İdare Hukuku · · ≈16 dk okuma
İmar Planının İptali Davası: Süre, İtiraz ve Yürütmenin Durdurulması
İmar planının iptali davasında süre, askı itirazı, görevli mahkeme, yürütmenin durdurulması, deliller ve güncel Danıştay yaklaşımı.
İmar planları; taşınmazın kullanım biçimini, yapılaşma koşullarını, nüfus yoğunluğunu, ulaşım sistemini ve sosyal donatı alanlarını doğrudan etkileyen düzenleyici idari işlemlerdir. Bir taşınmazın konut, ticaret, yol, park, okul, sağlık tesisi veya başka bir kamu hizmeti alanında bırakılması yalnızca mülkiyet değerini değil, mülkiyet hakkının fiilen kullanılabilmesini de etkileyebilir.
Bununla birlikte, bir imar planının malik açısından elverişsiz sonuç doğurması tek başına iptal sebebi değildir. Planın yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olması; şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı, plan bütünlüğü ve teknik gerekliliklerle bağdaşmaması gerekir.
İmar Planının İptali Davası Nedir?
İmar planının iptali davası, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen imar planının veya plan değişikliğinin idari yargı tarafından ortadan kaldırılması amacıyla açılan iptal davasıdır.
Dava konusu yapılabilecek başlıca işlemler şunlardır:
- Çevre düzeni planları,
- Nazım imar planları,
- Uygulama imar planları,
- İlave ve revizyon imar planları,
- Mevzi imar planları,
- İmar planı değişiklikleri,
- Plan notları,
- Plan hükümleri,
- Planın belirli bir ada, parsel veya bölgeye ilişkin kısmı,
- Planın onaylanmasına ilişkin belediye meclisi, il genel meclisi veya Bakanlık işlemleri.
Planın yalnızca belirli bir parsel yönünden iptali istenebileceği gibi, davacının kişisel, güncel ve meşru menfaatini ortaya koyabilmesi hâlinde daha geniş bir plan bölümü de dava konusu yapılabilir.
İmar Planlarının Hukuki Dayanakları
İmar planlarının hazırlanması, onaylanması, ilan edilmesi ve itiraz usulü başta 3194 sayılı İmar Kanunu ile Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde düzenlenmektedir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca belediye sınırları içindeki nazım ve uygulama imar planları belediye meclisince onaylanır. Onaylanan planlar bir ay süreyle ilan edilir. İlan süresi içerisinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar belediye meclisince değerlendirilir. Planların elektronik ortamda yayımlanması ve ilan işlemlerinin Plan İşlem Numarası üzerinden yürütülmesi de güncel düzenlemenin parçasıdır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 33. maddesi, planların otuz gün süreyle eş zamanlı olarak hem fiziki ortamda hem internet sitesinde ilan edilmesini, ilan başlangıç ve bitiş tarihlerinin tutanakla belirlenmesini ve itirazların ilan süresi içerisinde yapılmasını öngörmektedir. Plan değişikliğine karar verilmesi hâlinde değiştirilen kısımların yeniden ilan edilmesi gerekir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde 22 Ocak 2026 tarihinde değişiklik yapılmış olmakla birlikte, bu değişiklik esas olarak kültürel tesis alanlarına cemevlerinin eklenmesi ve plan gösterimlerinin buna göre düzenlenmesiyle ilgilidir. Genel ilan ve itiraz sistemi değiştirilmemiştir.
İmar planı davalarında ayrıca şu hükümler önem taşır:
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun iptal davasına ilişkin 2. maddesi,
- Dava açma süresine ilişkin 7. maddesi,
- İdari başvuruya ilişkin 11. maddesi,
- Yürütmenin durdurulmasına ilişkin 27. maddesi,
- Taşınmaz mallara ilişkin yetki kuralını düzenleyen 34. maddesi,
- İstinaf ve temyize ilişkin 45 ve 46. maddeleri,
- İdari yargıda resen araştırma ilkesini düzenleyen 20. maddesi.
İmar Planına Karşı Kimler Dava Açabilir?
İptal davası açılabilmesi için davacının dava konusu planla arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekir.
Taşınmaz malikleri, plan nedeniyle taşınmaz üzerindeki hakları doğrudan etkilenen kişiler ve planlama alanında yaşayan veya faaliyette bulunan kişiler somut olayın özelliklerine göre dava açabilir. Meslek kuruluşları, dernekler ve diğer tüzel kişiler bakımından ise kuruluş amaçları, kanuni görevleri ve planla aralarındaki hukuki bağ ayrıca değerlendirilir.
Danıştay Altıncı Dairesinin 24 Kasım 2022 tarihli, E.2021/9439 ve K.2022/10139 sayılı kararında; imar ve çevre gibi kamu yararını yakından ilgilendiren alanlarda menfaat ilişkisinin daha geniş değerlendirilebileceği, ancak davacının planla arasındaki kişisel, güncel ve meşru bağın yine de somut olarak ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Aynı kararda, bir parsel malikinin yalnızca kendi taşınmazına yönelik etkilerden hareketle planın tamamının iptalini istemesinin her durumda mümkün olmadığı kabul edilmiştir.
Bu nedenle dava dilekçesinde yalnızca “plan hukuka aykırıdır” denilmesi yeterli değildir. Planın davacının taşınmazını veya hukuki durumunu nasıl etkilediği açıkça anlatılmalıdır.
İmar Planı Hangi Sebeplerle İptal Edilebilir?
İdari işlemler yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden yargısal denetime tabidir. İmar planlarında bu denetim, planlama hukukuna özgü teknik ölçütlerle birlikte yapılır.
Yetki yönünden hukuka aykırılık
Planın kanunen yetkili olmayan makam tarafından hazırlanması veya onaylanması iptal sebebi olabilir. Plan türü, planlama alanının niteliği ve özel kanun hükümleri dikkate alınarak plan onama yetkisinin belediyeye, büyükşehir belediyesine, il özel idaresine, Bakanlığa veya başka bir kamu idaresine ait olup olmadığı belirlenmelidir.
Şekil ve usul yönünden hukuka aykırılık
İlan, internet yayımı, kurum görüşlerinin alınması, meclis kararı, komisyon incelemesi ve plan açıklama raporu gibi işlemler planın hukuken kesinleşmesi bakımından önemlidir.
Danıştay Altıncı Dairesinin 26 Şubat 2025 tarihli, E.2023/7029 ve K.2025/965 sayılı kararında, planın fiziki ilanıyla internet ilanının eş zamanlı gerçekleştirilmesinin aleniyet ve katılım bakımından önemli olduğu; internet ilanının yapılıp yapılmadığının somut belgelerle araştırılması gerektiği kabul edilmiştir. Karar, ilan usulünün basit bir formalite olarak görülemeyeceğini göstermektedir.
Üst ölçekli plana aykırılık
Alt ölçekli imar planları üst ölçekli plan kararlarına uygun olmak zorundadır. Uygulama imar planının nazım imar planına, nazım imar planının da çevre düzeni planına aykırı olması hukuka aykırılık oluşturabilir.
Ancak her ölçek farklı ayrıntı düzeyine sahiptir. Alt ölçekli planın üst ölçekli planı ayrıntılandırması mümkündür; üst ölçekli planın temel kararını değiştirmesi mümkün değildir.
Plan bütünlüğünün bozulması
Belirli bir kişiye veya parsele yapılaşma avantajı sağlamak amacıyla, bölgenin bütünü incelenmeden yapılan parçacı değişiklikler hukuka aykırı bulunabilir.
Plan değişikliğinin;
- Nüfus yoğunluğunu artırıp artırmadığı,
- Ulaşım yükünü nasıl etkilediği,
- Sosyal ve teknik altyapı ihtiyacını değiştirip değiştirmediği,
- Yakın çevredeki yapılaşma koşullarıyla uyumlu olup olmadığı,
- Planın ana kararlarını bozup bozmadığı,
teknik olarak incelenmelidir.
Danıştay Altıncı Dairesinin E.2019/15647 ve K.2022/672 sayılı kararında, parsel odaklı ve nesnel teknik gerekçeden yoksun plan değişikliklerinin plan bütünlüğü ve kamu yararı yönünden hukuka aykırılık oluşturabileceği değerlendirilmiştir.
Kamu yararı ve teknik zorunluluk bulunmaması
İmar planlarının temel amacı, özel mülkiyet sahiplerinden birine avantaj sağlamak değil; yerleşmenin sağlıklı, düzenli ve dengeli biçimde gelişmesini sağlamaktır.
Bununla birlikte, bir taşınmazın yol, park, okul veya başka bir kamu hizmeti alanında bırakılması kendiliğinden hukuka aykırılık anlamına gelmez. Plan kararının nüfus projeksiyonuna, ulaşım ihtiyacına, altyapı verilerine ve teknik zorunluluklara dayanması hâlinde plan hukuka uygun bulunabilir.
Danıştay Altıncı Dairesinin E.2025/1961 ve K.2025/5295 sayılı kararında; nüfus projeksiyonu, donatı alanları, yol genişliği ve teknik gereklilikler yönünden bilimsel dayanak taşıyan plan kararlarının hukuka uygun kabul edilebileceği ortaya konulmuştur.
Bu nedenle dava, yalnızca taşınmazın değer kaybettiği veya yapılaşma hakkının azaldığı iddiasına dayandırılmamalıdır. Plan kararının şehircilik ve planlama esaslarıyla neden bağdaşmadığı teknik verilerle açıklanmalıdır.
İmar Planına İtiraz Etmek Zorunlu mudur?
3194 sayılı İmar Kanunu, ilan süresi içerisinde plana itiraz edilebileceğini düzenlemektedir. İtiraz hakkının kullanılması, imar planının iptali davası açılmasının zorunlu ön şartı değildir.
Planın ilanından itibaren dava açma süresi içinde doğrudan iptal davası açılabilir. Bununla birlikte itiraz yolu;
- Planın hangi yönlerine karşı çıkıldığının kayda geçirilmesi,
- İdareye planı yeniden değerlendirme imkânı verilmesi,
- Teknik ve hukuki itirazların dava öncesinde ortaya konulması,
- Dava açma süresinin İYUK’un 11. maddesi kapsamında durdurulması,
bakımından önem taşır.
İtiraz dilekçesinin genel ifadelerle hazırlanması doğru değildir. Parsel bilgileri, plan kararının etkileri, üst ölçekli plan hükümleri, plan notları, altyapı yetersizlikleri ve talep edilen değişiklik açıkça gösterilmelidir.
İmar Planının İptali Davasında Dava Açma Süresi
İmar planı davalarında en ciddi hak kayıpları süre hesabındaki hatalardan kaynaklanmaktadır. Eski tarihli kaynaklarda yer alan “idarenin altmış gün cevap vermemesi hâlinde zımni ret oluşacağı” bilgisi güncel değildir.
7331 sayılı Kanun’la İYUK’un 11. maddesindeki zımni ret süresi 60 günden 30 güne indirilmiş ve değişiklik 14 Temmuz 2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
İtiraz edilmeyen planda dava süresi
Plan askıya çıkarılmış ve ilan süresi içinde itiraz edilmemişse, dava açma süresi kural olarak ilan süresinin sona ermesini izleyen günden itibaren başlar.
İdare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür. Bu sürenin geçirilmesi hâlinde dava, esas incelenmeden süre aşımı nedeniyle reddedilebilir.
Askı süresinde itiraz edilmişse süre
Plan askıdayken yapılan itiraz, dava açma süresini durdurur.
Danıştay Altıncı Dairesinin 23 Ekim 2025 tarihli, E.2024/3544 ve K.2025/5268 sayılı kararında benimsenen çoğunluk görüşüne göre:
- Askı süresinde yapılan itiraz bakımından 30 günlük cevap süresi son ilan tarihinden sonra işlemeye başlar.
- İdare 30 gün içinde cevap vermezse itiraz zımnen reddedilmiş sayılır.
- Zımni ret tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi başlar.
- İdarenin daha sonra verdiği açık ret cevabı, daha önce dolmuş olan dava açma süresini yeniden başlatmaz.
Bu nedenle belediyenin veya diğer planlama makamının aylar sonra cevap vereceği düşüncesiyle beklemek ciddi hak kaybına yol açabilir.
İmar Kanunu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde itirazların idari makamlarca karara bağlanmasına ilişkin süreler bulunmasına rağmen, yargısal dava süresinin hesabında İYUK’un 11. maddesindeki 30 günlük zımni ret kuralının ayrıca dikkate alınması gerekir.
Beş yıllık azami süre ne anlama gelir?
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesinde, kesinleşen imar planları ve parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her hâlde beş yıl içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu hüküm, her imar planı için beş yıllık serbest bir dava açma süresi bulunduğu anlamına gelmez. Danıştay uygulamasında beş yıllık süre, olağan 60 günlük dava açma süresini ortadan kaldıran veya uzatan bir süre değil; düzenleyici işleme uygulama işlemi üzerinden dava açılabilmesi bakımından öngörülmüş azami sınır olarak değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla “planın kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçmediği için her zaman dava açılabilir” düşüncesi güvenli değildir.
Uygulama işlemi üzerine dava açılması
İYUK’un 7. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca düzenleyici işlemin uygulanması üzerine, ilgililer uygulama işlemini, dayanak düzenleyici işlemi veya her ikisini birlikte dava konusu yapabilir.
İmar planına dayanılarak düzenlenen;
- İmar durumu belgesi,
- Yapı ruhsatı,
- Parselasyon işlemi,
- Kamulaştırma işlemi,
- Yıkım kararı,
- Ruhsat veya başvuru ret işlemi,
somut olayın özelliklerine göre uygulama işlemi niteliği taşıyabilir.
Bununla birlikte, planın kesinleşmesinden itibaren beş yıllık azami süre ve uygulama işleminin gerçekten dava konusu plan hükmüne dayanıp dayanmadığı ayrıca incelenmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Belediye veya diğer yerel idarelerce onaylanan imar planlarına karşı açılacak davalarda görevli mahkeme kural olarak idare mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise İYUK’un 34. maddesi gereğince taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Danıştay, Bakanlık tarafından onaylanan ancak belirli bir bölgeye ilişkin bulunan nazım ve uygulama imar planlarının da her durumda ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülmeyeceğini; uyuşmazlığın niteliğine göre taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinin görevli ve yetkili olabileceğini kabul etmektedir.
Buna karşılık ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemler, birden fazla idare mahkemesinin yetki alanını ilgilendiren işlemler veya 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinde özel olarak sayılan işlemler bakımından ilk derece mahkemesi değişebilir.
Davalı idare, planı onaylayarak kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemi tesis eden idaredir. Büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi ve Bakanlık kararlarının birbirini izlediği planlama süreçlerinde husumetin hangi idare veya idarelere yöneltileceği planın onay sürecine göre belirlenmelidir.
Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?
İmar planının iptali davası açılması, planın yürürlüğünü kendiliğinden durdurmaz. Plan dava devam ederken uygulanmaya devam edebilir ve plana dayanılarak ruhsat, parselasyon veya başka uygulama işlemleri tesis edilebilir.
İYUK’un 27. maddesine göre yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için iki şartın birlikte bulunması gerekir:
- Dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olması,
- İşlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması.
Yürütmenin durdurulması kararı gerekçeli olmak zorundadır. Bu konuda verilen karara karşı tebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
İmar planı uyuşmazlıklarında telafisi güç zarar;
- Plan doğrultusunda yoğun yapılaşmaya başlanması,
- Korunması gereken alanın fiziksel niteliğinin değişmesi,
- Yol, park veya donatı alanının başka kullanıma açılması,
- Yapı ruhsatları verilerek fiilî ve hukuki durumların oluşması,
- Doğal veya kültürel varlıkların zarar görmesi,
gibi somut olgularla açıklanmalıdır.
“Plan uygulanırsa mağduriyet doğacaktır” şeklindeki soyut bir ifade yeterli değildir. Dava konusu plan ile ortaya çıkacak zararın doğrudan bağlantısı gösterilmelidir.
İspat, Delil ve Bilirkişi İncelemesi
İdari yargıda resen araştırma ilkesi geçerlidir. Mahkeme, gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri taraflardan veya ilgili kamu kurumlarından kendiliğinden isteyebilir. Bununla birlikte bu ilke, davacının hukuka aykırılık iddialarını somutlaştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İmar planının iptali davalarında başlıca deliller şunlardır:
- Onaylı imar planı paftaları,
- Plan notları ve plan hükümleri,
- Plan açıklama raporu,
- Belediye meclisi ve komisyon kararları,
- Askı ilanı başlangıç ve bitiş tutanakları,
- İnternet ilanına ilişkin kayıtlar,
- Plan İşlem Numarası ve e-Plan kayıtları,
- İtiraz dilekçesi ve başvuru belgesi,
- İtirazın reddine ilişkin karar ve tebliğ evrakı,
- Tapu ve kadastro kayıtları,
- Üst ölçekli planlar,
- Önceki plan kararları,
- Kurum görüşleri,
- Jeolojik, ulaşım ve altyapı etütleri,
- Hava fotoğrafları ve güncel saha fotoğrafları,
- Ruhsat, imar durumu ve parselasyon belgeleri.
Uyuşmazlık teknik planlama bilgisi gerektiriyorsa mahkemece şehir plancısı, mimar, harita mühendisi, inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi veya uyuşmazlığın niteliğine göre başka uzmanlardan oluşan bilirkişi heyeti görevlendirilebilir.
Bilirkişi raporu mahkemeyi hukuken bağlamaz. Ancak planın nüfus, ulaşım, yoğunluk, donatı, altyapı ve çevresel etkilerinin değerlendirilmesinde çoğu zaman belirleyici niteliktedir. Raporun somut plan kararlarını incelememesi, üst ölçekli plan ilişkisini değerlendirmemesi veya yalnızca genel ifadeler içermesi hâlinde süresi içinde ayrıntılı itiraz edilmelidir.
Güncel Danıştay Uygulamasında Öne Çıkan İlkeler
Güncel Danıştay kararlarından çıkarılabilecek başlıca sonuçlar şunlardır:
Dava süresinde geç gelen cevaba güvenilmemelidir. Danıştay Altıncı Dairesinin 23 Ekim 2025 tarihli kararında, askı itirazından sonra 30 günlük zımni ret süresinin esas alınması gerektiği ve daha sonra verilen cevabın dolmuş dava süresini canlandırmayacağı kabul edilmiştir.
İlan işlemi usulüne uygun belgelenmelidir. Danıştay Altıncı Dairesinin 26 Şubat 2025 tarihli kararında, fiziki ilan yanında internet ilanının da gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Parsel maliki planın tamamını otomatik olarak dava edemez. Davacının iptalini istediği plan bölümüyle kişisel, güncel ve meşru menfaat ilişkisini ortaya koyması gerekir.
Parçacı plan değişiklikleri teknik ve nesnel gerekçeye dayanmalıdır. Yalnızca belirli bir taşınmaza avantaj sağlayan, altyapı ve çevre etkileri incelenmeyen değişiklikler kamu yararı ve plan bütünlüğü yönünden hukuka aykırı bulunabilir.
Her yoğunluk veya kullanım değişikliği hukuka aykırı değildir. Plan kararı nüfus projeksiyonu, ulaşım ihtiyacı, teknik altyapı ve kamu yararıyla bilimsel biçimde açıklanabiliyorsa yargı tarafından hukuka uygun bulunabilir.
Kararların her biri kendi plan bölgesi, bilirkişi raporu ve dava dosyasındaki belgeler üzerinden verilmiştir. Bu nedenle bir kararın hukuki ilkesi dikkate alınmalı; fakat karar somut olaya doğrudan uygulanacak kesin bir sonuç gibi sunulmamalıdır.
Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar
Öğretide en fazla tartışılan konulardan biri, düzenleyici işlem niteliğindeki imar planlarında dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağıdır.
Semin Yavuz Gargin’in 2025 tarihli “İmar Planlarından Doğan Hukuki Uyuşmazlıklarda Dava Açma Süresi” başlıklı çalışmasında, ilan, itiraz, uygulama işlemi ve planın kesinleşmesi kavramlarının süre hesabında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Çalışma, imar planlarına ilişkin uyuşmazlıklarda süre hesabının genel idari dava süresinden daha karmaşık olduğunu ortaya koymaktadır.
Bir başka tartışma, dava devam ederken planın değiştirilmesi veya yeni bir planın onaylanmasıdır. Halil Altındağ’ın 2023 tarihli çalışmasında, dava konusu planın yargılama sırasında değiştirilmesi hâlinde yeni planın önceki hukuka aykırılığı sürdürüp sürdürmediğinin araştırılması ve mahkeme kararının uygulanabilirliğinin korunması gerektiği belirtilmektedir.
Uygulamada yeni planın önceki davanın konusunu tamamen ortadan kaldırdığı varsayımı her zaman doğru değildir. Yeni plan ayrı bir idari işlem olduğundan, yeni planın ilan ve dava tarihleri ayrıca takip edilmeli; gerektiğinde yeni plan hakkında ayrı dava açılmalıdır.
İmar planının iptal edilmesinin daha önce verilmiş yapı ruhsatları, kazanılmış hak iddiaları ve devam eden inşaatlar üzerindeki etkisi de ayrı bir hukuki inceleme gerektirir. İmar planının tek başına kesin ve sınırsız bir kazanılmış hak yarattığı söylenemez. Ruhsatın hukuki durumu, inşaat seviyesinin niteliği, idarenin ve ilgilinin davranışları ile iptal kararının gerekçesi birlikte değerlendirilmelidir.
İmar Planı İptal Davası Dilekçesi Nasıl Hazırlanmalıdır?
İmar planı davası dilekçesi, başka bir dosyadan alınan standart metnin parsel bilgileri değiştirilerek kullanılmasına elverişli değildir. Her planın ölçeği, onay makamı, ilan tarihi, plan notları ve teknik etkileri farklıdır.
Dilekçede en az şu hususlar bulunmalıdır:
Mahkeme ve taraf bilgileri
Görevli ve yetkili idare mahkemesi doğru belirlenmeli; planı onaylayan idare davalı olarak gösterilmelidir.
Dava konusu işlem
İptali istenen planın;
- Ölçeği,
- Türü,
- Onay tarihi,
- Onay kararının tarih ve sayısı,
- Plan İşlem Numarası,
- Dava konusu parsel veya plan bölümü,
tereddüde yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır.
İlan, öğrenme ve itiraz tarihleri
Askı başlangıç ve bitiş tarihleri, itiraz tarihi, zımni ret tarihi, açık ret kararının tebliğ tarihi ve dava süresinin hesabı ayrı başlık altında açıklanmalıdır.
Menfaat ilişkisi
Davacının taşınmazla veya plan bölgesiyle hukuki ilişkisi ortaya konulmalı; tapu kaydı ve diğer belgeler eklenmelidir.
Hukuka aykırılık nedenleri
Planın neden hukuka aykırı olduğu genel ifadelerle değil, somut başlıklarla açıklanmalıdır:
- Üst ölçekli plana aykırılık,
- Plan bütünlüğünün bozulması,
- Altyapı ve donatı yetersizliği,
- Ulaşım etkilerinin incelenmemesi,
- Eşitlik ve yoğunluk dengesinin bozulması,
- Plan açıklama raporunun yetersizliği,
- Kurum görüşlerinin alınmaması,
- İlan usulündeki eksiklikler,
- Kamu yararı yerine kişisel yararın gözetilmesi.
Yürütmenin durdurulması gerekçesi
Açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar şartları birbirinden ayrı olarak somutlaştırılmalıdır.
Sonuç ve istem
İptali istenen işlem tam olarak gösterilmeli; yürütmenin durdurulması, keşif ve bilirkişi incelemesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti talepleri açıkça belirtilmelidir.
İstinaf ve Temyiz Süreleri
İdare mahkemesi kararına karşı kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf başvurusu yapılabilir.
İYUK’un 46. maddesinde, imar planları ve parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalarda bölge idare mahkemesi kararlarına karşı Danıştay’a temyiz yolu açık tutulmuştur. Temyiz süresi de kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gündür.
Özel kanunlarda farklı süre veya ivedi yargılama usulü öngörülmüşse genel süreler uygulanmayabilir. Özellikle 6306 sayılı Kanun, özelleştirme, turizm, kıyı, çevresel etki değerlendirmesi veya acele kamulaştırmayla bağlantılı planlarda özel hükümler ayrıca incelenmelidir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
İmar planı davalarında en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Belediyenin geç cevap vereceği düşüncesiyle 30 günlük zımni ret süresinin gözden kaçırılması,
- Beş yıllık azami sürenin genel dava açma süresi sanılması,
- Planın ölçeği ve onay kararının doğru belirlenmemesi,
- Yanlış idareye husumet yöneltilmesi,
- Taşınmazın bulunduğu yer dışında dava açılması,
- Davacının menfaat ilişkisinin açıklanmaması,
- Planın tamamının herhangi bir gerekçe olmadan dava konusu yapılması,
- Yalnızca değer kaybı iddiasına dayanılması,
- Üst ölçekli planların ve plan notlarının dosyaya sunulmaması,
- Teknik hukuka aykırılıkların bilirkişi incelemesine elverişli biçimde açıklanmaması,
- Yürütmenin durdurulması talebinde somut zarar gösterilmemesi,
- Dava devam ederken onaylanan yeni planın takip edilmemesi,
- Bilirkişi raporuna genel ifadelerle itiraz edilmesi.
Sık Sorulan Sorular
İmar planına itiraz etmeden dava açılabilir mi?
Evet. Askı süresinde itiraz edilmesi zorunlu dava şartı değildir. Ancak doğrudan dava açılacaksa 60 günlük dava süresinin kaçırılmaması gerekir.
İtiraza cevap verilmezse ne zaman dava açılır?
Güncel İYUK m.11 uyarınca zımni ret süresi 30 gündür. Askı süresinde yapılan itirazlarda güncel Danıştay yaklaşımı, 30 günlük sürenin son ilan tarihinden sonra başlatılması yönündedir. Zımni ret tarihinden sonra 60 günlük dava süresi işler.
Belediye daha sonra cevap verirse süre yeniden başlar mı?
Dava açma süresi daha önce dolmuşsa, sonradan verilen ret cevabı kural olarak süresi geçmiş dava hakkını yeniden canlandırmaz.
Dava açılması planın uygulanmasını durdurur mu?
Hayır. Bunun için ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmeli ve İYUK m.27’deki iki şartın birlikte gerçekleştiği gösterilmelidir.
Parsel maliki planın tamamını iptal ettirebilir mi?
Ancak planın tamamıyla arasında kişisel, güncel ve meşru menfaat ilişkisini gösterebilirse mümkündür. Yalnızca bir parsele yönelik menfaat, her durumda planın tamamının dava edilmesine yeterli değildir.
İmar planı ve yapı ruhsatı birlikte dava edilebilir mi?
Yapı ruhsatı planın uygulama işlemi niteliğindeyse somut olayın özelliklerine göre ruhsat ile dayanak plan birlikte dava konusu yapılabilir. Her iki işlemin ilan, tebliğ ve dava süreleri ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
Plan dava devam ederken değiştirilirse dava sona erer mi?
Her durumda sona ermez. Yeni planın önceki planı tamamen ortadan kaldırıp kaldırmadığı ve aynı hukuka aykırılıkları sürdürüp sürdürmediği incelenir. Bununla birlikte yeni plan ayrı bir işlem olduğundan, dava açma süresi kaçırılmadan ayrıca dava konusu yapılması gerekebilir.
İmar planının iptal edilmesi taşınmazın otomatik olarak istenen kullanıma açılmasını sağlar mı?
Hayır. İptal kararı, hukuka aykırı plan kararını ortadan kaldırır. Mahkeme, idarenin yerine geçerek doğrudan yeni kullanım kararı belirleyemez. İdarenin iptal kararının gerekçesine uygun yeni bir planlama işlemi yapması gerekir.
Hukuki Değerlendirme
İmar planı iptal davaları, yalnızca tapu kaydı ve plan paftasının karşılaştırılmasıyla çözülebilecek uyuşmazlıklar değildir. Planın hazırlanma süreci, üst ölçekli planlarla ilişkisi, nüfus ve yapı yoğunluğu, ulaşım sistemi, sosyal ve teknik altyapı dengesi, kurum görüşleri ve plan açıklama raporu birlikte incelenmelidir.
Yargılama idari yargıda yürütüldüğünden, bu uyuşmazlıklarda temel içtihat kaynağı Danıştay ve bölge idare mahkemesi kararlarıdır. Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları, imar planının iptali davasının görev ve usul yapısı bakımından doğrudan belirleyici değildir.
Davanın başarısı, taşınmaz malikinin plan kararından memnun olup olmamasına değil; planın hukuka aykırılığının somut, teknik ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmasına bağlıdır. Aynı kullanım kararına ilişkin iki farklı uyuşmazlıkta dahi plan bölgesinin özellikleri, kurum görüşleri ve bilirkişi tespitleri nedeniyle farklı sonuçlara ulaşılabilir.
Günser + Partners ile İletişim
İmar planının ilanı, askı itirazı, zımni ret ve dava açma süreleri birlikte değerlendirilmelidir. Sürenin yanlış hesaplanması, yanlış mahkemede dava açılması, dava konusu plan kararının eksik gösterilmesi veya teknik delillerin zamanında sunulmaması esaslı hak kayıplarına neden olabilir.
Her imar planı uyuşmazlığı; taşınmazın bulunduğu bölge, plan ölçeği, onay makamı, plan notları ve somut uygulama işlemleri dikkate alınarak ayrı ayrı incelenmelidir. İmar planının iptali, yürütmenin durdurulması ve plana dayalı uygulama işlemleri hakkında hukuki değerlendirme yapılması için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
- Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır; somut olay hakkında hukuki görüş veya sonuç garantisi oluşturmaz.*
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.