Tazminat Hukuku · · ≈12 dk okuma
27 Mayıs 1960 Darbesi Mağdurları ve Mirasçılarına Tazminat
7248 sayılı Kanun kapsamında 27 Mayıs mağdurları ve mirasçıları için tazminat, başvuru süresi, itiraz ve Danıştay sürecini inceleyin.
7248 sayılı Kanun, 27 Mayıs 1960 askerî darbesi sonrasında Yüksek Soruşturma Kurulu ve Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalardan zarar gören kişiler ile mirasçıları için özel bir tazminat yolu öngörmüştür. Bununla birlikte bu düzenleme, darbe döneminde zarar gördüğünü ileri süren herkese açık, süresiz ve genel bir tazminat hakkı değildir. Kanunun kapsamı, başvuru süresi ve tazmin edilebilecek zarar kalemleri oldukça sınırlıdır.
7248 Sayılı Kanunun Amacı ve Hukuki Niteliği
23 Haziran 2020 tarihinde kabul edilen ve 1 Temmuz 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7248 sayılı Kanun ile 12 Haziran 1960 tarihli ve 1 sayılı Geçici Kanun'un Yüksek Adalet Divanı ile Yüksek Soruşturma Kuruluna hukuki dayanak oluşturan hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunun 1. maddesi, 27 Mayıs 1960 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde yürürlüğe konulmuştur.
7248 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi üç temel sonuç doğurmuştur:
- Yüksek Adalet Divanının hükümsüz hâle gelen kararlarının adli sicil ve arşiv kayıtlarından silinmesi,
- Kurul ve Divan tarafından soruşturulan veya kovuşturulan kişilerin manevi zararlarının karşılanması,
- Bu kişilerin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden doğan maddi zararlarının tazmin edilmesi.
Bu düzenleme, klasik anlamda Türk Borçlar Kanunu'na dayanan genel bir haksız fiil tazminatı değildir. Kanun koyucunun belirli bir tarihsel döneme, belirli kurumların işlemlerine ve belirli zarar kalemlerine özgü olarak oluşturduğu istisnai bir idari başvuru yoludur.
Kimler 7248 Sayılı Kanun Kapsamında Hak Sahibi Sayılır?
Kanun kapsamında tazminat talep edilebilmesi için yalnızca kişinin 27 Mayıs 1960 darbesi nedeniyle herhangi bir şekilde zarar görmüş olması yeterli değildir.
Hak sahipliği için öncelikle zarar gören kişi hakkında:
- Yüksek Soruşturma Kurulu tarafından soruşturma yürütülmüş olması veya
- Yüksek Adalet Divanı tarafından kovuşturma ya da yargılama yapılmış olması
aranmaktadır.
Zarar gören kişi hayattaysa kendisi, vefat etmişse mirasçıları başvuru hakkına sahip kabul edilmiştir. Ancak mirasçılık sıfatının veraset ilamı veya nüfus kayıtlarıyla ispatlanması gerekir.
Danıştay 10. Dairesinin 19 Şubat 2025 tarihli, E.2022/6283, K.2025/736 sayılı kararında da zarar gören veya muris hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu ya da Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülmüş bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunması, tazminat hakkının ön şartı olarak kabul edilmiştir. Salt gözaltına alınma, görevden uzaklaştırılma, sürgün edilme veya malvarlığı kaybı iddiası, bu kurumlarla bağlantılı bir soruşturma veya kovuşturma tespit edilemiyorsa 7248 sayılı Kanun kapsamında yeterli görülmemektedir.
Yeni Başvuru Yapılması Hâlen Mümkün mü?
7248 sayılı Kanun, Komisyonun çalışma usul ve esaslarının Resmî Gazete'de yayımlanmasını izleyen üç ay içinde başvuru yapılmasını zorunlu tutmuştur.
Komisyonun Çalışma Usul ve Esasları 24 Şubat 2021 tarihli ve 31405 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Komisyonun resmî açıklamasına göre başvuru süresi 25 Şubat 2021 tarihinde başlamış ve 25 Mayıs 2021 tarihinde mesai saati bitiminde sona ermiştir.
Bu nedenle güncel durumda yeni bir ilk başvuru yapılması kural olarak mümkün değildir. Komisyonun güncel resmî sayfasında yeni veya uzatılmış genel bir başvuru dönemi ilan edilmemiştir.
Bugün devam edebilecek işlemler esas itibarıyla:
- Süresinde yapılmış başvuruların sonuçlandırılması,
- Komisyon kararlarına karşı itiraz,
- İtiraz kararlarına karşı Danıştayda dava açılması,
- Kesinleşen tazminat kararlarının ödenmesi
ile sınırlıdır.
Süresi içinde başvuru yapmamış kişiler bakımından yeni bir başvuru hakkı doğabilmesi, ancak yeni bir kanuni düzenleme veya açık bir süre uzatımı yapılmasıyla mümkün olabilir.
Manevi Tazminatın Kapsamı
7248 sayılı Kanun'a göre Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle uğranılan manevi zararlar Hazine tarafından karşılanır.
Manevi tazminatın belirlenmesinde her başvuru için aynı sabit tutarın uygulanması söz konusu değildir. Danıştay 10. Dairesinin E.2022/6022, K.2025/686 sayılı kararında Komisyonun şu ölçütleri dikkate aldığı belirtilmiştir:
- Kişi hakkında soruşturma yürütülmüş olması,
- Yüksek Adalet Divanı tarafından verilen kararın niteliği,
- İdam, müebbet hapis, süreli hapis veya beraat gibi yargılama sonucu,
- Gözaltı, tutukluluk ve infaz nedeniyle özgürlükten yoksun kalınan toplam süre,
- Kişinin dönemin koşullarındaki sosyal ve ekonomik konumu,
- Soruşturma, kovuşturma veya infaz sırasında ölüm meydana gelip gelmediği,
- İdam cezasının infaz edilip edilmediği.
Danıştay, bu kriterlerin olayın ağırlığı, uğranılan elem ve ızdırap, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşabileceğini kabul etmiştir. Bununla birlikte her dosyanın kendi arşiv kayıtları, tutukluluk süresi ve yargılama sonucu çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Maddi Tazminatın Kapsamı Sanıldığından Daha Dardır
7248 sayılı Kanun, darbe döneminde uğranılan bütün maddi zararların karşılanmasını öngörmemektedir.
Kanun kapsamında maddi tazminat yalnızca kişinin malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesinden kaynaklanan zararları için mümkündür. Bu nedenle aşağıdaki zararlar, tek başına 7248 sayılı Kanun kapsamında maddi tazminat hakkı doğurmaz:
- Geçici olarak el konulan ancak müsadere edilmeyen eşyalar,
- Çalışılamayan dönemlere ilişkin kazanç kaybı,
- Ticari faaliyetin durması,
- Mesleki itibar kaybı,
- Taşınmazın kullanılamaması,
- Görevden çıkarılma nedeniyle kaybedilen maaş ve özlük hakları,
- Dolaylı ekonomik zararlar.
Danıştay 10. Dairesinin E.2022/6022, K.2025/686 sayılı kararında, soruşturma sırasında el konulmuş fakat hakkında müsadere kararı verilmemiş malvarlığı değerlerinin 7248 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilemeyeceği açıkça kabul edilmiştir. Daireye göre Kanun, bütün maddi zararları değil, yalnızca müsadere edilmiş malvarlığı değerlerinden doğan zararları kapsamaktadır.
Bu ayrım önemlidir. Bir malın fiilen alınmış, kullanılamamış veya iade edilmemiş olması ile hukuken müsadere edilmiş olması aynı şey değildir. Maddi tazminat talebinde müsadere kararının ve bu kararın hangi malvarlığı değerine ilişkin olduğunun ortaya konulması gerekir.
Zarar Miktarının Tam Olarak Belirlenememesi
7248 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin yedinci fıkrasına göre, maddi zararın meydana geldiği kesin olmakla birlikte aradan geçen zaman nedeniyle tutarı teknik olarak belirlenemiyorsa hakkaniyete uygun bir miktara karar verilebilir.
Bu hüküm, zarar gören kişiyi müsadere şartını ispatlama yükünden kurtarmaz. Öncelikle müsadere edilmiş bir malvarlığı değerinin bulunduğu tespit edilmelidir. Hakkaniyete göre belirleme yalnızca zarar tutarının hesaplanmasında devreye girer.
Örneğin 1960 yılında müsadere edilen bir taşınırın veya ticari malın tam piyasa değerine bugün ulaşılamaması hâlinde Komisyon, mevcut kayıtlar ve ekonomik veriler üzerinden hakkaniyete uygun bir tazminat belirleyebilir. Ancak ortada müsadere kararı yoksa hakkaniyet hükmü kullanılarak yeni bir zarar kalemi oluşturulamaz.
Mirasçıların Tazminat Hakkı
Zarar gören kişi vefat etmişse mirasçıları süresi içinde başvuruda bulunabilmiştir. Manevi tazminat tutarı mirasçıların kişisel üzüntülerine göre değil, doğrudan zarar gören muris esas alınarak belirlenir.
Belirlenen toplam tutar, başvuruda bulunan mirasçılara miras payları oranında ödenir. Komisyonun resmî duyurusunda her bir mirasçının ayrı başvuru yapması gerektiği, yalnızca başvuru yapan mirasçının kendi miras payı oranında ödeme alabileceği açıklanmıştır.
Bu nedenle bir mirasçının yaptığı başvuru, diğer bütün mirasçılar adına kendiliğinden sonuç doğurmaz. Süresi içinde başvuru yapıp yapmadığı ve Komisyon kararında hak sahibi olarak gösterilip gösterilmediği her mirasçı yönünden ayrı incelenmelidir.
Komisyon İncelemesinde Kullanılabilecek Deliller
Komisyon incelemeyi dosya üzerinden yapmaktadır. Başvuru sahibi veya mirasçıların aşağıdaki belgeleri sunması önem taşır:
- Mirasçılık belgesi,
- Nüfus kayıt örnekleri,
- Yüksek Soruşturma Kurulu dosyaları,
- Yüksek Adalet Divanı kararları,
- Gözaltı, tutuklama ve ceza infaz kayıtları,
- Müsadere kararları,
- Tapu, banka, şirket ve vergi kayıtları,
- Malvarlığına ilişkin envanter ve değer tespit belgeleri,
- Daha önce yapılan başvuru ve itiraz dilekçeleri,
- Tebligat evrakı,
- Komisyon kararının aslı veya onaylı örneği.
7248 sayılı Kanun, Komisyona ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri gerçek kişilerden, tüzel kişilerden ve kamu kurumlarından isteme yetkisi vermiştir. Kamu kurumları talep edilen belgeleri belirlenen süre içinde göndermek zorundadır.
Bununla birlikte Komisyonun arşiv araştırması yapabilmesi, başvuru sahibinin iddialarını somutlaştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Hangi soruşturma, hangi karar, hangi müsadere işlemi ve hangi zarar kaleminin ileri sürüldüğü açıkça gösterilmelidir.
Komisyon Kararına İtiraz Süresi
Komisyon kararına karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyona itiraz edilebilir.
İtiraz:
- Doğrudan Komisyona veya
- Valiliklerin İl Yazı İşleri Müdürlüğü aracılığıyla
yapılabilir.
İtiraz için herhangi bir ücret alınmaz. İtiraz dilekçesinde yalnızca Komisyon kararının yanlış olduğu ileri sürülmemeli; eksik incelenen arşiv kayıtları, hatalı miras payı, dikkate alınmayan tutukluluk süresi, mevcut müsadere kararı veya tazminat hesabındaki somut hata ayrı ayrı açıklanmalıdır.
On beş günlük sürenin kaçırılması, Komisyon kararının kesinleşmesine ve Danıştay yolunun kaybedilmesine neden olabilir. Süre, karar tarihinden değil, usulüne uygun tebliği izleyen günden itibaren hesaplanır.
Danıştayda Dava Açılması
Komisyonun ilk kararına karşı doğrudan dava açılması yerine, öncelikle Kanunda düzenlenen 15 günlük itiraz yolunun kullanılması gerekir. İtiraz üzerine verilen karara karşı ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda dava açılabilir.
7248 sayılı Kanun'da Danıştayda açılacak dava için ayrıca özel bir süre düzenlenmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesindeki genel 60 günlük dava açma süresi uygulanır. Bu süre, itiraz üzerine verilen kararın tebliğini izleyen günden itibaren başlar. İYUK'a göre özel kanunda ayrı süre bulunmayan hâllerde Danıştayda dava açma süresi 60 gündür.
Davanın görevli mercii yerel idare mahkemesi veya bölge idare mahkemesi değildir. Dava doğrudan Danıştayda açılır. Uygulamada bu uyuşmazlıklar Danıştay 10. Dairesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla incelenmektedir.
Kanun, bu davaların acele işlerden sayılacağını belirtmiştir. Danıştay kararına karşı ise kararın tebliğini izleyen 30 gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz başvurusu yapılabilir. Bölge idare mahkemesinde istinaf aşaması bulunmamaktadır.
Dava Harcı ve Vekâlet Ücreti
Komisyona yapılan ilk başvurularda ve Komisyona yöneltilen itirazlarda ücret alınmaz.
İtiraz kararına karşı Danıştayda açılacak davalarda:
- Karar ve ilam harcı maktu alınır.
- Dava sonunda hükmedilecek karşı vekâlet ücreti maktu olarak belirlenir.
Bu özel düzenleme, uyuşmazlığın miktarı yüksek olsa dahi nispi karar ve ilam harcı ile nispi karşı vekâlet ücreti uygulanmasını önlemektedir.
Tazminata Faiz Uygulanır mı?
7248 sayılı Kanun'da tazminatın 1960 yılından itibaren yasal faiziyle ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Danıştay 10. Dairesinin E.2022/6022, K.2025/686 sayılı kararında, Komisyon tarafından kabul edilen manevi tazminata 1960 yılından itibaren faiz işletilmesi talebi reddedilmiştir. Daire, 7248 sayılı Kanun'un özel ve istisnai bir tazminat yolu oluşturduğunu, Kanunda faiz öngörülmediğini ve 3095 sayılı Kanun'un bu kapsamda uygulanamayacağını değerlendirmiştir.
Komisyonun Çalışma Usul ve Esaslarına göre kesinleşen maddi veya manevi tazminat, talep üzerine dört ay içinde Hazine tarafından ödenmelidir. Kabul kararına itiraz edilmemişse, Komisyonun resmî duyurusuna göre karar, kimlik ve IBAN bilgilerini içeren bir dilekçeyle en yakın defterdarlık muhakemat müdürlüğüne veya mal müdürlüğüne başvurulması gerekir.
Ödemenin kesinleşmeden sonra dört aylık süre içinde yapılmaması hâlinde ortaya çıkabilecek faiz ve icra sorunları ise somut dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Güncel Danıştay Yaklaşımı
Danıştay 10. Dairesi, E.2022/6283, K.2025/736
Bu kararda davacı, murisinin darbe sonrasında sürgün edildiğini, malvarlığına el konulduğunu ve ağır zararlara uğradığını ileri sürmüştür. Ancak muris hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu veya Yüksek Adalet Divanı tarafından yürütülen bir soruşturma ya da kovuşturma tespit edilememiştir.
Danıştay, Kanunda aranan ön şartın gerçekleşmediği gerekçesiyle Komisyonun ret kararını hukuka uygun bulmuştur. Karar, darbe nedeniyle fiilen mağduriyet yaşandığı iddiasının tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Kurul veya Divan tarafından yürütülen yargısal sürecin arşiv kayıtlarıyla ortaya konulması gerekir.
Danıştay 10. Dairesi, E.2022/6022, K.2025/686
Bu kararda muris hakkında soruşturma ve kovuşturma bulunduğu kabul edilmiş ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş; ancak maddi tazminat ve faiz talepleri reddedilmiştir.
Danıştay:
- Manevi tazminatın soruşturma, hüküm, özgürlükten yoksun kalınan süre ve sosyal-ekonomik konum gibi ölçütlerle belirlenmesini hukuka uygun bulmuş,
- Müsadere kararı bulunmayan malvarlığı kayıplarının maddi tazminata konu edilemeyeceğini,
- 1960 yılından itibaren faiz uygulanamayacağını,
- Tazminatın miras payı oranında ödenmesinin hukuka uygun olduğunu
kabul etmiştir.
Her iki karar da Danıştay 10. Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunda temyiz yolu açık olan kararlardır. Bu nedenle kararların somut dosyalara uygulanmasında temyiz süreci ve daha sonraki içtihat gelişmeleri ayrıca kontrol edilmelidir.
Doktrindeki Görüşler ve Tartışmalar
7248 sayılı Kanun, öğretide yalnızca tazminat hükümleri bakımından değil, Yüksek Adalet Divanının hukuki dayanağının geçmişe etkili biçimde kaldırılması yönünden de tartışılmıştır.
Bir görüş, Kanunun demokratik meşruiyeti bulunmayan bir darbe yargılamasının sonuçlarını ortadan kaldırmaya ve mağdurların itibarını iade etmeye yönelik bir geçiş dönemi adaleti düzenlemesi olduğunu savunmaktadır.
Diğer görüşte ise yasama organının geçmişte verilmiş yargı kararlarını geriye etkili biçimde hükümsüz hâle getirmesinin kuvvetler ayrılığı, doğal hâkim ilkesi ve yargı bağımsızlığı bakımından tartışmalı olduğu; ayrıca düzenlemenin yalnızca 27 Mayıs dönemine özgülenmesinin seçicilik eleştirisine açık bulunduğu ifade edilmektedir.
Bu akademik tartışmalar önemli olmakla birlikte uygulamadaki tazminat uyuşmazlıklarında belirleyici olan, 7248 sayılı Kanun'un açık kapsamı ile Komisyon ve Danıştay tarafından benimsenen somut şartlardır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Bütün darbe mağdurlarının kapsamda olduğunu düşünmek
Kanun, 27 Mayıs döneminde zarar gören herkesi kapsamaz. Yüksek Soruşturma Kurulu veya Yüksek Adalet Divanı bağlantısı aranır.
Her maddi zararın talep edilebileceğini varsaymak
Gelir kaybı, mesleki zarar, geçici el koyma veya ticari kayıp tek başına yeterli değildir. Maddi tazminat için müsadere edilmiş bir malvarlığı değeri bulunmalıdır.
Başvuru süresinin hâlen devam ettiğini zannetmek
İlk başvuru süresi 25 Mayıs 2021 tarihinde sona ermiştir. Bugün yeni bir genel başvuru dönemi bulunmamaktadır.
Komisyon kararına doğrudan dava açmak
Öncelikle kararın tebliğini izleyen 15 gün içinde Komisyona bir defalık itiraz yapılmalıdır. Danıştay yolu itiraz kararından sonra açılır.
Tebligat tarihini dikkate almamak
İtiraz ve dava süreleri kararın düzenlendiği tarihten değil, usulüne uygun tebliği izleyen günden itibaren başlar.
Mirasçılık sıfatını yeterli belgeyle kanıtlamamak
Mirasçılık belgesi, miras payı ve başvuruyu yapan kişinin hak sahipliği açıkça gösterilmelidir.
Müsadere ile el koymayı birbirine karıştırmak
Fiilî el koyma, arama sırasında eşyanın alınması veya malın kullanılamaması, hukuken verilmiş bir müsadere kararıyla aynı değildir.
Sık Sorulan Sorular
7248 sayılı Kanun kapsamında bugün yeni başvuru yapılabilir mi?
Hayır. Genel başvuru süresi 25 Mayıs 2021 tarihinde sona ermiştir. Yeni başvuru için yeni bir kanuni düzenleme veya süre uzatımı gerekir.
Başvuru süresini kaçıran kişi doğrudan Danıştaya gidebilir mi?
Kural olarak hayır. Danıştay yolu, süresinde yapılmış bir başvuru üzerine verilen Komisyon kararına itiraz edilmesinden sonra kullanılabilir.
Mirasçılardan birinin başvurması diğerlerini de kapsar mı?
Hayır. Komisyonun açıklamasına göre her mirasçının ayrı başvuru yapması gerekir. Tazminat yalnızca başvuran mirasçıya miras payı oranında ödenir.
Darbe sonrasında el konulan bütün mallar için tazminat alınabilir mi?
Hayır. Maddi tazminat bakımından malvarlığı değerinin yalnızca alınmış veya kullanılamamış olması yeterli değildir. Müsadere edilmiş olması aranır.
Manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir?
Soruşturma ve yargılama süreci, verilen cezanın niteliği, tutukluluk ve infaz süresi, kişinin sosyal ve ekonomik konumu ile olayın ağırlığı dikkate alınır.
Komisyon kararına kaç gün içinde itiraz edilmelidir?
Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içinde itiraz edilmelidir.
İtiraz reddedilirse hangi mahkemede dava açılır?
İlk derece mahkemesi sıfatıyla doğrudan Danıştayda dava açılır. Yerel idare mahkemesi veya bölge idare mahkemesi görevli değildir.
Danıştay kararına karşı başvuru yolu var mıdır?
Danıştay dairesinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği karara karşı, tebliğden itibaren 30 gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz başvurusu yapılabilir.
Hukuki Değerlendirme
7248 sayılı Kanun, tarihsel bir mağduriyetin giderilmesine yönelik özel bir tazminat mekanizması oluşturmuş, ancak bu mekanizmayı dar bir kişi ve zarar çevresiyle sınırlandırmıştır.
Uygulamada en kritik meseleler şunlardır:
- Zarar gören hakkında Yüksek Soruşturma Kurulu veya Yüksek Adalet Divanı işlemi bulunup bulunmadığı,
- İlk başvurunun 25 Mayıs 2021 tarihine kadar yapılıp yapılmadığı,
- Maddi zarar iddiasının gerçek bir müsadere kararına dayanıp dayanmadığı,
- Komisyon kararının hangi tarihte tebliğ edildiği,
- On beş günlük itiraz ve altmış günlük dava sürelerinin korunup korunmadığı,
- Mirasçılık sıfatı ile miras payının doğru belirlenip belirlenmediği.
Bu şartlardan birinin bulunmaması, mağduriyetin tarihsel veya insani ağırlığından bağımsız olarak başvurunun reddedilmesine yol açabilir. Danıştayın yayımlanan kararları da Kanunun kapsamının genişletilmesi yerine lafzına bağlı ve sınırlı şekilde uygulandığını göstermektedir.
Günser + Partners ile İletişim
7248 sayılı Kanun kapsamındaki dosyalar; eski tarihli arşiv kayıtlarının incelenmesi, mirasçılık zincirinin belirlenmesi, müsadere kararlarının tespiti ve idari dava sürelerinin doğru hesaplanması bakımından özel çalışma gerektirir.
Komisyon kararı tarafınıza yeni tebliğ edilmişse, on beş günlük itiraz süresinin ve devamındaki Danıştay dava süresinin kaçırılmaması gerekir. Süresinde yapılmış başvurunuzun, Komisyon kararının veya ödeme sürecinin güncel mevzuat ve Danıştay kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Her dosya kendi belgeleri ve tebligat tarihleri üzerinden incelenmelidir. Buradaki açıklamalar somut bir uyuşmazlık hakkında başarı garantisi veya kesin hukuki kanaat niteliği taşımaz.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.