İçeriğe geç

Blog / Ticaret Hukuku

Teminat Senedi Nedir? Teminat İddiası Nasıl İspatlanır?

· ≈6 dk okuma · Ticaret Hukuku

Senede teminat kaydı konulmasının kambiyo vasfına etkisi, teminat senedi iddiasının hangi mercide ve hangi delillerle ispatlanacağı, icra itirazı ve menfi tespit yolu anlatılmaktadır.

Teminat senedi, ticari hayatta bir borcun veya edimin yerine getirilmesini güvence altına almak amacıyla verilen senettir. Kira sözleşmelerinde, bayilik ve distribütörlük ilişkilerinde, inşaat işlerinde ve ödünç ilişkilerinde sıkça karşılaşılır. Senet, borç ödendiğinde veya iş tamamlandığında geri verilmek üzere karşı tarafa bırakılır.

Sorun, bu senetlerin çoğu zaman geri verilmemesi ve teminat amacı sona ermiş olmasına rağmen icraya konulmasıyla ortaya çıkar. O aşamada borçlunun elindeki en önemli savunma, senedin bir teminat senedi olduğu ve teminat konusu ilişkinin sona erdiğidir. Ancak bu savunmanın kabul edilmesi kolay değildir.

i. Türk Hukukunda Teminat Senedi Ayrı Bir Senet Türü müdür?

Hayır. Türk Ticaret Kanunu’nda ‘teminat senedi’ diye ayrı bir kambiyo senedi türü yoktur. Ortada ya kanunun aradığı unsurları taşıyan geçerli bir bono vardır ya da yoktur. Teminat ilişkisi, senedin hangi amaçla verildiğine ilişkin taraflar arasındaki anlaşmadan doğar.

Bu nedenle teminat senedi tartışması iki ayrı sorudan oluşur:

  1. Senet, kambiyo senedi vasfını koruyor mu?
  2. Senedin bedelsiz kaldığı veya teminat amacının sona erdiği ispatlanabiliyor mu?

ii. Senede ‘Teminattır’ Yazılması Ne Sonuç Doğurur?

TTK m. 776 uyarınca bononun geçerliliği için ödeme vaadinin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Senede konulan bir kayıt bu vaadi şarta bağlıyorsa senet kambiyo senedi sayılmaz.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında ölçüt şudur: senet metninden hangi ilişkinin teminatı olduğu anlaşılıyorsa ve ödeme bu ilişkinin akıbetine bağlanmışsa, senet kambiyo vasfını yitirir. Buna karşılık senede yalnız ‘teminattır’ ibaresi konulmuş, neyin teminatı olduğu ve ödemenin hangi koşula bağlandığı gösterilmemişse, senet kural olarak kambiyo senedi olma niteliğini korur.

Bu ayrım pratikte şu sonuçları doğurur:

  • Kambiyo vasfı yitirilmişse: Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamaz. İİK m. 170/a uyarınca icra mahkemesi takibi iptal eder. Alacaklı, temel ilişkiye dayanarak genel haciz yolu veya alacak davası yoluna gitmek zorunda kalır.
  • Kambiyo vasfı korunuyorsa: Takip devam eder; borçlunun teminat ve bedelsizlik iddiası artık bir şekil sorunu değil, ispat sorunudur.

Senede konulan kaydın yeri de önemlidir. Kaydın senet metni içinde mi, yoksa metin dışında ve senetle bağlantısı kurulmamış bir yerde mi bulunduğu, ödeme vaadini şarta bağlayıp bağlamadığını belirler.

iii. Teminat İddiası Nerede İleri Sürülür?

Borçlunun izleyebileceği iki temel yol vardır.

İcra mahkemesinde itiraz

Kambiyo senetlerine mahsus takipte ödeme emrine itiraz süresi kısadır ve itiraz icra mahkemesine yapılır. Senedin kambiyo senedi vasfını taşımadığı yönündeki itiraz burada ileri sürülür; icra mahkemesi bu hususu takibin her aşamasında kendiliğinden de gözetebilir.

Borca itiraz bakımından ise İİK m. 169/a önemli bir sınır getirir. Borçlu, borcun ödendiği, ertelendiği veya senedin teminat amacıyla verilip bedelsiz kaldığı yönündeki itirazını, kural olarak resmî bir belge veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat etmek zorundadır. Tanık dinlenmez, yemin teklif edilemez.

Elde böyle bir belge yoksa icra mahkemesinden sonuç alınamaz. Bu durumda ikinci yola başvurulur.

Menfi tespit davası

İİK m. 72 uyarınca borçlu, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Bu dava genel mahkemede, kambiyo senedi söz konusu olduğunda asliye ticaret mahkemesinde görülür.

Menfi tespit davasında ispat imkânları icra mahkemesine göre daha geniştir; ancak senede karşı ileri sürülen iddiaların ispatına ilişkin usul kuralları burada da uygulanır.

Menfi tespit davası açılmış olması takibi kendiliğinden durdurmaz. Takibin durdurulması için mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınması gerekir. Takipten sonra açılan menfi tespit davalarında tedbir, kural olarak paranın alacaklıya ödenmemesi biçiminde verilir ve teminat şartına bağlanır.

Borç ödendikten sonra ise istirdat davası gündeme gelir.

iv. Teminat İddiası Hangi Delillerle İspatlanır?

Senede dayanan bir alacağa karşı ileri sürülen teminat iddiası, senede karşı ileri sürülen bir iddiadır. HMK m. 200 ve devamındaki kurallar gereğince bu iddia kural olarak yazılı delille ispatlanmalıdır. Tanık beyanı tek başına yeterli olmaz.

Uygulamada kabul gören başlıca deliller şunlardır:

  • Senedin teminat olarak verildiğini gösteren teminat sözleşmesi veya protokol,
  • senedin alındığına ilişkin teslim tutanağı veya senet alındı belgesi,
  • temel ilişkiyi düzenleyen sözleşme metninde senedin teminat amacıyla verildiğine dair açık madde,
  • tarafların yazışmaları, ihtarnameler ve karşı tarafın yazılı kabulünü içeren beyanlar,
  • ticari defter kayıtları ve muhasebe belgeleri,
  • banka ödeme dekontları ve hesap ekstreleri,
  • senet bedeli ile temel borç tutarı arasındaki uyumu gösteren belgeler.

Karşı tarafın açık ikrarı ve yemin gibi ispat araçları da somut duruma göre gündeme gelebilir. Ancak icra mahkemesindeki incelemede bu araçların kullanımı kanunla sınırlandırılmıştır.

En etkili yöntem, senedin verildiği anda yazılı bir belge düzenlemektir. Senedin arkasına veya ayrı bir belgeye, senedin hangi sözleşmenin teminatı olarak verildiği, hangi koşulla iade edileceği ve iade edilmemesi halinde ne olacağı açıkça yazılmalıdır.

v. Teminat Amacı Sona Erdiğinde Ne Yapılmalıdır?

Teminat konusu borç ödendiğinde veya iş tamamlandığında senedin iadesi istenmelidir. İade edilmezse şu adımlar izlenir:

  1. Noter aracılığıyla ihtarname gönderilerek senedin iadesi talep edilir.
  2. Senedin iade edilmemesi halinde, borçlu olunmadığının tespiti için menfi tespit davası açılabilir.
  3. Senedin icraya konulması halinde süresi içinde icra mahkemesine itiraz edilir.
  4. Senedin başkasına devredilmesi riskine karşı, şartları varsa ihtiyati tedbir talep edilir.

Bekleyip senedin icraya konulmasını izlemek en riskli seçenektir. Çünkü senet iyiniyetli bir üçüncü kişiye ciro edilirse, teminat savunması kural olarak dinlenmez.

vi. Senedin Üçüncü Kişiye Devri: En Büyük Risk

Kambiyo hukukunun temel ilkesi, borçlunun kişisel def’ilerini iyiniyetli hamile karşı ileri sürememesidir. Teminat iddiası da kişisel bir def’idir. Senet, protesto süresi geçmeden ve kötüniyet bulunmaksızın üçüncü bir kişiye ciro edilmişse, borçlu teminat savunmasını bu hamile karşı kural olarak ileri süremez.

İstisna, hamilin senedi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olmasıdır. Örneğin devralanın, senedin teminat amaçlı olduğunu ve teminat ilişkisinin sona erdiğini bilerek senedi alması halinde savunma dinlenebilir. Ancak bu durumun ispatı borçluya düşer ve çoğu zaman güçtür.

vii. Sık Yapılan Hatalar

  • Senedi teminat olarak verirken hiçbir yazılı belge düzenlememek,
  • teminat kaydını senedin kambiyo vasfını tartışmalı hale getirecek biçimde metne yazmak,
  • borç ödendikten sonra senedi geri istememek,
  • ödeme yaparken dekonta hangi senedin karşılığı olduğunu yazmamak,
  • icra mahkemesine itiraz süresini kaçırmak,
  • menfi tespit davası açtığı halde ihtiyati tedbir talep etmemek,
  • teminat senedini boş imzalı olarak vermek,
  • senedin devredilebileceğini hesaba katmamak.

viii. Hukuki Değerlendirme

Teminat senedi uyuşmazlıklarının neredeyse tamamı bir belge eksikliğinden doğar. Senedin teminat olarak verildiği anda düzenlenecek tek sayfalık bir tutanak, sonradan yıllar sürecek bir davanın önüne geçebilir.

Senet veren taraf için öneri açıktır: senedi asla açık bırakmayın, mutlaka yazılı bir teminat belgesi düzenleyin ve teminat amacı sona erdiğinde senedin iadesini gecikmeden isteyin. Senet alan taraf için ise senedin hangi ilişkiyle bağlantılı olduğunun belgelenmesi, ileride kambiyo vasfı tartışmasını önler. Elinizdeki teminat senedine ilişkin haklarınız ve izlenecek yol için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Tam olarak korumaz. Kayıt, senedin kambiyo vasfını tartışmalı hale getirebilir; ancak ispat sorununu tek başına çözmez. Asıl koruma, ayrı bir yazılı teminat belgesi düzenlemekten geçer.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

TTK m. 776 · TTK m. 777 · İİK m. 72 · İİK m. 169/a · HMK m. 200