İçeriğe geç

Blog / İdare Hukuku

Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Davası Nasıl Açılır?

· ≈6 dk okuma · İdare Hukuku

Fiili ve hukuki el atma ayrımı, görevli yargı yolunun tespiti, uzlaşma başvurusu ve idareye karşı açılacak tam yargı davasının şartları.

Kamulaştırmasız el atma, idarenin bir taşınmaza kamulaştırma usulünü izlemeden fiilen veya hukuken el koyması ve malikin mülkiyet hakkını kullanmasını engellemesidir. Bu durum Anayasa m. 46'da güvence altına alınan mülkiyet hakkına ve kamulaştırmanın bedel ödenerek yapılması ilkesine aykırılık oluşturur. Malikin bu durumda idareye karşı tazminat talep etme hakkı doğar; ancak bu talebin hangi yargı kolunda ileri sürüleceği, el atmanın türüne göre değişir.

i. Fiili El Atma ile Hukuki El Atma Arasındaki Fark

Kamulaştırmasız el atma uygulamada iki farklı görünümde ortaya çıkar:

  • Fiili el atma: İdarenin, kamulaştırma kararı almadan taşınmaza doğrudan el koyması, üzerine yol, bina veya tesis yapmasıdır. Bu tür el atmalardan doğan tazminat davaları, yerleşik uygulamaya göre adli yargıda (asliye hukuk mahkemesinde) görülür.
  • Hukuki el atma: Taşınmazın mülkiyeti malikte kalmakla birlikte, üzerine getirilen imar planı kısıtlaması, kamu hizmeti alanı olarak ayrılması veya benzer düzenleyici işlemler nedeniyle malikin mülkiyet hakkını fiilen kullanamaz hâle gelmesidir. Bu tür el atmalardan doğan tazminat davaları, işlemin idari nitelikte olması nedeniyle idari yargıda (idare mahkemesinde, tam yargı davası olarak) görülür.

Bu ayrımın doğru yapılması, davanın hangi yargı kolunda açılacağının belirlenmesi bakımından kritik önem taşır; yanlış yargı kolunda açılan dava, görev yönünden reddedilir.

ii. İmar Planı Kısıtlamasından Doğan Hukuki El Atma

Bir taşınmazın imar planında "yeşil alan", "okul alanı" veya benzer bir kamu hizmeti alanı olarak ayrılması ve bu tahsisin makul olmayan bir süre boyunca kamulaştırma işlemine dönüştürülmemesi, malikin mülkiyet hakkını fiilen kullanılamaz hâle getirebilir. Bu durumda malik, idareye karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açarak taşınmazının bedelini talep edebilir; dava, doğrudan iptal davası değil tazminat (tam yargı) davası niteliğindedir.

iii. 2942 Sayılı Kanun Geçici m. 6 Kapsamında Uzlaşma Başvurusu

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici hükümleri, kamulaştırmasız el atma nedeniyle doğan tazminat taleplerinde idareye önceden uzlaşma başvurusu yapılmasına imkân tanıyan bir usul öngörür. Malik, dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak uzlaşma talep edebilir; idare ile uzlaşma sağlanamazsa dava yoluna başvurulur. Bu uzlaşma başvurusunun yapılıp yapılmaması ve sonucu, davanın açılma süreci ve bazı hâllerde yargılama giderleri bakımından önem taşıyabilir.

iv. Tazminatın Kapsamı Nasıl Belirlenir?

Kamulaştırmasız el atma tazminatında, taşınmazın el atma tarihindeki gerçek değeri esas alınır. Değer tespiti için mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılır; taşınmazın niteliği (arsa, tarla, bahçe gibi), konumu, imar durumu ve emsal satışlar bu değerlendirmede dikkate alınır. Ayrıca el atma tarihinden itibaren işleyecek faiz talebi de davada ileri sürülebilir.

v. İdarenin Tapu İptali ve Tescil Yükümlülüğü

Fiili el atma davalarında mahkeme, tazminata hükmederken genellikle taşınmazın idare adına tesciline de karar verir; böylece malikin mülkiyeti idareye geçer ve karşılığında tazminat ödenir. Hukuki el atma davalarında ise durum, kısıtlamanın niteliğine göre değişebilir; taşınmazın mülkiyeti malikte kalmaya devam edip yalnız tazminat ödenmesi de söz konusu olabilir.

vi. Zamanaşımı Sorunu

Kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminat talepleri belirli bir zamanaşımı süresine tabidir. Ancak el atmanın sürekli nitelikte olması (idarenin fiilen kullanmaya devam etmesi) hâlinde zamanaşımının başlangıcının nasıl hesaplanacağı, uygulamada tartışmalı bir konudur ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Bu nedenle el atmanın fark edilmesinden sonra makul sürede hukuki yola başvurulması önerilir.

vii. Kısmi El Atma ve Değer Kaybı Talebi

Bazı hâllerde idare, taşınmazın tamamına değil yalnız bir kısmına fiilen el koyar veya taşınmazın geri kalan kısmının değerinde azalmaya yol açacak bir tesis inşa eder (örneğin taşınmazın bir bölümünden yol geçirilmesi). Bu durumda malik, yalnız el konulan kısmın bedelini değil, geri kalan kısımda meydana gelen değer kaybını da talep edebilir. Değer kaybının tespiti için de bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir; taşınmazın bütünlüğünün bozulması, ulaşım imkânının azalması ve kullanım amacındaki kısıtlamalar bu değerlendirmede dikkate alınır.

viii. Paydaş Taşınmazlarda Dava Açma Yetkisi

Taşınmaz üzerinde birden fazla paydaşın (hissedarın) bulunması hâlinde, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açma hakkı kural olarak her paydaşa kendi hissesi oranında aittir. Paydaşlardan birinin dava açması, diğer paydaşların hakkını kendiliğinden temsil etmez; ancak tüm paydaşların birlikte dava açması da mümkündür. Elbirliği mülkiyetine tabi (miras yoluyla intikal eden) taşınmazlarda ise davanın tüm mirasçılar tarafından veya onlar adına açılması gerekebilir.

ix. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Fiili el atmadan doğan tazminat davalarında görevli yargı yeri adli yargı (asliye hukuk mahkemesi), hukuki el atmadan doğan tazminat davalarında ise idari yargı (idare mahkemesi) yeridir. Yetkili mahkeme, kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

x. Dava Açma Süresi

İdare mahkemesinde açılacak tam yargı davasında dava açma süresi İYUK m. 7 uyarınca kural olarak altmış gündür; ancak kamulaştırmasız el atmaya dayalı tam yargı davalarında süre başlangıcı, el atmanın ve zararın öğrenildiği tarihe göre ayrıca değerlendirilir. Adli yargıda görülen fiili el atma davalarında ise özel zamanaşımı kuralları uygulanır.

xi. İdarenin Elden Çıkarma veya Devretme İhtimali

El atılan taşınmazın idare tarafından üçüncü bir kişiye devredilmesi veya başka bir kamu idaresine tahsis edilmesi, malikin tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; tazminat davası el atmayı gerçekleştiren veya taşınmazı fiilen elinde bulunduran idareye karşı yöneltilebilir. Taşınmazın kim tarafından, ne zaman ve hangi amaçla kullanılmaya başlandığı, tazminatın hesaplanacağı tarihin ve davalı idarenin doğru tespiti bakımından incelenmesi gereken bir husustur.

xii. Bedelin Ödenmesi ile Mülkiyetin Devri Arasındaki Zamanlama

Mahkemece hükmedilen tazminatın idarece fiilen ödenmesi ile taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi arasındaki zamanlama, uygulamada tartışılan bir konudur. Malikin, tazminat ödenmeden mülkiyetin idareye geçmiş sayılmasını istememesi hâlinde, kararın infazı sırasında ödeme ile tescil işleminin birlikte yürütülmesi talep edilebilir; bu husus icra aşamasında ayrıca takip edilmelidir.

xiii. Sık Yapılan Hatalar

  • Fiili el atma ile hukuki el atma ayrımını yapmadan yanlış yargı kolunda dava açmak,
  • uzlaşma başvurusu yapmadan doğrudan dava açıp bu başvurunun sağlayabileceği avantajlardan yararlanmamak,
  • taşınmazın değerini güncel emsallerle desteklemeden bilirkişi incelemesine sunmak,
  • imar planı kısıtlamasının süresini ve makul süre aşımını somut belgelerle ortaya koymamak,
  • faiz talebini dava dilekçesinde açıkça ileri sürmemek,
  • zamanaşımı itirazına karşı el atmanın sürekliliğini yeterince vurgulamamak.

xiv. Manevi Tazminat Talebinin Ayrıca Değerlendirilmesi

Kamulaştırmasız el atma nedeniyle malikin uzun süre mülkiyet hakkını kullanamamış olması, somut olayın özelliklerine göre ayrıca manevi bir zarar iddiasına da konu edilebilir. Ancak idareye karşı manevi tazminat talebinin kabulü, maddi tazminata göre daha sıkı şartlara tabidir ve zararın ağırlığı, sürenin uzunluğu ile idarenin tutumu birlikte değerlendirilerek karar verilir.

xv. Hukuki Değerlendirme

Kamulaştırmasız el atma davalarında en kritik aşama, el atmanın fiili mi hukuki mi olduğunun doğru tespit edilmesi ve buna göre doğru yargı yoluna başvurulmasıdır. Tazminatın kapsamı, faiz talebi ve zamanaşımı değerlendirmesi de davanın sonucunu doğrudan etkiler. Somut el atma olayında izlenecek en uygun hukuki yolun belirlenmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Kısıtlamanın makul olmayan bir süre devam etmesi ve malikin mülkiyet hakkını fiilen kullanamaz hâle gelmesi gerekir; kısa süreli veya geçici kısıtlamalar tek başına yeterli olmayabilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

2942 sayılı Kanun Geçici m. 6 · Anayasa m. 46 · İYUK m. 2 · İYUK m. 7