İçeriğe geç

Blog / Ticaret Hukuku

Aval Nedir? Kambiyo Senetlerinde Aval Verenin Sorumluluğu

· ≈5 dk okuma · Ticaret Hukuku

Avalin tanımı, şekli, kimin için verilmiş sayılacağı, aval ile kefalet arasındaki farklar, eşin rızası sorunu ve aval verenin rücu hakkı açıklanmaktadır.

Aval, kambiyo senedinden doğan borcun ödenmesini güvence altına alan, kambiyo hukukuna özgü bir teminattır. Uygulamada senetlerin altına ya da arkasına atılan ‘kefil’ imzalarının çoğu, hukuken kefalet değil aval sayılır. Bu ayrım, imza atan kişi için son derece ağır sonuçlar doğurur.

Aval veren kişi, kendisi için hiçbir menfaat elde etmemiş olsa bile senedin borçlusu gibi sorumlu olur. Bu nedenle senede aval imzası atmadan önce sorumluluğun kapsamı çok iyi anlaşılmalıdır.

i. Aval Kimler Tarafından Verilebilir?

TTK m. 700 uyarınca senet bedelinin tamamı veya bir kısmı aval ile teminat altına alınabilir. Aval, senette imzası bulunmayan üçüncü bir kişi tarafından verilebileceği gibi, senette zaten imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir.

Bono, poliçe ve çekte aval mümkündür. TTK m. 778 yollamasıyla poliçeye ilişkin aval hükümleri bonoya da uygulanır. Çekte ise TTK m. 794 uyarınca aval verilebilir; ancak muhatap banka aval veremez.

ii. Aval Nasıl Verilir? Şekil Şartları

TTK m. 701 uyarınca aval, senet veya alonj üzerine yazılır. Aval şerhi için ‘aval içindir’ ibaresi veya bununla eş anlamlı bir ifade kullanılır ve aval veren tarafından imzalanır.

Kanun bunun yanında çok önemli bir karine öngörür: senedin ön yüzüne konulan ve düzenleyene veya muhataba ait olmayan her imza, aval şerhi sayılır. Yani senedin ön yüzüne atılan ve niteliği açıklanmayan bir imza, sahibini aval veren durumuna sokabilir.

Aval şerhinde kimin için verildiği gösterilmelidir. Gösterilmemişse aval, bonoda ve poliçede düzenleyen için, çekte ise düzenleyen (keşideci) için verilmiş sayılır. Bu karine, aval verenin beklemediği bir kişi için sorumluluk altına girmesine yol açabilir.

iii. Aval Verenin Sorumluluğu

TTK m. 702 uyarınca aval veren, kimin için taahhüt altına girmişse tam olarak onun gibi sorumlu olur. Bunun anlamı şudur:

  • Düzenleyen için aval veren kişi, senedin asıl borçlusu gibi sorumludur; hamil ona doğrudan başvurabilir.
  • Ciranta için aval veren kişi, o cirantanın sorumluluğu hangi şartlara bağlıysa aynı şartlarla sorumludur.
  • Aval veren, hamile karşı diğer borçlularla birlikte müteselsilen sorumludur.

Avalin en dikkat çeken özelliği bağımsızlığıdır. TTK m. 702 uyarınca, şekle ait noksanlıktan başka bir sebeple lehine aval verilen kişinin borcu geçersiz olsa bile aval taahhüdü geçerli kalır. Örneğin lehine aval verilenin ehliyetsiz olması veya imzasının sahte çıkması, aval verenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık senedin kendisi şekil şartlarını taşımıyorsa, yani geçerli bir kambiyo senedi yoksa aval de sonuç doğurmaz. Aval, ancak geçerli bir kambiyo senedi üzerinde hüküm ifade eder.

iv. Aval Verenin Rücu Hakkı

Senet bedelini ödeyen aval veren, lehine aval verdiği kişiye ve senet gereğince ona karşı sorumlu olan kişilere karşı senetten doğan hakları kazanır. Yani ödeme yapan aval veren, elindeki senede dayanarak asıl borçluya rücu edebilir.

Rücu hakkının kullanılabilmesi için:

  • ödemenin belgelenmesi,
  • senedin aslının ödeme karşılığında teslim alınması,
  • ödeme tarihinden itibaren işleyen kısa zamanaşımı sürelerinin gözetilmesi

gerekir. Ödeme yapıldığı halde senet geri alınmazsa rücu hakkının kullanılması ciddi biçimde zorlaşır.

v. Aval ile Kefalet Arasındaki Farklar

Uygulamada en çok karıştırılan iki kurumdur. Aralarındaki temel farklar şunlardır:

KarşılaştırmaAvalKefalet
DayanakKambiyo hukukuBorçlar hukuku
NiteliğiBağımsız (asli) borçFer’i (asıl borca bağlı) borç
Asıl borç geçersizseŞekil eksikliği dışında aval geçerli kalırKefalet de kural olarak geçersiz olur
ŞekilSenet üzerine imza yeterliYazılı şekil, azami miktar, tarih ve el yazısı kayıtları gerekir
Eşin rızasıAranmazKural olarak aranır
Başvuru sırasıDoğrudan başvurulabilirAdi kefalette önce asıl borçluya başvuru gerekir

Bu tabloda en kritik satır, eşin rızasına ilişkin olandır. Kefalet sözleşmesinde eşin yazılı rızası kural olarak geçerlilik şartıdır. Buna karşılık kambiyo senedine verilen avalde eşin rızası aranmaz. Bu nedenle senede ‘kefil’ ibaresiyle atılan bir imza aval sayıldığında, eşin rızası bulunmadığı savunması sonuç doğurmaz.

Senede ‘kefil’ yazılması ne anlama gelir?

Kambiyo senedinin ön yüzüne ‘kefil’ ibaresiyle atılan imza, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında aval olarak nitelendirilir. Senedin arka yüzüne atılan imzalar ise cironun sonuçlarını doğurabilir. Bu nedenle imzanın senedin neresine ve hangi ibareyle atıldığı belirleyicidir.

vi. Aval Veren Hangi Savunmaları İleri Sürebilir?

Aval veren, kendi kişisel savunmalarını her zaman ileri sürebilir. Örneğin imzanın kendisine ait olmadığı, senedin sahte olduğu, senedin şekil şartlarını taşımadığı veya borcun ödendiği savunmaları dinlenir.

Buna karşılık lehine aval verdiği kişinin, hamille arasındaki temel ilişkiden doğan kişisel def’ilerini kural olarak ileri süremez. Örneğin lehine aval verilen kişi ile hamil arasındaki satış sözleşmesinin feshedildiği savunması, avalin bağımsız niteliği nedeniyle sınırlı ölçüde sonuç doğurur. Bu savunmaların ileri sürülebildiği başlıca hâl, hamilin senedi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olmasıdır.

Aval sınırlı da verilebilir. Aval şerhinde belirli bir tutarla sınırlama yapılmışsa, aval veren yalnız o tutarla sorumlu olur. Sınırlama yoksa sorumluluk senet bedelinin tamamını kapsar.

vii. Görevli Mahkeme ve Takip

Avale dayalı uyuşmazlıklar kambiyo senedinden doğduğu için mutlak ticari dava sayılır; görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Hamil, aval verene karşı doğrudan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatabilir.

Aval verene gönderilen ödeme emrine karşı itiraz süreleri kısadır. İmzaya veya borca itiraz, kanunda öngörülen süre içinde icra mahkemesine yapılmalıdır. Süresinde yapılmayan itiraz nedeniyle takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir.

Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

viii. Sık Yapılan Hatalar

  • Senedin ön yüzüne niteliği belirtilmeden imza atmak,
  • kefil olduğunu düşünerek aval imzası atmak,
  • avalin kimin için verildiğini senette göstermemek,
  • sorumluluğu tutarla sınırlamak istediği halde bunu senede yazmamak,
  • avalin, asıl borç geçersiz olduğunda kendiliğinden sona ereceğini sanmak,
  • ödeme yaptığı halde senedi geri almamak,
  • rücu için öngörülen kısa süreleri kaçırmak,
  • eşin rızası bulunmadığı savunmasının avalde de geçerli olacağını düşünmek.

ix. Hukuki Değerlendirme

Aval, ticari hayatta kredi ve tedarik ilişkilerini kolaylaştıran güçlü bir teminattır. Ancak bu güç, aval vereni asıl borçluyla neredeyse eşit konuma getirir. Kefalette geçerli olan koruyucu kuralların önemli bir kısmı avalde uygulanmaz.

Bu nedenle bir yakınının veya iş ortağının senedine imza atmadan önce, imzanın senedin neresine atıldığı, hangi ibarenin kullanıldığı ve sorumluluğun sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı mutlaka değerlendirilmelidir. Aval imzasından doğan sorumluluğunuz veya aval verene başvuru yollarınız için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Evet. Aval veren, lehine aval verdiği kişi gibi sorumludur. Düzenleyen için aval verilmişse hamil doğrudan aval verene başvurabilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

TTK m. 700 · TTK m. 701 · TTK m. 702 · TTK m. 778 · TTK m. 794