İçeriğe geç

Blog / Borçlar Hukuku

Sözleşmenin Kurulması: İcap ve Kabul Nasıl Gerçekleşir?

· ≈6 dk okuma · Borçlar Hukuku

Sözleşmenin icap ve kabul yoluyla kurulması, öneriyle bağlılık süresi, zımni kabul, öneriden dönme ve sözleşmenin hüküm doğurduğu an açıklanmıştır.

Sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur. Türk Borçlar Kanunu bu kuruluş sürecini iki temel kavram üzerinden düzenler: öneri (icap) ve kabul. Taraflardan biri diğerine bir sözleşme yapma önerisinde bulunur; karşı taraf bu öneriyi kabul ederse sözleşme kurulmuş olur. Uygulamada sözleşmenin ne zaman ve hangi şartlarla kurulduğunun belirlenmesi; tarafların hak ve borçlarının doğduğu anı, temerrüdün başlangıcını ve dahi davanın hangi mahkemede açılacağını doğrudan etkiler.

i. Sözleşme Ne Zaman Kurulmuş Sayılır?

TBK m. 1 uyarınca sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması açık olabileceği gibi örtülü (zımni) de olabilir. Örneğin bir hizmetin fiilen ifasına başlanması, çoğu zaman kabul iradesinin örtülü açıklanması olarak yorumlanır.

Sözleşmenin kurulması için tarafların sözleşmenin esaslı noktaları üzerinde anlaşmış olması gerekir. Esaslı noktalar, sözleşmenin türüne göre değişir; örneğin bir satışta satılan şey ve bedel, bir kirada kiralanan şey ve kira bedeli esaslı unsurlardandır. Taraflar esaslı noktalarda anlaşmışsa, ikincil noktalarda henüz anlaşma bulunmaması sözleşmenin kurulmasını kural olarak engellemez; ikincil konular işin niteliğine göre tamamlanır.

ii. Öneri (İcap) Nedir?

Öneri, bir kişinin belirli bir sözleşmeyi belirli şartlarla yapmaya hazır olduğunu karşı tarafa bildiren, bağlayıcı nitelikte bir irade beyanıdır. Öneri, karşı tarafın kabulüyle birlikte sözleşmeyi kurma gücüne sahiptir; bu nedenle sıradan bir görüşme daveti veya fiyat teklifi ile öneri birbirinden ayrılmalıdır. Bir ilanın, katalogun veya web sitesindeki fiyat listesinin öneri mi yoksa öneriye davet mi olduğu, somut ifadenin bağlayıcılık niyeti taşıyıp taşımadığına göre belirlenir.

Süreli Öneri

TBK m. 3 uyarınca öneren, kabul için bir süre belirlemişse bu süre içinde önerisiyle bağlıdır. Karşı taraf, süre dolmadan kabul beyanını ulaştırırsa sözleşme kurulur. Süre geçtikten sonra gelen kabul, artık yeni bir öneri niteliğindedir ve ilk önereni bağlamaz.

Süresiz Öneri

Süre belirtilmeksizin yapılan önerilerde durum, tarafların hazır olup olmamasına göre ayrılır:

  • Hazır olanlar arasında yapılan öneri (TBK m. 4): Karşı taraf hemen cevap vermezse öneren önerisiyle bağlı kalmaz. Telefon, görüntülü görüşme veya yüz yüze müzakereler bu kapsamda değerlendirilir.
  • Hazır olmayanlar arasında yapılan öneri (TBK m. 5): Öneren, cevabın uygun bir sürede kendisine ulaşmasını beklemek durumundadır; bu süre geçmeden önerisinden dönemez.

iii. Kabul Nasıl Açıklanır?

Kabul, önerinin şartlarına aynen uygun bir irade beyanıdır. Kabul beyanında öneriden farklı, ek veya değiştirilmiş şartlar bulunuyorsa bu beyan kabul değil, yeni bir öneri sayılır. Uygulamada taraflar arasında birden çok teklif ve karşı teklif değişimi (revize teklifler, ek şartlar) yaşanabilir; her yeni teklif önceki önerinin yerini alır ve karşı tarafın onu kabul etmesi gerekir.

Zımni (Örtülü) Kabul

TBK m. 6 uyarınca, öneride bulunan kişi karşı tarafın cevabını beklemesini gerektirmeyecek şekilde bir işlemin niteliğine veya ticari teamüle göre kabulün açıkça bildirilmesini beklemiyorsa, sözleşme; önerinin ulaştığı andan itibaren makul bir süre içinde reddedilmediği takdirde kurulmuş sayılır. Bu hüküm, özellikle sürekli iş ilişkilerinde ve ticari hayatta önem taşır; taraflar arasında daha önce benzer işlemler yapılmışsa yeni bir öneriye sessiz kalınması, kabul olarak yorumlanabilir.

Fiilen ifaya başlanması da örtülü kabulün en somut örneğidir. Örneğin bir yüklenici, kendisine gönderilen sipariş üzerine imalata başlarsa bu davranış, açık bir kabul beyanı olmasa dahi sözleşmenin kurulduğunu gösterir.

iv. Öneriden Dönme

TBK m. 7 uyarınca öneren, önerisinden dönme hakkını saklı tutmuşsa önerisiyle bağlı olmaz. Ayrıca öneriden dönme beyanı, karşı tarafa önerinin kendisinden önce veya onunla birlikte ulaşırsa öneri hiç yapılmamış sayılır. Öneriden dönmenin geçerli olabilmesi için karşı tarafın henüz kabul beyanında bulunmamış veya bu beyanı öğrenmemiş olması gerekir; aksi hâlde sözleşme kurulmuş ve dönme beyanı sonuç doğurmaz.

v. İlan Yoluyla Ödül Sözü Verme

TBK m. 8, belirli bir sonucun gerçekleştirilmesi karşılığında ödül sözü verilmesini düzenler. Burada öneri, belirsiz sayıda kişiye yöneltilmiştir ve sonucu gerçekleştiren herhangi bir kişi, ödülü talep edebilir. Ödül vaadinden dönme, ancak ilan edildiği şekilde ve sonuç henüz gerçekleşmeden yapılabilir.

vi. Sözleşme Ne Zaman ve Nerede Kurulmuş Sayılır?

Hazır olanlar arasında yapılan sözleşmelerde kabul anında ve mekânında sözleşme kurulur. Mektup, e-posta gibi yazışma yoluyla yapılan sözleşmelerde ise kabul beyanının önerene ulaştığı an ve yer esas alınır. Bu husus, özellikle ifa yerinin ve dolayısıyla yetkili mahkemenin belirlenmesinde önem taşır.

Elektronik ortamda kurulan sözleşmelerde (e-posta, mesajlaşma uygulamaları, elektronik sipariş formları) kabul beyanının karşı tarafın sunucusuna ulaştığı an, kural olarak ulaşma anı olarak kabul edilir. Uygulamada tarafların bu konuda ayrıca sözleşme veya genel işlem koşulu ile düzenleme yapması, ispat sorunlarını azaltır.

vii. Sözleşmenin Kurulması ile Geçerliliği Arasındaki Fark

Sözleşmenin kurulmuş olması, onun geçerli olduğu anlamına gelmez. İcap ve kabulün birleşmesiyle sözleşme kurulur; ancak tarafların ehliyeti, şekil şartı, sözleşmenin konusunun imkânsız veya kanuna aykırı olmaması gibi geçerlilik unsurları ayrıca aranır. Kurulmuş fakat geçersiz bir sözleşme, taraflar arasında hüküm doğurmaz veya iptal edilebilir nitelikte kalır.

viii. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Sözleşmenin kurulup kurulmadığına ilişkin uyuşmazlıklarda görev, tarafların sıfatına ve uyuşmazlığın konusuna göre belirlenir. İki tacir arasındaki ticari nitelikli sözleşmelerde asliye ticaret mahkemesi, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.

Yetki bakımından HMK m. 6’daki davalının yerleşim yeri kuralı ile sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin yetkisi (HMK m. 10) birlikte değerlendirilir. Sözleşmenin nerede ve ne zaman kurulduğu, ifa yerinin belirlenmesinde dolaylı olarak önem taşıyabilir.

ix. İspat Sorunları

Sözleşmenin kurulup kurulmadığı, uygulamada en çok tartışılan konulardan biridir. Taraflardan biri sözleşmenin hiç kurulmadığını, diğeri ise kurulduğunu iddia edebilir. İspat yükü, sözleşmenin varlığını iddia eden tarafa aittir.

Başlıca deliller şunlardır:

  • yazılı teklif, sipariş formu ve onay yazışmaları,
  • e-posta ve mesajlaşma kayıtları,
  • fatura ve irsaliyeler,
  • fiilen ifaya başlandığını gösteren belgeler,
  • tanık beyanları (ticari işlerde ve niteliğine göre diğer uyuşmazlıklarda),
  • ticari teamül ve taraflar arasındaki önceki uygulamalar.

HMK m. 200 ve devamındaki senetle ispat kuralları, belirli bir tutarın üzerindeki hukuki işlemler bakımından dikkate alınmalıdır.

x. Sık Yapılan Hatalar

  • Fiyat teklifini her zaman bağlayıcı bir öneri sanmak; oysa bazı teklifler yalnızca öneriye davet niteliğindedir.
  • Süreli önerilerde sürenin geçtiğini fark etmeden kabul beyanı göndermek.
  • Zımni kabulün oluştuğu durumları (fiilen ifaya başlama, sessiz kalma) fark etmemek.
  • Kabul beyanında öneriden farklı şartlar ekleyip bunun hâlâ kabul sayılacağını düşünmek.
  • Elektronik yazışmalarda kabulün ulaşma anını belgelememek.
  • Sözleşmenin kurulmuş olmasıyla geçerli olmasını birbirine karıştırmak.

xi. Hukuki Değerlendirme

Sözleşmenin ne zaman kurulduğunun doğru tespiti, sonraki tüm hukuki değerlendirmelerin temelini oluşturur. Temerrüt tarihinin belirlenmesi, faiz başlangıcı, ifa yerinin tespiti ve yetkili mahkemenin bulunması hep bu ana bağlıdır. Yazışmaların düzenli saklanması, tekliflerin açık ve süreli verilmesi, kabul beyanlarının gecikmeden ve ispatlanabilir şekilde gönderilmesi ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.

Somut bir sözleşme ilişkisinin ne zaman ve hangi şartlarla kurulduğunun tespiti, ticari ve bireysel uyuşmazlıklarda belirleyici olabilir. Bu konudaki değerlendirme ve dava süreçleri için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Kanunda özel bir şekil şartı öngörülmedikçe evet. Ancak ispat açısından yazılı belge bulunmaması ciddi güçlük yaratabilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

TBK m. 1 · TBK m. 3 · TBK m. 4 · TBK m. 6 · TBK m. 8