İçeriğe geçİçeriğe geç

Medeni Usul Hukuku · · ≈4 dk okuma

HMK 314’e Göre Sulhun Zamanı

Sulhun hüküm kesinleşinceye kadar yapılması, istinaf ve temyiz aşamasında izlenecek ek karar usulü ile sulh sözleşmesinin sonuçları açıklanmıştır.

Taraflar, dava açıldıktan sonra da uyuşmazlığı karşılıklı iradeleriyle sona erdirebilir. HMK 314, mahkeme içi sulhun hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini düzenler. Hüküm verildikten sonra veya dosya kanun yolundayken yapılan sulhun nasıl karara bağlanacağı ise 2020 yılında eklenen fıkralarla açıklığa kavuşturulmuştur.

Mahkeme içi sulh nedir?

Sulh, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir uyuşmazlığı karşılıklı ödünler veya kabul edilebilir bir uzlaşma ile sona erdirmeleridir. Mahkeme huzurunda yapılan sulh, davayı sona erdiren taraf usul işlemidir ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur.

Sulh; feragat ve kabulden farklıdır. Feragatte davacı talebinden tek taraflı vazgeçer, kabulde davalı talep sonucuna tek taraflı olarak razı olur. Sulhta ise karşılıklı irade ve anlaşma vardır.

Sulh ne zamana kadar yapılabilir?

HMK 314/1 uyarınca sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman mümkündür. Buna göre taraflar:

  • İlk derece yargılaması devam ederken,
  • Hüküm verildikten fakat kanun yolu süresi dolmadan,
  • İstinaf incelemesi sırasında,
  • Temyiz incelemesi sırasında,

sulh olabilir.

Hüküm kesinleştikten sonra yapılan anlaşma ise artık derdest davayı sona erdiren mahkeme içi sulh değil; kesinleşmiş hükmün icrası, ibra, yenileme veya başka bir özel hukuk sözleşmesi olarak değerlendirilir.

Hükümden sonra yapılan sulhta usul

7251 sayılı Kanunla HMK 314’e eklenen ikinci fıkraya göre sulh hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflar kanun yoluna başvurmuş olsa dahi dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez. İlk derece mahkemesi veya dosyanın bulunduğu aşamaya göre bölge adliye mahkemesi, sulh doğrultusunda ek karar verir.

Bu nedenle sulh sözleşmesinin hükmü veren mahkemeye gecikmeden sunulması gerekir. Tarafların yalnızca “anlaştık” demesi yerine, uyuşmazlığın hangi talepler yönünden ve hangi koşullarla sona erdiğinin açıkça gösterilmesi gerekir.

Dosya Yargıtay’a gönderildikten sonra sulh

HMK 314/3 uyarınca dosya temyiz incelemesine gönderildikten sonra sulh yapılırsa Yargıtay, temyiz incelemesi yapmadan dosyayı sulh hakkında ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.12.2021 tarihli, 2021/7026 E. ve 2021/12812 K. sayılı kararı bu usulü uygulamış; temyiz aşamasında sunulan sulh sözleşmesi hakkında karar verme yetkisinin hükmü veren mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir.

Taraflardan biri imzayı veya temsil yetkisini inkâr ederse, mahkeme sulhun varlığını ve kapsamını incelemelidir. Hukuk Genel Kurulunun 2020/660 E., 2021/117 K. sayılı kararında da çelişkili beyanların hükmü veren mahkemece değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Sulh sözleşmesinde bulunması gereken hususlar

Sulh metni, icra edilebilir ve tereddütsüz olmalıdır. En azından şu konular açıkça düzenlenmelidir:

  • Tarafların ve varsa vekillerin kimliği,
  • Uyuşmazlığın ve dosyanın bilgileri,
  • Hangi talep ve alacakların sulh kapsamında olduğu,
  • Ödeme miktarı, para birimi, vade ve ödeme yöntemi,
  • Faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin durumu,
  • Davanın tamamının mı, bir bölümünün mü sona erdiği,
  • İcra takipleri ve teminatlar hakkındaki irade,
  • İbra veya feragat hükümlerinin kapsamı.

Belirsiz veya aşırı geniş ibra ifadeleri sonradan yeni uyuşmazlıklar doğurabilir. “Tarafların birbirinden hiçbir hak ve alacağı kalmamıştır” biçimindeki genel kayıtların, hangi hukuki ilişkiyi kapsadığı açıkça yazılmalıdır.

Vekilin sulh yetkisi

Avukatın sulh olabilmesi için vekâletnamede özel yetki bulunmalıdır. HMK 74 gereğince vekilin sulh, feragat, kabul ve ibra gibi işlemleri yapabilmesi açık yetkiye bağlıdır. Özel yetki bulunmayan vekilin imzaladığı metin, müvekkil tarafından sonradan onaylanmadıkça usuli sonuç doğurmayabilir.

Tüzel kişilerde imza yetkisi, temsil şekli ve varsa yönetim kurulu kararı ayrıca kontrol edilmelidir.

Görev, yetki ve süre

Sulh için ayrı bir dava açılmaz; derdest dosyaya sunulur. Sulhun hüküm kesinleşmeden yapılması gerekir. Kanun yolunda sulh hâlinde dosyanın bulunduğu merci ve HMK 314/2-3 hükümleri dikkate alınır.

Sulh metninin hazırlanması bakımından genel bir hak düşürücü süre yoktur; ancak hükmün kesinleşmesiyle HMK 314 kapsamındaki imkân sona erer. Bu nedenle kanun yolu süreleri ve kesinleşme durumu beklenmemelidir.

Harç, gider ve vekâlet ücreti

Sulhun harç ve yargılama giderlerine etkisi, sulhun yapıldığı aşamaya, tarafların anlaşmasına ve Harçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Taraflar vekâlet ücretinin kim üzerinde kalacağını açıkça kararlaştırmalıdır. Mahkemenin yargılama giderleri hakkında sulh metnine ve emredici hükümlere göre karar vermesi gerekir.

Uygulamada sık yapılan hatalar

En ciddi hata, ödeme tamamlanmadan karşılıksız ve koşulsuz feragat verilmesidir. Sulh bedelinin taksitle ödeneceği hâllerde temerrüt, muacceliyet, teminat ve icra kabiliyeti açıkça düzenlenmelidir.

Bir diğer hata, sulh metninin yalnız maddi alacağı düzenleyip faiz, yargılama gideri, vekâlet ücreti ve devam eden icra dosyalarını dışarıda bırakmasıdır. Böyle bir metin, uyuşmazlığı sona erdirmek yerine yeni bir takip veya dava doğurabilir.

Hukuki değerlendirme

Sulh, yalnız davayı bitiren bir belge değil; ödeme, teminat, gider ve gelecekteki uyuşmazlık risklerini düzenleyen ciddi bir sözleşmedir. Hızlı sonuç alma amacıyla belirsiz hükümler kabul edilmemeli, sulh metni dosyanın bütün talepleriyle birlikte hazırlanmalıdır.

Kanun yolu aşamasında sulh düşünülüyorsa dosyanın bulunduğu merci, kesinleşme durumu ve vekâlet yetkileri önceden kontrol edilmelidir. Sulh sözleşmenizin hazırlanması veya mevcut metnin incelenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Yayın ve doğrulama notu: Metin 31.07.2026 itibarıyla HMK 74, 313 ve 314 ile 7251 sayılı Kanun sonrası güncel usul esas alınarak hazırlanmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Evet. Hüküm kesinleşmemişse sulh mümkündür ve HMK 314/2’ye göre sulh doğrultusunda ek karar verilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirebiliriz

Meselenizi doğrudan avukatlarımıza ileterek size uygun bir görüşme için randevu talep edebilirsiniz. Başvurunuz, olayın niteliğine göre özenle değerlendirilir.