İçeriğe geç

Blog / Borçlar Hukuku

Sözleşmelerde Şekil Şartı ve Şekle Aykırılığın Sonuçları

· ≈5 dk okuma · Borçlar Hukuku

Sözleşmelerde şekil serbestisi ilkesi, kanuni ve iradi şekil şartları, adi yazılı ile resmî şeklin farkı ve şekle aykırılığın hukuki sonuçları açıklanmıştır.

Türk hukukunda sözleşmeler, kural olarak herhangi bir şekle bağlı olmaksızın geçerli olarak kurulabilir. Bu ilkeye şekil serbestisi denir. Ancak kanun, bazı sözleşme türlerinde tarafların iradesini yeterince güvence altına almak, ispat kolaylığı sağlamak veya üçüncü kişileri korumak amacıyla belirli bir şekle uyulmasını zorunlu kılmıştır. Şekil şartına uyulmadan yapılan işlemler, sözleşmenin türüne ve şeklin niteliğine göre kesin hükümsüz sayılabilir.

i. Şekil Serbestisi İlkesi Nedir?

TBK m. 12 uyarınca sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir. Taraflar, sözlü anlaşma, örtülü davranış veya yazılı belge yoluyla geçerli bir sözleşme kurabilir. Şekil serbestisi, sözleşme özgürlüğünün doğal bir uzantısıdır ve ticari hayatın hızını korumayı amaçlar.

Bununla birlikte kanun, önemli hukuki ve ekonomik sonuçlar doğuran bazı işlemlerde şekil şartı öngörmüştür. Örneğin taşınmaz satışı, kefalet sözleşmesi, bazı bağışlama türleri ve tüketici işlemlerinde kanun özel şekil koşulları getirmiştir.

ii. Kanuni Şekil ile İradi (Sözleşmesel) Şekil Farkı

Şekil şartı iki kaynaktan doğabilir:

  • Kanuni şekil: Kanunun doğrudan öngördüğü şekil. Örneğin taşınmaz satış vaadinin resmî şekilde yapılması gerekliliği.
  • İradi (sözleşmesel) şekil: Tarafların kendi aralarında, belirli bir işlemin ancak yazılı yapılabileceğini kararlaştırmasıdır. TBK m. 17 uyarınca kanunda öngörülmediği hâlde taraflar bir sözleşme için yazılı şekil kararlaştırmışlarsa, bu sözleşme ancak kararlaştırılan şekilde yapılırsa tarafları bağlar.

İradi şekil şartı kararlaştırıldığı hâlde bu şekle uyulmadan yapılan sözleşme, aksi kararlaştırılmadıkça geçersiz sayılır. Ancak taraflar sonradan, kararlaştırdıkları şekilden vazgeçebilir; bu vazgeçme kendisi de şekle bağlı olmayabilir.

iii. Şekil Şartına Uyulmamasının Sonucu

TBK m. 13 uyarınca kanunun emrettiği şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler kesin hükümsüzdür. Kesin hükümsüzlük, sözleşmenin baştan itibaren hiç hüküm doğurmadığı anlamına gelir. Bu geçersizlik, mahkeme tarafından resen dikkate alınır; taraflardan birinin ileri sürmesi şart değildir ve zamanaşımına da tabi olmayan bir def’i niteliğindedir.

Şekle aykırılık nedeniyle geçersizlik ileri sürülürken dürüstlük kuralına aykırılık istisnası da göz önünde bulundurulmalıdır. Yerleşik uygulamaya göre, tarafın uzun süre şekle aykırılığı bilerek edimini ifa etmiş, karşı edimden yararlanmış ve sonradan sırf şekil eksikliğine dayanarak sözleşmeyi geçersiz kılmaya çalışması, somut olayın özelliklerine göre dürüstlük kuralıyla bağdaşmayabilir. Bu istisna dar yorumlanır ve her olayda ayrıca değerlendirilir.

iv. Yazılı Şekil Ne Anlama Gelir?

TBK m. 14 uyarınca kanunda yazılı şekil öngörülmüşse, borç altına girenin imzasının bulunması ve borcun içeriğini içeren bir metnin var olması gerekir. Yazılı şeklin geçerli sayılması için metnin bütünüyle el yazısı olması gerekmez; kural olarak imza yeterlidir.

İmza Şartı

TBK m. 15 uyarınca imzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması gerekir. Elektronik imza, kanunlarda öngörülen hâllerde el yazısı imzanın yerini tutar. İmza atamayan kişiler bakımından ise kanunda özel düzenlemeler bulunur.

Resmî Şekil

TBK m. 17 uyarınca kanun bazı işlemler için resmî şekli zorunlu kılmıştır. Resmî şekil, noter veya yetkili resmî makam önünde düzenleme veya onaylama yoluyla gerçekleştirilir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, resmî şekil şartına tabi işlemlerin tipik örneğidir; adi yazılı yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri kural olarak geçersizdir.

v. Hangi Sözleşmeler Özel Şekle Tabidir?

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bazı şekle tabi işlemler şunlardır:

  • taşınmaz satış vaadi ve taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin işlemler (resmî şekil, tapu sicili),
  • kefalet sözleşmesi (yazılı şekil, kefalet limitinin ve türünün el yazısıyla belirtilmesi),
  • bazı bağışlama türleri,
  • tüketici kredisi ve konut finansmanı sözleşmeleri (kanunda öngörülen yazılı asgari içerik),
  • taraflarca iradi olarak yazılı şekle bağlanan sözleşmeler.

Her sözleşme türünün kendi özel kanunundaki şekil şartı ayrıca incelenmelidir; genel kural olan şekil serbestisi, özel kanunlardaki istisnalarla sınırlanır.

vi. Şekle Aykırılığın Kısmi Sonuç Doğurması

Bir sözleşmenin bazı hükümleri şekil şartına uygun, bazıları uygun değilse, sözleşmenin bölünüp bölünemeyeceği incelenmelidir. Şekle aykırı kısım, taraflarca sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmişse tüm sözleşme geçersiz sayılabilir; aksi hâlde yalnız o kısım geçersiz kalabilir.

vii. Şekle Aykırılık ile İptal Edilebilirlik Arasındaki Fark

Şekle aykırılık, sözleşmeyi kesin hükümsüz kılar; bu nedenle sonradan onaylanamaz ve zamanla geçerli hâle gelmez. Buna karşılık hata, hile veya korkutma nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmama hakkı, iptal edilebilirlik kategorisindedir; hak sahibinin süresi içinde iradesini bozan durumu bildirmesine bağlıdır. Bu iki kavram birbirine karıştırılmamalıdır; sonuçları ve süreleri farklıdır.

viii. Görevli ve Yetkili Mahkeme

Şekle aykırılık iddiasına dayalı uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, sözleşmenin niteliğine göre belirlenir. Taşınmazla ilgili uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemesi, ticari ilişkilerde asliye ticaret mahkemesi görevli olabilir. Yetki bakımından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kural olarak kesin yetkilidir; diğer uyuşmazlıklarda HMK m. 6 ve m. 10 hükümleri uygulanır.

ix. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre

Şekle aykırılık nedeniyle geçersizlik, bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir; her zaman ileri sürülebilir. Buna karşılık şekle aykırı sözleşmeye dayanılarak yapılmış ifalar sonucunda doğan sebepsiz zenginleşme iddiaları, kendi özel zamanaşımı sürelerine tabidir.

x. İspat Yükü ve Deliller

Şekil şartına uyulup uyulmadığı, mevcut belge üzerinden değerlendirilir. Uyuşmazlık genellikle belgenin gerçekliği, imzanın kime ait olduğu veya yazılı metnin içeriği üzerinde yoğunlaşır. Başlıca deliller:

  • sözleşme metninin aslı veya onaylı örneği,
  • noter kayıtları (resmî şekil gerektiren işlemlerde),
  • tapu sicili kayıtları,
  • imza incelemesi ve bilirkişi raporu,
  • tarafların yazışmaları ve ifa belgeleri.

xi. Sık Yapılan Hatalar

  • Taşınmaz satış vaadini adi yazılı sözleşmeyle yapmaya çalışmak.
  • Kefalet sözleşmesinde kefalet limitini ve türünü el yazısıyla belirtmemek.
  • Şekle aykırılığın her zaman ileri sürülebileceğini unutup süre hesabı yapmaya çalışmak.
  • İradi şekil şartı kararlaştırıldığı hâlde sonradan sözlü değişiklik yapıldığını ispatlayabileceğini düşünmek.
  • Elektronik yazışmayı, resmî şekil gerektiren işlemler için yeterli sanmak.

xii. Hukuki Değerlendirme

Şekil şartları, sözleşme özgürlüğünü sınırlayan istisnai ama önemli kurallardır. Hangi işlemin hangi şekle tabi olduğunun önceden doğru tespit edilmesi, ileride sözleşmenin tamamının geçersiz sayılması riskini ortadan kaldırır. Özellikle taşınmaz işlemleri ve kefalet sözleşmelerinde şekil eksikliği, tarafların yıllar sonra karşılaştığı ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Bir sözleşmenin şekil şartına uygun kurulup kurulmadığının incelenmesi ve olası geçersizlik risklerinin değerlendirilmesi için Günser + Partners ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Kural olarak hayır. Kesin hükümsüzlük, sonraki onay veya ifa ile kural olarak ortadan kalkmaz; ancak somut olayda dürüstlük kuralına aykırılık istisnası çok sınırlı hâllerde tartışılabilir.

Telif ve Kullanım

Bu sitedeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Günser + Partners (Law & Consultancy)'a aittir. İçeriklerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz biçimde başka internet sitelerinde yayımlanması hâlinde hukuki ve cezai yollara başvurulur. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Hukuki Bilgilendirme ve Sorumluluk Reddi

Bu makale yalnızca genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olay bakımından görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık, kendi koşulları, süreleri, delilleri ve güncel mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir. İçeriğe dayanılarak işlem yapılması hak kaybına yol açabilir. Makalenin okunması veya iletişime geçilmesi tek başına avukat müvekkil ilişkisi kurmaz.

Konular

Birlikte değerlendirilmesi gereken konular

İlgili mevzuat

TBK m. 12 · TBK m. 13 · TBK m. 14 · TBK m. 15 · TBK m. 17