Blog / Ticaret Hukuku
Cari Hesap Sözleşmesi Nedir? Bakiye, Faiz ve Zamanaşımı
· ≈5 dk okuma · Ticaret Hukuku
Cari hesap sözleşmesinin tanımı, yazılı şekil şartı, hesaba geçirilemeyecek alacaklar, bakiyenin kabulü, faiz ve beş yıllık zamanaşımı.
Sürekli ticari ilişki içindeki iki işletmenin her alışverişi için ayrı ayrı ödeme yapması pratik değildir. Cari hesap, tarafların karşılıklı alacaklarını tek tek talep etmek yerine bir hesapta toplayıp belirli dönemlerin sonunda yalnızca bakiyeyi isteyebilecekleri hukuki yapıdır. Uygulamada "cari hesap ekstresi" ya da "mutabakat" adıyla anılan belgeler çoğu zaman bu kurumla ilgilidir.
Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: Muhasebede tutulan her "cari hesap" kaydı, hukuki anlamda cari hesap sözleşmesi değildir. Türk Ticaret Kanunu anlamında cari hesabın varlığı için özel koşullar aranır.
i. Cari Hesabın Tanımı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 89 uyarınca cari hesap sözleşmesi, iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak bakiyeyi isteyebileceklerine ilişkin sözleşmedir.
Tanımdan üç temel unsur çıkar:
- Karşılıklı alacaklar: Yalnız bir tarafın alacaklı olduğu ilişkide cari hesap kurulamaz. İki tarafın da birbirine alacak doğuracak işlemler yapması gerekir.
- Tek tek isteme hakkından vazgeçme: Alacaklar hesaba geçirildikçe bağımsız talep edilebilirlikleri askıya alınır.
- Bakiyenin istenmesi: Talep hakkı, hesap dönemi sonunda çıkan bakiye üzerinde doğar.
ii. Cari Hesap Sözleşmesinin Şekli
TTK m. 90 uyarınca cari hesap sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Bu, geçerlilik şartıdır. Yazılı sözleşme bulunmadan yalnızca defterlerde cari hesap kaydı tutulmuş olması, hukuki anlamda cari hesap ilişkisi doğurmaz.
Bu ayrımın pratik önemi büyüktür. Yazılı cari hesap sözleşmesi yoksa:
- her alacak bağımsız kalır ve ayrı ayrı istenebilir,
- her alacak kendi zamanaşımına tabi olur,
- bileşik faiz kararlaştırılamaz,
- bakiyeye ilişkin özel hükümler uygulanmaz.
Uygulamada birçok şirket, karşı tarafla yıllardır cari hesap yürüttüğünü düşünürken yazılı sözleşme bulunmadığını dava aşamasında fark etmektedir. Bu nedenle sürekli ticari ilişkilerde yazılı çerçeve sözleşme yapılması gerekir.
iii. Hangi Alacaklar Cari Hesaba Geçirilebilir?
Kural olarak taraflar arasındaki her türlü hukuki ilişkiden doğan para alacakları cari hesaba geçirilebilir. Buna karşılık TTK m. 92 uyarınca takas edilemeyen alacaklarla, belirli bir amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.
Ayrıca şu noktalara dikkat edilmelidir:
- Bir alacağın cari hesaba geçirilmesi, o alacağın yenilenmesi anlamına gelmez.
- Bir ticari senedin hesaba geçirilmesi, kural olarak bedelinin tahsil edilmesi kaydıyla yapılmış sayılır; senet ödenmezse ilgili kalem hesaptan çıkarılabilir.
- Teminatlı bir alacağın hesaba geçirilmesi teminatı kendiliğinden sona erdirmez.
iv. Hesap Dönemi ve Bakiyenin Kabulü
Taraflar hesap dönemini sözleşmeyle belirler. Belirlenmemişse takvim yılının sonu hesap dönemi sayılır. Dönem sonunda hesap kesilir, alacak ve borç kalemleri karşılaştırılır ve bakiye çıkarılır.
Bakiyeyi gösteren cetvel karşı tarafa gönderilir. Cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde itiraz etmezse bakiyeyi kabul etmiş sayılır. Bu kabul, bakiyenin bağımsız bir alacak hâline gelmesi sonucunu doğurur.
Bakiyenin kabul edilmiş olması, kalemlerin tümüne itiraz hakkının sonsuza kadar kaybedildiği anlamına gelmez. Hata, hile, korkutma veya mükerrer kayıt gibi sebeplerle hesabın düzeltilmesi istenebilir. Ancak bu talepler için kanunda öngörülen süreler işler ve ispat yükü itiraz edende olur.
v. Cari Hesapta Faiz
TTK m. 94 uyarınca aksine sözleşme yoksa cari hesabın alacak ve borç kısımlarına geçirilen tutarlar, birbirine eklendikleri tarihten itibaren faiz getirir. Yani faiz, tek tek kalemler bakımından hesaba giriş tarihinden itibaren işler.
Cari hesabın en önemli özelliklerinden biri bileşik faize izin verilmesidir. TTK m. 8 uyarınca, üç aydan aşağı olmamak üzere faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi yalnız cari hesap sözleşmelerinde ve her iki taraf bakımından ticari iş niteliğindeki ödünç sözleşmelerinde kararlaştırılabilir. Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.
Bu nedenle bileşik faiz uygulanabilmesi için:
- yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmalı,
- bileşik faiz açıkça kararlaştırılmış olmalı,
- dönem üç aydan kısa olmamalıdır.
Bu koşullar sağlanmadan yapılan bileşik faiz hesaplamaları, dava sırasında bilirkişi incelemesiyle düzeltilir ve alacaklının talebi önemli ölçüde azalabilir.
vi. Cari Hesabın Sona Ermesi
Cari hesap sözleşmesi şu hâllerde sona erer:
- kararlaştırılan sürenin dolması,
- sözleşmede süre yoksa taraflardan birinin feshi,
- taraflardan birinin iflası,
- gerçek kişi taraflardan birinin ölümü veya kısıtlanması hâlinde sözleşme koşullarına göre.
Sözleşme sona erdiğinde hesap kesilir ve bakiye muaccel hâle gelir. Bakiye alacağı için icra takibi yapılabilir, dava açılabilir ve varsa teminatlara başvurulabilir.
vii. Zamanaşımı
TTK m. 101 uyarınca cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla belirlenen bakiyeye yahut faiz alacaklarına ilişkin davalar, beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Süre, kural olarak bakiyenin muaccel olduğu tarihten itibaren işler.
Cari hesap ilişkisi yoksa her alacak kendi kaynağına göre TBK m. 146 veya m. 147'deki sürelere tabidir. Bu nedenle zamanaşımı savunmasında öncelikle yazılı cari hesap sözleşmesinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
viii. İspat ve Deliller
Cari hesaptan doğan uyuşmazlıklarda başlıca deliller şunlardır:
- yazılı cari hesap sözleşmesi,
- hesap ekstreleri ve dönem sonu cetvelleri,
- mutabakat yazıları ve bunlara verilen cevaplar,
- faturalar ve irsaliyeler,
- banka hareketleri,
- ticari defterler ve dayanak belgeler,
- yazışmalar ve elektronik kayıtlar.
Mahkeme çoğunlukla bilirkişi incelemesi yaptırır. Bilirkişi, kalemlerin hesaba doğru geçirilip geçirilmediğini, faiz başlangıç tarihlerini, bileşik faiz koşullarının varlığını ve bakiyenin doğru hesaplandığını inceler.
ix. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Cari hesap sözleşmesi Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği için bundan doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava niteliğindedir ve tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Yetkide HMK m. 6'daki davalının yerleşim yeri kuralı ile HMK m. 10'daki sözleşmenin ifa yeri kuralı uygulanır. Taraflar tacirse yazılı yetki sözleşmesi yapılabilir.
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bakiye alacağı davaları ile itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında TTK m. 5/A uyarınca arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
x. Sık Yapılan Hatalar
- Muhasebedeki cari hesap kaydını yazılı cari hesap sözleşmesi sanmak,
- Yazılı sözleşme olmadan bileşik faiz işletmek,
- Hesap dönemini ve mutabakat usulünü sözleşmede düzenlememek,
- Gönderilen ekstrelere itiraz edilip edilmediğini belgelendirmemek,
- Teminatlı alacakları hesaba geçirirken teminatın akıbetini düzenlememe,
- Karşılığı tahsil edilmemiş senetleri hesapta bırakmak,
- Beş yıllık zamanaşımını hesap kesim tarihine göre değil, ilk faturaya göre hesaplamak,
- Dava öncesi arabuluculuk başvurusunu atlamak.
xi. Hukuki Değerlendirme
Cari hesap, sürekli ticari ilişkilerde ödeme trafiğini sadeleştiren güçlü bir araçtır. Ancak yazılı şekil şartının atlanması, bileşik faizin dayanaksız uygulanması veya mutabakat sürecinin belgelendirilmemesi, alacaklıyı dava aşamasında ciddi kayıplara uğratabilir.
Sürekli ticari ilişki kuran şirketlerin, cari hesap sözleşmesini baştan yazılı olarak düzenlemesi; hesap dönemini, faiz esaslarını, mutabakat usulünü ve teminatları açıkça belirlemesi gerekir. Cari hesap ilişkinizin kurulması veya bundan doğan bir uyuşmazlık için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Hayır. Cari hesap sözleşmesi tacir olmayanlar arasında da kurulabilir. Ancak bileşik faiz kararlaştırılması bakımından TTK m. 8'deki sınırlar geçerlidir ve tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
- Ziynet (Düğün Takısı) Alacağı
İlgili mevzuat
TTK m. 89 · TTK m. 90 · TTK m. 92 · TTK m. 94 · TTK m. 101
Bu yazı Ticaret Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
Ticaret Hukuku — İlgili Yazılar
- Ticari İşlerde Faiz Nasıl Hesaplanır? Temerrüt ve Avans Faizi
- Ticari Defterler Delil Olur mu? Sahibi Lehine ve Aleyhine İspat
- Ticari İşletmenin Devri Sözleşmesi: Şekil, Tescil ve Sorumluluk
- Acentenin Denkleştirme İstemi (Portföy Tazminatı) Nedir?
- Teminat Senedi Nedir? Teminat İddiası Nasıl İspatlanır?
- Tacir Sıfatı Nedir? Tacir Olmanın Sonuçları Nelerdir?