İdare Hukuku · · ≈19 dk okuma
Danıştay Nedir? Görevleri, Dava Süreleri ve Temyiz İncelemesi
Danıştayın görevleri, ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalar, dava ve temyiz süreleri ile yürütmenin durdurulması açıklanmıştır.
Danıştay, idari yargı düzeninin en yüksek mahkemesidir. Ancak görevi yalnızca idare ve vergi mahkemelerinden gelen kararları temyizen incelemekten ibaret değildir. Kanunda açıkça sayılan bazı uyuşmazlıklarda davaya doğrudan ilk derece mahkemesi olarak bakar; ayrıca kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri hakkında görüş bildirme gibi danışma görevleri de bulunmaktadır.
Danıştayda doğrudan dava açılabilecek hâller sınırlıdır. İşlemin bir bakanlık veya merkezî kamu kurumu tarafından yapılmış olması, tek başına Danıştayı görevli hâle getirmez. İşlemin Cumhurbaşkanı kararı olup olmadığı, düzenleyici veya bireysel nitelik taşıyıp taşımadığı, ülke çapında uygulanıp uygulanmadığı ve özel kanunda farklı bir görev kuralı bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Danıştayın Anayasal Konumu Nedir?
Anayasa’nın 155. maddesine göre Danıştay, idari mahkemeler tarafından verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararların son inceleme merciidir. Kanunda gösterilen belirli davalara ise ilk derece mahkemesi olarak bakar.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 1. maddesi de Danıştayı, Anayasa ile görevlendirilmiş yüksek idare mahkemesi, danışma ve inceleme mercii olarak tanımlar. Bu yapı içinde Danıştayın üç temel fonksiyonu vardır:
- İdari yargıda temyiz incelemesi yapmak,
- Kanunda sayılan davaları ilk derece mahkemesi olarak karara bağlamak,
- Kanunla verilen danışma ve idari inceleme görevlerini yerine getirmek.
Danıştay bu yönüyle hem bir yüksek mahkeme hem de kanunda sınırlı olarak belirtilen uyuşmazlıklarda doğrudan dava mercii niteliğindedir.
Danıştayın Görevleri Nelerdir?
Danıştayın görevleri esas olarak 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesinde düzenlenmiştir.
Temyiz başvurularını incelemek
Danıştay, bölge idare mahkemelerinin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca temyize açık kararlarını inceler. Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği nihai kararlar da uyuşmazlığın türüne göre İdari Dava Daireleri Kurulu veya Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından temyizen incelenir.
Danıştayın genel temyiz görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasından kaynaklanan hukuka aykırılıkların denetimiyle sınırlıdır. Temyiz incelemesi, kural olarak davanın baştan görülmesi veya bütün delillerin yeniden değerlendirilmesi anlamına gelmez.
Bazı davalara ilk derece mahkemesi olarak bakmak
İdari yargıda genel görevli ilk derece mahkemeleri idare ve vergi mahkemeleridir. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görevi istisnaidir ve kanunda sayılan uyuşmazlıklarla sınırlıdır.
Bu nedenle Danıştay Kanunu’nun 24. maddesindeki görev alanı genişletici yorumlanmamalıdır. Kanunda açıkça Danıştaya bırakılmayan bir uyuşmazlık, kural olarak görevli idare veya vergi mahkemesinde görülür.
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri hakkında görüş bildirmek
Danıştay, kamu hizmetlerine ilişkin imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında düşüncesini bildirir. Anayasa’nın 155. maddesi uyarınca bu incelemenin iki ay içinde tamamlanması gerekir.
Eski tarihli kaynaklarda yer alan Başbakanlık veya Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları hakkında görüş bildirme ve tüzük tasarılarını inceleme görevleri güncel değildir. Bu görevlerle ilgili hükümler, 2018 yılında yapılan değişikliklerle kaldırılmıştır.
Danıştayın Yargısal Yapısı
Danıştay bünyesinde idari ve vergi uyuşmazlıklarını inceleyen dava daireleri ile İdari Dava Daireleri Kurulu, Vergi Dava Daireleri Kurulu ve İçtihatları Birleştirme Kurulu bulunmaktadır.
Güncel iş bölümüne göre Üçüncü, Yedinci ve Dokuzuncu daireler vergi dava dairesi; diğer dava daireleri ise idari dava dairesi olarak görev yapmaktadır. Hangi dairenin hangi uyuşmazlıkları inceleyeceği, Danıştay Başkanlık Kurulunun iş bölümü kararlarıyla belirlenir.
İdari Dava Daireleri Kurulu
İdari Dava Daireleri Kurulu;
- İdare mahkemelerinin Danıştayın bozma kararına karşı verdiği ısrar kararlarını,
- Danıştay idari dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararları
temyizen inceler.
Vergi Dava Daireleri Kurulu
Vergi Dava Daireleri Kurulu;
- Vergi mahkemelerinin ısrar kararlarını,
- Danıştay vergi dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararları
temyizen karara bağlar.
İçtihatları Birleştirme Kurulu
Danıştay dava daireleri veya dava daireleri kurulları arasında karar aykırılığı bulunması ya da yerleşmiş bir içtihadın değiştirilmesinin gerekli görülmesi hâlinde İçtihatları Birleştirme Kurulu devreye girer.
İçtihadı birleştirme kararları Resmî Gazete’de yayımlanır ve Danıştay daireleri, kurulları, idari mahkemeler ile idare bakımından bağlayıcıdır.
Danıştayın İlk Derece Mahkemesi Olarak Baktığı Davalar
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinde, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görevli olduğu temel uyuşmazlıklar sayılmıştır.
Cumhurbaşkanı kararları
Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarında ilk derece mahkemesi Danıştaydır.
Burada Cumhurbaşkanı kararı ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi birbirine karıştırılmamalıdır. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa’ya uygunluğunun denetimi Anayasa Mahkemesine aittir. Buna karşılık belirli bir Cumhurbaşkanı kararının hukuka uygunluk denetimi, kanunda aksi öngörülmedikçe Danıştay tarafından yapılır.
Cumhurbaşkanının diğer düzenleyici işlemleri
Cumhurbaşkanınca çıkarılan, ancak Cumhurbaşkanlığı kararnamesi niteliğinde olmayan düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar da ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür.
Ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemler
Bakanlıklar, kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları tarafından çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarında Danıştay görevlidir.
Danıştayın görevli sayılabilmesi için işlemin:
- Düzenleyici nitelikte olması,
- Ülke çapında uygulanmasının öngörülmesi
gerekir.
Yalnızca bir bakanlık tarafından tesis edilmiş olması yeterli değildir. Belirli bir kişiye, kuruma, taşınmaza veya bölgeye yönelik bireysel işlemler, kural olarak görevli idare mahkemesinde dava konusu edilir.
Danıştayın idari kararları üzerine uygulanan işlemler
Danıştay İdari Dairesi veya İdari İşler Kurulu tarafından verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere karşı açılan davalar Danıştayın ilk derece görevindedir.
Birden fazla idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işler
Tek ve bölünemez nitelikteki bir uyuşmazlığın birden fazla idare veya vergi mahkemesinin yetki çevresine girmesi hâlinde Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevli olabilir.
Ancak farklı illeri ilgilendiren her uyuşmazlık bu kapsamda değildir. Birden fazla dava arasında bağlantı bulunması, merci tayini yapılması gereken bir durumun ortaya çıkması ve tek bir uyuşmazlığın birden çok mahkemenin yetki çevresine girmesi birbirinden farklı hukuki meselelerdir.
Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları
Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu kurulun görev alanına ilişkin Danıştay Başkanlığı işlemlerine karşı açılacak davalar Danıştayda görülür.
Buradaki kurul, herhangi bir bakanlığın veya kamu kurumunun yüksek disiplin kurulu değildir. Örneğin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilen bir disiplin kararı, sırf kurulun adında “yüksek disiplin” ifadesi bulunduğu için Danıştayın ilk derece görevine girmez.
Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri
Tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmeti imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davalar ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür.
Her idari sözleşme imtiyaz sözleşmesi değildir. Sözleşmenin taraflarından birinin idare olması da tek başına yeterli olmaz. Sözleşmenin konusu, kamu hizmetinin yürütülme biçimi, idareye tanınan üstün yetkiler ve özel kanun hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Seçilmiş mahallî idare organlarının sıfatlarını kaybetmesi
Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmelerine ilişkin istemleri de inceler ve karara bağlar.
Bakanlık Tarafından Yapılan Her İşlem Danıştayda mı Dava Edilir?
Hayır.
İşlemi yapan makamın bakanlık olması, davayı kendiliğinden Danıştayın görev alanına sokmaz. Belirleyici olan işlemin hukuki niteliğidir.
Örneğin;
- Bir kamu görevlisinin görevine son verilmesi,
- Bir ruhsat başvurusunun reddedilmesi,
- Belirli bir şirkete idari yaptırım uygulanması,
- Belli bir taşınmaza ilişkin imar planı değişikliği,
- Bir kişinin atama veya nakil işlemi,
- Belirli bir adayın sınav sonucuna ilişkin işlem
ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem niteliğinde değilse kural olarak idare mahkemesinde dava konusu edilir.
Danıştay Onikinci Dairesinin E.2025/4421, K.2025/3932 sayılı ve 18.09.2025 tarihli kararında, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun belirli bir zabıt kâtibine yönelik devlet memurluğundan çıkarma işleminin Danıştayın ilk derece görevine girmediği kabul edilmiştir. Daire, davanın kamu görevlisinin son görev yaptığı yerdeki idare mahkemesinde görülmesi gerektiğine karar vermiştir.
Aynı yaklaşım, Sağlık Bakanlığı tarafından daire başkanlığı görevinden alınarak başka bir göreve atanan kamu görevlisi hakkındaki uyuşmazlıkta da görülmektedir. İşlem Cumhurbaşkanı kararıyla değil, bakanlık işlemiyle tesis edildiği için davanın ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülemeyeceği kabul edilmiştir.
Bakanlıkça Onaylanan İmar Planlarına Karşı Dava Nerede Açılır?
Bir imar planının bakanlık tarafından onaylanmış olması, o planı otomatik olarak ülke çapında uygulanacak bir düzenleyici işlem hâline getirmez.
Danıştay Altıncı Dairesinin E.2022/1400, K.2022/2954 sayılı kararında, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan, ancak belirli taşınmaz ve bölgelere yönelik imar planı değişikliğinin Danıştayın ilk derece görevine girmediği değerlendirilmiştir.
Kararın temel gerekçesi, işlemin ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem niteliğinde olmamasıdır. Bu tür davalarda taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinin görev ve yetkisi gündeme gelir.
Düzenleyici İşlem ile Uygulama İşlemi Aynı Davada İptal Ettirilebilir mi?
İYUK’un 7. maddesine göre bir düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işleme, uygulama işlemine veya her ikisine karşı dava açabilir.
Ancak bu hüküm, görev alanları farklı olan iki işlemin her durumda aynı dilekçeyle aynı mahkemede dava konusu edilebileceği anlamına gelmez.
Ülke çapında uygulanacak bir yönetmelik veya başka bir düzenleyici işlem Danıştayın; bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen bireysel uygulama işlemi ise idare ya da vergi mahkemesinin görev alanına girebilir. Böyle bir durumda görev kuralları nedeniyle ayrı davalar açılması gerekebilir.
Danıştayın yerleşik yaklaşımına göre, Danıştayın ilk derece görevine giren bir düzenleyici işlem ile idare veya vergi mahkemesinde görülmesi gereken bireysel işlem aynı dilekçeyle dava konusu edilemez. Aralarında hukuki bağlantı bulunması, kamu düzeninden olan görev kurallarını ortadan kaldırmaz.
Danıştay Altıncı Dairesinin E.2023/6647, K.2023/6954 sayılı ve 27.09.2023 tarihli kararında da Cumhurbaşkanının acele kamulaştırma kararına karşı Danıştayda; kamu yararı ve diğer kamulaştırma işlemlerine karşı ise görevli idare mahkemesinde dava açılması gerektiği belirtilmiştir. Dilekçenin konu ve sonuç bölümleri arasında çelişki bulunması nedeniyle dilekçe reddedilmiştir.
Danıştayda Dava Açma Süresi Ne Kadardır?
Özel kanunda farklı bir süre öngörülmemişse Danıştayda dava açma süresi 60 gündür.
Bireysel idari işlemlerde süre, usulüne uygun yazılı bildirimin yapıldığı günü izleyen günden itibaren işlemeye başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde ise süre, ilan tarihini izleyen günden başlar.
Düzenleyici işleme karşı ilan tarihinden itibaren dava açılmamış olması, bu düzenlemeye dayanılarak daha sonra bireysel işlem tesis edildiğinde düzenleyici işlemin hiçbir şekilde dava konusu edilemeyeceği anlamına gelmez. Uygulama işlemi üzerine, şartları varsa düzenleyici işleme veya her iki işleme karşı dava açılabilir.
Dava açma süreleri kamu düzenine ilişkindir. Davalı idare süre aşımı itirazında bulunmasa dahi Danıştay bu hususu kendiliğinden inceler.
İdari başvuru dava süresini etkiler mi?
İYUK’un 11. maddesine göre ilgililer, dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması için üst makama; üst makam yoksa işlemi yapan makama başvurabilir.
Bu başvuru dava açma süresi içinde yapılırsa işlemekte olan süre durur. İdare 30 gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır. Ret veya zımni ret üzerine kalan dava süresi yeniden işlemeye başlar.
Her idari başvuru dava süresini durdurmaz. Başvurunun görevli makama, süresi içinde ve İYUK’un 11. maddesi kapsamına girecek içerikte yapılması gerekir. Özel yargılama usullerinde ise bu başvuru yolu tamamen kapatılmış olabilir.
Özel Dava Süreleri
Genel 60 günlük süre, özel kanunda veya İYUK’ta daha kısa bir süre öngörülmüşse uygulanmaz.
İvedi yargılama usulü
İYUK’un 20/A maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava açma süresi 30 gündür. Acele kamulaştırma, belirli ihale işlemleri, özelleştirme kararları ve kanunda sayılan bazı çevre ve yatırım işlemleri bu usule tabi olabilir.
İvedi yargılamada:
- İYUK’un 11. maddesindeki idari başvuru yolu uygulanmaz.
- Yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz edilemez.
- Nihai karara karşı temyiz süresi 15 gündür.
Merkezî ve ortak sınav davaları
Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar hakkındaki davalarda İYUK’un 20/B maddesi uygulanır.
Bu davalarda:
- Dava açma süresi 10 gündür.
- İYUK’un 11. maddesi uygulanmaz.
- Yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz edilemez.
- Temyiz süresi 5 gündür.
Danıştayda Yürütmenin Durdurulması
Danıştayda dava açılması, dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. İşlemin uygulanmasının dava sonuna kadar engellenmesi isteniyorsa ayrıca yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmalıdır.
İYUK’un 27. maddesine göre yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması,
- İşlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması.
Yalnızca işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmek yeterli değildir. Aynı şekilde yalnızca ağır bir zararın doğacak olması da tek başına yürütmenin durdurulması için yeterli olmaz.
Dilekçede işlemin hangi hukuk kuralına neden aykırı olduğu ile uygulanması hâlinde ortaya çıkacak zararın neden sonradan giderilemeyeceği somut biçimde açıklanmalıdır.
Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde, idarenin savunması alınmadan geçici olarak yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Buna karşılık kamu görevlileri hakkındaki atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirme işlemleri kanun gereği uygulanmakla etkisi tükenecek işlem sayılmaz.
Yürütmenin durdurulması kararına itiraz
Danıştay dava dairesi tarafından yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen karara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 gün içinde uyuşmazlığın niteliğine göre İdari Dava Daireleri Kuruluna veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna itiraz edilebilir.
İtiraz bir defaya mahsustur. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
İYUK’un 20/A ve 20/B maddelerine tabi özel yargılama usullerinde ise yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz yolu kapalıdır.
Danıştayda Yargılama Usulü
İdari yargıda yazılı yargılama usulü uygulanır. İnceleme esas olarak dilekçeler, savunmalar, idari işlem dosyası ve diğer yazılı belgeler üzerinden yürütülür.
Danıştay, tarafların sunduğu belgelerle bağlı değildir. İYUK’un 20. maddesindeki re’sen araştırma ilkesi uyarınca gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri taraflardan, idarelerden ve diğer kurumlardan isteyebilir.
Bununla birlikte re’sen araştırma ilkesi, davacının belirsiz veya eksik bir dilekçe sunabileceği anlamına gelmez. Dilekçede en azından:
- Dava konusu işlemin tarih ve sayısı,
- İşlemin tebliğ veya öğrenme tarihi,
- İptal veya tazminat talebinin kapsamı,
- Hukuka aykırılık sebepleri,
- Dayanılan deliller,
- Sonuç ve istem
açıkça gösterilmelidir.
Dava dilekçesinin konu, açıklamalar ve sonuç bölümleri birbiriyle uyumlu olmalıdır. Hangi işlemin iptalinin istendiği belirsiz bırakılırsa dilekçe reddedilebilir. Dilekçe ret kararından sonra aynı yanlışlığın tekrarlanması davanın reddine yol açabilir.
Danıştayda Duruşma Yapılır mı?
Danıştayda yargılama kural olarak dosya üzerinden yürütülür. Ancak şartları varsa duruşma yapılabilir.
İptal davalarında taraflardan birinin usulüne uygun talebi üzerine duruşma yapılır. Tam yargı ve vergi davalarında ise kanundaki parasal sınır dikkate alınır.
2026 yılında duruşma bakımından uygulanan parasal sınır 486.000 TL’dir. Bu tutarı aşan tam yargı ve vergi davalarında taraflardan birinin istemi üzerine duruşma yapılması gerekir.
Temyiz incelemesinde duruşma yapılması ise yalnızca tarafın talebine bağlı değildir; Danıştayın duruşma yapılmasını uygun görmesi de gerekir.
Parasal sınır belirlenirken, 4 Haziran 2025 tarihinde değiştirilen İYUK Ek 1. madde uyarınca davanın açıldığı tarihteki tutar esas alınır. 2026 sınırları, 2025 yılı için ilan edilen yüzde 25,49 yeniden değerleme oranı uygulanarak belirlenmiştir.
İspat, Delil, Keşif ve Bilirkişi
İdari davalarda uyuşmazlığın çözümü çoğu zaman idarenin işlem dosyasına bağlıdır. Bu nedenle sadece nihai işlem değil, işlemin hazırlanmasına ve tesisine ilişkin bütün belgeler önem taşır.
Somut olayın niteliğine göre şu belgeler incelenmelidir:
- Kurul ve komisyon tutanakları,
- İnceleme veya soruşturma raporları,
- Teknik değerlendirmeler,
- Savunma ve ifade tutanakları,
- Tebligat belgeleri,
- İdari başvuru dilekçeleri,
- Başvurulara verilen cevaplar,
- Düzenleyici işlemin dayanakları,
- İmar, çevre, ruhsat veya kamulaştırma dosyaları,
- İdarenin mahkemeye sunduğu işlem dosyası.
Danıştay gerekli görürse keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Ancak bilirkişinin görevi hukuki değerlendirme yapmak değil, uzmanlık gerektiren teknik konularda mahkemeye görüş sunmaktır. Davanın hukuki nitelendirmesi ve işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi mahkemeye aittir.
İdari yargıda HMK uygulanır mı?
İdari yargılamanın temel usul kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’dur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, idari yargıda genel ve doğrudan uygulanan bir usul kanunu değildir.
İYUK’un 31. maddesi uyarınca; hâkimin reddi, ehliyet, davaya katılma, davanın ihbarı, vekâlet, feragat, kabul, teminat, bilirkişi, keşif, delil tespiti, yargılama giderleri ve adli yardım gibi sınırlı konularda HMK hükümlerine başvurulur.
Ceza Muhakemesi Kanunu ise Danıştayda görülen idari davalara uygulanmaz.
Danıştay Kararlarına Karşı Temyiz Süresi
Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği nihai kararlara karşı genel temyiz süresi, kararın tebliğinden itibaren 30 gündür.
İdari uyuşmazlıklara ilişkin kararlar İdari Dava Daireleri Kurulunda; vergi uyuşmazlıklarına ilişkin kararlar Vergi Dava Daireleri Kurulunda incelenir.
Özel usullerde daha kısa süreler uygulanır:
- İvedi yargılama usulünde temyiz süresi 15 gündür.
- Merkezî ve ortak sınav davalarında temyiz süresi 5 gündür.
Süre, usulüne uygun tebliği izleyen günden itibaren hesaplanır. Dosyanın UYAP üzerinden görülmesi, her durumda hukuki tebliğ yerine geçmez. Tebligatın şekli ve tarihi somut dosya üzerinden kontrol edilmelidir.
Hangi Bölge İdare Mahkemesi Kararları Danıştayda Temyiz Edilebilir?
Bölge idare mahkemelerinin bütün kararları Danıştayda temyiz edilemez. İYUK’un 46. maddesinde temyize açık kararlar sınırlı olarak sayılmıştır.
Temyize açık uyuşmazlıklar arasında başlıca şunlar yer alır:
- Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları,
- Kanundaki parasal sınırı aşan vergi ve tam yargı davaları ile idari işlemlere ilişkin davalar,
- Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarma işlemleri,
- Ticari faaliyeti süresiz veya en az 30 gün engelleyen işlemler,
- Kanunda belirtilen üst düzey kamu görevlilerinin atama ve görevden alma işlemleri,
- İmar planları ve parselasyon işlemleri,
- Kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin belirli uyuşmazlıklar,
- Maden, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sulara ilişkin işlemler,
- Ülke çapında yapılan sınavlar,
- Belirli kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin işlemler,
- Düzenleyici ve denetleyici kurumların sektör veya piyasa kararları.
Uyuşmazlığın bu konulardan birine girmemesi hâlinde bölge idare mahkemesi kararı kesin olabilir.
2026 yılı temyiz parasal sınırı
2026 yılında:
- Konusu 1.661.000 TL’yi aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalarda bölge idare mahkemesi kararı temyiz edilebilir.
- Konusu 486.000 TL’yi aşıp 1.661.000 TL’yi aşmayan davalarda, istinaf incelemesinde ilk derece kararı kaldırılarak yeniden karar verilmişse temyiz yolu açılabilir.
- Konusu 55.000 TL’yi geçmeyen parasal uyuşmazlıklarda ilk derece kararları kural olarak kesin olup istinaf yoluna gidilemez.
İYUK Ek 1. maddeye 4 Haziran 2025 tarihinde getirilen düzenleme uyarınca istinaf ve temyiz yolunun açık olup olmadığı belirlenirken davanın açıldığı tarihteki parasal sınır esas alınır. Bu nedenle 2026 yılında karar verilmiş olması, her dosyada 2026 sınırlarının uygulanacağı anlamına gelmez. Dava daha önce açılmışsa o tarihteki sınır dikkate alınır.
Danıştayın Görevine İlişkin Doğrulanmış Karar Örnekleri
Bakanlık işlemi ülke çapında düzenleyici değilse Danıştay görevli değildir
Danıştay Onikinci Dairesinin E.2025/4421, K.2025/3932 sayılı kararında, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun belirli bir kamu görevlisine yönelik meslekten çıkarma işleminin ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem olmadığı belirtilmiştir.
Dava, kamu görevlisinin son görev yaptığı yerdeki idare mahkemesine gönderilmiştir. Karar, “bakanlık işlemi” ile “Danıştayın ilk derece görevine giren bakanlık düzenleyici işlemi” arasındaki farkı açıkça göstermektedir.
Bakanlıkça onaylanan bölgesel imar planı Danıştayda görülmez
Danıştay Altıncı Dairesinin E.2022/1400, K.2022/2954 sayılı kararında, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanmasına rağmen belirli taşınmazları ve sınırlı bir bölgeyi ilgilendiren imar planı değişikliğinin ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem olmadığı kabul edilmiştir.
Bu nedenle davanın Danıştayda değil, taşınmazların bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde görülmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Cumhurbaşkanı kararı ile diğer kamulaştırma işlemleri ayrılmalıdır
Danıştay Altıncı Dairesinin 27.09.2023 tarihli, E.2023/6647, K.2023/6954 sayılı kararında Cumhurbaşkanının acele kamulaştırma kararının Danıştayın; kamu yararı ve diğer kamulaştırma işlemlerinin ise görevli idare mahkemesinin incelemesine tabi olduğu belirtilmiştir.
Aynı dilekçede farklı görev alanlarına giren işlemlerin bir araya getirilmesi ve dilekçenin bölümleri arasında çelişki bulunması üzerine dilekçenin reddine karar verilmiştir.
Temyiz incelemesi hukuki denetimle sınırlıdır
Danıştay Üçüncü Dairesinin 27.11.2023 tarihli kararında, Danıştay Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca temyiz görevinin bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklindeki hukuka aykırılıkların denetimiyle sınırlı olduğu vurgulanmıştır.
Bu yaklaşım, Danıştayın temyiz aşamasında kural olarak yeni bir maddi vakıa mahkemesi gibi hareket etmediğini göstermektedir.
Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar
Öğretide Danıştayın hem yüksek mahkeme hem de belirli davalarda ilk derece mahkemesi olması, Türk idari yargı sisteminin ayırt edici özelliklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Genel görevli idari yargı mercilerinin idare ve vergi mahkemeleri olduğu; Danıştayın ilk derece görevinin ise istisnai nitelik taşıdığı yönünde güçlü bir görüş birliği bulunmaktadır. Bu nedenle Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinin genişletici yorumlanması, kanuni hâkim ilkesi ve olağan kanun yolu düzeni bakımından sakıncalı olabilir.
Düzenleyici işlem ile uygulama işlemi arasındaki ilişki de yalnızca dava açma süresiyle sınırlı değildir. İşlemlerin hukuki niteliği, görevli mahkeme, aynı dilekçeyle dava açılabilme koşulları ve kanun yolu sistemi üzerinde doğrudan etkisi bulunmaktadır. Öğretide de uygulama işlemi kurumunun görev ve işlem türleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
İstinaf sisteminin faaliyete geçmesiyle Danıştayın temel rolünün içtihat ve hukuka uygunluk denetimi yönünde güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Bununla birlikte, özellikle vergi uyuşmazlıklarında parasal sınırlar ve temyize açık kararların kapsamı hakkındaki düzenlemeler uygulamada tartışılmaya devam etmektedir.
Somut Olaylarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Danıştayda doğrudan dava açılmadan önce şu hususlar açıklığa kavuşturulmalıdır:
- İşlem bireysel mi, düzenleyici mi?
- Düzenleyici işlem ülke çapında mı uygulanıyor?
- İşlemi Cumhurbaşkanı mı, bakanlık mı, başka bir kamu kurumu mu tesis etti?
- İşlem gerçekten Cumhurbaşkanı kararı mı?
- Cumhurbaşkanlığı kararnamesi söz konusuysa görev Anayasa Mahkemesine mi ait?
- Özel kanunda Danıştayı görevli kılan açık bir hüküm var mı?
- Dava genel 60 günlük süreye mi, özel bir süreye mi tabi?
- İYUK’un 11. maddesi uyarınca idari başvuru yapılabilir mi?
- Düzenleyici işlem ile uygulama işlemi farklı mahkemelerin görev alanına mı giriyor?
- Yürütmenin durdurulması koşulları somut biçimde açıklanabilir mi?
- Dilekçenin konu, açıklama ve talep bölümleri birbiriyle uyumlu mu?
- İptali istenen bütün işlemlerin tarih ve sayıları doğru mu?
- Temyiz yolu konu veya parasal sınır bakımından açık mı?
Görev ve süre tespiti yalnızca işlemi yapan kurumun adına bakılarak yapılamaz. Yanlış değerlendirme görevsizlik, dilekçe reddi veya süre aşımı nedeniyle davanın esasına girilememesi sonucunu doğurabilir.
Sık Yapılan Hatalar
Eski mevzuata göre görev belirlemek
Başbakanlık, Bakanlar Kurulu, müşterek kararname ve tüzük tasarısı kavramlarına dayanan eski açıklamalar güncel görev düzenini yansıtmaz. Devam eden veya geçiş hükmüne tabi eski işlemler ayrıca değerlendirilmelidir.
Her bakanlık işlemini Danıştayda dava etmek
Bakanlıkların bireysel işlemleri kural olarak idare mahkemesinde görülür. Danıştayın görevli olabilmesi için kanundaki özel şartların gerçekleşmesi gerekir.
Cumhurbaşkanı kararı ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesini karıştırmak
Cumhurbaşkanı kararlarının hukuka uygunluk denetimi Danıştayda; Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa’ya uygunluk denetimi ise Anayasa Mahkemesinde yapılır.
Görevleri farklı işlemleri aynı dilekçeye yazmak
İşlemler arasında bağlantı bulunması, görevleri farklı mahkemelere ait işlemlerin aynı davada görülebileceği anlamına gelmez.
Temyiz süresini her durumda 30 gün kabul etmek
Genel süre 30 gün olmakla birlikte ivedi yargılama ve merkezî sınav davalarında daha kısa temyiz süreleri uygulanır.
Parasal sınırı karar tarihine göre belirlemek
Güncel düzenlemeye göre istinaf ve temyiz bakımından davanın açıldığı tarihte geçerli parasal sınır esas alınır.
Yürütmenin durdurulmasını soyut ifadelerle istemek
“İşlem hukuka aykırıdır” veya “zarar doğacaktır” şeklindeki genel ifadeler yeterli değildir. Açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar ayrı ayrı somutlaştırılmalıdır.
Dilekçenin konu ve talep bölümlerini farklı yazmak
Konu bölümünde bir işlem, sonuç bölümünde başka bir işlem gösterilmesi dilekçe ret sebebi olabilir. Dava konusu işlemler tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirtilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Danıştay ilk derece mahkemesi midir?
Danıştay esas olarak yüksek temyiz merciidir. Ancak 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinde ve bazı özel kanunlarda belirtilen davalara ilk derece mahkemesi olarak bakar.
Danıştayda dava açma süresi kaç gündür?
Özel bir düzenleme yoksa 60 gündür. İvedi yargılama usulünde 30 gün, merkezî ve ortak sınav davalarında 10 gün gibi daha kısa süreler uygulanabilir.
Danıştay kararlarına karşı istinafa gidilebilir mi?
Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararlara karşı istinaf yolu bulunmaz. Bu kararlar, uyuşmazlığın niteliğine göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunda temyiz edilir.
Danıştayda temyiz süresi kaç gündür?
Genel temyiz süresi kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. İvedi yargılamada 15 gün, merkezî ve ortak sınav davalarında 5 gündür.
Danıştayda yürütmenin durdurulması istenebilir mi?
Evet. Ancak idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması koşullarının birlikte bulunması gerekir.
Bakanlık tarafından çıkarılan her düzenleyici işleme karşı Danıştayda mı dava açılır?
Hayır. İşlemin düzenleyici olmasının yanında ülke çapında uygulanacak nitelikte olması gerekir. Belirli bir kişi, taşınmaz, kurum veya bölgeye yönelik işlemler idare mahkemesinin görevine girebilir.
Danıştay kararları herkes açısından bağlayıcı mıdır?
Somut bir davada verilen karar öncelikle davanın tarafları hakkında hukuki sonuç doğurur. Düzenleyici işlemin iptal edilmesi hâlinde işlemin genel niteliği nedeniyle daha geniş sonuçlar ortaya çıkabilir. İçtihadı birleştirme kararları ise Danıştay daireleri, idari mahkemeler ve idare bakımından bağlayıcıdır.
Danıştayda avukatla temsil zorunlu mudur?
Danıştayda dava açmak veya davayı takip etmek için kural olarak avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte görev, süre, dava konusu işlem, yürütmenin durdurulması ve dilekçe tekniğine ilişkin hatalar hak kaybına yol açabileceğinden profesyonel hukuki destek alınması önemlidir.
Hukuki Değerlendirme
Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görevi istisnaidir. Görev tespitinde işlemi yapan makamın kurumsal ağırlığı değil, işlemin hukuki niteliği ve kanundaki açık düzenleme esas alınmalıdır.
Bir bakanlık işlemi ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem niteliğinde değilse, dava kural olarak görevli idare mahkemesinde açılır. Cumhurbaşkanı kararları bakımından ise Danıştayın doğrudan ilk derece görevi vardır. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde yargısal denetim mercii değişir.
Yanlış mahkemede dava açılması her zaman zararsız ve kolayca düzeltilebilen bir usul hatası değildir. Düzenleyici işlem ile uygulama işleminin farklı mahkemelerin görevine girmesi, özel dava süresinin bulunması, idari başvurunun süreye etkisi veya dilekçenin reddedilmesi gibi durumlarda süre aşımı ve ciddi hak kayıpları ortaya çıkabilir.
Bu nedenle işlem incelenmeden, yalnızca başlığından veya işlemi yapan kurumdan hareketle Danıştayın görevli olduğu sonucuna varılmamalıdır.
Günser + Partners ile İletişim
Danıştayda doğrudan dava açılması gereken uyuşmazlıklarda görevli yargı merciinin, dava açma süresinin, dava konusu işlemlerin ve yürütmenin durdurulması koşullarının doğru belirlenmesi gerekir.
Yanlış mercie başvurulması, düzenleyici işlem ile uygulama işleminin birbirinden ayrılmaması, özel dava süresinin gözden kaçırılması veya hukuka aykırılık sebeplerinin somutlaştırılmaması davanın esasına girilmeden sonuçlanmasına neden olabilir.
Günser + Partners, Türkiye genelindeki idari uyuşmazlıkların güncel mevzuat ve doğrulanabilir yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi konusunda hukuki hizmet sunmaktadır. Somut olayınıza ilişkin görev, süre, dava stratejisi ve yürütmenin durdurulması şartlarının değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.