Blog / Ticaret Hukuku
Ticari İş Nedir? Ticari İşlere Hangi Hükümler Uygulanır?
· ≈6 dk okuma · Ticaret Hukuku
Ticari işin ölçütleri, ticari iş karinesi, tek taraflı ticari işler, teselsül karinesi, faiz, zamanaşımı ve ticari işin ticari davadan farkı.
Türk hukukunda bir borç ilişkisinin "ticari iş" sayılıp sayılmaması, uygulanacak faiz oranından zamanaşımı süresine, müteselsil sorumluluktan sözleşme cezasının denetimine kadar birçok noktayı değiştirir. Buna karşılık ticari iş kavramı, çoğu zaman "ticari dava" kavramıyla karıştırılır. Bu iki kavram birbiriyle bağlantılıdır ama aynı şey değildir.
i. Ticari İşin Tanımı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 3 uyarınca, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bu tanımdan üç ölçüt çıkar.
Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olmak
Bir işlem, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği için ticari iş sayılabilir. Kambiyo senetleri, ticaret şirketleri, sigorta, taşıma ve deniz ticaretine ilişkin işlemler bu gruba girer. Burada tarafın tacir olup olmadığına bakılmaz. Örneğin tacir olmayan iki kişi arasında düzenlenen bir bono, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği için ticari iş sayılır.
Bir ticari işletmeyi ilgilendirmek
İşlem, bir ticari işletmenin faaliyetiyle bağlantılı ise ticari iştir. Mal alımı, hammadde tedariki, iş yeri kirası, reklam sözleşmesi, taşıma sözleşmesi, personel taşıma hizmeti veya işletmeye ait aracın sigortası bu kapsamdadır.
Ticari iş karinesi
TTK m. 19/1 uyarınca bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Yani tacirin yaptığı işlem, aksi ispatlanmadıkça ticari iş sayılır. Gerçek kişi tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını karşı tarafa açıkça bildirirse veya işin ticari sayılmasına durum elverişli değilse borç adi sayılır. Tüzel kişi tacirlerde ise bu istisna işlemez; ticaret şirketinin bütün borçları ticari kabul edilir.
ii. Tek Taraflı Ticari İşler
Uygulamada en çok karşılaşılan durum, sözleşmenin yalnızca bir tarafı için ticari iş niteliği taşımasıdır. TTK m. 19/2 bu duruma özel bir kural getirir: Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır.
Bunun anlamı şudur: Bir şirketten mal alan tacir olmayan bir kişi bakımından da o işlem ticari iş sayılır ve ticari işlere ilişkin hükümler ilişkinin tamamına uygulanır. Ancak "kanunda aksine hüküm bulunmadıkça" kaydı önemlidir. Tüketici işlemleri bakımından 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un koruyucu hükümleri saklıdır; tüketici, işlemin karşı tarafının tacir olması nedeniyle tacire özgü ağır sonuçlara tabi tutulamaz.
iii. Ticari İş ile Ticari Dava Aynı Şey midir?
Hayır. Bu ayrım, uygulamada en sık yapılan hatalardan biridir.
- Ticari iş, maddi hukuk kavramıdır. Faiz, teselsül, zamanaşımı, ceza koşulu gibi konularda hangi hükmün uygulanacağını belirler.
- Ticari dava, usul hukuku kavramıdır. TTK m. 4 ve m. 5 uyarınca hangi mahkemenin görevli olacağını belirler.
Her ticari iş, ticari dava doğurmaz. TTK m. 4 uyarınca bir uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde, ticari dava sayılabilmesi için kural olarak her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması aranır. Tek taraflı ticari iş, TTK m. 19/2 nedeniyle maddi hukuk bakımından ticari iş sayılsa da, tek başına asliye ticaret mahkemesini görevli kılmaz.
iv. Ticari İşlere Uygulanan Özel Hükümler
Faiz
Ticari işlerde faiz oranı taraflarca serbestçe belirlenebilir. Kararlaştırılmamışsa 3095 sayılı Kanun uygulanır ve ticari işlerde temerrüt faizi bakımından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı oran gündeme gelebilir. Ayrıca TTK m. 8 uyarınca, üç aydan aşağı olmamak üzere faizin anaparaya eklenip birlikte tekrar faiz yürütülmesi yalnızca cari hesap sözleşmelerinde ve her iki taraf bakımından ticari iş niteliğindeki ödünç sözleşmelerinde kararlaştırılabilir.
Müteselsil sorumluluk karinesi
TTK m. 7 uyarınca, iki veya daha fazla kişi içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari nitelikte bir iş dolayısıyla diğer bir kişiye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe müteselsilen sorumlu olurlar. Adi işlerde kural bunun tersidir; orada müteselsil sorumluluk için açık kararlaştırma gerekir. Aynı madde uyarınca ticari borçlara kefalet hâlinde de kefiller ve kefile karşı rücu hakkına sahip olanlar müteselsil kefil sayılır.
Ücret ve faiz isteme hakkı
TTK m. 20 uyarınca ticari işletmesiyle ilgili bir iş gören veya hizmet veren tacir, ücret kararlaştırılmamış olsa bile uygun bir ücret isteyebilir. Verdiği avanslar ve yaptığı giderler için ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır.
Ücretin ve cezai şartın indirilememesi
TTK m. 22 uyarınca tacir sıfatını taşıyan borçlu, kararlaştırılan ücretin veya cezanın aşırı olduğunu ileri sürerek indirim isteyemez. Bu kural, tacirler arası sözleşmelerdeki ceza koşullarını çok güçlü hâle getirir.
Ticari örf ve âdet
Ticari işlerde, kanunda ve sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ticari örf ve âdet uygulanır. Bir ticaret dalına özgü teamüller, ancak o daldaki kişiler bakımından bağlayıcı olur; taraflardan biri tacir değilse teamülün ona uygulanabilmesi için bilmesi ya da bilmesinin beklenmesi gerekir.
Zamanaşımı
Ticari iş olması, tek başına zamanaşımı süresini değiştirmez. Süre, borcun kaynağına göre TBK m. 146 ve m. 147 çerçevesinde belirlenir. Ancak TTK'da özel süreler öngörülen hâllerde bunlar uygulanır. Ayrıca ticari hükümlerde öngörülen zamanaşımı süreleri kural olarak sözleşmeyle değiştirilemez.
v. Ticari İşe İlişkin Sözleşmelerde Dikkat Edilecek Noktalar
- Sözleşmede faiz oranı, faizin başlangıcı ve bileşik faiz uygulanıp uygulanmayacağı açıkça yazılmalıdır.
- Birden fazla borçlu varsa teselsülün kapsamı sözleşmede netleştirilmelidir.
- Ceza koşulunun tutarı ve hangi ihlallerde işleyeceği ayrıntılı düzenlenmelidir; tacir sonradan indirim isteyemez.
- Yetkili mahkeme ve tahkim kayıtlarının geçerliliği, tarafların tacir olup olmadığına göre değişebilir.
- İhtar ve bildirimlerin hangi kanaldan yapılacağı belirlenmeli, tacirler arası ilişkide TTK m. 18/3'e uygun kanallar tercih edilmelidir.
vi. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Ticari dava sayılmayan bir ticari iş uyuşmazlığında ise özel görev kuralı yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir; tüketici işlemi varsa tüketici mahkemesi veya parasal sınıra göre tüketici hakem heyeti gündeme gelir.
Yetkide HMK m. 6'daki davalının yerleşim yeri kuralı ile HMK m. 10'daki sözleşmenin ifa yeri kuralı uygulanır. Tacirler arasında yazılı yetki sözleşmesi yapılması mümkündür; ancak tüketici veya işçi bakımından bu serbestlik sınırlıdır.
vii. Dava Şartı Arabuluculuk
Uyuşmazlık ticari dava niteliğinde ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak veya tazminat talebi ise, TTK m. 5/A uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. İtirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da bu kapsamdadır. Başvuru yapılmadan açılan dava usulden reddedilir.
viii. Sık Yapılan Hatalar
- Ticari iş ile ticari davayı aynı sayıp doğrudan asliye ticaret mahkemesinde dava açmak,
- Tek taraflı ticari iş kuralının tüketici işlemlerinde de sınırsız uygulandığını sanmak,
- Birden fazla borçluya karşı takipte teselsülü ayrıca kararlaştırmayı unutmak, adi işlerde ise teselsül karinesinin bulunmadığını gözden kaçırmak,
- Bileşik faizi her ticari sözleşmede kararlaştırılabilir sanmak,
- Ceza koşulunun mahkemece indirileceğini varsayarak yüksek ceza kabul etmek,
- Ticari işlerde faiz başlangıcını ihtar tarihi yerine keyfi bir tarihe göre hesaplamak.
ix. Hukuki Değerlendirme
Ticari iş kavramı, ticaret hukukunun genel borçlar hukukundan ayrıldığı noktaları belirleyen anahtardır. Bir ilişkinin ticari iş sayılması; müteselsil sorumluluğu karine hâline getirir, faiz serbestisini genişletir, ceza koşulunda indirim yolunu kapatır ve tacirin özen yükünü artırır.
Bu nedenle sözleşme müzakerelerinde, ilişkinin ticari iş sayılıp sayılmayacağı ve buna bağlı sonuçların baştan öngörülmesi gerekir. Somut sözleşmenizin niteliği ve bundan doğan hak ve yükümlülükler için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Evet. Kambiyo senetleri Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği için, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari iş sayılır.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
TTK m. 3 · TTK m. 7 · TTK m. 19 · TTK m. 20 · TTK m. 22
Bu yazı Ticaret Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
Ticaret Hukuku — İlgili Yazılar
- Tacir Sıfatı Nedir? Tacir Olmanın Sonuçları Nelerdir?
- Ticari İşletmenin Devri Sözleşmesi: Şekil, Tescil ve Sorumluluk
- Ticari İşlerde Faiz Nasıl Hesaplanır? Temerrüt ve Avans Faizi
- Ticaret Unvanı Nedir? Seçimi, Tescili ve Korunması
- Müteselsil Sorumluluk ve Müteselsil Borçluluk
- Finansal Kiralama (Leasing) Sözleşmesi Nedir? Tarafların Hak ve Yükümlülükleri