İdare Hukuku · · ≈17 dk okuma
İdare Mahkemesi Nedir? Görevleri, Yetkisi ve Dava Süreleri
İdare mahkemesinin görevleri, dava türleri, yetkili mahkeme, dava süreleri, yürütmenin durdurulması, istinaf ve temyiz yolları güncel olarak açıklanıyor.
İdare mahkemesi; kamu idarelerinin işlem, eylem ve idari sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkları inceleyen genel görevli ilk derece idari yargı merciidir. Ancak her kamu kurumu işlemi doğrudan idare mahkemesinde dava konusu edilemez. Uyuşmazlığın vergi mahkemesinin, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayın veya adli yargının görevine girip girmediği öncelikle belirlenmelidir.
Görevli yargı kolunun, mahkemenin, dava türünün veya sürenin yanlış belirlenmesi; uyuşmazlığın esasına girilmeden davanın reddedilmesine ve bazı durumlarda dava hakkının tamamen kaybedilmesine yol açabilir.
Güncellik notu: Bu çalışma 27 Temmuz 2026 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. TBMM tarafından 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen 7589 sayılı Kanun, idari yargıda tek hâkimle görülecek davalar ile temyiz sisteminde önemli değişiklikler öngörmektedir. Bununla birlikte TBMM’nin resmî kanun bilgi sayfasında 27 Temmuz 2026 itibarıyla Resmî Gazete tarihi ve sayısı gösterilmediğinden, söz konusu değişiklikler yürürlüğe girmiş kabul edilmemiştir.
İdare Mahkemesi Hangi Yargı Düzeninde Yer Alır?
Türkiye’de idarenin hukuka uygunluk denetimi esas olarak idari yargı düzeni içinde yapılır. İdari yargı teşkilatında başlıca yargı mercileri şunlardır:
- İdare mahkemeleri,
- Vergi mahkemeleri,
- Bölge idare mahkemeleri,
- Danıştay.
İdare ve vergi mahkemeleri kural olarak ilk derece mahkemesidir. Bölge idare mahkemeleri istinaf incelemesi yapar. Danıştay ise kanunda sayılan bazı davalara ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakmasının yanında, temyize açık bölge idare mahkemesi kararlarını inceler.
2576 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre idare mahkemeleri; vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ile ilk derecede Danıştayda çözümlenecek uyuşmazlıklar dışında kalan idari davaları karara bağlar. Bu nedenle idare mahkemesi, idari yargı düzeninin genel görevli mahkemesi niteliğindedir. Danıştay da güncel kararlarında vergi mahkemelerinin özel görevli, idare mahkemelerinin ise genel görevli olduğunu açık biçimde kabul etmektedir.
İdare Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?
İdare mahkemesinin temel görev alanı 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi birlikte değerlendirilerek belirlenir.
İdare mahkemeleri başlıca şu davalara bakar:
İptal davaları
İptal davası; kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya amaç unsurlarından biri yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek ortadan kaldırılması amacıyla açılır.
İptal davası açılabilmesi için davacının dava konusu işlem nedeniyle güncel, meşru ve kişisel bir menfaatinin ihlal edilmiş olması gerekir. İptal davasında mahkemeden kural olarak bir miktar paranın ödenmesi değil, hukuka aykırı idari işlemin iptali istenir.
İptal davasına konu olabilecek işlemlere şu örnekler verilebilir:
- Kamu görevlisinin atanması, nakli veya görevden alınması,
- Disiplin cezaları,
- Öğrencilik ve sınav işlemleri,
- İmar planı ve parselasyon işlemleri,
- Ruhsat verilmemesi veya ruhsatın iptal edilmesi,
- İdari para cezaları,
- Kamu ihale işlemleri,
- Meslek kuruluşlarının disiplin kararları,
- Yabancılar hakkında tesis edilen idari işlemler,
- Kamulaştırma ve acele kamulaştırma işlemleri,
- Çevresel etki değerlendirmesi kararları.
Bir işlemin kamu kurumu tarafından yapılmış olması tek başına idari işlem sayılması için yeterli değildir. İşlemin kamu gücü kullanılarak ve idare hukuku kurallarına dayanılarak tesis edilmiş olması gerekir.
Tam yargı davaları
Tam yargı davası, idari işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkı doğrudan zarar gören kişinin maddi ya da manevi zararının giderilmesi amacıyla açtığı davadır.
Tam yargı davasına konu olabilecek başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:
- Kamu hizmetinin geç, eksik veya kötü işlemesi,
- Kamu hizmetinin hiç işlememesi,
- Sağlık hizmetindeki hizmet kusuru,
- Yol, altyapı veya kanalizasyon hizmetlerinden doğan zararlar,
- Kolluk faaliyetlerinden kaynaklanan zararlar,
- Hukuka aykırı idari işlem nedeniyle uğranılan maddi kayıplar,
- Kamu görevlisinin özlük veya parasal haklarının ödenmemesi,
- İdarenin kusursuz sorumluluğunu gerektiren zararlar.
İdari işlemden doğan zararlar ile idari eylemden doğan zararlar bakımından dava açma yöntemi ve süreleri aynı değildir. Özellikle fiilî bir idari eylemden kaynaklanan zararlarda, dava açılmadan önce idareye başvurulması zorunludur.
İdari sözleşmelerden doğan davalar
Kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi amacıyla yapılan idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar da kural olarak idare mahkemesinde görülür.
Bunun istisnası, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardır. Ayrıca idarenin taraf olduğu her sözleşme idari sözleşme değildir. İdarenin özel hukuk hükümlerine göre yaptığı kira, satış, eser veya hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar, sözleşmenin hukuki niteliğine göre adli yargıda görülebilir.
Vergi Mahkemesi ile İdare Mahkemesi Arasındaki Görev Ayrımı
Vergi mahkemeleri, 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesinde belirtilen uyuşmazlıklara bakar. Bunlar temel olarak:
- Vergi, resim ve harçlar,
- Benzeri mali yükümlülükler,
- Bunların zam ve cezaları,
- Tarifeler,
- Bu konulara ilişkin 6183 sayılı Kanun uygulamaları,
- Diğer kanunlarla vergi mahkemesine verilen işlerdir.
Bir kamu alacağının “ücret” olarak adlandırılması, uyuşmazlığı kendiliğinden idare mahkemesinin görevine sokmaz. Buna karşılık tahsil edilen tutarın vergi, resim, harç veya benzeri mali yükümlülük niteliği taşımaması da vergi mahkemesini görevli hâle getirmez. Talep edilen bedelin hukuki dayanağı ve niteliği incelenmelidir.
Danıştay, belediye tarifesine dayanılarak alınan bir bedelin gerçek anlamda vergi, resim, harç veya benzeri mali yükümlülük niteliği taşımadığı durumda uyuşmazlığın genel görevli idare mahkemesinde görülmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Danıştay Yedinci Dairesinin 26 Mayıs 2025 tarihli bir kararında da ithalatta gözetim uygulamasından doğan, ancak vergilendirme işlemine ilişkin olmayan uyuşmazlığın vergi mahkemesinin özel görev alanı dışında kaldığı ve idare mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Hangi Davalara İlk Derece Mahkemesi Olarak Danıştay Bakar?
İdari nitelikteki her dava idare mahkemesinde açılmaz. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinde sayılan bazı uyuşmazlıklar ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda görülür.
Örneğin;
- Cumhurbaşkanı kararlarına,
- Ülke çapında uygulanacak bazı düzenleyici işlemlere,
- Birden fazla idare mahkemesinin yetki alanını ilgilendiren belirli işlemlere,
- Kanunda açıkça Danıştayın görevli kılındığı kararlara
karşı açılacak davalar ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevine girebilir.
Danıştay, ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem niteliği taşımayan bir kurul kararına karşı açılacak davada ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın değil, işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesinin görevli olduğunu kabul etmiştir.
İdare Mahkemesinde Yargılama Usulü Nasıldır?
İdari yargıda kural, yazılı yargılama usulüdür. İnceleme esas olarak dosya üzerinden yapılır. Taraflar iddia, savunma ve delillerini dilekçelerle mahkemeye sunar.
Ancak yazılı yargılama usulü, mahkemenin yalnızca tarafların sunduğu belgelerle bağlı olduğu anlamına gelmez. İYUK’un 20. maddesi uyarınca idare mahkemesi, uyuşmazlığın çözümü için gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri taraflardan veya ilgili kurum ve kuruluşlardan kendiliğinden isteyebilir. Bu durum, idari yargılamaya hâkim olan re’sen araştırma ilkesinin sonucudur.
Re’sen araştırma ilkesi, davacının dava dilekçesini eksik hazırlamasının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Mahkeme hukuka uygunluk denetimini kendiliğinden yürütse de dava konusu işlem, istem sonucu, temel hukuka aykırılık nedenleri ve ulaşılabilir deliller açık şekilde gösterilmelidir.
İdare Mahkemesinde Duruşma Yapılır mı?
İdari davaların dosya üzerinden incelenmesi kural olmakla birlikte duruşma yapılması mümkündür.
İYUK’un 17. maddesine göre belirli parasal sınırı aşan tam yargı davalarında taraflardan birinin istemi üzerine duruşma yapılır. İptal davalarında da kanundaki koşullar çerçevesinde duruşma talep edilebilir. Mahkeme, tarafların talebi bulunmasa dahi gerekli gördüğünde kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.
2026 yılında duruşma bakımından dikkate alınan parasal sınır 486.000 TL’dir. İYUK Ek Madde 1 gereğince duruşma ve kanun yolu sınırlarında davanın açıldığı tarihte geçerli olan miktar esas alınır. Bu nedenle kararın verildiği yılın değil, davanın açıldığı yılın sınırı kontrol edilmelidir.
Duruşma talebinin dava dilekçesi, savunma veya kanunda belirtilen cevap dilekçelerinde açıkça ileri sürülmesi gerekir.
İdare Mahkemesinde Tanık Dinlenebilir mi?
İYUK’ta tanık deliline ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanunun 31. maddesinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıf yapılan konular arasında tanık delili sayılmamıştır. Bu nedenle yerleşik idari yargı uygulamasında mahkeme huzurunda tanık dinlenmemektedir.
Bununla birlikte bu durum, başka bir soruşturma veya yargılama sırasında usulüne uygun şekilde alınmış tanık ifadelerinin hiçbir şekilde değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez. İdari soruşturma dosyasında, ceza soruşturmasında veya adli yargılamada bulunan ifadeler, diğer delillerle birlikte dosya kapsamında değerlendirilebilir.
Doktrinde özellikle disiplin, mobbing, idari eylem ve kötü muamele iddialarında yazılı belgelerin tek başına yeterli olmayabileceği; adil yargılanma hakkı bakımından sınırlı ve tamamlayıcı şekilde tanık dinlenmesine izin verilmesi gerektiği savunulmaktadır. Buna karşılık yürürlükteki mevzuatta açık düzenleme bulunmadığından uygulama hâlen ağırlıklı olarak belge, bilirkişi, keşif ve işlem dosyası üzerinden yürümektedir.
İdari Davalarda Hangi Deliller Kullanılabilir?
İdari yargıda uyuşmazlığın niteliğine göre şu deliller kullanılabilir:
- İdari işlem ve işlem dosyası,
- Tebligat evrakı,
- Kurum içi yazışmalar,
- Elektronik kayıtlar,
- Kamera ve ses kayıtları,
- Sağlık ve hastane kayıtları,
- Disiplin soruşturması belgeleri,
- Bilirkişi incelemesi,
- Keşif,
- Teknik raporlar,
- Fotoğraf ve video kayıtları,
- Harita, plan, proje ve ruhsat belgeleri,
- Adli veya idari soruşturmalarda alınmış ifadeler,
- Diğer resmî ve özel belgeler.
Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin kullanılması ayrıca değerlendirilmelidir. Delilin uyuşmazlıkla bağlantısı, elde edilme biçimi, doğrulanabilirliği ve karşı tarafça tartışılabilmiş olması önem taşır.
Mahkemenin re’sen araştırma yetkisine güvenilerek davacının elindeki belgeleri sunmaması ciddi bir hatadır. Özellikle elektronik kayıtların silinme ihtimali bulunan durumlarda delil tespiti ve kayıtların ilgili kurumlardan getirtilmesi zamanında talep edilmelidir.
İdare Mahkemesinde Dava Açma Süresi Kaç Gündür?
Özel kanunda farklı bir süre bulunmadıkça idare mahkemesinde dava açma süresi 60 gündür. Süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlar.
Tatil günleri süreye dâhildir. Sürenin son gününün resmî tatile denk gelmesi hâlinde süre, tatili izleyen ilk çalışma gününün sonuna kadar uzar. Dava süresinin adli tatile rastlaması hâlinde İYUK’un çalışmaya ara verme hükümleri ayrıca dikkate alınır.
Her idari dava için 60 günlük süre geçerli değildir. Örneğin:
- İvedi yargılama usulünde süre 30 gündür.
- Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin bazı uyuşmazlıklarda süre 10 gündür.
- Özel kanunlarda 7, 15, 30 veya başka bir süre öngörülebilir.
- Vergi mahkemesinde genel dava açma süresi 30 gündür.
Bu nedenle yalnızca “idari dava süresi 60 gündür” kabulüyle hareket edilmesi doğru değildir.
İdareye başvuru dava süresini durdurur mu?
İYUK’un 11. maddesine uygun olarak, dava açma süresi içinde işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması talebiyle üst makama; üst makam yoksa işlemi yapan makama başvurulabilir.
Usulüne uygun başvuru, işlemekte olan dava açma süresini durdurur. İdare 30 gün içinde cevap vermezse başvuru reddedilmiş sayılır. Açık veya zımni ret üzerine, başvuru tarihine kadar geçen süre de hesaba katılarak kalan dava süresi işlemeye devam eder.
Her dilekçe İYUK’un 11. maddesi kapsamında süreyi durdurmaz. Bilgi edinme, şikâyet, görüş isteme veya işlemin yeniden tebliği talebinin içeriği, süreyi durdurmaya elverişli olmayabilir.
İdarenin cevap vermemesi hâlinde dava ne zaman açılır?
İYUK’un 10. maddesi kapsamında idari işlem veya eylem yapılması için idareye başvurulmuş ve 30 gün içinde cevap verilmemişse istek reddedilmiş sayılır. Zımni ret tarihinden itibaren, uyuşmazlığa uygulanacak dava açma süresi içinde dava açılabilir.
İdarenin verdiği cevap kesin değilse ilgili kişi bu cevabı ret kabul ederek dava açabilir veya kesin cevabı bekleyebilir. Ancak kanundaki azami bekleme süresi ayrıca gözetilmelidir.
İdari eylemden doğan tam yargı davasında süre
İdari eylem nedeniyle zarar gören kişinin, eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurması gerekir.
Talebin reddedilmesi veya 30 gün içinde cevap verilmemesi üzerine genel dava açma süresi içinde tam yargı davası açılabilir. Bu başvuru yalnızca ihtiyari bir müracaat değil, dava açılmadan önce yerine getirilmesi gereken usul şartıdır.
Doktrinde idari dava sürelerinin kamu düzenine ilişkin ve hak düşürücü nitelikte kabul edilmesinin, özellikle kişisel zararların giderilmesini amaçlayan tam yargı davalarında mahkemeye erişim hakkı bakımından ağır sonuçlar doğurabildiği tartışılmaktadır.
Yetkili İdare Mahkemesi Nasıl Belirlenir?
Görev, uyuşmazlığın hangi tür mahkemede görüleceğini; yetki ise coğrafi olarak hangi yerdeki mahkemenin davaya bakacağını ifade eder.
İYUK’un 32. maddesindeki genel kurala göre, özel bir yetki hükmü bulunmuyorsa yetkili mahkeme, dava konusu idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan merciin bulunduğu yer idare mahkemesidir.
Bununla birlikte uyuşmazlığın türüne göre özel yetki kuralları vardır. Örneğin:
- Kamu görevlilerinin atanma ve nakillerinde eski veya yeni görev yeri,
- Kamu görevlilerinin görevden çıkarılması ve özlük haklarında görev yeri,
- Taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer,
- İmar, kamulaştırma ve yıkım işlemlerinde taşınmazın bulunduğu yer,
- İdari eylemden doğan tam yargı davalarında hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer,
- Bazı hâllerde davacının yerleşim yeri
yetkili mahkemenin belirlenmesinde esas alınabilir.
İdari yargıda yetki kuralları kamu düzenindendir. Taraflar anlaşarak başka bir idare mahkemesini yetkili hâle getiremez. Mahkeme görev ve yetkiyi kendiliğinden inceler.
Yürütmenin Durdurulması Kararı Nedir?
İdari işlemler hukuka uygunluk karinesinden yararlanır ve uygulanabilir niteliktedir. Bu nedenle idari işleme karşı dava açılması, kural olarak işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.
İşlemin dava sonuna kadar uygulanmasının önlenmesi isteniyorsa dava dilekçesinde ayrıca yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmalıdır.
İYUK’un 27. maddesine göre yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması,
- İşlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması.
Mahkeme, bu iki şartın hangi somut nedenlerle gerçekleştiğini kararında göstermek zorundadır. Yalnızca işlemin hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi yeterli değildir; dava sonuçlanıncaya kadar ortaya çıkabilecek zararın niteliği de açıklanmalı ve mümkünse belgelendirilmelidir.
Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde mahkeme, idarenin savunmasını almadan geçici olarak yürütmeyi durdurabilir. Bununla birlikte kamu görevlileri hakkındaki atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirme işlemleri kanun gereğince uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz.
Yürütmenin durdurulması kararına itiraz
İdare mahkemesinin yürütmenin durdurulması talebi hakkında verdiği karara, tebliği izleyen günden itibaren 7 gün içinde bölge idare mahkemesi nezdinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir.
İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Aynı gerekçelere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemez. Ancak sonradan ortaya çıkan yeni maddi veya hukuki nedenlerin bulunması hâlinde yeni talebin koşulları somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.
İvedi yargılama usulüne tabi davalarda yürütmenin durdurulması hakkında verilen kararlara itiraz edilemez.
İvedi Yargılama Usulü Hangi Davalarda Uygulanır?
İYUK’un 20/A maddesindeki ivedi yargılama usulü sınırlı sayıdaki uyuşmazlıklar için uygulanır. Bunlar arasında:
- İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri,
- Acele kamulaştırma işlemleri,
- Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları,
- Turizmi Teşvik Kanunu kapsamındaki bazı satış, tahsis ve kiralamalar,
- İdari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar,
- 6306 sayılı Kanun uyarınca alınan Cumhurbaşkanı kararları
yer alır.
Kaynak metinlerde hâlen “Bakanlar Kurulu kararları” şeklinde açıklamalara rastlanabilmektedir. Güncel düzenlemede bu ibare Cumhurbaşkanı kararları olarak değiştirilmiştir.
İvedi yargılama usulünde:
- Dava açma süresi 30 gündür.
- İYUK’un 11. maddesindeki üst makama başvuru hükümleri uygulanmaz.
- Savunma süreleri daha kısadır.
- İstinaf yolu bulunmaz.
- Nihai karara karşı 15 gün içinde doğrudan Danıştaya temyiz başvurusu yapılır.
- Yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz edilemez.
Bir davanın ivedi yargılama usulüne tabi olup olmadığı, işlemin yalnızca konu başlığına göre değil, dayandığı kanun ve işlemin hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.
Yanlış Mahkemede Dava Açılırsa Ne Olur?
Uyuşmazlık idari yargının görevine girdiği hâlde yanlış idare veya vergi mahkemesinde açılmışsa mahkeme, görev veya yetki yönünden ret kararı vererek dosyayı görevli ve yetkili idari yargı merciine gönderir.
Buna karşılık idari yargının görevine giren bir davanın adli yargıda açılması hâlinde hukuk mahkemesi dosyayı doğrudan idare mahkemesine göndererek idari davayı başlatamaz. Adli yargının görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren İYUK’un 9. maddesinde öngörülen 30 günlük süre içinde görevli idari yargı merciinde yeniden dava açılması gerekir.
Bu durumda görevsiz adli yargı merciine ilk başvuru tarihi, koşulları varsa idari yargıya başvuru tarihi olarak kabul edilir. Bununla birlikte görevsizlik kararının kesinleşmesi, tebliği ve yeni dava süresinin hesabı dikkatle takip edilmelidir.
İdare Mahkemesi Kararlarına Karşı İstinaf
İdare mahkemesi kararlarına karşı kural olarak, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde mahkemenin bağlı bulunduğu bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir.
2026 yılında, konusu 55.000 TL’yi geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve parasal değeri bulunan idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararlar kural olarak kesindir. Bu kararlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.
Parasal sınırın belirlenmesinde, İYUK Ek Madde 1 uyarınca davanın açıldığı tarihte geçerli olan sınır esas alınır.
Bölge idare mahkemesi:
- İlk derece kararını hukuka uygun bularak istinaf başvurusunu reddedebilir,
- Gerekçeyi veya maddi yanlışlıkları düzeltebilir,
- Kararı kaldırarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verebilir,
- Kanunda belirtilen usul eksikliklerinde dosyayı ilk derece mahkemesine gönderebilir.
İstinaf dilekçesinde yalnızca ilk derece aşamasındaki iddiaların tekrarlanması yeterli değildir. Kararın hangi maddi veya hukuki nedenle hatalı olduğu, delillerin nasıl yanlış değerlendirildiği ve kararın hangi bölümünün kaldırılmasının istendiği açıkça gösterilmelidir.
İdare Mahkemesi Kararlarında Temyiz
Bölge idare mahkemelerinin bütün kararları temyize açık değildir. İYUK’un 46. maddesinde temyiz edilebilecek kararlar sınırlı olarak sayılmıştır.
2026 yılı itibarıyla parasal değeri bulunan davalarda genel temyiz sınırı 1.661.000 TL olarak uygulanmaktadır. Ayrıca 7589 sayılı Kanun yürürlüğe girinceye kadar, dava değeri 486.000 TL’yi aşıp 1.661.000 TL’yi aşmayan dosyalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden karar vermesi hâlinde mevcut İYUK m.46/1-c hükmü ayrıca dikkate alınmalıdır. Parasal sınırın yanında dava konusunun İYUK’un 46. maddesinde sayılan uyuşmazlıklardan olup olmadığı da incelenmelidir.
Temyize açık başlıca dava grupları arasında:
- Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları,
- Kanundaki parasal sınırı aşan davalar,
- Meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarma işlemleri,
- Ticari faaliyeti süresiz veya en az 30 gün engelleyen işlemler,
- Bazı üst düzey atama ve görevden alma işlemleri,
- İmar planı ve parselasyon davaları,
- Maden, orman ve doğal kaynak mevzuatından doğan uyuşmazlıklar,
- Ülke çapında yapılan belirli sınavlara ilişkin davalar,
- Düzenleyici ve denetleyici kurum kararlarına ilişkin davalar
yer alır.
Temyiz süresi kural olarak kararın tebliğinden itibaren 30 gündür.
Mahkemenin kararın altında yanlışlıkla “temyiz yolu açıktır” yazması, kanunen kesin olan bir kararı temyize açık hâle getirmez. Danıştayın 10 Ekim 2024 tarihli kararında da kanun yolunun mahkemece genişletilemeyeceği veya daraltılamayacağı açıkça belirtilmiştir.
7589 Sayılı Kanun İdari Yargıda Neleri Değiştirecek?
TBMM tarafından 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen 7589 sayılı Kanun, yürürlüğe girdiğinde idari yargılama sisteminde iki önemli değişiklik yapacaktır.
Tek hâkimle görülecek davalar genişleyecek
Düzenleme yürürlüğe girdikten sonra açılan davalarda, düzenleyici işlemler hariç olmak üzere 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davalarının yanında bazı öğrenci işlemleri, kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri, uyarma cezaları, belirli meslek kuruluşu disiplin cezaları ve 2022 sayılı Kanun’dan doğan uyuşmazlıklar tek hâkimle karara bağlanacaktır.
İstinaf sonrası temyiz sistemi değişecek
Kanun, mevcut İYUK m.46/1-c bendini kaldırmakta ve bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlar için yeni bir temyiz sistemi getirmektedir.
Ancak;
- Tek hâkimle görülen davalarda,
- 4081 sayılı Kanun’dan doğan davalarda,
- 3091 sayılı Kanun’dan doğan davalarda,
- Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyuşmazlıklarında,
- İlk derece kararı ile bölge idare mahkemesi kararı arasındaki parasal farkın istinaf sınırını geçmediği bazı dosyalarda,
- Yalnızca vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlarda
temyiz yolu kapalı kalacaktır. Yeni temyiz düzenlemesi, Kanunun yürürlüğünden sonra bölge idare mahkemelerince verilecek kararlara uygulanacaktır.
Bu hükümler henüz yürürlükte kabul edilmediğinden, bugün itibarıyla mevcut kanun hükümlerine göre işlem yapılmalı; Resmî Gazete yayımı gerçekleştiğinde metin ve geçiş hükümleri yeniden incelenmelidir.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
İdari davalarda esaslı hak kayıpları çoğu zaman uyuşmazlığın maddi yönünden değil, usul hatalarından kaynaklanır. Dava açılmadan önce en azından şu hususlar belirlenmelidir:
- Dava konusu yapılabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem var mı?
- Uyuşmazlık idari yargının mı, adli yargının mı görevine giriyor?
- İdare mahkemesi mi, vergi mahkemesi mi, yoksa Danıştay mı görevli?
- Yetkili mahkeme hangi yerde?
- Özel kanunda daha kısa bir dava süresi var mı?
- Süre yazılı bildirim, ilan, zımni ret veya başka bir olayla mı başladı?
- Dava açılmadan önce idareye başvuru zorunlu mu?
- İptal davası, tam yargı davası veya her ikisi birlikte mi açılmalı?
- Yürütmenin durdurulması istenecek mi?
- İşlem dosyasındaki hangi belgelerin getirtilmesi gerekiyor?
- Bilirkişi veya keşif incelemesine ihtiyaç var mı?
- Karar istinaf veya temyize açık mı?
Bu soruların her biri somut olayın niteliğine göre farklı cevaplanabilir.
İdari Davalarda Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Dava açma süresinin yanlış hesaplanması,
- Özel kanundaki kısa sürenin gözden kaçırılması,
- Görevli yargı kolunun yanlış belirlenmesi,
- Yanlış yerdeki idare mahkemesinde dava açılması,
- Kesin ve yürütülmesi zorunlu olmayan yazışmaların dava konusu yapılması,
- İdareye yapılan her başvurunun süreyi durdurduğunun sanılması,
- Zımni ret süresinin yanlış hesaplanması,
- İdari eylemden doğan tazminat davasında ön başvurunun yapılmaması,
- Yürütmenin durdurulması şartlarının somutlaştırılmaması,
- Dava konusu işlem ve tebligat evrakının dilekçeye eklenmemesi,
- İptal ile tazminat taleplerinin usulüne aykırı kurulması,
- Parasal sınırların karar tarihine göre değerlendirilmesi,
- Mahkeme kararındaki kanun yolu açıklamasına sorgulamadan güvenilmesi,
- İstinaf ve temyiz dilekçelerinin yalnızca önceki iddiaların tekrarı şeklinde hazırlanması.
Sık Sorulan Sorular
İdare mahkemesine başvurmak için avukat zorunlu mudur?
Hayır. İdari davalarda avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte görev, yetki, süre, dava türü ve yürütmenin durdurulması gibi usul konularındaki hatalar telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceğinden profesyonel hukuki destek önem taşır.
İdare mahkemesinde dava açılması işlemi durdurur mu?
Hayır. Dava açılması kural olarak idari işlemin uygulanmasını durdurmaz. Bunun için ayrıca yürütmenin durdurulması istenmeli ve İYUK’un 27. maddesindeki iki şart birlikte ortaya konulmalıdır.
İdare mahkemesinde genel dava süresi kaç gündür?
Özel kanunda farklı bir süre yoksa 60 gündür. Ancak ivedi yargılama, sınav, yabancılar, ihale ve özel kanunlara dayanan başka uyuşmazlıklarda daha kısa süreler bulunabilir.
İdareye itiraz etmek dava süresini durdurur mu?
Yalnızca İYUK’un 11. maddesine uygun, süresi içinde ve işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni işlem yapılması talebini içeren başvuru dava süresini durdurabilir. Her başvuru veya şikâyet aynı sonucu doğurmaz.
Yanlış idare mahkemesinde dava açılırsa dava tamamen kaybedilir mi?
Uyuşmazlık idari yargının görev alanındaysa görevli veya yetkili olmayan idari mahkeme dosyayı görevli ve yetkili mahkemeye gönderir. Ancak adli ve idari yargı ayrımının yanlış yapılması hâlinde yeniden dava açılması ve özel sürelerin izlenmesi gerekir.
İdare mahkemesinde tanık dinlenir mi?
Mevcut idari yargı uygulamasında mahkeme huzurunda tanık dinlenmesi kabul edilmemektedir. Başka soruşturma veya yargılamalarda alınmış ifadeler ise dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir. Konu doktrinde tartışılmaya devam etmektedir.
İdare mahkemesi kararına doğrudan Danıştaya başvurulabilir mi?
Kural olarak önce bölge idare mahkemesinde istinaf incelemesi yapılır. Yalnızca ivedi yargılama gibi kanunda özel olarak gösterilen hâllerde doğrudan Danıştaya temyiz başvurusu söz konusu olabilir.
Hukuki Değerlendirme
İdare mahkemesinin görev alanı yalnızca işlemi yapan kurumun kamu kurumu olmasına bakılarak belirlenemez. İşlemin hukuki niteliği, kullanılan kamu gücü, uyuşmazlığın dayandığı mevzuat, talep edilen hukuki koruma ve özel görev hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
İdari yargıda mahkemenin re’sen araştırma yetkisi geniştir. Buna rağmen dava konusu işlemin doğru belirlenmesi, sürenin hesaplanması, iptal ve tazminat taleplerinin usulüne uygun kurulması, delillerin zamanında sunulması ve yürütmenin durdurulması şartlarının somutlaştırılması davacının sorumluluğundadır.
Özellikle 2024, 2025 ve 2026 yıllarında kanun yolları, parasal sınırlar ve bu sınırların hangi tarihe göre uygulanacağı konusunda önemli değişiklikler yapılmıştır. TBMM’de kabul edilen fakat henüz yürürlüğe girmeyen 7589 sayılı Kanun da yakın dönemde tek hâkim ve temyiz sistemini yeniden değiştirecektir. Bu nedenle geçmiş tarihli internet içerikleri veya eski karar örnekleri üzerinden hareket edilmesi güvenli değildir.
Günser + Partners ile İletişim
İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürelerin kaçırılması, yanlış yargı koluna veya yanlış mahkemeye başvurulması, zorunlu idari başvurunun yapılmaması ya da delillerin usulüne uygun sunulmaması ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Dava açma süresi, görevli ve yetkili mahkeme, yürütmenin durdurulması şartları ve başvurulabilecek kanun yolları her uyuşmazlığın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve uygulanabilir yargı kararları çerçevesinde incelenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.