İçeriğe geç

Blog / İcra ve İflas Hukuku

İlamlı İcra Takibi Nedir? İcra Emri, Süreler ve Borçlunun Hakları

· ≈5 dk okuma · İcra ve İflas Hukuku

Mahkeme kararına dayanan ilamlı icra takibinin başlatılması, icra emrinin içeriği ve süreleri, ilam niteliğindeki belgeler ve borçlunun başvurabileceği yollar.

İlamlı icra takibi, elinde mahkeme kararı ya da kanunun ilam niteliğinde saydığı bir belge bulunan alacaklının başlattığı takip yoludur. Bu yolun ilamsız takipten temel farkı şudur: Borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurma imkânı yoktur. Alacaklının haklılığı zaten yargılama sonucunda ya da kanunun eşdeğer saydığı bir belgeyle ortaya konulmuştur.

Mahkemeden alınan bir karar kendiliğinden uygulanmaz. Karşı taraf kararın gereğini yerine getirmiyorsa, kararın devlet gücüyle hayata geçirilmesi için icra dairesine başvurulması gerekir. İlamlı takip bu ihtiyacı karşılar.

i. Hangi Belgelerle İlamlı Takip Yapılabilir?

İlamlı takibin dayanağı, mahkeme ilamı olabileceği gibi kanunun ilam niteliğinde saydığı belgeler de olabilir. İİK m. 38 ve diğer kanunlardaki düzenlemeler uyarınca başlıca dayanaklar şunlardır:

  • hukuk mahkemelerinin kesin veya icra edilebilir nitelikteki kararları,
  • ceza mahkemelerinin yargılama gideri ve tazminata ilişkin hükümleri,
  • mahkeme huzurunda yapılan sulh ve kabul beyanları,
  • kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren düzenleme biçimindeki noter senetleri,
  • icra dairesinde yapılan taahhütler,
  • taraflarca imzalanıp mahkemece onaylanan arabuluculuk anlaşma belgeleri,
  • avukatlar arasında düzenlenip her iki tarafın imzasını taşıyan ve avukatlarca imzalanmış uzlaşma tutanakları,
  • tenfiz kararı alınmış yabancı mahkeme ve hakem kararları,
  • icra edilebilirlik şerhi taşıyan tahkim kararları.

Bu belgelerden hangisine dayanıldığı, takip talebinde açıkça gösterilmelidir. Örneğin düzenleme biçiminde olmayan, yalnız imzası onaylanmış bir noter senedi ilam niteliğinde sayılmaz ve bu belgeye dayanılarak ilamlı takip yapılamaz.

ii. Yetkili İcra Dairesi

İlamlı takipte yetki bakımından geniş bir serbestlik vardır. Alacaklı, Türkiye'deki herhangi bir icra dairesinde ilamlı takip başlatabilir. Borçlunun yerleşim yeri veya kararı veren mahkemenin bulunduğu yer ile bağlı değildir.

Bunun pratik sonucu şudur: İlamlı takipte borçlunun yetki itirazında bulunması mümkün değildir. Ancak alacaklı, hacze konu malların bulunduğu yeri gözeterek takip yerini seçmekte yarar görür.

iii. İlamın Kesinleşmesi Gerekir mi?

Kural olarak bir ilamın icraya konulması için kesinleşmesi şart değildir; istinaf veya temyiz başvurusu, aksi kararlaştırılmadıkça icrayı kendiliğinden durdurmaz. Ancak bazı ilamlar bakımından kesinleşme zorunludur. Bunların başlıcaları şunlardır:

  • taşınmazın aynına ilişkin ilamlar,
  • aile ve kişiler hukukuna ilişkin ilamlar,
  • yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin kararlar,
  • ceza ilamlarının kişisel haklara ilişkin bölümü bakımından kanunda öngörülen hâller,
  • menfi tespit davasının kabulüne ilişkin ilamlarda alacaklıya iade edilecek paraya ilişkin bölüm.

Boşanma ilamının eklentisi olan tazminat ve nafaka alacakları bakımından uygulamada özel kurallar bulunur; nafaka alacakları kesinleşme beklenmeden takibe konulabilirken, tazminat kalemleri için kesinleşme aranır.

Kesinleşmesi gereken bir ilam kesinleşmeden takibe konulursa, borçlu bu durumu şikâyet yoluyla ileri sürerek takibin iptalini sağlayabilir.

iv. İcra Emri ve Süreler

Alacaklının başvurusu üzerine icra müdürü, borçluya icra emri gönderir. İcra emri, ilamsız takipteki ödeme emrinden farklıdır; borçluya itiraz hakkı tanımaz.

Para alacaklarına ilişkin ilamlarda İİK m. 32 uyarınca borçluya, ilam hükmünü yedi gün içinde yerine getirmesi ihtar edilir. İcra emrinde ayrıca şunlar bildirilir:

  • ilam veya ilam niteliğindeki belgenin özeti,
  • hükmedilen alacak, faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücreti kalemleri,
  • yedi gün içinde ödenmemesi hâlinde cebrî icraya devam edileceği,
  • bu süre içinde mal beyanında bulunulması gerektiği ve bulunulmamasının sonuçları,
  • icranın geri bırakılması için hangi yollara başvurulabileceği.

Para dışındaki edimlerde süre ve usul farklılaşır. Taşınır teslimine ilişkin ilamlarda İİK m. 24, taşınmazın tahliye ve teslimine ilişkin ilamlarda İİK m. 26, bir işin yapılmasına veya yapılmamasına ilişkin ilamlarda İİK m. 30 uygulanır.

v. Para Dışı İlamların İcrası

Taşınır teslimi

Borçlu, ilamda belirtilen taşınırı teslim etmezse icra dairesi malı zorla alır ve alacaklıya teslim eder. Mal borçlunun elinde bulunamazsa, ilamda gösterilen değeri alınır; değer gösterilmemişse icra müdürünce takdir edilir.

Taşınmaz tahliyesi ve teslimi

Taşınmazın tahliye ve teslimine ilişkin ilamlarda borçluya süre verilir; süre içinde taşınmaz boşaltılmazsa zorla tahliye edilir. Taşınmazda bulunan eşya için tutanak düzenlenir ve emanete alınabilir.

Bir işin yapılması veya yapılmaması

Bir işin yapılmasına ilişkin ilamlarda, iş borçlu tarafından yapılmazsa masrafı borçludan alınmak üzere üçüncü kişiye yaptırılabilir. Yalnız borçlunun kişisel olarak yapabileceği işlerde ise kanunun öngördüğü zorlama yolları uygulanır.

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki

Çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların yerine getirilmesi artık icra daireleri yerine adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri aracılığıyla yürütülmektedir. Bu alan, çocuğun üstün yararı gözetilerek ayrı bir usule bağlanmıştır.

vi. Borçlu Ne Yapabilir?

İlamlı takipte borçlunun borca itiraz hakkı bulunmasa da tamamen savunmasız değildir. Başlıca yollar şunlardır:

  1. İcranın geri bırakılması: Borçlu, ilamın verilmesinden sonra borcun ödendiğini, ertelendiğini veya zamanaşımına uğradığını noterlikçe onaylı ya da imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyebilir.
  2. Kanun yolu başvurusu ile birlikte teminat gösterilmesi: İstinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, ilamda hükmedilen tutarı karşılayacak teminat göstererek icranın durdurulmasını talep edebilir. Bu talep, kanun yolu incelemesini yapan mercie yapılır.
  3. Şikâyet: İcra müdürünün ilama aykırı işlem yapması, ilamda bulunmayan bir alacağın talep edilmesi ya da kesinleşmesi gereken bir ilamın kesinleşmeden takibe konulması hâlinde icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir.
  4. Yargılamanın iadesi: Kanunda sayılan ağır sakatlıklar varsa ilamın dayandığı yargılamanın yenilenmesi istenebilir; bu hâlde icranın durdurulması ayrıca talep edilmelidir.

vii. İlama Aykırılık Şikâyeti

Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık, icra emrinin ilamda yazandan fazlasını içermesidir. İlamda hükmedilmemiş bir faiz türü, hükmedilmemiş bir alacak kalemi ya da ilamda gösterilenden farklı bir faiz başlangıç tarihi talep edilmesi ilama aykırılık oluşturur.

Bu tür aykırılıklar süresiz şikâyete tabi kabul edilir; çünkü ilamın kapsamının aşılması kamu düzenine ilişkin görülür. Borçlu, icra mahkemesine başvurarak icra emrinin ilama aykırı kısmının iptalini isteyebilir.

viii. Zamanaşımı

İlama bağlanan alacaklar, kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, ilamın kesinleştiği ya da icra edilebilir hâle geldiği tarihten itibaren işler. Takip yapılması zamanaşımını keser; her icra işlemi ile süre yeniden işlemeye başlar.

Dosyanın uzun süre işlemsiz bırakılması hâlinde borçlu, zamanaşımı def'ini ileri sürerek icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Nafaka gibi dönemsel edimlerde ise her bir taksit bakımından ayrı değerlendirme yapılır.

ix. Sık Yapılan Hatalar

  • Kesinleşmesi gereken ilamı kesinleşmeden takibe koymak,
  • düzenleme biçiminde olmayan noter senedine dayanarak ilamlı takip başlatmak,
  • icra emrine itiraz edilebileceğini sanmak ve süre kaybetmek,
  • ilamda hükmedilmemiş kalemleri takip talebine eklemek,
  • faiz türünü ve başlangıç tarihini ilamdan farklı göstermek,
  • kanun yoluna başvururken teminat göstererek icranın durdurulmasını istemeyi ihmal etmek,
  • borç ödenmiş olmasına rağmen ödemeyi belgelemeden icranın geri bırakılmasını talep etmek,
  • takip dosyasını uzun süre işlemsiz bırakarak zamanaşımı riski yaratmak.

x. Hukuki Değerlendirme

İlamlı icra takibi, kazanılan bir davanın sonuç doğurmasını sağlayan aşamadır. Kararın kendisi kadar, kararın doğru biçimde icraya konulması da önemlidir. İlamın kapsamının aşılması, kesinleşme koşulunun gözden kaçırılması veya faiz kalemlerinin hatalı hesaplanması, alacaklı bakımından takibin iptaline kadar giden sonuçlar doğurabilir.

Borçlu bakımından ise itiraz hakkının bulunmaması, hiçbir savunma imkânı olmadığı anlamına gelmez. Ödeme, erteleme ve zamanaşımı savunmaları belgeye dayandırıldığında etkili sonuç verir. Elinizdeki ilamın icraya konulması veya aleyhinize başlatılan ilamlı takibe karşı izlenecek yol için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

İİK m. 24 · İİK m. 26 · İİK m. 30 · İİK m. 32 · İİK m. 38