Blog / Borçlar Hukuku
Kefalet Sözleşmesinde Eşin Rızası Şartı Nedir? Sonuçları
· ≈6 dk okuma · Borçlar Hukuku
Evli kişinin kefil olabilmesi için aranan eşin yazılı rızası şartı, istisnaları, rıza olmadan kurulan kefaletin geçersizliği ve ispat sorunları.
Kefalet, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. TBK m. 581 uyarınca kefalet, tarafların iradeleriyle kurulan ancak alacaklıyı güçlü biçimde koruyan; buna karşılık kefili ağır bir sorumluluk altına sokabilen bir teminat sözleşmesidir.
Kefaletin ailenin ekonomik geleceğini de etkileyebilecek nitelikte olması, kanun koyucuyu evli kişilerin kefil olmasını özel bir şarta bağlamaya yöneltmiştir: eşin yazılı rızası. Bu yazıda söz konusu şartın kapsamı, istisnaları ve rıza olmadan kurulan kefaletin sonuçları ele alınmaktadır.
i. Kefalet Sözleşmesinin Şekil Şartları Nelerdir?
TBK m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için:
- yazılı şekilde yapılması,
- kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirtilmesi,
- kefalet tarihinin gösterilmesi,
- müteselsil kefalet hâlinde bunun kefilin el yazısıyla açıkça belirtilmesi
gerekir. Bu şekil şartlarından herhangi birinin eksik olması, kefaleti kural olarak geçersiz kılar. Kefalet, alacaklının borçlunun ödeme gücüne güvenerek girdiği bir ilişki olmaktan öte, kefilin şahsına ve malvarlığına yönelik ağır bir yükümlülük doğurduğundan kanun bu şekil şartlarını sıkı biçimde uygular.
ii. Eşin Rızası Neden Aranır?
TBK m. 584 uyarınca eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir; kefalet sözleşmesinde sonradan yapılacak ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler için de aynı rıza aranır.
Bu düzenlemenin amacı, bir eşin diğerinden habersiz olarak üstlendiği kefalet borcu nedeniyle ailenin ortak malvarlığının ve ekonomik geleceğinin tehlikeye girmesini önlemektir. Kefalet, imzalayan kişinin malvarlığını doğrudan riske attığı için, evlilik birliği içindeki diğer eşin bundan haberdar olması ve onay vermesi gerekli görülmüştür.
iii. Rızanın Şekli ve Zamanı Nasıl Olmalıdır?
Eşin rızası yazılı olmalıdır; sözlü onay veya zımni (örtülü) davranış yeterli değildir. Rızanın kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç kurulduğu anda verilmiş olması gerekir. Kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra verilen rıza, kefaleti başından geçerli hâle getirmez; bu durumda yeni bir kefalet sözleşmesinin kurulup kurulmadığı ayrıca değerlendirilir.
Rızanın belirli bir azami miktarla ve somut bir kefalet ilişkisiyle sınırlı olması esastır. Eşin, "ileride yapılacak her türlü kefalete rıza gösteriyorum" biçiminde genel ve belirsiz bir onay vermesi, kanunun aradığı somut ve bilinçli rıza koşulunu karşılamayabilir.
iv. Rıza Aranmayan Haller Var mıdır?
Eşin rızası şartı mutlak değildir. Aşağıdaki hâllerde ayrıca rıza aranmaz:
- Eşler arasında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı varsa,
- Eşler arasında yasal ayrılık hâli (fiilen ayrı yaşama hakkının doğduğu durumlar) mevcutsa,
- Kefil olacak eşin ticari işletmesinin olağan faaliyeti kapsamında verdiği kefaletlerde durumun niteliğine göre farklı değerlendirme yapılabilir.
Ayrıca, kefaletin sonradan kefilin sorumluluğunu azaltacak şekilde değiştirilmesi hâlinde rıza aranmaz; rıza yalnızca sorumluluğu artıran değişiklikler için gereklidir.
v. Rıza Olmadan Kurulan Kefaletin Sonucu Nedir?
Eşin rızası bulunmadan kurulan kefalet, kanunun aradığı geçerlilik şartını taşımadığından geçersizdir. Bu geçersizlik, kefili koruma amacı taşıyan emredici bir düzenlemeden kaynaklanır. Uygulamada kefil, kendisine karşı açılan icra takibi veya davada eşinin rızası bulunmadığını ileri sürerek kefaletin geçersizliğini savunabilir.
Rıza eksikliği nedeniyle kefaletin geçersiz sayılması, borçlunun asıl borcunu ortadan kaldırmaz; yalnızca kefile karşı ileri sürülen teminat ilişkisini etkisiz bırakır. Alacaklı, asıl borçluya karşı haklarını korur; ancak kefilden tahsilat imkânı kalmaz.
vi. Alacaklının Rıza Eksikliğini Bilip Bilmemesi Önemli midir?
Eşin rızası, kefilin korunmasına yönelik emredici bir düzenleme olduğundan, alacaklının rıza eksikliğini bilip bilmemesi kural olarak sonucu değiştirmez. Alacaklının iyi niyetli olması, eksik şekil şartını tamamlamaz. Bu nedenle kefalet alan kişi veya kurumların, kefilin medeni hâlini ve gerekiyorsa eşin rızasını sözleşme aşamasında dikkatle kontrol etmesi büyük önem taşır.
vii. Boşanma veya Evliliğin Sona Ermesi Rızayı Etkiler mi?
Kefalet sözleşmesi kurulduğu anda evlilik birliği devam ediyorsa ve rıza aranan hâllerden biri söz konusuysa, rızanın kefalet anında var olup olmadığı esastır. Kefalet kurulduktan sonra boşanma gerçekleşmesi, geçmişe dönük olarak kefaletin geçerliliğini etkilemez; zira geçerlilik denetimi kefaletin kurulduğu ana göre yapılır.
viii. Zamanaşımı ve Kefilin Sorumluluğunun Sona Ermesi
Kefilin sorumluluğu, asıl borca bağlı (fer'i) niteliktedir. Asıl alacak zamanaşımına uğrarsa kefil de bundan yararlanabilir. Ayrıca kefaletin süresi, azami miktarı ve kapsamı sözleşmede açıkça belirtilmiş olmalıdır; belirsizlik hâlinde kefilin sorumluluğunun sınırları yorum yoluyla tespit edilir.
ix. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kefaletin geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, kefalet ilişkisinin niteliğine göre değişir. Ticari bir borca kefalet söz konusuysa asliye ticaret mahkemesi, bunun dışındaki hâllerde asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. İcra takibine itiraz yoluyla ileri sürülen kefaletin geçersizliği iddiaları, icra mahkemesi veya genel mahkemeler önünde açılan menfi tespit davası çerçevesinde değerlendirilebilir.
x. İspat Yükü ve Deliller
Kefaletin geçersizliğini ileri süren kefil; kefalet tarihinde evli olduğunu ve eşinin yazılı rızasının bulunmadığını ispatlamalıdır. Başlıca deliller:
- evlilik cüzdanı ve nüfus kayıt örneği,
- kefalet sözleşmesinin aslı (eşin imzasının bulunup bulunmadığının incelenmesi),
- varsa ayrılık kararı veya boşanma ilamı,
- bilirkişi incelemesiyle imza karşılaştırması.
Alacaklı ise rızanın usulüne uygun alındığını veya rıza aranmayan bir istisnanın mevcut olduğunu ispatla yükümlüdür.
xi. Kefaletin Sonradan Ağırlaştırılması Halinde Rıza Yeniden Aranır mı?
Kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra tarafların, kefilin sorumluluğunu artıracak biçimde değişiklik yapması (örneğin azami miktarın yükseltilmesi veya kefalet süresinin uzatılması) hâlinde, bu değişiklik için de eşin yazılı rızası yeniden aranır. Uygulamada bankalar ve finans kuruluşları, kredi limitinin artırılması gibi işlemlerde kefaletin de buna paralel güncellenmesini talep edebilir; bu güncellemenin geçerliliği için ilk kefalette olduğu gibi eşin ayrıca onay vermesi gerekir. Rızanın yalnızca ilk sözleşme için alınıp sonraki artırımlarda göz ardı edilmesi, uygulamada sıkça karşılaşılan bir eksikliktir.
xii. Kefil Birden Fazla Kişiye Kefil Olursa Ne Olur?
Bir kişinin birden fazla borç ilişkisine kefil olması hâlinde, her bir kefalet ilişkisi ayrı ayrı değerlendirilir; her kefalet için ayrı bir azami miktar ve ayrı bir eşin rızası aranır. Kefilin toplam sorumluluğunun malvarlığını aşan boyutlara ulaşması, kefaletlerin geçerliliğini tek başına etkilemez; ancak somut olayda kefilin gerçek iradesinin ve bilgilendirilme düzeyinin araştırılması önem taşır.
xiii. Sık Yapılan Hatalar
- Kefaletin geçerliliğini yalnızca kefilin imzasına bakarak değerlendirmek, eşin rızasını sorgulamamak,
- Eşin rızasını sözlü olarak almakla yetinmek,
- Rızayı kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra, geriye etkili olacağı düşüncesiyle almaya çalışmak,
- Rızanın belirli bir azami miktarla sınırlı olması gerektiğini gözden kaçırıp genel bir onay metni kullanmak,
- Ayrılık kararı bulunduğu hâllerde dahi gereksiz yere rıza aramak.
xiv. Hukuki Değerlendirme
Eşin rızası şartı, kefalet ilişkisinde en sık gözden kaçırılan ve buna karşılık en sonuç doğurucu unsurlardan biridir. Rızanın yazılı, somut ve kefalet kurulmadan önce alınmış olması gerekir; aksi hâlde alacaklı, kefilden tahsilat imkânını tamamen kaybedebilir. Kefalet sözleşmelerinin hazırlanması, incelenmesi veya geçersizliğinin ileri sürülmesi konusunda Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Eşin rızası şartı, kefaletin kurulduğu andaki medeni hâle göre değerlendirilir. Kefalet bekârlık döneminde geçerli şekilde kurulmuşsa, sonraki evlilik kefaletin geçerliliğini kural olarak etkilemez.
Telif ve Kullanım
Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi
Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.
Konular
Birlikte değerlendirilmesi gereken konular
İlgili mevzuat
TBK m. 581 · TBK m. 583 · TBK m. 584
Bu yazı Borçlar Hukuku çalışma alanımız kapsamındadır.
Borçlar Hukuku — İlgili Yazılar
- Kefalet, Garanti ve Kişisel Teminatların Geçerliliği: Süreler, Deliller ve Hukuki Yollar
- Kira Sözleşmesinde Kefil Olmak: Geçerlilik Şartları ve Sorumluluğun Sınırı
- Cezai Şart (Ceza Koşulu) Nedir? Geçerlilik Şartları, Türleri ve İndirilmesi
- Aşırı Yararlanma (Gabin) Nedeniyle Sözleşmenin İptali
- Sözleşmelerde Şekil Şartı ve Şekle Aykırılığın Sonuçları
- Korkutma (İkrah) Nedeniyle Sözleşmeyle Bağlı Olmama