduğundan UYAP üzerinden öğrenme, elektronik tebligat ve 2024 sonrasında makul süre şikâyetleri için getirilen Tazminat Komisyonu yolu bakımından sonraki mevzuat ve içtihatla birlikte değerlendirilmelidir.
Uygulamadaki temel tartışma, şekli tebliğ tarihi ile fiilî öğrenme tarihi arasındaki ayrımdır. Anayasa Mahkemesi, yalnızca tebligat hukukundaki biçimsel tarihle yetinmemekte; başvurucu veya vekilin nihai kararın içeriğine fiilen ulaştığını gösteren UYAP ve elektronik tebligat kayıtlarını esas almaktadır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Yalnızca Tebliğ Tarihine Güvenmek
Karar tebliğ edilmeden önce UYAP üzerinden okunmuşsa süre daha önce başlamış olabilir.
Elektronik Tebligatta Beşinci Günü Beklemek
Elektronik tebligat daha önce açılmışsa Anayasa Mahkemesi fiilî açılma tarihini öğrenme tarihi kabul edebilir.
Başvurucu ile Vekilin Kayıtlarını Birlikte İncelememek
Başvurucunun kişisel UYAP hesabından daha erken öğrenmesi, vekile yapılan sonraki tebligatı etkisiz hâle getirebilir.
Olağanüstü Kanun Yolu Talebinin Süreyi Durdurduğunu Sanmak
CMK’nın 308. maddesi kapsamında itiraz yetkisinin kullanılmasını istemek veya kanun yararına bozma talebinde bulunmak kural olarak süreyi durdurmaz.
Adli Tatilin Süreyi Uzattığını Düşünmek
Bireysel başvuru süresi adli tatilde de işlemeye devam eder.
Üç Ay Artı Otuz Gün Kuralını Genel Ek Süre Sanmak
Bu ölçüt yalnızca tebliğ edilmeyen ve daha önce öğrenildiği kanıtlanamayan bazı ceza dosyalarında uygulanan bir karinedir.
Makul Süre Şikâyetiyle Doğrudan Anayasa Mahkemesine Başvurmak
12 Mart 2024 sonrasında Tazminat Komisyonu yolu tüketilmeden yapılan başvurular kabul edilemez bulunabilir.
Öğrenme Tarihini Belgelendirmemek
Başvuru formunda yalnızca tarih yazılması yeterli görülmeyebilir. Tebligat, UYAP veya elektronik tebligat kayıtları eklenmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Karar UYAP’tan Okunduğu Gün süre başlar mı?
Evet. Nihai kararın başvurucu veya vekil tarafından UYAP üzerinden açılıp okunması, Anayasa Mahkemesi tarafından öğrenme tarihi kabul edilebilir.
Daha sonra tebligat yapılması yeni bir otuz günlük süre başlatır mı?
Kural olarak hayır. Karar daha önce öğrenilmişse sonraki tebliğ, başlamış veya sona ermiş süreyi yeniden başlatmaz.
Elektronik tebligatın beşinci gününde mi süre başlar?
Tebligat hiç açılmamışsa kanuni tebliğ tarihi önemlidir. Ancak tebligat daha önce açılmışsa Anayasa Mahkemesi fiilî açılma tarihini esas alabilir.
Yargıtay kararı tebliğ edilmediyse süresiz başvuru yapılabilir mi?
Hayır. Başvurucunun dosyasını takip etmesi beklenir. Kararın ilk derece mahkemesine ulaştığı tarihten itibaren üç aylık makul öğrenme süresi ve bunu izleyen otuz günlük başvuru süresi uygulanabilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz talebi süreyi durdurur mu?
Sadece talepte bulunulması kural olarak süreyi durdurmaz. Başsavcılığın itiraz yetkisini fiilen kullanması hâlinde dosyanın durumu ayrıca değerlendirilir.
Adli tatilde süre işlemeye devam eder mi?
Evet. Adli tatil bireysel başvuru süresini durdurmaz.
Son gün resmî tatile rastlarsa ne olur?
Süre, tatili izleyen ilk iş gününün sonunda sona erer.
Süre hastalık nedeniyle kaçırılırsa başvuru yapılabilir mi?
Ağır hastalık veya mücbir sebep başvuru yapılmasını gerçekten engellemişse, mazeretin sona ermesinden itibaren on beş gün içinde belgeleriyle birlikte başvuru yapılabilir.
Makul sürede yargılanma şikâyeti doğrudan AYM’ye götürülebilir mi?
Güncel düzenleme uyarınca öncelikle 6384 sayılı Kanun kapsamında Tazminat Komisyonuna başvuru yolu incelenmelidir.
Hukuki Değerlendirme
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda otuz günlük süre, yalnızca tebligat evrakına bakılarak hesaplanabilecek basit bir süre değildir. Kararın kesinleşme biçimi, olağan kanun yollarının tüketilip tüketilmediği, başvurucu veya vekilin UYAP işlemleri, elektronik tebligatın açılma tarihi, dosya inceleme kayıtları ve varsa olağanüstü kanun yolunun fiilen işletilip işletilmediği birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle UYAP ve elektronik tebligat sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte fiilî öğrenme tarihi, şekli tebliğ tarihinin önüne geçmiştir. Nihai kararın birkaç dakika görüntülenmesi dahi sistem kayıtlarında öğrenme işlemi olarak görülebilmektedir. Bu nedenle başvuru takvimi oluşturulurken en geç tarih değil, belgelerle tespit edilebilen en erken öğrenme tarihi esas alınmalıdır.
Süre aşımı, başvurunun ileri sürdüğü temel hak ihlalinin ağırlığından bağımsız olarak kabul edilemezlik sonucuna yol açabilir. Somut dosyada güçlü bir ihlal iddiasının bulunması, kaçırılmış başvuru süresini kendiliğinden telafi etmez.
Sonuç
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresinin başlangıcı her dosyada aynı şekilde belirlenmez. Resmî tebligat yapılmamış olsa dahi UYAP üzerinden okuma, elektronik tebligatın açılması, dosyadan karar örneği alınması veya infaz işlemleri kararın öğrenildiğini gösterebilir.
Bu tür başvurularda sürenin kaçırılması, olağanüstü kanun yollarına yanlış anlam yüklenmesi veya öğrenme tarihinin belgelenmemesi, başvurunun esasına girilmeden reddedilmesine neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.