İçeriğe geç

Blog / İş Hukuku

İş Kazasında İşverenin Cezai Sorumluluğu Nedir? Taksir, Şikâyet ve Yargılama

· ≈7 dk okuma · İş Hukuku

İş kazası sonrası ceza soruşturmasının işleyişi, taksirle öldürme ve yaralama suçları, bilinçli taksir, kimlerin şüpheli olduğu, şikâyet süresi ve tazminat davasına etkisi.

Ölümlü veya yaralanmalı bir iş kazasından sonra iki ayrı hukuki süreç birlikte yürür. Bunlardan ilki, zarar görenin veya yakınlarının açtığı tazminat davasıdır. İkincisi ise savcılık tarafından resen yürütülen ceza soruşturmasıdır. Bu iki süreç birbirinden bağımsız olmakla birlikte, ceza dosyasında toplanan deliller çoğu zaman tazminat davasının da temelini oluşturur.

İş kazalarında cezai sorumluluk kural olarak taksire dayanır. Yani işverenin veya sorumlu kişilerin kazayı isteyerek meydana getirdiği değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak öngörülebilir bir sonuca yol açtığı kabul edilir.

i. İş Kazasında Hangi Suçlar Gündeme Gelir?

İş kazası sonucuna göre şu suçlar söz konusu olabilir:

  • Taksirle öldürme: Kazada çalışanın hayatını kaybetmesi hâlinde uygulanır. Birden fazla kişinin ölümü ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte başkalarının yaralanması hâlinde ceza artırılır.
  • Taksirle yaralama: Çalışanın bedenine acı verilmesi, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olunması hâlinde uygulanır. Yaralamanın sonuçlarına göre (duyularda veya organlarda işlev zayıflaması, kemik kırığı, iyileşme süresi, sürekli sakatlık gibi) ceza ağırlaşır.
  • Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması: Patlama, yangın, göçük gibi olaylarda ayrıca gündeme gelebilir.
  • İşin durdurulması kararına uymama gibi mevzuata özgü aykırılıklar da ayrıca değerlendirilir.

İstisnai hâllerde, alınmayan tedbirlerin niteliği ve failin sonucu öngörmesine rağmen kabullenmiş olması ölçüsünde olası kast tartışması yapılabilir. Ancak uygulamada esas olan taksirdir; olası kast, ancak çok ağır ve süreklilik gösteren ihlallerde gündeme gelir.

ii. Taksir ve Bilinçli Taksir Ayrımı Neden Önemlidir?

Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Bilinçli taksir ise kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi hâlidir.

Ayrımın iş kazalarında iki pratik sonucu vardır:

  1. Ceza miktarı: Bilinçli taksir hâlinde ceza artırılır.
  2. Şikâyet şartı: Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır. Ancak bilinçli taksir hâlinde şikâyet aranmaz; savcılık resen soruşturur.

İş kazalarında bilinçli taksir değerlendirmesi genellikle şu olgulara dayanır: daha önce aynı riskin İSG kurulunda görüşülmüş olması, iş güvenliği uzmanının onaylı deftere yazdığı uyarının giderilmemesi, iş müfettişi tespitine rağmen tedbirin alınmaması, aynı işyerinde benzer bir kazanın daha önce yaşanmış olması, koruyucusu sökülmüş makinenin bilerek çalıştırılması.

iii. Ceza Soruşturması Nasıl İşler?

Ölümlü veya ağır yaralanmalı iş kazası kolluğa veya savcılığa bildirildiğinde süreç şöyle ilerler:

  1. Olay yeri incelemesi: Kolluk ve savcılık olay yerine gider, olay yeri fotoğraflanır, ekipmana elkonulabilir.
  2. Ölüm hâlinde ölü muayenesi ve otopsi: Ölüm nedeninin belirlenmesi için yapılır.
  3. İfadeler: Kazazede veya yakınları, tanıklar, ustabaşı, işveren vekili, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi dinlenir.
  4. Belge toplanması: Risk değerlendirme raporu, eğitim kayıtları, kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları, periyodik bakım ve kalibrasyon belgeleri, onaylı defter, kurul tutanakları, SGK bildirimi, sağlık raporları istenir.
  5. İş müfettişi incelemesi: Bakanlık müfettişlerince düzenlenen inceleme raporu dosyaya girer.
  6. Bilirkişi kusur raporu: Genellikle iş güvenliği uzmanlığı ve ilgili teknik alanda uzman bilirkişilerden oluşan heyetten kusur raporu alınır.
  7. İddianame veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, kararın tebliğinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir.

iv. Kimler Şüpheli Olabilir?

İş kazalarında cezai sorumluluk kişiseldir; tüzel kişiler hakkında ceza verilmez. Bu nedenle şirketin değil, kazadan sorumlu gerçek kişilerin durumu incelenir. Uygulamada şu kişiler şüpheli sıfatıyla yer alabilir:

  • İşveren gerçek kişi ise kendisi; tüzel kişi ise yönetim organı üyeleri veya işyerinden sorumlu yönetici,
  • İşyerini sevk ve idare eden işveren vekili, fabrika müdürü, şantiye şefi,
  • Ustabaşı, formen, vardiya amiri gibi doğrudan talimat veren kişiler,
  • İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi, kendi görev alanlarındaki ihmalleri ölçüsünde,
  • Alt işveren ve onun yetkilileri,
  • Bazı hâllerde makine üreticisi, bakım firması veya proje sorumlusu.

Şirketin yönetim kurulu üyeleri bakımından, sırf sıfat nedeniyle sorumluluk kabul edilmez. Belirleyici olan, işyerindeki İSG organizasyonunda fiilen görev ve yetki dağılımının nasıl yapıldığıdır. Yetki devrinin yazılı, açık ve gerçek olması; devredilen kişinin karar alma ve harcama yetkisiyle donatılmış bulunması aranır. Yalnız kâğıt üzerinde yapılmış, fiilen uygulanmayan bir yetki devri sorumluluğu kaldırmaz.

v. Kusur Raporunun Rolü

Ceza yargılamasında kusur raporu, cezai sorumluluğun belirlenmesinde belirleyici bir belgedir. Raporun;

  • kazanın oluş şeklini teknik olarak açıklaması,
  • ihlal edilen mevzuat hükümlerini tek tek göstermesi,
  • her bir kişi bakımından ayrı ayrı kusur değerlendirmesi yapması,
  • kusur ile sonuç arasındaki nedensellik bağını ortaya koyması

gerekir. Kusur oranlarının hiçbir gerekçe gösterilmeden verildiği veya bütün sorumluluğun çalışana yüklendiği raporlara karşı ayrıntılı ve teknik itiraz yapılmalıdır. Soyut itirazlar sonuç doğurmaz.

Ceza dosyasındaki kusur raporu ile tazminat davasındaki rapor farklı sonuçlara ulaşabilir. Ceza hukukunda kusur, cezalandırılabilirlik bakımından; tazminat hukukunda ise zararın paylaştırılması bakımından değerlendirilir.

vi. Şikâyet Süresi ve Uzlaştırma

Taksirle yaralama suçunda soruşturma ve kovuşturma kural olarak şikâyete bağlıdır. Şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Bilinçli taksirle işlenmiş olması hâlinde ise şikâyet aranmaz.

Şikâyete bağlı taksirle yaralama suçu uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaşma sağlanması hâlinde kamu davası açılmaz veya açılmışsa düşer. Ancak uzlaşma, işverenin hukuki sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; uzlaşma metninde tazminat konusunun ne şekilde düzenlendiği önemlidir. Geniş kapsamlı bir ibra iradesi taşıyan uzlaşma metni, sonradan açılacak tazminat davasında tartışma yaratabilir.

Taksirle öldürme suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık resen soruşturur ve uzlaştırma kapsamında değildir.

vii. Ceza Davası Tazminat Davasını Etkiler mi?

İki dava birbirinden bağımsızdır; ancak aralarında önemli bağlantılar vardır:

  • Bekletici mesele: Hukuk mahkemesi, ceza dosyasındaki maddi olgu tespitlerini beklemeyi uygun görebilir. Ancak bekletmek zorunda değildir.
  • Maddi vakıa tespitleri bağlayıcıdır: Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararındaki maddi olguya ilişkin tespitler hukuk hâkimini bağlar. Örneğin kazanın nasıl gerçekleştiğine ilişkin kesin tespit yeniden tartışılmaz.
  • Beraat kararı tazminat sorumluluğunu kaldırmaz: Ceza hukukunda aranan kusur eşiği ile tazminat hukukundaki kusur değerlendirmesi aynı değildir. Delil yetersizliğinden beraat, tazminat davasında işverenin kusursuz olduğu anlamına gelmez.
  • Ceza zamanaşımının etkisi: Tazminat talebi bir suç oluşturan fiilden doğmuşsa, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresi tazminat talebine de uygulanabilir. Bu kural, özellikle uzun süre sonra açılan davalarda önem taşır.

viii. SGK Bildirimi Yapılmaması Suç Oluşturur mu?

İş kazasının Sosyal Güvenlik Kurumuna kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilmemesi, kural olarak idari yaptırım gerektirir ve Kurumun yaptığı masrafların işverenden istenmesi sonucunu doğurabilir. Bu, tek başına bir suç değildir.

Ancak kazanın hiç bildirilmemesi, olay yerinin değiştirilmesi, kayıtların sonradan düzenlenmesi veya gerçeğe aykırı belge oluşturulması hâlinde resmî belgede sahtecilik, suç delillerini gizleme veya benzeri suçlar gündeme gelebilir. Kaza sonrası makinenin koruyucusunun aceleyle takılması veya eğitim föylerinin geriye dönük imzalatılması, uygulamada en sık karşılaşılan ve en ağır sonuç doğuran davranışlardır.

ix. Görevli Mahkeme ve Yargılama

Taksirle öldürme ve taksirle yaralama suçlarında görevli mahkeme, öngörülen ceza miktarına göre belirlenir; bu suçlar bakımından kural olarak asliye ceza mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesidir; iş kazalarında bu, kazanın gerçekleştiği yerdir.

Ölen çalışanın yakınları ile yaralanan çalışan, ceza davasına katılan sıfatıyla dâhil olabilir. Katılma talebi, dosyayı inceleme, delil sunma ve karara karşı kanun yoluna başvurma imkânı sağladığından, yakınların bu talebi zamanında yapması önemlidir.

x. Sık Yapılan Hatalar

  • Kaza sonrası olay yerini delil tespiti yapılmadan değiştirmek,
  • Eğitim ve bakım kayıtlarını geriye dönük düzenlemeye çalışmak,
  • Yetki devrini yalnız kâğıt üzerinde yapıp fiilî organizasyona yansıtmamak,
  • Şikâyete bağlı yaralama suçunda altı aylık süreyi kaçırmak,
  • Uzlaşma metnini tazminat sonuçlarını değerlendirmeden imzalamak,
  • Kusur raporuna teknik dayanak göstermeden itiraz etmek,
  • Ceza dosyasındaki beraat kararının tazminat davasını sonlandıracağını sanmak,
  • Ceza dosyasını hiç takip etmeden yalnız tazminat davasına odaklanmak,
  • Katılma talebinde bulunmayı ihmal etmek.

xi. Hukuki Değerlendirme

İş kazasının ceza boyutu, çoğu zaman tazminat sürecinin gölgesinde kalır. Oysa ceza soruşturması, olay hakkındaki en kapsamlı delil toplama faaliyetidir ve burada üretilen kusur raporu ile müfettiş raporu, sonraki bütün süreçleri etkiler. Kaza sonrası ilk günlerde yapılan veya yapılmayan işler, hem çalışan hem işveren bakımından geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir.

İşveren tarafında en önemli koruma, kaza öncesinde kurulmuş gerçek bir İSG organizasyonu ve açık bir yetki dağılımıdır. Zarar gören tarafta ise ceza dosyasına katılan sıfatıyla dâhil olmak, delillere erişim ve kusur raporuna etkili itiraz bakımından belirleyicidir. İş kazası sonrası ceza soruşturması, kusur raporuna itiraz, katılma talebi ve tazminat sürecinin birlikte yürütülmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Hayır. Cezai sorumluluk için kusur ve nedensellik bağı aranır. Bütün tedbirlerin alındığı, öngörülemez ve önlenemez nitelikte bir olayda cezai sorumluluk doğmayabilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

İlgili mevzuat

TCK m. 22 · TCK m. 85 · TCK m. 89 · 6331 SK m. 4 · 6331 SK m. 14