İçeriğe geç

Tazminat Hukuku · · ≈20 dk okuma

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası

Destekten yoksun kalma tazminatı kimlerce istenir? Şartlar, hesaplama, görevli mahkeme, sigorta başvurusu ve zamanaşımı açıklanmıştır.

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölüm gerçekleşmemiş olsaydı ölen kişinin sağlamaya devam edeceği ekonomik yardım ve hizmetlerden mahrum kalanların uğradığı maddi kaybın karşılanmasını amaçlar. Talep hakkı yalnızca mirasçılara tanınmış değildir. Belirleyici olan, davacı ile ölen kişi arasında gerçek veya gelecekte gerçekleşmesi kuvvetle beklenen bir destek ilişkisinin bulunmasıdır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?

Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesine göre ölüm hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kayıpları ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu nedenle uğradıkları zararlar istenebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı bu son zarar kaleminin karşılığıdır.

Tazminatın amacı ölen kişinin varsayımsal bütün gelirini yakınlarına dağıtmak değildir. Amaç, ölüm nedeniyle kesilen ve devam etmesi makul biçimde beklenen desteğin ekonomik değerini karşılamaktır.

Bu hak:

  • Ölen kişinin terekesine ait bir alacak değildir.
  • Hak sahibinin kendi şahsında doğar.
  • Miras payına göre hesaplanmaz.
  • Davacının mutlaka yasal mirasçı olmasını gerektirmez.
  • Manevi tazminattan farklı, bağımsız bir maddi tazminat talebidir.

Öğretide destekten yoksun kalma zararı, ölümden dolaylı olarak etkilenen üçüncü kişilerin uğradığı zararın kanuni düzenleme gereğince tazmin edilebildiği özel bir yansıma zarar türü olarak nitelendirilmektedir.

Destek Kavramı Nasıl Belirlenir?

Destek; başka bir kişinin geçimine tamamen veya kısmen, sürekli ve düzenli biçimde katkıda bulunan ya da yaşamın olağan akışına göre gelecekte katkıda bulunması kuvvetle beklenen kişidir.

Destek yalnızca para ödeyen kişi değildir. Parayla ölçülebilen hizmetler de destek sayılabilir. Ev işlerinin görülmesi, çocuk veya yaşlı bakımı, aile işletmesinde çalışma, alışverişlerin yapılması, ulaşımın sağlanması ve hastalık dönemindeki düzenli bakım bu nitelikte olabilir.

Tek seferlik para yardımı, özel günlerde verilen hediyeler veya devamlılık beklentisi oluşturmayan düzensiz katkılar ise tek başına destek ilişkisini kanıtlamaz. Güncel öğretide desteklik ilişkisinin düzenlilik, süreklilik ve yardımın gelecekte devam edeceğine ilişkin haklı beklenti ölçütleriyle sınırlandırılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Fiilî Destek ve Farazî Destek

Fiilî destek, ölümden önce davacıya gerçekten ve düzenli biçimde yardım eden kişidir.

Farazî destek, ölüm tarihinde henüz düzenli yardım sağlamasa bile ileride destek olacağı hayatın olağan akışına göre kuvvetle beklenen kişidir. Küçük bir çocuğun ileride anne ve babasına destek olacağı kabulü bu duruma örnek gösterilebilir.

Farazî destek hesabı soyut ihtimallere dayandırılamaz. Ölenin yaşı, eğitimi, sağlık durumu, mesleki geleceği, aile ilişkileri ve destek verme gücü birlikte değerlendirilmelidir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Kimler İsteyebilir?

Kanunda hak sahipleri sınırlı biçimde sayılmamıştır. Akrabalık, tek başına yeterli veya zorunlu bir şart değildir.

Sağ Kalan Eş

Eş, evlilik birliği içinde ölen kişinin gelirinden, ev hizmetlerinden ve ortak yaşam için sunduğu diğer katkılardan yoksun kalabilir.

Eşlerin ölümden önce uzun süredir ayrı yaşamaları, ortak ekonomik hayatın sona ermiş olması veya boşanma sürecinin bulunduğu aşama destek ilişkisinin kapsamını etkileyebilir. Her evlilikte aynı destek payının bulunduğu kabul edilemez.

Çocuklar

Çocuklar, ekonomik bağımsızlığa ulaşıncaya kadar anne ve babalarının desteğinden yararlanabilir. Destek süresi yalnızca nüfus yaşı esas alınarak mekanik biçimde belirlenmez.

Çocuğun:

  • Eğitim durumu,
  • Üniversite eğitimi ihtimali,
  • Sağlık koşulları,
  • Meslek edinme zamanı,
  • Çalışma gücü,
  • Sürekli bakıma ihtiyaç duyup duymadığı

değerlendirilir.

Engelli veya sürekli bakıma muhtaç çocuklar bakımından destek süresi yetişkinlikten sonra da devam edebilir.

Anne ve Baba

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22 Haziran 2018 tarihli, E.2016/5, K.2018/6 sayılı kararına göre, çocuğun anne ve babasına destek olacağı karine olarak kabul edilir. Anne veya babaya Sosyal Güvenlik Kurumundan ölüm geliri bağlanmamış olması, destek ilişkisinin reddedilmesi için yeterli değildir. Karar 14 Kasım 2018 tarihli ve 30595 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Bu karine kesin değildir. Davalı taraf, aile ilişkilerinin tamamen koptuğunu veya ölen kişinin destek verme gücünün bulunmadığını somut delillerle ileri sürebilir.

Anne ve babanın emekli maaşının veya başka gelirinin bulunması da talebi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak ölenin ekonomik gücü ile anne ve babanın gerçek destek ihtiyacı, tazminat miktarını etkiler.

Resmî Nikâhı Bulunmayan Hayat Arkadaşı

Resmî nikâh bulunmaması, destekten yoksun kalma talebini tek başına engellemez. Birlikte yaşayan kişi; ortak hayatı, gider paylaşımını ve düzenli destek ilişkisini kanıtlarsa tazminat isteyebilir.

Duygusal ilişkinin varlığı tek başına yeterli değildir. Birlikte yaşama süresi, aynı konutta oturma, banka hareketleri, ortak harcamalar ve tanık anlatımları önem taşır. Öğretide resmî nikâhsız birlikteliklerde de fiilî bakım ilişkisine dayanan talebin mümkün olduğu kabul edilmektedir.

Nişanlı, Kardeş ve Diğer Kişiler

Nişanlı, kardeş, büyükanne, büyükbaba veya ölenle akrabalığı bulunmayan kişi de gerçek ve sürekli desteği ispatlarsa talepte bulunabilir.

Bu kişiler bakımından yalnızca yakınlık veya akrabalık iddiası yeterli olmaz. Düzenli para transferleri, birlikte yaşam, giderlerin karşılanması ve gelecekte devam etmesi beklenen somut yardım ilişkisi gösterilmelidir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Şartları

Tazminata hükmedilebilmesi için olayın hukuki sebebine göre değişmekle birlikte şu unsurlar aranır:

  • Destek olduğu ileri sürülen kişinin ölmesi,
  • Davacı ile ölen arasında fiilî veya kuvvetle muhtemel destek ilişkisi bulunması,
  • Ölen kişinin destek verme gücüne sahip olması,
  • Davacının bu destekten yararlanması veya yararlanmasının beklenmesi,
  • Ölüm ile sorumluluk doğuran olay arasında uygun illiyet bağı bulunması,
  • Davalının ölümden hukuken sorumlu olması,
  • Davacının karşılanmamış ekonomik zararının bulunması.

Ölümün gerçekleşmiş olması, davalıların otomatik olarak sorumlu tutulmasına yetmez. Kusur sorumluluğunda hukuka aykırılık ve kusur; kusursuz sorumlulukta ise ilgili özel sorumluluk şartları ayrıca incelenir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Maddi Tazminat mıdır?

Destekten yoksun kalma tazminatı maddi tazminattır. Ölüm nedeniyle duyulan acı ve üzüntüye değil, kaybedilen ekonomik desteğe karşılık gelir.

Manevi tazminat ayrı bir taleptir. Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca ölüm hâlinde ölenin yakınlarına olayın özellikleri gözetilerek uygun bir manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir.

Destek ilişkisi bulunan her kişi otomatik olarak manevi tazminat alamayacağı gibi, manevi yakınlığı bulunan herkes de destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanmaz. İki talebin şartları birbirinden farklıdır.

Uygulanacak Başlıca Mevzuat

Uyuşmazlığın sebebine göre farklı kanunlar devreye girer. Genel nitelikteki başlıca hükümler şunlardır:

  • TBK m.49: Haksız fiil sorumluluğu,
  • TBK m.50: Zararın ve kusurun ispatı,
  • TBK m.51 ve m.52: Tazminatın belirlenmesi ve indirim sebepleri,
  • TBK m.53: Ölüm nedeniyle doğan maddi zararlar,
  • TBK m.55: Destekten yoksun kalma zararının hesaplanması ve sosyal güvenlik ödemeleri,
  • TBK m.56: Manevi tazminat,
  • TBK m.72: Haksız fiil zamanaşımı,
  • TBK m.74: Ceza yargılamasının hukuk davasına etkisi,
  • HMK m.16: Haksız fiilden doğan davalarda yetki,
  • HMK m.107: Belirsiz alacak davası.

Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesine göre zarar gören, zararını ve kural olarak zarar verenin kusurunu ispatlar. Zararın miktarı kesin biçimde kanıtlanamıyorsa hâkim, olayların olağan akışını dikkate alarak miktarı belirleyebilir.

TBK m.55 uyarınca kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile gerçek anlamda ifa amacı taşımayan ödemeler zarardan indirilemez. Aynı zararı karşılayan ve rücuya tabi ödemeler ise hukuki niteliklerine göre hesapta dikkate alınabilir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Tazminat hesabı, ölen kişinin aylık gelirinin belirli bir süreyle çarpılmasından ibaret değildir. Aktüerya hesabında birden fazla değişken birlikte değerlendirilir.

Ölenin Gerçek Geliri

Ölen kişinin gerçek ve sürekli geliri öncelikle belirlenmelidir. Bunun için:

  • Ücret bordroları,
  • SGK kayıtları,
  • Banka hareketleri,
  • Vergi beyannameleri,
  • Ticari defter ve kayıtlar,
  • İş sözleşmeleri,
  • Meslek odası verileri,
  • Emsal ücret araştırmaları,
  • Tanık anlatımları

kullanılabilir.

Belgesiz biçimde ileri sürülen yüksek gelirlerin hesaba alınması mümkün değildir. Gerçek gelirin kanıtlanamaması hâlinde asgari ücret veya somut olarak doğrulanabilen gelir esas alınabilir.

Aktif ve Pasif Dönem

Ölenin çalışma hayatı aktif dönem ve emeklilik sonrası pasif dönem olarak ayrılabilir. Aktif çalışma süresinin her olayda otomatik olarak aynı yaşta biteceği kabul edilmemelidir.

Meslek, kamu veya özel sektör statüsü, fiilî çalışma biçimi, emeklilik koşulları ve sağlık durumu araştırılmalıdır. Serbest meslek sahipleri ile işletme sahipleri bakımından çalışmanın genel emeklilik yaşından sonra devam etmesi mümkün olabilir.

Yaşam Süresi ve Hesap Yöntemi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11 Şubat 2026 tarihli, E.2023/2152, K.2026/1416 sayılı yayımlanmış karar metninde, bakiye ömür hesabında TRH-2010 yaşam tablosunun ve tazminat hesabında progresif rant yönteminin kullanılması yönündeki uygulama sürdürülmüştür. Kararda eski PMF-1931 cetvelleri yerine ülkeye özgü güncel verileri içeren TRH-2010 tablosunun esas alınması gerektiği belirtilmiştir.

Bununla birlikte hesaplama yöntemleri öğretide tartışılmaya devam etmektedir. Teknik faiz, progresif rant ve aktüeryal rant yöntemleri farklı sonuçlar doğurabildiğinden, raporun yalnızca ulaştığı rakam değil, kullandığı varsayımlar ve formüller de denetlenmelidir.

Destek Payları

Ölen kişinin gelirinin tamamı hak sahiplerine dağıtılmaz. Ölenin kendi kişisel giderlerine ayıracağı pay ile destek sağladığı eş, çocuk, anne-baba ve diğer kişilerin payları ayrı ayrı belirlenir.

Dava açmayan destek görenin payı, dava açan kişilere eklenemez. Aksi yaklaşım, davacıların ölüm gerçekleşmemiş olsaydı alabileceklerinden daha fazla tazminat elde etmelerine yol açar.

Destek Süresi

Destek süresi belirlenirken:

  • Ölenin ve hak sahibinin bakiye yaşam süresi,
  • Çocukların eğitim ve çalışma durumu,
  • Eşin yaşı ve somut olayda yeniden evlenme ihtimali,
  • Anne ve babanın yaşı,
  • Ölenin muhtemel evlenme ve çocuk sahibi olma durumu,
  • Sağlık koşulları,
  • Meslek ve çalışma süresi

birlikte değerlendirilir.

Bu unsurlar tahmine dayalı olmakla birlikte soyut varsayımlar şeklinde kullanılamaz. Bilirkişi raporu her varsayımın nedenini açıklamalıdır.

Trafik Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Ölümlü trafik kazalarında sürücü, işleten, araç sahibi sıfatını taşıyan kişi, bağlı teşebbüs sahibi ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı farklı hukuki sebeplerle sorumlu olabilir.

Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ve teminat kapsamıyla sınırlıdır. Sürücü ve işletenin sorumluluğu ise Karayolları Trafik Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir.

Sigorta Şirketine Yazılı Başvuru

Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesine göre sigorta şirketine karşı dava açılmadan veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılmalıdır.

Sigorta şirketi başvuruyu 15 gün içinde yazılı olarak cevaplamazsa veya verilen cevap talebi karşılamazsa dava ya da tahkim yoluna gidilebilir.

Başvuruda mümkün olduğunca şu belgeler bulunmalıdır:

  • Ölüm belgesi,
  • Nüfus aile kayıtları,
  • Kaza tespit ve soruşturma evrakı,
  • Kusur belgeleri,
  • Gelir kayıtları,
  • Destek ilişkisini gösteren belgeler,
  • Hak sahiplerinin kimlik ve banka bilgileri,
  • Daha önce yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar.

Eksik başvuru, temerrüt tarihi ve dava şartı konusunda uyuşmazlık doğurabilir.

Ölen Desteğin Kusuru

Eski tarihli bazı kararlarda destekten yoksun kalanların bağımsız üçüncü kişi olması nedeniyle ölen desteğin kusurunun hak sahiplerine yansıtılamayacağı kabul edilmiştir. Güncel kanun hükmü karşısında bu yaklaşım, zorunlu trafik sigortacısına yöneltilen her talep bakımından aynen uygulanamaz.

KTK m.92/1-j, destekten yoksun kalan hak sahibinin, ölen desteğin kusuruna denk gelen tazminat talebini zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında bırakmaktadır. Hüküm 2021 yılında Kanuna eklenmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 29 Aralık 2022 tarihli, E.2021/82, K.2022/167 sayılı kararında KTK m.90'daki bazı hesaplama düzenlemelerini iptal etmiş; KTK m.92'ye yönelik iptal talebini ise reddetmiştir. Karar 14 Şubat 2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Bu nedenle:

  • Desteğin kendi kusuruna denk gelen kısım sigorta teminatı dışında kalabilir.
  • Diğer araç sürücüsü veya işletenin kusuru varsa bu sorumluluk ayrıca incelenir.
  • Ölenin müterafik kusuru, sigortacı dışındaki sorumlular yönünden TBK m.52 kapsamında da etkili olabilir.
  • Tek taraflı kazada tam kusurlu sürücünün yakınlarının kendi aracının trafik sigortacısına yönelteceği talep ayrıca ve dikkatle değerlendirilmelidir.

İş Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

İşçinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle ölmesi hâlinde destek görenler işverene ve koşulları varsa diğer sorumlulara karşı maddi ve manevi tazminat isteyebilir.

İşverenin sorumluluğu değerlendirilirken:

  • İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri,
  • İşverenin gözetme borcu,
  • İşçinin ve üçüncü kişilerin kusuru,
  • Kazayla ölüm arasındaki illiyet bağı,
  • İşçinin gerçek ücreti,
  • SGK tarafından bağlanan gelirler

incelenir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/3. maddesine göre iş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024 yılında yayımlanan kararlarında, işverenin işçiyi gözetme borcuna aykırılığından doğan iş kazası tazminatlarında TBK m.146'daki on yıllık zamanaşımının uygulanacağı kabul edilmiştir. Ölümle sonuçlanan iş kazalarında Yargıtay 10. Hukuk Dairesi uygulamasında süre kural olarak ölüm tarihinden başlatılmaktadır. Somut olayda başka sorumluların bulunması veya eylemin suç oluşturması hâlinde her davalı yönünden ayrı inceleme gerekir.

Tıbbi Uygulama Hatası Nedeniyle Destekten Yoksun Kalma

Sağlık hizmetinden kaynaklanan ölümlerde görevli yargı yeri, sağlık hizmetini sunan kurumun hukuki statüsüne göre değişir.

Kamu Hastanesi

Devlet hastanesi veya kamu üniversitesi hastanesinde yürütülen sağlık hizmetinin kusurlu olduğu iddia ediliyorsa kural olarak idareye karşı idari yargıda tam yargı davası açılır. Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında kamu hastanelerindeki hizmet kusuru iddialarının idari yargıda görülmesi gerektiği kabul edilmektedir.

İYUK m.13 uyarınca idari eylemin ve zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulmalıdır. Talebin reddi veya 30 gün içinde cevap verilmemesi üzerine genel dava süresi içinde idare mahkemesinde dava açılır.

Danıştay 10. Dairesinin E.2021/6404, K.2025/1488 sayılı kararında, kamu sağlık hizmetindeki kusurlu tıbbi uygulamalar ile ölüm arasında uygun illiyet bağı bulunduğunda idarenin destekten yoksun kalma zararından sorumluluğunun, raporlardaki soyut kusur kesirleriyle otomatik olarak sınırlandırılamayacağı belirtilmiştir. Kararın somut olaya uygulanabilirliği dosyanın tıbbi ve hukuki özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Özel Hastane ve Özel Hekim

Özel hastane ve özel hekimlere karşı açılan tazminat davaları çoğunlukla tüketici hukuku ve vekâlet sözleşmesinden doğan özen borcu çerçevesinde incelenmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararlarında özel hastane ve doktorlara yöneltilen tıbbi hata talepleri tüketici mahkemesi dosyaları üzerinden değerlendirilmiştir.

Tüketici mahkemesinde açılacak davalarda 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesindeki dava şartı arabuluculuk hükümleri ve kanuni istisnalar dikkate alınmalıdır.

Tıbbi uygulama hatalarında zamanaşımı, talebin haksız fiile, sözleşmeye veya tüketici işlemine dayanmasına göre değişebileceğinden genel bir süreyi bütün dosyalara uygulamak doğru değildir.

Zamanaşımı Süreleri

Genel Haksız Fiiller

TBK m.72'ye göre tazminat istemi:

  • Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl,
  • Her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl

içinde zamanaşımına uğrar.

Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı öngörülüyorsa daha uzun süre uygulanır.

Ölümün zarar verici fiilden daha sonra gerçekleştiği olaylarda kısa sürenin başlangıcı, ölüm zararının ve sorumlunun öğrenilmesine göre belirlenebilir. Buna karşılık mutlak sürenin başlangıcı hakkında olayın hukuki sebebi ve özel kanun hükümleri ayrıca incelenmelidir.

Trafik Kazaları

KTK m.109'a göre motorlu araç kazalarından doğan maddi tazminat talepleri, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Kazanın suç oluşturması ve daha uzun ceza zamanaşımı bulunması hâlinde uzun süre uygulanır.

İş Kazaları

İşverene karşı iş kazasından doğan tazminat taleplerinde kural olarak on yıllık zamanaşımı uygulanır. Ölümle sonuçlanan olaylarda sürenin ölüm tarihinden başlaması yönünde Yargıtay uygulaması bulunmaktadır. Kazanın gerçekleştiği tarih, ölüm tarihi, zararın gelişim göstermesi ve davalının sıfatı başlangıç tarihini etkileyebilir.

İdari Eylemler

Kamu hizmetinden doğan zararlar bakımından İYUK m.13'teki bir yıllık öğrenme ve beş yıllık azami başvuru süreleri uygulanır. Bu süreler adli yargıdaki zamanaşımı süreleriyle karıştırılmamalıdır.

Görevli Mahkeme

Görevli mahkeme ölümün sebebi ve davalının sıfatına göre belirlenir:

  • Genel haksız fiillerde kural olarak asliye hukuk mahkemesi,
  • Sigorta şirketine karşı açılan ticari nitelikteki davalarda asliye ticaret mahkemesi,
  • İş kazası nedeniyle işverene karşı açılan davalarda iş mahkemesi,
  • Özel hastane ve özel hekim uyuşmazlıklarında şartları varsa tüketici mahkemesi,
  • Kamu hizmetinden doğan zararlarda idare mahkemesi

görevli olabilir.

Sigorta şirketi, sürücü, işleten, işveren veya farklı hukuki statüdeki kişilerin birlikte davalı gösterilmesi hâlinde görev konusu dava açılmadan önce ayrıca incelenmelidir.

Yetkili Mahkeme

HMK m.16'ya göre haksız fiilden doğan davalarda:

  • Haksız fiilin işlendiği yer,
  • Zararın meydana geldiği yer,
  • Zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer,
  • Zarar görenin yerleşim yeri

mahkemeleri yetkilidir. Davalının yerleşim yerindeki genel yetkili mahkemede dava açılması da mümkündür.

Trafik kazalarında KTK m.110 uyarınca kazanın meydana geldiği yer ile sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olabilir. Kanun, kamuya ait araçların neden olduğu trafik zararlarının da adli yargıda görülmesini öngörmektedir.

Dava Şartı Arabuluculuk

Arabuluculuk zorunluluğu uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir.

  • İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk yoktur.
  • Sigorta şirketine karşı açılacak ticari para alacağı ve tazminat davalarında dava şartı arabuluculuk gündeme gelir.
  • Özel hastane veya özel hekimle ilgili tüketici davasında 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesi değerlendirilir.
  • Yalnızca genel haksız fiile dayalı her asliye hukuk davasında zorunlu arabuluculuk bulunduğu söylenemez.

Trafik sigortacısına karşı açılacak davada KTK m.97'deki sigorta başvurusu ile ticari dava şartı arabuluculuk birbirinden farklı işlemlerdir. Gerekli olduğu durumda yalnızca birinin yerine getirilmesi diğerinin eksikliğini gidermez.

Belirsiz Alacak Davası Açılabilir mi?

Destekten yoksun kalma zararının dava tarihinde tam olarak hesaplanması çoğu zaman mümkün değildir. Kusur oranı, gerçek gelir, destek payları, SGK ödemeleri ve aktüerya hesabı yargılama sırasında belirlenebilir.

HMK m.107'deki şartlar bulunuyorsa hukuki ilişki ve asgari talep miktarı gösterilerek belirsiz alacak davası açılabilir. Alacak tahkikat sırasında belirlenebilir hâle geldiğinde hâkim tarafından verilecek iki haftalık kesin süre içinde talep tam ve kesin olarak belirlenebilir.

Dilekçede davanın belirsiz alacak mı yoksa kısmi dava mı olduğu açık biçimde ortaya konulmalıdır. Yanlış dava türü seçimi zamanaşımı ve talep artırımında ciddi sorunlara yol açabilir.

İspat Yükü ve Deliller

Davacı, kural olarak:

  • Destek ilişkisini,
  • Uğradığı ekonomik kaybı,
  • Ölen kişinin gelirini,
  • Ölüm ile zarar verici olay arasındaki bağı,
  • Davalının sorumluluğunu doğuran olguları

ispatlamalıdır.

Kusursuz sorumluluk, tehlike sorumluluğu veya kanuni karinelerin bulunduğu hâllerde ispat yükünün kapsamı değişebilir.

Kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • Nüfus kayıtları,
  • Ölüm ve defin belgeleri,
  • Banka hesap hareketleri,
  • Düzenli para transferleri,
  • Kira, eğitim ve sağlık ödemeleri,
  • Ortak konut kayıtları,
  • SGK hizmet ve gelir kayıtları,
  • Ücret bordroları,
  • Vergi ve ticari kayıtlar,
  • Tanık anlatımları,
  • Ceza soruşturması veya davası dosyası,
  • Trafik kazası tutanakları,
  • İş güvenliği kayıtları,
  • Hastane ve tedavi belgeleri,
  • Kusur ve aktüerya bilirkişi raporları.

Tanık delili önemlidir; ancak banka, SGK, vergi ve ücret kayıtları bulunmasına rağmen yalnızca soyut tanık anlatımlarına dayanılması gerçek gelirin veya düzenli desteğin kabulünü zorlaştırabilir.

Bilirkişi Raporunda Nelere Dikkat Edilmelidir?

Aktüerya raporu yalnızca nihai rakamdan ibaret olmamalıdır. Raporda en azından:

  • Kullanılan yaşam tablosu,
  • Hesap yöntemi,
  • Ölenin geliri,
  • Aktif ve pasif dönemler,
  • Destek payları,
  • Dava dışı destek görenler,
  • İşlemiş ve işleyecek dönem,
  • SGK ve sigorta ödemeleri,
  • Kusur indirimleri,
  • Peşin değer hesabı

açıkça gösterilmelidir.

Varsayımlar açıklanmamış, matematiksel cetveller sunulmamış veya aynı döneme iki kez gelir yazılmışsa rapor denetime elverişli değildir. Böyle bir rapora süresinde ve somut gerekçelerle itiraz edilmelidir.

Ceza Davasının Tazminat Davasına Etkisi

Ölüm aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza soruşturması veya ceza davası, hukuk yargılamasındaki delil değerlendirmesini etkileyebilir. Ancak hukuk hâkimi ceza mahkemesinin kusur ve zarar değerlendirmesiyle her durumda bütünüyle bağlı değildir.

Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı, tazminat sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Ceza sorumluluğu için yeterli görülmeyen bir fiil, özel hukuk bakımından kusur veya özen borcuna aykırılık oluşturabilir.

Geçici Hukuki Koruma ve Kanun Yolları

Destekten yoksun kalma talebi para alacağına ilişkindir. Alacağın tahsilinin tehlikeye girdiği durumlarda İcra ve İflas Kanunu'ndaki şartlar varsa ihtiyati haciz istenebilir. Yalnızca tazminat davasının açılmış olması ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli değildir.

İhtiyati tedbir ise para alacaklarında kural olarak alacağın doğrudan tahsilini sağlayacak biçimde kullanılamaz.

Adli kontrol ve tutuklama ceza muhakemesine ait koruma tedbirleridir; destekten yoksun kalma tazminatı davasının usul kurumları değildir.

İlk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf, kanuni şartlar ve parasal sınırlar mevcutsa temyiz yolu açıktır. Parasal sınırlar her yıl değiştiği için kanun yolu incelemesi karar tarihi esas alınarak yapılmalıdır.

Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Uygulaması

Yargıtay İBBGK, E.2016/5, K.2018/6, 22.06.2018

Uyuşmazlık, ölen çocuğun anne ve babasının destekten yoksun kalma talebinde bulunabilmesi için SGK tarafından gelir bağlanmasının gerekip gerekmediğine ilişkindir.

Yargıtay:

  • SGK geliri bağlanmasının şart olmadığına,
  • Çocukların anne ve babalarına destek olacağının karine sayılmasına

karar vermiştir. Karine, somut olayda aksinin ispatlanmasına engel değildir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2023/2152, K.2026/1416, 11.02.2026

Kararda destekten yoksun kalma hesabında PMF-1931 yerine TRH-2010 yaşam tablosunun ve progresif rant yönteminin kullanılması gerektiği belirtilmiştir.

Kararın etkisi, aktüerya raporlarında güncel yaşam verilerinin ve denetlenebilir hesap yönteminin kullanılmasının aranmasıdır. Usulî kazanılmış hak ve taleple bağlılık gibi konular her dosyada ayrıca gözetilmelidir.

Anayasa Mahkemesi, E.2021/82, K.2022/167, 29.12.2022

Anayasa Mahkemesi, KTK m.90'da zorunlu trafik sigortası tazminatlarının hesaplanmasına ilişkin bazı sınırlayıcı düzenlemeleri iptal etmiştir. Mahkeme, KTK m.92'deki teminat dışı hâllere yönelik iptal istemini ise reddetmiştir.

Bu nedenle karar, gerçek zarar ilkesini güçlendirmiş olmakla birlikte desteğin kusuruna karşılık gelen taleplerin teminat dışında bırakılmasına ilişkin KTK m.92/1-j hükmünü ortadan kaldırmamıştır.

Danıştay 10. Dairesi, E.2021/6404, K.2025/1488

Kamu sağlık hizmeti sırasında meydana gelen ölüm nedeniyle açılan davada, sağlık personeline atfedilen kesirli kusur oranının idarenin toplam sorumluluğunu otomatik biçimde sınırlamayacağı değerlendirilmiştir.

Karar, kamu hizmetinin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve idari eylem ile ölüm arasındaki illiyet bağının açıkça kurulması gerektiğini göstermektedir.

Tam künyesi ve karar metni güvenilir açık kaynaklardan doğrulanamayan bölge adliye mahkemesi ve bölge idare mahkemesi kararları bu makalede sıralanmamıştır. Somut dosyaya uygulanacak güncel bölge mahkemesi kararlarının ayrıca araştırılması gerekir.

Doktrindeki Görüşler ve Uygulamadaki Tartışmalar

Öğretide destek ilişkisinin hukuki statüden çok fiilî yaşam ilişkisine dayandığı konusunda geniş ölçüde görüş birliği bulunmaktadır. Tartışma, hangi yardımların yeterli süreklilik taşıdığı ve varsayımsal desteğin ne ölçüde hesaplanabileceği üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Başlıca tartışmalar şunlardır:

  • Resmî nikâhsız birlikteliklerde destek süresi,
  • Ev hizmetlerinin parasal karşılığı,
  • Küçük çocuğun gelecekte anne-babaya sağlayacağı destek,
  • Gelir seviyesi yüksek anne-babanın destek ihtiyacı,
  • Eş bakımından yeniden evlenme ihtimali,
  • Desteğin evlenme ve çocuk sahibi olma varsayımları,
  • TRH-2010 ve farklı aktüerya yöntemleri,
  • Sosyal güvenlik ödemelerinin mahsubu,
  • Ölen desteğin kusurunun sigorta teminatına etkisi.

Güncel akademik çalışmalar, destek kavramının sınırsız genişletilmesinin kurumun amacına aykırı sonuçlar doğurabileceğini; geçici, tesadüfi ve düzensiz yardımların destek olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirtmektedir.

Somut Olaylarda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Her dosyada özellikle şu sorular cevaplandırılmalıdır:

  • Ölümün doğrudan hukuki sebebi nedir?
  • Kimler gerçek anlamda destek görüyordu?
  • Desteğin belgelenebilir geliri neydi?
  • Dava dışı başka destek görenler var mıydı?
  • Ölenin ve diğer kişilerin kusur oranları nedir?
  • SGK veya sigorta ödemesi yapıldı mı?
  • Ödeme hangi zararı karşılıyordu?
  • Sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapıldı mı?
  • Arabuluculuk dava şartı var mı?
  • Doğru yargı kolu ve görevli mahkeme belirlendi mi?
  • Zamanaşımı hangi tarihte başladı?
  • Aktüerya raporunun varsayımları dosyadaki delillerle uyumlu mu?

Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca çevrim içi hesaplama araçlarıyla bulunan rakama dayanılması sağlıklı değildir.

Sık Yapılan Hatalar

Tazminatı miras payına göre hesaplamak

Destekten yoksun kalma alacağı miras payına göre dağıtılmaz. Her hak sahibinin destek zararı ayrı hesaplanır.

Her mirasçının otomatik hak sahibi olduğunu kabul etmek

Mirasçı olmak destek ilişkisini tek başına kanıtlamaz. Mirasçı olmayan bir kişi de fiilî destek ilişkisini ispatlayabilir.

Eski trafik içtihatlarını güncel kanun hükmü gibi kullanmak

Ölen desteğin kusurunun sigorta şirketine karşı hiçbir etkisi bulunmadığı yönündeki eski açıklamalar, KTK m.92/1-j dikkate alınmadan kullanılamaz.

Sigorta şirketine başvurmadan dava açmak

KTK m.97'deki yazılı başvuru tamamlanmadan açılan dava, dava şartı ve temerrüt bakımından sorun doğurabilir.

Arabuluculuğu yanlış değerlendirmek

İş kazası tazminatlarında zorunlu arabuluculuk bulunmazken sigorta ve tüketici uyuşmazlıklarında farklı kurallar uygulanabilir.

Geliri soyut beyanlarla ispatlamaya çalışmak

Gerçek gelire ilişkin banka, vergi, SGK ve meslek kayıtları araştırılmadan yalnızca tanık anlatımına dayanılması hesaplamayı zayıflatır.

Sabit destek yaşı kullanmak

Çocuklar, eş ve anne-baba bakımından destek süresi dosya koşulları araştırılmadan standart yaşlarla belirlenemez.

Dava açmayan hak sahiplerinin paylarını davacılara aktarmak

Dava dışı destek görenlere ayrılması gereken pay, dava açan kişilere dağıtılamaz.

Bilirkişi raporunun yalnızca sonucuna bakmak

Kullanılan gelir, yaşam tablosu, destek payı, iskonto, kusur ve mahsup kalemleri denetlenmeden rapor kabul edilmemelidir.

Sık Sorulan Sorular

Destekten yoksun kalma tazminatı miras mıdır?

Hayır. Hak sahibinin kendi şahsında doğan bağımsız bir maddi tazminat alacağıdır.

Mirasçı olmayan kişi dava açabilir mi?

Gerçek ve sürekli destek ilişkisini kanıtlarsa açabilir.

Evli olmayan hayat arkadaşı tazminat isteyebilir mi?

Ortak yaşamı ve düzenli destek ilişkisini ispatlaması hâlinde isteyebilir. Yalnızca duygusal birliktelik yeterli değildir.

Anne ve babanın geliri varsa tazminat alamaz mı?

Gelir sahibi olmak talep hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Ölenin destek gücü ve anne-babanın somut koşulları hesaplamada dikkate alınır.

Ev kadınının ölümü destekten yoksun kalma zararı doğurur mu?

Ev işleri, bakım ve aile yaşamına sunulan hizmetlerin ekonomik değeri bulunduğundan şartları varsa destek zararı doğabilir.

Küçük çocuğun ölümü nedeniyle anne-baba tazminat isteyebilir mi?

Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince çocuğun ileride anne-babasına destek olacağı karine olarak kabul edilir. Tazminat miktarı çocuğun ve ailenin somut koşullarına göre hesaplanır.

Ölenin kusuru tazminatı etkiler mi?

Evet. Özellikle trafik sigortacısına karşı taleplerde KTK m.92/1-j gereğince ölen desteğin kusuruna denk gelen bölüm teminat dışında kalabilir.

Manevi tazminat aynı davada istenebilir mi?

Görev ve yargı yolu bakımından engel bulunmuyorsa maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir. İki talebin şartları ayrıdır.

Tazminat miktarı dava açılmadan kesin olarak hesaplanabilir mi?

Çoğu dosyada hayır. Kusur, gelir, yaşam süresi, destek payları, sosyal güvenlik ödemeleri ve aktüerya yöntemi yargılama sırasında belirlenir.

Ceza davası bitmeden tazminat davası açılabilir mi?

Kural olarak açılabilir. Ancak ceza dosyasındaki kusur, illiyet bağı ve maddi olay tespitleri nedeniyle hukuk mahkemesi ceza dosyasının sonucunu bekletici mesele yapabilir.

Hukuki Değerlendirme

Destekten yoksun kalma tazminatı, yalnızca ölüm belgesi ve nüfus kaydı sunularak sonuçlandırılabilecek basit bir alacak değildir. Destek ilişkisinin niteliği, ölenin geliri, dava dışı hak sahipleri, kusur dağılımı, sosyal güvenlik ödemeleri, görevli yargı yeri ve zamanaşımı birlikte incelenmelidir.

Trafik kazalarında KTK m.92/1-j göz ardı edilerek eski kusur içtihatlarına dayanılması, iş kazalarında zorunlu arabuluculuk bulunduğunun sanılması, kamu ve özel hastane ayrımının yapılmaması veya aktüerya raporunun varsayımlarının denetlenmemesi davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Her dosya kendi olay tarihi, mevzuatı, delilleri ve taraf sıfatları üzerinden değerlendirilmelidir. Aynı tür iki ölüm olayı, farklı kusur oranları ve farklı destek ilişkileri nedeniyle tamamen farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Günser + Partners ile İletişim

Destekten yoksun kalma tazminatı uyuşmazlıklarında yanlış yargı yoluna başvurulması, sigorta başvurusunun eksik yapılması, dava şartlarının yerine getirilmemesi veya destek ilişkisinin usulüne uygun delillerle ortaya konulmaması hak kaybına neden olabilir.

Somut olayınızın güncel mevzuat, uygulanabilir yüksek mahkeme kararları ve aktüerya esasları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz. Yapılacak hukuki değerlendirme; ölümün sebebi, sorumluların sıfatı, kusur durumu, destek ilişkisi, süreler ve mevcut deliller üzerinden gerçekleştirilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.