İçeriğe geç

Ticaret Hukuku · · ≈21 dk okuma

Ticari İşletmenin Devri Sözleşmesi: Şekil, Tescil ve Sorumluluk

Ticari işletme devrinde yazılı şekil, tescil, borçlar, kira, çalışanlar, rekabet izni, görevli mahkeme, arabuluculuk ve ispat sorunları açıklanır.

Ticari işletmenin devri, yalnızca dükkândaki demirbaşların veya işletme hakkının el değiştirmesi değildir. Hukuken geçerli bir devirden söz edilebilmesi için, faaliyetin devamını sağlayan ekonomik bütünlüğün yazılı bir sözleşmeyle devredilmesi, sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi, borçlar, kira ilişkisi, çalışanlar, izinler ve özel sicile kayıtlı haklar bakımından ayrıca işlem yapılması gerekir. Sözleşmenin başlığı değil, devredilen unsurların kapsamı ve tarafların fiilî uygulaması işlemin hukuki niteliğini belirler.

Ticari İşletmenin Devri Nedir?

Ticari işletme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 11. maddesinde; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedefleyen faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü organizasyon olarak tanımlanır. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, ticari işletmenin içerdiği malvarlığı unsurlarının ayrı ayrı tasarruf işlemlerine konu edilmesine gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilmesine imkân tanır.

Ticari işletme devri ile aşağıdaki işlemler birbirine karıştırılmamalıdır:

  • Bir anonim veya limited şirketin paylarının devri,
  • Sadece makine, stok, araç veya demirbaş satışı,
  • Marka ya da alan adı devri,
  • Franchise, bayilik veya işletmecilik sözleşmesi,
  • Belirli süreli işletme hakkı veya hasılat kirası,
  • İşyerinin kiralanması ya da kira ilişkisinin devri,
  • Şirket birleşmesi, bölünmesi veya tür değiştirmesi.

Şirket payı devrinde tüzel kişilik aynı kalır; yalnızca ortaklık yapısı değişir. Ticari işletme devrinde ise işletmenin oluşturduğu ekonomik organizasyon doğrudan başka bir kişiye geçer. Bu ayrım; borçların kime ait olacağı, çalışanların durumu, izin ve ruhsatların devamı, tescil işlemleri, vergi sonuçları ve görevli mahkeme bakımından belirleyicidir.

Ticari İşletme Devrine Uygulanacak Mevzuat

Ticari işletmenin devri tek bir kanun hükmüyle çözülemez. İşlemin niteliğine göre başta şu düzenlemeler birlikte değerlendirilir:

  • Türk Ticaret Kanunu m. 11/3: Devrin kapsamı, yazılı şekil, ticaret siciline tescil ve ilan.
  • Türk Ticaret Kanunu m. 49: Ticaret unvanının işletmeden ayrı devredilememesi ve işletme devrinde aksi açıkça kararlaştırılmadıkça unvanın da geçmesi.
  • Türk Borçlar Kanunu m. 202: İşletmenin aktif ve pasifleriyle devralınması hâlinde alacaklılara karşı sorumluluk.
  • Türk Borçlar Kanunu m. 323: Kira ilişkisinin devri ve kiraya verenin yazılı rızası.
  • Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133 ve devamı: Devir sözleşmesinin zorunlu içeriği, tescilin etkisi ve sicil işlemleri.
  • 4857 sayılı İş Kanunu m. 6: İşyerinin veya bir bölümünün devrinde iş sözleşmeleri ile işçilik alacaklarının durumu.
  • 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 2010/4 sayılı Tebliğ: Kontrol değişikliği doğuran ve ciro eşiklerini aşan devralmaların Rekabet Kuruluna bildirimi.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Görev, yetki, ispat, deliller ve geçici hukuki korumalar.
  • 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve TTK m. 5/A: Ticari nitelikteki belirli para alacağı uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk.

Faaliyet alanına göre ayrıca bankacılık, sigortacılık, enerji, sağlık, eğitim, turizm, taşımacılık, elektronik haberleşme, gıda, tütün ve alkollü içkiler gibi sektörlere özgü izin ve onay rejimleri gündeme gelebilir. Bir ruhsatın işletmede bulunması, o ruhsatın kendiliğinden devralana geçtiği anlamına gelmez.

Ticari İşletme Devir Sözleşmesinde Şekil Şartı

TTK m. 11/3 uyarınca ticari işletme devir sözleşmesi yazılı olarak yapılmalı, ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. Yazılı şekil, ispat kolaylığı sağlayan sıradan bir şekil değil, geçerlilik bakımından önem taşıyan kanuni bir şarttır.

Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133’e göre sözleşmede en az şu hususlar bulunmalıdır:

  1. Tarafların adı, soyadı veya ticaret unvanı ile tebligat adresleri,
  2. Devir kapsamı dışında bırakılan işletme unsurları,
  3. İşletmenin bütün olarak ve devamlılığını sağlayacak biçimde devredildiğine ilişkin şartsız beyan,
  4. Satış bedeli ve ödeme şartları.

Yönetmelik, ticari işletme devrinin sözleşmenin tamamının tesciliyle hüküm ifade edeceğini düzenler. Ayrıca devir vaadi, belirli bir süre sonra hüküm doğuracak devir ve şarta bağlı devir sicile tescil edilemez. Bu nedenle uygulamada sık kullanılan “ön sözleşme - kapanış - devir” modeli, tescil edilecek nihai sözleşmenin şartsız ve uygulanabilir olması sağlanarak kurulmalıdır.

Noter Onayı Zorunlu mudur?

TTK m. 11/3 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 133 genel olarak yazılı şekil arar; noterlikte düzenleme biçiminde sözleşme yapılmasını açıkça genel geçerlilik şartı olarak öngörmez. Bununla birlikte imza yetkisinin, şirket organ kararlarının ve başvuru belgelerinin doğrulanması için noter işlemleri gerekebilir. İlgili ticaret sicili müdürlüğünün güncel belge listesi, şirket türü ve devir kapsamındaki özel sicilli malvarlığı unsurları ayrıca kontrol edilmelidir.

Sadece noter huzurunda sözleşme imzalanmış olması da ticaret siciline tescil ve ilan yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Tescil Yapılmadan Fiilî Teslim Gerçekleşirse Ne Olur?

Uygulamada işletmenin anahtarlarının teslim edildiği, devralanın faaliyete başladığı ve bedelin bir kısmını ödediği; ancak tescilin tamamlanmadığı uyuşmazlıklarla karşılaşılır. Bu durumda iki ayrı mesele vardır:

  • İşletme devrinin kanuni şartlara uygun biçimde tamamlanıp tamamlanmadığı,
  • Tarafların fiilî ifası nedeniyle bedel, iade, sebepsiz zenginleşme, güven sorumluluğu veya dürüstlük kuralı çerçevesinde hangi taleplerin doğduğu.

Fiilî teslim, kanundaki yazılı şekil ve tescil hükümlerinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık, işletmeyi teslim alan, işleten ve bedel ödeyen tarafın her durumda salt şekil eksikliğine dayanarak bütün sonuçlardan kurtulacağı da kabul edilemez. Talebin hukuki sebebi ve tarafların davranışları somut olayda ayrı ayrı incelenmelidir.

Devrin Kapsamına Hangi Unsurlar Girer?

TTK m. 11/3 uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça devir sözleşmesinin şu unsurları kapsadığı kabul edilir:

  • Duran malvarlığı,
  • İşletme değeri ve müşteri çevresi,
  • Kiracılık hakkı,
  • Ticaret unvanı,
  • Marka, patent, tasarım, alan adı ve diğer fikrî mülkiyet hakları,
  • İşletmeye sürekli olarak özgülenmiş makine, araç, ekipman, stok ve diğer malvarlığı unsurları.

Bu sayım otomatik ve sınırsız bir geçiş sonucu doğurmaz. Devre konu unsurun niteliğine göre tapu, araç sicili, Türk Patent ve Marka Kurumu, gemi sicili veya başka bir özel sicilde bildirim ve tescil gerekebilir. Rehin, haciz, mülkiyeti muhafaza kaydı, finansal kiralama, lisans kısıtı veya üçüncü kişiye ait mülkiyet hakkı da devri engelleyebilir ya da sınırlayabilir.

Bazı Unsurlar Devir Dışında Bırakılabilir mi?

Taraflar belirli unsurları açıkça devir dışında bırakabilir. Ancak çıkarılan unsurlar işletmenin ekonomik ve işlevsel bütünlüğünü ortadan kaldırmamalıdır. İşletmenin faaliyetini sürdürebilmesi için zorunlu temel unsurların tamamı devreden kişide bırakılmışsa, işlem ticari işletme devri değil, münferit malvarlığı satışı veya işletme hakkı sözleşmesi olarak nitelendirilebilir.

Devir dışı bırakılan unsurların sözleşmede tek tek belirtilmesi gerekir. “Bazı demirbaşlar hariçtir” gibi belirsiz kayıtlar, teslim ve bedel uyuşmazlığına açıktır. Ekli envanterde marka-model, seri numarası, adet, mevcut durum ve mümkünse değer bilgisi gösterilmelidir.

Ticaret Unvanının Durumu

TTK m. 49’a göre ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak devredilemez. İşletmenin devri, aksi açıkça kararlaştırılmadıkça ticaret unvanının da devri sonucunu doğurur ve devralan unvanı aynen kullanabilir.

Unvanın devir dışında bırakılması isteniyorsa bu irade sözleşmede açıkça yazılmalıdır. Marka ile ticaret unvanı aynı hukuki kurum değildir; markanın devri veya lisansı ayrıca sınai mülkiyet mevzuatına göre düzenlenmelidir.

İşletmenin Borçları Devralana Geçer mi?

TBK m. 202, bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle devralan kişinin alacaklılara karşı sorumluluğunu düzenler. Devralan, devri alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler bakımından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan ettirdiği tarihten başlayarak işletme borçlarından sorumlu olur.

Devreden de iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu kalır. İki yıllık süre:

  • Muaccel borçlarda bildirim veya ilan tarihinden,
  • Daha sonra muaccel olacak borçlarda muacceliyet tarihinden

itibaren işlemeye başlar. Bildirim veya ilan yapılmazsa devreden yönünden iki yıllık sürenin başlamaması riski doğar.

Sözleşmeye “Eski Borçlardan Devreden Sorumludur” Yazılması Yeterli midir?

Hayır. Taraflar kendi aralarında borçların ekonomik yükünü diledikleri biçimde paylaştırabilir; ancak bu iç ilişki düzenlemesi, kanuni şartlar oluştuğunda işletme alacaklılarının devralana yönelmesini tek başına engellemez. Alacaklının sözleşmenin tarafı olmadığı unutulmamalıdır.

Sözleşmede şu korumalar kurulabilir:

  • Devir öncesi ve sonrası borçların kesim tarihine göre ayrılması,
  • Borç ve davaların ayrıntılı listesi,
  • Devredenin beyan ve tekeffülleri,
  • Bilinmeyen borçlar için tazmin yükümlülüğü,
  • Bedelin bir kısmının bloke veya emanet hesapta tutulması,
  • Mahsup, rücu ve üçüncü kişiye ödeme hükümleri,
  • Vergi, SGK ve çalışan riskleri için özel tazminat maddeleri,
  • Tazminat taleplerinin bildirim usulü ve süresi.

Bu hükümler alacaklıyı değil, taraflar arasındaki rücu ilişkisini düzenler.

Kamu Borçları ve İdari Para Cezaları

Vergi, sosyal güvenlik primi, belediye borcu, ruhsat yükümlülüğü ve idari para cezaları yalnızca TBK m. 202 üzerinden değerlendirilemez. Kamu alacağının türü, borçlusu, dönemi ve özel kanundaki sorumluluk hükümleri incelenmelidir. Devir sözleşmesinde kamu borçlarının devralana bırakılması, idareyi kendiliğinden bağlamaz; fakat taraflar arasında geçerli bir ödeme ve rücu yükümlülüğü doğurabilir.

Bu sebeple “vergi ve SGK borcu yoktur” şeklindeki tek cümlelik beyan yeterli değildir. Güncel borç yazıları alınmalı, devam eden incelemeler ve yapılandırmalar açıklanmalı, devir öncesi döneme ilişkin sonradan yapılabilecek tarhiyatlar için özel hüküm kurulmalıdır.

Kiracılık Hakkı ve Kiraya Verenin Rızası

TTK m. 11/3, aksi öngörülmedikçe kiracılık hakkını devir kapsamındaki unsurlar arasında sayar. TBK m. 323 ise kiracının, kiraya verenin yazılı rızası olmadan kira ilişkisini başkasına devredemeyeceğini; işyeri kiralarında kiraya verenin haklı sebep bulunmadıkça rıza vermekten kaçınamayacağını düzenler.

Bu iki hükmün ticari işletme devrindeki ilişkisi öğretide tartışmalıdır. Uygulamada güvenli yol, kiraya verenin yazılı rızasını devir tamamlanmadan almaktır. Aksi hâlde işletme devredilmiş olsa bile devralanın kiracı sıfatı, kullanım hakkı, tahliye riski ve kira borçlarının kime yöneltileceği konusunda ciddi uyuşmazlık çıkabilir.

Kiraya verenin yazılı rızasıyla kira ilişkisini devralan kişi kiracının yerine geçer. İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Sadece kiraların devralan tarafından ödenmesi, tabelanın değiştirilmesi veya kiraya verenin fiilî kullanımı bilmesi her olayda yazılı rızanın yerini tutmaz. Rızanın kim tarafından, hangi sözleşmeye ve hangi tarihteki devre verildiği açık olmalıdır.

Çalışanların ve İşçilik Alacaklarının Durumu

4857 sayılı İş Kanunu m. 6’ya göre işyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devredildiğinde, devir tarihinde mevcut iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla devralana geçer. Devralan işveren, kıdeme bağlı haklarda işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihi esas almak zorundadır.

Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken işçilik borçlarından devreden ile devralan birlikte sorumludur. Devreden işverenin bu sorumluluğu kural olarak devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. İş sözleşmesi sırf işyeri devri gerekçesiyle feshedilemez; devir, tek başına işçi yönünden haklı fesih sebebi de oluşturmaz. Ekonomik, teknolojik veya organizasyonel nedenlere dayanan geçerli fesih imkânları ile haklı fesih sebepleri saklıdır.

Devir öncesinde şu kayıtlar incelenmelidir:

  • Çalışan listesi, işe giriş tarihleri ve görevleri,
  • Ücret, prim, ikramiye ve yan haklar,
  • Fazla çalışma ve yıllık izin kayıtları,
  • Kıdem ve ihbar riski,
  • İş kazaları ve meslek hastalıkları,
  • Devam eden işe iade ve alacak davaları,
  • Alt işveren ve geçici iş ilişkileri,
  • Sendika ve toplu iş sözleşmesi durumu,
  • SGK tahakkukları ve teşvikler.

Çalışanlara ait kişisel verilerin inceleme ve devir sürecinde paylaşılması ayrıca KVKK bakımından ölçülü, amaçla sınırlı ve güvenli biçimde yürütülmelidir.

Ruhsatlar, İzinler ve Sözleşmeler Kendiliğinden Geçer mi?

Her sözleşme veya idari izin devredilebilir nitelikte değildir. Müşteri ve tedarikçi sözleşmelerinde devir yasağı, karşı taraf onayı, kontrol değişikliği hükmü veya fesih hakkı bulunabilir. Kamu kurumunca verilen faaliyet izni, ruhsat, tahsis veya lisansın devri için önceden izin, yeni başvuru ya da uygunluk denetimi gerekebilir.

Bu nedenle sözleşmeye “işletmeye ait bütün izinler devredilmiştir” yazılması tek başına yeterli değildir. Her izin bakımından:

  1. İzni veren kurum,
  2. İznin sahibi,
  3. Geçerlilik süresi,
  4. Devir veya kontrol değişikliği şartı,
  5. Önceden alınması gereken onay,
  6. Devir sonrası bildirim süresi,
  7. Aykırılığın yaptırımı

ayrı ayrı tespit edilmelidir.

Devir işlemi ruhsat alınmasına bağlıysa, tarafların kapanış şartlarını sicile tescil edilemeyecek “şartlı devir” hâline getirmeden yapılandırması gerekir. Ön işlemler tamamlandıktan sonra şartsız nihai devir sözleşmesi imzalanması uygulamada daha güvenlidir.

Rekabet Kurulu İzni Gerekebilir mi?

Ticari işletme devri, devralana işletme üzerinde kalıcı kontrol sağlıyorsa ve güncel ciro eşikleri aşılıyorsa Rekabet Kuruluna bildirim gerekebilir. 2010/4 sayılı Tebliğ’de Şubat 2026’da yapılan değişiklikle temel ciro eşikleri yükseltilmiş; tekil eşik 1 milyar TL, toplam Türkiye cirosu eşiği 3 milyar TL ve dünya cirosu eşiği 9 milyar TL olarak güncellenmiştir. Türkiye’de yerleşik teknoloji teşebbüsleri bakımından özel 250 milyon TL eşiği öngörülmüştür.

Bu rakamlar tek başına bildirim sonucunu göstermez. İşlemin kontrol değişikliği oluşturup oluşturmadığı, hangi teşebbüslerin işlem tarafı sayıldığı, ciro hesaplaması, bağlı şirketler, üç yıllık dönemdeki bağlantılı işlemler ve teknoloji teşebbüsü niteliği birlikte incelenmelidir.

Bildirim zorunlu bir işlemin Kurul izni alınmadan kapanışa götürülmesi idari para cezası ve işlemin hukuki uygulanabilirliği bakımından ciddi risk yaratır. Büyük ölçekli devirlerde rekabet hukuku analizi sözleşme imzalanmadan önce yapılmalıdır.

Ticari İşletme Devrinde Hukuki İnceleme Nasıl Yapılmalıdır?

Devir bedelinin yalnızca bilanço üzerinden belirlenmesi yeterli değildir. Ticari işletmenin gerçek değeri; sözleşmeler, müşteri bağımlılığı, çalışanlar, marka, ruhsatlar, dava riskleri, vergi ve SGK durumu ile faaliyetin sürdürülebilirliğine bağlıdır.

Kurumsal ve Yetki İncelemesi

  • Tarafların ticaret sicili kayıtları,
  • Temsil ve ilzam yetkileri,
  • Genel kurul veya yönetim organı kararları,
  • Esas sözleşmedeki sınırlamalar,
  • İmza sirküleri ve vekâletnameler,
  • Şirket üzerinde fesih, tasfiye, konkordato veya iflas durumu.

Malvarlığı ve Finansal İnceleme

  • Demirbaş, stok, araç ve taşınmaz envanteri,
  • Rehin, haciz, finansal kiralama ve mülkiyeti muhafaza kayıtları,
  • Banka kredileri ve teminatlar,
  • Ticari alacak ve borç yaşlandırması,
  • Cari hesaplar, çek ve senetler,
  • Şüpheli alacaklar ve karşılıklar,
  • Nakit akışı ve işletme sermayesi ihtiyacı.

Sözleşmesel ve Düzenleyici İnceleme

  • Kira sözleşmesi ve kiraya veren rızası,
  • Ana müşteri ve tedarikçi sözleşmeleri,
  • Bayilik, distribütörlük, franchise ve lisans sözleşmeleri,
  • Fikrî mülkiyet hakları,
  • Ruhsat, izin, tahsis ve sertifikalar,
  • Kişisel veri işleme süreçleri,
  • Devam eden veya beklenen davalar ve takipler.

İnceleme tamamlanmadan “işletme bütün borçlarıyla devredilmiştir” biçiminde genel bir hüküm kurulması, bilinmeyen riskleri ortadan kaldırmaz; yalnızca uyuşmazlığın kapsamını büyütür.

Devir Sözleşmesinde Bulunması Gereken Başlıca Hükümler

Kanuni asgari içeriğin yanında, uygulanabilir bir sözleşmede genellikle şu başlıklar bulunmalıdır:

  • Devrin konusu ve ekonomik gerekçesi,
  • Devir kapsamındaki ve kapsam dışındaki unsurlar,
  • Ekli envanterler ve teslim durumu,
  • Devir bedeli, KDV ve diğer vergi yükleri,
  • Bedel uyarlama veya kapanış hesabı,
  • Ödeme takvimi, teminat ve bloke mekanizması,
  • Devir tarihi ile risk ve yararın geçiş anı,
  • Alacak ve borçların kesim tarihi,
  • Çalışanların listesi ve işçilik yükümlülükleri,
  • Kira, ruhsat ve üçüncü kişi onayları,
  • Beyan ve tekeffüller,
  • Bilinmeyen borçlar için tazminat,
  • Dava ve idari incelemelerin yönetimi,
  • Rekabet etmeme ve çalışan/müşteri ayartmama hükümleri,
  • Gizlilik ve kişisel verilerin korunması,
  • Teslim ve kapanış tutanağı,
  • Temerrüt, fesih ve iade sonuçları,
  • Uyuşmazlık çözümü, görev ve yetki hükümleri.

Rekabet etmeme kaydı, devralınan müşteri çevresi ve işletme değerini korumak için gerekli olabilir; ancak süre, coğrafi alan ve faaliyet konusu bakımından ölçüsüz bir yasak geçerlilik ve rekabet hukuku sorunu doğurabilir.

Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi Uygulaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.10.2016, E. 2016/11334, K. 2016/8349

Kararda, devir sözleşmesinden sonra işyerinin devralana teslim edildiği, işletmenin bir süre devralan tarafından işletildiği ve devir bedelinin bir kısmının ödendiği tespit edilmiştir. Yargıtay, davanın yalnızca sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle reddedilmesini doğru bulmamış ve kararı bozmuştur.

Karar, kanuni şekil ve tescil şartlarının yok sayılabileceği anlamına gelmez. Fiilî teslim, işletme faaliyeti ve kısmi ödeme gibi olguların, tarafların talepleri ile dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.05.2023, E. 2022/620, K. 2023/3244

Bu kararda, bir şirketin borçlarından başka şirketlerin işletmeyi devraldıkları iddiasıyla sorumlu tutulmaları tartışılmıştır. Yargıtay, TTK m. 11 ve TBK m. 202’ye uygun yazılı bir işletme devir sözleşmesi sunulmadığını; yazılı şeklin geçerlilik şartı olduğunu belirterek devralan sıfatıyla sorumluluk kurulmasını doğru bulmamıştır.

Bu yaklaşım, ekonomik bağlantı, ortak yönetici, benzer faaliyet veya aynı adreste çalışma gibi emarelerin tek başına kanuna uygun işletme devrini ispatlamaya yetmeyebileceğini göstermektedir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 25.01.2022, E. 2019/1725, K. 2022/103

Kararda, ticari işletme devrinden söz edilebilmesi için işletmenin aktif ve pasifleriyle, faaliyetten doğan alacak, borç, hak ve malvarlığı unsurlarıyla birlikte devredilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sözleşmenin içeriği, taraf iradelerinin yöneldiği sonuç ve fiilî ifa birlikte değerlendirilmiştir.

Kararın önemi, “işletme hakkı”, “restoran devri” veya benzeri bir adlandırmanın tek başına yeterli olmamasıdır. Ekonomik bütünlüğün gerçekten devredilip devredilmediği incelenmelidir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 11.04.2014, E. 2014/86, K. 2014/5631

Uyuşmazlık, marketin işletilme hakkına ilişkin sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kâr kaybı, zarar ve cezai şart isteminden doğmuştur. Yargıtay, somut işlemin ticari dava niteliğinde olmadığı ve genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği sonucuna varmıştır.

Karar eski kanun dönemine ilişkin değerlendirmeler de içermekle birlikte, görev belirlenirken sözleşmenin başlığına değil gerçek hukuki niteliğine bakılması gerektiğini göstermesi bakımından önem taşır. Güncel TTK m. 4’te TBK m. 202’den doğan uyuşmazlıkların açıkça ticari dava sayıldığı da ayrıca dikkate alınmalıdır.

İçtihatların Birlikte Değerlendirilmesi

Kararlardan çıkan ortak çizgi şudur:

  • Devir iddiası yalnızca tabela, fiilî kullanım veya tarafların sözlü beyanlarıyla otomatik olarak kabul edilmez.
  • Yazılı sözleşme, devir kapsamı ve ekonomik bütünlük önemlidir.
  • Fiilî teslim ve ödeme olguları, sözleşmenin sonuçları ve tarafların iadeye ilişkin talepleri bakımından göz ardı edilemez.
  • İşlemin gerçek niteliği, görevli mahkeme ile uygulanacak sorumluluk rejimini değiştirir.

İncelenen kaynak metinde yalnızca karar numarası verilmiş bazı eski kararların tam esas numarası, tarihi ve güncel uygulanabilirliği güvenilir biçimde doğrulanamadığından bu makaleye emsal olarak alınmamıştır.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Öğretide ticari işletme devir sözleşmesinin yalnızca borçlandırıcı işlem mi, aynı zamanda tasarruf işlemi mi olduğu; tescilin kurucu etkisi; özel sicile kayıtlı malvarlığı unsurlarının ne zaman devralana geçtiği ve kiracılık hakkının devrinde TBK m. 323’ün uygulanması tartışılmaktadır.

Ayşegül Tekçe’nin ticari işletmenin devrini TBK m. 202 ve TTK m. 11/3 çerçevesinde inceleyen çalışmasında, borçlandırıcı işlem-tasarruf işlemi ayrımı ile özel sicile kayıtlı değerlerin devri üzerinde durulmaktadır. Mustafa Yasan ve Nalan Kahveci’nin çalışmalarında ise kiracılık hakkının ticari işletme devri kapsamına girmesi ile kiraya verenin yazılı rızasını arayan TBK m. 323 arasındaki ilişki farklı görüşlerle ele alınmıştır.

Uygulama bakımından tartışmayı tek cümleyle çözmeye çalışmak doğru değildir. İşlem güvenliği için:

  • Devir sözleşmesi yazılı ve ayrıntılı kurulmalı,
  • Tam metin ticaret siciline tescil edilmelidir,
  • Özel sicilli varlıklar için ayrıca gerekli işlemler yapılmalıdır,
  • Kiraya veren ve sözleşme taraflarından gerekli yazılı onaylar alınmalıdır,
  • Fiilî teslim ayrıntılı kapanış tutanağıyla belgelenmelidir.

Süreler, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli Mahkeme

TTK m. 4, TTK’da düzenlenen hususlardan ve TBK m. 202’den doğan davaları ticari dava sayar. Aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça bu davalar asliye ticaret mahkemesinde görülür.

Buna karşılık uyuşmazlık gerçekte ticari işletme devri değil; yalnızca bir mal satışı, adi nitelikte işletme hakkı sözleşmesi, kira veya başka bir özel hukuk ilişkisi ise görevli mahkeme değişebilir. Tüketici işlemi, iş uyuşmazlığı, kira uyuşmazlığı veya fikrî mülkiyet uyuşmazlığı varsa özel görev kuralları ayrıca uygulanır.

Yetkili Mahkeme

Genel yetki kuralı uyarınca dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. Taşınmazın aynına, kira ilişkisine, icra takibine veya taraflar arasındaki geçerli yetki sözleşmesine bağlı özel kurallar varsa ayrıca incelenmelidir.

Dava Şartı Arabuluculuk

TTK m. 5/A uyarınca ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculuk başvurusunun uyuşmazlığın taraflarını ve taleplerini doğru kapsaması gerekir.

Sözleşmenin geçersizliğinin tespiti, sicil işlemi veya ayni hak talebi gibi para dışında kalan istemlerde arabuluculuk şartı talebin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Aynı davada para ve para dışı istemlerin birlikte bulunması hâlinde otomatik sonuç çıkarılmamalıdır.

Zamanaşımı

Ticari işletme devrinden doğan bütün talepler için tek ve özel bir zamanaşımı süresi yoktur. Talebin hukuki sebebine göre süre değişir. Sözleşmeden doğan alacaklarda özel bir süre yoksa TBK m. 146’daki on yıllık genel zamanaşımı gündeme gelebilir. Haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, ayıp, işçilik alacağı, vergi, idari yaptırım, icra takibi ve kıymetli evrak taleplerinde farklı süreler uygulanabilir.

Sürenin başlangıcı da talebin türüne göre belirlenir. Devir tarihi, bedelin vadesi, ayıbın veya gizlenen borcun öğrenildiği tarih, rücu ödemesi ya da alacağın muaccel olduğu tarih farklı sonuç doğurabilir.

İspat Yükü, Deliller ve Usul Sorunları

HMK m. 190 uyarınca taraflardan her biri, hakkını bağladığı vakıaları ispatla yükümlüdür. İşletme devrini ve devir kapsamını ileri süren taraf bakımından yazılı sözleşme ile ticaret sicili kayıtları temel delillerdir.

Uyuşmazlıkta şu deliller önem taşır:

  • İmzalı devir sözleşmesi ve ekleri,
  • Ticaret sicili kayıtları ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanı,
  • Organ kararları ve temsil belgeleri,
  • Envanter ve teslim tutanağı,
  • Faturalar, banka kayıtları ve ödeme belgeleri,
  • Ticari defter ve kayıtlar,
  • Vergi ve SGK kayıtları,
  • Kira sözleşmesi ve kiraya verenin yazılı rızası,
  • Çalışan bordroları ve özlük dosyaları,
  • Ruhsat, lisans ve kurum yazışmaları,
  • Marka, patent, alan adı ve lisans kayıtları,
  • E-posta, güvenli elektronik imza ve hukuka uygun elektronik yazışmalar,
  • Bilirkişi incelemesi ve keşif,
  • Tanık beyanları.

Kanunun geçerlilik şekli aradığı bir işlemde tanık beyanı, kural olarak yazılı devir sözleşmesinin yerine geçirilemez. Buna karşılık teslim, işletmenin kim tarafından yürütüldüğü, ödeme, ayıp, hileli davranış veya fiilî uygulama gibi yan vakıaların ispatında tanık ve diğer deliller değerlendirilebilir.

Ticari defterlerin delil niteliği için usulüne uygun tutulma, açılış ve kapanış onayları, karşı taraf kayıtlarıyla uyum ve HMK’daki özel şartlar incelenmelidir.

İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz

Devir konusu marka, araç, stok veya diğer malvarlığı unsurunun üçüncü kişiye devredilmesi tehlikesi varsa HMK m. 389 ve devamındaki şartlarla ihtiyati tedbir istenebilir. Para alacağının tahsili tehlikedeyse ve İcra ve İflas Kanunu m. 257’deki koşullar oluşmuşsa ihtiyati haciz gündeme gelebilir.

Bu korumalar otomatik değildir. Yaklaşık ispat, teminat, ölçülülük ve talep edilen korumanın uyuşmazlıkla bağlantısı gösterilmelidir. Devir sözleşmesindeki her ihlal, işletmenin tamamı üzerinde tedbir kurulmasını haklı kılmaz.

Somut Olaylarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

  1. İşlemin şirket payı devri mi, işletme devri mi, yoksa varlık satışı mı olduğu başlangıçta belirlenmelidir.
  2. Devir kapsamı envanter ve sözleşme bazında açıkça yazılmalıdır.
  3. Ticaret sicili tescili, ilan ve özel sicil işlemleri kapanış planına bağlanmalıdır.
  4. Kiraya verenin ve ana sözleşme taraflarının yazılı onayları alınmalıdır.
  5. Vergi, SGK, çalışan ve devam eden dava riskleri fiyatlamaya dâhil edilmelidir.
  6. Devir öncesi borçların sözleşmede devredene bırakılmasıyla alacaklı sorumluluğunun ortadan kalkmadığı bilinmelidir.
  7. Bedelin tamamı, izinler ve teslim doğrulanmadan koşulsuz ödenmemelidir.
  8. Kapanışta anahtar teslimiyle yetinilmemeli; stok, demirbaş, şifre, alan adı, veri, defter ve belgeler tutanakla teslim edilmelidir.
  9. Kişisel veriler kontrolsüz biçimde devredilmemelidir.
  10. Rekabet Kurulu bildirimi ve sektörel izinler işlem imzalanmadan önce analiz edilmelidir.

Sık Yapılan Hatalar

  • İnternetten alınan kısa bir sözleşmeyle yüksek değerli işletme devri yapılması,
  • “Bütün aktif ve pasifler devredildi” denilerek borçların listelenmemesi,
  • Tescil ve ilan yapılmadan yalnızca anahtar teslimiyle yetinilmesi,
  • Devir sözleşmesinin noter onayının ticaret sicili tescilinin yerine geçtiğinin sanılması,
  • Kira ilişkisinin kiraya verenin yazılı rızası olmadan geçtiğinin varsayılması,
  • Çalışanların kıdem ve birikmiş alacaklarının hesaba katılmaması,
  • Ruhsat ve lisansların otomatik devredileceğinin kabul edilmesi,
  • Devredenin bilinmeyen borçlara ilişkin sorumluluğunun düzenlenmemesi,
  • Teslim envanteri ve kapanış tutanağı hazırlanmaması,
  • Sözleşmenin adından hareketle görevli mahkemenin yanlış belirlenmesi,
  • Dava şartı arabuluculuk tamamlanmadan ticari para alacağı davası açılması,
  • Tam künyesi doğrulanmamış kararların emsal olarak kullanılması.

Hukuki Değerlendirme

Ticari işletme devri, tek sayfalık bir satış sözleşmesiyle güvenli biçimde tamamlanabilecek bir işlem değildir. Devrin geçerliliği, ekonomik bütünlüğün korunması, sicil işlemleri, borçların dış ilişkideki etkisi, kira ve çalışanların durumu, ruhsatlar, özel sicilli haklar ve rekabet hukuku aynı işlem planı içinde ele alınmalıdır.

Devreden açısından temel risk, bedelin tahsil edilememesi ve ilan yapılmadığı için eski borçlara ilişkin sorumluluk süresinin başlamamasıdır. Devralan açısından temel risk ise sözleşmede açıklanmayan borçlar, devredilemeyen ruhsat ve sözleşmeler, kiraya veren onayının bulunmaması, çalışan alacakları ve işletmenin vaat edilen ekonomik bütünlüğe sahip olmamasıdır.

Doğru yöntem; hukuki ve finansal incelemenin tamamlanması, risklerin bedel ve teminat mekanizmasına yansıtılması, tescile elverişli nihai sözleşmenin hazırlanması ve teslimin ayrıntılı tutanakla belgelenmesidir. Her işletmenin faaliyet alanı ve malvarlığı yapısı farklı olduğundan, standart sözleşme kullanılması önemli hak kayıplarına yol açabilir.

Günser + Partners ile İletişim

Bu tür uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması veya delillerin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Kaynaklar ve Doğrulama Notu

Bu makale 30 Temmuz 2026 tarihinde güncel mevzuat ve erişilebilen karar metinleri esas alınarak hazırlanmıştır. Kararların somut olaya uygulanabilirliği; sözleşmenin tarihi, tarafların sıfatı, devredilen unsurlar ve talebin hukuki sebebine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

  • T.C. Ticaret Bakanlığı - Şirketler ve Ticaret Sicili Mevzuatı
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu - resmî metin
  • Ticaret Sicili Yönetmeliği - resmî mevzuat kaydı
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu - resmî metin
  • Türk Borçlar Kanunu m. 202 - madde görünümü
  • Türk Borçlar Kanunu m. 323
  • Rekabet Kurumu - Birleşme ve Devralma Mevzuatı Güncellemesi, 11.02.2026
  • Rekabet Kurumu - Güncellenen Birleşme ve Devralma Kılavuzları, 04.05.2026

Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.10.2016, E. 2016/11334, K. 2016/8349.
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.05.2023, E. 2022/620, K. 2023/3244.
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 25.01.2022, E. 2019/1725, K. 2022/103.
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 11.04.2014, E. 2014/86, K. 2014/5631.

Doktrin

  • Ayşegül Tekçe, “Ticari İşletmenin Devri Müessesesinin Türk Borçlar Kanunu m. 202 ve Türk Ticaret Kanunu m. 11/3 Kapsamında Değerlendirilmesi”, On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2022.
  • Mustafa Yasan, “Ticari İşletme Devir Sözleşmesinin Kapsamına Kiracılık Hakkının Dâhil Olması Sorunu”, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. 29, S. 3, 2013, s. 159-185.
  • Nalan Kahveci, “6098 Sayılı TBK’nın 323. Maddesi Çerçevesinde Kira İlişkisinin Devri Durumunda Kira Sözleşmesinden Doğan Borçlardan Sorumluluk”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, Özel Sayı, 2017, s. 695-728.
  • Buğra Kaan Çakıroğlu, Kira Sözleşmesinin Kiracı Tarafından Devri (TBK m. 323), On İki Levha Yayıncılık, 2020.

Sık Sorulan Sorular

Evet. TTK m. 11/3 yazılı şekil, ticaret siciline tescil ve ilan öngörür. Yönetmelik ayrıca sözleşmenin asgari içeriğini belirler.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.