İçeriğe geç

Tazminat Hukuku · · ≈15 dk okuma

Ölümlü ve Yaralamalı Trafik Kazalarında Tazminat Davası

Ölümlü ve yaralamalı trafik kazalarında tazminat, sigorta başvurusu, zamanaşımı, görevli mahkeme, hesaplama ve delil süreci.

Ölümlü veya yaralamalı bir trafik kazasında tazminat süreci yalnızca kusurlu sürücüye dava açılmasından ibaret değildir. Aracın işleteni, ruhsat sahibi, sürücü, taşıma şirketi, işveren, zorunlu trafik sigortacısı ve olayın özelliklerine göre Güvence Hesabı farklı hukuki sebeplerle sorumlu tutulabilir. Talebin yanlış kişiye yöneltilmesi, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmaması veya görevli mahkemenin hatalı belirlenmesi ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Trafik Kazası Nedeniyle Tazminatın Hukuki Dayanağı

Motorlu aracın işletilmesi nedeniyle bir kişinin ölmesi, yaralanması veya malvarlığının zarar görmesi hâlinde birden fazla sorumluluk türü aynı olayda birlikte ortaya çıkabilir.

Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca işletenin sorumluluğu, klasik kusur sorumluluğundan farklı olarak tehlike esasına dayanan özel bir kusursuz sorumluluk hâlidir. Sürücünün kişisel sorumluluğu ise kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesindeki haksız fiil hükümlerine dayanır. Zorunlu trafik sigortası, işletenin Kanun'dan doğan sorumluluğunu poliçe limiti içinde güvence altına alır. Taşıma sözleşmesi, iş ilişkisi veya başka bir sözleşme bulunması hâlinde sözleşmesel sorumluluk hükümleri de uygulanabilir.

Bu nedenle trafik kazasından doğan her talebi yalnızca "haksız fiil davası" olarak nitelendirmek doğru değildir. Davanın hukuki sebebi; görevli mahkemeyi, arabuluculuk şartını, sorumlu kişileri, faiz başlangıcını ve talep edilebilecek zarar kalemlerini doğrudan etkiler.

Yaralamalı Trafik Kazasında Talep Edilebilecek Tazminatlar

Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesine göre bedensel zarara uğrayan kişinin talep edebileceği başlıca maddi zararlar şunlardır:

  • Tedavi ve iyileşme giderleri,
  • Geçici iş göremezlik dönemindeki kazanç kaybı,
  • Sürekli çalışma gücü kaybından doğan zarar,
  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zarar,
  • Şartları oluşmuşsa bakıcı veya yardımcı kişi giderleri,
  • Belgelenebilen ulaşım, protez, rehabilitasyon ve benzeri zorunlu giderler.

Trafik kazasından kaynaklanan sağlık hizmetleri, Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi çerçevesinde belirli esaslarla Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır. Bununla birlikte SGK tarafından karşılanmayan giderler, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, bakıcı gideri ve ekonomik geleceğin sarsılması gibi zararlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Yaralanan kişi, olayın ağırlığına göre manevi tazminat da isteyebilir. Manevi tazminatın miktarı sabit bir tarifeye göre belirlenmez. Yaralanmanın niteliği, iyileşme süresi, kalıcı iz veya uzuv kaybı, tarafların kusur oranı, mağdurun yaşı ve olayın yaşam üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilir.

Yaralanan Kişinin Yakınları Tazminat İsteyebilir mi?

Yaralanan kişinin yakınlarının maddi tazminat hakkı kural olarak bulunmaz. Ancak yakınların doğrudan üstlendiği ve belgelenebilen giderler ile bakım nedeniyle uğradıkları kişisel zararlar, somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenebilir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca, ağır bedensel zarar meydana gelmişse yaralanan kişinin yakınlarına da manevi tazminat verilebilir. Her yaralanma bu sonucu doğurmaz. Kalıcı ve ağır maluliyet, uzuv kaybı, uzun süreli bilinç kaybı veya kişinin temel yaşam faaliyetlerini ciddi biçimde yitirmesi gibi durumlar bu değerlendirmede önem taşır.

Ölümlü Trafik Kazasında Talep Edilebilecek Tazminatlar

Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesine göre ölüm hâlinde talep edilebilecek başlıca maddi zararlar şunlardır:

  • Cenaze ve defin giderleri,
  • Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri,
  • Ölümden önceki çalışma gücü ve kazanç kayıpları,
  • Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin destekten yoksun kalma zararları.

Ölen kişinin yakınları, ölüm nedeniyle duydukları acı ve elem için manevi tazminat da talep edebilir. Manevi tazminat yalnızca mirasçılara özgü değildir. Ölen kişiyle fiilî ve güçlü bir yakınlık ilişkisi bulunan kişiler de şartları oluştuğunda talepte bulunabilir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin sağlığında düzenli veya fiilî biçimde destek verdiği kişilerin, bu desteğin ortadan kalkması nedeniyle uğradıkları zararı karşılamayı amaçlar.

Bu alacak miras yoluyla geçen bir alacak değildir. Doğrudan destekten yoksun kalan kişinin şahsında doğar. Bu nedenle kişinin mirasçı olup olmaması tek başına belirleyici değildir. Eş, çocuk veya anne-baba yönünden hayatın olağan akışına dayanan karineler söz konusu olabilse de desteğin süresi, kapsamı ve fiilî niteliği somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

Trafik Kazası Tazminatı Kimlerden İstenebilir?

Kazanın özelliklerine göre talepler aşağıdaki kişi ve kuruluşlara yöneltilebilir:

Kusurlu sürücü

Aracı hatalı kullanan sürücü, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri uyarınca kişisel olarak sorumludur.

Araç işleteni ve araç sahibi

Trafik sicilinde araç sahibi görünen kişi kural olarak işleten kabul edilir. Ancak aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya benzeri bir hukuki ilişkiyle başka bir kişinin fiilî hâkimiyetine ve ekonomik kullanımına bırakıldığı ispatlanırsa işleten sıfatı farklı bir kişiye ait olabilir.

Araç sahibinin "aracı ben kullanmıyordum" demesi tek başına sorumluluktan kurtulması için yeterli değildir. İşleten sıfatının belirlenmesinde aracın fiilî hâkimiyeti, giderlerini kimin karşıladığı ve ekonomik yararın kime ait olduğu birlikte incelenir.

Taşıma şirketi veya teşebbüs sahibi

Kaza yapan araç bir şirketin unvanı altında işletiliyor, şirket tarafından organize edilen taşımada kullanılıyor veya bilet şirket adına düzenleniyorsa teşebbüs sahibinin sorumluluğu doğabilir. Yolcu taşımalarında taşıyıcının sözleşmeden doğan sorumluluğu da ayrıca gündeme gelir.

İşveren

Sürücü, kazaya işini yerine getirirken sebep olmuşsa işverenin adam çalıştıranın sorumluluğuna veya iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerine başvurulabilir. Olay aynı zamanda iş kazası niteliğindeyse SGK işlemleri ve iş mahkemesinin görev alanı ayrıca incelenmelidir.

Sigorta şirketi

Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, işletenin üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluğunu kaza tarihindeki poliçe limitleri içinde karşılar. Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe kapsamı, kaza tarihi, kusur durumu ve teminat türüne göre belirlenir.

Zorunlu trafik sigortası manevi tazminat taleplerini karşılamaz. Manevi tazminatın sürücü, işleten ve diğer şahsi sorumlulara yöneltilmesi gerekir. İhtiyari mali sorumluluk sigortasında ise poliçedeki özel teminatların ayrıca incelenmesi zorunludur.

Güvence Hesabı

Kazaya neden olan aracın zorunlu trafik sigortasının bulunmaması, aracın tespit edilememesi veya sigorta şirketinin ödeme gücünü kaybetmesi gibi kanunda gösterilen hâllerde Güvence Hesabına başvuru gündeme gelebilir. Güvence Hesabının sorumluluğu sınırsız değildir; başvuru şartları ve teminat kapsamı somut olayda ayrıca kontrol edilmelidir.

Sigorta Şirketine Başvuru Zorunlu mudur?

Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca, sigorta şirketine karşı dava açılmadan veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması gerekir.

Sigorta şirketi başvuruya 15 gün içinde cevap vermez veya verilen cevap talebi karşılamazsa dava ya da tahkim yoluna gidilebilir. KTK'nin 99. maddesi uyarınca gerekli belgelerin eksiksiz şekilde tesliminden sonra sigortacının ödeme yükümlülüğü bakımından sekiz iş günlük süre de önem taşır.

Başvurunun yalnızca kısa bir e-posta veya ihbar şeklinde yapılması yeterli görülmeyebilir. Başvuruda kazanın tarihi, poliçe ve araç bilgileri, talep edilen zarar kalemleri, sağlık belgeleri, gelir kayıtları, kusur evrakı ve ödeme yapılacak hesap bilgileri mümkün olduğu ölçüde sunulmalıdır.

Eksik başvuru, sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihin ve faiz başlangıcının tartışmalı hâle gelmesine neden olabilir.

Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru

Sigorta şirketinin talebi reddetmesi, yetersiz ödeme teklif etmesi veya 15 günlük süre içinde cevap vermemesi hâlinde, şartları varsa Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir.

Tahkim, mahkeme yoluna göre daha hızlı sonuçlanabilen bir yöntem olmakla birlikte her dosya için mutlaka daha avantajlı değildir. Başvuru miktarı, itiraz imkânları, bilirkişi incelemesinin kapsamı, karşı tarafların sayısı ve manevi tazminat talebi birlikte değerlendirilmelidir.

OHİM Uygulaması Ne Zaman Başlayacak?

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından oluşturulan Özel Sigortalar Hasar İhbar ve İzleme Merkezi (OHİM), 1 Eylül 2026 tarihinde trafik ve kasko sigortası hasar ihbarlarını kabul etmeye başlayacaktır.

OHİM mevcut başvuru kanallarını ortadan kaldırmayacak; sigorta şirketine, Güvence Hesabına veya ilgili kuruluşa yapılan başvurulara ek bir dijital başvuru yolu oluşturacaktır. OHİM üzerinden yapılan geçerli başvurunun veri tabanına kaydedildiği tarih, ilgili kuruluşa başvuru tarihi sayılacaktır.

2026 Yılında Trafik Sigortası Genel Şartlarında Yapılan Değişiklikler

12 Haziran 2026 tarihinde duyurulan değişikliklerle trafik sigortası uygulamasında bazı önemli düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre:

  • Araç değer kaybının, maddi hasar ödemesiyle birlikte ayrıca ek başvuru beklenmeden değerlendirilmesi,
  • Onarımda orijinal parçanın esas alınması,
  • Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça için hak sahibinin yazılı onayının aranması,
  • Geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının sakatlanma teminatı altında değerlendirilmesi,
  • Geçici ve sürekli bakıcı giderlerinin tedavi giderleri teminatından karşılanması,
  • Hasar başvurularında e-Devlet sisteminde kayıtlı telefon numarasının kullanılmasının sağlanması

öngörülmüştür. Bu düzenlemelerin somut kazaya uygulanmasında kaza tarihi, poliçe tarihi ve geçiş hükümleri mutlaka incelenmelidir.

Trafik Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Trafik kazası tazminatı, maaşın maluliyet oranıyla ve belirli bir yıl sayısıyla çarpılması şeklinde hesaplanamaz. İnternette yer alan bu tür basit formüller, gerçek zararı çoğu zaman doğru göstermez.

Maddi tazminat hesabında başlıca şu unsurlar dikkate alınır:

  • Kazanın tarihi,
  • Zarar görenin yaşı,
  • Belgelendirilmiş veya emsal araştırmasıyla belirlenen geliri,
  • Geçici iş göremezlik süresi,
  • Kalıcı maluliyet oranı,
  • Mesleği ve çalışma koşulları,
  • Tarafların kusur oranları,
  • Desteğin yaşı, geliri ve destek süresi,
  • Destekten yararlanan kişilerin yaşları ve kişisel durumları,
  • Sigorta veya sosyal güvenlik ödemelerinin hukuki niteliği,
  • Aktüeryal yaşam tablosu ve teknik hesaplama esasları,
  • Poliçe limiti ve daha önce yapılan ödemeler.

Anayasa Mahkemesi, 17 Temmuz 2020 tarihli E.2019/40, K.2020/40 sayılı kararıyla tazminatın kapsamının idari nitelikteki genel şartlarla belirlenmesine yönelik bazı hükümleri iptal etmiştir. Mahkeme daha sonra 29 Aralık 2022 tarihli E.2021/82, K.2022/167 sayılı kararıyla değer kaybı, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin kanuni hesap formüllerini de gerçek zararı karşılamama riski nedeniyle iptal etmiştir. Güncel yaklaşımda gerçek zarar ve Türk Borçlar Kanunu'nun sorumluluk hukuku ilkeleri belirleyicidir.

Bu nedenle dava açılmadan önce alınan özel aktüerya raporu veya sigorta şirketinin yaptığı hesap kesin sonuç olarak kabul edilmemelidir. Maluliyet, gelir, kusur veya destek süresine ilişkin tek bir verinin değişmesi tazminat miktarını önemli ölçüde etkileyebilir.

Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Manevi tazminat için ülke genelinde uygulanan sabit bir tarife bulunmamaktadır. Hâkim;

  • Olayın meydana geliş biçimini,
  • Kusurun ağırlığını,
  • Ölüm veya yaralanmanın etkisini,
  • Yaralanmanın kalıcı sonuçlarını,
  • Mağdurun yaşını,
  • Tarafların sosyal ve ekonomik koşullarını,
  • Paranın karar tarihindeki alım gücünü

birlikte değerlendirir.

Yıllar önce verilmiş bir kararda hükmedilen parasal miktarın bugünkü dava için doğrudan "emsal bedel" sayılması doğru değildir. Enflasyon, yaşam koşulları, olayın özellikleri ve tarafların kişisel durumları farklıdır. Emsal kararlar, parasal rakamdan çok kullanılan hukuki ölçütler yönünden önem taşır.

Trafik Kazası Tazminatında Zamanaşımı

Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesine göre motorlu araç kazalarından doğan tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde ileri sürülmelidir.

Kaza aynı zamanda ceza kanunlarına göre daha uzun zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa, daha uzun ceza zamanaşımı süresi tazminat talepleri bakımından da gündeme gelebilir. Bunun için mutlaka mahkûmiyet kararı verilmesi gerekmez; fiilin cezayı gerektiren nitelikte olması önemlidir. Ancak ceza soruşturmasının veya ceza davasının devam etmesi, tek başına sınırsız bir dava açma hakkı vermez.

Bedensel zararın zaman içinde geliştiği, kalıcı sonucun başlangıçta belirlenemediği bazı olaylarda "zararın öğrenilme tarihi" ayrıca tartışılabilir. Anayasa Mahkemesi, kalıcı maluliyetin ancak daha sonraki sağlık raporuyla belirlenebildiği durumlarda, süre başlangıcının katı biçimde kaza tarihine bağlanmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini kabul etmiştir. Bununla birlikte her yeni rapor zamanaşımını kendiliğinden yeniden başlatmaz. Zararın gerçekten sonradan gelişip gelişmediği tıbbi belgelerle ortaya konulmalıdır.

Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?

Görevli mahkeme, davalıların kim olduğuna ve talebin hangi hukuki ilişkiye dayandığına göre değişir.

Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava yalnızca sürücüye, işletene veya araç sahibine haksız fiil ve Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca yöneltiliyorsa kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Asliye Ticaret Mahkemesi

Zorunlu trafik sigortacısının davalı olduğu uyuşmazlıklar, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen sigorta hukukundan kaynaklandığı için kural olarak ticari dava niteliğindedir. Sigorta şirketiyle birlikte sürücü ve işletene karşı aynı davada talepte bulunulması hâlinde de çoğunlukla Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olur.

Ticari dava niteliğindeki bir para veya tazminat talebinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Sigorta şirketine KTK 97 uyarınca yapılan ön başvuru ile dava şartı arabuluculuk birbirinden farklı işlemlerdir; biri diğerinin yerine geçmez.

Tüketici Mahkemesi

Kazanın bir yolcu taşıma sözleşmesi sırasında meydana gelmesi hâlinde görev konusu ayrıca incelenmelidir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 8 Temmuz 2025 tarihli, E.2025/5636, K.2025/11567 sayılı kararında;

  • Yolcunun ölümü nedeniyle geride kalanların taşıyıcı, sigortacı ve diğer sorumlulara karşı açtığı destekten yoksun kalma davasında Asliye Ticaret Mahkemesinin,
  • Yaralanan yolcunun kendi bedensel zararı için taşıyıcı, sigortacı ve diğer sorumlulara karşı açtığı davada ise Tüketici Mahkemesinin

görevli olduğu kabul edilmiştir. Kararın gerekçesi, destekten yoksun kalma zararının taşıma sözleşmesinin tarafı olmayan yakınların şahsında bağımsız şekilde doğması; yaralanan yolcunun talebinin ise doğrudan tüketici işlemi niteliğindeki taşıma sözleşmesiyle bağlantılı olmasıdır.

Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda, TKHK 73/A hükümleri uyarınca dava şartı arabuluculuk ayrıca değerlendirilmelidir.

İş Mahkemesi

Kaza aynı zamanda iş kazası niteliğindeyse işverenin sorumluluğuna dayanan talepler iş mahkemesinin görev alanına girebilir. Ancak üçüncü kişilere, işletene veya sigorta şirketine yöneltilen taleplerin görevli mahkemesi aynı olmayabilir. Taraflar ve talepler ayrıştırılmadan tek bir görev kuralı uygulanmamalıdır.

Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. ve 16. maddeleri uyarınca trafik kazasından doğan haksız fiil davaları genel olarak şu yerlerde açılabilir:

  • Davalının yerleşim yerinde,
  • Kazanın meydana geldiği yerde,
  • Zararın meydana geldiği yerde,
  • Zarar görenin yerleşim yerinde.

Birden fazla davalı, sigorta şirketi, taşıma sözleşmesi veya iş kazası bağlantısı bulunuyorsa özel yetki hükümleri ayrıca incelenmelidir. Yetkili mahkeme seçimi yalnızca kolaylık değil, yargılamanın delillere erişimi ve süresi bakımından da önem taşır.

İspat ve Delil Sorunları

Trafik kazası tazminat davasında yalnızca kaza tespit tutanağına dayanılması yeterli değildir. Dosyanın niteliğine göre şu deliller önem taşır:

  • Kaza tespit ve olay yeri inceleme tutanakları,
  • Ceza soruşturması ve ceza davası dosyası,
  • Kamera kayıtları ve araç içi görüntüler,
  • Tanık anlatımları,
  • Araçların teknik inceleme kayıtları,
  • Hastane, ameliyat ve rehabilitasyon belgeleri,
  • Geçici iş göremezlik ve maluliyet raporları,
  • SGK hizmet dökümü ve ücret bordroları,
  • Vergi kayıtları ve meslek odası emsal gelir araştırmaları,
  • Cenaze ve tedavi gideri belgeleri,
  • Destek ilişkisinin varlığını gösteren banka hareketleri ve yaşam koşulları,
  • Sigorta poliçesi, başvuru evrakı ve sigortacının cevabı,
  • Kusur ve aktüerya bilirkişi raporları.

Maluliyet raporunun, kazanın gerçekleştiği tarih ve zararın niteliği bakımından uygulanması gereken mevzuata uygun düzenlenmesi gerekir. Yanlış yönetmeliğe göre hazırlanan rapor, tazminat hesabının bütünüyle yenilenmesine ve yargılamanın uzamasına neden olabilir.

Kaza tutanağında yazılı kusur oranı mahkemeyi her durumda bağlayan kesin bir oran değildir. Çelişki bulunması hâlinde olayın oluşuna uygun, denetlenebilir ve gerekçeli bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir.

Güncel Yüksek Mahkeme Yaklaşımı

Güncel içtihatlarda öne çıkan temel ilkeler şunlardır:

  • Gerçek zarar esastır. Sigorta genel şartları veya soyut hesap formülleri, zarar görenin Türk Borçlar Kanunu'na göre belirlenen gerçek zararını karşılamayacak ölçüde daraltıcı sonuç doğurmamalıdır.
  • İşletenin sorumluluğu tehlike sorumluluğudur. Motorlu araç işletilmesinden doğan risk, kusur bulunmasa dahi kanunda gösterilen şartlar altında işletene sorumluluk yükleyebilir.
  • Destekten yoksun kalma alacağı miras alacağı değildir. Hak, desteğin ölümüyle doğrudan destekten yoksun kalan kişinin malvarlığında meydana gelir.
  • Görev, talebin görünüşüne göre değil hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir. Yolcu taşıma kazalarında yaralanan yolcunun talebi ile ölen yolcunun yakınlarının destekten yoksun kalma talebi farklı görev kurallarına tabi olabilir.
  • Gelişen zarar hâllerinde öğrenme tarihi araştırılmalıdır. Kalıcı zararın tıbben daha sonra belirlenebildiği dosyalarda zamanaşımının başlangıcı otomatik biçimde kaza tarihine bağlanmamalıdır.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Trafik kazası tazminat hukukundaki temel tartışma, işletenin sorumluluğuyla sigortacının teminat sorumluluğunun hangi ölçüde örtüşmesi gerektiğidir.

Zorunlu trafik sigortasının amacı yalnızca işleteni korumak değildir. Motorlu aracın yarattığı tehlikeden zarar gören üçüncü kişinin tazminata ulaşabilmesi de sistemin temel amacıdır. Buna karşılık sigortacının sorumluluğu poliçe limiti ve kanuni teminatla sınırlıdır. İşletenin gerçek zarardan doğan sorumluluğu, sigorta limitini aşabilir.

Bir diğer tartışma, maluliyet ve destekten yoksun kalma hesaplarında kullanılacak teknik yöntemlerdir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından sonra gerçek zarar ilkesi güçlenmiş; ancak yaşam tablosu, iskonto, gelir artışı ve pasif dönem gibi teknik konulardaki uygulama farklılıkları bütünüyle ortadan kalkmamıştır. Her hesap raporunun dayandığı yöntem açıkça gösterilmeli ve tarafların denetimine elverişli olmalıdır.

Somut Olaylarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Trafik kazasından sonra mümkün olduğu ölçüde şu işlemler geciktirilmemelidir:

  • Sağlık belgeleri ve görüntüleme sonuçları eksiksiz saklanmalıdır.
  • Kamera kayıtlarının silinme ihtimaline karşı erken başvuru yapılmalıdır.
  • Araç, yol ve çevre koşullarını gösteren fotoğraflar temin edilmelidir.
  • Sigorta poliçesi ve kaza tarihindeki teminat limitleri belirlenmelidir.
  • Sigorta şirketine yapılan başvurunun teslimi ispatlanabilir olmalıdır.
  • Maluliyet kesinleşmeden düşük miktarlı ibra belgesi imzalanmamalıdır.
  • Yapılan ödemenin hangi zarar kalemi için gerçekleştirildiği açıklığa kavuşturulmalıdır.
  • Kaza iş sırasında meydana gelmişse SGK bildirimi ve iş kazası süreci ayrıca takip edilmelidir.
  • Ceza soruşturması, hukuk ve sigorta süreçlerinden bağımsız bırakılmamalıdır.

Sık Yapılan Hatalar

Trafik kazası tazminat dosyalarında en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Sigorta şirketine eksik veya belgesiz başvuru yapılması,
  • Yalnızca sürücüye dava açılıp işleten ve sigortacının gözden kaçırılması,
  • Yanlış mahkemede dava açılması,
  • Dava şartı arabuluculuğun atlanması,
  • Zamanaşımının ceza dosyası nedeniyle kendiliğinden durduğu düşüncesi,
  • Maluliyet kesinleşmeden ibraname imzalanması,
  • Gelirin hiç belgelendirilmemesi,
  • Her sağlık raporunun tazminat hesabına esas alınabileceğinin sanılması,
  • Manevi tazminatın zorunlu trafik sigortasından istenmesi,
  • Sigorta şirketinin hesabının gerçek zarar kabul edilmesi,
  • Eski tarihli manevi tazminat rakamlarının bugüne doğrudan emsal gösterilmesi,
  • Faiz başlangıcının bütün davalılar için aynı olduğunun varsayılması.

Sık Sorulan Sorular

Trafik kazası tazminat davası ne kadar sürede açılmalıdır?

Genel kural, zarar ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıldır. Olay suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı uygulanabilir. Bedensel zararın sonradan geliştiği hâllerde öğrenme tarihi ayrıca incelenmelidir.

Ceza davası açılmadan tazminat istenebilir mi?

Evet. Tazminat davası için ceza davası açılması veya mahkûmiyet kararı verilmesi zorunlu değildir. Bununla birlikte ceza dosyasındaki deliller kusur ve olayın oluşu bakımından önem taşıyabilir.

Doğrudan sigorta şirketine dava açılabilir mi?

Dava veya tahkim yoluna gidilmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmalıdır. Şirketin 15 gün içinde cevap vermemesi veya talebi karşılamaması hâlinde yargı ya da tahkim yolu kullanılabilir.

Sigorta şirketi bütün zararı öder mi?

Sigorta şirketi, kanuni ve sözleşmesel teminat kapsamında, kaza tarihindeki poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumludur. Gerçek zarar poliçe limitini aşıyorsa aşan kısım sürücü, işleten veya diğer sorumlulardan istenebilir.

Manevi tazminat sigorta şirketinden alınabilir mi?

Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı karşılamaz. İhtiyari mali sorumluluk veya başka bir özel poliçede manevi tazminat teminatı bulunup bulunmadığı poliçe metninden kontrol edilmelidir.

Kusurlu kişinin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı alabilir mi?

Bu sorunun cevabı kazanın tarihi, ölen kişinin işleten veya sürücü sıfatı, kusurun niteliği, poliçe hükümleri ve talebin yöneltildiği kişiye göre değişebilir. Eski kararlar bütün kazalara uygulanabilecek tek bir sonuç vermemektedir.

Tazminat miktarı önceden kesin olarak hesaplanabilir mi?

Hayır. Yaklaşık bir aktüerya hesabı yapılabilse de kusur, maluliyet, gelir, destek süresi, yaşam tablosu, sigorta ödemeleri ve bilirkişi değerlendirmesi kesinleşmeden güvenilir bir sonuç verilemez.

Hukuki Değerlendirme

Ölümlü ve yaralamalı trafik kazalarında doğru hukuki yol, kazanın yalnızca nasıl meydana geldiğine bakılarak belirlenemez. Aracın kullanım amacı, sürücü ile işleten arasındaki ilişki, taşıma veya iş sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, sigorta poliçesi, mağdurun sıfatı ve talep edilen zarar kalemleri birlikte incelenmelidir.

Özellikle görevli mahkeme ve dava şartları bakımından tek bir genel kural bulunmamaktadır. Aynı kazada yaralanan yolcunun açacağı dava tüketici mahkemesinde, ölen yolcunun yakınlarının destekten yoksun kalma davası ise asliye ticaret mahkemesinde görülebilir. Sigorta şirketine ön başvuru yapılması, gerekli hâllerde arabuluculuğa gidilmesi ve delillerin zamanında toplanması dosyanın sonucunu doğrudan etkiler.

Günser + Partners ile İletişim

Trafik kazası tazminat dosyalarında sürelerin kaçırılması, yanlış mercie başvurulması, sigorta başvurusunun eksik yapılması veya maluliyet ve gelir delillerinin usulüne uygun sunulmaması hak kaybına neden olabilir.

Her olay; kazanın tarihi, tarafların sıfatı, kusur durumu, sağlık sonuçları, sigorta teminatı ve güncel yargı kararları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayınızın hukuki ve aktüeryal yönleriyle incelenmesi, sorumluların belirlenmesi ve uygun başvuru yolunun oluşturulması için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.