Tazminat Hukuku · · ≈16 dk okuma
Kalp Krizi İş Kazası Sayılır mı? SGK ve Tazminat Hakları
İşyerinde geçirilen kalp krizinin iş kazası sayılması, SGK bildirimi, tazminat şartları, ispat, zamanaşımı ve Yargıtay yaklaşımı ele alınıyor.
İşçinin işyerinde bulunduğu veya işi yürüttüğü sırada kalp krizi geçirmesi, sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası sayılabilir. Ancak olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edilmesi ile işverenin maddi ve manevi tazminat ödemekle sorumlu tutulması aynı şey değildir. İş kazasının tespiti daha geniş bir sosyal koruma anlayışına dayanırken işverenin tazminat sorumluluğu; kusur, yükümlülük ihlali, zarar ve uygun nedensellik bağının ayrıca kanıtlanmasını gerektirir.
İşyerinde Geçirilen Kalp Krizi İş Kazasıdır Denilebilir mi?
Tek cümleyle cevap vermek gerekirse: İşyerinde çalışma sırasında geçirilen kalp krizi, kural olarak iş kazası kapsamında değerlendirilebilir. Bununla birlikte olayın nerede ve hangi şartlarda meydana geldiği incelenmeden her kalp krizi hakkında aynı sonuca varılamaz.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi, iş kazasını belirli hâl ve zamanlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedensel ya da ruhsal olarak engelli hâle getiren olay şeklinde tanımlamaktadır.
Kanuna göre olayın;
- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
- İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle,
- İşçinin görevle işyeri dışında başka bir yere gönderildiği sırada,
- Emziren sigortalının süt izninde,
- İşverence sağlanan taşıtla işe gidiş veya işten dönüş sırasında
meydana gelmesi iş kazası değerlendirmesine imkân verebilir. 4/b kapsamındaki bağımsız çalışanlar bakımından ise olayın yürütülen iş nedeniyle meydana gelmesi aranır.
Kalp krizinin işyerinde meydana gelmesi, dışarıdan gelen darbe, zehirlenme veya fiziksel travma bulunmaması nedeniyle iş kazası niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Sosyal güvenlik hukuku bakımından belirleyici olan, olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde gösterilen hâllerden birinde gerçekleşmesi ve sigortalıda bedensel veya ruhsal bir zarar doğurmasıdır.
İş Kazası Tespiti ile İşverenin Tazminat Sorumluluğu Aynı Değildir
Kalp krizi dosyalarında en sık yapılan hata, olayın iş kazası sayılması ile işverenin kusurlu bulunmasını birbirine karıştırmaktır.
Bir kalp krizi SGK bakımından iş kazası sayıldığı hâlde işverenin maddi veya manevi tazminattan sorumlu tutulmaması mümkündür. Tersine, işverenin sağlık gözetimi yapmaması, işçinin bilinen rahatsızlığına rağmen ağır işte çalıştırılması veya acil müdahalede kusurlu gecikme yaşanması tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilir.
Tazminat davasında genel olarak şu unsurlar araştırılır:
- İşverenin yerine getirmediği bir hukuki yükümlülük bulunup bulunmadığı,
- İşverenin veya işveren vekilinin kusuru,
- İşçinin uğradığı maddi veya manevi zarar,
- Yükümlülük ihlali ile kalp krizi ya da zararın ağırlaşması arasındaki uygun nedensellik bağı.
Olayın yalnızca işyerinde meydana gelmesi, bu dört unsurun tamamının gerçekleştiğini göstermez.
Uygulanacak Mevzuat
5510 Sayılı Kanun'un 13. Maddesi
Kalp krizinin iş kazası olup olmadığı öncelikle 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre belirlenir. Maddede iş kazasının meydana gelebileceği hâller sınırlı olarak sayılmıştır.
Hizmet sözleşmesiyle çalışan işçi yönünden işyerinde bulunma veya işveren tarafından yürütülen işle bağlantı yeterli olabilir. İşçinin o sırada üretim yapıyor olması her olayda zorunlu değildir. İşverenin talimatıyla görevli gönderilme, işverenin sağladığı taşıtla ulaşım veya kanunda belirtilen diğer hâller de koruma alanındadır.
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
6331 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak zorundadır. İşveren;
- Mesleki riskleri önlemeli,
- Gerekli organizasyonu kurmalı,
- Risk değerlendirmesi yapmalı veya yaptırmalı,
- Alınan önlemlerin uygulanmasını denetlemeli,
- Çalışana görev verirken sağlık yönünden işe uygunluğunu dikkate almalıdır.
Kanun'un 15. maddesi işverene çalışanları sağlık gözetimine tabi tutma ve belirli durumlarda sağlık muayenelerini yaptırma yükümlülüğü yüklemektedir. İşe giriş, iş değişikliği, sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalar sonrası işe dönüş ve işin devamı sırasında yapılması gereken periyodik muayeneler kalp krizi dosyalarında doğrudan önem taşır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 417. Maddesi
Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi, işverenin işçinin kişiliğini koruma ve iş sağlığı ile güvenliğini sağlama borcunu düzenlemektedir.
İşverenin kanuna veya sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölmesi, vücut bütünlüğünün zedelenmesi ya da kişilik haklarının ihlal edilmesi hâlinde doğan zararlar sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre tazmin edilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da işverenin gözetme borcunun iş sözleşmesinden doğduğunu, iş kazasından kaynaklanan tazminat taleplerinde sözleşmeye aykırılık ile haksız fiil hükümlerinden doğan hakların yarışabileceğini kabul etmektedir.
Yargıtayın Kalp Krizine İlişkin Temel Yaklaşımı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2004/21-529, K. 2004/527, T. 13.10.2004
Bu kararda sigortalı, işyerindeki elektrik arızasını gidermekle görevliyken kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir.
İlk derece mahkemesi, ölümün yapılan işten kaynaklanmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise sigortalının işyerinde ve görevini yerine getirirken kalp krizi geçirmesini iş kazası saymıştır.
Kararın benimsediği temel ilke şudur: Sosyal güvenlik hukukunda kanunun öngördüğü yer ve zaman koşulu gerçekleşmişse, kalp krizinin mutlaka dışarıdan gelen fiziksel bir etkiyle meydana gelmesi aranmaz.
Karar, 506 sayılı mülga Kanun döneminde verilmiş olmakla birlikte aynı yaklaşım 5510 sayılı Kanun dönemindeki kararlarda da sürdürülmüştür.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/3429, K. 2013/26001, T. 27.12.2013
Davacılar, işyerinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden sigortalının ölümünün iş kazası olduğunun tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi, olayda dış etken bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sigortalının işyerinde çalışırken kalp krizi geçirdiğini ve bu olay sonrasında öldüğünü dikkate alarak olayın iş kazası sayılması gerektiğine karar vermiştir.
Daire, sosyal güvenlik mevzuatında bulunmayan ek ve sınırlayıcı şartlar yaratılmaması gerektiğini; kalp krizinin kaynağında işçinin kişisel sağlık durumunun bulunmasının iş kazası tespitini tek başına engellemeyeceğini kabul etmiştir.
Bu karar, kaynak metinde yanlış künye ile aktarılmıştır. Doğru karar numarası 2013/26001, karar tarihi ise 27.12.2013'tür.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/2599, K. 2021/7354, T. 01.06.2021
Bu karar iş kazası tespitinden çok, kalp krizi sonrasında işverenin ne ölçüde tazminattan sorumlu tutulacağını açıklaması bakımından önemlidir.
Olayda maden işçisi yer altında çalışırken kalp krizi geçirmiş ve sürekli iş göremezliğe uğramıştır. Yargıtay, kalp krizi dosyalarında soyut biçimde "kaçınılmazlık" oranı belirlenmesini doğru bulmamıştır.
Daireye göre işveren kusuru ile işçinin bünyesel faktörleri birbirinden ayrılmalıdır. İşçinin yaşı, genetik yapısı, önceki hastalıkları, yaşam alışkanlıkları ve kişisel sağlık riskleri doğrudan işverene yüklenemez. Buna karşılık çalışma koşullarının krizi tetikleyip tetiklemediği, sağlık kontrollerinin yapılıp yapılmadığı ve işçinin bünyesini zorlayan bir çalışmaya maruz bırakılıp bırakılmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
Yargıtay, bilirkişi heyetinde kardiyoloji uzmanı ile işyeri hekimliği ve iş sağlığı ve güvenliği alanında uzman kişilerin bulunmasını istemiştir.
Bu kararın ortaya koyduğu ayrım nettir: Bünyesel yatkınlık iş kazası tespitini engellemeyebilir; fakat işverenin tazminat sorumluluğunun kapsamını doğrudan etkileyebilir.
Önceden Kalp Hastalığı Bulunması İş Kazasını Engeller mi?
Hayır. İşçinin daha önce kalp rahatsızlığı geçirmiş olması, kalp pili taşıması, hipertansiyon veya damar hastalığı bulunması olayın iş kazası sayılmasına tek başına engel değildir.
Önceden var olan hastalık iki farklı aşamada farklı sonuç doğurur:
- İş kazası tespitinde: Hastalığın varlığı, olay kanunda gösterilen hâllerden birinde meydana gelmişse iş kazası niteliğini ortadan kaldırmayabilir.
- Tazminat davasında: Hastalığın krizin meydana gelmesindeki etkisi ile işyeri koşullarının etkisi ayrıştırılır.
İşverenin işçinin sağlık durumunu bilip bilmediği de önemlidir. İşçi sağlık raporlarını sunmuş, işyeri hekimi rahatsızlığı tespit etmiş veya işveren hastalık nedeniyle daha önce görev değişikliği yapmışsa buna rağmen işçinin ağır ve riskli bir işte çalıştırılması kusur değerlendirmesini değiştirebilir.
Buna karşılık işverenin bilmediği ve yapılan olağan sağlık kontrollerinde tespit edilmesi mümkün olmayan kişisel bir rahatsızlık nedeniyle gerçekleşen kalp krizinde işverene kusur yüklenmesi mümkün olmayabilir.
İşveren Hangi Durumlarda Tazminattan Sorumlu Tutulabilir?
Her dosya kendi delilleriyle değerlendirilmekle birlikte aşağıdaki durumlar işverenin kusuruna işaret edebilir:
- İşe giriş veya periyodik sağlık muayenelerinin yaptırılmaması,
- Bilinen kalp hastalığına rağmen işçinin sağlık durumuna uygun olmayan işte çalıştırılması,
- Aşırı ve sürekli fazla çalışma yaptırılması,
- Gece vardiyalarının veya çalışma temposunun sağlık yönünden değerlendirilmemesi,
- Aşırı sıcak, soğuk, ağır fiziksel efor veya yoğun stres koşullarının kontrol edilmemesi,
- İşyerinde yeterli ilk yardım organizasyonunun bulunmaması,
- Ambulans çağrılmasında veya hastaneye sevkte kusurlu gecikme yaşanması,
- Sağlık raporlarının ve işyeri hekiminin önerilerinin dikkate alınmaması,
- Risk değerlendirmesinde çalışanların sağlık durumlarının gözetilmemesi.
Bunlardan birinin bulunması tek başına tazminat kararı verilmesi için yeterli olmayabilir. İhlalin kalp krizine veya krizin ağır sonuçlarına etkisi tıbbi ve teknik delillerle ortaya konulmalıdır.
İş Kazası Sonrasında SGK Tarafından Sağlanabilecek Haklar
Kalp krizi iş kazası olarak kabul edilirse sigortalı veya ölümü hâlinde hak sahipleri, şartları gerçekleştiği ölçüde şu haklardan yararlanabilir:
- Geçici iş göremezlik ödeneği,
- Sürekli iş göremezlik geliri,
- Hak sahiplerine ölüm geliri,
- Evlenme ödeneği,
- Cenaze ödeneği.
İş kazası sigortasından sağlanan haklar bakımından kural olarak belirli bir prim günü aranmaz. Sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 azaldığının belirlenmesi gerekir. İş kazası sonucu ölüm hâlinde hak sahiplerine ölüm geliri bağlanması için ayrıca belirli bir sigortalılık süresi veya prim günü şartı bulunmamaktadır.
SGK tarafından sağlanan gelir ve ödenekler ile işverenden istenebilecek tazminat birbirinin aynısı değildir. Kurum tarafından karşılanmayan zararların, işverenin sorumluluk şartları gerçekleştiğinde ayrıca talep edilmesi mümkündür.
İşverenden Hangi Tazminatlar İstenebilir?
Kalp Krizinin Bedensel Zararla Sonuçlanması
İşçi hayatta kalmış ancak çalışma gücü kaybına uğramışsa talep edilebilecek başlıca zararlar şunlardır:
- SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve bakım giderleri,
- Geçici çalışamama nedeniyle oluşan kazanç kaybı,
- Sürekli çalışma gücü kaybından kaynaklanan zarar,
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar,
- Şartları varsa bakıcı ve sürekli bakım giderleri,
- Manevi tazminat.
Maddi zarar hesabında işçinin yaşı, geliri, çalışma gücü kaybı oranı, kusur dağılımı, aktif ve pasif dönem kazançları ile SGK tarafından yapılan ve tazminattan indirilmesi gereken ödemeler incelenir.
Kalp Krizinin Ölümle Sonuçlanması
Ölüm hâlinde hak sahipleri ve diğer ilgililer, şartları varsa:
- Cenaze giderlerini,
- Ölümden önceki tedavi giderlerini,
- Ölümden önce oluşan çalışma gücü kaybını,
- Destekten yoksun kalma tazminatını,
- Manevi tazminatı
talep edebilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı yalnızca mirasçılara tanınmış bir hak değildir. Ölen kişinin düzenli ve sürekli desteğinden yararlandığını kanıtlayan kişiler de somut olayın koşullarına göre talepte bulunabilir.
Kalp Krizi İş Kazası Olarak Nasıl Bildirilir?
5510 sayılı Kanun ve 6331 sayılı Kanun uyarınca 4/a kapsamındaki işçinin geçirdiği iş kazası;
- Kazanın meydana geldiği yerdeki yetkili kolluk birimine derhâl,
- Sosyal Güvenlik Kurumuna kazadan sonraki üç iş günü içinde
bildirilmelidir.
Olay işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmiş ve işveren olaydan daha sonra haberdar olmuşsa üç iş günlük süre, olayın öğrenildiği tarihten başlayabilir.
İşverenin, kalp krizinin kişisel hastalıktan kaynaklandığını düşünerek bildirim yapmaması doğru değildir. Bildirim yapmak, işverenin kusuru kabul ettiği anlamına gelmez. Olayın iş kazası olup olmadığı SGK ve uyuşmazlık hâlinde iş mahkemesi tarafından belirlenir.
Süresinde bildirim yapılmaması idari para cezasına ve SGK tarafından yapılan bazı ödemelerin işverenden tahsiline yol açabilir.
İşveren Bildirim Yapmazsa İşçinin Hakkı Kaybolur mu?
Hayır. İşverenin bildirim yapmaması olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz.
İşçi veya ölüm hâlinde hak sahipleri, olayın iş kazası olarak incelenmesi için SGK'ya başvurabilir. Hastane kayıtları, ambulans belgeleri, işyeri kayıtları ve tanık anlatımlarıyla olayın çalışma sırasında meydana geldiği gösterilebilir.
SGK'nın olayı iş kazası olarak kabul etmemesi hâlinde iş kazasının tespiti davası açılabilir.
SGK'ya Başvuru Zorunluluğu ve Altmış Günlük Süre
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, kanunda belirtilen istisnalar dışında, dava açılmadan önce SGK'ya başvurulması zorunludur.
SGK başvuruya altmış gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için talebin açıkça reddedilmiş veya altmış günlük sürenin sonunda zımnen reddedilmiş olması gerekir. Kuruma başvuruda geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz.
İş kazası tespiti davası açılmadan önce SGK başvurusunun yapılıp yapılmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.
İş Kazasının Tespiti Davası Kime Karşı Açılır?
4/a kapsamındaki sigortalılar yönünden iş kazasının tespiti davasında SGK ile işveren arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Dava, kural olarak SGK'ya ve işverene birlikte yöneltilmelidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E. 2023/12535, K. 2024/344, T. 22.01.2024 sayılı kararında, iş kazasının tespiti hakkında işveren ve SGK yönünden tek ve infaz edilebilir bir hüküm kurulması gerektiği açıkça kabul edilmiştir.
Yalnızca SGK'ya veya yalnızca işverene dava açılması taraf teşkili sorunu doğurabilir. İşverenin kim olduğu, asıl işveren-alt işveren ilişkisi veya geçici iş ilişkisi tartışmalıysa ilgili tüm işverenlerin hukuki sıfatı ayrıca araştırılmalıdır.
4/b kapsamındaki bağımsız çalışanlar bakımından taraf yapısı farklıdır. Bu kişiler yönünden işveren bulunmadığından uyuşmazlığın esasen SGK'ya yöneltilmesi gerekir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş kazasının tespiti ile iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.
7036 sayılı Kanun'un 6. maddesine göre;
- Davalının yerleşim yeri,
- İşin veya işlemin yapıldığı yer,
- İş kazasının meydana geldiği yer,
- Zararın meydana geldiği yer,
- Zarar gören işçinin yerleşim yeri
mahkemesi, olayın niteliğine göre yetkili olabilir.
İş mahkemelerinin yetkisini kaldıran veya daraltan sözleşmeler geçersizdir.
Zorunlu Arabuluculuk Var mıdır?
İş kazasından veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk bulunmamaktadır.
7036 sayılı Kanun'un 3/3. maddesi, iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat, tespit, itiraz ve rücu davalarını dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında bırakmıştır. Bu nedenle iş kazası tazminat davası açılmadan önce zorunlu arabulucuya başvurulması gerekmez.
Tarafların ihtiyari arabuluculuğa başvurmalarına ise hukuki engel yoktur. Ancak SGK'nın taraf olduğu ve sosyal güvenlik statüsünü ilgilendiren iş kazası tespiti, tarafların serbestçe anlaşarak ortadan kaldırabileceği sıradan bir özel hukuk meselesi değildir.
Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında Yargıtay uygulamasında Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2018/906, K. 2024/104, T. 14.02.2024 sayılı kararında, işverenin sorumluluğunun sözleşmeden doğan gözetme borcuna aykırılığa dayanabileceği ve iş kazası tazminatlarında on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı kabul edilmiştir.
Bununla birlikte sürenin başlangıcı her dosyada mekanik biçimde yalnızca kaza tarihine bağlanamaz. Bedensel zararın gelişim gösterdiği, tedavinin devam ettiği veya sürekli iş göremezlik durumunun zaman içinde belirginleştiği olaylarda zararın kapsamının ne zaman öğrenildiği ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay, zarar görenin zararın varlığını, niteliğini ve dava açmaya elverişli esaslı unsurlarını öğrendiği tarihi önemsemektedir. Ancak her maluliyet raporu zamanaşımını yeniden başlatmaz. Zararda gerçek bir gelişim veya değişim bulunup bulunmadığı somut tıbbi kayıtlara göre incelenir.
Ölümle sonuçlanan olaylarda başlangıç çoğu kez ölüm tarihi üzerinden değerlendirilir. Yine de ceza soruşturması, önceki davalar, zamanaşımını kesen işlemler ve talep artırım tarihi birlikte incelenmelidir.
On yıllık sürenin uzun olduğu düşünülerek beklenmesi doğru değildir. Kamera kayıtları, vardiya belgeleri, işyeri hekimi kayıtları ve tanık anlatımları çok daha kısa sürede kaybolabilir.
İspat Yükü ve Kullanılabilecek Deliller
İş kazasının tespiti davasında olayın nerede, ne zaman ve hangi çalışma ilişkisi içinde meydana geldiğinin kanıtlanması gerekir. Tazminat davasında buna ek olarak işverenin kusuru, zarar ve nedensellik bağı incelenir.
Kalp krizi dosyalarında başlıca deliller şunlardır:
- Ambulans ve 112 çağrı kayıtları,
- Hastane başvuru kayıtları ve epikrizler,
- Anjiyo, yoğun bakım ve kardiyoloji kayıtları,
- Ölüm belgesi ve otopsi raporu,
- İşe giriş sağlık raporu,
- Periyodik muayene kayıtları,
- İşyeri hekimi dosyası,
- İşçinin önceki kalp ve damar hastalıklarına ilişkin kayıtlar,
- Vardiya çizelgeleri ve puantajlar,
- Fazla çalışma kayıtları,
- İşyerine giriş ve çıkış kayıtları,
- Kamera görüntüleri,
- İş kazası tutanağı,
- Risk değerlendirmesi,
- Acil durum ve ilk yardım planları,
- İş arkadaşlarının tanıklığı,
- İşveren ile işçi arasındaki mesaj ve e-postalar,
- Kolluk veya savcılık dosyası,
- SGK inceleme ve denetim raporları.
İşyerinde geçirilen kalp krizinde yalnızca ölüm belgesine veya tanık anlatımına dayanmak çoğu kez yeterli değildir. Krizin işyeri koşullarıyla ilişkisi ve işverenin kusuru tıbbi belgelerle teknik kayıtların birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Delillerin kaybolma ihtimali varsa HMK'nın 400. maddesi uyarınca dava açılmadan önce delil tespiti istenebilir. Delil tespiti için delilin daha sonra elde edilmesinin imkânsız veya önemli ölçüde güç hâle gelme ihtimali bulunmalıdır.
Bilirkişi Heyeti Nasıl Oluşturulmalıdır?
Kalp krizi, yalnızca iş güvenliği uzmanlarının değerlendirebileceği bir konu değildir.
Sağlıklı bir inceleme için dosyanın niteliğine göre bilirkişi heyetinde;
- Kardiyoloji uzmanı,
- İşyeri hekimliği konusunda bilgi sahibi hekim,
- İş sağlığı ve güvenliği uzmanı,
- Yapılan işin sektörüne uygun teknik uzman
bulunmalıdır.
Heyet şu sorulara somut cevap vermelidir:
- İşçinin kalp krizi yönünden kişisel riskleri nelerdir?
- Çalışma koşulları kalp krizini tetiklemiş midir?
- İşveren sağlık gözetimi yükümlülüğünü yerine getirmiş midir?
- İşçinin sağlık durumuna uygun görev verilmiş midir?
- Fazla çalışma, gece vardiyası, sıcaklık, ağır efor veya stresin etkisi nedir?
- Acil müdahale süreci yeterli midir?
- İşveren kusuru ile işçinin bünyesel özelliklerinin etkisi hangi orandadır?
Kalp krizini "yüzde 50 kaçınılmazlık" gibi soyut bir oranla açıklayan, bünyesel faktörleri işveren kusurundan ayırmayan rapor hükme esas alınmamalıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.06.2021 tarihli kararı da bu yöndedir.
Doktrindeki Görüşler ve Tartışmalar
Öğretide işverenin iş kazasından doğan sorumluluğunun hukuki niteliği uzun süredir tartışılmaktadır. Kusur sorumluluğu, objektifleştirilmiş kusur ve tehlike sorumluluğu görüşleri ileri sürülmüştür.
Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi ve güncel Yargıtay uygulaması, işverenin gözetme borcuna aykırılıktan doğan sorumluluğunu esas itibarıyla sözleşmeye aykırılık temelinde ele almaktadır. İş sağlığı ve güvenliği kurallarının ihlali aynı zamanda haksız fiil niteliği de taşıyabilir. Bu nedenle sözleşmeye aykırılık ve haksız fiilden doğan taleplerin yarışması mümkündür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı açıklarken Kemal Oğuzman'ın "İş Kazası veya Meslek Hastalığından Doğan Zararlardan İşverenin Sorumluluğu" başlıklı çalışmasına da atıf yapmıştır.
Güncel öğretide de işverenin kusurunun tespitinde yalnızca yazılı mevzuata uyulup uyulmadığının değil, bilimsel ve teknik gelişmelerin gerektirdiği önlemlerin alınıp alınmadığının incelenmesi gerektiği belirtilmektedir. Bununla birlikte işveren, işçinin tamamen kişisel bünyesinden kaynaklanan ve çalışma koşullarıyla nedensel bağlantısı bulunmayan sağlık risklerinden sorumlu tutulamaz.
Kalp krizi dosyalarındaki temel doktriner sorun da burada ortaya çıkar: Sosyal sigorta koruması geniş yorumlanırken özel hukuk tazminatının işverene yüklenebilmesi için kusur ve nedensellik bağı somut olarak gösterilmelidir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Kalp krizini kişisel hastalık sayarak bildirim yapmamak
İşveren, tıbbi nedeni kendi değerlendirmesiyle belirleyerek iş kazası bildiriminden kaçınamaz. Bildirim yapılması kusurun kabulü anlamına gelmez.
İş kazası tespiti ile kusuru aynı kabul etmek
Olayın iş kazası sayılması işverenin otomatik olarak kusurlu olduğu anlamına gelmez.
SGK'ya başvurmadan dava açmak
İş kazası tespiti talebinde 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki SGK başvurusu dava şartı niteliğindedir.
Davayı yalnızca işverene veya yalnızca SGK'ya yöneltmek
4/a kapsamındaki iş kazası tespiti davalarında işveren ve SGK zorunlu dava arkadaşıdır.
Tıbbi kayıtları eksik toplamak
İşçinin yalnızca olay günündeki hastane kaydı değil, önceki kardiyoloji ve işyeri hekimi kayıtları da incelenmelidir.
Bünyesel faktörü kaçınılmazlık olarak göstermek
İşçinin kişisel sağlık riskleri ile hukuki anlamdaki kaçınılmazlık aynı kavram değildir.
Kardiyolog bulunmayan bilirkişi raporuna dayanmak
Kalp krizinin nedeni ve işyeri koşullarının etkisi tıbbi uzmanlık gerektirir.
Delillerin kendiliğinden mahkemeye geleceğini düşünmek
Kamera görüntüleri, elektronik yazışmalar, vardiya kayıtları ve işyeri belgeleri zamanında talep edilmezse kaybolabilir.
Zamanaşımını yalnızca maluliyet raporu tarihinden başlatmak
Her yeni rapor zamanaşımını yeniden başlatmaz. Zararda gerçek bir gelişim bulunup bulunmadığı araştırılır.
Sık Sorulan Sorular
Mesai sırasında geçirilen her kalp krizi iş kazası mıdır?
Olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesindeki hâllerden birinde meydana gelmesi ve sigortalıda bedensel veya ruhsal zarar doğurması gerekir. İşyerinde çalışma sırasında gerçekleşen kalp krizi çoğunlukla iş kazası kapsamında değerlendirilir. Ancak her olay kendi şartlarıyla incelenmelidir.
İşçinin önceden kalp hastası olması iş kazasını engeller mi?
Hayır. Önceden kalp hastalığının bulunması iş kazası tespitini tek başına engellemez. Bu hastalık, işverenin tazminat sorumluluğu ve kusur oranı belirlenirken önem kazanır.
İşveren kalp hastalığını bilmiyorsa sorumlu olur mu?
İşverenin hastalığı bilmemesi her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Gerekli sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı ve hastalığın olağan sağlık gözetimiyle tespit edilip edilemeyeceği araştırılır.
Evden çalışırken geçirilen kalp krizi iş kazası sayılır mı?
Uzaktan çalışma sırasında işçinin gerçekten işini yürütüp yürütmediği, çalışma saatleri, işveren talimatları, bilgisayar kayıtları ve olay anındaki faaliyet incelenir. İş ile olay arasındaki bağlantı kanıtlanırsa iş kazası kabulü mümkündür.
Mesai dışında işyerinde geçirilen kalp krizi iş kazası mıdır?
İşçinin işyerinde bulunma nedeni önemlidir. İşin gereği, işveren talimatı veya çalışma ilişkisi nedeniyle işyerinde bulunuyorsa iş kazası kabul edilebilir. Tamamen kişisel nedenle bulunma hâlinde farklı değerlendirme yapılabilir.
Ambulansın geç çağrılması işverenin sorumluluğunu doğurur mu?
Gecikmenin ölüm veya bedensel zararın ağırlaşmasına etkisi tıbben belirlenirse işverenin hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.
Bildirim yapılmadıysa tazminat davası açılamaz mı?
Bildirim yapılmaması hakkı ortadan kaldırmaz. Önce SGK'ya başvurularak olayın iş kazası olarak incelenmesi istenebilir; ret hâlinde tespit davası açılabilir.
İş kazası tazminatında arabuluculuk zorunlu mudur?
Hayır. İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla bağlantılı tespit, itiraz ve rücu davalarında zorunlu arabuluculuk uygulanmaz.
İş mahkemesi kararına karşı istinaf ve temyiz mümkün müdür?
Kararın niteliği ve yıllık parasal kesinlik sınırları dikkate alınarak istinaf ve şartları varsa temyiz yoluna başvurulabilir. 7036 sayılı Kanun uyarınca kanun yolu süreleri kararın taraflara tebliğiyle işlemeye başlar.
Hukuki Değerlendirme
Kalp krizinin iş kazası sayılıp sayılmayacağı ile işverenin tazminat sorumluluğu birbirinden ayrılmadan sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşılması mümkün değildir.
Sosyal güvenlik hukuku, sigortalının korunmasını esas alır. Kalp krizinin işyerinde çalışma sırasında meydana gelmesi hâlinde, dışarıdan gelen fiziksel bir etki bulunmadığı gerekçesiyle olayın iş kazası niteliği reddedilemez.
Tazminat hukukunda ise daha ayrıntılı bir inceleme gerekir. İşverenin sağlık gözetimi yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, çalışma koşullarının krizi tetikleyip tetiklemediği, işçinin kişisel sağlık riskleri ve acil müdahale süreci birlikte değerlendirilmelidir.
Önceden kalp hastalığı bulunan işçinin ağır işte çalıştırılması işverenin kusurunu artırabilir. Buna karşılık bütün sağlık ve güvenlik önlemlerini alan işveren, çalışma koşullarıyla bağlantısı bulunmayan kişisel bir rahatsızlığın sonuçlarından otomatik olarak sorumlu tutulamaz.
Dosyanın sonucu tek bir tanık anlatımına, iş kazası tutanağına veya genel nitelikte bir bilirkişi raporuna bırakılamaz. Kalp krizi vakalarında tıbbi kayıtlar, çalışma belgeleri ve iş sağlığı ve güvenliği dosyası birlikte incelenmelidir.
Günser + Partners ile İletişim
Kalp krizi nedeniyle yürütülecek iş kazası ve tazminat süreçlerinde SGK başvurusunun yapılmaması, yanlış tarafa dava açılması, sağlık kayıtlarının eksik toplanması veya çalışma belgelerinin zamanında korunmaması ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Olayın iş kazası niteliğinin, işverenin kusurunun, SGK'dan talep edilebilecek hakların ve maddi-manevi tazminat şartlarının güncel mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Her uyuşmazlık; kalp krizinin gerçekleştiği yer ve zaman, işçinin sağlık geçmişi, yapılan işin niteliği, çalışma koşulları, işverenin bildiği sağlık riskleri ve eldeki deliller dikkate alınarak ayrıca incelenmelidir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz
Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.