İçeriğe geç

Blog / Tüketici ve Sigorta Hukuku

Sigorta Sözleşmesi Nasıl Kurulur? Unsurlar, Şekil ve Tarafların Yükümlülükleri

· ≈6 dk okuma · Tüketici ve Sigorta Hukuku

Sigorta sözleşmesinin kuruluşu; teklifname, poliçe, riziko, prim, beyan yükümlülüğü ve geçerlilik şartları uygulamalı biçimde açıklanmaktadır.

Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, belirli bir rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının veya lehtarın uğrayacağı zararı tazmin etmeyi ya da belirli bir bedeli ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta hukukuna ilişkin hükümleri, bu ilişkinin kuruluşunu, tarafların yükümlülüklerini ve rizikonun gerçekleşmesi hâlinde izlenecek usulü düzenler. Uygulamada sözleşmenin ne zaman ve hangi kapsamda kurulduğu, sıkça karşılaşılan tazminat uyuşmazlıklarının başlangıç noktasıdır.

Bir sigorta poliçesinin varlığı tek başına sigortacının her hâlde ödeme yapacağı anlamına gelmez. Rizikonun poliçe kapsamında olup olmadığı, sözleşmenin ne zaman kurulduğu, primin ödenip ödenmediği ve beyan yükümlülüğüne uyulup uyulmadığı ayrı ayrı incelenir.

i. Sigorta Sözleşmesinin Tanımı ve Unsurları

Sigorta sözleşmesinin kurulabilmesi için şu unsurların bir arada bulunması gerekir:

  • Sigortacı: Riziko karşılığında teminat veren, kural olarak yetkili bir sigorta şirketi.
  • Sigorta ettiren: Prim ödeme borcunu üstlenen taraf.
  • Sigortalı/lehtar: Riziko kendisi bakımından gerçekleşen veya tazminattan yararlanacak kişi (sigorta ettirenle aynı kişi olabilir).
  • Riziko: Sözleşmenin konusunu oluşturan, gerçekleşmesi belirsiz veya zamanı belirsiz olay.
  • Sigorta bedeli/sigorta değeri: Sigortacının azami sorumluluğunu belirleyen tutar.
  • Prim: Sigorta ettirenin karşı edimi.

Bu unsurlardan biri eksikse ortada geçerli bir sigorta sözleşmesi değil, en fazla bir sigorta yaptırma vaadi veya ön görüşme bulunur.

ii. Sözleşme Ne Zaman Kurulur?

Genel borçlar hukuku ilkesi gereği sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun biçimde açıklamasıyla kurulur. Sigorta ilişkisinde bu, kural olarak sigorta ettirenin yazılı veya sözlü teklifi ile sigortacının bu teklifi kabul etmesiyle gerçekleşir. Uygulamada sözleşme genellikle şu aşamalardan geçer:

  1. Teklifname doldurulması: Sigorta ettiren, riziko hakkında bildiği önemli hususları teklifnamede beyan eder.
  2. Sigortacının değerlendirmesi: Sigortacı, teklifi kabul edip etmeyeceğine ve primi ne şekilde belirleyeceğine karar verir.
  3. Poliçenin düzenlenmesi: Kabul edilen sözleşme, poliçe adı verilen belgeyle somutlaştırılır.

Poliçenin düzenlenmemiş olması, kurulmuş bir sözleşmenin varlığını her zaman ortadan kaldırmaz; ancak ispat açısından ciddi güçlükler doğurabilir. Uygulamada sigortacının teklifi zımnen kabul ettiği veya prim tahsilatına başladığı hâllerde sözleşmenin fiilen kurulduğu ileri sürülebilir; bu durum somut olayın delillerine göre değerlendirilir.

iii. Sigorta Sözleşmesinde Şekil

Sigorta sözleşmeleri kural olarak şekle bağlı değildir; ancak uygulamada ispat kolaylığı bakımından yazılı yapılır ve poliçeyle belgelendirilir. Poliçe; sigortacı ve sigorta ettireni, sigortalıyı, sigorta konusunu, rizikoyu, sigorta bedelini, primi, sigorta süresini ve genel şartları içerir. Poliçede yer almayan veya poliçeye ekli genel şartlarla çelişen sözlü vaatlerin ispatı güçtür; bu nedenle sözleşme öncesi verilen sözlü bilgilerin mümkünse yazılı hâle getirilmesi önerilir.

iv. Sigorta Ettirenin Beyan (Bilgi Verme) Yükümlülüğü

Sigorta ettiren, sözleşmenin kurulması sırasında rizikonun değerlendirilmesi bakımından önemli olan ve bildiği veya bilmesi gereken hususları sigortacıya doğru biçimde bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, sigortacının primi ve teminat şartlarını doğru hesaplayabilmesinin ön koşuludur.

Beyan yükümlülüğünün kasıtlı olarak ihlal edilmesi ile ihmal sonucu eksik veya yanlış beyanda bulunulması farklı sonuçlar doğurabilir. Sigortacı, önemli bir hususun gizlendiğini veya yanlış beyan edildiğini öğrendiğinde sözleşmeyle bağlı kalıp kalmayacağını değerlendirebilir. Bu konu ayrıntılı biçimde başka bir yazımızda ele alınmaktadır.

v. Riziko Ne Zaman Başlar?

Sigortacının sorumluluğu, aksi kararlaştırılmadıkça primin veya ilk taksidin ödendiği andan itibaren başlar. Poliçede farklı bir başlangıç tarihi kararlaştırılmışsa bu tarih esas alınır. Prim ödenmeden önce gerçekleşen bir rizikonun teminat kapsamında sayılıp sayılmayacağı, sözleşme hükümlerine ve tarafların bu konudaki anlaşmasına göre değerlendirilir.

vi. Sigorta Sözleşmesinin Tarafları Arasındaki Temel Yükümlülükler

Sigorta ettirenin yükümlülükleri:

  • Doğru ve eksiksiz beyanda bulunmak,
  • Primi zamanında ödemek,
  • Riziko ağırlaştığında bunu sigortacıya bildirmek,
  • Rizikonun gerçekleşmesi hâlinde durumu gecikmeksizin ihbar etmek,
  • Zararın azaltılması için gerekli önlemleri almak.

Sigortacının yükümlülükleri:

  • Poliçeyi ve genel şartları açık ve anlaşılır biçimde sunmak,
  • Rizikonun gerçekleşmesi hâlinde tazminatı veya bedeli sözleşme ve kanun hükümlerine göre ödemek,
  • Ödemeyi haklı bir neden olmaksızın geciktirmemek.

vii. Genel Şartların ve Özel Şartların İlişkisi

Sigorta sözleşmelerinde ilgili sigorta dalına göre Hazine ve Maliye Bakanlığınca onaylanan genel şartlar uygulanır. Poliçede kararlaştırılan özel şartlar, genel şartları sigortalı lehine değiştirebilir; ancak sigortalı aleyhine önemli ölçüde farklılaşan kayıtların geçerliliği, genel işlem koşulları denetimi çerçevesinde ayrıca incelenir. Sigortalının aleyhine olan ve makul olarak öngöremeyeceği şaşırtıcı kayıtlar, kural olarak sözleşmenin kapsamı dışında sayılabilir.

viii. Sigorta Sözleşmesinin Süresi ve Yenilenmesi

Sigorta sözleşmeleri genellikle bir yıllık süreyle yapılır ve sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Otomatik yenileme kaydı bulunan sözleşmelerde bu kaydın kapsamı ve tarafların fesih hakkını kullanma usulü poliçe metninden anlaşılmalıdır. Yenileme sırasında rizikoya ilişkin bilgilerde değişiklik varsa bunun sigortacıya yeniden bildirilmesi önerilir.

ix. Sözleşmenin Geçersizliği veya İptali Hangi Hâllerde Gündeme Gelir?

Sigorta sözleşmesi de genel sözleşme hukuku ilkelerine tabidir. Ehliyetsizlik, irade sakatlığı (hata, hile, ikrah), rizikonun sözleşme kurulduğunda zaten gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi imkânsız hâle gelmiş olması gibi durumlar sözleşmenin geçersizliğine yol açabilir. Ayrıca sigorta ettirenin, rizikoyu bilerek gerçekleştirmesi hâlinde sigortacının ödeme yükümlülüğü doğmaz.

x. Zamanaşımı

Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler bakımından kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre, talebin niteliğine göre değişebileceğinden, hak kaybına uğramamak için sürenin başlangıcının ve türünün somut olaya göre değerlendirilmesi gerekir.

xi. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, sözleşmenin ticari nitelikte olup olmadığına göre değişebilir. Sigorta şirketinin taraf olduğu ve tacir sıfatıyla yapılan sözleşmelerde ticari dava hükümleri; tüketici işlemi niteliğindeki poliçelerde ise tüketici hukuku hükümleri gündeme gelebilir. Yetki bakımından davalının yerleşim yeri yanında, sigorta sözleşmelerine özgü yetki kuralları da dikkate alınmalıdır.

xii. Sigorta Ettirenin Sigortalıdan Farklı Olduğu Hâller

Uygulamada sıklıkla sigorta ettiren ile sigortalı farklı kişilerdir. Örneğin bir işveren, çalışanları adına grup sağlık sigortası yaptırabilir; bir kredi veren kurum, borçlusu için hayat sigortası şart koşabilir. Bu durumda prim ödeme borcu sigorta ettirende, tazminattan yararlanma hakkı ise sigortalıda veya lehtarda kalır. Sözleşmenin tarafları ile teminattan yararlanacak kişilerin doğru ayırt edilmesi, uyuşmazlık çıktığında kimin hangi hakkı ileri sürebileceğini belirler.

Sigortalının, sözleşmenin kurulmasına bizzat katılmadığı hâllerde dahi, kendisi hakkında yapılan beyanların doğruluğundan sorumlu tutulup tutulamayacağı tartışmalıdır. Bu gibi karma yapılı sözleşmelerde, kimin hangi bilgiyi beyan etmekle yükümlü olduğunun poliçe metninden anlaşılır olması önemlidir.

xiii. Sözleşme Görüşmeleri Sırasında Verilen Bilgilerin Bağlayıcılığı

Sözleşme kurulmadan önce acente veya sigortacı temsilcisi tarafından sözlü olarak verilen bilgiler, nihai poliçe ile çelişebilir. Kural olarak yazılı poliçe ve ekli genel şartlar esas alınır; ancak sözleşme öncesi verilen yazılı teklif, broşür veya reklam materyalinin sigortalıda haklı bir beklenti yarattığı hâllerde, bu belgelerin de yorumda dikkate alınması gerekebilir. Bu nedenle sözleşme öncesi görüşmelerde önemli hususların mümkün olduğunca yazılı hâle getirilmesi, ileride çıkabilecek yorum farklılıklarını azaltır.

xiv. Poliçenin Devri ve Sigortalanan Malın El Değiştirmesi

Sigortalanan aracın veya taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması hâlinde, sigorta sözleşmesinin akıbeti ayrıca değerlendirilmelidir. Bazı poliçe türlerinde sözleşme, malın yeni malikine kanunen geçebilirken, bazı poliçelerde bu geçiş sigortacının onayına bağlanmıştır. Malın devri sırasında sigorta sözleşmesinin durumu netleştirilmezse, hem eski hem yeni malik açısından teminatın kapsamı belirsiz kalabilir.

xv. Sık Yapılan Hatalar

  • Poliçe düzenlenmeden önce sözlü verilen teminat sözlerine güvenmek,
  • teklifnameyi eksik veya yanlış doldurmak,
  • genel şartları ve özel şartları okumadan poliçeyi imzalamak,
  • prim ödemesinin gecikmesinin teminatı nasıl etkilediğini bilmemek,
  • riziko ağırlaştığında sigortacıya bildirimde bulunmamak,
  • sözleşme süresinin bitiş tarihini takip etmemek.

xvi. Hukuki Değerlendirme

Sigorta sözleşmesinin kuruluş aşamasında yapılan hatalar, rizikonun gerçekleşmesinden yıllar sonra ciddi tazminat uyuşmazlıklarına dönüşebilir. Teklifnamenin doğru doldurulması, poliçe ve genel şartların dikkatle incelenmesi, prim ödemelerinin zamanında yapılması ve riziko değişikliklerinin bildirilmesi, ileride yaşanabilecek ödeme reddi risklerini azaltır. Sigorta sözleşmesinin kuruluşu, kapsamı veya geçerliliği hakkında somut bir uyuşmazlık yaşıyorsanız Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Poliçe, sözleşmenin ispat aracıdır; kurucu unsur değildir. Ancak poliçe yoksa sözleşmenin varlığını ve kapsamını ispatlamak güçleşir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

İlgili mevzuat

TBK m. 1 · TBK m. 2 · TTK m. 1401 · TTK m. 1420