İçeriğe geç

Blog / Ticaret Hukuku

Ticari İşlerde Faiz Nasıl Hesaplanır? Temerrüt ve Avans Faizi

· ≈5 dk okuma · Ticaret Hukuku

Ticari işlerde faiz serbestisi, faizin başlangıcı, kanuni ve temerrüt faizi, avans faizi, bileşik faiz yasağının istisnaları ve geç ödemede alacaklının hakları.

Ticari alacak davalarında talebin büyük bölümü çoğu zaman faizden oluşur. Buna rağmen faiz türü, başlangıç tarihi ve oranı çoğu dilekçede eksik veya hatalı biçimde belirtilir. Yanlış faiz talebi, alacaklının önemli tutarlarda hak kaybına uğramasına yol açar.

i. Faiz Türleri

Ticari uyuşmazlıklarda üç temel ayrım yapılır.

  • Kapital (anapara) faizi: Borç muaccel olmadan, paranın kullanımının karşılığı olarak işleyen faizdir. Ödünç ve kredi ilişkilerinde gündeme gelir.
  • Temerrüt faizi: Borçlunun temerrüde düşmesinden sonra, gecikmenin karşılığı olarak işleyen faizdir. Zararın ispatı gerekmez.
  • Avans faizi: 3095 sayılı Kanun uyarınca ticari işlerde uygulanabilen, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı orana dayalı temerrüt faizidir.

ii. Ticari İşlerde Faiz Serbestisi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 8 uyarınca ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir. Bu, ticari hayatın en önemli serbestilerinden biridir; adi işlerde ise faiz oranı bakımından sınırlamalar daha katıdır.

Ancak serbesti sınırsız değildir:

  • Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır.
  • Aşırı yararlanma ve ahlaka aykırılık denetimi TBK m. 27 ve m. 28 çerçevesinde yapılabilir.
  • Özel kanunlarla getirilen tavan oranlar uygulanır.

iii. Faiz Kararlaştırılmamışsa Hangi Oran Uygulanır?

TTK m. 9 uyarınca ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenmemişse, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uygulanır.

Bu kanuna göre:

  • Sözleşmede oran belirlenmemişse kanuni faiz oranı uygulanır. Bu oran, ilgili düzenlemelerle belirlenir ve dönemsel olarak değişebilir.
  • Ticari işlerde temerrüt faizi bakımından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı oranın kanuni faiz oranından yüksek olması hâlinde bu daha yüksek oran talep edilebilir.
  • Avans faizi kendiliğinden uygulanmaz; alacaklının bu yönde açık talepte bulunması gerekir.

Bu nedenle dava ve icra takibinde faiz talebinin "ticari işlerde uygulanan avans faizi" olarak açıkça belirtilmesi gerekir. Yalnız "yasal faiz" denilerek açılan davada mahkeme kural olarak talebi aşamaz.

iv. Faiz Ne Zaman Başlar?

TTK m. 10 uyarınca aksine sözleşme bulunmadıkça, ticari bir borcun faizi vadenin bitiminden ve belirli bir vade yoksa ihtar tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Bu kural, uygulamada iki farklı sonuç doğurur:

  1. Vadeli borçlarda: Vade belliyse borçlu, ayrıca ihtara gerek olmaksızın vadenin dolmasıyla temerrüde düşer ve faiz o tarihten itibaren işler.
  2. Vadesiz borçlarda: Faizin işlemeye başlaması için ihtar gerekir. İhtarın ulaştığı tarih, faiz başlangıcı bakımından belirleyicidir.

Bu nedenle vadesiz alacaklarda ihtarın TTK m. 18/3'e uygun bir kanalla gönderilmesi ve tebliğ tarihinin belgelenmesi gerekir. Uygulamada faiz talebi çoğu zaman ihtarın tebliğ tarihinin ispat edilememesi nedeniyle kısmen reddedilir.

Dava veya icra takibi de temerrüt oluşturur. İhtar yoksa faiz, takip veya dava tarihinden itibaren istenebilir.

v. Bileşik Faiz Yasağı ve İstisnaları

TTK m. 8 uyarınca, üç aydan aşağı olmamak üzere faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi yalnız iki hâlde kararlaştırılabilir:

  • cari hesap sözleşmeleri,
  • her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmeleri.

Bunun dışındaki ticari ilişkilerde bileşik faiz kararlaştırılamaz. Ayrıca tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır; tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanamaz.

Bu sınır, uygulamada sıkça ihlal edilir. Cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmadığı hâlde bileşik faiz işletilmesi veya faiz döneminin üç aydan kısa belirlenmesi, dava aşamasında hesabın bilirkişi tarafından yeniden düzenlenmesine ve alacağın önemli ölçüde azalmasına yol açar.

vi. Geç Ödemede Alacaklının Hakları

TTK m. 1530, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçlarını düzenler. Bu hüküm, özellikle küçük ve orta ölçekli tedarikçileri korumaya yöneliktir.

Temel esaslar şunlardır:

  • Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde, sözleşmede öngörülen ödeme süresi geçtiğinde borçlu ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.
  • Sözleşmede ödeme süresi belirlenmemişse, faturanın veya eşdeğer ödeme talebinin ya da mal veya hizmetin teslim alındığı tarihten itibaren kanunda öngörülen süre sonunda temerrüt gerçekleşir.
  • Sözleşmeyle öngörülebilecek azami ödeme süreleri ile alacaklı aleyhine ağır biçimde haksız olan ödeme ve faiz kayıtlarının geçersizliği düzenlenmiştir.
  • Bu kapsamda uygulanacak gecikme faizi oranı ve alacaklının tahsil giderlerini talep hakkı bakımından özel esaslar öngörülmüştür.

Bu düzenlemenin uygulanabilmesi için ilişkinin ticari işletmeler arasında mal veya hizmet tedariki niteliğinde olması gerekir.

vii. Faiz Talebinin Dilekçede Doğru Kurulması

Alacak davası veya icra takibinde faiz talebi şu unsurları içermelidir:

  1. Faiz türü: Ticari işlerde uygulanan avans faizi, kanuni faiz veya sözleşmede kararlaştırılan oran.
  2. Faiz başlangıç tarihi: Vade tarihi, ihtar tebliğ tarihi, fatura tarihi veya takip tarihi.
  3. İşlemiş faiz tutarı: Talep edilen döneme ilişkin hesaplanmış tutar.
  4. İşleyecek faiz talebi: Dava veya takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizin talebi.
  5. Sözleşme dayanağı: Sözleşmede özel faiz oranı varsa ilgili madde.

Mahkeme talebi aşarak hüküm kuramaz. Bu nedenle eksik belirlenen faiz talebi, sonradan ıslahla düzeltilmediği sürece kaybedilmiş sayılır.

viii. Faiz ve Zamanaşımı

İşlemiş faiz alacakları, TBK m. 147 uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Asıl alacak daha uzun süreye tabi olsa dahi faiz alacağı bakımından bu süre uygulanır.

Ayrıca asıl alacak zamanaşımına uğradığında faiz alacağı da kural olarak talep edilemez hâle gelir. Bu nedenle uzun süre takip edilmeyen alacaklarda önce zamanaşımı değerlendirmesi yapılmalıdır.

ix. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Faiz talebi bağımsız bir dava konusu değil, asıl alacağın fer'isidir. Bu nedenle görev ve yetki, asıl alacağın kaynağına göre belirlenir. Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse asliye ticaret mahkemesi görevlidir.

Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat davalarında TTK m. 5/A uyarınca arabulucuya başvuru dava şartıdır. Arabuluculuk anlaşma belgesinde faizin de düzenlenmesi, sonraki uyuşmazlıkları önler.

x. Sık Yapılan Hatalar

  • Dilekçede yalnız "yasal faiz" yazıp avans faizi talep etmeyi unutmak,
  • Faiz başlangıcını fatura tarihi sanmak; vadesiz alacakta ihtar zorunluluğunu atlamak,
  • İhtarın tebliğ tarihini belgelendirmemek,
  • Bileşik faizi yazılı cari hesap sözleşmesi olmadan işletmek,
  • Faiz döneminin üç aydan kısa belirlenmesi,
  • İşleyecek faiz talebini dilekçeye yazmamak,
  • İşlemiş faizde beş yıllık zamanaşımını gözden kaçırmak,
  • Tüketici işlemlerinde ticari faiz oranlarını uygulamaya çalışmak.

xi. Hukuki Değerlendirme

Faiz, ticari alacak davalarında sonucu en çok etkileyen ancak en az özen gösterilen kalemdir. Faiz türünün, başlangıç tarihinin ve oranının dava ve takip aşamasında doğru kurulması, alacağın gerçek değerinin korunması bakımından belirleyicidir.

Vadesiz alacaklarda ihtarın süresinde ve doğru kanaldan gönderilmesi, sözleşmelerde faiz oranının ve vadenin açıkça yazılması bu kayıpların çoğunu önler. Alacağınızın faiz hesabı ve tahsili için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Uyuşmazlık ticari iş niteliğindeyse ve sözleşmede farklı bir oran kararlaştırılmamışsa, temerrüt faizi bakımından avans faizi oranı talep edilebilir. Ancak bu oranın uygulanması için açık talep gerekir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

İlgili mevzuat

TTK m. 8 · TTK m. 9 · TTK m. 10 · TTK m. 1530 · TBK m. 117