Blog / İş Hukuku
SGK Rücu Davası Nedir? İş Kazasında Kurumun İşverene Başvurması
· ≈7 dk okuma · İş Hukuku
SGK'nın iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle işverene ve üçüncü kişilere açtığı rücu davası, şartları, peşin sermaye değeri, sorumluluğun sınırı ve zamanaşımı.
Bir iş kazası veya meslek hastalığı meydana geldiğinde Sosyal Güvenlik Kurumu, sigortalıya veya hak sahiplerine kanunda öngörülen yardımları yapar. Geçici iş göremezlik ödeneği ödenir, tedavi masrafları karşılanır, sürekli iş göremezlik geliri veya ölüm hâlinde hak sahiplerine gelir bağlanır.
Ancak Kurum bu ödemeleri her zaman kesin olarak üstlenmez. Olayın meydana gelmesinde işverenin veya üçüncü kişilerin sorumluluğu varsa, Kurum yaptığı ödemeleri sorumlulardan geri isteyebilir. Uygulamada rücu davası denilen bu dava, işverenler bakımından iş kazasının çoğu zaman en yüksek tutarlı sonucudur; çünkü işçinin açtığı tazminat davasından bağımsız olarak ve ona ek olarak açılır.
i. Rücu Davasının Hukuki Dayanağı
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 21, iş kazası ve meslek hastalığında işverenin ve üçüncü kişilerin sorumluluğunu düzenler. Buna göre iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ve ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere Kuruma ödenir.
Ayrıca 5510 sayılı Kanun m. 23, sigortalıyı bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde ayrı bir sorumluluk öngörür. Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kuruma bildirilmemişse, bildirimden önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hâllerinde Kurumca yapılan ve ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri toplamı işverenden tahsil edilir.
Bu iki maddenin dayanağı farklıdır. Birincisi işverenin kusuruna, ikincisi ise bildirim yükümlülüğünün ihlaline dayanır. İkincisinde işverenin kusuru dahi aranmaz.
ii. Rücu Davasının Şartları
Sigortalıyı etkileyen bir iş kazası veya meslek hastalığı bulunmalıdır
Olayın 5510 sayılı Kanun anlamında iş kazası ya da meslek hastalığı sayılması gerekir. Kurumun bu yönde bir tespiti veya buna dayalı bir gelir bağlama işlemi bulunmalıdır.
Kurum tarafından ödeme yapılmış ya da gelir bağlanmış olmalıdır
Rücu edilebilecek kalemler; geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, hak sahiplerine bağlanan gelirler ve kanunda öngörülen diğer ödemelerdir. Gelirler bakımından hesap, bağlandığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri üzerinden yapılır.
İşverenin kusuru veya mevzuata aykırı hareketi bulunmalıdır
Sorumluluğun temeli, işverenin kastı ya da işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına aykırı davranışıdır. Bu nedenle rücu davalarında da kusur incelemesi yapılır ve bilirkişi heyetinden kusur raporu alınır. İşverenin kusursuz olduğu sonucuna varılırsa dava reddedilir.
Nedensellik bağı kurulmalıdır
İşverenin aykırı davranışı ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. Tamamen öngörülemez ve önlenemez bir olayda bu bağ kurulamaz.
iii. Sorumluluğun Sınırı: İşçinin İsteyebileceği Tutar
Rücu davasının en önemli sınırı kanunda açıkça yazılıdır: Kurumun isteyebileceği tutar, sigortalının veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlıdır.
Bunun anlamı şudur:
- Kurumun rücu alacağı, işverenin kusur oranıyla sınırlıdır. İşverenin kusuru yüzde kırk ise Kurumun yaptığı ödemenin tamamı değil, kusura düşen kısmı istenebilir.
- Sigortalının kendi kusuru ve varsa üçüncü kişilerin kusuru düşülür.
- Hesaplama yapılırken, sigortalının gerçek zararının işverene yüklenebilecek kısmı üst sınırı oluşturur.
Bu nedenle rücu davasında yalnız Kurumun ödediği tutar değil, aynı zamanda sigortalının kuramsal zararı ve kusur dağılımı da hesaplanır. Uygulamada mahkemeler, hem kusur bilirkişisinden hem de aktüer ya da hesap bilirkişisinden rapor alır.
iv. Bildirimsiz Çalıştırmada Farklı Sonuç
Sigortalı işe giriş bildirgesi verilmeden, yani kayıt dışı çalışan bir kişinin iş kazası geçirmesi hâlinde durum farklıdır. Bu ihtimalde Kurum, yaptığı ve yapacağı ödemelerin tamamını işverenden isteyebilir; işverenin kusuru bulunup bulunmadığı tartışılmaz.
Bu, sigortasız çalıştırmanın en ağır mali sonuçlarından biridir. İşveren yalnız idari para cezası ve prim borcuyla değil, kaza hâlinde bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tamamıyla karşı karşıya kalabilir. Ayrıca sigortasız çalışma, işçinin açtığı tazminat davasında da işverenin kusurunu ağırlaştıran bir unsur olarak değerlendirilir.
Önemle belirtmek gerekir ki, sigortasız çalışma sigortalının haklarını ortadan kaldırmaz. Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine yardımlarını yapar; ardından bunları işverenden tahsil eder.
v. Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu
Kaza üçüncü bir kişinin kusuru sonucu meydana gelmişse, Kurum yaptığı ödemeleri o kişiden de isteyebilir. Bu durum özellikle trafik kazası niteliğindeki iş kazalarında, servis aracıyla yolculuk sırasında yaşanan kazalarda veya işyerine mal getiren bir aracın sebep olduğu olaylarda gündeme gelir.
Üçüncü kişinin sorumluluğu da kusur oranıyla sınırlıdır. Kaza aynı anda hem işverenin hem üçüncü kişinin kusuruyla meydana gelmişse, Kurum her birinden kendi kusuruna düşen kısmı isteyebilir.
Üçüncü kişi bir sigorta poliçesi kapsamındaysa, sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminatı ve poliçe şartları çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
vi. Rücu Davasında Zamanaşımı
Rücu alacağı kanundan doğan bir alacaktır. Uygulamada zamanaşımı süresi, Kurumun ödeme yaptığı veya gelir bağlama işleminin kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Her bir ödeme kalemi için sürenin başlangıcı ayrı ayrı belirlenir; sonradan yapılan artışlar veya yeni ödemeler bakımından ek dava açılabilir.
Zarar bir suçtan doğmuşsa, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin uygulanması gündeme gelir. Ölümlü iş kazalarında bu husus, uzun süre sonra açılan davalarda önem taşır.
Zamanaşımı def'i, davalı tarafından süresi içinde ve açıkça ileri sürülmelidir. Mahkeme resen dikkate almaz.
vii. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Rücu davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. Yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bu yetki kuralı kesindir.
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan rücu davaları, dava şartı arabuluculuk kapsamı dışındadır. Bu nedenle rücu davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekmez.
Kurumun taraf olduğu bu davalarda, Kuruma başvuru zorunluluğuna ilişkin kural davacı Kurum bakımından uygulanmaz; söz konusu zorunluluk, Kuruma karşı dava açacak kişiler içindir.
viii. İşverenin Savunma İmkânları
Rücu davasında işverenin başlıca savunmaları şunlardır:
- Olayın iş kazası veya meslek hastalığı sayılmaması: Kurum tespiti bağlayıcı değildir; nitelendirme mahkemece yeniden değerlendirilebilir.
- Kusursuzluk: Bütün mevzuat yükümlülüklerinin yerine getirildiğinin belgelerle ortaya konması.
- Kusur oranının düşük olması: Sigortalının kusuru, üçüncü kişinin kusuru veya kaçınılmazlık payının bulunması.
- Peşin sermaye değeri hesabına itiraz: Gelir bağlama işleminin, iş göremezlik oranının veya hesap yönteminin hatalı olması.
- Üst sınır itirazı: Kurumun istediği tutarın, sigortalının işverenden isteyebileceği tazminatı aşması.
- Zamanaşımı: Sürenin dolmuş olması.
- Daha önce yapılan ödemeler: İşçiye doğrudan yapılan ödemelerin niteliğinin ve mahsup edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi.
Bu savunmaların hemen tamamı belgeye dayanır. Bu nedenle işverenin kaza tarihindeki İSG dokümantasyonunu eksiksiz muhafaza etmesi, rücu davasında belirleyici olur.
ix. Kaçınılmazlık ve Kusurun Paylaştırılması
Kaçınılmazlık, hukuken öngörülemeyen veya öngörülse bile alınacak tedbirlerle önlenemeyen durumu ifade eder. Bilirkişi raporlarında bazen kusur oranlarının bir kısmı kaçınılmazlığa ayrılır.
Kaçınılmazlık payı, kural olarak işverene yüklenmez; zararın o kısmı kimseye yüklenemeyen bir alan olarak kalır ve rücu alacağından düşülür. Ancak kaçınılmazlığın gerçekten var olup olmadığı sıkı biçimde denetlenmelidir. Mevzuatın öngördüğü bir tedbirin alınmadığı hâllerde kaçınılmazlıktan söz edilemez.
x. İşçinin Açtığı Tazminat Davası ile İlişkisi
Rücu davası ile sigortalının açtığı maddi ve manevi tazminat davası birbirinden farklıdır ancak birbirini etkiler:
- Sigortalının maddi tazminat hesabında, Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri kural olarak indirilir. Böylece aynı zararın iki kez tazmini önlenir.
- Manevi tazminat, Kurum ödemeleriyle karşılanmayan bağımsız bir kalemdir ve rücu davasına konu olmaz.
- İki dosyada farklı kusur oranlarına ulaşılması çelişki yaratır. Bu nedenle dosyaların birbirine getirtilmesi ve raporların karşılaştırılması istenir.
İşveren bakımından toplam mali risk, işçiye ödenecek tazminat ile Kuruma ödenecek rücu alacağının toplamıdır. Bu nedenle kaza sonrası yapılacak sulh görüşmelerinde yalnız işçiyle anlaşmak yeterli değildir; Kurumun rücu alacağı ayrıca hesaplanmalıdır.
xi. Sık Yapılan Hatalar
- Sigortasız çalıştırmanın yalnız idari para cezasıyla sonuçlanacağını sanmak,
- İşçiyle sulh olunca Kurumun da alacağının sona erdiğini düşünmek,
- Peşin sermaye değeri hesabına hiç itiraz etmemek,
- Kusur raporunun sigortalıya ilişkin dosyayla çelişmesini fark etmemek,
- Zamanaşımı def'ini süresinde ileri sürmemek,
- Kaza tarihindeki İSG belgelerini saklamamak,
- Alt işveren ilişkisinde asıl işverenin sorumluluğunu göz ardı etmek,
- Üçüncü kişinin sorumluluğunu ve sigorta teminatını araştırmamak.
xii. Hukuki Değerlendirme
Rücu davası, iş kazasının işveren açısından en kolay hafife alınan ancak çoğu zaman en yüksek tutarlı sonucudur. Bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri, işçiye ödenecek tazminatı aşabilir. Buna karşılık savunma imkânları da geniştir: kusur oranı, üst sınır kuralı, hesap yöntemi ve zamanaşımı üzerinden ciddi indirimler sağlanabilir.
Sigortalı bildirimi yapılmadan çalıştırma ise bu alandaki en ağır risktir; kusur tartışması dahi yapılmadan bütün ödemelerin işverene yüklenmesi sonucunu doğurabilir. İş kazası sonrası Kurum işlemlerinin takibi, rücu davasında savunma stratejisinin kurulması ve peşin sermaye değeri hesabına itiraz için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Kusura dayalı rücu için işverenin kastı veya mevzuata aykırı hareketi aranır. Buna karşılık sigortalının bildirilmemiş olması hâlinde, kusur aranmaksızın Kurumun ödemeleri işverenden istenebilir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
İlgili mevzuat
5510 SK m. 21 · 5510 SK m. 23 · 6331 SK m. 4 · TBK m. 417 · 7036 SK m. 4
Bu yazı İş Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
İş Hukuku — İlgili Yazılar
- İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri Nelerdir?
- Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davası, SGK Tespiti ve Zamanaşımı
- İş Kazasında İşverenin Cezai Sorumluluğu Nedir? Taksir, Şikâyet ve Yargılama
- Sürekli İş Göremezlik Geliri Nedir? Şartları, Oranı ve İtiraz Yolu
- Kalp Krizi İş Kazası Sayılır mı? SGK ve Tazminat Hakları
- İş Kazası Tazminat Davası: Şartları, Süresi ve Tazminat Hesabı