Medeni Usul Hukuku · · ≈4 dk okuma
HMK Madde 112 Kapsamında Seçimlik Dava
Seçimlik davanın şartları, seçim hakkının kime ait olduğu, hükmün nasıl kurulacağı ve seçimlik mahkûmiyet kararının icrası ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
Seçimlik dava, birden fazla edimden yalnız birinin ifasıyla sona erecek seçimlik borçlarda, seçim hakkı borçluya veya üçüncü kişiye ait olduğu hâlde bu hakkın kullanılmaması üzerine alacaklının başvurabileceği özel bir eda davasıdır. Her seçimlik borç seçimlik dava açılmasına imkân vermez; belirleyici olan, seçim hakkının kimde bulunduğu ve bu hakkın kullanılıp kullanılmadığıdır.
İlgili mevzuat hükmü
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.112:
(1) Seçimlik borçlarda, seçim hakkı kendisine ait olan borçlu veya üçüncü kişinin bu hakkı kullanmaktan kaçınması hâlinde, alacaklı seçimlik dava açabilir.
(2) Seçimlik davada mahkeme, talebin hukuka uygun olduğu sonucuna varırsa, seçimlik mahkûmiyet hükmü verir.
(3) Seçimlik mahkûmiyet hükmünü cebrî icraya koyan alacaklı, takibinin konusunu, mahkûmiyet hükmünde yer alan edimlerden birine hasretmek zorundadır. Ancak, bu durum, borçlunun, diğer edimi ifa etmek suretiyle borcundan kurtulma hakkını ortadan kaldırmaz.
Seçimlik dava nedir?
Seçimlik borçta borcun konusu tek olmakla birlikte, borcun ifası birbirinin alternatifi olan birden fazla edimden biriyle gerçekleşir. Seçim hakkı alacaklıya aitse alacaklı önce seçimini yapar; borç konusu belirli hâle geldikten sonra gerekirse olağan bir eda davası açar. HMK 112 anlamında seçimlik dava ise seçim hakkının borçluya veya üçüncü kişiye bırakıldığı, buna rağmen hakkın kullanılmadığı durumda gündeme gelir.
Bu ayrım önemlidir. Alacaklının doğrudan yalnız bir edimi istemesi, borçlunun sözleşmeden veya kanundan doğan seçim hakkını ortadan kaldırabilir. Dava dilekçesindeki talep sonucu, seçimlik borcun yapısına uygun kurulmalıdır.
Seçimlik mahkûmiyet hükmü nasıl kurulur?
Mahkeme, borcun ve dava şartlarının mevcut olduğu kanaatine varırsa davalıyı alternatif edimlerden biriyle mahkûm eder. Hüküm, tek bir edime indirgenmez; borçlunun seçim alanını koruyan seçimlik mahkûmiyet biçiminde kurulur.
İlamlı icrada alacaklı, takip konusunu hükümdeki edimlerden birine hasretmek zorundadır. Bunun amacı icra emrinin belirli olmasıdır. Buna rağmen borçlu, takipte gösterilen edim yerine hükümdeki diğer edimi ifa ederek borcundan kurtulabilir. Böylece icra aşaması seçim hakkını alacaklıya geçiren bir sonuca dönüştürülemez.
İlgili mevzuat ve bağlantılı hükümler
HMK m.112 yanında seçimlik borcun maddi hukuk temeli için Türk Borçlar Kanunu m.87 ve devamındaki hükümler, talep sonucunun açıklığı bakımından HMK m.119, hükmün kapsamı bakımından HMK m.297 ve ilamlı icraya ilişkin İcra ve İflas Kanunu hükümleri birlikte değerlendirilir.
Yargıtay uygulaması
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.06.2022 tarihli, 2022/1851 E. ve 2022/5209 K. sayılı kararında; seçim hakkının borçluda bulunduğu kabul edilen bir ilişkide alacaklının yalnız edimlerden birine yönelen talebinin, borçlunun seçim hakkını bertaraf edip etmediği tartışılmıştır. Karar, seçimlik borç ile seçimlik dava arasındaki bağın dava türü ve hukuki yarar bakımından doğru kurulması gerektiğini göstermektedir. Dosyanın sonraki aşamasında verilen Hukuk Genel Kurulu kararı somut sözleşmenin yorumuna ilişkindir; bu nedenle her seçimlik borca doğrudan uygulanacak genel bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Süreler, görevli ve yetkili merci
Seçimlik dava için başlı başına özel görev veya yetki kuralı yoktur. Görevli mahkeme, borcu doğuran hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir. Tüketici, iş, ticaret veya kira ilişkilerinde özel görev kuralları uygulanabilir. Yetki bakımından genel yetki ile sözleşmenin ifa yeri ve varsa kesin yetki hükümleri incelenmelidir.
Dava, alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi içinde açılmalıdır. Seçim hakkının borçlu veya üçüncü kişi tarafından kullanılmaması, somut olaya göre muacceliyet ve temerrüt değerlendirmesini etkileyebilir. Dava açılmadan önce seçim yapması gereken kişiye uygun bir süre tanınması, uyuşmazlığın niteliğine göre hukuki yararın ve temerrüdün ispatını kolaylaştırabilir.
İspat, delil ve usul sorunları
Davacı; seçimlik borcun varlığını, alternatif edimleri, seçim hakkının borçluya veya üçüncü kişiye ait olduğunu, hakkın kullanılmadığını ve borcun muaccel olduğunu ispatlamalıdır. Yazılı sözleşme, ek protokol, ihtarname, ticari defterler, elektronik yazışmalar, teslim ve ödeme belgeleri temel delillerdir.
Sözleşmede seçim hakkının sahibinin açıkça yazılmamış olması hâlinde, sözleşmenin bütünü ve Türk Borçlar Kanunu kuralları dikkate alınır. Dava dilekçesinde tek edime kesin biçimde yönelmek, sonradan talep sonucunun değiştirilmesi tartışmasına yol açabilir.
Öğreti ve uygulamadaki değerlendirme
Madde gerekçesi ve yerleşik usul ilkeleri, düzenlemenin biçimsel bir kuraldan ibaret olmadığını; hukuki dinlenilme hakkı, usul ekonomisi ve kararların denetlenebilirliği ile birlikte uygulanması gerektiğini göstermektedir. Bu çalışmada tam künyesi ve doğrudan ilgisi doğrulanamayan kararlar emsal olarak kullanılmamıştır. Somut olayda farklı bir özel kanun veya güncel içtihat bulunması hâlinde sonuç değişebilir.
Sık yapılan hatalar
- Her seçimlik borçta HMK 112 uyarınca dava açılabileceğini varsaymak.
- Seçim hakkı alacaklıya ait olduğu hâlde seçimlik dava açmak.
- Talep sonucunu yalnız bir edime hasrederek borçlunun seçim hakkını ortadan kaldırmak.
- İcra takibinde bir edimi seçmenin borçlunun diğer edimle ifa hakkını sona erdirdiğini düşünmek.
Hukuki değerlendirme
Bu düzenleme tek başına okunarak somut uyuşmazlığın sonucu belirlenemez. Maddenin uygulanması; talebin hukuki niteliğine, yargılamanın hangi aşamada bulunduğuna, tarafların daha önce yaptığı usul işlemlerine ve bağlantılı hükümlere göre değişir. Usul hukukunda yanlış işlem çoğu zaman yalnız şekli bir eksiklik değildir; süre kaybı, delilin değerlendirilememesi veya kanun yolu hakkının kullanılamaması sonucunu doğurabilir.
Günser + Partners ile iletişim
Bu tür uyuşmazlıklarda sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması veya delillerin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir. Somut olayınızın güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Kaynak ve doğrulama notu
- Kaynak PDF: blog-mevzuat-hmk-madde-112-secimlik-dava-8f289224(1).pdf
- Mevzuat ve karar kontrol tarihi: 31.07.2026
- Kanun maddesi, bu tarihte yürürlükte olan konsolide metin esas alınarak kontrol edilmiştir.
- Karar bölümünde yalnız tam künyesi ve konu bağlantısı ayrıca doğrulanabilen kararlar kullanılmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Hayır. Seçimlik dava, borcun alternatif edimlerinden kaynaklanan özel bir eda davasıdır. Belirsiz alacak davası ise miktar veya değerin dava tarihinde belirlenememesiyle ilgilidir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.