Blog / İş Hukuku
İş Kazası Nedir? Tanımı, Bildirim Süresi ve SGK Süreci
· ≈6 dk okuma · İş Hukuku
İş kazasının kanuni tanımı, hangi olayların iş kazası sayıldığı, işverenin üç iş günlük bildirim yükümlülüğü, SGK soruşturması, iş kazası tespit davası ve sigortalıya sağlanan haklar.
İş kazası, sigortalının çalışma ilişkisi nedeniyle karşılaştığı ve bedence veya ruhça bir zarara uğramasına yol açan olaydır. Uygulamada iş kazası kavramı çoğu kişi tarafından yalnızca fabrika, şantiye veya makine kazası olarak düşünülür. Oysa kanuni tanım çok daha geniştir ve işyerinin dışında gerçekleşen pek çok olay da iş kazası sayılabilir.
Bir olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi yalnızca bir isimlendirme meselesi değildir. Bu nitelendirme; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sağlanacak yardımları, işverenin hukuki ve cezai sorumluluğunu, açılacak tazminat davasının türünü ve uygulanacak zamanaşımı süresini doğrudan belirler.
i. İş Kazası Nedir?
Sosyal güvenlik mevzuatı bakımından iş kazasının tanımı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 13'te yapılmıştır. Buna göre iş kazası, kanunda sayılan hâl ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise iş kazasını, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren ya da vücut bütünlüğünü ruhen veya bedenen etkileyen olay olarak tanımlar. İki tanım birbirini tamamlar; sosyal sigorta yardımları için 5510 sayılı Kanun, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri ve idari yaptırımlar için 6331 sayılı Kanun esas alınır.
Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için üç unsur birlikte aranır:
- Zarara uğrayan kişinin sigortalı olması,
- Ortada ani ve dıştan gelen bir olay bulunması,
- Olay ile zarar arasında ve olay ile iş arasında uygun illiyet (nedensellik) bağı bulunması.
ii. Hangi Olaylar İş Kazası Sayılır?
Kanunda sayılan başlıca hâller şunlardır:
- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olaylar,
- İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle meydana gelen olaylar,
- Sigortalının, işveren tarafından görevle başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen olaylar,
- Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda meydana gelen olaylar,
- Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen olaylar.
Bu kapsam oldukça geniştir. İşyerinde yemek molasında düşme, merdivenden kayma, elektrik çarpması, iş makinesinin devrilmesi, servis aracının kaza yapması, görevli gidilen şehirde otelde geçirilen bir olay dahi somut koşullara göre iş kazası sayılabilir.
Buna karşılık işçinin kendi özel aracıyla evinden işe gelirken geçirdiği kaza, kural olarak iş kazası değildir. Bu ayrım uygulamada en çok karıştırılan noktalardan biridir: belirleyici olan yolun kendisi değil, ulaşımın işverence sağlanan bir taşıtla yapılıp yapılmadığıdır.
iii. Hastalık ve Ruhsal Rahatsızlıklar İş Kazası Olur mu?
İşyerinde ortaya çıkan ani sağlık olaylarında değerlendirme, olayın işin yürütümüyle bağlantısına göre yapılır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre işyerinde çalışırken meydana gelen ani rahatsızlıklar, işin niteliği, çalışma temposu, stres ve fiziki zorlama gibi etkenlerle birlikte incelenir ve illiyet bağı kurulabildiği ölçüde iş kazası kabul edilebilir.
Zamana yayılarak, işin niteliği gereği tekrarlanan bir sebeple ortaya çıkan sağlık sorunları ise iş kazası değil meslek hastalığı kapsamında değerlendirilir. Ani ve dıştan gelen olay unsuru, iki kavramı birbirinden ayıran temel ölçüttür.
iv. İş Kazası Bildirimi Kim Tarafından, Ne Zaman Yapılır?
Bildirim yükümlülüğü kural olarak işverene aittir ve iki ayrı bildirim söz konusudur:
- Kolluğa bildirim: İşveren, iş kazasını derhâl kolluk kuvvetlerine bildirmekle yükümlüdür.
- SGK'ya bildirim: İş kazası, kazadan sonraki üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilir.
6331 sayılı Kanun m. 14 de işverene, iş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde Kuruma bildirme yükümlülüğü getirir. Ayrıca sağlık hizmeti sunucuları ve yetkili sağlık birimleri, kendilerine intikal eden iş kazası vakalarını Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
Sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa bildirimi kendisi yapar. İşverenin bildirim yapmaması hâlinde sigortalı, hak sahipleri veya yakınları da Kuruma başvurabilir; uygulamada işçinin veya ailesinin doğrudan başvurusu sıkça karşılaşılan bir durumdur.
v. Bildirim Yapılmazsa Ne Olur?
Bildirimin hiç yapılmaması, geç yapılması veya gerçeğe aykırı yapılması ciddi sonuçlar doğurur:
- İşveren hakkında idari para cezası uygulanır. Ceza tutarları her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir.
- Kurumca yapılan masraflar ve bağlanan gelirlerin peşin sermaye değeri, koşulları varsa işverenden istenebilir.
- Bildirim yapılmadığı için olay kayda geçmez; işçi daha sonra iş kazası tespiti için ayrıca dava açmak zorunda kalır.
- Delillerin kaybolması nedeniyle işçinin ispat yükü ağırlaşır.
Bildirimin geç yapılması iş kazasının varlığını ortadan kaldırmaz. Ancak geç bildirim, işverenin kusur değerlendirmesinde ve idari yaptırımlarda aleyhine sonuç doğurur.
vi. Kaza Sonrası Toplanması Gereken Deliller
İş kazası dosyalarında en büyük sorun, olayın üzerinden zaman geçtikten sonra delillerin bulunamamasıdır. Kaza anından itibaren şu belgelerin temin edilmesi önemlidir:
- Olay yeri tutanağı ve varsa kolluk tutanakları,
- İşyeri kamera kayıtları,
- Tanık işçilerin kimlik ve iletişim bilgileri,
- Acil servis kaydı, epikriz ve tüm hastane belgeleri,
- İşe giriş bildirgesi, hizmet dökümü ve bordrolar,
- İş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları,
- Kişisel koruyucu donanım zimmet belgeleri,
- Risk değerlendirme raporu,
- Periyodik bakım ve makine kontrol kayıtları.
Kamera kayıtlarının kısa sürede üzerine yazıldığı sıkça görülür. Bu nedenle kayıtların muhafazası için gecikmeden yazılı talepte bulunulması ve gerekirse delil tespiti yoluna gidilmesi yerinde olur.
vii. SGK Soruşturması ve İş Kazası Tespiti
Bildirim üzerine Kurum, olayın iş kazası olup olmadığını incelemek üzere denetim ve kontrolle görevli memurları aracılığıyla soruşturma yapar. Soruşturmada işyeri kayıtları incelenir, ifadeler alınır ve olay yeri değerlendirilir.
Soruşturma sonucunda olayın iş kazası sayılmasına karar verilirse sigortalı, iş kazası sigorta kolundan sağlanan haklardan yararlanır. Olayın iş kazası olmadığına karar verilirse sigortalı veya hak sahipleri, iş mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açabilir. Bu davada Kurum ve işveren birlikte hasım gösterilir.
viii. İş Kazasında Sigortalıya Sağlanan Haklar
5510 sayılı Kanun m. 16 uyarınca iş kazası sigortasından sağlanan başlıca haklar şunlardır:
- Sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi,
- Sürekli iş göremezlik durumunda sürekli iş göremezlik geliri bağlanması,
- Ölüm hâlinde hak sahiplerine gelir bağlanması,
- Hak sahibi kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi,
- Cenaze ödeneği verilmesi.
Geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde günlük kazancın yarısı, ayakta tedavilerde üçte ikisi oranında ödenir. Sürekli iş göremezlik geliri ise meslekte kazanma gücünün en az yüzde on oranında kaybedilmiş olması hâlinde gündeme gelir.
Kurumdan alınan bu ödemeler, işverene karşı açılacak tazminat davasından bağımsızdır. Ancak bağlanan gelirin peşin sermaye değeri, maddi tazminat hesabında denkleştirmeye tabi tutulur.
ix. Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş kazasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Bu yetki kuralına aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili rücu davaları, dava şartı arabuluculuk kapsamı dışındadır. Bu davalar için arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılabilir. Buna karşılık ücret, kıdem tazminatı gibi işçilik alacakları için arabuluculuk dava şartıdır.
x. Zamanaşımı
İş kazasından doğan tazminat talepleri, işverenin iş sözleşmesinden kaynaklanan koruma borcuna aykırılığına dayandığı için kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, kural olarak zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihte değil, kanunda öngörülen genel esaslara göre başlar; maluliyet oranının kesinleştiği tarih uygulamada önem taşır.
Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresi hukuk davasında da uygulanabilir. Bu nedenle üzerinden uzun süre geçmiş olaylarda hemen sonuç çıkarılmamalı, ceza dosyası da incelenmelidir.
xi. Sık Yapılan Hatalar
- Kazanın işverene sözlü bildirilip yazılı kayda geçirilmemesi,
- Hastaneye başvuruda olayın iş kazası olduğunun belirtilmemesi,
- Tutanakların okunmadan imzalanması,
- Kamera kaydının talep edilmemesi,
- İşverenin hazırladığı, işçiyi tek başına kusurlu gösteren tutanağın itirazsız kabulü,
- Kaza sonrası verilen ibranamenin sonuçlarının değerlendirilmemesi,
- Maluliyet oranı belirlenmeden aceleyle sulh olunması,
- Kurum aleyhine açılacak tespit davasında işverenin hasım gösterilmemesi.
Sık Sorulan Sorular
İşverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş geliş sırasında meydana gelen kazalar iş kazası sayılır. Kendi aracıyla veya toplu taşımayla gidilirken meydana gelen kaza kural olarak bu kapsamda değildir.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
- Ziynet (Düğün Takısı) Alacağı
İlgili mevzuat
5510 sayılı Kanun m. 13 · 5510 sayılı Kanun m. 16 · 6331 sayılı Kanun m. 14 · 7036 sayılı Kanun m. 5
Bu yazı İş Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
İş Hukuku — İlgili Yazılar
- SGK Rücu Davası Nedir? İş Kazasında Kurumun İşverene Başvurması
- Risk Değerlendirmesi ve İSG Eğitimleri Nasıl Yapılır? Süreler ve Yaptırımlar
- İş Kazasında İşverenin Cezai Sorumluluğu Nedir? Taksir, Şikâyet ve Yargılama
- İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri Nelerdir?
- Sürekli İş Göremezlik Geliri Nedir? Şartları, Oranı ve İtiraz Yolu
- İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı Görevlendirme Zorunluluğu Nedir?